İKİ İYİ, İKİ KÖTÜ ÖRNEK

02.06.2008

Cuma Sohbetleri

Mükremin KIZILCA

     

İKİ İYİ, İKİ KÖTÜ ÖRNEK

         Hayırlı Cumalar sevgili okuyucularım!

Bu günkü sohbetimizde hidayetin tamamen bir nasip meselesi olduğunu teyit eden, Allah cc ın Resullerine Eş olduğu halde bundan nasiplenemeyen iki örnekle Firavunlara eş olduğu halde İslam’ı seçebilen bir iradeden bahsetmek istiyorum.

Hidayet, doğruya iletmek demektir. İnsanlara doğru yolu göstermek ise Peygamberlerin vazifesidir.

Hidayete erdirmek ise sadece Allah’ın bir sıfatıdır ve bu kelimenin insanlar için, mesela falanca bana doğruyu gösterdi gibi kullanılması ise tamamen mecazi anlam taşır.

Mesela Gasas suresi 56.ayette, hidayete erdirmek ancak Allah’a aittir manasında şöyle buyurulur;

“Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah cc, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O doğru yola gelecekleri daha iyi bilir.”

Mecazi anlamda Peygamberlerin hidayete erdirmesini yani doğru yolu göstermesini ise Şura suresi 53. ayette şöyle izah buyuruyor;

“İşte sana da, emrimizle, bir ruh (kalpleri dirilten bir kitap)
vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi, kendisiyle doğru yola eriştireceğimiz bir nur yaptık. Şüphesiz ki sen doğru bir yola iletiyorsun; göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah'ın yoluna. İyi bilin ki, bütün işler sonunda Allah'a döner.”

Evet, Peygamberler bile istediği kişiyi hidayet edememektedir.

Rasülüllah efendimizin amcası Ebu talibe ne kadar istekli olduğu ama bu hidayetin mümkün olmadığı malumdur. Hatta bir ayette de, ne kadar hırsla istese bile insanların çoğunun Hakkı kabule yanaşmayacağı da vurgu yapılır;

Yusuf suresi:103.ayet; “Sen ne kadar şiddetle arzu etsen de insanların çoğu inanacak değillerdir.”

Şimdi düşünme zamanı diyelim ve şöyle bir beyin jimnastiği yapalım: Bizler Müslüman bir ülkede Müslüman ana-babadan doğarak hidayeti kolayca sahiplendiğimizi, Müslüman olmayan bir ülkede Müslüman olmayan ana-babadan olan insanların ise şanssızlıklarına küsmeleri gerektiğini mi varsayalım? Hayır, asla böyle bir zulüm Allah’a isnat edilemez. O Zatı ecelli ala, kalplere hidayeti atandır, nerede olursa olsun ezeli kabiliyeti ve iradesi olanlara onu mutlaka tattıracaktır.

Bu madde de sizlere Kur'andan aktaracağım Tahrim suresinin son üç ayetini ibretlerle inceleyelim ve hidayetin nasıl bir ilahi ve iradi bir nasip olduğunu izleyelim.

Bu ayetlerde kocaları Peygamber olduğu halde imana yanaşmayan iki kadından... Birde Kocası Firavn olduğu halde iman eden bir kadınla etrafı imansızlarla örülü ama tek başına imanı haykıran bir başka kadından söz edilir;

Allah cc, inkar edenlere, Nûh'un karısı ile Lût'un karısını örnek gösterdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki salih kişinin nikâhları altında bulunuyorlardı. Derken onlara hainlik ettiler de kocaları, Allah 'ın azabından hiçbir şeyi onlardan savamadı. Onlara, "Haydi, ateşe girenlerle beraber siz de girin!" denildi.

Allah cc, iman edenlere ise, Firavun'un karısını örnek gösterdi. Hani o, "Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap. Beni Firavun'dan ve onun yaptığı işlerden koru ve beni zalimler topluluğundan kurtar!" demişti.

Allah cc, bir de iffetini sapasağlam koruyan ve bizim de kendisine ruhumuzdan üflediğimiz, Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını doğrulayan İmran kızı Meryem'i de (inananlara) örnek gösterdi. O itaat edenlerdendi.

Evet, kardeşlerim şimdi anlamaya çalışalım, bu kadar açık, güneş gibi parlak mucizelere, elle tutulur gözle görülür delillere, evrende ki Kur'anda ki ve kendi içimizde ki ayetlere rağmen inkâr da ve inananlara zulümde ısrar edenleri… Bu nasıl anlamak olacaksa tabi.

Hayırlı Cumalar dileklerimle.

Mükremin KIZILCA

YORUM YAZ           YORUM  OKU

Not: Yorum yazacaksanız okuduğunuz yazının başlığını mutlaka yazmanız gerekmektedir.Başlık yazılmayan yorumlar yayına konmayacaktır.

E-mail: nimerkum_55@hotmail.com

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------Yazılan yazıların sorumluluğu yazarın kendisine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

<<<YAZARLARIMIZ ANA SAYFASI