|
Buffalo Wings
Abi bu buffalo mudur nedir bizim öküz, inek gibi bi büyük baş değil mi, ne kanadından bahsediyorsun ya!
Adamım Buffalo, New York da bi şehrin adı. Bafalo Vings diye okurlar bunu ve tavuk kanadının bi çeşididir.
Nası yani.. Kanadın şekli mi değişik?
Ya yok.. Hani bizde İzmir köfte var ya... Aynen o hesap.
Usulü desene abi şuna.
Anla işte adamım yorma beni..
Şimdi şöyle, her bi nanede olduğu gibi bunda da varyasyonlar var ama orijinal hali şöyle; tavuk kanatlarını üçe bölerler. (Amerikada kanadı bütün satıyorlar) Uç kısmı çöptür kullanılmaz diğer iki kısmı çeşitli baharatlarla marine edilir sonra kızartılır. Kızaran kanatlar üzerlerine başka bi sos dökülerek servis edilir. Hem marine işlemi hem de kanatların üzerlerine dökülen sos için farkı yaklaşımlar vardır. Artık şansınıza.. Size hangisi denk gelir bilinmez.
Not: Acılık derecesi arzuya göre ayarlanır. Gerçi bu arzu genelde şefinkidir.
Yanında celery (seleri diye okunur) dedikleri sözlüğün kereviz sapı diye çevirdiği ama yendiği zaman her hangi bir lezzeti olmadığı anlaşılacak olan bi ''yeşil'' ile servis edilir. Ha tabi bleu cheese (blu çiiz) de gelir yanında bu celery buna bandırlır falan...
Risotto
İtalyanca aşk başkadır, e o zaman İtalyanca pilav neden farklı olmasın değil mi?
-Abi bildiğin pilav yani?
-Bildiğin gibi değil
-E ne?
-Bilmek ya da bilmemek ...
-Abi üflesene bi bakalım kaç promil
-Adamım çaktırma yazacak bi şey yok postayı uzatmaya çalışıyorum.
-Abi ünlü bi laf var bildin mi?
-Nedir?
-Zamanım olsa daha kısa bir mektup yazardım*
Menşeyi İtalyanın kuzey bölgeleridir. Bizim pilava kıyasla pirincinde ve yapılışında bi takım değişiklikler vardır. Servis edildiği zaman bizimki gibi tane tane olmaz. Risotto gören bi Türk;''Ne len bu! hoşaf olmuş'' tepkisi verebilir. Evde pilav yaptığınızda suyunu tam çekmezse içine bi iki şey atıp risotto diye kakalayabilirsiniz.
*Bu söz, milattan önce yaşamış Roma devlet adamı Marcus Tullius Cicero'ya aittir.
Pita
Şu pideye Pita denmesi beni öyle bi ayar ediyor ki... Sen daha bakin Amerikalı Avrupalı arkadaşlarım bu bizim kültürümüzdür, bizde bi hayat biçimidir, etlisi vardır, ramazanı vardır, kebabın yanına tırnaklısı vardır ya da varyasyonları; bazlaması şu busu vardır diyeceğine, hepsinden öteye geçip Pita yazıyorsun menüne.
Ama yoook! Ole menüye bazlama yazınca çok köylü oluyor; doğru. Yakışmaz Nişantaşı veya Alsancak çocuklarına.
Aman neyse toplumsal mesajlar vermeye çalışmamalıyım olayımız menüleri anlaşılır bi dile çevirmek.
Pita = Pide
Budur.
Parfait
Parfait Fransızca bir kelimedir ve sözlük derki bu kelimenin Türkçe anlamı "mükemmel"dir ve orijinal telaffuzu da şudur: pahr-FAY. Şahsen hiç kasmadan parfe der, geçer ve de giderim. Her neyse ismini bir yana bırakalım. Yukarıda da görüldüğü üzere bir tatlıdır fakat çeşitli versiyonları mevcuttur. Örneğin Amerikalılar bunu dondurma, aromalı şurup ve çırpılmış krema ile katmanlar oluşturup üzerine fındık fıstık serperek servis ederler. Fransızlar ise olaya farklı açıdan yaklaşır ve yumurta akıyla yapılmış, meyve püresi ve çırpılmış krema ile zenginleştirilmiş bir tatlı derler Parfait için. Ama Amerikalılar ve Fransızlar servis konusunda hem fikirdirler ve ikisi de parfeyi ince, uzun, ayaklı bardaklarda servis ederler. Bizde ise size nerde hangisi rastgelir bilinmez ama her şekilde afiyet olsun, iyi günlerde tüketin.
Ravioli
Bir kaynakta Ravyoli için "makarna yastıkları" yazmışlar, bu çok hoşuma gitti. Gerçekten de yastık gibi; İtalyanlar bunu bir çeşit makarna olarak bilse de bu bizce bu mantıdır. Karizmatik menülerde "ravioli" diye geçer ama bizim kullandığımız isim ravyolidir. Peynirlisi, ıspanaklısı, kıymalısı ve hatta mantarlısı bana rast gelenleridir. Lezzetlidir, toprak kapta servis edilmesi içten bile değildir, duruma göre ağır olabilir. Büyük marketlerden gidip poşet poşet alıp evde sıkıldıkça yapılması muhtemeldir. Afiyet olsun
|
|
|
|
|
Cordon Bleu
Vakti zamanıyla başarılı bayan aşçılara verilen bir ödülmüş, Cordon Bleu (Mavi bi kurdele/şerit gibi bi şey- hani omuzdan aşağı doğru dolarlar ya...). Sonradan tüm başarılı aşçılara verilir olmuş. Hah! Artık bu bilgiyi aldınız ya, sırtınız hayatta yere gelmez. Yürü ya kulum...
Sadece ödül değil aynı zamanda, tabii ki, fotoğraftaki pek sevgili yemeğimizin de adı. Nereden olmuş, nasıl olmuş bilinmez adı Cordon Bleu işte.
Answers.com "kôr'dôN bluu" diye okuyun demiş. Oldu güzelim dedim ben de.
Siz en iyisi Kordon blu demeyin u yerine ö ye benzeyen bi ses çıkarmaya çalışın ben anlarım.
Okunuş tamam peki içerik nedir?
Tavuk göğsü peynir ve de jambon üç ana malzemedir. Tavuk dışarda kalacak şekilde üç malzeme sarılır fırında pişirilir.
Fotoğrafta görüldüğü gibi peynir ısıdan kendi koyuverir. Süslemesi, peynir ve de jambon seçimi aşçıya kalmıştır. E fena değildir, yenir.
Not: Yemeğin İzmir'le bi alakası yoktur. Belki de vardır ne bileyim.
T-Bone
Olayın anatomisine hiç girmeyeceğim, veteriner değiliz ama kısaca; t-bone (T Seklinde kemik) dananın her bir omur kemiğinin ortadan ikiye bölünmesi ile elde edilir.
Kemiğin iki tarafındaki et farklıdır. Küçük olan bonfile, diğeri kontrfiledir. İşin özü ben bunu sevmem. Kaldı ki bizde helal et olayı vardır ve hayvanın kanı akıtılır, bu durumda zaten kalın olan etin içinden kan tamamen gittiğinden ne yaparsan yap sakız gibi çiğnemekten kurtulamazsan. Kısacası, Türkiye de hiç de yenmez.
Bunun kontrfile kısmını ayırırlar ve tek başına pişirirler. O zaman da Nişantaşı'nda 30 milyona yedirdikleri New York Steak olur. Bence yine pek bi şeye benzemez.
Bi de Filet Mignon var. Tenderloin'in yani Bonfile'nin küçük kısmından elde edilen kemiksiz ve pahalı bi et parçasıdır. fih-LAY mihn-YON diye okunması gerekirmiş, file minyon diye de okurlar. Yumuşaktır ama pek lezzetli değildir. Kendi suyunda tencerede pişebilir, sote olabilir, ızgara yapılabilir. Ben bunu da sevmem.
Waffle
Örmek, dokumak anlamına gelen "weave" kelimesinden türetilmiş bir kelime olup, bizim kağıt helvanın yabancısının adıdır. Pek de bir nane değildir ama bir aralar sosyetenin biricik tatlısıydı, hatta hala bile bunu yemenin ayrıcalık olduğunu düşünen bir kitlenin olduğu kanaatindeyim. Her neyse; bulamaç kıvamında bir karışımın özel waffle makinesine dökülmesi, pişirilmesi ve nihayetinde içinin çeşitli malzemelerle doldurulmasıyla yapılır. İlla ki tatlı olması gerekmez içene sebze, et veya peynir konularak da yenilebilir. Tatlı olanlarının içine genellikle meyveler, krema, çikolata sosu falan fıstık ne denk gelirse konulur sonra da şöyle dürüm hesabı katlanarak yenilir. Afiyet olsun dur fakat waffle için kıyamet koparmak yersizdir. Büyükçe marketler de hazır pişmiş waffleLar vardır. Oralardan satın alınıp afiyetle tüketilebilir.
Crémé Brûlée
Fransız mutfağının literatüre armağanıdır ve krem brüle diye okunur. Aslında öyle okunmaz ama biz okuruz. Anlamı yanmış kremadır ve servis edilmeden önce üzerine kahverengi şeker veya pudra şekeri serpilen ve yakılan, ardından soğutulup servis edilen muhallebi kıvamında bir tatlıyı tanımlar. Basittir, güzeldir, ama hafif midir ağır mıdır bilemem çünkü bu konu görecelidir. Püf noktası pişirirken göz kulak olunması ve ortası sertleşmeden fırından alınmasıdır. Öbür türlü yerken yumurtalar ben buradayım diye bağırır. Üzerine şeker ilavesi yapılmaması durumunda bir grup insan bunun tatlı mı değil mi anlamayabilir. Çeşitli tariflerde krema miktarı daha fazladır. Bence her şeyin fazlası zarardır.
|
|
|
|