Deruni Yasamak
yeni_bir_hayat_diri_bir_hayat TIKLAYIN
   Özbenlik         Zen         Yunus_Emre         Reiki          Suyun_Mesajı          Mevlana

Yunus Emre Hayat Felsefesi

Gönüller Sultanı, sevgi ve hoşgörü aşığı Yunus Emre, 8. y.y’da yaşamış bir Türkmen dervişidir. Anadolu’da birliğin bozulduğu, Moğol ordularının yakıp yıktığı, insanların umutsuzluğa kapıldığı bir dönemde, şiirleriyle bir sevgi seli oluşturmuş, insanlara manevi huzuru, sevgi ve hoşgörü gibi evrensel değerleri anlatmıştır. 8. ve 9. y.y.’lar Anadolu’nun büyük siyasal çalkantılar geçirdiği dönemlerdir. Bu dönemde Ahmet YESEVİ ile başlayan Türk Tasavvuf Harekatı, aynı dönemde ve aynı bölgede yaşayan Mevlana ve Yunus Emre ile doruk noktasına ulaşmıştır. reiki_symbols Yunus Emre, insanları doğru yola çağıran bir derviş, gerçeğin ardı sıra dolaşan bir mistiktir. Bu gerçek varlığın birliği ve herşeyin Tanrı’dan oluşudur. Kainatta var olan herşey bu görüntü yokken de vardı. "Ete kemiğe büründüm , Yunus diye göründüm " dizelerinde anlatmak istediği, bu Tanrısal gerçekliktir. Tanrı’ya kulluk etmenin asıl amacı, kendini O’na beğendirmek olup, bu da gönülleri kırmamakla, onları onarmakla mümkün olabilir. Gönül kırmamalı, hiçbir canlıyı incitmemeli, gönül almalı, büyüklük taslamamalı, geçimli olmalı, bilgili olmalı, O’nun üzerinde durduğu başlıca konulardır. herkes ayıbını ve kötülüğünü görebilmeli ve bunları düzeltmek için çaba göstermelidir. “Bir kez gönül yıktın ise, Bu kıldığın namaz değil, Yetmiş iki millet dahi Elin yüzün yumaz değil” Yunus, dervişlik felsefesini benimsemiştir. Dervişlik, belli kuralları olmayan bir töre okulu, bir insanlık disiplinidir. Derviş olabilmek için duygulardan, kötü düşüncelerden arınmak, ölüm korkusunu yenip, Tanrı ve insanlık yolunda çaba göstermek gerekir. Elde tesbih, dilde dua, herşeyden elini ayağını çekmiş insanlara yakıştırılan bu dervişlik, sonraları ortaya çıkan bir sapmadır. Nitekim Yunus, bu softalara şiddetle karşı çıkmış ve şiirlerinde bunları sürekli yermiştir.

"Dervişlik dedikleri , Hırka ile taç değil , Gönlünü derviş eden , Hırkaya muhtaç değil"

"Çeşmelerden bardağın, Doldurmadan kor isen, Bin yıl dahi beklesen, Kendi dolası değil"

diyerek bağnazlığı ve tevekkülcülüğü, gerçek din düşüncesiyle bağdaştırmamıştır.Yunus, tevekkülcü anlayışa karşı çıkar. O’nda yaşamın coşkusu ve sevinci görülür. O’na göre insan, sürekli bir değişim içindedir ve buna yeniden doğma denilmektedir. Ölmek de bir bakıma yeniden doğmaktır. Ölmek ve böylece sonsuzda yaşamak “mukadder” olduğuna göre, yaşadığı sürece faydalı işler yapmak; yapıtlar bırakmak gerekir. Ömür, yeryüzünde yaşamak, bu amacın gerçekleştirilmesi için bir araçtır.

Submit    geldik     Site Ekle    Site Ekle , Dizin




Adım adım izleri
Bu alemden içeri
On sekiz bin alemi
Gördüm bir dağ içinde

Yetmiş bin hicap geçtim
Gizli perdeler açtım
Ben dost ile birleştim
Buldum bir dağ içinde

Gökler gibi gürledim
Yerler gibi inledim
Çaylar gibi çağladım
Aktım bir dağ içinde

Bir döşek döşemişler
Nur ile bezemişler
Dedim bu kimin ola
Sordum bir dağ içinde

Deprenmedim yerimden
Ayrılmadım pirimden
Aşktan bir kadeh aldım
İçtim bir dağ içinde

Yunus eydür gezerim
Dost iledir bazarım
Ol Allah’ın didarın
Gördüm bir dağ içinde

Yunus EMRE

    site ekle

|Hayatı yeniden anlamak | Kendini bilmek | Reiki Enerjisi | Meditasyon | Derin nefes | Diri Yaşamak | Zindelik veren bitkiler | Zen |