dinfelsefesi.sitemynet.com
eglence016.gif

Anasayfam
Din Felsefesi
T.D.F.D.
Din Felsefesine Giriş
Allahın Varlığı ve Sıfatları
Din Dili ve Dinî Sembolizm
Kötülük Problemi-insan Hürriyeti
Allah Alem ilişkisi
Ateizm
Ölüm ve Sonrası
Din Bilim ilişkisi
Din Ahlak ilişkisi
DinSanat ilişkisi
Dini Kapsayıcılık
Dini Dışlayıcılık
Dini Çoğulculuk ve Diyalog
Dini Yorumlama
Kişisel Sayfam
Ziyaretçi Defteri
Linkler Sayfam

Kötülük Problemi-insan Hürriyeti


KÖTÜLÜK PROBLEMİ
İNSAN HÜRRİYETİ

Kaderiyye Yazgıcı, Cebriyye Özgürlükçü mü?

KAMER DERGİSİ 1996
KAMER İLMÎ, FİKRÎ, AKTÜEL DERGİ
Sayı:9 Ekim 1996, s.27

Kaderiyye Yazgıcı, Cebriyye Özgürlükçü mü? /
Bayram Dalkılıç .......................... 27

"Akılcılık yolu; Cebriyecileri; Kaderiyecileri, Mutezilecileri doğurdu. Soru şuydu: Yaptıklarımı ben mi yapıyorum, Tanrı mı yaptırıyor?... Cebriyecilere göre, yaptıklarımızı biz yapıyorduk, Kaderiyecilere göre Tanrı yapıyordu. Ceb-riyeciler soruyorlardı: Öyleyse neden biz sorumlu olalım?... Mutezileciler de Cebriyecilerle birleşerek şöyle diyorlardı: iman kitaptaysa, akıl insandadır. Kader diye bir şey yoktur. Tanrı benim işime karışmaz, ne ceza verir, ne armağan. Kitap da Tanrı sözü değil, kul sözüdür." (1).
"İnsan özgür mü değil mi? Bir yanıta göre insan, Allah'ın saltık egemenliği altındadır. Eylemlerinde hiçbir bireysel özgürlüğü yoktur, bu görüş (Kaderiye) İslam dini için tehlikeli olan şu soruya götürür: Her şeyi Allah yaptığına göre, insanın sorumluluğu yoktur. Sonuçta günah da yoktur. Cennet ve cehennem anlamsızdır.
Kaderiyenin karşısındakiler (Cebriye) insan özgürlüğünü savunurlar. Onlara göre insanın usu ve istenci özgürdür. İnsan kendi eylemlerinden sorumludur. Günah, ancak böylece anlam kazanır." (2).
Cebriyye, yaptıklarımızı bizim yaptığımızı; Kaderiyye, Tanrı'nın yaptırdığını mı iddia ediyordu? Mu'tezile, Cebriyye ile görüş birliği yapıyor muydu? Cebriyye, aklı ön planda tutuyor muydu? Mu'tezile ceza ve armağan anlayışını kabul etmiyor muydu? Cebriyye, Kaderiyye ve Mu'tezile, Cebriyeci, Kaderiyeci ve Mu'-tezileci şeklinde karşılanabilir miydi? Cebriyye, kaderiyye ve Mu'tezile ne demekti ve neyi savunuyorlardı?

"Kaderî" ismi, kaderin Tanrı tarafından tayin edildiğine inananlara mı verilir? Yoksa, kendi kaderini kendisinin çizdiğini iddia eden insanlara mı "kaderî" denir? İslâm dünyasında bu isimlendirmenin temeli nedir?
"Kaderiye"yi kaderin Tanrı tarafından tayin edildiğini iddia edenler olarak gösterince, "Cebriye"yi de "kaderiye"nin zıddı diye "özgürlükçü" olarak göstermek tutarlılık mı, tutarsızlık mıdır? Dernek ki, "Cebriye" ile "kaderiye"nin birbirlerine zıt oldukları bilgisinden hareketle, önce Cebriye tanıtılıp, cebriye'nin "yazgıcı", "zorunluluk"çu oldukları tesbit edildikten sonra, Kaderiye'nin de insan özgürlüğünü savunduğu sonucuna çıkmak mümkün olabilecekti. Ama kaderiyeden hareket edilince bu olmadı.
Bazen, meslekten ilahiyatlıların bile Kaderiye için "yazgıcı" anlamını öne çıkarabilmeleri ihtimali göz önünde tutulursa, meslekten olmayanların bu ajanda oynatacakları kalem, bazen zikzak yapabilmektedir. Bu nedenle en basit ve kesin bilindiği düşünülen ve zannedilen konularda, en basit görünen kaynaklara müracaat zorunlu olabilmektedir.
Bu yazıda konu ettiğimiz hususata ilişkin soruların cevapları üzerinde durmayacağız. Amacımız sadece tesbit ve soruları sormaktı. İlgili konu için, kelam, İslam Mezhebler Tarihi, İslam Düşüncesi Tarihi, İslam Felsefesi Tarihi, Din Felsefesi başlıklı ve konulu kitaplara başvurulabilir.

1. Orhan Hançerlioğlu, Başlangıcından Bugüne Mutluluk Düşüncesi, s. 33-34, İstanbul, 1973, Varlık Yayınları.
2. Şükrü Günbulut, Küçük Felsefe Tarihi, s. 119, Ankara, 1983, Maya Matbaacılık Yay. Ltd. Şti.




ismim@benimadresim.com

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın