bismillahirrahmanirrahiym mp3 Mevlana ELDEŞ Eldes Konya türkçe müzik anadolu Türkiye sevgi beycom pıralı Ilgın dibekköyü nodalar höyük boztepe aşk love naturalvillage
 

  ELDEŞLİDEN ŞİİRLER

 

 Zeki Eriş'ten Şiirler
Türkiye  Eldeşli Zeki Eriş köyümüz Eldeşe olan sevgisini duygularını ve hasretini şiirlerinde dizelere dökmüş. Bu güzel şiirleri bizimle paylaştığı için kendisine teşekkür eder yüreğine gönlüne sağlık. Bu sayfalarda yer almasını istediğiniz yazılarınızı e-mail ile gönderebilirsiniz.

 

  ZEKİ ERİŞ ŞİİRİ

  Zeki Eriş Eldeş Köyü 2007 ELDEŞ'TE RAMAZAN
Yine Eldeşime geldi Şehri Ramazan
Haydi Eldeşim uyan kalk sahura
Gözel amca vur tokmağı davula
İnlesin davul sesin sokaklarda

Eldeşim akşam oldu haydi iftara
Ezan okunuyor tuttuğun oruç kabul ola
Aç orucunu hurmayla sakın yanında pideyi unutma
Dua ile başla sofraya konu komşuyu davet etmeyi sakın unutma.
Zeki ERİŞ 2008
Zeki Eriş Eldeş Köyü 2007
ELDEŞ DİYARI BAŞKADIR
Ey Eldeş! Duy sesimizi duy!
Bizler senin kanın, toprağın canlarınız
Evlerinde yaşayan insanlarız.
Yollarında gezen arkadaşı, bahçelerinde oynayan çocuklarız
Özgürlüklerin tadına varan herkesiz biz.

Ey Eldeş! Duy sesimizi duy!
Yağmur yağarken ıslanan toprağın sesini duy.
Gelincik tarlalarında gezen bal arılarının sesini duy
Güllerin içinde dolaşan büyüleyici şarkılar
Söyleyen bülbüllerin sesini duy
Ekin başaklarında öten Ağustos böceklerini Duy Eldeşim Duy

Ey Eldeş gör herşeyi gör
Güneşin doğuşundan batışına kadar uzanan
Sıradağları gör
Kalbimin ortasından geçen derenden içen
Ağaçları gör Eldeşim gör

Gece karanlığında tam tepede ayın ve
Yıldızların pırıltılarını gör
Temiz kalpleriyle sana sarılan yarenlerini
Gör Eldeşim gör.

Ey Eldeş! Gör her şeyi gör
Yüreğine yerleşen kırmızı çatılı evleri gör
Yeşilliklerinde otlayan kuzuları koyunları gör
Bizler insanlarız çocuklarız yarenleriz
Bülbüller gülleriz biz
Gör hepimizi gör.

Zeki ERİŞ
2007 Eldeş Köyü
Zeki Eriş Eldeş Köyü 2007
Merhaba Eldeşim
Uzak diyarlardan sesleniyorum sana
Beni duy uzkta olsamda
Yanında olmasamda bas beni bağrına
Ayrılamam senden uzakta olsamda.

Uzak diyarlardan seyrediyorum seni
Tepelerinde doğan güneşi
Ağaçlarında açan çiçekleri
Görmesemde içinden geçen dereni

Yinede selam olsun Eldeşim Sana
Geliyorum bir sonraki sonbahara.

Zeki Erİş 2/26/2006
Balıkesir Havran 85/3 Tertip Havacı asker iken gönderdiği şiir.

  Eldeş Adında
Bir garip köy varmış uzaklarda Eldeş adında.
Sanki yalnız kalmış bu Dünya da,
Tek dostum var dermiş sadece Dünyada,
Oda bahçesinde, tarlasında. evlerinde yaşayan insasnlarıyla.

Neşeli bir köy varmış uzaklarda Eldeşadında,
Sabahleyin tepesinde doğan Güneşi ile başbaşa,
Akşamleyin karanlığnı aydınlatan Ay dedesi ile arkadaşça,
Sert esen rüzgarlarıyla dostça geçinirmiş kıskandırırcasına.

Tarih kokan bir köy varmış Eldeş adında uzaklarda,
Bin yıllık bir serüvene şahit olmuş topraklarında.
Nice Rumlar, Ermeniler, Bizanslılar barınamamış topraklarında.
Nice savaşlar ve barışlar olmuş Anadolu abidesi Eldeş diyarında.

Zeki Erİş 03.Mart.2007
Eldeş Köyü Ilgın Konya

Zeki Eriş, benimde çok sevdiğim okurken aklıma sılayı Ilgın'ı Eldeş'i getiren ve yürek burukluğu ve hüzünü yaşatan Faruk Nafiz ÇAMLIBEL in en sevdiğim şiirini göndermiş buradan Zekiye çok teşekkür ediyorum.

  HAN DUVARLARI

Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı,
Bir dakika araba yerinde durakladı.
Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,
Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar...
Gidiyordum, gurbeti gönlümle duya duya,
Ulukışla yolundan Orta Anadolu’ya.
İlk sevgiye benzeyen ilk acı, ilk ayrılık!
Yüreğimin yaktığı ateşle hava ılık,
Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı...
Arkada zincirlenen yüksek Toros Dağları,
Önde uzun bir kışın soldurduğu etekler,
Sonra dönen, dönerken inleyen tekerlekler...

Ellerim takılırken rüzgârların saçına
Asıldı arabamız bir dağın yamacına.
Her tarafta yükseklik, her tarafta ıssızlık,
Yalnız arabacının dudağında bir ıslık!
Bu ıslıkla uzayan, dönen kıvrılan yollar,
Uykuya varmış gibi görünen yılan yollar
Başını kaldırarak boşluğu dinliyordu.
Gökler bulutlanıyor, rüzgâr serinliyordu.
Serpilmeye başladı bir yağmur ince ince.
Son yokuş noktasından düzlüğe çevrilince
Nihayetsiz bir ova ağarttı benzimizi.
Yollar bir şerit gibi ufka bağladı bizi.
Gurbet beni muttasıl çekiyordu kendine.
Yol, hep yol, daima yol... Bitmiyor düzlük yine.
Ne civarda bir köy var, ne bir evin hayali,
Sonunda ademdir diyor insana yolun hali,
Arasıra geçiyor bir atlı, iki yayan.
Bozuk düzen taşların üstünde tıkırdıyan
Tekerlekler yollara bir şeyler anlatıyor,
Uzun yollar bu sesten silkinerek yatıyor...
Kendimi kaptırarak tekerleğin sesine
Uzanmış kalmışım yaylının şiltesine.

Bir sarsıntı... Uyandım uzun süren uykudan;
Geçiyordu araba yola benzer bir sudan.
Karşıda hisar gibi Niğde yükseliyordu,
Sağ taraftan çıngırak sesleri geliyordu;
Ağır ağır önümden geçti deve kervanı,
Bir kenarda göründü beldenin viran hanı.
Alaca bir karanlık sarmadayken her yeri
Atlarımız çözüldü, girdik handan içeri.
Bir deva bulmak için bağrındaki yaraya
Toplanmıştı garipler şimdi kervansaraya.
Bir noktada birleşmiş vatanın dört bucağı,
Gurbet çeken gönüller kuşatmıştı ocağı.
Bir pırıltı gördü mü gözler hemen dalıyor,
Göğüsler çekilerek nefesler daralıyor.
Şişesi is bağlamış bir lambanın ışığı
Her yüzü çiziyordu bir hüzün kırışığı.
Gitgide birer ayet gibi derinleştiler
Yüzlerdeki çizgiler, gözlerdeki cizgiler...
Yatağımın yanında esmer bir duvar vardı,
Üstünde yazılarla hatlar karışmışlardı;
Fani bir iz bırakmış burda yatmışsa kimler,
Aygın baygın maniler, açık saçık resimler...

Uykuya varmak için bu hazin günde, erken,
Kapanmayan gözlerim duvarlarda gezerken
Birdenbire kıpkızıl birkaç satırla yandı;
Bu dört mısra değil, sanki dört damla kandı.
Ben garip çizgilere uğraşırken başbaşa
Raslamıştım duvarda bir şair arkadaşa;

"On yıl var ayrıyım Kınadağı’ndan
Baba ocağından yar kucağından
Bir çiçek dermeden sevgi bağından
Huduttan hududa atılmışım ben"

Altında da bir tarih; Sekiz mart otuz yedi...
Gözüm imza yerinde başka ad görmedi.
Artık bahtın açıktır, uzun etme, arkadaş!
Ne hudut kaldı bugün, ne askerlik, ne savaş;
Araya gitti diye içlenme baharına,
Huduttan götürdüğün şan yetişir yârına!...

Ertesi gün başladı gün doğmadan yolculuk,
Soğuk bir mart sabahı... Buz tutuyor her soluk.
Ufku tutuşturmadan fecrin ilk alevleri
Arkamızda kalıyor şehrin kenar evleri.
Bulutların ardında gün yanmadan sönüyor,
Höyükler bir dağ gibi uzaktan görünüyor...
Yanımızdan geçiyor ağır ağır kervanlar,
Bir derebeyi gibi kurulmuş eski hanlar.
Biz bu sonsuz yollarda varıyoruz, gitgide,
İki dağ ortasında boğulan bir geçide.
Sıkı bir poyraz beni titretirken içimden
Geçidi atlayınca şaşırdım sevincimden;
Ardımda kalan yerler anlaşırken baharla,
Önümüzdeki arazi örtülü şimdi karla.
Bu geçit sanki yazdan kışı ayırıyordu,
Burada son fırtına son dalı kırıyordu...
Yaylımız tüketirken yolları aynı hızla,
Savrulmaya başladı karlar etrafımızda.
Karlar etrafı beyaz bir karanlığa gömdü;
Kar değil, gökyüzünden yağan beyaz ölümdü...
Gönlümde can verirken köye varmak emeli
Arabacı haykırdı "İşte Araplıbeli!"
Tanrı yardımcı olsun gayrı yolda kalana
Biz menzile vararak atları çektik hana.

Bizden evvel buraya inen üç dört arkadaş
Kurmuştular tutuşan ocağa karşı bağdaş.
Çıtırdayan çalılar dört cana can katıyor,
Kimi haydut, kimi kurt masalı anlatıyor...
Gözlerime çökerken ağır uyku sisleri,
Çiçekliyor duvarı ocağın akisleri.
Bu akisle duvarda çizgiler beliriyor,
Kalbime ateş gibi şu satırlar giriyor;

"Gönlümü çekse de yârin hayali
Aşmaya kudretim yetmez cibali
Yolcuyum bir kuru yaprak misali
Rüzgârın önüne katılmışım ben"

Sabahleyin gökyüzü parlak, ufuk açıktı,
Güneşli bir havada yaylımız yola çıktı...
Bu gurbetten gurbete giden yolun üstünde
Ben üç mevsim değişmiş görüyordum üç günde.
Uzun bir yolculuktan sonra İncesu’daydık,
Bir handa, yorgun argın, tatlı bir uykudaydık.
Gün doğarken bir ölüm rüyasıyla uyandım,
Başucumda gördüğüm şu satırlarla yandım!

"Garibim namıma Kerem diyorlar
Aslı’mı el almış haram diyorlar
Hastayım derdime verem diyorlar
Maraşlı Şeyhoğlu Satılmış’ım ben"

Bir kitabe kokusu duyuluyor yazında,
Korkarım, yaya kaldın bu gurbet çıkmazında.
Ey Maraşlı Şeyhoğlu, evliyalar adağı!
Bahtına lanet olsun aşmadınsa bu dağı!
Az değildir, varmadan senin gibi yurduna,
Post verenler yabanın hayduduna kurduna!..

Arabamız tutarken Erciyes’in yolunu;
"Hancı dedim, bildin mi Maraşlı Şeyhoğlu’nu?"
Gözleri uzun uzun burkuldu kaldı bende,
Dedi;
"Hana sağ indi, ölü çıktı geçende!"

Yaşaran gözlerimde her şey artık değişti,
Bizim garip Şeyhoğlu buradan geçmemişti...
Gönlümü Maraşlı’nın yaktı kara haberi.

Aradan yıllar geçti işte o günden beri
Ne zaman yolda bir han rastlasam irkilirim,
Çünkü sizde gizlenen dertleri ben bilirim.
Ey köyleri hududa bağlayan yaşlı yollar,
Dönmeyen yolculara ağlayan yaslı yollar!
Ey garip çizgilerle dolu han duvarları,
Ey hanların gönlümü sızlatan duvarları!..

Faruk Nafiz ÇAMLIBEL

  ELDEŞ NASILDIR?

Merak ettim kendimce Eldeş Nasıldır?
Neresidir diye?
Gittim o güzel köye
Ovalarını dağlarını çayırlarını izleye izleye
Girişinde dolu dolu meyve bahçelerini
Ekin Başakları
Hemen yan tarafında iğde ağaçları
Yolunda ilerledim ilerledim yavaşça
Hemen kenarında mavi önlüklü okul çocukları
Evlerinin önünde oturan anaları
Köyün tam ortasında köy kahvesi
Hemen yanında tarihi Eldeş camisi
Karşılandım köy kahvesinde tokalarla
Selamlarla merak edip yanıma oturan amcalarla
Çaylar geldi masaya
Başlandı Eldeş anlatılmaya
Yalın ses tonlarıyla
Kalktım masadan
Etrafımda dolaşan meraklı çocuklarla
Vardım Eldeş çayına
İlerledim suyun akışınca
Baktım su içen kuşlara
İzledim içinde dolaşan küçük balıkları
Yeşil yeşil kurbağaları
Vardım Eldeş deresine
Mola verdim bülbül ötüşlü bahçelerinin gölgesinde
Baktım heyecenlı meraklı gözlerle köye
Tam karşımda yeşil bir tepe
iki yaka üstündeki eski evlere
Huzur buldum bu köyde daha önce gelse idim keşke
Temiz havası ilaç oldu
Aldı derdimi
Yeşilliği büyüledi gözlerimi
Beste gibi geldi çayın gür sesi
Çok şanslısın Eldeşli böyle güzel bir köy görülmedi.

Zeki Eriş - Nisan / 2009

Yüreğine sağlık. Kucak dolusu selamlarımla...

Fotoğraflar: Beytullah Yıldırım / Eldeş Köyü
 Sayfa Oluşturma: 12.06.2008
 Sayfa Güncelleme: 20.12.2008 / 16.04.2009
 

  ELDESNET

 

Eldenet Eldeş Köyü Internet
Tasarım ve Yönetim: Beytullah YILDIRIM
Bizimle paylaşmak istediğiniz yazı ve fotoğraflarınız için bize e-mail gönderin.

Eldesnet Ana Sayfaya Gitmek İçin Buraya Tıklayın.