|
Müzik
Tüm sayfayı tam olarak görebilmek için tıklayınız :
http://dincerkaratepe.sitemynet.com/dincerkaratepe/
SEVGİYE YER KALMADI MI ?
Erdal ATABEK
Cumhuriyet
Uzakdoğu'da bir Budist tapınağında geçmiş bir olayı anımsadım.Bu tapınak bilgeliğin gizlerini aramak için gelenleri kabul ediyordu ve burada geçerli olan incelik,anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti. Bir gün tapınağın kapısına bir yabancı geldi. Yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, kapıda tokmak ya da çan, zil türünden ses çıkaran bir gereç yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı,içerdeki "bilgelik arayıcısı" kapıda duran yabancıya baktı. Bir selamlaşmadan sonra sözsüz konuşmaları başladı.
Gelen yabancı, tapınağa girmek ve burada kalmak istiyordu.
İçerdeki bir süre kayboldu,sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve kabı yabancıya uzattı. Bu "Yeni bir aracıyı kabul edemeyecek kadar doluyuz" demekti.
Yabancı tapınağın bahçesine döndü,aldığı bir gül yaprağını dolu kabın içindeki suyun üzerine bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı.
İçerdeki Budist saygıyla eğildi ve kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı.
Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardır.
Bu sevgiydi ve sevgiye her zaman yer bulunurdu.
Nicedir hayatımızda sevgiye yer bulamadığımızı düşündüm. Bize sevgiyi anlatan bir olayı haber yapamıyoruz. Bize sevgiyi anlatan bir kişiyi dinlemiyoruz. Bize sevgiyi anlatan bir duyguyu görmüyoruz. Bize sevgiyi anlatan bir yazı yazmıyoruz, böyle bir yazıyı okumuyoruz.
Bir Polonya filminde Nazi dönemi anlatılıyordu.Nazi komutanı güzel bir evi komutanlık merkezi yapmıştı.Evin güzel sahibesi üst kata çıkmıştı ve az görünüyordu.Komutan bu kadına âşık olduğunu anladı ve aralarında şöyle bir konuşma geçti:
- Madam, aşkımız beni zayıf düşürüyor.
- Hayır komutan, sevginiz sizi insan yapıyor.
İnsan ruhu da doğanın bir parçasıdır ve doğa gibi boşluk kabul etmez. İçinde sevgiyi barındıramayan insan nefretle dolar ve insanlıktan uzaklaşır.
Nefret etmeden birine kötülük yapamazsınız.
Nefret etmeden birini öldüremezsiniz.
Nefreti içinde barındırmak isteyen insan önce kendisinden nefret etmek zorundadır.
İçinde nefreti yaşatan insan yüreğindeki sevgiyi kovmuştur. Artık onu bulması çok zordur ve bunun ağır bedelini ödeyecektir.
Sevgisizlik ağır bir yüktür ve insan bundan kurtulmak için çok kötü şeyler yapar.
Acımak sevgi değildir, üstünlüğün kabulüdür.
Hoşgörü sevgi değildir, istemediğine katlanmaktır.
Bağımlılık sevgi değildir,gereksinmenin karşılanmasıdır.
Sevgi, değer vermesini bilmektir.
Sevgi,yaşama hakkını kabul etmektir.
Sevgi, varolmaktan kıvanç duymaktır.
Sevgi, birlikte olmaktan sevinç duymaktır.
Sevgi, eşitliğin duyumsanmasıdır.
Sevgi, bütün yapay ayrımların hayattan çıkarılmasıdır.
Sevgi, bilinçtir.
Sevgi, insan olmaktır.
Sevgiyi hayatımızdan kovduk ve yerine parayı koyduk.
Para için yaşıyoruz, para için eğitim görüyoruz, para için meslek ediniyoruz, para için çalışıyoruz, para için birbirimizi çiğniyoruz, para için birbirimizi aldatıyoruz, para için savaşıyoruz.
Sevgiyi hayatımızdan kovduk ve yerine üstün olmayı koyduk.
Üstün olmak için yaşıyoruz, üstün olmak için yarışıyoruz, üstün olmak için kendimizden başkasının aşağı olmasına çalışıyoruz.
Sevgiyi hayatımızdan kovduk ve nefreti içimize çağırdık.
Birbirimizden nefret ediyoruz nefretle yaşıyoruz, nefretle çalışıyoruz, nefretle dövüşüyoruz, nefretle öldürüyoruz.
Para, üstün olmak ve nefret etmek hayatımızı dolduruyor.
Hayatımız da savaşlarla, dünyayı yağmalamakla, birbirimizi boğazlamakla geçiyor.
Sevginiz olmadıktan sonra daha çok paranız olsa, daha üstün olsanız, daha çok toprağınız, eviniz arabanız, malınız olsa ne olur?
Sevginiz yok ve hiç bir şeyiniz yok.
Belki de yeniden öğrenmemiz gereken budur.
Anlamaya yönelik bakılmazsa hiçbir şey göremezseniz !...
Yaşamak sadece nefes almak değildir !...
İnsan olmakla nefes alıp yaşamak arasındaki fark AKIL ve BİLGİ'dir...
Kötü insan yoktur, cahil insan vardır !...
Düşünmeyen tutucudur.
Düşünemeyen aptal.
Düşünmediğine aldırmayan ise köle...
Bilgi çağının insanı düşünen, olayların nedenini sorgulayabilen ve sorunlara çözüm getirebilen, yaratıcı düşünce yeteneğini uygulamaya geçirebilendir.
Olayları kalıp düşüncelerle değil, yaratıcı düşüncelere sahip olarak çözebilendir !...
Hastalığı iyileştiren de, mutsuzluğu mutluluğa çeviren de zihindir
İnsan ancak düşüncelerini yükseltmekle yükselir...
Kapalı bir zihin ölmekte olan zihindir
yaşamda sadelik ;
düşüncede görkem !...
Hangi konuda olursa olsun, başarılı olmak için okumak, çok okumak gerekir !...
SkyTürk televizyonunda Serdar Akinan'ın programına (Anlamak İçin) 28 Mayıs 2008 tarihinde konuk olan Prof. Ünsal Oskay'dan ilginç sözler :
Artık hapishanelere gerek kalmadı.
Öylesine bir hayat tarzını bize benimsetti ki modern toplum son 50 yıldır...
Denetimi artık sistem kendisi yapmıyor.
Bize öğrettiği yaşama üslubunun içerisinde, denetimi kendimiz yapıyoruz.
Eskimeyen ayakkabımızı ikinci sene giymek istemiyoruz. Üç yıllık buzdolabını değiştirmek istiyoruz.
Konu-komşudan uzaklaşıyoruz.
Hayat, acımasız bir şekilde, insanların birbirini yargıladığı bir yarışma halinde geçiyor. Parayla satın alınabilen statü simgeleri; iyi ev, iyi ayakkabı, yeni araba...
Sistemi eleştiren bir iktisat hocası bile televizyona çıktığı zaman pahalı bir kravat takmak zorunda.
Sistem, nereye kaçarsanız kaçın, kendisini yeniden üretmek için bizi ücretsiz iş gücü olarak kullanıyor.
Müzik, ortalama beğeniye indi.
Başka türlü bir toplum inşa edildi.
Peki insanların yarışacağı başka alanlar yok mu? Ayakkabı eskimemiş, evde de 15 tane var. Peki neden yenisini alıyoruz?
O zaman ne oluyor, 40 yaşında ülser, 50 yaşında kanser !
Ama ayakkabılar burada kalıyor...
Bir de kim kalıyor biliyor musunuz; sistem. Sistem, yeni ülserler, yeni kanserler yaratmak üzere yeni malzemeler buluyor.
Günümüzün tapınakları artık televizyonlar ve alış-veriş merkezleri. Buralarda dini bir ritüel gerçekleşiyor aslında. Başarılı bir insan olduğunu ancak buralarda hissedebiliyorsun.
Sevsen de böyle, sevmesen de böyle... Don alacaksın, fistan alacaksın ama 40 tane dükkan geziyorsun. İrrasyonel, gerçek dışı bir hayat bu...
Rasyonel olan bir şey var; insanları çok iyi kullanan, hem de ücretsiz bir emek olarak kullanan modern toplum.
Sistem kendini yeniden üretiyor ve bu da para yoluyla oluyor. Çünkü para etmeyen bir şey, değer taşımıyor.
Tarihi bilmeyen, sosyoloji bilmeyen iktisatçı bir b.ka yaramaz... Oturun biraz okuyun yahu !
Biraz okuyun yahu !...
Biraz okuyun !
Biraz...
Okuyun...
HAYAT...
Gidene kal demeyeceksin. ..
Gidene kal demek zavallılara,
Kalana git demek terbiyesizlere,
Dönmeyene dön demek acizlere,
Hak edene git demek asillere yakışır.
Kimseye hak etmediğinden fazla değer verme,yoksa değersiz olan hep
sen olursun...
Düşün...
Kim üzebilir seni senden başka?
Kim doldurabilir içindeki boşluğu sen istemezsen?
Kim mutlu edebilir seni, sen hazır değilsen?
Kim yıkar, yıpratır sen izin vermezsen?
Kim sever seni, sen kendini sevmezsen?
Her şey sende başlar, sende biter...
Yeter ki yürekli ol, tükenme, tüketme, tükettirme içindeki yaşama
sevgisini...
Ya çare sizsiniz yada çaresizsiniz. ..
Öyle bir hayat yaşadım ki cenneti de gördüm cehennemi de.
Öyle bir aşk yaşadım ki tutkuyu da gördüm pes etmeyi de.
Bazıları seyrederken hayat ı en önden, kendimi bir sahnede buldum,
Oynadım.
Öyle bir rol vermişlerdi ki okudum okudum anlamadım.
Kendi kendime konuştum bazen evimde, hem kızdım hem güldüm halime.
Sonra dedim ki söz ver kendine
Denizleri seviyorsan dalgaları da seveceksin,
Sevilmek istiyorsan önce sevmeyi bileceksin,
Uçmayı biliyorsan düşmeyi de bileceksin,
Korkarak yaşıyorsan yalnızca hayatı seyredeceksin.
Öyle hayat yaşadım ki son yolculukları erken tanıdım.
Öyle değerliymiş ki zaman hep acele etmem bundan anladım.
NIETSZCHE
Amado Mio...
Yaşamda sadelik,
düşüncede görkem...
BASİT YAŞAMAK
Basit yaşayacaksın.
Mesela susayınca su içecek kadar basit.
Dört çıkacak, ikiyi ikiyle çarptığında.
Tek düğmesi olacak elindeki cihazın;
tek bir düğme, tek bir cümle gibi;
sevince lafı dolandırmadan söylediğin
seni seviyorum gibi.
Basit bir öpücük yetecek sana;
basit sıcak bir öpücük
ve o öpücükle dolacak tüm günlerin, tüm düşlerin.
O öpücük için yapacaksın hayatının kavgasını,
o öpücük için yiyeceksin hayatının dayağını.
Kabak çekirdeği verecek sana
rakamların veremediği mutluluğu.
El yazısıyla yazılmış eğri büğrü bir mektup olacak en değerli kağıdın;
hep yanında taşıdığın,
atmaya kıyamadığın.
İki harekette giyiniverecek,
iki harekette soyunuvereceksin.
Kısacık olacak uyanman
ve yola çıkman arasında geçen süre;
kısacık olacak
sıcacık kollara dolanman
ve yolculuklara çıkman arasında geçen süre.
Kendin bile anlayabileceksin yazdıklarını;
bakışların bile anlatabilecek kendini.
Beklentilerin de basit olacak.
Kaf Dağı'nın önünde bekleyecek mutluluklar.
Bir ıslıkta bulabileceksin en uzun dostluk romanını;
ya da bir damla gözyaşı yaşatacak sana
en ucuz aşk romanını.
Pankreasının sağlığına dua edeceksin kapatırken gözlerini.
Zafer işareti yapacaksın tuvaletten çıkarken.
Bir kaşarlı tost olacak aradığın
nasıl oturacağını bilemediğin sofrada;
parmakların olacak en kıymetli çatalın.
Yine, aynı parmaklar çözecek en karmaşık denklemleri.
İskender'in kılıcı duracak avukat rehberinin yanında.
Bir filarmoni orkestrası veremeyecek sana
kontrplak bir gitarda, doğru basılmış bir
fa diyezin mutluluğunu.
Makyajın ilk a sına kadar bilmen yetecek.
Temizlik kokacak en pahalı parfümün
Bilmiyorum diyebileceksin bilmediğinde
ve çok normal olacak onu da bilmeyişin.
Tek dereden su getirmen yetecek,
bir istemiyorum diyebilmeye.
Ne durduğu farketmeyecek abanın altında.
Saatin, sadece saati gösterecek;
Telefonunu sadece telefon etmek için kullanacaksın.
Küçük bir not defteri olacak bilgini en hızlı sayan.
Basit yaşayacaksın, basit.
Sanki yaşamın bir gün sona erecekmiş gibi
basit...
düş hekimi yalçın ergir
yaşamda sadelik,
düşüncede görkem....
Mal varlığınız değil, kültür varlığınız nedir ?
Şarkılarım senindir
Yağmur...
deniz kokusu...
şimdi İstanbul'dan uzaklarda,
İstanbul'u yaşamak ne kadar hoş,
al başını deli düşünce atlar gibi başıboş...
öyle hasretim ki sana İstanbul sanki yüzlerce yıldır ayrı kalmış gibiyim...
Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür
Kültür;
okumak,
anlamak,
görebilmek,
görebildiğinden anlam çıkarmak,
ders almak,
düşünmek,
anlama yeteneğini eğitmektir."
Mustafa Kemal ATATÜRK (1936)
|
|
İyi bir kitap
içimizdeki donmuş değerleri
parçalayacak balta olmalıdır !...
kitaplar ve okumaya dair
Eğer kitap okumuyorsanız, yaşamdaki bir çok şeyi ıskalıyorsunuz demektir !...
"Biz daima gerçeği arayan
ve onu buldukça,
bulduğumuza inandıkça,
ifade etmeye cesaret eden adamlar olmalıyız."
Mustafa Kemal ATATÜRK
Her zaman ve her şeyi sorgulamalıyız... Sorgulama gelişimin ilk basamağıdır.
Yaşamdaki tek yol gösterici bilimdir. Bilimin süzgecinden geçmeyecek, bilimsel yöntemlerle ele alınmayacak tek bir olgu ve süreç yoktur !...
İlgisiz ve bilgisiz bireylerin oluşturduğu toplumlar çürümeye mahkumdur !...
Daha iyi bir gelecek için yalnız gerçeğe ihtiyaç var !...
Dünya; kötülük yapanlar yüzünden değil, seyirci kalıp hiçbir şey
yapmayanlar yüzünden tehlikeli bir yerdir.
Bilgi insanın varoluş nedenidir, bilgisizlik ise yokoluştur !...
Kendimi nasıl geliştirmeliyim,nasıl aşabilirim sorularını sorduğumuzda yaşantımız daha da zenginleşecektir...
Ancak bilgelik sayesinde insanoğlu insanlığını koruyabilir...
Ham, pişkinin halinden anlamaz, o halde sözü kısa kesmek gerek...
Mevlana
Sorrow
KAYBETTİKLERİMİZ !...
İnsanoğlu bir gün virgülü kaybetti: Söyledikleri birbirine karıştı.
Noktayı kaybetti: Düşünceleri uzayıp gitti, ayıramadı onları.
Ünlem işaretini kaybetti bir gün de: Sevincini, öfkesini, bütün duygularını yitirdi.
Soru işaretini kaybetti bir başka gün: Soru sormayı unuttu, herşeyi olduğu gibi kabul eder oldu.
İki noktayı kaybetti bir başka gün: Hiçbir açıklama yapamadı.
Hayatının sonuna geldiğinde elinde sadece tırnak işareti kalmıştı.
"İçinde de başkalarının düşünceleri vardı yalnızca"
Büyük adam olmaya lüzum yok, sadece adam olalım yeter.
Albert Camus
|
|
Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir
Sokrates
Biz, arzulanana değil; arzulamanın kendisine aşığızdır...
Nietzsche
Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür...
Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür...
Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür...
Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür...
Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür...
Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür...
Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür...
Mahatma Gandhi
İnsan, mutluluğun en büyüğüne, ancak öteki insanlara iyilik yapmakla kavuşabilir
Çiçero
Dünyanın en yoksul insanı, paradan başka hiç bir şeyi olmayandır
Schopenhauer
İmkansızlık yalnız sersemlerin sözlüğünde bulunan bir kelimedir
Napoleon
Çözümde görev almayanlar problemin bir parçası olurlar
Goethe
Büyük beyinler fikirleri, orta beyinler olayları, küçük beyinler ise kişileri konuşur
Hyman Rickover
Karanlığa küfretmektense, bir küçük ışık yakın, daha iyi edersiniz
Andre Gide
Hayattaki gerçek mutluluk yüce olduğunu kabul ettiğiniz bir amaç için var olmak, doğanın bir gücü olmak...
Bernard Shaw
Bazı idealler o kadar değerlidir ki, o yolda mağlup olmak bile zafer sayılır
Xsentos
HİÇ SEVMEDİM !...
nostalji...
Chubby Checker - Let's Twist Again
Medley - Frank Sinatra & Dinah Shore
Baby Its Cold Outside Doris Day & Bing Crosby
Andy Williams - Moon River (1961)
Sanremo 1969 Milva-Un Sorriso
Salvatore Adamo - Medley 1969
Nicola Di Bari "Il cuore è uno zingaro"
Terry Jacks - If you go a way
Alain Barriere & Noelle Cordier - Tu T`en Vas
Terry Jacks - Seasons In The Sun
Jeane Manson - Avant de nous dire adieu
Dalida
Amii Stewart - Knock On Wood
Toto Cutugno L`Italiano
Mort Shuman - Sorrow
l'oiseau et l'enfant Marie Myriam
ANLAR
Eğer yeniden hayata başlayabilseydim,
İkincisinde, daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
İlkinde olmadığım kadar neşeli olurdum,
Çok az şeyi
Ciddiyetle yapardım.
Temizlik asla sorun bile olmazdı.
Daha fazla risk alırdım hayatta.
Daha fazla seyahat ederdim...
Daha çok güneş doğuşunu izler,
Daha çok dağa tırmanır,
Daha çok nehirde yüzerdim.
Daha çok görmediğim yere giderdim.
Daha az bezelye ve doyasıya dondurma yerdim,
Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.
Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben.
Elbette mutlu anlarım oldu ama,
Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.
Farkında mısınız bilmem.
Hayat budur zaten:
Anlar, sadece anlar.
Siz de anı yaşayın.
Her yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan
Gitmeyen insanlardandım ben.
Eğer hayata yeniden başlayabilseydim,
Yanımda hiçbir şey taşımazdım.
Eğer yeniden başlayabilseydim,
İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atar.
Ve sonbahar bitene kadar çıplak ayaklarla yürürdüm.
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,
Çocuklarla oynardım, bir şansım daha olsaydı, eğer.
Ama işte 85'indeyim ve biliyorum...
Ölüyorum...
Jose Luis Borges
Kabardey - Azmi Toguzata
Si Albina - Azmi Toguzata
Ankara
seninle güzel Ankara...
SOLDIER OF FORTUNE - (Deep Purple)
have often told you stories
About the way
I lived the life of a drifter
Waiting for the day
When Id take your hand
And sing you songs
Then maybe you would say
Come lay with me love me
And I would surely stay
But I feel Im growing older
And the songs that I have sung
Echo in the distance
Like the sound
Of a windmill goin round
I guess Ill always be
A soldier of fortune
Many times Ive been a traveller
I looked for something new
In days of old
When nights were cold
I wandered without you
But those days I thougt my eyes
Had seen you standing near
Though blindness is confusing
It shows that youre not here
Now I feel Im growing older
And the songs that I have sung
Echo in the distance
Like the sound
Of a windmill goin round
I guess Ill always be
A soldier of fortune
Yes, I can hear the sound
Of a windmill goin round
I guess Ill always be
A soldier of fortune
BÜLENT ORTAÇGİL
NOSTALJİ
Giorgos Dalaras - Exo enan kafene
Yüzünü dökme küçük kız !...
Olmasa mektubun...
Ola se thimizoun
Denizi seviyorum !!!
I Love Paris
sorucevap.com : Bilim ve Kültür
kitapyurdu: kitap - Atatürk'ü Doğru Anlamak - Prof. Dr. Sezgin ...
idefix - Video CD - Özgürlük Çığlığı -
kitapyurdu: kitap - Atatürk'ü Doğru Anlamak - Prof. Dr. Sezgin ...
Akşam Gazetesi - Saygının fotoğrafı
Beyazperde
FotoKritik - dinginlik... fotoğrafı
Radikal-çevrimiçi / Cumartesi / AŞKIN DANSI
ASA-HABER-TURK GUNESI
sorucevap.com : Edebiyat
Fatih Altaylı ile TEKETEK
bilgivekulturyarismasi.sitemynet.com
http://www.guvercinevi.net/haberler_Y.asp?id=4225&t=siyaset
SE LE MOJA LA CANOA
Sade - The Sweetest Taboo
EZGİNİN GÜNLÜĞÜ
Bahçedeki Sandal
Ellerimiz
Yaralı Kuş
Kıyısız Deniz
Gemiler Gibi
Eksik Bir Şey
Mutlu Olmak Varken
Mutlu Aşk Vardır
Yalgızam
DÜNYANIN EN BÜYÜK AŞKI
Kral 8. Edward ile Madam Wallis Simpson
20. yüzyılın ilk büyük aşkı
Wallis Warfield (1896-1986) Amerikalı köklü bir ailenin kızıydı. 1916'da Amerikalı bir havacıyla ilk evliliğini, 1927'de İngiliz Ernest A. Simpson ile ikinci evliliğini yaptı. O sırada Galler Prensi ünvanını taşıyan Edward'la Londra sosyetesinde tanıştı. Birbirlerine aşık oldular. Edward Ocak 1936'da Kral oldu. Wallis ise sevdiği adamla evlenebilmek için Haziran 1936'da boşanma davası açtı. Ancak iki kere boşanmış bir Amerikalı kadınla evlenmesinin mümkün olmadığını bilen 8. Edward, Aralık 1936'da tahttan feragat etti. Tacını kaybettikten sonra Windsor Dükü ünvanını alan Edward, 3 Haziran 1937'de Fransa'da yakın dostu Charles-Eugene Bedeaux'nun şatosunda sevdiği kadınla evlendi. Çiftin macerası, 20. yüzyılın en büyük aşklarından biri olarak çok konuşuldu. Edward 1972'de, Wallis ise 1986'da öldü.
|
|
|
Özgün fikirler siz onları kışkırtmadıkça asla ortaya çıkmazlar...
Müzik dinlemek için...
Cogito ergo sum
Düşünmek insanın en eski alışkanlıklarındandır.
İnsan insan olmaya başlarken düşünmeye başlamıştır.
Düşünmek insan için bir zorunluluktur.
İnsan olabilmek için düşünmeyi bilmek,düşünebilmek gerekir.
İnsan denilince düşünce,düşünce denilince insan akla gelir.
Düşünce insanın en önemli organıdır.
Kediye pençesi,balığa kuyruğu,file hortumu neyse insana düşüncesi odur.
İnsanoğlu bedensel açıdan hayvanlardan güçlü olmamasına karşın doğanın en güçlü varlığı olduysa,bunu yalnızca ve yalnızca düşüncesine borçludur.
Doğadaki tüm hayvanlar bazı organlarını kullana kullana geliştirdiler,bazı organlarını da kullanmaya kullanmaya körelttiler.
Düşünce insanın doğayla ve kendisiyle kavga ede ede kazandığı çok değerli bir yetisidir.
İnsanın bu yetisine artık gereken özeni göstermediği görülmekte.
Düşünmek pek çok insan için sıkıntıdır,külfettir,yüktür.
Evet ne yazık ki insanların büyük bir bölümü düşünmeyi sevmiyor. İnsanların büyük bir bölümü,çok uzun sürmüş bir çabanın sonunda kazandığımız düşünme yetimizi önemsemeden yaşıyor.
İnsanlar çok zaman kalıp düşüncelerle,kalıp davranışlarla yetiniyorlar. Düşünmeden yapmak çok yerde insana düşünerek yapmaktan daha kolay görünüyor.
İstiyorlar ki kendi adlarına başkaları düşünsün. Hem de iyi düşünsün.
Kimilerine göre düşünmek dünyanın en ağır işidir,beş dakika düşünmeye kırk kilometre yürümeyi yeğ tutan pek çok insan var.
Düşünmenin zorluğu duygusu insanı çabucak düşüncenin gereksizliği fikrine ulaştırıyor. Kimilerine göre düşünmek dünyanın en gereksiz işidir,insanı boş kaygılara,anlamsız sıkıntılara iter,hatta onu çıldırtır,dünyadan koparır,rezil eder.
İnsanoğlu çok zaman kendini bugünkü durumuna getiren şeyin düşünce olduğunu unutmuş gibidir...
Düşünce insanın temel özelliği olduğuna göre, insanın düşünceden korkması kendinden korkması demektir,insanlığından korkması demektir.
Düşünceden korkan insanın durumu,kuyruğunun gölgesini görünce sıçrayan kedinin durumuna çok benzer.
Düşünmeden yaşamak,yaşama bilinçsizce katılmaktan hatta iğreti yerleşmekten ya da yaşamda sürüklenmekten başka bir şey değildir.
Freedom
GENEL KÜLTÜR BİLGİ YARIŞMASI BÖLÜMÜ
Boynu bükük bir papatya olduğuma bakıp da
senden vazgeçtim sanıp
sakın aldanma
yedi kat yerin altından örgütlenip,
takılıverdim saçının arasına..
Diğer Yazılar ( Arşiv )
GENEL KÜLTÜR BİLGİ YARIŞMASI BÖLÜMÜ :
DİĞER BAĞLANTILAR BÖLÜMÜ :
ODTÜ Radyo
Bilgi Dosyası
GAZETELER :
AH TÜRKÇEM AH !...
KİTAPLAR :
Lee Oskar
SİNEMA
Film Yorumları :
Filmin adı : ÖZGÜRLÜK ÇIĞLIĞI
Yönetmeni : Richard Attenborough
Oyuncular : Kevin Kline , Penelope Wilton , Denzel Washington
Yapım : İngiltere - 1987
Filmi izlerken hep Joan Baez'ın o ünlü protest şarkısını hatırladım...
Film 1970'li yıllarda Güney Afrika'da ırk ayrımına karşı mücadele veren efsanevi Stephen Biko'nun gerçek öyküsünü anlatıyor...Bir Richard Attenborough filmi olan Özgürlük Çığlığı, siyahi eylemci Biko ile beyaz gazeteci Donald Woods'un yakınlaşmaları ve Biko'nun hükümet güçleri tarafından öldürülmesiyle dostu gazetecinin onun mesajını tüm dünyaya duyurmak uğruna tehlike dolu mücadelesini anlatıyor.
Filmin adı : YAĞMURDAN ÖNCE
Yönetmeni : Milcho Manchevski
Oyuncular : Rade Serbedzija, Labina Mitevska, Katrin Cartlidge, Gregoire Colin , Jay Villiers, Silvija Stojanovska , Josif Josifovski , Petar Mircevski
Yapım : Makedonya, Fransa, İngiltere, 1994
Filmde birbirini tamamlayan üç farklı öykü anlatılmaktadır.
Birinci bölümde Hristiyan bir genci öldürmekle suçlanan Arnavut genç kız Zamira'nın eski bir manastırda rahip Kiril tarafından saklanması işlenmektedir. İkinci bölüm ise Londra’da geçmektedir. İngiliz kadın fotoğraf editörü Anne ve Alexander'la olan ilişkisi anlatılmaktadır.
Son bölümde ise Makedon fotoğrafçı Alexander'ın yıllardır gitmediği ülkesine dönüşü ve Balkanlarda yaşanan korkunç bir savaş trajedisi gözler önüne serilmektedir...
Yağmurdan Önce'nin bir başka özelliği de Oscar adayı ilk Makedon filmi olmasıdır.
Filmin adı : SAVAŞ TANRISI
Yönetmen : Andrew Niccol
Oyuncular Nicolas Cage, Bridget Moynahan, Jared Leto, Shake Tukhmanyan, Jean-Pierre Nshanian
Yapım : ABD - 2005
"Dünya kime miras kalacak biliyor musunuz ? Silah tacirlerine... Çünkü başka herkes birbirlerini öldürmekle meşgul."
Filmdeki en önemli son söz...
Savaş Tanrısı uluslararası silah ticaretini konu alan ibret dolu bir film.
Ayrıca, silah taciri Yuri Orlov ve onu yakalayan İnterpol ajanı ile yaptığı konuşmadan önemli bir bölüm...
"Günümüzde yaşayan ve kendilerine lider diyen en iğrenç ve acımasız insanlarla yakın ilişkilerim var... Ve dünyanın en büyük silah taciriyim ama büyük patron birleşik devletler başkanıdır. Kendisi benim bir yılda yaptığımdan fazla satışı bir günde yapar ve silah üstünde parmak izinin bulunmasının utanç verici olduğu ve silah satmanın hoş olmayacağı güçlere silah satarken benim gibi serbest çalışan kişilere ihtiyaç duyar..."
Filmin adı : İSKOÇYA'NIN SON KRALI
Yönetmeni : Kevin Mcdonald
Oyuncular : Forest Whitaker, James McAvoy
Yapım : A.B.D - 2006
İskoçya'lı Nicholas Garrigan'ın gözünden Uganda'lı diktatör Idi Amin'in anlatıldığı film. Uganda'da tıbbi görev yapan genç doktor önceleri Amin'e müthiş bir hayranlık duyar. Daha sonra onun özel doktoru ve danışmanı (!) olur. Ancak diktatör Amin'in vahşet politikasını fark ettiğinde Uganda'dan kaçmaya çabalar...
Filmin adı : PRESTİJ
Yönetmen : Christopher Nolan
Oyuncular : Hugh Jackman, Christian Bale, Michael Caine, Piper Perabo, Rebecca Hall
Yapım : ABD, İngiltere - 2006
İki genç sihirbazın bir ömür boyu süren acımasız rekabetleri ve düşmanlıklarını konu alan sürprizlerle dolu heyecanlı bir film. Özellikle birbirlerini alt etmek uğruna ünlü bilim adamı Nikola Tesla'dan yardım istemeleri de filmi oldukça ilginç hale getiriyor.
Filmin adı : AŞKIN DANSI
Yönetmeni : Stéphane Brizé
Oyuncular : Patrick Chesnais , Anne Consigny
Yapım : Fransa - 2005
Jean-Claude işinden pek memnun olmayan bir icra memurudur. Uzun zaman önce eşi tarafından terk edildiğinden beri hayatını hep yalnız geçirmektedir. 50 yaşında, hayattan bıkmış, yorgun ve mutsuz bir insandır. Ta ki bürosunun penceresinden karşı binadaki tango dersleri veren dans stüdyonun farkına varana kadar...
Dans kurslarına kaydolmaya karar verir ve burada tanıştığı kendisinden çok genç Françoise'la yakınlaşırlar. Yıllarca bastırdığı duyguları açığa çıkar. Ancak Françoise'in yakında evleneceğini öğrendiğinde yıkılır...
Filmin adı : RAY
Yönetmen : Taylor Hackford
Oyuncular : Jamie Foxx, Kerry Washington, Regina King, Clifton Powell, Harry J. Lennix
Yapım : ABD - 2004
Sanki gerçek Ray Charles'i izler gibiydim... Jamie Foxx'dan başka hiç kimse o büyük ustayı bu kadar iyi canlandıramazdı doğrusu...
Dünyanın en önemli caz sanatçısı Ray Charles'ın öyküsünün anlatıldığı bu muhteşem filmi izlerken onu müzik dünyasına kazandıran kişinin Atlantic Records müzik şirketi sahibi bir Türk (Ahmet Ertegün) olduğunu da öğrenmiş bulunuyorum...
Donna Donna
Diamonds and Rust
Oye Como Va
Black magic woman
Samba pa ti
La Paloma
Un Canto a Galicia
Ni te tengo ni te olvido
http://www.barbrastreisand.com/
KABARTAY
There goes my baby
Sunrise
Aziza Mustafa Zadeh
ANLAR
Hey You
Goodbye Blue Sky
Anoushka Shankar
|
|
|
Ona bir kitap vereceğim
Rahatını kaçırmak için
Bir öğrenegörsün aşkı
Ağacı o vakit seyredin...
MELİH CEVDET ANDAY
Ne çelişki yanlışlığın belirtisidir, ne çelişmezlik doğruluğun belirtisidir ...
Kalamış
Bir Fincan Kahve istermisiniz?
Eski mezun arkadaş grubu üniversitedeki hocalarından birini ziyarete gitmiş.
Çeşitli konular konuşulduktan sonra sohbet, işin yarattığı strese ve hayatın zorluklarına gelmiş .
Yaşlı üniversite hocası ziyaretçilerine kahve ikram etmek üzere mutfağa gitmiş ve değişik boy, renk ve kalitede bir çok fincanın bulunduğu bir tepsiyle geri dönmüş. Kimi porselen, kimi seramik, kimi cam, kimi plastik olan fincanları ve kahve termosunu masaya koyup kahvelerini oradan almalarını söylemiş.
Tüm eski öğrenciler kahvelerini alıp koltuklarına döndüğünde hocaları onlara şunu söylemiş: "Farkına vardınız mı bilmem, zarif görünümlü, güzel, pahalı fincanların hepsi alındı, masada yalnızca ucuz ve basit görünümlü fincanlar kaldı. Elbette ki kendiniz için en güzelini istemek ve onu almak çok normal ama iste bu demin bahsettiğiniz problemlerinizin ve stresin nedeni.
Hepinizin istediği fincan değil, kahve iken, bilinçli olarak her biriniz birbirinizin aldığı fincanları gözleyerek daha iyi olan fincanları almaya uğraştınız.
Yasam kahveyse,is, para ve mevki fincandır.
Bunlar yalnızca Yaşam'ı tutmaya yarayan araçlardır, ama Yaşam'ın kalitesi bunlara göre değişmez. Bazen yalnızca fincana odaklanarak, içindeki kahvenin zevkini çıkarmayı unutabiliyoruz.
GENEL KÜLTÜR BİLGİ YARIŞMASI BÖLÜMÜ
Dinçer Karatepe
dinçer karatepe.sitemynet.com
genel bilgi
|
|