|
SELAM VE SAYGILAR...
Allah cc Hepimizi İslamı gerçek şekilde anlayan ve hükümlerine hakkıyla uyabilen kullarının zümresine ilhak eylesin.
İnsanlar bilgilerini saklamamalıdırlar.Bildiklerini diğer insanlarla paylaşmalıdırlar.
10.10.1999
Güllüce
ANA DİLİMİZ
İnsan duygu ve düşüncelerini en iyi şekilde ana diliyle ifade eder. Yaşamış olduğu Kültür ve Anane içerisinde büyümüş ve bu temelle dünyayı görmüş ve yaşamış, yaşamış olduğu milletin acılarını sevinçlerini, coşkularını paylaşmış, birlikte gülmüş. Tabi ki bu toplumun, milletin,yani kendi milletinin dili ile en iyi şekilde duygu,düşüncelerini ifade edecektir. Bizim dilimizin çok köklü ve zengin bir dil olduğunu her yerde söylediğim gibi bu gerçeği bu yazımda da bir kez daha yineliyorum.
Dil, durağan ve sabit değildir. Dil gelişir. Eğer dil gelişmeyip yerinde sayarsa o zaman kabile dili olmaktan öteye gidemez. Her ne kadar dil gelişirse de bu belli kurallar çerçevesinde olmalıdır. Lokantayı ulusal otlangaç,otobüsü çok oturgaçlı götürgeç vb...yapma ile olmaz. Lise çağlarımızda iken eli öpülesi,o değerli hocalarımızın bir sözü şu anda aklıma geldi. Edebiyat hocamız şöyle bir tabir kullanmıştı:”Avrupa ülkelerinde tv.lerinde vb... yanlış bir kelime kullanıldığı zaman halk ayaklanıyor ve bu yanlışlığın düzeltilmesini istiyor. Yine,okul çağlarında bizim sekizinci sınıfımız düzeyindeki öğrencileri dillerinin bütün özelliklerini(kurallarını)tam ve eksiksiz öğreniyorlar.Öğrenemeyen öğrenciler kesinlikle bir üst sınıfa geçirilmiyor”şeklinde çok anlamlı açıklamaları,o değerli hocamızın sözleri halâ hatırımda.
Çocuklarımıza ana dillerini sevdirmeliyiz. Ana dillerinin kurallarını eksiksiz öğretmeliyiz. Duygu ve düşüncelerini en iyi şekilde her biçimde ifade edebilmelerini sağlamalıyız.Okuma şevki vermeliyiz. Devletimizin ve milletimizin geleceği olan yavrularımızdan bunları esirgememeliyiz. Hem çocuklarımızın geleceği,hem devletimizin ve milletimizin geleceği için bu durum çok ehemniyetlidir. Çünkü,” bu günün küçüğü yarının büyüğüdür”. Hz. Ali “ bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum”demiş. Eğitim bu kadar ehemniyetli olmasaydı, bu söz söylenirmiydi.hz. Muhammet.(sav)”ilim Çin’de bile olsa alın” demiş.Bizde buna göre hareket etmeliyiz...
Bizim dilimizin çok köklü ve zengin bir dil olduğunu tekrar yazarak yazıma son veriyorum.
Selam ve Saygılarımla
Fatih Mehmet KARACA
13.09.1999
Güllüce
SIKINTIYA KATLANMAK
İnsanlar dünyada yaşarken mutlu ve mesut olmayı isterler. Bildiğimiz gibi insanlar içerisinde değişik huylara ve karaktere sahip insanlar vardır. Önemli olan kötü huy ve karakteri su yüzüne çıkarmamaktır. “ainesi iştir kişinin lafına bakılmaz.”
İnsan sevdiği şeylerden gelen sıkıntılara katlanır. Bununla ilgili bir çok ata sözlerimiz vardır. Bir çok veciz sözler söylenmiştir. Bunların biride hepimizin bildiği bir ata sözümüzdür. “Gülü seven dikenine katlanır” gerçekten de öyle. Sporu seven bir insan, yaptığı spordan gelen sıkıntılara ve yorgunluğa katlanır. Bu yorgunluk gözüne hiç görünmez bile. Yine, seyahat etmeyi seven biri, seyahat neticesi meydana gelen sıkıntılara ve buna benzer sonuçlara seve seve katlanır. Hatta bu sıkıntıları seyahatin sonucu olarak düşünür ve seyahatin bir parçası yani ayrılmaz güze bir parçası olarak kabul eder. Dağcılığı düşünelim. Dağcılığı bilmeyen ve yapmayan birine dağcılık ne kadar zor gelir. Fakat sen onu yapana sor. Bu işten ne kadar zevk alıyordur. Sevmese zaten bu işi yapmaz. Yine bir atasözümüz aklıma geldi. “istenmeden yenilen aş, ya karın ağrıtır yada baş” bu mesleklerde de böyledir. Meslek seçiminde bunun için çok dikkatli olunmalıdır. İleride zor günler yaşamamak için bu çok ehemmiyetlidir. Yinede bir mesleğe şöyle böyle girmiş isek isteyerek yapma çabası içerisinde olunmalıdır.
İşte yukarıda söylediğim gibi. Bir işi eğer severe yapıyorsak, o işten gelen sıkıntılara katlanıyoruz. Eğer bir işi sevmeden yapıyorsak sıkıntılara katlanmak biraz zor gelmektedir. En iyisini yapmak için gayret göstermeliyiz.
Selam ve Saygılarımla
Fatih Mehmet KARACA
05.Eylül.2000
Kırıkhan/Hatay
İLİM VE BAŞARI
Tarihe dönüp bir baktığımızda , Türk Devletinin hiç birinin sıcak savaşla cephelerde yıkıldığını göremiyoruz. Bizler yani Türk Milleti ne zamanki birlik ve beraberliğimizi kaybetmişiz, aramıza fitne, fesat girmiş işte o zaman kaybetmişizdir.
Yine tarihe dönüp bir baktığımızda şu anki modern ilmin temelini dedelerimizin attığını görüyoruz. Göktürk Devleti zamanın süper devleti idi. Uygurlar medeniyette çok ileri seviyedeydi. Buna benzer diğer Türk Devletleri de Türk Devlet geleneğini devam ettirerek dünyaya devlet kurmayı öğretmiştir. Devletin devamlılığı devletin ve milletin görevlerine sadık kalmasıyla olur.
Yukarıda “şu anki modern ilmin temelini dedelerimizin attığını” söylemiştim. Tarihte bununla birlikte Moğol istilası gibi afetlerde yaşanmıştır. Moğol imparatorları kütüphane istilası gibi çok büyük hatalara düşmüştür. Yine, İskender de buna benzer Ege ve Akdeniz de aynı hataya düşmüşlerdir. İspanyada da bilindiği üzere aynı durumlara benzer hadiseler yaşanmıştır. Yani kütüphane istilası meydana gelmiştir. O zamanki istila eden kitaplarda kütüphanelerde kim bilir şu an bile bilinmeyen bilgiler mevcuttur. Allah CC aynı akıbetten insanlık alemini korusun.
Bir zamanlarda Horosan maveraunnehir semerkant beykent vb... yerler ilmin beşiğiydi. Yine aynı şekilde İstanbul da öyleydi. Dünyanın dört bir yanından buralara ilim yapmaya gelinirdi. Bize düşen görev bence bu konuda herkesin elinden geleni yapmasıdır. İmkanınız dahilinde bir şeyler yapmalıyız. Gelecekte şunu yaparım bunu yaparım demekle olmaz. “demir tavında dövülür” yani her şey zamanında...
Dedelerimiz ilimleri sayesinde cihana hükmettilerse ve dünyaya adaleti yaymışlarsa bu azim ve imanla olmuştur. Zaten başaracağım ümidi olmazsa başarı olmaz.
Fatih Mehmet KARACA
KARAGEYİK Kırıkhan/HATAY
28.10.2000
Kırıkhan/ Hatay
HZ. PEYGAMBERİN HADİSLERİNDE TÜRKLER!
Hz. Peygamberin yaşadığı devirlerde Türkler çoğunlukla nerelerde yaşıyorlar.?Türklerin yaşadığı bölgelerin özellikleri orta doğu ile olan irtibatı,mecbur kılıyordu.Türkler diğer milletlerle şu veya bu sebep den dolayı münasebet içerisinde idi.Fakat Arabistan ve orta doğu yukarıda da söylediğim gibi Türklere münasebeti mecbur ediyordu.Belirtmek istediğim asıl mevzu bu yazımda Hz. Peygamber Türkler için ne demiştir.Yani Hz peygamberin hadisleridir.....!”Türkler için söylenmiş hadisler!”
Prof Dr. Zekariya Kitapçı “Hz Peygamberin hadislerinde Türkler” adlı kitabının (3. baskı) ön sözünde şöyle demektedir.
“Hz. peygamber; mübarek zatı hakkında şüphesiz bütün dünyada, şimdiye kadar en çok kitap yazılan bir kimse olmasına rağmen, yinede nübüvvet hayatı, siyasi varlığı külli şahsiyeti bütün bunların dışında, onun asırların ötesinden kıyamete kadar bütün insanlığa vermiş olduğu ilahi köklü mesajlar, daha bir çok yönleri aydınlatılmış değildir. Onu; oldukça zahmetli ve büyük mücadelelerle geçen peygamberlik hayatı ve risalet yılları bir tarafa, onun her zaman dinini ve şeraatini temsil edecek bir devlet arayışı içinde olması, bu cümleden olmak üzere medinede kurduğu (ilk peygamber devleti) bu devletin(haşlifesi) olması, devlet kurma geleneğinden her zaman yoksun olan arapları ilk defa devlet kuran dinamik bir toplum haline getirmesi, yeni islam devletinin oturduğu siyasi, dini temeller onun kendi devrinde arap kabileleri ve yakın güç odakları. Mesela kureyş ve yahudilere karşı takip ettiği yüksek denge politikası çağdaş devleti hele hele iran ve bizansı büyük bir boy hedefi haline getirmesi, Türkleri ve Habeşlileri ise yanında görmek istememesi ve bunun dinamikleri gibi daha bir nice hususlar çok daha esaslı bir şekilde araştırılması gereken konular arasındadır...
“sizin en hayırlınız(kavminin zulüm ve haksızlıklarını destekleme gibi bir günah işlemeden) kendi soyunu müdafa eden kimsedir”
Bu ve benzer bir kısım hadislerde çok daha açık bir şekilde ifade edildiği üzere, kişinin kendi kavmi ile islamın yüce gayelerine hizmet yarışında övünmesinin bir sakıncası olmadığı gibi bunun tam aksine, kabil ırk ve kavimlerden bahseden üstelik yekünü bir hayli kabarık olan bu hadislerin tümünü bir kalemde hemde “uydurma hadisler” diyerek silip atmamızda mümkün değildir. Evet, bunlar bizim; Hz. Peygamber, onun yüce mübüvvet hayatı ve hele hele Peygamber ümmetine en büyük dini bir kültür mirası olarak bıraktğı hadisleri hakkında yaptığımız kısa bir değerlendirme sonunda ortaya çıkan meselelerdir. Bunlara şüphesiz, daha bir çok yenilerini ilaveetmemizde mümkündür.Fakat bizim asıl üzerinde durmak istediğimiz bir büyük önemli konu daha vardır oda; hz. Peygamberin mubarek hayatı ve dini kültür mirasımızın esasını teşkil eden hadislerinde türklerin yeridir. Bu konuda henüz yeteri kadar araştırılmamıştır.Hddizatından türklerle ilgili hadislerin varlığı yaygın bir kanı ve herkesce bilinen bir gerçek olmasına rağmen, değil umumi kaynaklardaki hadisler muteber hadis kitaplarındaki rivayetler bile türk tarih ve kültürü bakımından ciddi bir şekilde değerlendirilerek ilim alemi ve türk dünyası okuycusunun istifadesini sunulmuş değildir . Bu, kendi illim adamlarımız olduğu kadar ,yabancı ilim adamları içinde geçerli bir hükümdür.
Gerçekte hz. Peygamber; kendi zamanında türleri en iyi bilen ve onları yakından tanıyan ulu bir kişi idi. Onun Türkler hakkındaki bu bilgilerinin kaynağı sadece bir vahiy kültürü ve rabbani ilhamlardan ibrette değildir. Bilindiği gibi Hz. Peygamber; ilk gençlik yıllarından itibaren, aktif bir ticari hayatın içinde olmuş ve şerefli bir iş hayatı sürdürmüştür. Onun; Peygamberliğinin ilk yıllarına kadar devam eden bu ticari hayatı yaklaşık 28 seneye ulaşmaktadır. O, bu uzun ticaret hayatında Arabistan Yarım adası ve çevresindeki meşhur ticaret merkezleri, diğer bir ifadeyle panayırlarına bir çok seferlerde bulunmuştur. Oda; bir çok arap tacirleri gibi Şam’a, Kudüs’e gitmiş. Bugünlerin tabiri ile serbest bir deniz ticaret bölgesi olan Basra – Bahreyn Körfezlerine uğramış ve çok muhtemeldir ki bu seferlerinin birinde Sasanilerin başkenti Medaine kadar gitmiştir. Hz. Peygamber bu seyahatleri sırasında sadece ticaretle meşgul olmamış ayrıca bulunduğu şehirler buralarda yaşayan insanlar, hatta İran ve Rumlar hakkında bir çok sosyal ve siyasi bilgiler elde etmiş, dolayısıyla çağın içinde ve dünyayı bilen ,görgülü bilgili kültür sahibi bir kimse olmuştur.
Ancak burada mertçe bir soru sormamız gerekmektedir peki ;Hz. Peygamberin türkler hakkındaki bütün hadisleri gerçektende uydurma hadisler midir?Bu soruya uzun uzun hamasi cevaplar vermek niyetinde değiliz. Hemen şunu itiraf edelim ki;biz de, bu hadislerin tümünün uydurma olduğunu,akıl ve mantık yoluyla hemde otuz senedir,ispat etmeye çalıştık.Bunca uğraşmalarımıza rağmen onların “Uydurma Hadisler”olduğunu ispat edemedik.Neticede onların çoğunun ,doğru,sahih olduğuna inanmak mecburiyetinde kaldık.Daha açık bir ifade ile onların “Doğru” olduğunu kabul etmek;bilakis “uydurma” olduğunu ispat etmekten ilim,akıl ve mantık verilerine göre çok daha kolay,çok daha uygun düşmektedir.Hele hele, Hz. Peygamber’in Türklere dair hadisleri hakkında böyle,iki ciltlik hacimli bir eser yayınlaldıktan sonra bugün artık bu hadislerin “doğru” veya “yanlış” münakaşasını yapmak bile çok çok gerilerde kalmıştır...>>...
Aynı kitabın, ikinci cildinin 164.sayfadaki hadis: “Ey iman edenler! Sinden kimler dininden dönerse Allah da onların yerine öyle bir kavim getirir ki;Allah onları sever,Onlar da Allah’ı severler.Onlar müminlere karşı boyunları bükük ve laçak gönüllüdür,kâfirlere karşı başları dik vakarlı ve güçlüdürler.Allah yolunda (korkmadan) cihad ederler,kınayıp ayıplayanların ayıplamasından da endişe etmezler,işte bu Allah’ın öyle bir lütfudur ki onu dilediğine verir.Allah’ın lütfu ve ihsanı geniştir ve herşeyi bilen de o’dur”
Aynı kitabın birinci cildinin 125. sayfasındaki hadis:”Sizler;küçük çekik gözlü,kırmızı benizli, yassı burunlu,yüzleri sanki örs üstünde döğülmüş ve üzeri derilerle kılıflı kalkanlar gibi sağlam bir kavim olan TÜRKLER’le çarpışmadıkça kıyamet kopmayacaktır.Yine sizler kıldan örülmüş çarıklar giyen bir kavimle (türklerle) çarpışmadıkça kıyamet kopmayacaktır.”
Aynı kitabın ikinci cildinin 47.sayfadaki Hadis:”Abdullah b. Mesud(R.A.)dan rivater edildidğine göre peygamber(s.a.s.) şöyle buyurmuşlardır;Türkler size dokunmadıkça sizde Türklere dokunmayınız!Çünkü, ümmetimin elinden mülk ve saltanatı ilk defa bu kantura oğulları çekip alacaktır.”(81)
TÜRKLERLE İLGİLİ HADİSLEİRN DAYANAĞI
Aynı kitabın 27. ve 38. sayfalarında,Türklerle ilgili hadislerin dayanağı ile ilgili bilgiler şöyle verilmiştir:
Hadis usulü ile ilgili olarak yaptığımız bu kısa açıklamalardan sonra şimdi asıl meselemize geliyoruz.O da “Hz. Peygamber’in Hadislerinde Türkler” bu büyük çalışmanın asıl üzerine oturduğu ana temellerdir.Hemen şunu itiraf edelim ki;bu büyük araştırmamızda hadis literatürünün zirvelerinde en kıymetli eserleri olan Kütüb-ü Sitte;Altı büyük Kitap esas alınmıştır.Bunlar İmam-ı Buhâri ve imam-ı Müslüm’in “Sahih” adını verdiği ve Kuran-ı Kerimden sonra müslümanları en sağlam kabul ettikleri büyük hadis koleksiyonları ile, yine “Sünen” adını verilen dört büyük kitaptır.Evet, asıl çalışmamızda, bu kitapların Türkler hakkında rivayet ettikleri hadisler üzerinde durulmuş,onların metin ve muhtevâlarının, tarihi gelişmeler sosyal ve siyasi olaylar yönünden genel bir değerlendirmesi yapılmıştır.
Bunların dışında kalan diğer önemli kaynaklardan sadece, bu hadislerin tarihi gerçeklerle mukâyese ve muhâkemesi yapılarak olumlu neticeler elde etmek yoluna gidilmiştir.Klasik hadis kitaplarında bu hadisler muttasıl senedlerle ve hadis formuna tamamen uygun olarak zikredilmiştir.Araştırmamızda senedler ve bu senedlerde yer alan râviler;isnad’ta yer alan ricâl üzerinde durulmamıştır.Bu konuyu şüphesiz belirli amacının dışına çekmek ve belki dağıtmak olurdu.Halbuki konunun orjinalliğinin korunması gerekirdi.bu bakımdan incelememize sadece birer tarihi,kıymetli vesikalar niteliğinde olan hadislerin gerçek metinleri üzerinde titizlikle durulmuş ve onların çevirisi verilmiştir.Daha sonra metin ve çevirisi sunulan bu hadislerin;Türk tarini ve uzun devirleri kapsayan bu muazzam tarihin esasını oluşturan önemli olaylar açısından genel bir değerlendirmesi yapılmış ve bir sonuca,bir senteze doğru gidilmiştir.
Selam ve Saygılarımla
KARAGEYİK
HATAY
05.04.1997
Kırıkhan
UYAN
Uyan ey ecdadı şanlı torun!
Deden, Atan neydi sen ne oldun!
Böyle durmak yakışır mı?
Hiç Atandan utanmaz mısın?
Sabah horoz öter sen uyursun
Öğleye doğru uyanırsın
Öğle yemeği kahvaltı yaparsın
Akşam olur tekrar uyursun,
Sabah olur horoz öter
Böyle nereye kadar gider
Zamanın uykuda biter
Zihninde uyumaya geçer
Su uyur düşman uyumaz
Sen uyursun düşman durmaz
Bu kervan böyle yürümez
Uyan kardeşim uyan
Fatih, derki Allah’tan ümit kesilmez
Allah, inanan kulunu darda komaz
Sanma dualar kabul olunmaz,
Allah yardımcımızdır yardımcımız
Fatih Mehmet KARACA
05.04.1997
Kırıkhan
BEN BİR KULUM
.........................................................
“Sen kendini bilmezsen
Bu ya nice okumaktır.”
Diyorsun Yunus!
Bu ne demektir?
Çok düşündüm, çok taşındım
Herkes gibi neticelendirdim,
Başka manâlar aradım
Yine bir şeyler vardır dedim.
Biyoloji derslerinde kendimi öğrendim,
Matematikte zihnimi çalıştırdım
Müzikte yöremi öğrendim
Tarihte ecdadımı tanıdım,
Yinede dedim ben neyim?
Kendimi daha nasıl bileyim.
Hallacı Mansur, “enel hak” dedin!
Derini diri diri yüzdürdün!
Miskin yunus ne demek istedin?
Yaşasaydın... ne bileyim!
İnsan kendini bildimi
Yaşar insanca gereğini
Fatih, dedi ben bir kulum
Yaradana açtım elim
O, yardım etmez ise
Ne olur o zaman benim halim.
Fatih Mehmet KARACA
05.04.1997
Kırıkhan
ÜMİT
Allah’tan ümit kesilmez
Kul, hiçbir zaman ki ,
Gerçekten kesmemeli ümidini
Yaradana sığınmalı.
Bir kişi cehenneme gidecek deseler
İnsan demeli ki,
Acaba bu ben miyim?
Kendime,çeki düzen vermeliyim.
Bir kişi cennete gidecek deseler
İnsan demeli ki,
Acaba bu ben miyim?
Kendime, çeki düzen vermeliyim.
Fatih’te kesmesin ümidini yaradandan
Ümidi kesmemeli hiçbir zaman ondan
Ümit kesmek olmaz uyan, yaradandan
Yaradana sığın yaradana, yaradana!
Fatih Mehmet KARACA 07.04.1997
Pazartesi /Kırıkhan
DÜNYA MALI
Allah, akıl vermiş, fikir vermiş
Can vermiş, duygu, düşünce vermiş
Bu nimetleri doğru dürüst kullan demiş,
Allah’a kul ol yaşa demiş.
Sen, biraz daha kazanayım diye
Biraz daha büyük olayım diye
Sağı çarptın, solu çarptın!
Can yaktın, ocak yıktın, kalp kırdın!
Bu dünyada böyle bittin
Vay haline, tüh haline
Şimdimi aklın geldi başına!
Dua et seni yaradana
Zararın neresinden dönersen
Yinede kardır bilesin
Pişman olup doğruyu bulasın
Bundan sonra geri dönmeyesin
Fatih, derki ben nasılım?
Bilmeyerek düşmüş isem
Pişman olup düzeyelim
Allah, pişman etmesin,pişman.
Fatih Mehmet KARACA
03.1997 Antakya’da ... Hacer’in
açık öğretim imtihanı için gitmiştim.
BİRLİK
bir taraf sağa sağa çekiyor
Bir taraf sola çekiyor
Bir taraf aşağı çekiyor
Bir taraf yukarı çekiyor
Kim bu hale getirdi milleti?
Sağa sola yukarıya aşağıya çekmeyi...
Yoksa demokrsi gereği mi?
Bende bilemedim mi?
Bilen varsa anlatsın.
Bilen neden susuyor bilmem!
Yoksa doğru söyleyeni,
Dokuz köyden kovuluyor misali mi?
Doğru söyleyeni dokuz
Köyden de kovsalar
İnsan geri geldi mi?
Söylemeli her zaman gereğini.
Fatih’te şaştı kaldı!
Ben mi anlamıyorum
Yoksa böyle mi en iyi,
İyinin iyisi olamaz mı?
11.04.1997
KIRIKHAN
ACİZ KUL
Ben, aciz kulum
Yaradanım var benim
Kadere iman ederim
Allah’a elim açarım
Yardımsız yaşayamam
Hareket bile edemem
Hayırda şerde...
Allah’a elim açarım
Gece gündüz anarım
Kuran-ı Kerim okurum
Aklımdan hiç çıkarmam
Allah’a elim açarım
İnsan hiçbir zaman
Çıkarmamalı aklından
Daima Allah Allah...
Allah’a elim açarım.
Allahü Telaya elin açan
Kul, darda kalmaz,
Fatih’te darda kalmaz,
Allah’a elim açarım.
Fatih Mehmet KARACA
12.04.1997
KIRIKHAN
İSTEK VE SEVGİ
İnsan ister güzeli!
Tabiatta gezmeyi
Hoş vakit geçirmeyi
Kardeşçe yaşamayı.
Kim istemez neşeyi,
Gülmeyi gülümsemeyi
Sevmeyi, sevilmeyi
Kardeşçe yaşamayı
Lüzumsuz yere kan dökmeyi
Boş yere nara atmayı
Sevmemeyi sevilmemeyi
Kim ister ki ben bilmem
Yunus’un sevgisi başka
Fuzuli’nin ki daha başka
Mevlana’nın ki bir başka
Dadaloğlu daha da başka
Karacaoğlanınki bir başka
Seninki onunki bir başka
Seven sever sevgiyi
Sevgiyi yaradanı.
Fatih sever faydalıyı
İnsanı doğruya götüreni.
İnsan sevmeli sevilmeli
Kim sevmez kardeşliği.
14.04.1997
KIRIKHAN
BENLİK
“Geçmişine taş atanın
Geleceğine gülle atarlar”
Çok doğru söylemişler
Benliklerini kaybetmesin demişler
Şuursuz yaşayan insan
Rotasını şaşırmış kaptansız
Gemidir her an
Yolunu şaşırmış insan
İnsan ne olduğunu bilmeli
Türk oğlu türküm demeli
Türk-İslamım demeli
Yolun şaşırmamalı
Fatih’te benliğini bilmeli
Ne olduğunu unutmamalı
Yolunu şaşırmamalı
Şuursuz yaşamamalı.
Fatih Mehmet KARACA
GELECEĞE BAK
İşimizi biliriz dedik, şimdi ne oldu?
Hiç bilseydik işimizi böyle mi olurdu?
Halimize bakın halimize uyanamadık!
Uyansaydık, şimdi böyle mi olurduk?
Uyanamadık bile biz uyanamadık!
Uyandık diyen varsa ne kadar uyandık?
Allah’tan ümid kesilmez hiçbir zaman
Zararın neresinden dönsek yine de kârdır.
Hiç olmazsa bari geleceğe bakın!
Gelecek ne zaman gelecek, deme sakın!ü
Şu anda başla, uyan kalk uyan
Artık sabah oldu, haydi kalk uyan
Malaniyet ile iştikal olma sakın
Her zaman, çalış çabala uyan, uyan.
Bilmediklerini sor öğren araştır,
Çalış çabala birlik ol, Hak’tan dile
Haydi sende kalk uyan, haydi çabuk ol
Yapılacak çok iş var sakın uyuma
Büyük balık küçük balığı yutuyor gör bak!
Göremeyen varsa da çalış çabala haktan dile.
Fatih Mehmet Karaca
İYİ İNSAN
İyi insan olmak nasıl olur?
Sordular bu soruyu bana
Dedim iyi olmak, Allah’ı tanımak
Emir ve yasaklarını gözetlemekle olur.
Dünyada yaşarken insan
Hayata saygı duymalı
Sabır etmeli, çok gayretli olmalı
Ahlâkça en üstün olmalı
İnsanlardan gelen sıkıntılar
Sabır ile karşılanır, beklenir
Sabır ediyorum diye diye de
İnsan temel tembel tembel oturmamalı
Hatasız kul olmaz denmiştir
Hatalar en aza indirilmiştir
Yine de insan ne yapar, ederse
Kendi kendine yapar
Eline beline diline hakim ol
Doğruluktan ayrılma hiçbir zaman
Bilmediklerini sor öğren araştır
İlim Çin’de bile olsa alın demiş Allah’ın Resulü
Biz bu sözleri zaten biliyorduk deme
Biliyorsan da hatırlamış olursun değil mi
Yaşarken lağzımdır güzel sözler
İnsanı doğruya, güzele ulaştıran sözler
Fatih Mehmet Karaca
HAKKIYLA YAŞAMAK
Cenab-ı Hak, akıl vermiş fikir vermiş
Kullarım bana şükür ile yaşasın demiş
Türlü türlü nimetler ve sıkıntılar vermiş
Cenab-ı Hak bana kulluk etsinler kullarım demiş
Bazı kullar ben zenginim der övünür
Bazı kullar güzelim ben der övünür
Bazı kullar akıllıyım der ben övünürüm
Cenab-ı Hak bana kulluk etsinler kullarım demiş
Ben bucuyum, sen suçusun, o bucu
Hepimiz neci olursak olalım kullarız
Hak teâlâ herkesi eşit yarattı
Cenab-ı Hak bana kulluk etsin kullarım demiş
Yüce yaradan bizi dünyada imtihan ediyor.
Yaradan bizleri yarattı kurallara uyun dedi
Kural Din’dir şu anda İslâm Dini...
Cenab-ı Hak bana kulluk etsinler kullarım demiş
Cenab-ı Hak övünmesin kullarım demiş
Hepimiz biriz, “idrak etsin kullarım” demiş
Allah’a şükür etmemiz lâzım her an...
Cenab-ı Hak bana kulluk etsinler kullarım demiş.
Bu dünyada imtihanı hakkıyla kazanan
Kullarından eylesin yaradan bizleri
Fatih’te inşallah imtihanı hakkıyla
Kazanabilen kullarından olur sonunda
Cenab-ı Hak bana kulluk etsinler kullarım demiş.
Fatih Mehmet Karaca
YAŞ KESEN BAŞ KESER
Peygamberimiz demiştir ki ümmete
“Elinizdeki fidanı kıyametin
Kopacağına da bilseniz onu dikin.”
Yaş kesen baş keser öyle değil mi
Atalarımız “ormanından bir ağaç
Kesenin cezasını veririz...”demişler
Tecrübe ettikleri olmasaydı, söylemezlerdi
Yaş kesen baş keser öyle değil mi
Ağaç yeşil dikmek ne güzel şey
Büyüdüğünü meyve verdiğini görmek
Bir başka güzel şey hey hey...
Yaş kesen baş kesen öyle değil mi
Çevrene bak ibret ile incele
Ağaç olsaydı toprak heba olur muydu
Böyle böyle nereye kadar gider
Yaş kesen baş keser öyle değil mi
Ağaçlar yurdumuzun süsü bülbülü
Yeşili kuru geleceği aydınlık tut
Bir anlık heves için yapma inat
Yaş kesen baş keser öyle değil mi
Ağaçtan nerelerde faydalanılmıyor ki
Yazdığımız kağıt kullandığımız bir çok eşya
Hepsi ağaçtandır ağaçtan bunu unutma
Yaşa kesen baş keser öyle değil mi
Nefsine uyma ağacı sev koru
Fatih sende nefsine uyma sakın...
Her fırsatta ağaç dik koru onu
Yaş kesen baş keser öyle değil mi.
Fatih Mehmet KARA
COCUK VE FİDAN
Her çocuk bir fidandır
Fidanlar sulanır korunur
Çocukta gözetilir kollanır
Hiçbir şey kendi kendine değildir.
Fidanına iyi bakan
Güzel büyütür onu
Çocuğuna iyi terbiye veren
En iyi şeyi ona yaptı
Çocuk eğitilmeli terbiyelenmeli
Büyüdüğünde iyilik etmeli
Kendisine faydalı olan
Çevresini de aydınlatan
Bu gününün küçüğü
Yarının büyüğüdür
Nasihat böyleydi bize
Geleceği düşünmeli
Geleceği aydınlık istiyorsak
Fidan gibi çocukları
Zahmetine katılarak
Güzel eğitmeli terbiyelendirmeli
Fatih Mehmet KARACA
ZENGİNLİK FAKİRLİK
Zengin fakir ne olursa olsun
Önce herkes insandır insan
Bu dünyada böbürlenerek yürüyen
İflah olmaz hemen geri dön
Zenginim ben diyerek
İsraf edip keyif çatarak
Yaşadığını zannederek
Bu dünyayı kendine zehir etme
Zenginlik ne fakirlik ne
Hayır ve şer Allah’tandır
Çalış çabala imanını arttır
Zenginlik gönüldedir gönülde
Fatih Mehmet KARACA
YAŞAMA SEVİNCİ
Yaşama sevincini kaybetme
Bak insanlar canlılar
Nasıl güzel güzel yaşıyor
Neşeyle hayat sürüyor
Yardıma koş her zaman
Yardımlaşmak çok güzeldir
Bu duyguyu unutma
Yaşama sevincini kaybetme
Sevinçle neşeyle yap işlerini
Sev sevil mutlu ol
İyilikten doğruluktan ayrılma
Yaşama sevincini kaybetme
Yaşama sevinci çok güzel
Tabiat çok hoş çok güzel
İnsanlarda başka güzel
Yaşama sevincini kaybetme
Fatih Mehmet KARACA
MUTLULUK
Mutlu yaşayan insan
Çevresini yaşamayı
Kardeşliği güzelliği
Seven insandır herzaman
Mutluluk istiyorsan eğer
Zaten mutlu olmayı
Kim istemez yaşamayı.
Kendini bırakıverme
Mutluluk mutluluktadır zaten
Güler yüzlü, tebessümlü
Davran çevrene, insanlığa
Kendini bırakıverme
Bu dünyada yaşar iken
Sevelim sevilelim yaşayalım
Birbirimizi kırmayalım
Mutlu mutlu yaşayalım
Fatih Mehmet KARACA
05.02.1999
CUMA
Güllüce Sarıkamış
UYUMA
Çalış çabala ara bul işte
Bunlar zaten aramıştı de
Armut piş ağzıma düş olur mu de
Boş durmakla da olur mu hiç bir şey de
Bir zaman bulanlar bizimkilerdi
Çağa değil gelece ışık tutanlardı
Çağını aşanlar coşanlardı
Hep bizdendi bizden öyle değil mi
Ya sonra ne oldu bize böyle uyuduk
Eller başını aldı da gitti nereye
Uzayı bir zamanlar bizden öğrenenler
Bize sonra böyle kafa tutar oldular
Uyuduk uyuduk derine daldık
Kalk artık güneşi üzerimize doğurduk
Rızıklar erken vakitte dağıtılır
Kalk ta rızıktan sende rızıklan
Uyan da bir daha sakın uyuma
Geleceği ayık tut uyuma uyuma
Sonra bir daha ayılmak zor uyuma
Uyan Fatih uyan sende uyuma
Fatih Mehmet KARACA
05.02.1999
Güllüce/Sarıkamış
Saat Gece 2100 Civarı
İBRET AL
İnsan ne yaparsa kendine yapar
Kuran’da zaten böyle yazar
İyi düşün iyi taşın düşün, düşün
Doğruyu bulana kadar düşün
Dünyada yapılan hiçbir şey
Karşılıksız kalmaz öte dünyada
Ölçülüp biçilir ilahi terazide
Doğrular bir bir çıkar karşına
Zannetme dünyada yaptıklarının
Gizlisi de aşikarı da çıkmaz karşına
Çıkar çıkar hem de ne çıkar
İnsan ne yaparsa kendine yapar
Kuran akıl sahiplerine seslenmiştir
İbret almaz mısın denmiştir
İbret alınır alınmasına amma
Gel de sen onu akıl sahiplerine sor
Allah hepimizi ibret alabilen
Akıl sahiplerinden eylesin bizi
Fatihte inşallah gereği gibi
İbret alabilen kullarından olsun.
Fatih Mehmet KARACA
07.02.1999
Güzelce/Sarıkamış
DOĞRULUKTAN AYRILMA
Dünyada ne ekersen onu biçersin
Öte dünyada çıkar bir bir görürsün
Yapılanlar karşılıksız kalmaz bilesin
İnsan ne yaparsa kendine yapar
Hayatın gerçekleşen tecellisine bak
Çevreyi ibretle incele iyi bak
İlahi nizamda olamaz hiç şaşmak
İnsan ne yaparsa kendine yapar
Düzensiz hiçbir şey görülmemiştir
Gördüm diyen varsa çok yanılmıştır
Yaradan dan sual olunmaz denmiştir
İnsan ne yaparsa kendine yapar
Yapılan hatalara tövbe et denmiştir
Tövbeleri yaradan kabul etmiştir
Yapılanlar karşılıksız mı kalacaktır
İnsan ne yaparsa kendine yapar
Bütün bunları söyleyen Fatih
Sende uy doğru söylenen sözlere
Doğruluktan ayrılma ilmini arttır
İnsan ne yaparsa kendine yapar
Fatih Mehmet KARACA
GÜZEL YURDUM
Kış gelince her yer beyazlanır kar olur
İlkbaharda hayat yeniden canlanır, yeşil olur
Yaz gelince ekin olur harman olur, un olur
Son baharda kışa hazırlık olur, sarılık olur.
Bir yıl üç yüz altmış beş gün altı saattir
Her gün ayrı bir hayattır, andır
Dört mevsimi vardır benim yurdumun
Her mevsimi ayrı bir andır, hayattır.
Hiçbir yerde yoktur bu güzellikler
Benim yurdum çok güzel çok hoştur
Her köşesi sanki cennetten bir köşktür
Benim yurdum gibisi hiç mi hiç yoktur
Atalarımız kanla irfanla kurdu bu yurdu
Kim kem gözle bakmaya aklına koydu
Çok yanıldı çok...yanıldı durdu
Benim yurdum gibisi hiç mi hiç yoktur
Fatih aç gözlerini iyi bak
Böyle güzellik nerede var bilen yok
Bakar kör olma nankörlük etme
Benim yurdum gibisi hiç mi hiç yoktur.
Fatih Mehmet Karaca
10.02.1999
Güllüce\Sarıkamış
GELECEĞE BAK
İşimizi biliriz dedik, şimdi ne oldu?
Hiç bilseydik işimizi böyle mi olurdu?
Halimize bakın halimize uyanamadık!
Uyansaydık, şimdi böyle mi olurduk?
Uyanamadık bile biz uyanamadık!
Uyandık diyen varsa ne kadar uyandık?
Allah’tan ümit kesilmez hiçbir zaman
Zararın neresinden dönsek yine de kârdır.
Hiç olmazsa bari geleceğe bakın!
Gelecek ne zaman gelecek, deme sakın!
Şu anda başla, uyan kalk uyan
Artık sabah oldu, haydi kalk uyan
Malaniyet ile iştikal olma sakın
Her zaman, çalış çabala uyan, uyan.
Bilmediklerini sor öğren araştır,
Çalış çabala birlik ol, Hak’tan dile.
Fatih, sende kalk uyan haydi çabuk ol
Yapılacak çok iş var sakın uyuma
Büyük balık küçük balığı yutuyor gör bak!
Göremeyen varsa da çalış çabala haktan dile.
Fatih Mehmet KARACA
21.02.1999
Güllüce\Sarıkamış
İYİ İNSAN
İyi insan olmak nasıl olur?
Sordular bu soruyu bana
Dedim iyi olmak, Allah’ı tanımak
Emir ve yasaklarını gözetmekle olur.
Dünyada yaşarken insan
Hayata, saygı duymalı
Sabır etmeli, çok gayretli olmalı
Ahlâkça en üstün olmalı
İnsanlardan gelen sıkıntılar
Sabr ile karşılanır, beklenir
Sabr ediyorum diye diyede
İnsan tembel tembel oturmamalı
Hatasız kul olmaz denmiştir
Hatalar en aza indirilmiştir
Yine de insan ne yapar, ederse
Kendi kendine yapar bunu bil.
Eline beline diline hakim ol
Doğruluktan ayrılma hiçbir zaman
Bilmediklerini sor öğren araştır
İlim Çin’de bile olsa alın demiş Allah’ın Resulü.
Biz bu sözleri zaten biliyorduk deme
Biliyorsan da hatırlamış olursun değil mi
Yaşarken lazımdır güzel sözler
İnsanı doğruya, güzele ulaştıran sözler.
Kalp kırmamaya bak her an
Elinden geldiği kadar...
Bir fincan kahvenin demiş Atalar
Kırk yıl hatırı var bunu unutma
Fatih sende iyi olmaya çalış
Sabır edilmesi gereken yerde
Göster sabrını Hak’tan bekle
Fatih Mehmet KARACA
BAYRAM....BAYRAM....BAYRAM...
Bayram insanları birleştirir
Dostluğu, kardeşliği pekiştirir
Aradaki soğukluğu sıcaklığa çevirir
Bayram insanları kaynaştırır, coşturur.
Eskiler der ah o geçmiş bayramlar
Eski bayramların özlemini çekerler
Bayram insanları kaynaştırır, coşturur.
Adı üstündedir bayramın
Bayramda hiç olmazsa neşelenir
Sevinir eğlenir kaynaşırız
Bayram insanları kaynaştırır, coşturur.
Bayramsız bir hayat mı olur
Olur olur diyen varsa çok yanılır
Mantıkta zaten bunu böyle ister
Bayram insanları kaynaştırır, coşturur
Nerede olursa olsun insan
Bayramı yaşar zaman zaman
Fatih’te nerede olursa olsun
Bayramı yaşar gereği gibi inşaalah...
Fatih Mehmet Karaca
28.03.1999
Güllüce/ Sarıkamış
DÜŞÜN TAŞIN
Söylenen sözlere alınıp
Hemen karar verme düşün
Düşün taşın sonra karar ver
Düşün düşün daima düşün
Bana şunu söylediler bunu söylediler
Söyleyen neden söyledi böyle
Temkinli davran akıllı ol.
Düşün düşün daima düşün
Fatih sende düşün daima düşün
Hemen karar verme, gereği gibi...
Hemen karar verilmesi gerekiyorsa, ver...
Düşün düşün daima düşün.
Fatih Mehmet Karaca
06.04.1999
Güllüce/ Sarıkamış/ KARS
İYİLİK YAP
Kalbi kırılan insanın
Gönlü zor doğrulur
Onun için kalp kırma
İyilik yap elinden geldikçe
Yapılan iyilikleri, kötülükleri
Anla nasıl iş oldu böyle
Hoşgörülü ol gereği gibi
İyilik yap elinden geldikçe
Kötülükle iyiliği karıştırma
Neyin nereden geldiğini
Gör en iyi şekilde
İyilik yap elinden geldikçe
İyiliğe kötülükle cevap verme
Her şeye iyilikle karşılık ver
Fatih sende iyi anla...
İyilik yap elinden geldikçe
Fatih Mehmet KARACA
08.04.1999
Sarıkamış\güllüce
İLKBAHAR
İlkbahar geldi, geldi, geldi
Her tarafta neşelendi
Kuşlar öttü, kuzular meledi
Her taraf yeşillendi
Ağaçlar çiçek açtı
Dereler doldu taştı
Sular şırıl şırıl aktı
Her taraf yeşillendi
İnsanlar kırlara çıktı
Kelebekler böcekler uçuştu
Göçmen kuşlar yuva yaptı
Her taraf yeşillendi
Her mevsim bir başka
İlkbaharda kendince başka
Her şeyin ortası varsa
Mevsimlerin ortasıdır ilkbahar
İlkbaharda her taraf yeşillenir.
Fatih Mehmet KARACA
12.04.1999
Güllüce/Sarıkamış
UYUMAK YOK
Neden bu hallere düştük deme
Desende doğruyu bul ara işte
Bir zamanlar Osmanlı vardı
Üç kıtada nam salardı
Dünyaya hükmeden dedeler
Bizlerde onların torunlarıyız
Ege ve adalar Musul Kerkük
Nerede onlar soydaşlarımız
Böyle mi olmalıydık şimdi biz
Neden bu hallere düştük deme
Desende doğruyu bul ara işte
Zararın neresinden dönersen kardır
Yıllarca dinsizin elinden
İnim inim inledi soydaşlarımız
20. Yüzyılın sonlarına doğru
bir çok cumhuriyetler kuruluyor
Kuruldu kurulmasına amma Asya’da
Yıllarca sömürüldü kanları emildi
Lisanları değişti düşünceler farklı
Zararın neresinden dönsek kardır
Mücahitler savaştı çok çalıştı
Kar demedi kış demedi uğraştı
Allah çalışana verir karşılığını
Ölümden korkupta sen geri durma
Ömür yazılı zamanı belli
Yaradanın katında her şey yazılı
Allah korkusunu içinden çıkarma
Yardımcı yüce yaradan cenabı haktır
Balkanlar yine yanıyor alev alev
Yurdum duymazlar size ne oluyor
Ufacık bit çıkar için feryat koparanlar
Şimdi neredesiniz görelim halinizi
Su uyur düşman uyumaz
Uyumayan düşmana karşı durmak
Zamanı her zaman o zamandır
Geleceği bekleme hemen davran
Dünyanın gözü anadolu ve boğazlarda
En ufak bir kıpırdanmaya
Tahammülleri yok kafirlerin
Su uyur düşman uyumaz öyle değil mi?
Fatih Mehmet KARACA
YANLIŞI DÜŞÜN
Eşek çamura batınca
Akıl veren çok olur
Akıl ver ver ama
Gereği gibi akıl ver
Ben her şeyin iyisini
Bilirim çok akıllıyım
Deme sakın yanlış olur
Akıl akıldan üstündür
Yapacağın işi iyi düşün
On düşün bir biç
Yanlış yapmamaya özen
Yaptığın işin en iyisini yap
Yapılan iyi niyetli işin
İnşallah sonu iyi olur
Fatih sende iyi niyetli
Yap yaptığın işleri
Fatih Mehmet KARACA
DAĞLAR
Dağlar dağlar ah dağlar
Sıralı sırasız dağlar
Ağaçlar süslü ormanlı
Dağlar dağlar dağlar
Çeşit çeşit canlı saklı
Hayvanlar bitkiler
Çiçekler sarmaşıklar
Dağlar dağlar dağlar
Kimisi zirveli görkemli
Kimisi tepeli engebeli
Yemyeşil şırıl şırıl sulu
Dağlar dağlar dağlar
Ülkemin süsü vatanımın gülü
İnsanlarımızın sevgili yeri
Bulutlu sisli efsaneli
Dağlar dağlar dağlar
Fatih Mehmet KARACA
20.11.1999
Sarıkamış
İHTİRAS
Dünyada yaşarken insanlar bir çaba içerisindedir.hepimizin mutlaka yapmak istediği özlem duyduğu bir şey vardır. İnsanları diğer canlılardan ayıran bir çok özellikleri vardır. Bunları sıralamama şu anda lüzum duymuyorum.
Yukarıda insanlar bir çaba içerisinde demiştim. Bazen çok isteyipte başaramadığımız veya çok isteyipte gerçekleşmeyen durumlar oluğuna şahit oluyoruz. Gerçekleşmeyen bu durumlara üzülüyor ve kederleniyoruz. Hatta bu düşünce yüzünden bu durum yüzünden saçlarım ağardı. Sözlerine de şahit oluyoruz. Önemli olan ihtiraslarımızı kontrol altında tutabilmektir. İhtiras ama yeterince ihtiras. Aşırısı değil, insana fayda sağlayabilir. Hiçbir amacı hiçbir ülküsü olmayan insan düşünemiyorum. Hatta böyle bir hayatta düşünemiyorum. Ölçülü ihtiras sayesinde insan hayatta daha başarılı işler gerçekleştirebilir. İstek ve arzularının önüne gerektiği zaama gereği gibi set çekebilmeliyiz. Yoksa yelkenli bir gemiye yeten rüzgar yerine fırtına istemeye benzer bir durumla karşılanılabilir. İhtirası bir rüzgara benzetebiliriz. Yeteri kadar rüzgar yelkenli gemiyi rahat hareket ettirir. Rahat seyahat ettirir. Fakat bu rüzgar fırtınaya dönüşürse aşırı rüzgar yüzünden yelkenliyi batıra bilirde.
Bazen çok isteyipte gerçekleşmeyen durumlar karşısında iyi ki bu iş istediğim gibi gerçekleşmemiş. Benim için gerçekleşmemesi daha iyi olmuştur, dediğimiz zamanlarda olmaktadır. Peygamberimiz Hz. Muhammet (S.A.V.)”hakkında şer gibi görünen hayır; hayır gibi görünen şer olabilir” demiştir. Bunun için beğenmediğim durumlar karşısında gereği gibi sabır gösterip, yüce yaradana sığınmalıyız. Yine peygamberimiz “iki günü birbirine eşit olan zarardadır” buyurmaktadır.
Yukarıda da söylediğim gibi ihtiras rüzgara benzer. Rüzgar geminin rahat seyahat etmesini sağlar. Fakat aşırı rüzgar (fırtına)yelkenleri parçalar ve geminin batmasınada sebep olabilir.
Fatih Mehmet KARACA
25.10.2000
KIRIKHAN
TÜRK MİLLETİ! TİTRE VE.....
“Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat ne olacağını bugünden kimse kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalanabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir... bizim bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprülerini sağlam tutarak dil bir köprüdür...”
“...köklerimize inmeli olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Onların (Türkiye dışındaki Türklerin) bize yaklaşmasını bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gerekli...”
M.K. ATATÜRK 29 Ekim 1933
Yıllarca Sovyetler Birliği Hakimiyetinde kalan soydaşlarımız hakimiyetinde demek istemiyorum, Sovyetler Birliği baskısı zulmünde yaşayan soydaşlarımız inançları dilleri değiştirmek istenmiştir. Bugün devlet kurma başarısını sağlayan Türk Cumhuriyetleri ile her yönden yakınlaşmamız lazımdır. Ulu önder M.K. ATATÜRK’ün de dediği gibi “...köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Onların (Türkiye dışındaki Türklerin) bize yaklaşmasını bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gerekli...”
Türkiye dışındaki Türklerle münasebetlerimizi en hıza ulaştırmalıyız. Bir bütün halinde adeta bütünleşerek dünya milletleri arasındaki yerimizi fark etmeliyiz.
“Türk Milleti bir bütündür parçalanamaz” M.K. ATATÜRK
Selam ve SAYGILARIMLA
Fatih Mehmet KARACA
(KARAGEYİK)
Kırıkhan/ HATAY
09.09.1999
Sarıkamış
Güllüce Köyü
“MUTLU VE MESUT YAŞAMA”
Yüce yaradan kainatı oluştururken o kadar güzel bir ahenk içinde yaratmış ki insanın hayran olmaması mümkün değildir.
İnsan kainatın küçük bir maketi şeklindedir. Kainattaki mevcut olan elementlerinde bütünü insanda mevcuttur.
Kainatı ve canlıları insanları var eden Cenab-ı Hak yaşama kurallarını da belirtmiştir. Doğru yaşama kuralları mevcuttur. Yine Kuran-ı Kerimde birçok yerde “insanların düşünmesi, ibret alması” üzerinde durulmuştur. İlim kadın ve erkeğe farz kılınmıştır. Bizden önceki yaşayan toplumlardan haber vermiş; ibret alınması üzerinde durulmuştur. Kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim Peygamberimizin en büyük mucizesidir. Kutsal kitabımızı her zaman okumalıyız ve öğretmeliyiz. Bu araştırmayı yabancılarda sürekli olarak yapmaktadırlar. Ayrıca bizim bilim adamlarımızın yazmış oldukları kitapları okullarında ders kitabı olarak okutmaktadırlar.
Bir yerde veya bir toplulukta adalet işlemiyorsa haksızlıklar ahlaksızlıklar v.s... baş göstermişse veya yaşanıyorsa o bölgeye uyarı veya ceza niteliğinde sel baskını, deprem tabi afetler v.s... verilir. (Yüce yaradan katında). Bu konuda bizlerin bilgilerimiz dahilinde haberlerimiz vardır. Bu konuda şöyle misal vereyim: Ahlak düzeni bozulmuş bir millet o bölgedeki ormanları tahrip etti, yok etti. Tabi ki bunun sonunda o bölge bir tabii afet yaşar. Adalet yoksa o bölgede veya toplulukta haliyle huzursuzluk meydana gelecektir. Bunlar zaten kaçınılmaz birer neticedir: Atalarımız ne demiş “görünen köy kılavuz istemez” misalleri buna benzer zihinlerimizde çoğaltabiliriz. Yüce Yaradan şüphesiz her şeyin en iyisini biliyor.
Her yerde her zaman hesaplı ve ölçülü olunmalıdır ki huzur ortamı olsun. “kaş yapayım derken göz çıkarmamaya da çok önem vermeliyiz.” Veciz sözler Atasözleri tecrübe mahsullerdir. Bu sözlerde hayatımıza büyük ölçüde katkı sağlamaktadırlar. Bilmediğimiz ve yapamadığımız, yapamayacağımız konularda bir ehline danışmalıyız ki, yapacağımız iş doğru ve sağlam olsun.
Allahü teala bizleri bu dünyada ve ahirette mutlu ve mesut yaşatır inşallah.
Yazımı Mehmet Akif Ersoy’un İstiklal Marşımızdaki aşağıdaki dörtlüğü ile bitirmek istiyorum.
Bastığın yerleri toprak geçme tanı
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı
Sen şehit oğlusun incitme yazıktır atanı
Verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı
M. Akif ERSOY
Fatih Mehmet KARACA
Güllüce Köyü ilk.öğ. okulu
Yedek subay öğretmen
Sarıkamış
KARS
20.06.2000
SALI
ÜNİVERSİTE İMTİHANI ÜZERİNE
18 Haziran 2000 tarihinde son üniversite imtihanı oldu. Bir çok üniversite adayı sevinirken bir çok üniversite adayıda üzüldü.
Gelecek yıl yine üniversite imtihanı olacak ve yine bir çok öğrenci sevinirken bir çoğu da üzülecekler. Bu böyle sürüp gidecek. İleride ne olacağı yinede belli olmaz. İnşallah iyi netice ile karşılaşırız. Gelecek nesiller inşallah bizim çektiğimiz sıkıntıları çekmezler. Yine üniversite imtihanı sonucu intihar olayları, çeşitli üzücü hadiseler kulaklarımızı çınlatmaktadır. Madem ki şu şartlarda başka çözüm yok. Hiç olmazsa üniversite adaylarını aşırı derece şartlandırarak bu üzücü olaylarla karşılaşmayalım. Öğrenci ne kadar şartlandırılıyor ki canına kıyabilecek eyleme girebiliyor.
Bu konuda özellikle yetkililer ve uzmanlar çok dikkatli olmalıdır. Ellerinden geleni yapmalıdırlar “nasıl olsa böyle gelmiş böyle gider” Düşüncesiyle iyi neticelere ulaşamayız görüşündeyim. Eğitimimiz millidir. Milli olmalıdır. Bizim ananelerimizde... gelenek ve göreneklerimizde... inancımızda... böylesi intihar vakası gibi toplumsal problemler olmamaktadır ve olmamalıdır. Böyle sıkıntılarla üniversite imtihanını kazanan bir çok öğrenci okurkende huzursuz okuyacaktır. Belkide bir çok öğrenci istenilen verimi veremiyecekteir.
Ben burada görüş bildirmiyorum. Herkesin belli bir görüşü vardır.fakat burada en büyük görev uzman ve yetkililere düşmektedir. Milli olan Milli Eğitimimize uygun bir formül bulunmalıdır. Şu anki şartlar ne gerektiriyorsa o yapılmalıdır. Yukarıda yazdığım gibi nasıl olsa böyle gelmiş böyle gider” Düşüncesiyle bir yere varılmaz.
Milli Eğitimimiz sayesinde geleceğe güvenle bakılabilir. “bu günün küçüğü yarının büyüğüdür” problemli genç ne kadar verimli olabilir ki. Bunun için elimizden geleni yapmalıyız. Tembellikle bir yere varılmaz.
KARAGEYİK
FANİ DÜNYA VE AŞK
Fuzuli her şey aşk olarak görür. Dünya üzerindeki aşkları maddi aşk ve manevi aşk olarak iki grupta toplayabiliriz. Maddi ve manevi aşklarda kendi aralarında gruplara ayırabiliriz. Şimdiye kadar okullarda olsun diğer şekillerde olsun bir çok aşk çeşidi olduğunu öğrndik. Gerçektende bir çok aşk çeşidi mevcuttur.
Yazımın başında fuzuli herşeyi her şey aşk olarak görür demiştim. Fuzuliyi anlamak için bence Fuzuli’nin kendisiyle görüşmek gerekir. Zaten fuzulinin aşkı platonikti leyla ile mecnun birbirlerine aşık iki insandır. Uzun süre aşk acısıyla yanıp tutuşurlar. Sonra bir ara Leyla ile Mecnun kavuşurlar. Ama bu kavuşma neticesinde aşkları söner ve kendi arzuları ile tekrar ayrılırlar. Fuzuli aşka aşıktır. Yani aşkın kendisine. Aşktan gelen sıkıntılara acılara kısacası yine söylüyorum aşkın kendisine aşıktır. Fuzuli. Günlük hayatımızda bu duruma sıkça rastlıyoruz. Çok arzu ettiğimiz şeylere kavuşunca eski arzu ve istek hemen sönüveriyor. Mesela çok susayan bir kişi suya kavuşunca birkaç bardak su içince o eski istek ve arzusu suya karşı sönüyor. Misalleri çoğaltabiliriz.
Peygamberimiz “hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi ahirete çalışın” demiş. İnsanlar bu dünyadan ellerini eteklerini çekmemelidirler. Dünya ihtiyaçlarını karşılamak için insanlığa faydalı olabilmek için çaba içerisinde olmaları gereklidir. Sadece bu dünyaya çalışmakla yada sadece öbür dünyaya çalışıyorum demekle olmaz. İkisini bir arada götürmek gerekir. Kaş yapayım derken göz çıkarmamaya çok dikkat edilmelidir.
İnsan yaptığı işi severek ve isteyerek yapmalıdır ki bu yaptığı işten verim alsın. Allah bize iyi ve hayırlı şeyleri yapabilmeyi nasip etsin. Devletine, milletine, insanlığa hayırlı insanlar olabilmeyi ve yine hayırlı nesiller yetiştirmeyi nasip etsin. Allahü Teala bu dünyada yaşayanlara hayırlı ömürler öbür dünyaya göç edenlere rahmet nasip eder inşallah. Allahü Teala yapılanları boşa çıkarmaz inşallah.
Selam ve Saygılarımla
Fatih Mehmet KARACA
31.08.1999
Kırıkhan
Taşoluk Köyü
“KAİNATTAKİ BÜTÜNLÜK VE DENGE”
Şüphesiz yüce yaradan kainatı oluştururken insan zihninin alamayacağı bir şekilde bir denge ve düzen ile oluşturulmuştur. İnsanın anlama kapasitesi şu anda şu kadardır diyebilecek durumda değiliz. Bilindiği gibi insanın anlayamayacağı bazı şeyler bellidir...
Bilim adamlarının vb.. yapmış oldukları araştırma sürecinde oluşum konusundaki misallerini görüyo duyuyor ve okuyoruz. Hatta kabaca şöyle bir etrafımıza baktığımızda bunu anlamamak nasıl bir şeydir. Yorumu sizlere bırakıyorum... kuran-ı Kerimde bir çok yerlerde akıl sahiplerine seslenmekte ve “ibret alınması” üzerinde durulmaktadır. En büyük eksikliklerimizde zaten araştırmamak okumamaktır. “bu dünyayı isteyen ilim öğrensin, öbür dünyayı isteyen ilim öğrensin”. “ilim Çin de dahi olsa alınız”
(Hz. Muhammet S:A:V)
geçen yıl bahçeye çekirdekten büyüttüğüm üç tane portakal ağacı fidanı dikmiştim. Bu sene bir ara bu fidanları sularken aklıma şöyle bir şey takıldı. Turunçgiller, baklagiller diye bitkileri sınıflandırıyoruz ya. Yine hayvanlar ve diğer canlılarda böyle sınıflandırıyoruz. Yeryüzündeki insan topluluklarını düşündüm ve Kuran-ı kerimdeki “biz sizi kabilelere ayırdık...” şeklinde süren ayeti kerimesi aklıma geldi Turunçgilleri Türk Milleti olarak düşünelim portakal limon greyfut mandalina ve bunların diğr kısımlarını Türk Milletinin boyları olarak düşünelibiliriz. Yine türkçemizi esas alalım
Esas Türkçe, lehçeler, şiveler ağızlar şeklinde dallara ve budaklara ayrılmaktadır. Sonuçta bunların hepsi Türkçedir.
Büyük bir ihtimalli teoriye göre (bu böyle kabul ediliyor) güneş sistemi başlangıçta bir bütündü. Sonradan gezegenler ayrıldı. Uydular ayrıldı ve sonuçta bu bütün güneş sitemini ayrışarak oluşturdu. İşte ailelerde böyle “ sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak” bu durumu kainat üzerinde her şeyde hemen hemen rahatlıkla görebiliyoruz.
Gelen doğru araştırmalar, geçmişte doğru kabul edilen araştırmaları çürütür. Yeni doğru araştırmalar vb.. esaslar kabul edilir. Yukarıda da yazdığım gibi, peygamberimize ve kuranı Kerime sıkı sıkıya bağlı kalarak araştırmalıyız. Allah devletimizi muzaffer kılsın daima
Selam ve saygılarımla. Allah’a emanet olunuz.
Fatih Mehmet Karaca
Sanayi Cd. No.14
31440 Kırıkhan HATAY
(Sınıf Öğretmeni)
EĞİTİM VE MİLLİ EĞİTİMİMİZ
19.09.1999
Güllüce Köyü, Sarıkamış
Yeni doğan bir çocuk, zaman geçtikçe yaşı doğrultusunda bilgi ve beceri kazmakta mecburiyetindedir. Bu bilgileri ilk olarak evinde (ailesinde) anne ve babasından alır. Tuvalet alışkanlığı, yemek yemede kaşık tutma vb. alışkanlığı, yürümeye başladıktan sonra ve belli bir yaştan sonra trafik kurallarını öğrenme hep ilk olarak ailede alınır.
Hayatımız eğitimle iç içedir. Eğitimsiz hiçbir şey olmaz. Bizden öncekiler eğitime terbiye diyorlardı. Fakat günümüzde “Eğitim” kelimesinin yeri ayrı “ Terbiye” kelimesinin yeri ayrı olarak kullanılmaktadır. Bazı yerlerde ikisi bir yerde de kullanılmaktadır. Yukarıda eğitimsiz hiçbir şey olmaz demiştik. Bunun için eğitim çok önemlidir. Tabi ki Milli Eğitimimiz şüphesiz öyledir. Milli ve manevi duygulardan yoksun bir zihniyet nasıl bir milli eğitim verebilir ki milli eğitimimizde muhatap olacak kişi ve fertlerin milli ve manevi değerlerimiz içerisinde yoğrulmuş olması lazımdır.
Bizim tarihimiz kültürümüz dilimiz kadar zengin ve köklü bir değerlere sahip millet düşünemiyorum. Türkçe’den bir bilim dili olamaz sözüne katılmak şöyle dursun, asıl bilim dili Türkçe’den oluşur diyorum. Yani Türkçe bilim dili olmaya müsait bir dildir. Dilimiz çok zengin ve köklü bir dildir. Kıymeti çok iyi bilinmelidir. Bizim dilimize yanlış söz söylenmesine tahamül edemiyorum. Bir milleti var eden önemli faktörlerden biriside o milletin dilidir. Milli eğitimimiz içerisinde dilimizin büyük bir ehemmiyeti vardır. Dil eğitim gençlerimize çok iyi verilmelidir. Bu eğitimi yapacak eğiticilerde çok iyi eğitim olmalıdır.
Selam ve saygılarımla...
Fatih Mehmet Karaca
EĞİTİM ÜZERİNE
1998-1999 Eğitim ve öğretim yılına Yedek Subay öğretmen olarak başladım.263.dönem olarak Tekirdağ Çorlu 105.Topçualayında kırk (40) gün temel eğitim aldıktan sonra bizlere Yedek Subay öğretmen diplaması verildi.Gurur duyduk.Buraya kadar durumlar çok iyi.Fakat tayınlarımız öğretmen olarak doğu ve güneydoğu illerine verildikten sonra gittiğimiz köyler,okullar düşüncelereimizi değiştirdi.Aslında değiştirmedi.Niçin değiştirmedi? Halkın,vatandaşın okuma yazmaya verdikleri önem sevincimizi dahada fazlalaştırdı.
Benim açımdan söyleyeyim.Yedek Subay öğretmen olarak tayınım Kars ilinin Sarıkamış ilçesinin Güllüce köyüne çıktı.Güllüce köyü ki! Köse dağın eteklerinde suların şırıl şırıl aktığı,insanların sevgi dolu olduğu,kuzuların meleştiği,kazların sularda gezdiği,yüzdüğü vb… bir yer.Burası bir tabiat harikası.
Yukarıda bahsettiğim gibi insanları eğitime büyük önem veriyor.Fakat 160-200 öğrencisi mevcut olan köyümüzün,(K öyümüzün diyorum çünki Türkiye’nin her köyü bizim köyümüzdür.)iki dersliği var.Buraya beş derslik yapılsa yine kafi gelmez.Altıncı sınıftan sonra yürüyerek kırk dakikada gidilebilecek olan Kazıkkaya köyüne taşımalı olarak gidiliyor.Kazıkkaya’da dört sınıf öğretmeni var.Derslik sayısı ve öğretmen sayısı çok yetersiz.Çocuklar okula gidiyorlar,ders yapamadan geri dönüyorlar.Eğitim ve öğretim yapılamıyor.
Bizler,öğretmenler olarak bütün imkanlarımızı zorlayarak elimizden geleneğitim ve öğretimi yapmaya çalışıyoruz.Sağolsun 7 Ekimde 9.Tümen komutanı(Sarıkamış)Hayrettin UZUN köyümüzü ve okulumuzu ziyaret ettiler ve fakir insanlarımıza yardımda bulundular.Okulumuza bir uydu anteni ve televizyon hediye ettiler.Tümgenaral Hayrettin UZUN konuşmasında (törendeki)”Güçlü bir Devlet olan Türkiye’nin , bu gücünü halkından aldığını.’’belirterek “Milletin devletine ve ordusuna verdiği destekle bu ülkenin üstesinden gelemeyeceği hiçbir şey yoktur.’’dedi…Bu törene bir çok devlet yetkilileride katıldı.Sarıkamış ilçe kaymakamı,ilçe Milli Eğitim Müdürü vb…
Yukarıdada sık sık belirttiğim gibi.Vatandaşlarımız çocuklarını okutmak istiyorlar.Fakat 200 öğrencinin iki derslikli bir okulda ne derece eğitim alabileceğini size bırakıyorum.Biraz düşünmenizi istiyorum.Bununla birlikte yol problemi,su problemi vb… gerisini siz düşünün! Vatandaşımız sonuna kadar devletini destekliyor.Güveniyor!..
Sayın Devlet yetkililerimizi bu konuya dikkat çekmek istiyorum…
Hiçbir kimseye bir düşmanlığımız,kırgınlığımız yoktur.Bizler çok hoşgörülüyüz.Hepimiz öyleyiz. Yalnız,yukarıda bahsettiğim konulara dikkatleri çekmeyi ve ilgililerin bu konulara eğilmelerini istiyorum.Ben istemiyorum demokrasi istiyor,vatandaş istiyor.
Herkese işlerinde ve çalışmalarında başarılar diliyorum.Saygılarımla…
10.10.1998
Fatih Mehmet KARACA
Güllüce Köyü Yedek Subay Öğretmeni.Sarıkamış/KARS
BİRLİK
Bir taraf sağa çekiyor,
Bir taraf sola çekiyor,
Bir taraf aşağı çekiyor,
Bir taraf yukarı çekiyor.
Kim bu hale getirdi Milleti?
Sağa,sola,yukarı,aşağı çekmeyi…
Yoksa demokrasi gereği mi?
Bende bilemedim mi?
Bilen varsa anlatsın.
Bilen neden susuyor bilmem!
Yoksa doğru söyleyeni,
Dokuz köyden kovuyorlar misali mi?
Doğru söyleyeni dokuz
Köyden de kovsalar,
İnsan,yeri geldi mi?
Söylemeli her zaman gereğini.
Fatih’te şaştı kaldı!
Ben mi anlamıyorum?
Yoksa böyle mi en iyi?
İyinin iyisi olamaz mı?
Fatih Mehmet KARACA
Sanayi cad.No:14
31440 Kırıkhan/HATAY
25.03.1997………………
Sevgiyle ve muhabbetle kalın...
|