elifikbal.sitemynet.com
britemoon.gif

Anasayfam
Biz Kimiz?
Konuk Defteri
Anketler
Kent Yazıları
Kent Yazıları 2
Sizden Gelenler
Uçamayan Süpürgeler
Makaleler 1
Makaleler 2
Makaleler 3
Makaleler 4
Makaleler 5
Şiirler 1
Şiirler 2
Resimlerimiz
Dost Siteler

Anasayfam


_merkarata_.jpg

Ömer KARATAŞ

image075.jpg

Mehmet Akif KARATAŞ

İSLAMİ ANLAYIŞIMIZ ÜZERİNE
Ömer KARATAŞ

Amellerimiz Salih ameller haline getirmemizin şartı düşüncelerimizi ıslah etmemize bağlanmıştır.Ancak doğru düşünebilen insanlar doğru davranışlar geliştirebilirler.Yanlış düşünenler ise daha işin başında kaybetmişlerdir.
Tarih boyunca insanların yanlış düşüncelere saplanıp "batıl'ı" hayat haline getirdiklerinde,onları içine düşmüş oldukları yanlıştan çıkaracak,onlara doğru yolu gösterecek peygamberler gönderilmiştir.Bu peygamberler insan ile Allah,toplum ve evren arasındaki sapmış istikametini kaybetmiş,fikri ve ameli noktaları düzelterek insanları "denge" çizgisine getirmişlerdir.Ancak son elçinin de görevini tamamlayarak uhrevi aleme intikalinden sonra ilahi vahyi insanlara ulaştıracak peygamberler halkasının son zinciri de tamamlanmıştır.Fakat O(s.a.v.) en büyük mucizesi olarak tanımlanan "Kur'an-ı ve Kur'an'ın hayata geçirilmiş şekli olan "sünnet'i" insanlara yol gösterici olarak bırakmış ve bunlara sımsıkı sarıldığımız müddetçe doğru yoldan sapmayacağımızı söylemiştir.
KUR'AN ANLAŞILMAK VE YAŞANMAK İÇİN VAR !
Kur!an karanlıklardan aydınlığa çıkaran bir hidayet rehberidir.O'nu doğru okuyabilenler sırat-ı müstakim çizgisine ulaşırlar.Bunun için:
1.Kur'an'a genel bir bakış açısı geliştirmeli,sadece bazı ayetleri alarak diğer ayetlerden bağımsız o ayetleri yorumlama yanlışlığına düşmemeliyiz.
2.Kur'an'ın hayata geçirilmiş şekli olan sünnetten bağımsız Kur'an’ın anlaşılamayacağını bilmeliyiz.
3.Kur’an’a önyargısız yaklaşmalı,kafamızdaki doğruları ona onaylatmak niyetinde olmamalıyız.Ondan doğrular bularak bu doğruları hayatımızın prensipleri haline getirmeliyiz.
4.Kur’an’ı sadece entelektüel bilgi olsun diye değil,yaşamak niyetiyle okumalıyız.Çünkü kur’an ancak yaşamak niyetiyle okuyanlara kendini açar.
İSLAM HAYATIN SÜSÜ MÜ,KENDİSİ Mİ?
Zaman zaman hacca gitmiş,sakallı,elinde tespih,beş vakit namazını cemaatle kılan insanların gündelik hayatlarında faiz yediklerini,ticari hayatlarında haramı-helali aramadıklarını veya benzeri bir haramı normal bir harama normal bir şeymiş gibi tepkisiz kaldıklarını görüyoruz.İnsan “acaba bu insanların İslami anlayışlarında bir eksiklik mi var?” diye düşünmekten kendini alamıyor.Elbetteki hatasız kul olmaz.Ama anlayışımız yanlış ise durum vahim demektir.Acaba bu insanlar için İslam hayatımızın belli günlerini ve günlerimizin belli zamanlarını düzenleyen fakat toplumsal hayatımıza ,ticari ve siyasi hayatımıza karışmayan ibadetle toplamı mı?Bu yanlış anlayışa şu soruları sormak lazım:
Acaba kul helalinden rızık kazanmak için çalışıyorsa bu ibadet değil mi?Ya da komşuluk ve akrabalık ilişkilerinin düzenlenmesinde İslam’ın bir hükmü yok mu?Evlilik müessesesini hayata geçiren bir mü’mim dünyalık kazancının yanında-eğer bu işte İslami kurallara riayet ediyorsa-ahiretlik kazancı yok mu?İslam bir topluma aksesuar malzemesi olmak için mi giriyor yoksa hükmetmek için mi?İslam hayatın süsü mü,yoksa hayatın kendisi mi?
HATASIZ OLAN KİM ?
Bir kul Allah’ın emirlerine “teslimiyet” derecesinde bağlanır.Çünkü O’nda hata yoktur.Resulullah’ın ise ilahi tebliğin aktarılmasında hatası yoktur.O Allah’tan aldığını ona bir şey eklemeden ve ondan bir şey çıkarmadan olduğu gibi insanlara aktarır.Fakat dünyalık meselelerde O da diğer insanlar gibidir.Medine’deki hurmalıkların aşılanması olayında bunun bir yarar sağlamayacağını söylemiş,fakat bir yıl sonra verimin düşmesi üzerine kendisinin bu gibi meselelerde hata yapabileceğini söylemiştir.Bedir savaşı sonrasında esirlere ne yapılması gerektiği konusunda Hz. Ebu Bekir ile birlikte yanılabilmiştir.Bedir savaşında önce orduyu Bedir kuyularının gerisinde savaşa hazırlarken bir sahabenin teklifi üzerine Bedir kuyularını kapatarak savaşmış,Uhut’ta kendi görüşüne muhalif olmasına rağmen,Mekke’de kalmayarak meydan savaşına çıkmıştır.Bu gibi meselelerde de sahabeler Resulullah’ın söylediğinin vahiy olup olmadığını sorarak eğer vahiy ise “teslim olmuşlar”;fakat Resulullah’ın kendi görüşü ise “istişare” yapmışlardır.Kısaca bu örneklerde görüldüğü gibi Resulullah’ın hatasızlığı ilahi tebliğin aktarılmasındadır.(daha geniş bilgi için bakınız:HAMİDULLAH,prof. dr Muhammed,İslam Peygamberi C.II,shf 883 ve devamı,irfan yayımcılık,İstanbul 1993)
Diğer insanlar ise kapasiteleri oranında İslam’ı anlarlar.İnsanların anladığı İslam’ın kendisi değil,İslam’ı o insanların anlayabildiği kadarıdır.Diğer insanlar bir insanın İslam anlatışı ile sınırlandırmak,İslam’ın o insanın anlayışından daha iyi anlaşılamayacağını söylemek yanlıştır.Bu insanların İslam anlayışından mutlaka faydalanılmalıdır.Fakat yukarıdaki anlayış İslam düşüncesinin donuklaşmasına neden olur.
Bu gerçeklerin bilinmesine rağmen;hocasının,şeyhinin,liderinin İslam anlayışını İslam’ın kendisiymiş gibi sunmak,İslam’ı farklı anlayanlara düşmanca bir tavır içerisine girmek ;hocasının,şeyhinin,liderinin yaptığı her hareketin,söylediği her sözün,yazdığı her yazının,attığı her imzanın-yanlış taraflarının görülmesine rağmen-“altında bizim bilmediğimiz bir hikmet vardır,biz daha mı iyi bileceğiz” diyerek o insanların hatalarını savunur hale gelmek İslami bir anlayış olmasa gerek
ÖLÇÜMÜZ NE ?
Cemaatler uzun zamandır gündemimizi işgal eden bir gerçek.Bu gerçeğin geniş bir kitleyi etkilediği de muhakkak.Fakat bu kadar geniş bir kitlenin ağırlığının olmayışı akla bazı soruları getiriyor:
1.Cemaatler his ve heyecanlar üzerine mi kuruluyor.Cemaatlerin teşekkülünde Kur’an ve sünnetin bizim önümüze koyduğu prensiplere ve metotlara ne kadar riayet ediliyor?
2.cemaatler sayıya,kemiyete,niceliğe mi önem veriyor;kaliteye,keyfiyete,niteliğe mi?
3.Cemaatler kendi liderlerini ve liderlerini kitaplarını Hz. Peygamberin ve Kur’an’ın önüne mi geçiriyor.Ölçüde ve sevgide silsileyi doğru ayarlayabiliyor mu?
4.Cemaatlerin eğitim programları teorik bir takım gerçeklerin tekrarı olarak mı kalıyor,ameli noktalara riayet ediliyor mu?
5.Yapılan kültür çalışmalarında bireylere kişilik kazandırılmaya çalışılıyor mu,yoksa insanlar bu faaliyetler sonucu sürüleştiriliyor mu?
6.Hz peygamberin riayet ettiği “meşruiyetçilik” prensibine ne kadar riayet ediliyor.
Elbette insanoğlu zaferle mükellef değildir.Onun yapacağı sebepleri yerine getirmek,bütün tedbirleri almaktır.Zaferi verecek olan Allah’tır.
Bizlere ise bu gerçeklerin idrakinde olarak çalışmak kalıyor.

Konuk Defterim

Ad,Soyad:

E-mail:

Web Adresi:

Mesaj:

Hadis Dünyası'nı Ziyaret Ederek Bu Manevi İklimden Faydalanmak İçin Tıklayınız...

GEÇERIM
ASIYE KARATAS



Geçerim
Hem geceden
Hem de senden geçerim
Suskun bakışlarından
Gelip geçerim.

Severim
Bir seveni
Bin can olur severim
Çarpmasın yüreğin
Hep uzaktan severim.

Yeterim
Hem kendime
Hem de sana yeterim
Çektirdiğim bitsin gayri
Yeterim

Biterim
Aşka sevdaya doymam
Biterim
Bir küsersem sevdaya
Biterim.

Yiterim
Sevda sarhoşu olup
Yiterim
Karşılık bulmayınca
Ellerimle yiterim

Giderim
Yerimden de yurdumdan da
Giderim
Tutmasın ellerin
Kayıp giderim.

Geçerim
Hem sevdadan
Hem de senden geçerim
Zorla sevda olmaz der
Gülüp geçerim.
Ocak 2005