dogalafetler.sitemynet.com
BU VATAN İÇİN HERKES BİRŞEYLERİNİ FEDA ETTİ; AMA BAZILARI HERŞEYLERİNİ FEDA ETTİ.
. . . . . . . . . . . .

.

DOĞAL AFETLER - İLGİLİ YASAL MEVZUATLAR - DEPREM - DEPREM TÜRLERİ - DEPREM HABERCİLERİ - TEBREMDE ALINACAK TEDBİRLER VE HAREKET TARZIMIZ

TANIMLAR:
Afetler Merkez Koordinasyon Kurulu: İç ve Dış yardım faaliyetlerinin düzenli, verimli ve hızlı bir şekilde yürütülebilmesi için Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Müsteşarı başkanlığında ve ilgili bakanlık müsteşarları ile diğer kuruluşların yetkili temsilcilerinden oluşan bir kuruldur.
Afet Bölgesi: Doğal afetlerin olumsuz sonuçlarından ciddi şekilde etkilenen ve yetkili makamlarca acil yardım yapılmasına karar verilen bölgedir.
Afet Tali Bölge Komutanlıkları: Doğal afete maruz bölgenin büyüklüğüne göre, yardım faaliyetlerinin koordinesi, emniyet ve asayişin sağlanması amacıyla Afet Bölge Komutanı tarafından görevlendirilen ve sayısı ile hudutları idari ihtiyaçlar göz önünde tutularak tayin edilen her bir afet tali bölgesi için en kıdemli birlik komutanıdır.
Ana Şok: Öncü ve artçı depremler arasında görülen, bunlardan daha fazla bir enerji boşalmasının olduğu, büyüklüğü en fazla olan deprem.
Artçı Depremler: Şiddetli bir depremin ardından, giderek şiddeti, sayısı azalan ve aralıkları uzayan depremler bir müddet devam eder. Bu depremlere Artçı Depremler denir. Artçı depremlerin süresi, ana depremin büyüklüğüne, çevrenin jeolojik yapısına bağlıdır. Genel olarak büyük depremlerden sonraki 2-3 ay içerisinde oluşan depremler artçı depremler olarak kabul edilir.
Bakı : Yamaç eğim yönüdür. Bir yamacın güneşe karşı olan konumudur.
Biyotik Unsurlar: Çevreyi oluşturan canlı öğeler.
Boyuna (primer) Dalgalar: Sismografların kaydettiği ilk sismik dalgalar.
Çökme Depremi: Mağara, oyuk, tünel, maden ocağı gibi birçok yer altı boşluğunun tavanlarını çökmesiyle oluşan yer sarsıntısı.
Çölleşme: Sürekli bir yaşamın bulunmadığı ve özellikle yağış yetersizliği nedeniyle bolluk ve bereketten yoksun bir bölgenin (çöllerin ) oluşumu için geçen süreç.
Deprem Odağı: Depreme neden olan enerji boşalımının meydana geldiği nokta.
Depremin Büyüklüğü (Magnitüd): Deprem odağında açığa çıkan toplam enerjinin saptanmasıyla bulunan bir değer.
Depremin Şiddeti: Depremin yeryüzünde neden olduğu (canlı ve cansız çevre üzerinde) etkinin derecesi.
Depremsellik: Bir yerin depreme karşı olan duyarlılığı.
Derin Depremler: Odak noktası derinliği 300 ile 700 km arasında olan depremler.
Doğal Kaynak: Doğada bulunan ve doğal yollarla oluşan bütün canlı ve cansız varlıklar.
Doğrultu Atılımlı Fay: Yatay hareket sonucu oluşan faydır.
Dönel Kaymalar : Genellikle çökme biçiminde oluşan yamaç göçmeleri.
Deprem: Yer altındaki fay hattının kırılması sonucu açığa çıkan enerjinin yer kabuğunu hareket ettirmesiyle meydana gelen ve şiddetine bağlı olarak can kaybına, insanların yaralanmasına, bina ve tesislerde hasara yol açan bir doğal afettir.
Deprem Dalgaları: Fayın kırılması neticesinde eğri episantrdan yayılan sismik dalgalardır
Deprem Fırtınası: Bir bölgede hasar yapmayan, ancak insanlar tarafından hissedilen ve her gün çok sayıda olmak üzere birkaç ay kadar devam eden depremlere denir.
Doğal Afet Nedeniyle Olağanüstü Hal : Doğal afet nedeniyle olağanüstü halin ilan edildiği ve Başbakanlık Olağanüstü Hal Koordinasyon Kurulunun çalışmaya başladığı durumdur.
Drenaj: Yüksek taban suyu düzeyini düşürmek için açılan ve ana nehirle bağlantısı olan kanalların oluşturulmasıdır.
Drenaj Sistemi: Yüksek taban suyu düzeyini düşürmek için açılan ve ana nehirle bağlantısı olan kanalların oluşturduğu sistemdir.
Ekoloji: İnsan ve diğer canlılar ile cansız varlıkların birbirleriyle ve çevreyle ilişkilerini inceleyen bilimdir.
Enine Dalgalar: Bir depremde yayılma doğrultusuna göre ani olarak meydana gelen salınımlar.
Eş Şiddet Eğrileri: Bir deprem sırasında aynı şiddette sarsılan noktaların birleştirilmesi ile elde edilen eğri.
Etkin Fay Kuşağı: Üzerindeki fayların hareket halinde olduğu fay kuşağıdır.
Fay: Yer kabuğu malzemelerinin herhangi bir nedenle plastisitesini kaybetmesi veya bunlar üzerindeki kuvvetlerin kopma direncini aşması sonucu oluşan, iki taraftaki blokların yer değiştirdiği kırıklar
Faylanma: Kırıkların oluşması ve kırığın iki taraftaki blokların yer değiştirmesi olayı.
Fay Atımı: Fay hattı boyunca hareket eden kütlelerin, birbirine göre yatay ve dikey yönde kayma durumlarıdır.
Fay Aynası: Fayın hareket düzlemi.
Fay Hattı: Fay yüzeyinin topografya yüzeyi ile kesiştiği hat.
Fay İzi: Fay kırığının kırılma ekseni.
Fay Yüzeyi: Kırık hattın iki tarafındaki blokların yer değiştirdiği yüzey.
Graben: Faylanma sırasında yükselen iki blok arasında kalan çukur alan. Çöküntü hendeği.
Horst: Faylanma sırasında çöken, bloğun iki tarafında yüksekte kalan kısımlar.
İl Kurtarma Yardım Komitesi: 7269 sayılı kanuna göre, Valilerin başkanlığında Belediye Başkanı, Garnizon Komutanı veya temsilcisi, Savunma Sekreteri, İl J. K., Emniyet, Sağlık, Bayındırlık, Veteriner, Teknik Ziraat, Milli Eğitim, Spor ve İl İmar Müdürlükleri ile Mahalli Kızılay Başkanından oluşan bir heyettir.
Jeoloji: Yerin oluşumunu, yapısını, yerkabuğunun gelişim evrelerini ve yer hareketlerini inceleyen bilim dalıdır.
Jeomorfoloji: İç ve dış kuvvetlerle oluşan yer şekillerini inceleyen, tanımlayan, bunların; oluşum, gelişim ve dağılışlarını ortaya koyan bilim dalıdır.
Kayaç: Fay hattı boyunca birbirinden ayrı çalışan plakaları tutan yer kabuğu parçalarıdır.
Kohezyon: Bir katı veya sıvı içerisindeki atomları, molekülleri veya parçacıkları bir arada tutan fiziksel güç.
Levha: Ana fay hatlarıyla birbirinden ayrılmış yer kabuğu parçalarıdır.
Magnetometre: Metal detektördür. Kar veya toprak altında kalmış büyük metallerin (iş makineleri, telefon direkleri vb.) yerini tespit eder.
Magnitüd: Deprem sırasında açığa çıkan enerjinin bir ölçüsüdür.
Meteoroloji: Hava olaylarına ve onlara sebep olan kuvvetleri ve fiziksel işlevleri inceleyen bilimdir.
Mutlak Nem: 1 metre küp havanın bulundurduğu su buharının, gr cinsinden ağırlığı.
Nem: Havadaki su buharı.
Normal Fay: Gerilim kuvvetinin etkisiyle oluşan, fay yüzeyi alçalmış bloka doğru eğimli olan fay.
Odak Derinliği (Hiposantr): Depremde enerjinin açığa çıktığı noktanın yeryüzünden olan en kısa uzaklığı depremin odak derinliğidir.
Orta Derinlikteki Depremler: Odak noktası derinliği 60-300 km arasında olan depremler.
Öncü Depremler: Bazen büyük depremler olmadan önce meydana gelen küçük sarsıntılara denir
Öteleme: Yer değiştirme.
Pleistoseist Alan: Deprem sırasında enfazla sarsılan etkilenen alan.
P Dalgaları: İlk dalgalar olduğu için bunlara birincil (PRİMER) dalgalarda denir. Sismolojide P harfi ile gösterilir. Bunlar hızları en fazla (katı kabukta 7-8 km/sn) olan dalgalardır. Bunun içinde sismografın ilk kaydettiği titreşimler (Depremler) bunlarla ilgilidir. Bu dalgaların etkileri, sıkışma ve genişleme şeklinde olup bunlar katı, sıvı ve gaz ortamında ilerleme özelliğine sahiptir.
Reilef: Genel bir ifadeyle topografik durum.
Radon Gazı: Deprem habercisi olarak bilinen radyum çözülmesiyle oluşan renksiz, kokusuz, radyo aktif bir gaz.
S Dalgaları: Enine dalgalar. Bu dalgaların neden olduğu titreşimler P dalgalarınınkinden sonra kaydedilir. Bunun için ikincil (Seconder) dalgalarda denilen bu dalgalar S harfi ile gösterilir. Bu dalgalar yayılma doğrultusuna göre enine yayılan dalgalardır ve yer kabuğunda aşağı yukarı ve iki yana doğru salınım ve titreşime neden olmaktadır. Sadece katı kütleler içinde ilerleyebilen bu dalgaların hızı yaklaşık 4.5 km/sn. dir.
Sığ Depremler: Odak noktası derinliği 60 km ye kadar olan depremler.
Sıkışma (Kompresyon): Yer kabuğu malzemelerinin iki yönden gelen kuvvetlerle etkilenmesi.
Sismik Dalgalar: Deprem sırasında, deprem odağından, her yönde yayılan şok dalgalar.
Sismik: Deprem ile ilgili tektonik dalgalar.
Sismograf: Deprem dalgalarının neden olduğu sarsıntıları kaydeden aygıt.
Sismolog: Deprem eğitimi görmüş bilim adamı.
Sismoloji: Deprem oluşum nedenlerini, deprem dalgalarının yayılışını, ölçüm sistemlerini ve yönlerini araştıran bilim dalıdır.
Su Bölümü Hattı: Yağmur sularının kabarıntılar üzerinde akış yönlerine bölündüğü hattır.
Şiddet: Herhangi bir derinlikte olan depremin, hissedildiği bir noktadaki etkisinin ölçüsüdür.
Tektonik Hareket: Yer kabuğundaki kırılma, kıvrılma,takım halinde yükselme ve çökme olayları ile, orjenik ve epirojenik hareketlerin tamamıdır.
Tektonik: İç kuvvetlerin yeryüzü üzerindeki etkilerini,okyanus ve dağların oluşumunu inceleyen bilim.
Teraslama: Toprak kaybını ve diğer doğal tehlikeleri önlemek için, yüzeysel su akışını önlemek amacıyla yamaçta yükselti eğrilerine paralel olarak setler oluşturmak.
Ters Yay: Yan basınçlar sonucu oluşan fay.
Topografya: Bölgenin fiziksel görünümü, özelliği.
Toprak erozyonu: İnsanların çeşitli etkinlikleri sonucu yer çekiminin etkisiyle toprağın aşınarak başka bir yere taşınmasıdır.
Tsunami: Odak noktası deniz tabanında veya denize yakın olan şiddetli depremlerin, çökmeleri yada volkanların neden olduğu bir dizi dev dalga.
Topografya: Bölgenin fiziksel görünüm özelliğidir.
Üst Merkez (Episantr): Odak noktasına en yakın olan yer üzerindeki noktadır. Burası aynı zamanda depremin en çok hasar verdiği ve en kuvvetli olarak hissedildiği noktadır.
Yamaç: Su bölümü hattının iki tarafında kalan eğik yüzeydir.
Yüzey Dalgaları (L,R Dalgaları) : Yüzey dalgaları daha çok sığ depremlerde etkili olmaktadır. Bunlar deprem merkezinden çok uzak olan yerlerde bile hasar yapabilecek sarsıntılara neden olabilirler. Bunlar uzun periyotlu dalgalar olarak da anılır. Genellikle dairesel titreşimler yaratır ve çok büyük hasara neden olurlar.
Zirve: Dağ ve tepelerin yerden en yüksek olduğu noktadır.

deprem.jpg

7269 SAYILI UMUMİ HAYATA MÜESSİR AFETLER DOLAYISIYLA ALINACAK TEDBİRLERLE YAPILACAK YARDIMLARA DAİR KANUN

İçişleri, İmar ve İskan, Sağlık ve Sosyal Yardım ve Tarım Bakanlıklarınca acil yardım teşkilatı ve programları hakkında genel esasları kapsayan bir yönetmelik yapılır.
Bu yönetmelik esasları dahilinde afetin meydana gelmesinden sonra yapılacak kurtarma, yaralıları tedavi, barındırma, ölüleri gömme, yangınları söndürme, binaları temizleme ve felaketzedeleri iaşe gibi hususlarda uygulanmak üzere görevlileri tayin ve toplanma yerlerini tespit eden bir program, valilikçe düzenlenir. Gereken dosyalar hazırlanarak muhafaza olunur. Bu programların uygulanması Valiliklere kurulacak kurtarma ve yardım komitelerince sağlanır. Ancak 7126 sayılı sivil müdafaa kanununa göre teşkilat kurulan yerlerde acil kurtarma ve yardım işleri yukarıda belirtilen komite ile sözü geçen sivil savunma teşkilatı tarafından müştereken yürütülür. İlçe, bucak ve köylerde uygulama programları tasdikli il programlarındaki esaslar dahilinde ilçelerde kaymakamlar, bucak ve köylerde, bucak müdürleri tarafından düzenlenir, il kurtarma ve yardım komitesinin incelemesinden sonra valilerin onayı ile kesinleşir.


MÜLKİ MAKAMLARA VERİLEN OLAĞANÜSTÜ TETKİLER

Afetlerin meydana gelmesinden sonra vali ve kaymakamlar 18-65 yaş arasındaki tüm erkeklere görev vermeye,bedeli,ücreti veya kirası sonradan ödenmek üzere canlı cansız, resmi ve özel her türlü taşıt araçlarına ve gerekli makine alet ve edevatına el koymaya ve hiçbir kayda ve merasime tabi olmaksızın tedavi, kurtarma, yedirme, barındırma ve giydirme gibi işlerle bu gibi işlerin gerektirdiği acil satın almaları ve kiralamayı yapmaya, devlete, mahalli idarelere, devlet kuruluşları ile bunlara bağlı kurumlara ilişkin her türlü taşınmaz mallara, yetmemesi halinde de diğer tüzel kişiler ile gerçek kişilere ait bina, bahçe, arazi ve arsaları geçici olarak işgale yetkilidir. Bu yetkinin kullanma süresi, afetin sona ermesinden itibaren 15 gündür. Bu süre gerektiğinde Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca uzatılabilir.

Yedirme, giydirme, barındırma, onarım için afetzedelere nakdi ödeme bulunması, önleme için harcama yapılması, İmar ve İskan Bakanlığının onayına bağlıdır. Bu madde gereğince yapılacak harcamalar ve ödemeler borçlandırmaya tabi tutulmaz.

Kendilerinden yardım istenilen afet bölgesi ve civarındaki vali ve kaymakamlar yukarıdaki fıkralarda yazılı yetkilerini kullanarak bütün imkan ve vasıtalarla yardıma mecburdurlar.
Rasat istasyonları vukuu muhtemel afetleri, bölgelerinin en büyük mülki amirine derhal bildirmeye mecburdurlar. Ellerindeki muhabere vasıtaları ile haber ulaştırma imkanları bulunan mülki ve askeri bütün resmi makam ve müesseseler afetlerin vukuu haberini mahallin en büyük mülki amirine derhal bildirmekten yükümlüdürler. Afetlerin vukuunu ihbar veya yardım talepleri için yapılacak telgraf, telefon, telsiz muhaberelerini, telgraf ve telsiz telefon merkezleri, demiryolu istasyonları askeri muhabere teşkilleri her işe tercihen parasız kabule ve muhataplarına ulaştırmaya mecburdurlar.

Bu kanunda yazılı afetlerin vukuunda ilk yardımları mahallerine yetiştirmek maksadıyla bu bölgelere Mülkiye Amirleri ve alakalı makam ve müesseseler tarafından gönderilecek kurtarma ve yardım ekipleri,her türlü malzeme, makine, alet, yiyecek, giyecek ve barınma, eşya ve maddeleri, umumi, hususi ve mülhak bütçeli idarelerle bunlara bağlı müesseselerle iktisadi devlet teşekküllerinin, vilayetlere, belediye ve köylere ait olan bunlara bağlı bulunan müesseselerin elinde bulunan her türlü, kara, deniz ve hava nakil vasıtaları ile bedeli sonradan ödenmek üzere sevk edilir.İhtiyaç hissedilen mahallerde bu mecburiyet ve mükellefiyetler yazılı şekilde tebliğ edilir.


Gerek yukarıda yazılı afetlerin vukuunda, gerekse her türlü kurtarma, barındırma, yardım, söndürme, sevk ve tevzi işlerinde yaralanan veya sakatlanan yahut hastalananlar en yakın hastaneye veya tedavi yerlerine sevk edilirler. Mülki ve askeri hastane ve tedavi yerleri ile umumi, mülhak, hususi bütçeli idarelere, Belediyeye, devlet veya özel bütün hastahane ve tedavi yerleri bunları hemen kabul ve tedavi etmeye mecburdurlar. Resmi hastahane ve tedavi evlerinde bulunanlara parasız bakılır. Resmi hastane ve tedavi evlerinde yer olmaması veya tedavi imkanı bulunamaması gibi sebeplerle zaruri olarak özel hastanelerde yapılan tedavi ücretleri sonradan bu kanun gereğince ödenir.

AFETLERE İLİŞKİN YARDIM TEŞKİLATI VE PLANLAMA ESASLARINA DAİR YÖNETMELİK

Bu yönetmelik acil yardım hizmetlerini yürütmekle görevli, vali ve kaymakamlar, bakanlık, bağlı ve ilgili kuruluşlar, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile askeri birlikleri ve Kızılay’ın afetten önce yapmaları gerekli acil yardım planlarının ve afet sırasında yapacakları acil yardım hizmetlerinin gerektirdiği görevlerini, işbirliğini, koordinasyonu ve karşılıklı yardımlaşma esaslarını kapsar.
Vali ve kaymakamlar, görevli bakanlık, kurum ve kuruluşlar ile askeri birlikler, ilgili mevzuat ve bu yönetmelik gereğince düzenlenecek acil yardım planları ve acil yardımla ilgili yönergelerle ve kendilerine verilen görevleri yerine getirmekten ayrı ayrı sorumludurlar.

Bu yönetmelikte geçen; acil yardım; afetzedeleri kurtarma, yaralılara ilk yardım, tıbbi tedavi yapma, aç ve açıkta kalan ailelerin geçici barınması ve bunlara yiyecek, giyecek, ısıtma, aydınlatma ve diğer ihtiyaç maddelerinin karşılanması ve salgınları önlemek için yapılacak yardımları, acil yardım süresi; afetin meydana gelmesi ile başlayıp, afetin sona ermesinden itibaren 15 gün devam eden, gerektiğinde Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca uzatılabilen acil yardımlar ve bununla ilgili harcamaların yapıldığı süreyi ifade eder.

Bu yönetmeliğin ilke esasları dahilinde,İl/İlçe yardım planlarının yapılmasından,icrasından ve güncelliğinden birinci derecede vali ve kaymakamlar sorumludurlar. Bakanlıklar ve merkezi kurum ve kuruluşlar ile askeri birlikler bu planların yapılmasına ve icrasına yardımcı olurlar. Bakanlık kurum ve kuruluşlarının merkez teşkilatları ile bölgedeki askeri garnizon komutanlıkları, il ve ilçelere yardımcı olmak üzere kendi görevleri ile ilgili takviye destek planları yaparlar. Acil yardım hizmetlerinin planlanmasında, öncelikle ilçe ve il hudutları içindeki kamu kuruluşlarının güç kaynaklarının kullanılması esas alınır. Bölgedeki askeri birliklerden, komşu vali ve kaymakamlardan yardım istenir.Bölgedeki askeri birliklerden, komşu vali ve kaymakamlıklardan yardım istenir. Bölgedeki özel kuruluşlardan ve gerçek kişilerden yükümlülükler yolu ile karşılanır. Gerek afetzedelerden ve gerekse acil yardım hizmetlerinde çalışanlardan yaralanan, sakatlanan ve hastalananlar en yakın hastanelere sevk edilirler. Sevk edildikleri sivil ve askeri tüm resmi ve özel hastane ve tedavi yerleri bunları kabul ve tedaviye mecburdurlar.

deprem____gece1.jpg

DEPREM


Deprem birçok nedenlerle ortaya çıkan ve sonucu itibariyle insanların yaşamına, yapıların yıkılmasına ve devlet ekonomisini zarara uğratan bir afettir. Bizler nerede ve ne zaman olacağı bilinmeyen bu afete hazırlıklı olmamız gerektiğini bilmeliyiz.

Günümüz teknolojisiyle tespit edilemeyen bütün çağların en büyük doğa olayı depreme, senenin herhangi bir gününde, herhangi bir saatinde vukuu bulacak bu afete karşı acaba neler yapabiliriz ki en az zarar ve can kaybıyla kurtulabilelim?

Yurdumuzda oluşan depremler; onbinlerce vatandaşımızın hayatını kaybetmesine, yüzbinlerce insanımızın yaralanmasına ve de sakat kalmasına yol açmıştır. Deprem evlerimizi, ekonomimizin can damarı olan fabrikalarımızı, enerji santrallerimizi, barajlarımızı ve okullarımızı kısacası geleceğimizi yok etmektedir.

Depremle beraber bütün afetlerin sosyal ve ekonomik zararları tartışılmazdır. Yapılan araştırmalara göre; trafik kazaları, terör ve diğer doğal afetlerin arasında vermiş olduğu zararlar ve can kaybı esas alındığında, deprem yine ilk sıralarda yerini almaktadır. Bunun için millet olarak bu afetin yol açtığı zararları en aza indirmek için çareler aramak ve bu çareleri vakit kaybetmeksizin uygulamak zorundayız.

Araştırmalardan ve deneyimlerden edinilen bilgiler birleştirilerek ve teknolojiden yararlanılarak depremin etkileri azaltılabilir dolayısıyla can ve mal kaybı en az düzeye indirilebilir.
Ülkemiz, dünya üzerindeki konumu ve jeolojik yapısı nedeniyle uzun yıllardan beri büyük depremlere maruz kalmış, bu yüzden can ve mal kaybının yanında sosyal ve ekonomik gelişimimizde de küçümsenmeyecek duraklamalar yaşanmıştır.
Deprem sonrası oluşacak hasar ve maddi kayıp, depremlerin büyüklüğünün yanı sıra yapılarımızdaki sağlamlık ve kaliteyle de orantılıdır. Yani bir bölgede meydana gelen depremin sonucunda oluşan can ve mal kaybı, o bölgedeki yapıların mevzuata uygunluğu ile ölçülebilir. Bunun yanı sıra bölge halkının deprem hakkında sahip olduğu bilgide sonuca önemli derecede etki eder.
Bu sebeple; belediyelere, imar ve iskan müdürlüklerine, sivil ve resmi arama kurtarma birliklerine büyük görevler düşmektedir. Depreme karşı hazırlıklı olmak için binaların denetlenmesi, tehlike arz eden yapıların tadilatı veya yıkımı, halkımızın deprem konusunda bilinçlendirilmesi gerekir. Depremden kaçışın mümkün olmadığı bu güzel yurdumuzda, depremle iç içe yaşamak, depreme karşı hazırlıklı olmakla mümkündür.
Araştırmalar sonucu, yurdumuzda gelecek yıllara ait yapılan tahminlerinde, büyük çapta depremlerin meydana gelebileceği ve bugünün şartları devam ettiği sürece çok büyük can ve mal kaybına yol açacağı düşünülmektedir. Bu realite karşısında kayıtsız kalınmamalı ve gerekli çalışmaların vakit kaybetmeksizin başlatılması gerekmektedir.

DEPREM OLUŞUM

Yerkabuğu içindeki kırılmalar nedeniyle ani olarak ortaya çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yer yüzeyini sarsma olayına DEPREM denir. Bir başka tanımlama ile;
DEPREM; Yer kabuğunun derin katmanlarının kırılıp yer değiştirmesi ya da yanardağların püskürme durumuna geçmesi nedeniyle oluşan sarsıntılardır.
Deprem çok kısa süre devam eder. Yerden gelen uğultu ve gürültüyle birlikte azdan çoğa doğru yükselen bir sarsıntı ile kendisini hissettirir. Büyük depremlerin öncesi ve sonrasında da depremler olur. Büyük depremlerden önce gerçekleşen şiddetli olmayan depremlere Öncü depremler denir. Şiddetli depremlerin ardından olan depremlere de Artçı depremler denir. Bu depremler uzun bir süre devam eder ve büyük bir depremle kırılmış yeraltı tabakalarının iyice yerleşmesini sağlar.
Yeryüzünde depreme daha hassas bölgeler vardır. Önceden kırılmış bölgeler, büyük yer altı boşlukları ve tuz kaynaklarının olduğu araziler bu hassas bölgeler arasındadır.


DÜNYA ÜZERİNDE 3 BÜYÜK DEPREM KUŞAĞI VARDIR


Pasifik Deprem Kuşağı : Şili’den kuzeye doğru Güney Amerika kıyıları, Orta Amerika, Meksika, ABD’ nin batı kıyıları ve Alaska’nın güneyinden Aleutian Adaları, Japonya, Filipinler, Yeni Gine, Güney Pasifik Adaları ve Yeni Zelanda’ yı içine alan en büyük deprem kuşağıdır. Yeryüzündeki büyük depremlerin %81’i bu deprem kuşağında gerçekleşmektedir.

Alp-Himalaya Kuşağı : Endonezya’ dan (Java Sumatra) başlayıp, Himalayalar ve Akdeniz üzerinden Atlantik okyanusuna ulaşan kuşaktır. Yeryüzündeki büyük depremlerin %17 si bu kuşakta olur (Yurdumuz, bu deprem kuşağı üzerinde yer almaktadır).

Atlantik Kuşağı : Bu kuşak Atlantik Okyanusu ortasında yer alan levha sınırı (Atlantik Okyanus Sırtı) boyunca uzanır.
Ülkemiz topraklarının %92 sinin deprem bölgeleri içinde olduğu, nüfusumuzun %95 inin bu bölgeler üzerinde yaşadığı ve ayrıca büyük sanayi merkezlerinin %98 inin ve barajlarımızın %93 ünün deprem bölgelerinde bulunduğu bilinmektedir. Son 58 yılda depremlerden 58. 202 kişi ölmüş, 122. 096 kişi yaralanmış ve yaklaşık 411. 465 bina yıkılmış ve ağır hasar görmüştür
Deprem sadece can ve mal kaybına neden olmakla kalmaz. Baraj patlamalarına, taşkın sulara, yangınlara, kaya düşmelerine, çığ ve yer kaymalarına neden olur ki, depremin bu etkisi bazen, doğrudan meydana getirdiği zarardan daha büyük olabilir.

Deprem; yerleşim, üretim, altyapı, ulaşım ve haberleşme gibi genel hayatın zorunlu vasıtalarını ve akışını bozduğu gibi, insanlar üzerinde de şok etkisi yaratır. Sakatlıklara, öksüz kalmalara, bulaşıcı ve salgın hastalıklar ile psikolojik bozuklukların çıkmasına neden olur. Ülkenin ve yörenin ekonomik yapısını bozar ve yatırımları geciktirir.
Geçmişte yurdumuzda bir çok yıkıcı deprem olmuştur. Gelecekte de deprem gerçeği ile iç içe yaşayacağımız gayet iyi bilinmelidir.


Depremlerin büyüklüğünü hesaplayabildiğimiz zaman içerisinde, Türkiye’de kaydedilen en büyük deprem 26 Aralık 1939’da Erzincan’da meydana gelmiştir. 7,9 büyüklüğünde oluşan depremde 33000 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir.
Dünya üzerinde kaydedilen en büyük deprem 22 Mayıs 1960 ta Şili’de meydana gelmiştir. 9,5 büyüklüğünde oluşan depremde 4000 – 5000 civarında kişi hayatını kaybetmiştir.

Depremin Oluş Nedenleri
Depremler, üzerinde yaşadığımız dünyanın iç yapısının bir sonucu olarak oluşmaktadır. Dünyanın iç yapısı konusunda, jeolojik ve jeofizik çalışmalar sonucu elde edilen verilerin desteklediği yeryüzü modeline göre en içte; yarı çapı 3600 Km. olan, nikel-demir gibi kızgın ve erimiş metallerden oluşan “Küre Çekirdeği”, bu çekirdeğin üzerinde; 2900 Km. kalınlığında, dış tarafı katı olmakla beraber yeryüzünden derine inildikçe pelte kıvamında olan “Manto Tabakası”, en üstte 70-100 Km. kalınlığında, üzerinde kıtaların, okyanusların bulunduğu “Taş Küre”(Litosfer) in altında yumuşak “Üst Manto”(Astenosfer) bulunmaktadır.
Üst Manto’da oluşan kuvvetler, özellikle konveksiyon akımları nedeni ile taşkabuk parçalanmakta ve bunun sonucunda Taşküre birçok “Levhaya”(Plaka) bölünmektedir.

Üst Manto’da oluşan konveksiyon akımları, radyoaktivite nedeni ile oluşan yüksek ısıya bağlanmaktadır.
Konveksiyon akımları, yukarılara yükseldikçe taş kabuğunda gerilmelere ve daha sonrada zayıf zonların kırılmasıyla levhaların oluşmasına neden olmaktadır. Halen 10 kadar büyük levha ve çok sayıda küçük levha vardır. Bu levhalar, üzerinde bulunan
kıtalarla birlikte, Üst Manto (Astenosfer) üzerinde sal gibi yüzmekte olup, birbirlerine göre insanların hissedemeyeceği bir hızla hareket etmektedirler.
Konveksiyon akımların yükseldiği yerlerde levhalar birbirinden uzaklaşmakta ve buradan çıkan sıcak magmada okyanus ortası sırtlarını oluşturmaktadır
Levhaların birbirlerine değdikleri bölgelerde sürtünmeler ve sıkışmalar olmakta, sürtünen levhalardan biri aşağıdaki Manto’ya batmakta ve eriyerek yok olmaktadır. Konveksiyon akımlarının neden olduğu bu ardışıklı olay taşkürenin altında devam edip gitmektedir
Kıtaların, bütün jeoloji evrimi boyunca hep aynı yerde bugünkü durumlarında olmadıkları, zaman zaman birleşerek veya birbirlerinden ayrılarak, yüzlerce hatta binlerce kilometre hareket ettikleri fikri bilim adamları tarafından ileri sürülmüştür.
Bazı bilim adamları bugünkü levhaların, 500 milyon yıl önce tek bir parça halinde olduğunu ve sadece bir tane çok büyük kara parçasının bulunduğunu ileri sürmekte ve bu dev karaya Pangea adını vermektedirler.

Magma döngüsünün bir sonucu olarak zamanla Pangea parçalara ayrılmış ve bu Pangea parçalar yavaş yavaş birbirinden uzaklaşarak bugünkü biçimleriyle ana karaları oluşturmuştur.

Yer kabuğunu oluşturan levhaların birbirine sürtündükleri, birbirlerini sıkıştırdıkları, birbirlerinin üstüne çıktıkları ya da altına girdikleri bu sınırlar dünyada depremlerin oldukları yerler olarak karşımıza çıkmaktadır. Dünyada olan depremlerin büyük çoğunluğu bu levhaların birbirlerini zorladıkları levha sınırlarında dar kuşaklar üzerinde oluşmaktadır
Birbirini iten yada diğerinin altına giren iki levha arasında, harekete engel olan bir sürtünme kuvveti vardır. Bir levhanın hareket edebilmesi için bu sürtünme kuvvetini gidermesi gerekir. Sürtünme kuvveti aşıldığı zaman bir hareket oluşur. Örneğin; Arabistan, Irak, Suriye ve Güneydoğu Anadolu’nun bir bölgesini oluşturan Arap levhası (plakası), Anadolu levhasını kuzeye doğru itmektedir. Bu iki levhanın birbirine dokunduğu yerlerde bir sıkışma olmaktadır. Bu sıkışma yer kabuğunu ve levhaları oluşturan kayaların dayanamayacağı bir düzeye ulaşırsa sıkışan bir yayın ani boşalması gibi deprem meydana gelmektedir. Deprem sıkışan bir kayanın kırılarak ikiye ayrılması ve hareket etmesi şeklinde olmaktadır. Bu hareket çok kısa bir zaman diliminde gerçekleşir ve şok niteliğindedir.
Sonunda çok uzaklara kadar yayılabilen deprem (sismik-şok) dalgaları ortaya çıkar. Bu dalgalar geçtiği ortamları sarsar. Sarsıntıların gücü mesafe ile giderek azalır ve belli bir uzaklıktan sonra ancak çok hassas deprem kayıt aletleri tarafından hissedilir.
Deprem (Sismik-Şok) dalgaları içinden geçtikleri kayalarda değişik titreşimler oluşturur
Depremin başlangıcından bitimine kadar olan zaman diliminde arazide meydana gelen sismik (Şok) dalgaların yayılış şekli ve yaratacağı hasarlar farklılıklar göstermektedir.
Odak noktasından başlayıp her doğrultuda yayılan ilk sismik dalgaya P (Primary- Birincil) dalgası denir
P dalgasının yayılma hızı 4-7 km/sn civarındadır. Bu hareket katı, sıvı ve hava ortamında ilerleyebilir. İçinden geçtikleri kayaları sıkıştırır ve gerer Zemindeki ikinci tip sismik dalgalar S (Sekondary-İkincil) dalgaları olup, yapılara P dalgasından sonra ulaşır. Hareket hızı 2-6 km/sn arasındadır. S dalgaları katı ortamlarda ilerleyebilir. Depremlerde esas hasarı S dalgaları vermektedir. S dalgaları ayaları aynı anda hem yukarı-aşağı, hem de iki yöne doğru hareket ettirir
Odak noktasından başlayan ve üst merkeze ulaşan dalgalar, arazide ikinci bir hareket yaratır ki bu harekete yüzey dalgaları denir. Yüzey dalgaları üst merkezden her doğrultuda yayılmaya başlar. Hareket hızı daha yavaştır, ancak sıkıcı etkisi daha büyüktür Yüzey dalgaları zemindeki hareket tarzına göre Love ve Rayleigh dalgaları olmak üzere iki gruba ayrılır. Love hareketi zemini yatay düzlemde hareket ettirir (Şekil 2-14). Rayleigh dalgası ise denizdeki dalga hareketlerine benzer hareketi arazide yapar
Sonuç olarak; deprem anında oluşan dalgaları aşağıda yazıldığı gibi 3 grupta özetleyebiliriz
a. P Dalgası : Sarsan dalga
b. S Dalgası : Sallayan ve hasar veren dalga
c. R-L Dalgaları : Yıkan dalga

FAYLAR

Fay, yer kabuğunu oluşturan kayaçların bir yüzey boyunca kırılması ve oluşan parçaların birbirlerine göre göreceli olarak yer değiştirmesidir.

Deprem dalgalarının yayıldığı sırada, yeryüzünde bazen gözle görülebilen, kilometrelerce uzanabilen ve Fay adı verilen arazi kırıkları oluşabilir. Faylar kayanın kırılgan özelliği olmasından dolayı yüksek basınç (gerilme, sıkışma veya bükülme) altında kırılmasıyla oluşur. Bu kırıklar bazen yeryüzünde gözlenemeyen yüzey tabakaları ile gizlenmiş olabilir. Bazen de eski bir depremden oluşmuş ve yeryüzüne kadar çıkmış, ancak zamanla örtülmüş bir fay yeniden oynayabilir.

Faylar genellikle hareket yönlerine göre isimlendirilirler. Daha çok yatay hareket sonucu meydana gelen faylara Doğrultu Atımlı (Yanal) Fay denir

Fayın oluşturduğu iki ayrı bloğun birbirlerine göreceli olarak sağa veya sola hareketlerinden de bahsedilir ki bunlar sağ veya sol yönlü doğrultu atımlı fay olarak isimlendirilir. Kuzey Anadolu fayı sağ yönlü doğrultu atımlı faya bir örnektir.

Yer kabuğunun yatay çekmesi sonucu kayaların kırılması ile oluşan faya Normal Fay adı erilir
Yer kabuğunun yatay itmesi sonucu kayaların kırılması ile oluşan faya Ters Fay adı verilir
Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAF): Ülkemizdeki en büyük fay hattı olup, Van Gölü’nden başlayıp Marmara Denizi’ne kadar uzanmaktadır. Genel olarak İzmit, Adapazarı, Bolu, Gerede, Çerkeş, Erbaa, Ladik, Erzincan, Varto gibi yoğun yerleşim alanlarından geçmektedir. Doğrultu Atımlı Fay
olarak tanımlanır ve tarih boyunca pek çok büyük depremleri üretmiştir.

Doğu Anadolu Fay Hattı (DAF) : Ülkemiz güney doğusunda Karlıova, Bingöl, Elazığ, Malatya, Kahramanmaraş ve Antalya’ya uzanan doğrultu atımlı bir faydır. Bu fay hattı da belirli tarihlerde deprem üretmiştir.

Ege Sistemi: Ege bölgesindeki ova ve dağ sisteminin oluşturduğu faylar olup, Ege Denizine dik ve birbirine paraleldir ki hareket tarzları eğim atımlı faylardır.

dep_1.jpg

DEPREM TÜRLERİ

Tektonik Depremler : Depremler oluş nedenlerine göre değişik türlerde olabilir. Dünyada olan depremlerin büyük bir bölümü yukarıda anlatılan biçimde oluşmakla birlikte az miktarda da olsa başka doğal nedenlerden kaynaklanan deprem türleri bulunmaktadır. Levhaların hareketi sonucu olan depremler genellikle "TEKTONİK” depremler olarak nitelenir ve bu depremler çoğunlukla levha sınırlarında oluşurlar
Yeryüzünde olan depremlerin %80 i bu gruba girer. Türkiye'de olan depremler de büyük çoğunlukla tektonik depremlerdir.

Odak Noktası: Depremler, yerin derinliklerinde olmaktadır. Yerin içinde depremin enerjisinin ortaya çıktığı noktaya (alana) odak noktası denir.

Odak Derinliğine göre Tektonik Depremler: Depremde enerjinin açığa çıktığı noktanın (odak noktasının) , yer yüzeyinden en kısa uzaklığına odak derinliği denir. Depremler, odak derinliklerine göre üç sınıfa ayrılırlar.

Sığ Depremler: Odak derinliği 0-60 km kadar olan depremlerdir.

Orta Derinlikte Olan Depremler: Odak derinliği 60-300 km
kadar olan depremlerdir.

Derin Depremler: Odak derinliği 300-700 km kadar olan depremlerdir.

Türkiye’de olan depremler sığ depremler olup, derinlikleri çoğu zaman 0-30 km arasında değişmektedir.

Sığ depremlerde depremin gücü çok dar bir alanda yer yüzüne çıkmaktadır. Onun için hasar küçük bir alanda fakat çok yoğun bir şekilde olmaktadır. Sığ depremler uzak mesafelerde pek hissedilmemektedir. Buna karşılık orta ve çok derin depremlerin enerjisi çok geniş bir alana yayıldığı için hasar daha az olmakta, fakat daha geniş alanlardan hissedilebilmektedir.

Üst Merkez (Episantr) : Odak noktasına en yakın olan yer üzerindeki nokta (alan) dır. Burası, depremin en çok hasar yaptığı veya en kuvvetli olarak hissedildiği noktadır. Depremin üst merkez alanı depremin şiddetine bağlı olarak, çeşitli büyüklüklerde olabilir

Volkanik Depremler :Bunlar volkanlardan çıkan magmanın yeryüzüne çıkışı sırasındaki fiziksel ve kimyasal olaylar sonucunda oluşan gazların, yapmış oldukları patlamalarla yeryüzünü sarsması sonucu oluşan depremlerdir. Bu tür depremler yanardağlarla ilgili olduklarından yereldirler ve önemli zarara neden olmazlar. Japonya ve İtalya'da oluşan depremlerin bir kısmı bu gruba girmektedir. Türkiye'de aktif yanardağ olmadığı için bu tip depremler olmamaktadır. Yeryüzünde oluşan depremlerin %14 ü bu tür depremlerdir.
Çöküntü Depremler :Bu tür depremler yer altında tuz ve jipsli tabakaların su ile teması sonucu erimesi ile oluşan boşlukların, kömür ocaklarında galerilerin, tavan bloğunun çökmesi ile oluşurlar. Hissedilme alanları yerel olup enerjileri azdır ve fazla zarar getirmezler. Yeryüzünde oluşan depremlerin %6 sı bu tür depremler içine girer.

yerkure1.gif

DEPREM HABERCİLERİ

ürkiye de her 1, 5 yılda bir yıkıcı deprem olmaktadır. Türkiye nin yıllık depremlerden kaybı 1000 ölüm, 7000 konut ve 2-3 milyar dolardır. Türkiyede M=6, 5 dan (magnitüd) büyük depremler çok yıkıcı olmaktadır. Depremlerin oluş derinliği 7 ile 15 km olup, yıkım alanı odaktan 125 km uzaklığa dek uzanır. Yıkımın en çok olduğu yerler kırık kuşakları ve ovalardaki yerleşimlerde görülür. İnsanların bilmek istedikleri, yaşadıkları yer yada dolayında yıkıcı bir deprem; Nerede? Ne zaman? Hangi büyüklükte olacak? Evini hangi şiddetle etkileyecek? Bunların ilk üçüne depremi kestirme, sonucuna ise sarsıntı bölgelendirme denir.

Depremler insanların depremi unuttukları zaman olur. Nasıl birbirine öfkelenen iki insan kızgınlıklarının belirtisini sözleriyle ve vücutta gerginlik artışı, yüz kızarması, tükürük salgısı, kan basıncı ve nefes artışı ve kanın kimyasının değişmesi, sık sık soluma, yüzde büzüşme, el kol sallamaları ile belli ederse, yerde benzer biçimde, depremden önce, patlayacağını gösteren belirtileri verir. Deprem ne denli büyük olacaksa belirtileri de daha kuvvetli olarak ortaya çıkmaya başlar. Örnek olarak; M=7, 5 büyüklüğünde bir deprem 10 yıl öncesinden 6, 5 büyüklüğü 3, 5 yıl, 5, 5 büyüklüğü 3 ay ve 4 büyüklüğündeki deprem 1 ay önceden, olacağının belirtilerini verir. Belirtilerinin hissedildiği bölgenin genişliği, olacak depremin büyüklüğüne bağlı olarak, M= 7, 5 için odaktan 200 ile 350 km’ye dek uzana bilir.

Deprem öncesi, yer patlamadan önce, yerdeki biçim değiştirme alanın yarıçap genişliği, olacak depremin büyüklüğüne bağlı olmaktadır. Deprem olacak bölgeye gelen yanal basınç altında yer yamularak şişer. Patlama öncesi kabaran, deprem olarak odak bölgesi kabarmanın en çok olduğu yer, enerji patlamasının olacağı odakta olup, 10-15 santimetreye değin yükselebilir. Kabaran bölgede, özellikle ilk 300 metre derinlikte, bol çatlaklar oluşur, gözeneklik ve geçirgenlik artar, ayrışma başlar ve bu bölgede dışa doğru radon, karbondioksit, metan gazı, radyasyon, ısı, titreşimcik ve ses yayılmaya başlar. Suların kimyası, (sertlik, PH, bulanıklık, EC, Ca, Mg, Na, HCO3, SO4, Rn, Hg, H2S, CO2) sıcağı, tadı ve içeriği değişir. Kabaran bölgenin elektrik iletkenliği artar/azalır, ses geçirme hızı yavaşlar, mıknatıslanması düşer, birim ağırlığı hafifler, yumulur, ısınır, basıncın ve bunların sonucu olarak da yüklerin (iyonların) uçlaşması (polarizasyonu) artar. Tüm bu gelişmeler duyarlı jeofizik aygıtla zaman içinde izlenir. Son aşamaya geldiğinde, artık patlama gerçekleşmeden hemen önce, yer susar, titreşimler yavaşlar, yumulma hızlanır ve oluşan çatlaklar birleşerek ana kırığı oluşturmaya başlar. Kırık yüzeyleri birbirine sürtünerek, kıvılcımları, aşırı sıcaklığı (900-1500°C), piezoelektriği ve statik mıknatıslanma alanını, 200-300 km uzaktan belirlenecek büyüklükte oluşturur. Bu son aşama da yerden deprem ışıkları çıkar, deprem bulutları oluşur, hava ve yer ısınır, elektromagnetik akılar yoğunlaşır ve bu ışınlar bitkileri etkilediği gibi, hayvanların da beyinlerini etkileyerek serotonin salgısı yaymalarına neden olur. Böylece hayvan ve bitki davranışları değişir. Artık gerilimin boşalması çok yakındır; birkaç ay, hafta, gün ya da saat sonra yer kopar, kırılır, biriken gelirim boşalır, yer sarsılır ve yer yeniden dinginleşir. İşte bu depremin oluşumu böyle uzun bir başlama, gelişme (çatlama, kabarma) ve olgunlaşma (sürükleme, kopma, boşalma) aşamalarından oluşur. En uzun süre hazırlama (7 ile 200 yıl), daha sonra gelişme (30 gün, 10 yıl) ve en kısa sürede sürüklenme (1 saat ile 2-3 ay)’dir.

Başlama Aşamasının Bilgileri: Geçmişte olası depremleri; yer ve zamansal çalışmasından, sismoloji, paleomagnetik, paleosismolojik verilerden, depremlerin göçünden, GPS ve istatistik çalışmalarla bulunur. Bu çalışmalarda deprem olabilecek yerler belirlenir.
Gelişme Aşamasının Bilgileri: Yerin fiziksel özellikleri değişimlerinin uzun süreli jeofizik gözlemlerden belirlenir. Bu çalışmalarda, depremin adım adım gelişi, evrimi, oluşumu izlenir ve kestirim yapılır.

Olgunlaşma Aşaması Bilgileri: Jeofizik bilgilerden, yer altı suyu miktar ve sıcaklık artışından, piezoelektrik ve mıknatıslanma alanı değişiminden, çevre ve gökyüzü gözlemlerinden, bitki ve hayvan davranışlarından belirlenir. Bu davranışlar depremin doğmasını, iyice yakınlaştığı ve ivedi uyarıların yapıldığı süredir. Bu sürelerin her birinin belirtisi vardır. Bu belirtiler, depremin canlı yaşamına, yerde, gökte, çevrede, sularda yaptığı değişiklikleri gözleyerek ya da ölçerek belirlenebilir.


Böcek ve Hayvan Davranışları: Bu belirtiler deprem tam oluşurken ortaya çıkar (1 saat-3 gün öncesi).


At, Eşek, İnek : Tasmalarını koparırlar, ahır kapılarından dışarı çıkmak isterler, tepelere doğru koşarlar.

Tavşan ve fare : Yapıların üst katlarına kaçışırlar, direklere tırmanırlar yere inmek istemezler.
Domuzlar : Hızla yukarıya doğru koşarlar. Toprağı delicesine eşelerler.

Kediler : Kutu yada çöp bidonu içine atlarlar. Evden dışarı kaçmak isterler. Top gibi sıkışıp, şiddetle titrerler, perdelere asılırlar, asılıp tırmalarlar, sahiplerinin yanına sokulurlar.
Köpekler : Korku dolu havlar, ulur, saldırganlaşırlar. Sahiplerinin yanına sokulurlar.
Balıklar : Göl yada deniz tabanın ısınması sonucu yüzeye yakın yüzerler. Yılan balıkları ortadan kaybolurlar.
Ördek, Kaz, Kuğu : Göle girmek istemezler. Göldekiler ölebilir.

İpek Böcekleri : Arka arkaya dizilirler.

Ölü Balık : Denizde ölü balık görülür. Balıkçılar, derin bölgelerde yüzen balıkları sığda yakalarlar.

Yengeç : Plajda yengeçler dolaşır.

Martılar : Çembersel olarak uçuşurlar.

Büyük Baş Hayvanlar : Elektromagnetik ışınlardan etkilenmeye başlarlar.

Karıncalar : Yuvalardan korku ile dışarı çıkarlar.

Kertenkele, Yılan : Yuvalarından çıkarlar.

Böcekler : Kümeler biçiminde toplanırlar.

Arılar :Kovanlarını terk ederler, depremin oluşumuna müteakip geri dönerler.
Tavuklar :Kümeste kaçışırlar tepelere tünerler, yumurtadan kesilirler.
Sülükler :Kümeler biçiminde toplanırlar.



DENİZ VE GÖLDE DEĞİŞİMLER: (1 SAAT -2 HAFTA ÖNCEDEN)
Su basması : Kıyıya deniz basması (1-2 hafta önceden).

Su Çekilmesi : Kıyıdan deniz çekilmesi (1-5 saat önceden).

Dalgalar :Gemi geçmiş gibi karaya gelen dalgalar (1-5 saat önceden).

Düz deniz :Denizin çarşaf gibi düzgün olması.


Hava Kabarcığı :Bol hava kabarcıkları.

Isınma :Deniz tabanında ısınma.




GÖKYÜZÜNDE DEĞİŞİKLİKLER: ( 1 SAAT-1 HAFTA ÖNCEDEN)


Deprem ışıkları : Yeni güneş doğar/ batar gibi ışık hüzmeleri.

Alev Topları : Yanan bir kibrit alevi gibi, alev topu.

Deprem Bulutları : Açık havada, kırılacak bölgenin üzerinde bulutlanma.

Yıldırımlar :Olağan dışı mor, yeşil, kırmızı, mavi, pembe renkli oluşumlar.

Gökkuşağı :Açık havada, kısa gök kuşağı (yeşil, siyah, mavi renk egemendir).

Hava Sıcağı : Havada aşırı sıcaklık ve sıkıntı.

Ay, Yıldızlar :Parlak bir gökyüzü. içinde, yıldızların elde tutacak değin yakın görünmesi.

Uğultu :Yerden anlam verilmeyen bir uğultu gürültüsü duyulur.



YER ALTI SULARINDA DEĞİŞİKLİKLER: (1 SAAT-3 AY ÖNCEDEN)

Su Verimi : 1 ile 4 lt/sn.’lik verim artışı olur.

Basınç Artışı : Su basıncında 1-1, 5 barlık artış görülür.

Su Sıcaklığı : Olağan sıcaklığın 1-2 °C üzerinde artışı.

Yeni Kaynak :Bir ile iki hafta önceden 0, 5-1 lt/saniye akan kaynak oluşur ya da var olan kaynak kuruyabilir.

Su Gazları :CO2 (Karbondioksit) , CH4 (Metal) , Radon (Rn) gazı içeriği artar.

Su Tadı : Su acılaşır ya da tatlılaşır.

Suda Koku :Çürük yumurta ya da kükürt kokusu gelir.

Su Kimyası : İletkenlik (EC) , Ca, Mg, Na, HCO3, SO4, Radon (Rn) , Civa (Hg) , Helyum (He) , H2S, Karbondioksit (CO2) artışı.

Kabarcıklar : Su içinde hava kabarcıkları oluşur.

Dere Suları : Kesilir, kurur ya da çoğalır.


BİTKİ VE AĞAÇLARDA DEĞİŞİMLER: 1-3 AY ÖNCESİ)

Meyve Ağaçları : Erken çiçek açar ve erken meyveyi verir.

Ot ve Ağaç Dalı : Yüzeyleri kızarır, yanar.

Küstüm Çiçeği (Mimoza) : Gündüz deprem öncesi pörsür (saatler öncesi).



PETROL VE DOĞALGAZ ALANLARI: (HAFTA-AYLAR ÖNCESİ)

Petrol ve Doğalgaz : Kuyularda basınç ve verim artar

Doğalgaz : Çatlaklardan doğalgaz çıkışı görülür




DEĞİŞİMLER (JEOFİZİK ÖZELLİKLER) : (1 HAFTA-10 YIL)

Süre Belirtiler
Başlama Aşaması Beklenti 7-200 Yıl - Sayılama geçmiş depremler,
-Deprem gücü,
- GPS,
- Tektonik Paleomagnetik,
- Paleosismoloji.
Gelişme Aşaması Kestirim 1 Ay-10 Yıl - Fiziksel özellik değişimleri,
- Jeofizik ölçümler,
- Sismik, elektrik, EM,
- Manyetik gravite,
- Radyometri, gaz ölçümü,
- Tilt su kimyası,
Olgunlaşma Aşaması Duyumsama 1 Saat-3 Yıl - Hayvan davranışları,
- Yer, gök, deniz, gölde olağandışı değişimler,
- Yer altı suları Değişimleri.
Depremin Oluşumu 5-50 Saniye - Deprem ışıkları,
- Deprem bulutları,
- Alev topları.



Kabarma : Basınç altında çatlayan ve kabaran yerde 10 ile 40 m yarıçaplı, yarım yumurta gibi en çok 10-15 cm şişer. Şişme uydularla belirlenir

Çatlama : Sıkıştırılan kırıcı basınç altında 10 km’lik kabuğun en çok ilk 300 m’si çatlar ve buralar depremcik üretir. (M= 1-4) öncü depremler. Deprem duyarlarla ölçülürler.

Gaz Çıkışı : Çatlayan yerden yeryüzüne radon, metan, karbondioksit gazları çıkar. Gaz ölçerlerle gözlenir.
Isı Çıkışı : Çatlaklar arasından ve sürtünen kırık yüzeylerden yer yüzüne çıkar. Sıcaklık ölçerlerle belirlenir. Kırık yüzeylerde sıcaklık deprem sırasında 900-1500 °C yi bulabilir. Taşı cüruflaştırabilir.

Yumulma : Basınç altında kalan yer biçim değişikliğine uğrar. Kuyulara indirilen yumulma ölçeklerle belirlenir.

Doygunluk : Çatlayan odağa sular dolaşır. Bu bölgeden geçen elektrik akım iletkenlik artışı, ses dalgaları yavaşlama gösterir.

Basınç : Gerilmenin doruğa eriştiği odakta, yüklerin (iyon) uçlaşması (polarization) sonucu, uçlaşık elektrik akımlar SP gelirim ölçerlerle anlaşılır. Trilyon da bir biçim değişikliği, uçlaşmayı 300 kat arttırır

Elektrik : Kırık yüzeyindeki çakmak taşlarının sürtünmesi ile oluşan uçlaşma gelirimi (piezoelektirik). 100000 volt/m² düzeyinde olup 200-400 km uzakta algılanabilir.

Işık : Elektrik yüklü taneciklerin havadaki He, su, moleküllerini çarpışmasıyla deprem ışıkları oluşur. 100-300 km uzaktan görülür. Fotometrelerle algılanır.

Elektomagnetik : Kırılma bölgesinde oluşan durağan elektrik alanı, 250-400 km uzakta bile ölçülebilen elektromagnetik dalgalar oluşturur. Elektromagnetik algıçlarla algılanır.

Işınım (Radyasyon) : Radyoaktif minarellerin bozulması ve ışın salgısı çatlaklardan yüzeye çıkar, radyometri ile ölçülür.

Ağırlık : Çatlayarak gözenekleri ve geçirgenliği artan kabarma bölgesinde birim ağırlık düşer. Mikrogravimetre ile ölçülür

Mıknatıslanma : Çatlamayla artan kayaç gözenekleri, her %1 ’lik değişim elektrik iletkenliğinde % 35’lik değişim yaratır. Elektrik öz dirençle ölçülür.

Ses Hızı : Bol çatlama, gözeneklilik ve doygunluk, Vp, Vs hızlarını düşürür. Yapay sismik yöntemle ölçülür.

Doğal Elektrik akımı :
Düşük frekanslı yerin doğal elektrik akımları deprem öncesi yoğunluk kazanır.

DEPREM ŞİDDETLERİ

Herhangi bir derinlikte oluşan depremin, yeryüzünde hissedildiği bir noktadaki etkisinin ölçüsü olarak tanımlanmaktadır. Depremlerin şiddeti; insanlar, arazi, binalar ve içindeki eşyalar üzerindeki etkilerinin göreceli bir ölçüsüdür. Şiddet , açığa çıkan enerji miktarına bağlıdır. Bir deprem oluştuğunda, bu depremin herhangi bir noktadaki şiddetini belirlemek için, o bölgede meydana gelen etkiler gözlenir. Bu izlenimler şiddet cetvelinde hangi şiddet derecesi tanımına uygunsa, depremin şiddeti, o şiddet derecesi olarak değerlendirilir. Depremler şiddetlerine göre 12 dereceye ayrılmıştır. Şiddeti I-IV arasında olan depremler insanlar tarafından nadiren hissedilebilen ve de yapılarda hasar yaratmayan depremlerdir. Şiddeti V ve üzerinde olan depremler yapılarda hasara yol açmaktadır. Şiddet arttıkça üst merkez bölgesinde hasar da artmaktadır.
Üst merkez bölgesinden uzaklaşıldıkça depremin şiddeti de azalır. Merkez bölgesinden her 20-30 Km. uzaklaşılması, depremin şiddetinin 1 derece azalmasına sebep olur.
Depremin yıkıcı etkisi, depremin ivmesine ve bir ölçüde süresine bağlıdır. Yıkıcı olan depremler genellikle 10-15 saniyeden başlayarak, 1-2 dakikaya kadar uzayabilir. Depremin süresi uzadıkça daha şiddetli olduğu kabul edilebilir.

I nci Derece :Belli belirsiz bir şeydir. Hissedilme ile hissedilmeme arasındaki sınırı belli eder. İnsanların hissedemezler ancak çok hassas aletler tarafından kaydedilir.

II nci Derece :İstirahat edenler (oturan, yatan) ve yüksek yapıların üst katlarındaki bazı kimseler tarafından hissedilir.

III ncü Derece :Ev içinde ve özellikle yapıların üst katlarında olanlarca çok iyi hissedilir. Duran otomobiller hafifçe sallanabilir. Sanki çok ağır bir motorlu araç geçiyormuş gibi hissedilebilir.

IV ncü Derece :Gündüz bina içinde bulunanlardan pek çok kimse hissedebilir. Gece uyuyanları uyandırabilir. Mutfak eşyası, pencereler ve kapılar sarsılır. Duvarlarda çatlama sesleri duyulur. Duran otomobiller sarsılır.

V nci Derece :Hemen hemen herkes tarafından hissedilir. Uykudan uyandırır. Pencereler kırılabilir. Sıvalar çatlayabilir. Sağlam ve dengeli olmayan, bardak, vazo, sürahi ve biblo gibi benzeri şeyler devrilebilir. Ağaçların ve elektrik direklerinin sallandığı görülür. Kötü yapılmış bacalar ve bahçe duvarları yıkılabilir.
VI ncı Derece : Herkes tarafından hissedilir. Ağır möbleler yerinden oynar. İyi yapılmamış taş, tuğla ve kerpiç yığma yapılarda önemli çatlaklar olur. Bacalar devrilebilir.

VII nci Derece : İnsanlar ayakta durmakta zorluk çekerler. İyi yapılmamış (zayıf harçlı, çatısı duvarlara iyi bağlanmamış) taş, tuğla ve kerpiç yapılarda önemli hasar ve yıkıntı olabilir. Bacalar tamamen yıkılır. İyi yapılmış yığma yapı duvarlarında hafif çatlaklar olur. Betonarme binaların duvarlarının çerçeve sistemi ile temas ettikleri yerlerde çatlaklar olur.

VIII nci Derece : İyi yapılmamış taş, tuğla ve kerpiç yapılarda ağır hasar veya tamamen yıkılma, iyi yapılmış yığma, kargir yapılarda ağır hasar, ahşap, karkas yapılarda çerçeve sistemlerinde hasar, iyi yapılmamış betonarme yapılarda, taşıyıcı sistemlerde çatlaklar olabilir. Arazide kum fışkırmaları, çatlaklar olur. Kayalar düşer ve heyelanlar olabilir.

IX ncu Derece : Yığma kagir yapılar yıkılır veya çok ağır hasar görür. Betonarme yapılarda taşıyıcı sistemde mafsallaşma başlar. Donatıyı örten beton kabuk düşer. Betonarme binalarda önemli ötelemeler ve şakülten kaymalar olur. Yerde büyük yarık ve çatlaklar oluşur. Yeraltı su boruları kopar.

X ncu Derece : İyi yapılmamış ahşap, karkas, betonarme yapılarda çok ağır hasar veya kırılma görülür. Demiryolu rayları bükülür. Çamur ve kum akmaları görülür.
XI nci Derece : Pek az yapı ayakta kalır. Köprüler harap olur. Yer kaymaları önemli ölçülere ulaşır.

XII nci Derece : Araziden depremin sarsıntı dalgalarının geçişi görülür, eşyalar ve cisimler havaya fırlar. İnsan eliyle yapılmış tüm yapılar yıkılır ve arazinin topografyası değişir

MAGNİTÜD (BÜYÜKLÜK):

Deprem sırasında açığa çıkan enerjinin matematiksel bir ölçüsü olarak tanımlanmaktadır. Bu da depremin büyüklüğü olarak ifade edilir. Enerjinin doğrudan doğruya ölçülmesi olanağı olmadığından, ABD’den Profesör Charles F. Richter tarafından 1930 yıllarında bulunan bir yöntemle depremlerin aletsel bir ölçüsü olan “Magnitüd” tanımlanmıştır. Profesör Richter, üst merkez (Episantr) den 100 km. uzaklıkta ve sert zemine yerleştirilmiş özel bir sismografla kaydedilmiş zemin hareketinin mikron cinsinden (1 mikron-1/1000 mm) ölçülen maksimum genliğin 10 tabanına göre logaritmasını bir depremin “Magnitüdü” olarak tanımlamıştır. Bu güne dek olan depremler istatistik olarak incelendiğinde kaydedilen en büyük magnitüd değerinin 8.9 olduğu görülmektedir. (31 Ocak 1906 Colombiya-Ekvator ve 2 Mart 1933 Sanriku-Japonya depremleridir).
Gözlemevleri tarafından bildirilen bir depremin magnitüdü, depremin enerjisi hakkında fikir verir, ancak depremin hasar yapma ve hissedilme derecesi hakkında fazla bir fikir vermez. Çünkü deprem sığ veya derin odaklı olabilir. Magnitüdü aynı olan iki depremden sığ olanı daha çok hasar yaparken, derin olanı daha az hasar yapacağından arada bir fark olacaktır. Yinede Richter ölçeği, depremin özelliklerini saptamada çok önemli bir unsur olmaktadır.






Richter Ölçeği:

Depremlerde açığa çıkan enerjinin ölçülmesinde Richter ölçeği kullanılır. Adını Amerikalı sismolog Charles F. Richter’den alan bu ölçek, sismik dalgaların genliğine dayanılarak hazırlanmış bir çizelgedir.

Depremlerin, üst merkez bölgesindeki en büyük şiddeti ile Richter ölçeği arasındaki ilişki


Şiddet Derecesi V VI VII VIII IX X XI XII
Richter Ölçeği 4. 6 5. 2 5. 7 6. 4 7. 0 7. 4 8. 2 8. 8



DEPREMDE HAREKET TARZLARI


DEPREM ÖNCESİ HAREKET TARZLAR

Yapılarınızı yetkililerin size verdiği kurallar doğrultusunda inşa edin. İmar planında konuta ayrılmış yerler dışındaki alanlara yapı inşa etmeyin.

Evlerinize izinsiz kat inşa etmeyin, balkon eklemeleri yapmayın.

Akrabalarınızla buluşma noktalarını önceden belirleyin.

Gereksinim duyabileceğiniz önemli telefon numaralarını uygun bir yere kaydedin.

Aileniz için yaşamsal önem arz eden belgeleri, ateşten etkilenmeyecek bir yerde saklayın (doğum belgesi, vergi kayıtları, nüfus kağıdı, senet, vb.)

Evdeki herkese, gaz vanalarının, sigortaların ve su vanalarının yerlerini öğretin ve nasıl kapatılacağını gösterin.

Öncelikle yaşadığınız yerleşim biriminin deprem tehlikesi hakkında doğru bilgilerini ilgililerden öğrenin.

Her odada üzerinize bir şeyin düşmeyeceği sağlam bir yer seçin.

Yere yatma, başını koruma ve bir şeye tutunmayı öğrenin ve çocuklarınıza da öğretin.

Kitaplık, yüksek mobilya gibi kolay devrilebilir eşyalar ile ağır eşyaları duvarlara veya döşemeye sıkıca sabitleyin.

Olağanüstü bir durumda hemen kullanabileceğiniz el feneri, mum, radyo ve yedek pilleri, ilk yardım çantası ve gerekli ilaçlarınızı, önceden çantaya koyup kolayca ulaşabileceğiniz bir yerde bulundurun.

Düzenlenen ilk yardım kurslarına katılın.

Herhangi bir acil durumda tereddüt yaşamadan çıkabileceğiniz güzergahı seçin ve böyle bir durumda bize engel olabilecek eşyaları ortadan kaldırın.

Binayı terk ederken başınızı koruma yollarını düşünün.

Evde yanıcı ve kimyasal maddeler varsa, ısıdan uzak güvenli bir dolapta saklayınız.








DEPREM ANINDA HAREKET TARZLARI

Araba Kullanırken : Depremden sonra yoğun bir trafik sıkışıklığı olması kaçınılmazdır. Kaza ve çarpmalara dikkat edin ve önlemeye çalışın.

(1) Yavaşlayın, sağa yanaşıp durun, motoru durdurun. Kontak anahtarı yerinde kalsın, pencereleri kapatın ve kapıları kilitlemeden çıkın.

(2) Eğer otoyolda iseniz yolun kenarındaki aydınlatma direklerine ve eğer varsa ses yalıtım duvarlarına dikkat edin.


(3) Tünel giriş ve çıkış yakınlarında durmayın, buralarda yamaç kaymaları ve kaya düşmeleri olabilir.

(4) Radyodan yoldaki hasar ve diğer durumlar hakkında bilgi almaya çalışın.
(5) Büyük kamyon ve tankerlerden uzak durun.


(6) Otoyolda araç sürerken yoldaki anormal durumları ve yangınları cep telefonu yada yol kenarındaki acil telefon ile ilgililere haber verin.


-2 KATLI EV İÇİNDE DAVRANIŞ

Dışarı çıkmak için koşmaya çalışılmaz, sağlam bir masanın altında veya beyaz eşya gibi dayanıklı bir eşyanın yanında, kafa, eller ve bacaklar arasına alınarak baş ve yüz korunmaya çalışılmalıdır.

(1) Uykuda deprem olursa ve yataktan kalkmak güç olursa yatağınızın yanında cenin pozisyonu alın.

(2) Masanın altına girin ve başınızı iki elinizle örtün. Üzerinize düşen eşyadan korunursunuz.

(3) Merdiven boşluklarına çıkılmamalıdır, zira depremde ilk zarar gören yerler buralardır.

(4) Kapı ve pencereler açık tutulmalıdır. Kapı ve pencereler depremde sıkışabilir ve dışarı çıkmak güçleşebilir.

(5) Kapılar, çarpma nedeniyle çeşitli yaralanmalara sebep olabilir. Kapı eşiklerinde durulmamalıdır.

(6) Pencereler, cam bölmeler, aynalar, ocaklar, kitaplıklar, yüksek mobilyalar ve gevşek kapı elemanlarından uzak durulmalıdır.

(7) Tavan veya duvara asılı ağır cisimlerin altında durulmamalıdır.

(8) Gazla ve elektrikle çalışan ev aletlerini (soba ve ocak gibi) kapatın. Kapatamıyorsanız bunlara yakın
olanlara, kapatmaya çalışmalarını söyleyin.

(9) Fişleri prizden çekin, ocakları söndürün, eğer olanak varsa ana musluğu ve ana sigortayı kapatın.

(10) Çıplak ayakla dolaşmayın, yerdeki cam kırıkları ayağınızı yaralayabilir.

(11) Yüksek gerilim hatları ve elektrik direklerinden uzak durun.

(12) Kaçmak için balkonu tercih etmeyin.

(13) Bebek ve yaşlıların güvenliğini sağlamaya çalışın.

(14) Evinizi terk ederken eşyalardan çok canınızı düşünün.

(15) Tuvalet yada banyoda iseniz kendinizi aynadan yada raflardan düşebilecek eşyalardan koruyun.

(16) Banyoda iken başınızı yumuşak bir şeyle korumaya çalışın. Buralar küçük hacimli olduğu için daha dayanıklıdır. Burada kendinizi korumaya çalışın





APARTMAN İÇİNDE DAVRANIŞ (3-5 KATLI BİNA )

Çok katlı apartmanlarda üst katlar alt katlara göre daha çok sallanır. Bu binalar mevzuata uygun yapılmışsa çökme tehlikesi yoktur. Yapılacak davranışlar 1-2 katlı evlerinkinden farklı değildir. Ancak çok katlı yapılar için deprem açısından gerekli özel davranışlar da vardır.
(1) Yangın merdivenlerinin kapısını açık tutun.

(2) Ortak tehlike çıkışının (koridordaki) kapısını açık tutun.

(3) Binayı boşaltırken asansörü kullanmayın.

(4) Asansörde iseniz bütün düğmelere basın ve durduğu ilk katta asansörden inin.

(5) Birinci katta iseniz, kapıyı açamıyorsanız ve de zemin katta yangın çıkmışsa zemin kata yatak vb. gibi yumuşak bir şeyler attıktan sonra üstüne atlayın. Bu davranış çok katlı yapıların üst katları için geçerli değildir.



DERE VE IRMAK KENARINDA DAVRANIŞ


(1) Eğer dağlık bir arazide dik yamaçları olan küçük bir vadide iseniz yamaçlardan toprak kayması ya da kaya düşmesi olabilir.

(2) Nehrin kaynak tarafında baraj varsa yıkılabilir ve bir su baskını olabilir. Hemen nehre dik yönde yüksek yerlere çıkmaya başlayın


DENİZ KENARINDA VE RIHTIMDA DEPREM DAVRANIŞI

(1) Küçük bir depremde bile TSUNAMİ (dev dalgalar) olabilir. Hemen yüksek yerlere doğru gidilmelidir.

(2) Tsunaminin ilk dalgası geldikten sonra tehlikenin geçtiğini sanmayın; bazen ikinci dalga ilk dalgadan büyük olabilir.

(3) Radyodan Tsunami haberlerini dinleyip gerekenleri yapın.


BÜYÜK MARKET VE MAĞAZALARIN İÇİNDE DEPREM DAVRANIŞI


(1) Büyük kolonların yanında durmaya çalışın. Raflardan ve dolaplardan uzak durun.

(2) Yangın çıkışlarına, merdivenlere ve yürüyen merdivenlere koşmayın.

(3) Anonsları dinleyin. Mağaza güvenlik personelinin uyarı ve önerilerini yerine getirin, onlara uyun, dediklerini yapın.

(4) Satın aldığınız şeyleri bırakın. Dışarı çıkarken elleriniz boş olsun.

(5) Çanta vb. bir malzeme ile başınızı koruyun.

(6) Vitrinlerden uzak durun.







EĞER ENKAZ ALTINDA KALINMIŞSA


(1) Paniğe kapılmayın, sakin olun ve yapacaklarınızı düşünün.

(2) Bulunulan çevre keşfedilerek, yaşam için daha elverişli mekanlar olan mutfak, banyo vb. yerlere ulaşılmaya çalışılmalıdır.

(3) Mevcut malzeme ile ilk yardım uygulanmalıdır.

(4) Bulunabilecek erzak ve su tasarruflu kullanılmalı, gerektiğinde idrardan bile sıvı olarak istifade edilebileceği unutulmamalıdır.

(5) Etraftaki seslere kulak verin ve duyduğunuz seslere karşılık verin. Seslenerek, varsa düdük ile veya sert bir yüzeye taş ile veya bulduğunuz cisim ile vurmak suretiyle ses çıkarıp yerinizi tespit etmelerini sağlamaya çalışın.

6) Zaman kavramı kaybedilmemeli, umutsuzluğa kapılmamalıdır.

(7)Hareket edebiliyor ve çıkış noktası varsa dikkatli bir şekilde oradan uzaklaşın. Aksi durumda iseniz hareket ederek enerjinizi tüketmeyin.

(8) Kurtarma ekiplerinin size ulaşacağını düşünün.



DEPREM SONRASINDA HAREKET TARZLARI

(1) Bulunduğunuz mekanı yetkililerin uyarılarına göre veya sakin bir şekilde boşaltın;

(2) Deprem esnasında hasar gören eviniz artçı deprem ile yıkılabilir! Artçı depremlere karşı evinizi hemen boşaltın

(3) Binanız hasar gördüyse ilk katında bulunuyor iseniz, başka türlü boşaltma imkanınız yoksa ve acilen boşaltmanız gerekiyorsa yukarıdanzemine yatak vb. gibi yumuşak şeyler attıktan sonra bunların üstüne atlanılabilir.

(4) Binaların ana giriş kapıları açık bulundurulmalıdır.

(5) Bulunduğunuz mahalden uzaklaşmak, şehir dışına çıkmak için arabanızı kullanmayın. Çünkü bu tür çok sayıda araba olduğu için trafik sıkışıklığı olur. Kurtarma ve yangın söndürme araçları gereken yerlere ulaşamazlar.

(6) Telefon acil durumlarda kullanılır.

(7) Televizyon ve radyo dinleyin. Söylentilere itibar etmeyin. Onları kesin bilgi olarak görmeyin. Deprem sırasında radyo, telefon ve televizyona göre daha kullanışlıdır.

(8) Üst katlardayken yada merdiven iner veya çıkarken mutlaka duvar dibinden ilerleyin.



ismim@benimadresim.com

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın