Böyle demişti Cebrail’in Rabbinden getirdiği “OKU”
emrine karşı Hz. Muhammed(sav). Korkmuştu, heyecanlanmıştı,
sevinmişti, titremişti bir hata yapmamak için temkinli
davranmayı tercih etmişti ve “BEN OKUMA BİLMEM” demişti.
O ilahi emre karşılık ya yanlış bir şey söylerseydi. Çok
beklemişti Rabbinden gelecek sözleri. Hata yapmamalıydı.
Dikkatli olmalıydı. Kıvranmıştı ama karşılığını bulmuştu.
O, çok özel bir andı. İnsanlık adına doğru yaşamanın ilmini
öğrenmeye başladığı andı. “Rabbime inandım” diyebilenlerin ilim
yolundaki ilk dersleriydi.
“OKU” bu kelime bir devrin bitiş diğer bir devrin başlangıç
kelimesi olmuştu. Bitirilmek istenen devirde ne olmuştu ki diğer
devri Rabbim “OKU” emriyle başlatmıştı?
Kelimenin içindeki derin anlam neydi?
Neden ilk gelen emir “OKU” idi?
Dinin direği namazdı ama niye ilk emir “OKU” idi.
Nefsin terbiyesi oruçtu ilk emir niçin “OKU” idi.
Şehâdet, onsuz Müslüman olunamazdı ama buna rağmen ilk emir yine
“OKU” kelimesiydi.
Her şeyden önceydi. Okumadan nasıl bilinecekti? Bilmeden neye
şehâdet edilecekti? Bilmeden niçin namaz kılınacaktı? Okumadan
bilmeden ne terbiye edilecek, ne yaşanacaktı.
Aradığını bulmuş olmanın mutluluğuyla en yakınına koştu
hz.Peygamber (sav). Bilmek bencillik götürmezdi bunu
paylaşmalıydı. Karısına anlattı. Ve bir köleye ve bir yetişkin
erkeğe anlattı. Ardından bir çocuğa anlattı Rabbinden
öğrendiklerini. Anlattığı kişilerin her biri farklı bir
sınıftandı. Farklı kişilere aynı şeyi anlatmıştı. Bu ne demekti?
Bu ilmin sınıfı olmaz demekti. Bilmek herkesin hakkı demekti.
Önemli olan almak istemekti. Öğrenmeye heveslenmekti. İlahi emir
ilk görevini yerine getirmişti bile. Cehalet insanları
birbirinden ayırırken ilmi öğrenmek insanı eşit kılmıştı.
Tarih bilmenin tatlı sorumluluğundan kaçıp, cehaletin acı
boşluğuyla kıvrananların örnekleriyle doluydu.
Elçisine sırt dönen ve bir buzağıya tapan lanetli
İsrailoğulları…
Nefsi arzularına yenilip elçisini hiçe sayan ve helak olan Lût
kavmi…
Doğruyu bilmeye davet edildikleri halde isyankâr olup tufana
muhatap olan Nuh kavmi…
Ve öğrenmeye yetecek akılları varken sırf iktidar için
babalarının yanlışını devam ettiren cahiliye devri insanları…
Dünyada ne kadar insan, o kadar akıl ve o akıllara yüklenmiş bir
o kadarda farketme, bilme, yaşama sorumluluğu var. Bu
sorumluluktan kaçış kendi sonunu kendi isteğiyle hazırlayıştı.
Sorumluluğundan kaçtıkları “BİLMEK” düşmanlığı silerdi ufku
genişletirdi. Tıpkı Bedir savaşında alınan esirlerin on kişiye
okumayı öğrettikleri takdirde serbest bırakıldıkları gibi.
“BİLMEK” kini kuruturdu. Amcasını öldüren vahşiyi affeden
Hz.Peygamber gibi.
“BİLMEK” kibri söndürürdü. Köleyle efendinin eşit olduğunu
okuyup iman edenler gibi.
“BİLMEK” merhameti arttırırdı. Kız çocuğunu gömerek yaptığı
haksızlığı öğrenip tövbe edenler gibi… v.s. v.s.
Bilmek bilenlere ne kaybettirmişti. Hz.Muhammed(sav),Mustafa
Kemal Atatürk, Edison, Yunus Emre, Mevlâna bildikleri için ne
kaybetmişlerdi. Onlar bilme yolunda çabalamışlardı ve bundan
lezzet almışlardı ki bize de tavsiye etmişlerdi. Kalplerimizde
kocaman yerlere sahip olmuşlardı. Nasıl mı? Okuyup öğrenip
yaşayıp örnek oldukları için.
Her günü bir olan bizden değildir diyen Resûl
çırpınmıştı okumaya teşvik etmek için bizi. Ülkemizin
başöğretmeni Atamız ilim yolunda ne çabalar vermişti.
Bize düşen sadece okumak, bilmek ve bunu yaşamak. Başka
ne gayesi var ki insanın bu dünyada. Bu yaratılışının sebebi. O
halde neden kör yaşamayı seçer ki insan. Neden görmek istemez ki
gerçeği. Yiyip içip doyurduğu bedeninin hakkını gözetirken neden
ihmal eder ki zihnini.
Ve bizde sesleniyoruz memleketimizin orta göbeği Konyamız’ın
süsü Mevlâna’mızdan bir sözle tüm insanlığa “Bilgi sınırı
olmayan bir denizdir. Bilgi dileyense o denize dalan bir
dalgıç”.Neden dalgıcın uçsuz bucaksız denizde yüzmekten aldığı
hazzı bizde okumak ve öğrenmekten almayalım. Dalgıcın korkusu
denize girene kadar bilmenin korkusu okumaya başlayana kadar.
Rabbim ilmimizi ve o yolda şevkimizi arttırsın. Âmin
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------Yazılan
yazıların sorumluluğu yazarın kendisine aittir. İzinsiz ve kaynak
gösterilmeden yayınlanamaz.