bismillahirrahmanirrahiym mp3 Mevlana ELDEŞ Eldes Konya türkçe müzik anadolu Türkiye sevgi beycom pıralı Ilgın dibekköyü nodalar höyük boztepe aşk love naturalvillage
 

  ELDEŞ CAMİLERİ

 

 ELDEŞ KÖYÜ MERKEZ CAMİİ
Eldeş Merkez Cami 2006
 Eldeş köyündeki iki camiiden birisi olan Eldeş Köyü Merkez Camii köy meydanında olup adeta Eldeşin simgesi konumundadır. Bu güzel camii kuran kursu imam evi ve bahçesi vardır. Bir imamı ile hizmet vermektedir.
Yakın tarihimizden günümüze ulaşan tarihi halıları, mükemmel ahşap oyma işçiliği ve sade ve huzur veren yapısı ile bir zamanlar güvercinlerinde yuvası idi.
Kürsüsünde ve minberinde köyümüzün yetiştirdiği kıymetli hocalarımız gelip geçmiştir. Camii tamamen köy halkımızın yardımları ile yapılmış olup, camii, imam evi, musalla taşı, ve şadıvan ile bahçesinin içinde bulunduğu arsa bir Eldeşli tarafından vakıf edilmiştir. Camiinin bir yaptırma ve yaşatma derneği vardır ve halen görevine devam etmektedir.

 

  MERKEZ CAMİİ

 

 Eldeş Merkez Cami 2007
Eldeş köyünün ilk camisi olan olan merkez cami Hicri 1312 Miladi 1894 Yılında yapılmış olan camii, ahşap direkli, nakışlı, toprak dam üzerine çatılı beton minareli bir camidir. Konya çevresindeki, ahşap direkli ve nakışlı camilerin en güzel örneklerinden biridir. Moloz taş duvarlı, düz toprak dam üzerine saç kaplama bir ahşap oturtulmuştur. Gerek duvar işçiliği ve gerekse ahşap işçiliği çok kalitelidir. Camiye yazlık, son cemaat mahallinden girilmektedir. Ahşap direklerin taşıdığı tavan yine ahşap malzeme ile örtülüdür. Caminin ahşap işçiliğini, mihrap, minber, kürsü, mahfil üzerinde görüyoruz. Mihrap nişi ahşap bordürlerle çevrilmiştir. Geniş bordür üzerinde barok kıvrım dallar bulunur. Üç büyük rozetin yer aldığı bir alınlığa sahiptir. Niş içerisinde kalem işi olarak şerit halinde yapraklı asma dalları arasında üzüm salkımları ile süslenmiştir. Aynı motifler minber ve kürsüde işlenmiş ve estetik bir bütünlük sağlanmıştır.
TARİHÇESİ
Eldeş köyü cami ihtiyacı daha önceleri bir mescit olarak başka bir yerde faaliyet gösterirken merkez camiinin bu günkü yerine yapımı ise günümüzden hayli eski bir tarihe 1894 yılına aittir. Camii Osman Ağa tarafından kurtuluş harbi döneminde iç ayaklanmaların ve çetelerin ortalığı haraca kestiği bir dönemde annesi vasıtası ile verdiği 65 altın bağışlaması sonucu dönemin önemli isimlerinden olan Pandızlının muhtarlığı döneminde günümüzdeki son şeklini almıştır.
Minaresi 1960 yılında Palagilin Sıddıka Hanım tarafından yaptırılmıştır.
Caminin yapım sürecinde Postellerin odada ocak ışığında caminin alacak verecekleri üzerinde oturmuş konuşurlarken muhtar ile odada bulunan ileri gelenler arasında tartışma ve ihtilaf çıkmıştır. Toplanan paralar ile gelir giderlerin yazılı olduğu defterin uyuşmadığı kayıt dışı hesap olduğu iddialarıyla tartışılırken Saltoğlu merkez caminin kayıtlarının ve diğer bilgilerinin yazılı olduğu defteri yanmakta olan ocağa atmak suretiyle yakmıştır.
Bu sebepten camii ile ilgili hiçbir kayıt kalmamış ve günümüze ulaşamamıştır. Hatta caminin yapım tarihinin yanlış olduğunu söyleyen köylüler var.
Caminin ustasının bir ecnebi olduğu biliyor. Caminin ahşap işçiği ilginç ve çok güzel bir sanat eseridir. Süslemelerde bölgenin tarımsal yapısı hakkında ip uçları verir nitelikte olan bu ahşap süslemeleri çayır harmanı mevkiindeki kendi yerindeki elmalıklarda yapmıştır. Mihrap, minber ve kürsü ağaç oymacılığının iyi birer örneğidir. Motif olarak asma ve üzüm oymalarından oluşan desenler bölgenin Roma ve Bizans dönemlerinde önemli bir üzüm yetiştirilen bölge olduğuna işaret ediyor.
İnşaatı tamamlayıp bitiren ecnebi usta caminin kapısına iki adet büyük kilit ile kilitleyip Ilgındaki Bali’nin hana gidip oradan haber yollamıştır. Getirin 65 altını alın caminin anahtarlarını diye. Bunun üzerine Osman Ağanın anasına, zamanın muhtarı haydi bakalım camiyi sen yap parasını ben vereceğim demiştin şimdi usta ve masraf parası 65 altın tutuyor ben vereceğim demiştin artık verirsen caminin anahtarlarını alalım der bunun üzerine anası durumu Osman ağaya söyler Osman Ağa bulduğu altınlarda 65 tanesini kuşağına diker ve anasına verir oda muhtara götürüp verir. Böylece caminin anahtarları alınır ve camii bir tellal ( duyuru) ile hizmete açılır. Tellal şöyledir : “Namaz halısını seccadesini alan camiye gelsin, camimiz açılmıştır”. Böylece camii hizmete başlamış olur. Camii ibadete açıldıktan sonra bağışın Osman Ağa tarafından yapıldığının anlaşılması üzerine camiinin ve çevresinin tek bir tapu olarak daha sonra hisse olmasın ve koruma altında olsun diye Osman Ağanın üzerine tapulanmıştır. Bu tapuya göre günümüzde ekilen kıble duvarının olduğu bahçe aslında camii malıdır ve haksız olarak kullanılmaktadır. Yani caminin dört tarafında yeteri kadar boşluk vardır. Fakat günümüzde bu tapunun akıbeti bilinmiyor. Bu bir araştırma konusudur. Osmanlı tapu arşivlerinde tapunun kaydı bulunabileceği ihtimali yüksektir.
Günümüzde musalla taşının olduğu yere o dönemlerde Osman Ağanında izni ile bir oda yapılmış ve bu oda köyün hizmetine hayır amaçlı sunulmuştur. Fakat bu yapı daha sonra yıkılmıştır. Bu gün burası boş bir alandır. Musalla taşı var ve cenaze namazı kılınmak amacıyla kullanılmaktadır.
Minaresi sonradan, Palagilden Sıddıka isimli bir kadın tarafından 1960 yılında yaptırıldığı söylenmektedir.
Caminin bitişiğinde bulunan Kur-an kursu olarak uzun süre kullanılan ve bu amaç için yapılan ilave binanın kurtuluş savaşı döneminde köye gönüllü toplayıp, talim yaptırmak üzere gelen o dönem genç bir subay olan Yüzbaşı Fahrettin Altay tarafından yaptırıldığı söyleniyor.
Camiinin avlusunda ve çevresinde 1990’ların ortalarına kadar güvercinler vardı. Bu gün yok denecek kadar az olan güvercinler camii ve çevresine güzel bir hava veriyorlardı. Benimde ,1980’Lİ yıllarda okul yaz tatillerinde okuduğum camiin yanındaki Kur-an Kursunda güvercin ve kumru sesleri kulağımızdan eksik olmazdı. Güvercinler minare ve çevresinde yoğunlaşır ve minarenin yanındaki çeşmenin oluğundan ve çevresinden su içerlerdi. Her şeyden önemlisi camii ve çevresini gece gündüz ve dört mevsim canlı tutan cemaatından sonra güvercinleri vardı. Bu bölgede hiçbir camide olmayan ve büyük camilerde görmeye alışık olduğumuz bu güzel senfonin sahipleri şimdilerde 2000’li yılların başlarında güvercinlerden hiçbir eser kalmamış.
Cami bahçesi içerisinde iki ayrı yapı daha verdır. Bunlardan ilki imam evidir. İmam evi günümüzde faal olarak merkez cami imamı lojmanı olarak hizmet vermeye devam etmektedir. İkinci yapı ise demirci dükkanıdır. Bir vakıf olarak yaptırılmış olan ve geçmişte burada demircilik yapan soğuk demirci ustalarına kiraya verilerek camiye gelir elde edilmiştir. Uzun yıllardır kullanılmayan kerpiç yapı 2008 yılı itibariyle yıkılmış ve metruf durumdadır. Bir çok değerlerimiz gibi bu küçük vakıfta kaybolmaya yüz tutmuştur ve sahipsizdir.
Caminin yapımı ve Osman Ağa ilgili bölümlerde kaynak kişi : Abdullah Erkan (Öküz Abdullah)
Benim dedemin kardeşinin oğlu olan emmi oğlu emmime katkılarından dolayı sonsuz teşekkür ediyorum. Osman Ağa benim büyük büyük dedem, yani babamın dedesinin babası oluyor. Allah c.c. onlardan razı olsun.
Foto: Beytullah Yıldırım / Eldeş Köyü 29/ Temmuz / 2006

 

  ELDESNET

 

Eldenet Eldeş Köyü Internet
Tasarım ve Yönetim: Beytullah YILDIRIM
Bizimle paylaşmak istediğiniz yazı ve fotoğraflarınız için bize e-mail gönderin.
Duygu ve düşüncelerinizi paylaşmak için buraya ziyaretçi defterine yazabilirsiniz.

Eldesnet Ana Sayfaya Gitmek İçin Buraya Tıklayın.