esratasliyuk.sitemynet.com

Anasayfa
Özgeçmişim
Yazılarım - 1
Yazılarım - 2
Yazılarım - 3
Yazılarım - 4
Yazılarım - 5
Yazılarım - 6
Yazılarım - 7
Yazılarım - 8
Yazılarım - 9
Yazılarım - 10
Yazılarım - 11
Yazılarım - 12
Yazılarım - 13
Yazılarım - 14
Yazılarım - 15
Yazılarım - 16
Bilişim dili
İletişim

Yazılarım - 14


Herkesi bu onuru yaşamaya çağırıyorum

Şimdiye dek geçirdiğim en büyüleyici 23 Nisandı. Dünyanın en güçlü donanmasının, inanç karşısında nasıl yenik düştüğünü gördüm. Bir atışta 15 metrekareyi vuran, 6 metrelik çukur açıp püskürttüğü toprakla daha ötedekileri de gömerek "canlı cenaze" kılan devasa toplar karşısında, yüreğindeki vatan aşkına sarılan kahramanların nasıl galibiyet kazandığını hissettim. "Çanakkale ruhu"nu, iliklerime kadar hissettim...

Dünya üzerinde "taarruz değil, ölme emri" alabilen tek ordu karşısında, teknolojinin nasıl önemini yitirdiğini, ancak böylesine bir destan öğretebilir bizlere. Bu destan; bizlere daha neler öğretmez ki...

Yokluğun, yoksulluğun en dibindeyken, dört bir yandan kuşatılmış, köylerde erkek kalmamışken, metrekareye 6 bin mermi düşüyorken... 8 milyon toplam nüfustan 230 binini Çanakkale'ye gömüp, sancağı yine de düşmana teslim etmemek...

Tam 230 bin kahraman Türk'ün, vatan sevgisi dolu kalbini, tonluk toplara, delip geçen mermilere siper edebilmesi...

Günü yalnızca bir somun ekmekle geçirip, 240 kiloluk topu sırtlayabilen Seyit Onbaşı...

Ölüm emrine gözünü kırpmadan yürüyen 57. Alay...

3 bin İngiliz askerine karşı, emrindeki 66 askeriyle 48 saat yılmadan çarpışan Yahya Çavuş...

Geri dönüp annesine kavuşabilsin diye düşmanın yarasına gömleğini sargı yaparak yaşatmaya çalışan Mehmetçik...

Erkek kılığına girip meydan muharebelerinde çarpışan kadınlar...

Bağrına süngü saplanmış oğlunu ağaç gölgesinde bırakarak, daha hafif yaralıları iyileştirip tekrar orduya kazandırmak için çırpınan doktor...

Çatışmanın orta yerinde, yaralı düşmanını kucaklayıp birliğine teslim eden Mehmetçik...

Nice meçhul kahramanlar...

Ve üstün komutanlığında kazanılan zaferin ardından şu sözleriyle tüm insanlığa ders veren; düşmanına karşı bu duyguları taşıyan dünyadaki tek lider:

"Bu memleket toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar, burada bir dost vatanının toprağındasınız, huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını savaşa yollayan analar, göz yaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızda, huzur içindedirler ve huzur içinde uyuyacaklardır. Onlar bu topraklar üzerinde canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır."
Mustafa Kemal Atatürk, 1934

İşte böylesine onurlu bir mücadelenin kahramanlarının torunlarıyız biz. Böylesine asil bir ölümün yaşattıklarıyız biz... Tarihe "Çanakkale geçilmez." yazdırmak için, hiç tereddüt etmeden kanını mürekkep yapanların şerefiyiz...

Bu 23 Nisan'da 1915'i yaşadım. Korkusuz, isimsiz, kefensiz yatan on binleri ziyaret ettim. Yerinde görmek, hissetmek bir başka büyülüyor. Ve günümüzün bazı değerlerini yeniden sorgulamaya itiyor insanı. Günlük telaşlar içinde görmezden geldiğimiz, unuttuğumuz ama içimizde saklı duran "değerleri" yeniden canlandırıyor.

Gelibolu'ya yolculuk; "ben merkezli" dünyamızdan çok uzaklardaki bir başka dünyaya yolculuk demek... Moda - marka yarışlarının, satın alarak tatmin olma hırsının uyuşturduğu zihinlerimize, taptaze bir gün ışığı doğması demek. Her şeyin bu kadar kolay ulaşılabilir ve dolayısıyla kolay harcanabilir olmasıyla yitirmeye başladığımız duyarlılıklarımızı yeniden canlandırmak demek. En zor koşullarda da başarabileceğimizi görmek demek. Dışı renkli içi boş, ithal zevklerin peşinde koşmayı bırakıp kendimize dönmek; kendimize güvenmek demek. Hangi mirasın üzerinde yaşadığımızı özümsemek demek. Rehavetten uyanmak demek.

Siz de üstünüzde bir rehavet; her şey tamamsa da yine de bir eksiklik hissediyorsanız, Gelibolu'ya yolculuk yapın. Emin olun, çok iyi gelecek...

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

O K U R Y O R U M L A R I . . .

Değerli zamanını ayırıp bu yazımı okuyan ve görüşlerini paylaşan herkese teşekkür ederim.

Ahmet AKTAŞ
Emekli Öğretmen, Siyasetçi, İstanbul

Esra Hanım;
Bugün ağlamamaya, fazla düşünmemeye, beynimi daha fazla zonklatmamaya özen göstermeye çalışırken sizin yazınıza ilişti gözüm. Hem hıçkırıklarıma mani olmaya çalıştım, hem de yazınızı okumayı bitirmeye gayret ettim. Hem de size bu satırları yazmaya çalışıyorum. Elinize, gönlünüze sağlık.

Halen ülkemizi yönetenlerin, her karış toprağı şehit kanıyla sulanmış vatan topraklarını, varımızı yoğumuzu haraç mezat, hem de yabancılara satmaları...
Düne kadar emperyalist batının gizli servislerinin gizli gizli yaptıklarını, bugün ülkemizde sözde sivil toplum kuruluşlarının açık açık yapmaları...
Yabancı vakıflar yasaları ile ülkemizin sosyal, kültürel, siyasi ve ekonomik istilasına ramak kalması...
Zerre kadar vatan sevgisi, bayrak sevgisi taşıyan herkesin ama herkesin durup bir düşünmesi, "Biz nereye gidiyoruz ya da götürülüyoruz?" demesi gerekmez mi?
Diyenler, soranlar var elbet. Ama yeterli mi?
Atalarımızn emaneti ve yüce yaratanın lütfu olan bu güzel vatanımızın ve bu güzide milletimizin geleceği, mutluluğu için bu yaptıklarımız ve yapacaklarımız hiçbir şey...
Doğruları dosdoğru anlatan sesiniz ve sesimiz daim olsun.

--------------------------------------------------------------------

Ali Erdem YILDIZ
Satın Alma Sorumlusu, Gebze

Esra Hanım,
Bu duygu ve düşüncelerinizi bizimle paylaştığınız için teşekkür ederiz. İnşallah en kısa sürede bizler de bu güzel yere gitme fırsatı bulabiliriz.
Tekrar teşekkür ederiz.

--------------------------------------------------------------------

Cemal BEŞKARDEŞ
İstanbul

Sevgili Esra Taşlıyük'ün bu çağrısını yürekten destekliyorum... Çanakkale ve Kurtuluş Savaşımız'ın tarihini, savaş alanlarında yaptığımız incelemelerle, tarih bilincimizi hem bizim hem de İngiliz, Fransız ve Ruslar'ın devlet arşivlerindeki belgelerle geliştirebilirsek KEMALİZM ideolojisinin temellerine giden yolu bulmuş oluruz...
Değerli yol arkadaşım! Sizin varlığınızı, sizin gibi ülkesinin tüm değerlerine, kültürüne, tarihine, ürettiği değerlere sahip çıkanların seslerini duyurmaları beni sonsuz derecede mutlu ediyor; yüreğimi ve koltuklarımı kabartıyor...
Sizin yazınızı okuduğumda günüme umutla başladım... İyi ki varsınız, iyi ki güçlü bir kaleminiz var, iyi ki sizi tanıdım...
Aydınlık geleceğimizin mimarlarından sevgili Esra Hanım, sitenizi zaman zaman ziyaret ederek yazılarınızı okuyacağım.
Sevgiyle, esenlikle kaliniz.

--------------------------------------------------------------------

Gülşen FINDIK,
Muhasebeci, İstanbul

Ne güzel bir yazıdır bu; tüylerim diken diken oldu!
Yazıyı okurken, Çanakkale'de savaşıp ölesim geldi...

--------------------------------------------------------------------

Harika KULÇUR,
Avukat, İzmir

Merhabalar,
Yazınızı okudum. Gerçekten haklı ve yerinde düşünceler. Tebrikler...

--------------------------------------------------------------------

İsimsiz

Yazınızı okudum ve çok etkilendim. Bu vatanın nasıl bir inançla, nasıl bir vatan sevgisiyle kazanıldığını herkesin görmesi gerekiyor.
Yazınız da çok çarpıcı. Büyük gazetelere neden iletmiyorsunuz? Daha büyük kitleler de okusun!
Kaleminize, yüreğinize sağlık. İlk fırsatta ben de gideceğim.

--------------------------------------------------------------------

İsimsiz

İyi günler. Yazınızı zevkle ve duygulanarak okudum. Göz yaşlarımı silmek aklıma bile gelmedi. Ancak böyle güzel anlatılabilirdi. Umarım anlamlı mesajlarınızın devamı geldikçe yeni nesillere vatan aşkını daha güzel aşılıyabiliriz. Sizin gibiler var oldukça nesiller daha güzel yetişecektir.
Sevgiyle kalınız.

--------------------------------------------------------------------

Kadri PATIR,
Yazılım Proje Müdürü, İstanbul

Esra Hanım merhaba,
Ellerinize yüreğinize sağlık. Evet maalesef insanlarımız kim ve nerede olduklarının bilincinde değil daha. Kendini bu bilinçte zanneden bazıları da, inanca, Osmanlı'ya çattıkça kendilerini çağdaş zannediyorlar. Ben göremedim bu ana kadar siz gördünüz mü; bizim gibi inancı ile, tarihi ile, atası ile kavgadan hoşlanan ve bunu çağdaşlık olarak gören başka bir millet?

--------------------------------------------------------------------

Neşe ALTUNER,
Bankacı, İstanbul

Esra Hanım, yazınız için size yürekten teşekkür ediyorum. Kaleminize kuvvet dilerim. Saygı ve sevgilerimi sunarım.

--------------------------------------------------------------------

Reyhan ERGÜLTEKİN
Reklamcı, İzmir

Sevgili arkadaşım Esra,
Süper bir yazı olmuş; ellerine, yüreğine, kalemine sağlık. Yazını okurken, orayı görmemenin ezikliğini yaşadım içimde... Tüylerim diken diken oldu...
Teşekkürler.

--------------------------------------------------------------------

Sercan AKTAŞ

Yazınız gözlerim dolarak ve hatta kendimi çalıştığım ofiste ağlamamak için çok zorlayarak okudum.
Ben yaklaşık iki senedir Türkiye'den uzakta yaşıyorum; ama vatanımdan uzak geçirdiğim her gün yazdığınız gerçekleri düşünerek; o kutsal topraklarda kefensiz yatan dedelerimize, atalarımıza karşı nasıl bu kadar umursamaz kalıp onların savaştığı emperyalizmin köleleri haline dönüşmemize mantıklı bir çözüm bulmaya çalışıyorum. Daha çok para kazanmanın, daha lüks hayatlar yaşamanın amaç olduğu; bu amaç uğrunda ahlakın, dinin, insan ve vatan sevgisinin umursanmadığı ve hatta pazarlandığı bir dünyada, bizi tekrar kendimize getirecek, bizi binlerce yıldır bu dünyada at koşturan, devletler ve hatta dünya imparatorlukları kurduran karakterimize geri döndürecek bir tokada ihtiyacımız var. Ama sizin de dediğiniz gibi o tokat o kadar yakınımızda ki sadece girdiğimiz döngüden çıkıp biraz gözlerimizi açmamız gerekiyor.
Bu gerçekleri bize tekrar hatırlattığınız için size teşekkür etmeyi bir borç biliyorum. Üzerinde özgürce ölebileceğimiz, uğrunda düşünmeden canımızı vereceğimiz bir vatanımız olmadıktan sonra en lüks hayatı yaşıyor olsak ne olur ki... Her fırsatta katılmak için can attığımız yurtdışı turlarından birinden fedakarlık edip dünyanın o en kutsal topraklarını ziyaret etmek, çocuklarımıza bu gururu ve bilinci aşılamak hepimizin vatan borcudur.
Sevgi ve saygılarımla.