fatihmehmetkaraca.sitemynet.com

...SELAM VE SAYGILARIMLA............
FATİH MEHMET KARACA'NIN ŞİİRLERİ (28.04.2007)
Sayfa Sayfa
Ziyaretçi Defteri
Güzel
Yokluk Yoktur...
Kişisel Sayfam
Foto Albüm
İlgili adresler vb...
Merhaba
İlgi Çekici

...SELAM VE SAYGILARIMLA............


145139_b_6409_fmk.jpg

selam ve saygılarımla...

22122007345.jpg

84221780dt1g_l.gif

Dil,durağan ve sabit değildir.Dil gelişir. Dil gelişmeyip yerinde sayarsa ozaman kabile dili olmaktan öteye gidemez.Her ne kadar dil gelişirsede bu belli kurallar çerçevesinde olmalıdır.Halkın ve milletin istemediği bir kelime ve kural zaten dile yerleşemez...


TÜRKLERİN İSLAMİYETE HİZMETLERİ


Son din İslam dini evrensel dindir.Hz Muhammed (SAV) şüphesiz son peygamberdir.Kitabımız Kuranı kerimdir.Tarihe dönüp baktığımızda İslam Dinine en çok ve iyi hizmet eden Milletin Türk Milleti olduğunu rahatlıkla görebiliriz.
Türk Hakan ve Hükümdarlarının hemen hemen hepsi Türk Milletine Cihan Hakimiyetini hedef göstermişlerdir.Bunlardan birkaçını misal göstereyim.Oğuz Kaan “ Daha Deniz Daha Irmak;Kün Tuğ Bolgıl,Kök Kurukan.” Yani “Daha Deniz Daha Irmak;Güneş Bayrak olsun, Gök Kubbe çadır....” Diyerek bizlere Cihan hakimiyetini Ulu Hedef göstermiştir.Osmanlı Padişahlarından Kanuni Sultan Süleyman “Bu Dünya İki Hükümdara Dardır.”demiştir.Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK “İstikbal Göklerdedir.” Diyerek hedefi büyük tutmuştur. Muasır medeniyetlerin seviyesinin üzerine çıkmamızı hedeflemiştir.
Türk Milletinin hedefi çok büyük ve sınırsızdır.Hizmette sınır yoktur misali Selçukluların Çift Başlı Kartalı da Doğu ile Batının hakimiyetini göstermektedir.Ay Yıldızlı Al Bayrağımızda bağımsızlığımızı ve hedefimizin sınırsızlığını göstermektedir.
Sınırsız bir hedefe sahip olan Türk Milleti evrensel din İslamiyeti Bu Hedef ve Kararlılıkla dünyanın dört bir yanına Allah Rızası için yaymaya çalışmış ve İslamiyetin bayraktarlığını yapmıştır.01.03.2006
Selam Ve Saygılarımla

FATİH MEHMET KARACA




ÖZGEÇMİŞİM
10.02.1969 Hatay'ın Kırıkhan İlçesi doğumluyum.İlk,Orta,Lise Tahsilimi Kırıkhanda tamamladım.Hatay İli Kırıkhan İlçesi Taşoluk Köyü nüfusuna kayıtlıyım.
Çukurova Üniversitesi Hatay Eğitim Yüksekokulu Sınıf Öğretmenliği Bölümünden 1992 Yılında mezun oldum ve aynı yıl Erzurum İli Aşkale İlçesi Büyükgeçit Köyü İlkokulunda Sınıf öğretmeni olarak göreve başladım.Buradan sonra Niğde İli ve Uzun süre Hatay İli Sınırları içerisinde öğretmenlik görevlerinde bulundum.1996 ve 1997 yaz dönemlerinde Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesinde 2+2 Lisans tamamlama proğramına katıldım ve Sınıf öğretmenliği(Yan Alan Sosyal Bilgiler)Bölümü Lisans Diplomasını almaya hak kazandım. Askerliğimi , 1998 ve 1999 Yılları arasında Tekirdağ Çorlu 105.Topçu Alayında temel eğitiminden sonra Kars İli Sarıkamış İlçesi Güllüce Köyü İlköğretim Okulunda Yedek Subay Öğretmen olarak yaptım.
Halen Hatay İli Hassa İlçesi Atatürk İlköğretim Okulunda Sınıf öğretmenliği görevimi sürdürmekteyim.Resim yapmayı , Müzik dinlemeyi,Spor yapmayı,Edebiyatı,
severim.Birçok gazetelerde yazılarım yayınlanmıştır.Evli ve iki çocuk babasıyım.
13.07.2008



Fatih Mehmet KARACA (RUMUZ:Yunus KARAGEYİK)


fatihmehmetkaraca@mynet.com
fatihmehmetkaraca@yahoo.com




16950_b_6538.jpg

Anket

Sitemi kimden öğrendiniz?
Arkadaşımdan
Reklamlardan
Arama sonucunda

www.yeniresim_zakkum____e__.jpg

Konuk Defterim

Ad,Soyad:

E-mail:

Web Adresi:

Mesaj:

www.yeniresim.com_-_hayvan_resimleri_-_ceylan_2

21500_115917525_12_07_35__6.jpg   Taşoluk Köyü Çınar Ağacı

b1.jpg

Kırıkhan/HATAY , Taşoluk Köyündeki Altında Döğün,Tören vb.yapıldığı Tarihi Çınar Ağacı.

b8.jpg

21500_115917525_12_07_35_t_lk.jpg

df.jpg

kj.jpg

b10.jpg

bv.jpg

545148_10_15_41___5.jpg

b6.jpg

545187_10_16_01_kcs.jpg

b11.jpg

Kırıkhan/HATAY,Taşoluk Köyü Kocasudaki Çınar Ağaçları.

354247_09_56_447.jpg

fd_q.jpg

Kırıkhan/HATAY,Taşoluk Köyü Deresi.

516962_09_32_30_gne_.jpg

Kırıkhan/HATAY,Taşoluk Köyünden Bir Güneş Manzarası.

15600_118120028_10_11_30_ky.jpg

Kırıkhan/HATAY,Taşoluk Köyünün Dağdan Bir Görünümü.

sari-guel-resmi-2.jpg

neriumoleanderlv9.jpg

Faydalı olabilmiş isem ne mutlu bana...

354246_09_56_438.jpg

Kırıkhan/HATAY,Taşoluk Köyü Deresinden bir görünüm.

cicekresimlerimblogcucotq0.jpg

15488-duden_042_pembe_zakkum.jpg

12_102zakkum5zkm.jpg

12_102zakkum1_z.jpg

zakkum.jpg

Ben Fatih Mehmet KARACA.10.02.1969 Kırıkhan/HATAY doğumluyum.Kırıkhan Taşoluk Köyü Nüfusuna Kayıtlıyım.Sınıf öğretmenliği yapmaktayım.Aynı zamanda Basketbol Koçuyum.Evliyim ve iki çocuk sahibiyim.Çocuklarımın adları Mustafa Melik ve Sudem Sultan'dır. Allah hepinize hayırlı evlatlar nasip etsin.

MENEVŞE
Kadir Mevlâm seni övmüş yaratmış,
Çiçekler içinde birdir menevşe.
Bitersin güllerin hârı içinde,
Korkarım yüzüne batar menevşe.

Yaz gelir de heveslenir bitersin.
Güz gelince başın alır gidersin.
Yavru, niçin boynun eğri tutarsın?
Senin derdin benden beter menevşe.

Senin meskenindir kayalar sengi,
Kokusu menevşe, güldür irengi,
Aradım dünyayı bulunmaz dengi,
Güzel yatağında biter menevşe.

Bakmaz mısın Karac'oğlan hâline,
Garip Bülbül konmuş gülün dalına,
Kadrin bilmeyenler alır eline,
Onun için eğri biter menevşe.
Karacaoğlan



İNCECİKTEN BİR KAR YAĞAR


İncecikten bir kar yağar
Tozar Elif Elif diye
Deli gönül abdal olmuş
Gezer Elif Elif diye

Elif'in uğru nakışlı
Yavru balaban bakışlı
Yayla çiçeği kokuşlu
Kokar Elif Elif diye

Elif kaşlarını çatar
Gamzesi sineme batar
Ak elleri kalem tutar
Yazar Elif Elif diye

Evlerinin önü çardak
Elif'in elinde bardak
Sanki yeşil başlı ördek
Yüzer Elif Elif diye

Karac'oğlan eğmelerin
Gönül vermez değmelerin
İliklemiş düğmelerin
Çözer Elif Elif diye



KARACAOĞLAN

KARS-Sarıkamış-Güllüce Köyünde Rüyamda Nuh Peygamberin Gemisini İnşa vb…ederken
görmüştüm…(1998-1999)Yedek Subay Öğretmenlik Yaptığım Sıralarda....Aşağıdaki
şiirlerdede
NUH PEYGAMBER'den bahseden bölümler mevcuttur..............................


KARACAOĞLAN



Dinle sana bir nasihat edeyim
Hatırdan gönülden geçici olma
Yiğidin başına bir iş gelince
Onu yadellere açıcı olma

Mecliste arif ol kelamı dinle
El iki söylerse sen birin söyle
Elinden geldikçe iyilik eyle
Hatıra dokunup yıkıcı olma

Dokunur hatıra kendisin bilmez
Asilzadelerden hiç kemlik olmaz
Sen iyilik, et de o zayi olmaz
Darılıp da başa kakıcı olma

El ariftir yoklar senin fendini
Dağıtırlar tuzağını bendini
Alçaklarda otur gözet kendini
Kattı yükseklerde uçucu olma

Muradım nasihat bunda söylemek
Size lâyık olan onu dinlemek
Sev seni seveni zay etme emek
Sevenin sözünden geçici olma

Karacoğlan söyler sözün başırır
Aşkın deryasını boydan aşırır
Seni bir mecliste hacil düşürür
Kötülerle konup göçücü olma


--------------------------------------------------------------------------------


Kadir Mevlam bir dileğim var sana
Kaldır dalgaların sel ver sen bana
Yüz elli keselik malım olsa da
Gönül eğleyecek yâr ver sen bana

Sürülerle erkeçlerim yayılsa
Dokuz yerde davullarım döğülse
Kol kol olsa atlılarım dağılsa
Yüz bin atlı ile yol ver sen bana

Beş yüz atlım olsa lâhuri şallı
Gümüşten reşmeli kadife çullu
Mevlâm bana verse bir tutu dilli
Sarmaya bir ince bel ver sen bana

Karacoğlan der ki gönlüm çilede
Yüz bin topun varsa eğer kalede
Yarın mahşer günü Cennet âlâda
El atıp tutmaya dal ver sen bana


--------------------------------------------------------------------------------


Ak kuğular sökün etti yurdundan
Koçyiğitler yatamıyor derdinden
Sabah namazında belin ardından
Saydım altı güzel indi pınara

Oçü orta boylu gayetle güzel
Üçü uzun boylu gözlerin süzer
Dedim akça ceren gölde ne gezer
Al kınalı keklik indi pınara

Karacoğlan gene coştu bulandı
İnip aşkın deryasını dolandı
Güzel gitti diye pınar ağladı
Acıdı yüreğim yandı pınara


--------------------------------------------------------------------------------


İlk akşamdan vardım gavil yerine
Önce gördüm kömür gözlüm gelmedi
Bilmem gaflet bastı yattı uyudu
Bilmem o yâr bize küstü gelmedi

Benim yârim gide gide donandı
İkrar verdi cahil gönlüm inandı
Ay geldi de orta yeri dolandı
Seherin yelleri esti gelmedi

Unuttu mu ahdi amanı netti
Başın alıp gayrı diyara gitti
Benim mecbur olduğumu farketti
Zalim garaz etti kaçtı gelmedi

Karacoğlan der ki devranım döndü
Gönlüm yücedeydi engine indi
Seherin yelleri şafağın bendi
Hani usul boylu sunam gelmedi


--------------------------------------------------------------------------------


Yıkılası şu dağların ardına
Aşıp gider bir gözleri sürmeli
Cenneti âlâda bir gül açılmış
Kokup gider bir gözleri sürmeli

Kuru kütük yanmayınca tüter mi
Âk memede çifte benler biter mi
Vakti gelmeyince bülbül öter mi
Ötüp gider bir gözleri sürmeli

Deniz kenarında yerler hurmayı
Kılavuz gönderdim telli turnayı
Ak göğsün üstünde ilik düğmeyi
Çözüp gider bir gözleri sürmeli

Karacoğlan kalem alır destine
Selâm verir yârenine dostuna
Sandal tuman, beyaz topuk üstüne
Döküp gider bir gözleri sürmeli


--------------------------------------------------------------------------------


İncecikten bir kar yağar
Tozar Elif Elif deyi
Deli gönül abdal olmuş
Gezer Elif Elif deyi

Elifin uğru nakışlı
Yavru balaban bakışlı
Yayla çiçeği kokuşlu
Kokar Elif Elif deyi

Elif kaşların çatar
Gamzesi sineme batar
Ak elleri kalem tutar
Yazar Elif Elif deyi

Evlerinin önü çardak
Elifin elinde bardak
Yavru yeşil başlı ördek
Yüzer Elif Elif deyi

Karacoğlan eğmelerin
Gönül sevmez değmelerin
İliklemiş düğmelerin
Çözer Elif Elif deyi


--------------------------------------------------------------------------------


Ardıma düşüp de yorma kendini
Var git ölüm bir zaman da gene gel
Akibet alırsan komazsın beni
Var git ölüm bir zaman da gene gel

Şöyle bir zamanlar yiyip içerken
Yiyip içip yaylalarda gezerken
Gene m'geldin ben de senden kaçarken
Var git ölüm bir zaman da gene gel

Çıkıp bozkurtlayın ulaşamadım
Yalan dünya sana çıkışamadım
Eşimle dostumla buluşamadım
Var git ölüm bir zaman da gene gel

Karacoğlan der de derdim çok beter
Bahçede bülbüller şakıyıp öter
Anayı babayı dün aldın yeter
Var git ölüm bir zaman da gene gel


--------------------------------------------------------------------------------


Aşağıdan gelen ceren cereni
Akça ceren sana değmeli değil
İki eli boğum boğum kınalı
Karadır gözleri sürmeli değil

Bir delice turnam yüceden uçar
İner engine de bir dolu içer
Sabah seherinde ak göğsün açar
Göğüs koşar koşar düğmeli değil

Bizim elde bal kaymağı yemezler
El sırrını yadellere demezler
Sen güzel ben garibe vermezler
Sizin elden güzel sevmeli değil

Karacoğlan der de yiyip içmedim
Yiyip içip ak göğsünü açmadım
Fırsat elde iken alıp kaçmadım
Öldürmeli beni döğmeli değil


--------------------------------------------------------------------------------


Güzel ne güzel olmuşsun
Görülmeyi görülmeyi
Siyah zülfün halkalanmış
Örülmeyi örülmeyi

Bahçede gülün güllenmiş
Şeyda bülbülün dillenmiş
Koynunda memen kirlenmiş
Emilmeyi emilmeyi

Mendilin yudum arıttım
Gülün dalında kuruttum
İsmim ne idi unuttum
Sorulmayı sorulmayı

Benim yârim bana küsmüş
Zülfünü gerdana dökmüş
Muhabbeti benden kesmiş
Sevilmeyi sevilmeyi

Çağır Karacoğlan çağır
Taş düştüğü yerde ağır
Yiğit sevdiğinden soğur
Sarılmayı sarılmayı


--------------------------------------------------------------------------------


Nedendir de kömür gözlüm nedendir
Şu geceki benim uyumadığım
Çetin derler ayrılığın derdini
Ayrılık derdine duyamadığım

Dostun bahçesine yadeller dolmuş
Gülünü toplarken fidanı kırmış
Şurda bir kötünün koynuna girmiş
Şu benim sevmeğe kıyamadığım

Kömür gözlüm seni sevdim sakındım
İndim has bahçene güller sokundum
Bilmiyorum yâr nerene dokundum
Bir belli haberin alamadığım

Karacoğlan der de yandım ben öldüm
Her bir deliliği kendimde buldum
Dolanıp da gavil yerine geldim
Gavil yerlerinde bulamadığım


--------------------------------------------------------------------------------


Bre ağalar bre beyler
Ölmeden bir dem sürelim
Gözümüze kara toprak
Dolmadan bir dem sürelim

Aman hey Allahım aman
Ne aman bilir ne zaman
Üstümüzde çayır çimen
Bitmeden bir dem sürelim

Buna felek derler felek
Ne aman bilir ne dilek
Ahır ömrümüzü helak
Etmeden bir dem sürelim

Karacoğlan der de canan
Güzelim sözüme inan
Bu ayrılık bize hemen
Ermeden bir dem sürelim


--------------------------------------------------------------------------------


Ala gözlüm benim ilen gidersen
Eğlen güzel yaz gelsin de gidelim
Dağlar almış ılkımını karını
Yollar çamur kurusun da gidelim

Erisin dağların karı erisin
İniş seli düz ovayı bürüsün
Türkmen eli yaylasına yürüsün
Mor koyunlar melesin de gidelim

Methederler Karamanın elini
Köprüsü yok geçemedim selini
Kervan yaylasının perçem belini
Lale sümbül bürüsün de gidelim

Karacoğlan der ki buna ne fayda
İrağbet kalmadı yoksula bayda
Bu ayda olmazsa gelecek ayda
On bir ayın birisinde gidelim


--------------------------------------------------------------------------------


Birem birem devşirirler odunu
Bilem dedim bilemedim adını
Erzurum yanaklı kürtler kadını
Bir kız bana emmi dedi nideyim

Bizim eller Urum olur uç olur
Sızılaşır bozkurtları aç olur
Bir yiğide emmi demek güç olur
Bir kız bana emmi dedi nideyim

Karacoğlan der ki nidip niderim
Akan sularınan bile giderim
Sakal seni naktabınan yolarım
Bir kız bana emmi dedi nideyim


--------------------------------------------------------------------------------


Dostum niçin beni zar incidirsin
Verdiğim ikrardan dönen değilim
Senden gayrisine meylimi vermem
Uçup daldan dala konan değilim

Dostum gönüllerime giden tez gelir
Herkes sevdiğine cilve naz gelir
Yar yüzüne yüz yıl baksam az gelir
Bin yıl dahi baksam kanan değilim

Elifi mim yazılmıştır meşkine
Yoksa yarim yad mı çıktı köşküne
Ben yandım kül oldum senin aşkına
Beyhude yerlere yanan değilim

Karacoğlan bilir benim halimi
Kadir mevlam açık etsin yolunu
Senden gayrısına vermem meylimi
Vallahi billahi veren değilim


--------------------------------------------------------------------------------


Vara vara vardım ol kara taşa
Hasret ettin beni kavim kardaşa
Sebep ne gözden akan kanlı yaşa
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm

Nice sultanları tahttan indirdi
Nicesinin gül benzini soldurdu
Nicelerin gelmez yola gönderdi
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm

Karacoğlan der de kondum göçülmez
Acıdır ecel şerbeti içilmez
Üç derdim var birbirinden seçilmez
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm


--------------------------------------------------------------------------------


Şu yalan dünyaya geldim geleli
Tas tas içtim ağuları sağ iken
Kahpe Felek vermez benim muradım
Viran oldum mor sümbüllü bağ iken

Aradılar bir tenhada buldular
Yaslandılar şıvgalarım kırdılar
Yaz bahar ayında bir od verdiler
Yandım gittim ala karlı dağ iken

Farımaz da deli gönlüm farımaz
Akaç gözlerimin yaşı kurumaz
Şimden geri benim hükmüm yürümez
Azil oldum güzellere bey iken

Karacoğlan der ki bakın geline
Ömrümün yarısı gitti talana
Sual eylen bizden evvel gelene
Kim var imiş biz burada yoğ iken


--------------------------------------------------------------------------------


Hey ağalar böyle m'olur
Hali yârdan ayrılanın
İner ummana dökülür
Seli yârdan ayrılanın

Gökten turnalar çekilir
İner yerlere dökülür
On beş yaşında bükülür
Beli yârdan ayrılanın

Turnalar havadan geçer
Mah yüzlere nurlar saçar
Ah ile vah ile geçer
Günü yârdan ayrılanın


--------------------------------------------------------------------------------


Ak kolların sala sala yürüyen
Nasıl getireyim seni ele ben
Ben şahin olsam da sen bir balaban
Alsam çırnağıma düssem yola ben

Elinizde var mı idi kadılar
Ak ellerin altın tasta yudular
Seni bana güvel ördek dediler
Onun için dolanırım göle ben

Yüklettim yedeğim deste katarım
Yüküm kumaş ben alana satanm
İki bülbül bir kafeste öterim
Konmaz mıyım yeni açmış güle ben

Hemene de Karacoğlan hemene
Çanlı kervan indirmişim Yemene
Sevdim ise ben yarimi kime ne
Nettim ola şu koğlaşan ele ben


--------------------------------------------------------------------------------


Yürü bre yalan dünya
Sana konan göçer bir gün
İnsan bir ekin misali
Seni eken biçer bir gün

Ağalar içmesi hoştur
O da züğürtlere güçtür
Can kafeste duran kuştur
Elbet uçar gider bir gün

Aşıklar der ne olacak
Bu dünya mâmur olacak
Haleb' Osmanlı alacak
Dağı taşa katar bir gün

Yerimi serin Bucağa
Suyumu koyun ocağa
Kafamı alın kucağa
Garib anam ağlar bir gün

Yer üstünde yeşil yaprak
Yer altında kefen yırtmak
Yastığımız kara toprak
O da bizi atar bir gün

Bindirirler canı ata
İndirirler tuta tuta
Var dünyadan yol ahrete
Yelgin gider salın bir gün

Karacoğlan der nâşıma
Çok işler geldi başıma
Mezarımın baş taşına
Baykuş konar öter bir gün


--------------------------------------------------------------------------------


Sultan Süleymana kalmayan dünya
Bu dağlar yerinden ayrılır bir gün
Nice bin senedir çürüyen canlar
Hakkın emri ile dirilir bir gün

Ne güzel yapıldı cennet yapısı
Çok aradım görünmedi kapısı
Benim korktucağım Sırat köprüsü
Cehennem üstünde kurulur bir gün

Karşıki dağlar da karlı dağ olsa
Çevre yanı mor sümbüllü bağ olsa
Ağa olsa paşa olsa bey olsa
Yakasız gömleğe sarılır bir gün

Bu dünyada adem oğluyum dersin
Helâli haramı durmayıp yersin
Yeme el malını er geç verirsin
İğneden ipliğe sorulur bir gün

Gökte yıldızların önü terazi
Ülker ile aşar gider birazı
Yarın mahşerde de sorarlar bizi
Hak mizan terazi kurulur bir gün

Karacoğlan der de konup göçersin
Ecel şerbetini bir gün içersin
Sen Sırat köprüsün bir gün geçersin
Amelin arkana verilir bir gün


--------------------------------------------------------------------------------


Gam çekme hâline divane gönül
Sana da bulunur elde neler var
Ayva m'eksik turunç m'eksik yoksa nar
Sun elini beri dalda neler var

Sakının ağalar beyler küçükten
Yanağı gamzeli eğri bucaktan
Arılar bal alır binbir çiçekten
Nezaket arıda balda neler var

Yiğit olan yiğit dağdır kaledir
Sevmeyin çirkini başa beladır
Bülbülün feryadı gonca güledir
Takının güzeller dalda neler var

Bunu ben demedim aşıklar diyen
Şu dertli sineme hançerler vuran
Bilmeni boz geyiktir bilmem ak ceren
Yüce yüce sarp kayada meler var

Karacoğlan der ki yaralı sinem
Elimden aldırdım gül yüzlü sunam
Kimi cennet ister kimi cehennem
Cennetten beride yolda neler var


--------------------------------------------------------------------------------


Çukurova bayramlığın giyerken
Çıplaklığın üzerinden soyarken
Şubat ayı kış yelini koğarken
Cennet dense sana yakışır dağlar

Ağacınız yapraklarla donanır
Taşlarınız bir birliğe inanır
Hep çiçekler bağrınızda gönenir
Pınarınız çağlar akışır dağlar
Rüzgâr eser dallarınız atışır
Kuşlarınız birbiriyle ötüşür
Ören yerler bu bayramda çok üşür
Sümbül niçin yaslı bakışır dağlar

Karacoğlan size bakar sevinir
Sevinirken kalbi yanar gövünür
Kımıldanır hep dertlerim devinir
Yas ile sevincim yıkışır dağlar


--------------------------------------------------------------------------------


Uryan geldim gene uryan giderim
Ölmemeğe elde fermanım mı var
Ezrail gelmiş de can talep eyler
Benim can vermeğe dermanım mı var

Dirilirler dirilirler gelirler
Huzuru mahşerde divan dururlar
Harami var diye korku verirler
Benim ipek yüklü kervanım mı var

Er isen erliğin meydana getir
Kadir Mevlâm noksanımı sen yetir
Bana derler gam yükünü sen götür
Benim yük götürür dermanım mı var

Karacoğlan der de ismim öğerler
Ağı oldu yediğimiz şekerler
Güzel sever diye isnad ederler
Benim Haktan özge sevdiğim mi Var


--------------------------------------------------------------------------------


Nuhun gemisine bühtan ederler
Yelken açıp yel kadrini ne bilir
O Süleyman kuş dilini bilirdi
Her Süleyman dil kadrini ne bilir

Arap atlarında olur fırkalar
Kimi sarhoş yürür kimi ırgalar
Gübreliğe inip konan kargalar
Has bahçede gül kadrini ne bilir

Dünya benim diye zenginlik satan
Helâl ekmeğine haramlar katan
Sonradan sonraya beyliğe yeten
Zalim olur el kadrini ne bilir

Karacoğlan der de belim büküldü
Ağzımın içinde dişim döküldü
Nuh Nebinin haddesinden çekildi
Saz çalmayan tel kadrini ne bilir


--------------------------------------------------------------------------------


Hazır ol vaktine Nemse kıralı
Yer görünmez asker ile geliyor
Patriklerin inmiş tahttan diyorlar
Bir Halife kalmış o da geliyor

Yetmiş bin var siyah postal giyecek
Seksen bin var Allah Allah diyecek
Doksan bin var tatlı cana kıyacak
Yüz bini de Tatar Handan geliyor

Gelen Ahmet Paşam kendidir kendi
Altmış bin dal kılıç kusuru cündü
Kaçma kâfir kaçma ölümün şimdi
Hacı Bektaş Veli kalkmış geliyor

Şevketli efendim sultanı vezir
Altmış bin kılıçlı yanında hazır
Deryalar yüzünden boz atlı Hızır
Benliboza binmiş o da geliyor

Karacoğlan der de burda durulmaz
Güleç yüze tatlı söze doyulmaz
Gökteki yıldızdan çoktur sayılmaz
Yedi iklim dört köşeden geliyor


--------------------------------------------------------------------------------


İnsan oğlu yeryüzüne gelince
Kur' ağaçtan meyve bitmiş gib'olur
Kâmil olup kendi kendin bilince
Cevahirden yükün tutmuş gib'olur

Talana da deli gönül talana
Gide gele orta yeri dolana
Bir yiğit sevdiği yakın olana
Günde düğün bayram etmiş gib'olur

Bir yiğit yaslanıp dizine yatsa
Yârin yağlığını yüzüne örtse
Her dem sevdiğinin sesin işitse
Gökyüzünde turna uçmuş gib'olur

Yüce dağ başında yaydan peren
Avcılar geliyor dört yanın dolan
Her olur olmaza sırrını diyen
Boz bulanık çaya akmış gib'olur

Kolda götürürler şahini bazı
Her daim severler gelini kızı
Yiğidin ikrarı güzelin sözü
Taze yağı bala katmış gib'olur

Karacoğlan der ki bizi kayıran
İki cam birbirinden ayıran
Muhanet sofrasında karnın doyuran
İki ellen ağı yemiş gib'olur


--------------------------------------------------------------------------------


Arap at üstünde kaldı postumuz
İkrarından döndü m'ola dostumuz
Yarın bir gün kara toprak üstümüz
Çürütür hey benli sunam çürütür

Yüksek olur Arap atın kaltağı
Issız kalmaz koçyiğidin yatağı
Yaklaşma kötüye değer eteği
Geri dur hey benli sunam geri dur

Yağmur yeğdi yollarına sapayım
Hak dinidir dost dinine tapayım
Çeviri ver al yanaktan öpeyim
Beri dur hey benli sunam beri dur

Şeşine de Karacoğlan şeşine
Kurban olâm yarin ablak döşüne
Gök kır atman da çakır kuşuna
Geri dur hey benli sunam geri dur


--------------------------------------------------------------------------------


Üç güzel oğlu da şöyle bir yiğit
Söylediği sözü yola getirir
Yiğit olan sırrın kimseye demez
Kötü kalbindekin dile getirir

Yalınız git yoldaş olma yüzsüze
Selam verme erkansıza yolsuza
Komşu olma namussuza arsıza
Akıbet üstüne hile getirir

Dilberin koynuna girse görmese
Bir dilbere öğüt versem almasa
Bir yiğit de miktarını bilmese
Akıbet başına bela getirir

Karacoğlan der ki her sözüm haktır
Yiğit olmayanın yalanı çoktur
Cehennem yerinde hiç ateş yoktur
Herkes ateşini burdan götürür


--------------------------------------------------------------------------------


İki ceren götürdüler bahçeye
Girdim o bahçenin gülleri bir hoş
Yağar yağmur serin serin bâd eser
Irganan selvinin dalları bir hoş

Yâr oturmuş kurulur naz postuna
Hiç bakmıyor yârenine dostuna
Yaz gelince çayır çimen üstüne
Yâr bade doldurur elleri bir hoş

Çıkmış yücesine avını avlar
İnmiş enginine ceylân kovalar
Değmen şu ceylâna beyler ağalar
Şirin şirin söyler dilleri bir hoş

Karacoğlan der ki âşıkım saza
Dayanılmaz sunam sendeki naza
Elinde kadehi dudakta meze
Gerdana dökülen telleri bir hoş


--------------------------------------------------------------------------------


Ağlayı ağlayı düştüm yollara
Karışayım boz bulanık sellere
Adı sanı duyulmadık ellere
Gitmeyince gönül yârdan ayrılmaz

Ahım kaldı şu gelinin ahtında
Deremedim güllerini vaktinde
Karanlık gecede kolum altında
Yatmayınca gönül yârdan ayrılmaz

Gözüm kaldı şu kaplanın postunda
Ezrail de can almağın kastında
Döne döne teneşirin üstünde
Yunmayınca gönül yârdan ayrılmaz

Hadini de Karacoğlan hadini
Aramazlar gurbet ele gideni
Ak göğsün üstünde çakır dikeni
Bitmeyince gönül yârdan ayrılmaz

OĞUZ KAAN (KAĞAN) – KARS – KAĞIZMAN





1988 – 1999 Yılları arasında Kars İli Sarıkamış İlçesi Güllüce Köyünde
Yedek Subay Öğretmenlik görevimi yerine getirmiştim.Sarıkamış İlçesinden
dolmuşa bindikten üç saat sonra köye ulaşabildik.Bu yolculuk kış mevsimi
aylarında bir günün neredeyse yarısını almaktadır.

Tayınımın (Yedek Subay Öğretmenlik) Kars’a çıkmasından sonra bu ile
(vilayet) geldim ve nokta görev yerimin Sarıkamış ilçesi Güllüce Köyü
olduğunu öğrendiğim zaman içimden iyi olmuş dedim.Ben tabii ki o sırada
Güllüce Köyünün bu kadar uzak (ilçeye)olduğunu bilemiyordum.Köye gelirken
Aras Nehri kıyısından yaklaşık 30 Km yol katettikten sonra bir enazından 30
Km’de dağ yolundan yol katettik.Köye girdiğimizde ilk hissettiğim sanki
burada ham demir (işlenmemiş demir) madeni çıkartılmış ve işlenmiştir. Açıkça
sanki Ergenekon Destanı’nın yaşandığı bölgeydi (yerdi) burası.Daha
sonraları , yaklaşık birkaç ay sonra Güllüce Köyü’nde Rüyamda Nuh
Peygamber’in Gemisi’ni inşa (yaparken) ederken ve Nuh
Tufanı’nı , gördüm.Kısaca Nuh Tufanı ile ilgili olaylar dizisini
Rüyamda gördüm…

Bilindiği üzere (Araştırmacılar vb… böyle diyor.) Nuh Tufanı’ndan
sonra Nuh’un dört oğlundan Beyaz Irk,Zenci Irkı,Sarı
Irk…(Arap…) töremiştir. Türkler Yasef’ten töremişlerdir.Şu
anda yazarı hatırlayamıyorum bir kitapta Zülkarneyn Peygamberinde Oğuz
Kağan(Kaan)olduğunu yazmıştı.Kars İli Sarıkamış İlçesi Güllüce Köyü’nün
yukarıdaki yazdığım sebeplerden dolayı benim hayatımda ayrı bir yeri
vardır.Nuh’un Gemisi neden Güllüce Köyünde olmasın
(Kars-Sarıkamış-Güllüce Köyü).Oğuz Kaan bu bölgede yaşamıştırda
olabilir.Hatta bunu hissediyor gibiyim...Kim bilir…

Oğuz Kağan-Kars-Kağızman-Kaan Kelimelerinde Oğuz Kağan ismindeki gibi heceler
ve kelimeler mevcuttur.Kağızman Kelimesini yani Kağızman’ı Yağızman
yapın,Yiğit,Cesur,Cesaretli vb…adam (Yiğit Adam) anlamına gelen bir
anlam meydanada gelmektedir…

Selam ve Saygılarımla 18.05.2005



FATİH MEHMET KARACA
(Yunus KARAGEYİK)

05362672387


ATATÜRK VE OĞUZ KAAN(KAĞAN)







Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK , Hedefimizi “Muasır Medeniyetler
seviyesinin üzerine çıkmak.” Şeklinde belirtmiştir.

Oğuz Kaan (Kağan) ; “Daha deniz,daha ırmak güneş bayrak gök kubbe
çadır olsun.” Diyerek sınırsız bir hedef göstermiştir.

“ Daha deniz,daha ırmak (Müren).”

“Kün tuğ balgıl kök kurukan.” (Güneş bayrak çadır gök kubbe.)
Kün=Güneş,Tuğ=Bayrak,Balgıl=Çadır,Kök=Gök,Kurukan=Kubbe

Aslında Oguz Kaan’ın sözüne iyi baktığımız zaman iyi incelediğimiz
zaman Anadolu Türkçesi ile karşılaştırdığımız zaman,günümüz Türkiye
Türkçesinden fazla bir fark (değişim) olmadığını görebiliyoruz.

Ben bu sözün Kars-Sarıkamış-Güllüce Köyünde (Civarında) söylendiğini
hissediyorum.Yani kalben böyle düşünüyorum (Altıncı His).Güllüce Köyünde
(Kars-Sarıkamış) 1998-1999 yılları arasında Yedek Subay Öğretmenlik
yapmıştım.Burada rüyamda Nuh Peygamberi ve Gemisini görmüştüm…

Selam ve Saygılarımla
23.05.2005





FATİH
MEHMET
KARACA

RUMUZ:Yunus
KARAGEYİK














ÜLKÜSÜZ HAYAT DÜŞÜNEMİYORUM
“Geçmişine taş atanın geleceğine gülle atarlar.” Gideceği yeri bilmeyene engelleri aşmak zor gelirmiş.” Sözlerini birçok yazımda kullanmıştım.Bu sözleri şu an nerde ve nezaman okuduğumu tam olarak bilemiyorum ama ilk okuduğum zamandan beri hiç unutmadığım sözlerdir.
Geçmişi olmayan yada geçmişini saymayan hiçbir toplum,millet,toluluk ve fert varlığını sürdüremez.Geçmişin yoksa tarihin,kültürün,ananen,hiçbir zenginliğin yok demektir.Geçmişin yoksa eğer sana ait folkloründe yoktur demektir.Geçmişin yoksa yeni yeni şeyler mi üreteceksin bir anda.Mesela uyduruk bir şarkı,bir türkü,bir müzik aleti mi icat edeceksin.Yine geçmişin yoksa yeni bir dil mi uyduracaksın ve uydurukça mı konuşacaksın.Geçmişin yoksa uyduruk kültür,uyduruk millet,uyduruk zenginlik mi meydana getirebileceksin? Bütün bu saydıklarım uydurma ile olacak şeyler değildir.Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK ,Türkiye Cumhuriyeti Devletini sağlam temeller üzerine oturtmuş ve en eski bilinen Türk Tarihi araştırılmış ve temel çok sağlam oluşturulmuştur.
“Gideği yeri bilmeyene engelleri aşmak zor gelirmiş.” Milletlerin,toplum ve fertlerin bir hedefi olmalıdır.Hedefsiz insan rotasız araç gibidir.Rotasız araç nereye gideceğini bilemez.Sağa sola yalpa yaparak şuursuzca hareket eder.Bunun için hedef şarttır.Ülküsüz yaşam olamaz.Hayatımızı sürdürürken bir amacımız olmalıdır.
Geçmişimizle gurur duymalıyız.Geleceğe güvenle bakmalıyız.Buda şuurlu insan,şuurlu toplum,şuurlu millet olmakla olur.Milli ülkümüz olmalıdır.Mevcut olan milli ülkümüzü en iyi şekilde idrak etmeliyiz.Milletlerin geçmişlerinde değişik destanları vardır.Türk Milleti kadar zengin destanlara sahip başka bir millet tanıyamıyorum vede tanımıyorum.Tür Milletine ait enson destan Türk İstiklal Harbidir.Dağılma ve yok edilme aşamasında olan bir milletin toparlanma destanıdır bu destan.Bu destan ki tarihte eşine rastlanması çok zor bir destandır.
Bizim tarihimiz gerçekten çok çok zengindir.Bunun için tarihimize ve ülkümüze sahip çıkmalıyız.Geleceğe güvenle bakabilmek için yavrularımıza,çocuk ve gençlerimize insanımıza sahip çıkarak her yönden eğitimin en iyisini verebilmeliyiz.Onlara imkanların en iyisini sağlamalıyız.
Selam ve Saygılarımla 10.05.2005


FATİH MEHMET KARACA


AĞIR OL
O gün dolmuşta iken muavinin "Ağır ol" sözü bende bazı
çağrışımlar uyandırdı.Şöyle ki:
Hareket halindeki cisimler normalden (hareketsiz halden) daha
hafif olur.Hareket halindeki cisimler hafifler.Cismin hızı nekadar
artarsa doğru orantılı olarak ağırlık o derecede değişir.Yani hız
arttıkça ağırlık o derece düşer.Farz-ı mahal, hareketsiz bir
araba(bir araç)bir ton geliyorsa,saatte 100 km hıza eriştiğinde bu
arabanın ağırlığı 100 kg'a kadar düşer.Vatandaş aslında bilimsel
konuşuyor.
Başka bir misal:Hatay ilinin bazı çevrelerindede söylenen Kop
(seyirt) kelimesi "Kop" yani çokhızlı seyirt (çabuk ol)anlamında Kop
ise kopmaktan gelmektedir.Atmosfer içerisinde bizler tamamıyla
serbest değiliz.Ani ve hızlı (çabuk) hareketle,tıpkı 100 m koşu
yarışmasında olduğu gibi,sanki atmosferin baskısından bir an olsun
kurtularak kopmak durumu gerçekleştirilmektedir.Kop,Kop denilerek
durum anlatılmaktadır.Özellikle köy(taşra) hayatında vb... kullanılan
Kop'u açmak istiyorum:Mesela bir bahçeye , bağa veya bostana bir inek
vb... bir hayvan girdi.Bahçe sahibi çocuğuna,hayvan bahçeye zarar
vermesin diye "Kop,Kop,Kop şu hayvanı bahçeden çıkar." der.Yani kop
diyerek durumun aynı zamanda vehimiyetini anlatmak istemektedir.
Yine Hekimlere Dr.(Doktor) denmesi de halk dilinin aslında
bilimsellikle iç içe olduğunu göstermektedir...
Selam ve Saygılarımla
16.05.2005

FATİH MEHMET KARACA

MEBSİS NO:8108631

AKTEPE GAZİ.İ.Ö.O

HASSA/HATAY











HZ.SÜLEYMAN ZÜLKARNEYN VE TEKNOLOJİ





Geçenlerde (Ocak 2005) Bir özel tv (tv5) proğramında
Hz.Süleyman Peygamberden
ve Hz.Zülkarneyn’den bahsettiğini izledim ve bayağı bir ilgimi
çekti.Aynı proğram defalarca değişik günlerde izleyicilere sunuldu.Bu
proğramdaki bazı açıklamaları ve anlatımları yazıyorum:

“Hz. Süleyman Peygamber hayvanlara böceklere vb.hitap
etmiş onların
dillerini kullanmıştır.Onların denetimini bugünkü teknolojiden daha bir ileri
teknoloji kullanarak yapmıştır ve gelişmiş teknoloji kullanmıştır.”

“ Hz.Zülkarneyn’de ileri teknolojiden
yararlanmıştır.Gelişmiş bir
teknolojiyi kullanmıştır.”

Buraya kadar yazdıklarım yukarıdaki bahsettiğim proğramdaki
anlatımlardan
alınmıştır.

Zülkarney Peygamberin , peygamber olup olmadığı kesin
değildir.Değişik millet
ve topluluklar sahip çıkmaktadır.Şu anda hangi kitapta okuduğumu
hatırlayamıyorum ama zannedersem 1997 yılında Konya fuarındaki açılan kitap
sergisinden satın aldığım bir kitapta okumuştum.Bu kitap şu anda elimde
değil.Zülkarneyn’in Oğuz Kaan olduğunu yazıyordu okuduğum o
kitapta.Şunuda söylemeden geçmek istemiyorum.1998-1999 yılları arasında Kars
İli Sarıkamış İlçesi Güllüce Köyü İlköğretim Okulunda Yedek Subay Öğretmenlik
vazifemi yaparken bir gün rüyamda Hz Nuh Peygamberi Gemisini işaa ederken
gördüm.Tufanı hissetim.Tufandan sonra yine geminin Güllüce Köyüne indiğini
hissetim.Daha değişik şeyleride hissetim rüyamda ama hatırlayabildiklerim
bunlar.Güllüce Köyü Horasan ilçesi Sarıkamış İlçesi Eleşkirt İlçesi
ve Kağızman
ilçeleri arasında,Köse Dağı eteklerinde diyebileceğimiz bir bölgededir.Köse
Dağı bilindiği üzere Ağrı İli sınırları içerisindedir.İnsan-

lığın Adem’den sonra ikinci babası denilen Hz.Nuh Peygamberden
sonra Türkler
Nuh’un oğlu Yafes’ten töremişlerdir.Oğuz Kaan ise
Yafes’e nesil
olarak çok uzak olmasa gerektir.

Tarih araştırmacılığı gerçekten çok önemlidir.Mustafa Kemal Atatürk
“Türk Dilini ve TürkTarihini araştırtmış ve Türkiye Cumhuriyetini
sağlam temeller üzerine oturtmuştur.Türk Gençliğine emanet etmiştir. “Ne
Mutlu Türk’üm Diyene.” Sözü ile Türklüğü ile gurur duyarak biz
yeni kuşaklarada nasihatlerde bulunmuştur. 12.03.2005


Fatih Mehmet KARACA

Aktepe Gazi İ.Ö.Okulu
Hassa/HATAY


OYUNLARDA HİLAL TAKTİĞİ

Geçenlerde Basketbol oyunu sırasında Türklerin özellikle
savaşlarda kullandığı
“Hilal Taktiği” durumunu uyguladığımıza şahit oldum.Kendi kendime
“Daha önce bu durumu nasıl düşünemedim?” dedim.Karşı tarafa hücüm
ederek çeşitli oyunlarla basket yaparak sayı kazanmaya çalışıyorsun.Oyun
kurucuyu Başkomutan kabül et ve buna göre oyunu izle.

Bir Basketbol oyununda Oyun Kurucu konumundaki oyuncu takım
arkadaşlarının
yerlerine geçmesinden sonra ve öncesindede karşı takımın zayıf noktasını
bulduğu an basket yaparak sayı kazanmasında büyük rol oynar.Oyun sırasında
oyuncular karşı potaya hücum ederken “Hilal” şeklini alırlar ve
çoğunlukla bu şekilde sayı kazanmaya çalışırlar.Bu durum zaten oyunun
tabiatında vardır.Yukarıda oyun kurucu oyuncuyu Başkomutan kabul et
demiştim.Oyun kurucu oyuncu oyun içerisinde karşı tarafa hücum sırasında
sağdan ve soldan taraflara taktik vererek oyuna canlılık katar.Çeşitli
taktiklerele oyun oynanır.”Hilal Taktiği” Sadece Basketbol
Oyununda uygulanmıyor.Futbol,Voleybol,Hentbol,Sutopu gibi oyunlardada
“Hilal Taktiği” uygulanmaktadır.Hayvanlardan Kurtlarda
“Hilal Taktiği” şekline benzer bir şekilde avlarının üzerlerine
gitmektedirler.Kurtlar planlı bir şekilde hareket ederek avlanmaktadırlar.

Geçenlerde bir yerde Tarihin çok eski çağlarında Türklerin
Top şekli haline
benzettikleri bir madde ile günümüzde oynanan Futbol Oyununa çok benzeyen bir
oyunu zaten oynadıklarını okumuştum.İnanıyorum ki Futbol,Basketbol vb.
oyunları şu anki Tarih araştırmaları kabül etmiyor olsada,temelini atanlar
biz Türk Milletinin dedeleridir.28.01.2005







Fatih Mehmet KARACA

Gazi İ.Ö.O Sınıf
ÖĞRT Aktepe Kasabası/Hassa/HATAY












Muhabbet Erleri

SELAM VE SAYGILAR...

Allah cc Hepimizi İslamı gerçek şekilde anlayan ve hükümlerine hakkıyla uyabilen kullarının zümresine ilhak eylesin.

İnsanlar bilgilerini saklamamalıdırlar.Bildiklerini diğer insanlarla paylaşmalıdırlar.

22222.jpg

963916_b_3058.jpg

10.10.1999

Güllüce

ANA DİLİMİZ



İnsan duygu ve düşüncelerini en iyi şekilde ana diliyle ifade eder. Yaşamış olduğu Kültür ve Anane içerisinde büyümüş ve bu temelle dünyayı görmüş ve yaşamış, yaşamış olduğu milletin acılarını sevinçlerini, coşkularını paylaşmış, birlikte gülmüş. Tabi ki bu toplumun, milletin,yani kendi milletinin dili ile en iyi şekilde duygu,düşüncelerini ifade edecektir. Bizim dilimizin çok köklü ve zengin bir dil olduğunu her yerde söylediğim gibi bu gerçeği bu yazımda da bir kez daha yineliyorum.

Dil, durağan ve sabit değildir. Dil gelişir. Eğer dil gelişmeyip yerinde sayarsa o zaman kabile dili olmaktan öteye gidemez. Her ne kadar dil gelişirse de bu belli kurallar çerçevesinde olmalıdır. Lokantayı ulusal otlangaç,otobüsü çok oturgaçlı götürgeç vb...yapma ile olmaz. Lise çağlarımızda iken eli öpülesi,o değerli hocalarımızın bir sözü şu anda aklıma geldi. Edebiyat hocamız şöyle bir tabir kullanmıştı:”Avrupa ülkelerinde tv.lerinde vb... yanlış bir kelime kullanıldığı zaman halk ayaklanıyor ve bu yanlışlığın düzeltilmesini istiyor. Yine,okul çağlarında bizim sekizinci sınıfımız düzeyindeki öğrencileri dillerinin bütün özelliklerini(kurallarını)tam ve eksiksiz öğreniyorlar.Öğrenemeyen öğrenciler kesinlikle bir üst sınıfa geçirilmiyor”şeklinde çok anlamlı açıklamaları,o değerli hocamızın sözleri halâ hatırımda.

Çocuklarımıza ana dillerini sevdirmeliyiz. Ana dillerinin kurallarını eksiksiz öğretmeliyiz. Duygu ve düşüncelerini en iyi şekilde her biçimde ifade edebilmelerini sağlamalıyız.Okuma şevki vermeliyiz. Devletimizin ve milletimizin geleceği olan yavrularımızdan bunları esirgememeliyiz. Hem çocuklarımızın geleceği,hem devletimizin ve milletimizin geleceği için bu durum çok ehemniyetlidir. Çünkü,” bu günün küçüğü yarının büyüğüdür”. Hz. Ali “ bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum”demiş. Eğitim bu kadar ehemniyetli olmasaydı, bu söz söylenirmiydi.hz. Muhammet.(sav)”ilim Çin’de bile olsa alın” demiş.Bizde buna göre hareket etmeliyiz...

Bizim dilimizin çok köklü ve zengin bir dil olduğunu tekrar yazarak yazıma son veriyorum.

Selam ve Saygılarımla

Fatih Mehmet KARACA



13.09.1999

Güllüce



SIKINTIYA KATLANMAK

İnsanlar dünyada yaşarken mutlu ve mesut olmayı isterler. Bildiğimiz gibi insanlar içerisinde değişik huylara ve karaktere sahip insanlar vardır. Önemli olan kötü huy ve karakteri su yüzüne çıkarmamaktır. “ainesi iştir kişinin lafına bakılmaz.”

İnsan sevdiği şeylerden gelen sıkıntılara katlanır. Bununla ilgili bir çok ata sözlerimiz vardır. Bir çok veciz sözler söylenmiştir. Bunların biride hepimizin bildiği bir ata sözümüzdür. “Gülü seven dikenine katlanır” gerçekten de öyle. Sporu seven bir insan, yaptığı spordan gelen sıkıntılara ve yorgunluğa katlanır. Bu yorgunluk gözüne hiç görünmez bile. Yine, seyahat etmeyi seven biri, seyahat neticesi meydana gelen sıkıntılara ve buna benzer sonuçlara seve seve katlanır. Hatta bu sıkıntıları seyahatin sonucu olarak düşünür ve seyahatin bir parçası yani ayrılmaz güze bir parçası olarak kabul eder. Dağcılığı düşünelim. Dağcılığı bilmeyen ve yapmayan birine dağcılık ne kadar zor gelir. Fakat sen onu yapana sor. Bu işten ne kadar zevk alıyordur. Sevmese zaten bu işi yapmaz. Yine bir atasözümüz aklıma geldi. “istenmeden yenilen aş, ya karın ağrıtır yada baş” bu mesleklerde de böyledir. Meslek seçiminde bunun için çok dikkatli olunmalıdır. İleride zor günler yaşamamak için bu çok ehemmiyetlidir. Yinede bir mesleğe şöyle böyle girmiş isek isteyerek yapma çabası içerisinde olunmalıdır.

İşte yukarıda söylediğim gibi. Bir işi eğer severe yapıyorsak, o işten gelen sıkıntılara katlanıyoruz. Eğer bir işi sevmeden yapıyorsak sıkıntılara katlanmak biraz zor gelmektedir. En iyisini yapmak için gayret göstermeliyiz.

Selam ve Saygılarımla

Fatih Mehmet KARACA





05.Eylül.2000

Kırıkhan/Hatay



İLİM VE BAŞARI



Tarihe dönüp bir baktığımızda , Türk Devletinin hiç birinin sıcak savaşla cephelerde yıkıldığını göremiyoruz. Bizler yani Türk Milleti ne zamanki birlik ve beraberliğimizi kaybetmişiz, aramıza fitne, fesat girmiş işte o zaman kaybetmişizdir.

Yine tarihe dönüp bir baktığımızda şu anki modern ilmin temelini dedelerimizin attığını görüyoruz. Göktürk Devleti zamanın süper devleti idi. Uygurlar medeniyette çok ileri seviyedeydi. Buna benzer diğer Türk Devletleri de Türk Devlet geleneğini devam ettirerek dünyaya devlet kurmayı öğretmiştir. Devletin devamlılığı devletin ve milletin görevlerine sadık kalmasıyla olur.

Yukarıda “şu anki modern ilmin temelini dedelerimizin attığını” söylemiştim. Tarihte bununla birlikte Moğol istilası gibi afetlerde yaşanmıştır. Moğol imparatorları kütüphane istilası gibi çok büyük hatalara düşmüştür. Yine, İskender de buna benzer Ege ve Akdeniz de aynı hataya düşmüşlerdir. İspanyada da bilindiği üzere aynı durumlara benzer hadiseler yaşanmıştır. Yani kütüphane istilası meydana gelmiştir. O zamanki istila eden kitaplarda kütüphanelerde kim bilir şu an bile bilinmeyen bilgiler mevcuttur. Allah CC aynı akıbetten insanlık alemini korusun.

Bir zamanlarda Horosan maveraunnehir semerkant beykent vb... yerler ilmin beşiğiydi. Yine aynı şekilde İstanbul da öyleydi. Dünyanın dört bir yanından buralara ilim yapmaya gelinirdi. Bize düşen görev bence bu konuda herkesin elinden geleni yapmasıdır. İmkanınız dahilinde bir şeyler yapmalıyız. Gelecekte şunu yaparım bunu yaparım demekle olmaz. “demir tavında dövülür” yani her şey zamanında...

Dedelerimiz ilimleri sayesinde cihana hükmettilerse ve dünyaya adaleti yaymışlarsa bu azim ve imanla olmuştur. Zaten başaracağım ümidi olmazsa başarı olmaz.



Fatih Mehmet KARACA

KARAGEYİK Kırıkhan/HATAY







28.10.2000

Kırıkhan/ Hatay





HZ. PEYGAMBERİN HADİSLERİNDE TÜRKLER!

Hz. Peygamberin yaşadığı devirlerde Türkler çoğunlukla nerelerde yaşıyorlar.?Türklerin yaşadığı bölgelerin özellikleri orta doğu ile olan irtibatı,mecbur kılıyordu.Türkler diğer milletlerle şu veya bu sebep den dolayı münasebet içerisinde idi.Fakat Arabistan ve orta doğu yukarıda da söylediğim gibi Türklere münasebeti mecbur ediyordu.Belirtmek istediğim asıl mevzu bu yazımda Hz. Peygamber Türkler için ne demiştir.Yani Hz peygamberin hadisleridir.....!”Türkler için söylenmiş hadisler!”

Prof Dr. Zekariya Kitapçı “Hz Peygamberin hadislerinde Türkler” adlı kitabının (3. baskı) ön sözünde şöyle demektedir.

“Hz. peygamber; mübarek zatı hakkında şüphesiz bütün dünyada, şimdiye kadar en çok kitap yazılan bir kimse olmasına rağmen, yinede nübüvvet hayatı, siyasi varlığı külli şahsiyeti bütün bunların dışında, onun asırların ötesinden kıyamete kadar bütün insanlığa vermiş olduğu ilahi köklü mesajlar, daha bir çok yönleri aydınlatılmış değildir. Onu; oldukça zahmetli ve büyük mücadelelerle geçen peygamberlik hayatı ve risalet yılları bir tarafa, onun her zaman dinini ve şeraatini temsil edecek bir devlet arayışı içinde olması, bu cümleden olmak üzere medinede kurduğu (ilk peygamber devleti) bu devletin(haşlifesi) olması, devlet kurma geleneğinden her zaman yoksun olan arapları ilk defa devlet kuran dinamik bir toplum haline getirmesi, yeni islam devletinin oturduğu siyasi, dini temeller onun kendi devrinde arap kabileleri ve yakın güç odakları. Mesela kureyş ve yahudilere karşı takip ettiği yüksek denge politikası çağdaş devleti hele hele iran ve bizansı büyük bir boy hedefi haline getirmesi, Türkleri ve Habeşlileri ise yanında görmek istememesi ve bunun dinamikleri gibi daha bir nice hususlar çok daha esaslı bir şekilde araştırılması gereken konular arasındadır...

“sizin en hayırlınız(kavminin zulüm ve haksızlıklarını destekleme gibi bir günah işlemeden) kendi soyunu müdafa eden kimsedir”

Bu ve benzer bir kısım hadislerde çok daha açık bir şekilde ifade edildiği üzere, kişinin kendi kavmi ile islamın yüce gayelerine hizmet yarışında övünmesinin bir sakıncası olmadığı gibi bunun tam aksine, kabil ırk ve kavimlerden bahseden üstelik yekünü bir hayli kabarık olan bu hadislerin tümünü bir kalemde hemde “uydurma hadisler” diyerek silip atmamızda mümkün değildir. Evet, bunlar bizim; Hz. Peygamber, onun yüce mübüvvet hayatı ve hele hele Peygamber ümmetine en büyük dini bir kültür mirası olarak bıraktğı hadisleri hakkında yaptığımız kısa bir değerlendirme sonunda ortaya çıkan meselelerdir. Bunlara şüphesiz, daha bir çok yenilerini ilaveetmemizde mümkündür.Fakat bizim asıl üzerinde durmak istediğimiz bir büyük önemli konu daha vardır oda; hz. Peygamberin mubarek hayatı ve dini kültür mirasımızın esasını teşkil eden hadislerinde türklerin yeridir. Bu konuda henüz yeteri kadar araştırılmamıştır.Hddizatından türklerle ilgili hadislerin varlığı yaygın bir kanı ve herkesce bilinen bir gerçek olmasına rağmen, değil umumi kaynaklardaki hadisler muteber hadis kitaplarındaki rivayetler bile türk tarih ve kültürü bakımından ciddi bir şekilde değerlendirilerek ilim alemi ve türk dünyası okuycusunun istifadesini sunulmuş değildir . Bu, kendi illim adamlarımız olduğu kadar ,yabancı ilim adamları içinde geçerli bir hükümdür.

Gerçekte hz. Peygamber; kendi zamanında türleri en iyi bilen ve onları yakından tanıyan ulu bir kişi idi. Onun Türkler hakkındaki bu bilgilerinin kaynağı sadece bir vahiy kültürü ve rabbani ilhamlardan ibrette değildir. Bilindiği gibi Hz. Peygamber; ilk gençlik yıllarından itibaren, aktif bir ticari hayatın içinde olmuş ve şerefli bir iş hayatı sürdürmüştür. Onun; Peygamberliğinin ilk yıllarına kadar devam eden bu ticari hayatı yaklaşık 28 seneye ulaşmaktadır. O, bu uzun ticaret hayatında Arabistan Yarım adası ve çevresindeki meşhur ticaret merkezleri, diğer bir ifadeyle panayırlarına bir çok seferlerde bulunmuştur. Oda; bir çok arap tacirleri gibi Şam’a, Kudüs’e gitmiş. Bugünlerin tabiri ile serbest bir deniz ticaret bölgesi olan Basra – Bahreyn Körfezlerine uğramış ve çok muhtemeldir ki bu seferlerinin birinde Sasanilerin başkenti Medaine kadar gitmiştir. Hz. Peygamber bu seyahatleri sırasında sadece ticaretle meşgul olmamış ayrıca bulunduğu şehirler buralarda yaşayan insanlar, hatta İran ve Rumlar hakkında bir çok sosyal ve siyasi bilgiler elde etmiş, dolayısıyla çağın içinde ve dünyayı bilen ,görgülü bilgili kültür sahibi bir kimse olmuştur.

Ancak burada mertçe bir soru sormamız gerekmektedir peki ;Hz. Peygamberin türkler hakkındaki bütün hadisleri gerçektende uydurma hadisler midir?Bu soruya uzun uzun hamasi cevaplar vermek niyetinde değiliz. Hemen şunu itiraf edelim ki;biz de, bu hadislerin tümünün uydurma olduğunu,akıl ve mantık yoluyla hemde otuz senedir,ispat etmeye çalıştık.Bunca uğraşmalarımıza rağmen onların “Uydurma Hadisler”olduğunu ispat edemedik.Neticede onların çoğunun ,doğru,sahih olduğuna inanmak mecburiyetinde kaldık.Daha açık bir ifade ile onların “Doğru” olduğunu kabul etmek;bilakis “uydurma” olduğunu ispat etmekten ilim,akıl ve mantık verilerine göre çok daha kolay,çok daha uygun düşmektedir.Hele hele, Hz. Peygamber’in Türklere dair hadisleri hakkında böyle,iki ciltlik hacimli bir eser yayınlaldıktan sonra bugün artık bu hadislerin “doğru” veya “yanlış” münakaşasını yapmak bile çok çok gerilerde kalmıştır...>>...

Aynı kitabın, ikinci cildinin 164.sayfadaki hadis: “Ey iman edenler! Sinden kimler dininden dönerse Allah da onların yerine öyle bir kavim getirir ki;Allah onları sever,Onlar da Allah’ı severler.Onlar müminlere karşı boyunları bükük ve laçak gönüllüdür,kâfirlere karşı başları dik vakarlı ve güçlüdürler.Allah yolunda (korkmadan) cihad ederler,kınayıp ayıplayanların ayıplamasından da endişe etmezler,işte bu Allah’ın öyle bir lütfudur ki onu dilediğine verir.Allah’ın lütfu ve ihsanı geniştir ve herşeyi bilen de o’dur”

Aynı kitabın birinci cildinin 125. sayfasındaki hadis:”Sizler;küçük çekik gözlü,kırmızı benizli, yassı burunlu,yüzleri sanki örs üstünde döğülmüş ve üzeri derilerle kılıflı kalkanlar gibi sağlam bir kavim olan TÜRKLER’le çarpışmadıkça kıyamet kopmayacaktır.Yine sizler kıldan örülmüş çarıklar giyen bir kavimle (türklerle) çarpışmadıkça kıyamet kopmayacaktır.”

Aynı kitabın ikinci cildinin 47.sayfadaki Hadis:”Abdullah b. Mesud(R.A.)dan rivater edildidğine göre peygamber(s.a.s.) şöyle buyurmuşlardır;Türkler size dokunmadıkça sizde Türklere dokunmayınız!Çünkü, ümmetimin elinden mülk ve saltanatı ilk defa bu kantura oğulları çekip alacaktır.”(81)

TÜRKLERLE İLGİLİ HADİSLEİRN DAYANAĞI

Aynı kitabın 27. ve 38. sayfalarında,Türklerle ilgili hadislerin dayanağı ile ilgili bilgiler şöyle verilmiştir:

Hadis usulü ile ilgili olarak yaptığımız bu kısa açıklamalardan sonra şimdi asıl meselemize geliyoruz.O da “Hz. Peygamber’in Hadislerinde Türkler” bu büyük çalışmanın asıl üzerine oturduğu ana temellerdir.Hemen şunu itiraf edelim ki;bu büyük araştırmamızda hadis literatürünün zirvelerinde en kıymetli eserleri olan Kütüb-ü Sitte;Altı büyük Kitap esas alınmıştır.Bunlar İmam-ı Buhâri ve imam-ı Müslüm’in “Sahih” adını verdiği ve Kuran-ı Kerimden sonra müslümanları en sağlam kabul ettikleri büyük hadis koleksiyonları ile, yine “Sünen” adını verilen dört büyük kitaptır.Evet, asıl çalışmamızda, bu kitapların Türkler hakkında rivayet ettikleri hadisler üzerinde durulmuş,onların metin ve muhtevâlarının, tarihi gelişmeler sosyal ve siyasi olaylar yönünden genel bir değerlendirmesi yapılmıştır.

Bunların dışında kalan diğer önemli kaynaklardan sadece, bu hadislerin tarihi gerçeklerle mukâyese ve muhâkemesi yapılarak olumlu neticeler elde etmek yoluna gidilmiştir.Klasik hadis kitaplarında bu hadisler muttasıl senedlerle ve hadis formuna tamamen uygun olarak zikredilmiştir.Araştırmamızda senedler ve bu senedlerde yer alan râviler;isnad’ta yer alan ricâl üzerinde durulmamıştır.Bu konuyu şüphesiz belirli amacının dışına çekmek ve belki dağıtmak olurdu.Halbuki konunun orjinalliğinin korunması gerekirdi.bu bakımdan incelememize sadece birer tarihi,kıymetli vesikalar niteliğinde olan hadislerin gerçek metinleri üzerinde titizlikle durulmuş ve onların çevirisi verilmiştir.Daha sonra metin ve çevirisi sunulan bu hadislerin;Türk tarini ve uzun devirleri kapsayan bu muazzam tarihin esasını oluşturan önemli olaylar açısından genel bir değerlendirmesi yapılmış ve bir sonuca,bir senteze doğru gidilmiştir.

Selam ve Saygılarımla

KARAGEYİK

HATAY

















05.04.1997

Kırıkhan



UYAN

Uyan ey ecdadı şanlı torun!

Deden, Atan neydi sen ne oldun!

Böyle durmak yakışır mı?

Hiç Atandan utanmaz mısın?

Sabah horoz öter sen uyursun

Öğleye doğru uyanırsın

Öğle yemeği kahvaltı yaparsın

Akşam olur tekrar uyursun,

Sabah olur horoz öter

Böyle nereye kadar gider

Zamanın uykuda biter

Zihninde uyumaya geçer

Su uyur düşman uyumaz

Sen uyursun düşman durmaz

Bu kervan böyle yürümez

Uyan kardeşim uyan

Fatih, derki Allah’tan ümit kesilmez

Allah, inanan kulunu darda komaz

Sanma dualar kabul olunmaz,

Allah yardımcımızdır yardımcımız

Fatih Mehmet KARACA



05.04.1997

Kırıkhan



BEN BİR KULUM

.........................................................

“Sen kendini bilmezsen

Bu ya nice okumaktır.”

Diyorsun Yunus!

Bu ne demektir?

Çok düşündüm, çok taşındım

Herkes gibi neticelendirdim,

Başka manâlar aradım

Yine bir şeyler vardır dedim.

Biyoloji derslerinde kendimi öğrendim,

Matematikte zihnimi çalıştırdım

Müzikte yöremi öğrendim

Tarihte ecdadımı tanıdım,

Yinede dedim ben neyim?

Kendimi daha nasıl bileyim.

Hallacı Mansur, “enel hak” dedin!

Derini diri diri yüzdürdün!

Miskin yunus ne demek istedin?

Yaşasaydın... ne bileyim!

İnsan kendini bildimi

Yaşar insanca gereğini

Fatih, dedi ben bir kulum

Yaradana açtım elim

O, yardım etmez ise

Ne olur o zaman benim halim.

Fatih Mehmet KARACA



05.04.1997

Kırıkhan

ÜMİT



Allah’tan ümit kesilmez

Kul, hiçbir zaman ki ,

Gerçekten kesmemeli ümidini

Yaradana sığınmalı.

Bir kişi cehenneme gidecek deseler

İnsan demeli ki,

Acaba bu ben miyim?

Kendime,çeki düzen vermeliyim.

Bir kişi cennete gidecek deseler

İnsan demeli ki,

Acaba bu ben miyim?

Kendime, çeki düzen vermeliyim.

Fatih’te kesmesin ümidini yaradandan

Ümidi kesmemeli hiçbir zaman ondan

Ümit kesmek olmaz uyan, yaradandan

Yaradana sığın yaradana, yaradana!



Fatih Mehmet KARACA 07.04.1997

Pazartesi /Kırıkhan

DÜNYA MALI

Allah, akıl vermiş, fikir vermiş

Can vermiş, duygu, düşünce vermiş

Bu nimetleri doğru dürüst kullan demiş,

Allah’a kul ol yaşa demiş.

Sen, biraz daha kazanayım diye

Biraz daha büyük olayım diye

Sağı çarptın, solu çarptın!

Can yaktın, ocak yıktın, kalp kırdın!

Bu dünyada böyle bittin

Vay haline, tüh haline

Şimdimi aklın geldi başına!

Dua et seni yaradana

Zararın neresinden dönersen

Yinede kardır bilesin

Pişman olup doğruyu bulasın

Bundan sonra geri dönmeyesin

Fatih, derki ben nasılım?

Bilmeyerek düşmüş isem

Pişman olup düzeyelim

Allah, pişman etmesin,pişman.

Fatih Mehmet KARACA







03.1997 Antakya’da ... Hacer’in

açık öğretim imtihanı için gitmiştim.

BİRLİK

bir taraf sağa sağa çekiyor

Bir taraf sola çekiyor

Bir taraf aşağı çekiyor

Bir taraf yukarı çekiyor

Kim bu hale getirdi milleti?

Sağa sola yukarıya aşağıya çekmeyi...

Yoksa demokrsi gereği mi?

Bende bilemedim mi?

Bilen varsa anlatsın.

Bilen neden susuyor bilmem!

Yoksa doğru söyleyeni,

Dokuz köyden kovuluyor misali mi?

Doğru söyleyeni dokuz

Köyden de kovsalar

İnsan geri geldi mi?

Söylemeli her zaman gereğini.

Fatih’te şaştı kaldı!

Ben mi anlamıyorum

Yoksa böyle mi en iyi,

İyinin iyisi olamaz mı?



11.04.1997

KIRIKHAN

ACİZ KUL

Ben, aciz kulum

Yaradanım var benim

Kadere iman ederim

Allah’a elim açarım

Yardımsız yaşayamam

Hareket bile edemem

Hayırda şerde...

Allah’a elim açarım

Gece gündüz anarım

Kuran-ı Kerim okurum

Aklımdan hiç çıkarmam

Allah’a elim açarım

İnsan hiçbir zaman

Çıkarmamalı aklından

Daima Allah Allah...

Allah’a elim açarım.

Allahü Telaya elin açan

Kul, darda kalmaz,

Fatih’te darda kalmaz,

Allah’a elim açarım.

Fatih Mehmet KARACA









12.04.1997

KIRIKHAN

İSTEK VE SEVGİ

İnsan ister güzeli!

Tabiatta gezmeyi

Hoş vakit geçirmeyi

Kardeşçe yaşamayı.

Kim istemez neşeyi,

Gülmeyi gülümsemeyi

Sevmeyi, sevilmeyi

Kardeşçe yaşamayı

Lüzumsuz yere kan dökmeyi

Boş yere nara atmayı

Sevmemeyi sevilmemeyi

Kim ister ki ben bilmem

Yunus’un sevgisi başka

Fuzuli’nin ki daha başka

Mevlana’nın ki bir başka

Dadaloğlu daha da başka

Karacaoğlanınki bir başka

Seninki onunki bir başka

Seven sever sevgiyi

Sevgiyi yaradanı.

Fatih sever faydalıyı

İnsanı doğruya götüreni.

İnsan sevmeli sevilmeli

Kim sevmez kardeşliği.



14.04.1997

KIRIKHAN



BENLİK

“Geçmişine taş atanın

Geleceğine gülle atarlar”

Çok doğru söylemişler

Benliklerini kaybetmesin demişler

Şuursuz yaşayan insan

Rotasını şaşırmış kaptansız

Gemidir her an

Yolunu şaşırmış insan

İnsan ne olduğunu bilmeli

Türk oğlu türküm demeli

Türk-İslamım demeli

Yolun şaşırmamalı

Fatih’te benliğini bilmeli

Ne olduğunu unutmamalı

Yolunu şaşırmamalı

Şuursuz yaşamamalı.

Fatih Mehmet KARACA



GELECEĞE BAK

İşimizi biliriz dedik, şimdi ne oldu?

Hiç bilseydik işimizi böyle mi olurdu?

Halimize bakın halimize uyanamadık!

Uyansaydık, şimdi böyle mi olurduk?

Uyanamadık bile biz uyanamadık!

Uyandık diyen varsa ne kadar uyandık?

Allah’tan ümid kesilmez hiçbir zaman

Zararın neresinden dönsek yine de kârdır.

Hiç olmazsa bari geleceğe bakın!

Gelecek ne zaman gelecek, deme sakın!ü

Şu anda başla, uyan kalk uyan

Artık sabah oldu, haydi kalk uyan

Malaniyet ile iştikal olma sakın

Her zaman, çalış çabala uyan, uyan.

Bilmediklerini sor öğren araştır,

Çalış çabala birlik ol, Hak’tan dile

Haydi sende kalk uyan, haydi çabuk ol

Yapılacak çok iş var sakın uyuma

Büyük balık küçük balığı yutuyor gör bak!

Göremeyen varsa da çalış çabala haktan dile.

Fatih Mehmet Karaca



İYİ İNSAN

İyi insan olmak nasıl olur?

Sordular bu soruyu bana

Dedim iyi olmak, Allah’ı tanımak

Emir ve yasaklarını gözetlemekle olur.

Dünyada yaşarken insan

Hayata saygı duymalı

Sabır etmeli, çok gayretli olmalı

Ahlâkça en üstün olmalı

İnsanlardan gelen sıkıntılar

Sabır ile karşılanır, beklenir

Sabır ediyorum diye diye de

İnsan temel tembel tembel oturmamalı

Hatasız kul olmaz denmiştir

Hatalar en aza indirilmiştir

Yine de insan ne yapar, ederse

Kendi kendine yapar

Eline beline diline hakim ol

Doğruluktan ayrılma hiçbir zaman

Bilmediklerini sor öğren araştır

İlim Çin’de bile olsa alın demiş Allah’ın Resulü

Biz bu sözleri zaten biliyorduk deme

Biliyorsan da hatırlamış olursun değil mi

Yaşarken lağzımdır güzel sözler

İnsanı doğruya, güzele ulaştıran sözler

Fatih Mehmet Karaca



HAKKIYLA YAŞAMAK

Cenab-ı Hak, akıl vermiş fikir vermiş

Kullarım bana şükür ile yaşasın demiş

Türlü türlü nimetler ve sıkıntılar vermiş

Cenab-ı Hak bana kulluk etsinler kullarım demiş



Bazı kullar ben zenginim der övünür

Bazı kullar güzelim ben der övünür

Bazı kullar akıllıyım der ben övünürüm

Cenab-ı Hak bana kulluk etsinler kullarım demiş



Ben bucuyum, sen suçusun, o bucu

Hepimiz neci olursak olalım kullarız

Hak teâlâ herkesi eşit yarattı

Cenab-ı Hak bana kulluk etsin kullarım demiş



Yüce yaradan bizi dünyada imtihan ediyor.

Yaradan bizleri yarattı kurallara uyun dedi

Kural Din’dir şu anda İslâm Dini...

Cenab-ı Hak bana kulluk etsinler kullarım demiş



Cenab-ı Hak övünmesin kullarım demiş

Hepimiz biriz, “idrak etsin kullarım” demiş

Allah’a şükür etmemiz lâzım her an...

Cenab-ı Hak bana kulluk etsinler kullarım demiş.



Bu dünyada imtihanı hakkıyla kazanan

Kullarından eylesin yaradan bizleri

Fatih’te inşallah imtihanı hakkıyla

Kazanabilen kullarından olur sonunda

Cenab-ı Hak bana kulluk etsinler kullarım demiş.

Fatih Mehmet Karaca



YAŞ KESEN BAŞ KESER

Peygamberimiz demiştir ki ümmete

“Elinizdeki fidanı kıyametin

Kopacağına da bilseniz onu dikin.”

Yaş kesen baş keser öyle değil mi

Atalarımız “ormanından bir ağaç

Kesenin cezasını veririz...”demişler

Tecrübe ettikleri olmasaydı, söylemezlerdi

Yaş kesen baş keser öyle değil mi

Ağaç yeşil dikmek ne güzel şey

Büyüdüğünü meyve verdiğini görmek

Bir başka güzel şey hey hey...

Yaş kesen baş kesen öyle değil mi

Çevrene bak ibret ile incele

Ağaç olsaydı toprak heba olur muydu

Böyle böyle nereye kadar gider

Yaş kesen baş keser öyle değil mi

Ağaçlar yurdumuzun süsü bülbülü

Yeşili kuru geleceği aydınlık tut

Bir anlık heves için yapma inat

Yaş kesen baş keser öyle değil mi



Ağaçtan nerelerde faydalanılmıyor ki

Yazdığımız kağıt kullandığımız bir çok eşya

Hepsi ağaçtandır ağaçtan bunu unutma

Yaşa kesen baş keser öyle değil mi

Nefsine uyma ağacı sev koru

Fatih sende nefsine uyma sakın...

Her fırsatta ağaç dik koru onu

Yaş kesen baş keser öyle değil mi.

Fatih Mehmet KARA



COCUK VE FİDAN

Her çocuk bir fidandır

Fidanlar sulanır korunur

Çocukta gözetilir kollanır

Hiçbir şey kendi kendine değildir.

Fidanına iyi bakan

Güzel büyütür onu

Çocuğuna iyi terbiye veren

En iyi şeyi ona yaptı

Çocuk eğitilmeli terbiyelenmeli

Büyüdüğünde iyilik etmeli

Kendisine faydalı olan

Çevresini de aydınlatan

Bu gününün küçüğü

Yarının büyüğüdür

Nasihat böyleydi bize

Geleceği düşünmeli

Geleceği aydınlık istiyorsak

Fidan gibi çocukları

Zahmetine katılarak

Güzel eğitmeli terbiyelendirmeli



Fatih Mehmet KARACA



ZENGİNLİK FAKİRLİK

Zengin fakir ne olursa olsun

Önce herkes insandır insan

Bu dünyada böbürlenerek yürüyen

İflah olmaz hemen geri dön

Zenginim ben diyerek

İsraf edip keyif çatarak

Yaşadığını zannederek

Bu dünyayı kendine zehir etme

Zenginlik ne fakirlik ne

Hayır ve şer Allah’tandır

Çalış çabala imanını arttır

Zenginlik gönüldedir gönülde



Fatih Mehmet KARACA











YAŞAMA SEVİNCİ

Yaşama sevincini kaybetme

Bak insanlar canlılar

Nasıl güzel güzel yaşıyor

Neşeyle hayat sürüyor

Yardıma koş her zaman

Yardımlaşmak çok güzeldir

Bu duyguyu unutma

Yaşama sevincini kaybetme

Sevinçle neşeyle yap işlerini

Sev sevil mutlu ol

İyilikten doğruluktan ayrılma

Yaşama sevincini kaybetme

Yaşama sevinci çok güzel

Tabiat çok hoş çok güzel

İnsanlarda başka güzel

Yaşama sevincini kaybetme

Fatih Mehmet KARACA



MUTLULUK

Mutlu yaşayan insan

Çevresini yaşamayı

Kardeşliği güzelliği

Seven insandır herzaman

Mutluluk istiyorsan eğer

Zaten mutlu olmayı

Kim istemez yaşamayı.

Kendini bırakıverme

Mutluluk mutluluktadır zaten

Güler yüzlü, tebessümlü

Davran çevrene, insanlığa

Kendini bırakıverme

Bu dünyada yaşar iken

Sevelim sevilelim yaşayalım

Birbirimizi kırmayalım

Mutlu mutlu yaşayalım



Fatih Mehmet KARACA



05.02.1999

CUMA

Güllüce Sarıkamış



UYUMA



Çalış çabala ara bul işte

Bunlar zaten aramıştı de

Armut piş ağzıma düş olur mu de

Boş durmakla da olur mu hiç bir şey de

Bir zaman bulanlar bizimkilerdi

Çağa değil gelece ışık tutanlardı

Çağını aşanlar coşanlardı

Hep bizdendi bizden öyle değil mi

Ya sonra ne oldu bize böyle uyuduk

Eller başını aldı da gitti nereye

Uzayı bir zamanlar bizden öğrenenler

Bize sonra böyle kafa tutar oldular

Uyuduk uyuduk derine daldık

Kalk artık güneşi üzerimize doğurduk

Rızıklar erken vakitte dağıtılır

Kalk ta rızıktan sende rızıklan

Uyan da bir daha sakın uyuma

Geleceği ayık tut uyuma uyuma

Sonra bir daha ayılmak zor uyuma

Uyan Fatih uyan sende uyuma



Fatih Mehmet KARACA



05.02.1999

Güllüce/Sarıkamış

Saat Gece 2100 Civarı



İBRET AL

İnsan ne yaparsa kendine yapar

Kuran’da zaten böyle yazar

İyi düşün iyi taşın düşün, düşün

Doğruyu bulana kadar düşün

Dünyada yapılan hiçbir şey

Karşılıksız kalmaz öte dünyada

Ölçülüp biçilir ilahi terazide

Doğrular bir bir çıkar karşına

Zannetme dünyada yaptıklarının

Gizlisi de aşikarı da çıkmaz karşına

Çıkar çıkar hem de ne çıkar

İnsan ne yaparsa kendine yapar

Kuran akıl sahiplerine seslenmiştir

İbret almaz mısın denmiştir

İbret alınır alınmasına amma

Gel de sen onu akıl sahiplerine sor

Allah hepimizi ibret alabilen

Akıl sahiplerinden eylesin bizi

Fatihte inşallah gereği gibi

İbret alabilen kullarından olsun.



Fatih Mehmet KARACA



07.02.1999

Güzelce/Sarıkamış



DOĞRULUKTAN AYRILMA

Dünyada ne ekersen onu biçersin

Öte dünyada çıkar bir bir görürsün

Yapılanlar karşılıksız kalmaz bilesin

İnsan ne yaparsa kendine yapar

Hayatın gerçekleşen tecellisine bak

Çevreyi ibretle incele iyi bak

İlahi nizamda olamaz hiç şaşmak

İnsan ne yaparsa kendine yapar

Düzensiz hiçbir şey görülmemiştir

Gördüm diyen varsa çok yanılmıştır

Yaradan dan sual olunmaz denmiştir

İnsan ne yaparsa kendine yapar

Yapılan hatalara tövbe et denmiştir

Tövbeleri yaradan kabul etmiştir

Yapılanlar karşılıksız mı kalacaktır

İnsan ne yaparsa kendine yapar

Bütün bunları söyleyen Fatih

Sende uy doğru söylenen sözlere

Doğruluktan ayrılma ilmini arttır

İnsan ne yaparsa kendine yapar

Fatih Mehmet KARACA



GÜZEL YURDUM

Kış gelince her yer beyazlanır kar olur

İlkbaharda hayat yeniden canlanır, yeşil olur

Yaz gelince ekin olur harman olur, un olur

Son baharda kışa hazırlık olur, sarılık olur.



Bir yıl üç yüz altmış beş gün altı saattir

Her gün ayrı bir hayattır, andır

Dört mevsimi vardır benim yurdumun

Her mevsimi ayrı bir andır, hayattır.



Hiçbir yerde yoktur bu güzellikler

Benim yurdum çok güzel çok hoştur

Her köşesi sanki cennetten bir köşktür

Benim yurdum gibisi hiç mi hiç yoktur



Atalarımız kanla irfanla kurdu bu yurdu

Kim kem gözle bakmaya aklına koydu

Çok yanıldı çok...yanıldı durdu

Benim yurdum gibisi hiç mi hiç yoktur



Fatih aç gözlerini iyi bak

Böyle güzellik nerede var bilen yok

Bakar kör olma nankörlük etme

Benim yurdum gibisi hiç mi hiç yoktur.

Fatih Mehmet Karaca





10.02.1999

Güllüce\Sarıkamış



GELECEĞE BAK

İşimizi biliriz dedik, şimdi ne oldu?

Hiç bilseydik işimizi böyle mi olurdu?

Halimize bakın halimize uyanamadık!

Uyansaydık, şimdi böyle mi olurduk?



Uyanamadık bile biz uyanamadık!

Uyandık diyen varsa ne kadar uyandık?

Allah’tan ümit kesilmez hiçbir zaman

Zararın neresinden dönsek yine de kârdır.

Hiç olmazsa bari geleceğe bakın!

Gelecek ne zaman gelecek, deme sakın!

Şu anda başla, uyan kalk uyan

Artık sabah oldu, haydi kalk uyan

Malaniyet ile iştikal olma sakın

Her zaman, çalış çabala uyan, uyan.

Bilmediklerini sor öğren araştır,

Çalış çabala birlik ol, Hak’tan dile.

Fatih, sende kalk uyan haydi çabuk ol

Yapılacak çok iş var sakın uyuma

Büyük balık küçük balığı yutuyor gör bak!

Göremeyen varsa da çalış çabala haktan dile.

Fatih Mehmet KARACA



21.02.1999

Güllüce\Sarıkamış





İYİ İNSAN

İyi insan olmak nasıl olur?

Sordular bu soruyu bana

Dedim iyi olmak, Allah’ı tanımak

Emir ve yasaklarını gözetmekle olur.

Dünyada yaşarken insan

Hayata, saygı duymalı

Sabır etmeli, çok gayretli olmalı

Ahlâkça en üstün olmalı



İnsanlardan gelen sıkıntılar

Sabr ile karşılanır, beklenir

Sabr ediyorum diye diyede

İnsan tembel tembel oturmamalı

Hatasız kul olmaz denmiştir

Hatalar en aza indirilmiştir

Yine de insan ne yapar, ederse

Kendi kendine yapar bunu bil.

Eline beline diline hakim ol

Doğruluktan ayrılma hiçbir zaman

Bilmediklerini sor öğren araştır

İlim Çin’de bile olsa alın demiş Allah’ın Resulü.

Biz bu sözleri zaten biliyorduk deme

Biliyorsan da hatırlamış olursun değil mi

Yaşarken lazımdır güzel sözler

İnsanı doğruya, güzele ulaştıran sözler.

Kalp kırmamaya bak her an

Elinden geldiği kadar...

Bir fincan kahvenin demiş Atalar

Kırk yıl hatırı var bunu unutma

Fatih sende iyi olmaya çalış

Sabır edilmesi gereken yerde

Göster sabrını Hak’tan bekle

Fatih Mehmet KARACA





BAYRAM....BAYRAM....BAYRAM...

Bayram insanları birleştirir

Dostluğu, kardeşliği pekiştirir

Aradaki soğukluğu sıcaklığa çevirir

Bayram insanları kaynaştırır, coşturur.

Eskiler der ah o geçmiş bayramlar

Eski bayramların özlemini çekerler

Bayram insanları kaynaştırır, coşturur.

Adı üstündedir bayramın

Bayramda hiç olmazsa neşelenir

Sevinir eğlenir kaynaşırız

Bayram insanları kaynaştırır, coşturur.

Bayramsız bir hayat mı olur

Olur olur diyen varsa çok yanılır

Mantıkta zaten bunu böyle ister

Bayram insanları kaynaştırır, coşturur

Nerede olursa olsun insan

Bayramı yaşar zaman zaman

Fatih’te nerede olursa olsun

Bayramı yaşar gereği gibi inşaalah...

Fatih Mehmet Karaca



28.03.1999

Güllüce/ Sarıkamış

DÜŞÜN TAŞIN

Söylenen sözlere alınıp

Hemen karar verme düşün

Düşün taşın sonra karar ver

Düşün düşün daima düşün

Bana şunu söylediler bunu söylediler

Söyleyen neden söyledi böyle

Temkinli davran akıllı ol.

Düşün düşün daima düşün

Fatih sende düşün daima düşün

Hemen karar verme, gereği gibi...

Hemen karar verilmesi gerekiyorsa, ver...

Düşün düşün daima düşün.

Fatih Mehmet Karaca

06.04.1999

Güllüce/ Sarıkamış/ KARS

İYİLİK YAP

Kalbi kırılan insanın

Gönlü zor doğrulur

Onun için kalp kırma

İyilik yap elinden geldikçe

Yapılan iyilikleri, kötülükleri

Anla nasıl iş oldu böyle

Hoşgörülü ol gereği gibi

İyilik yap elinden geldikçe

Kötülükle iyiliği karıştırma

Neyin nereden geldiğini

Gör en iyi şekilde

İyilik yap elinden geldikçe

İyiliğe kötülükle cevap verme

Her şeye iyilikle karşılık ver

Fatih sende iyi anla...

İyilik yap elinden geldikçe

Fatih Mehmet KARACA



08.04.1999

Sarıkamış\güllüce

İLKBAHAR

İlkbahar geldi, geldi, geldi

Her tarafta neşelendi

Kuşlar öttü, kuzular meledi

Her taraf yeşillendi

Ağaçlar çiçek açtı

Dereler doldu taştı

Sular şırıl şırıl aktı

Her taraf yeşillendi

İnsanlar kırlara çıktı

Kelebekler böcekler uçuştu

Göçmen kuşlar yuva yaptı

Her taraf yeşillendi

Her mevsim bir başka

İlkbaharda kendince başka

Her şeyin ortası varsa

Mevsimlerin ortasıdır ilkbahar

İlkbaharda her taraf yeşillenir.

Fatih Mehmet KARACA



12.04.1999

Güllüce/Sarıkamış



UYUMAK YOK

Neden bu hallere düştük deme

Desende doğruyu bul ara işte

Bir zamanlar Osmanlı vardı

Üç kıtada nam salardı

Dünyaya hükmeden dedeler

Bizlerde onların torunlarıyız

Ege ve adalar Musul Kerkük

Nerede onlar soydaşlarımız

Böyle mi olmalıydık şimdi biz

Neden bu hallere düştük deme

Desende doğruyu bul ara işte

Zararın neresinden dönersen kardır

Yıllarca dinsizin elinden

İnim inim inledi soydaşlarımız

20. Yüzyılın sonlarına doğru

bir çok cumhuriyetler kuruluyor

Kuruldu kurulmasına amma Asya’da

Yıllarca sömürüldü kanları emildi

Lisanları değişti düşünceler farklı

Zararın neresinden dönsek kardır

Mücahitler savaştı çok çalıştı

Kar demedi kış demedi uğraştı

Allah çalışana verir karşılığını

Ölümden korkupta sen geri durma

Ömür yazılı zamanı belli

Yaradanın katında her şey yazılı

Allah korkusunu içinden çıkarma

Yardımcı yüce yaradan cenabı haktır

Balkanlar yine yanıyor alev alev

Yurdum duymazlar size ne oluyor

Ufacık bit çıkar için feryat koparanlar

Şimdi neredesiniz görelim halinizi

Su uyur düşman uyumaz

Uyumayan düşmana karşı durmak

Zamanı her zaman o zamandır

Geleceği bekleme hemen davran

Dünyanın gözü anadolu ve boğazlarda

En ufak bir kıpırdanmaya

Tahammülleri yok kafirlerin

Su uyur düşman uyumaz öyle değil mi?

Fatih Mehmet KARACA









YANLIŞI DÜŞÜN

Eşek çamura batınca

Akıl veren çok olur

Akıl ver ver ama

Gereği gibi akıl ver

Ben her şeyin iyisini

Bilirim çok akıllıyım

Deme sakın yanlış olur

Akıl akıldan üstündür

Yapacağın işi iyi düşün

On düşün bir biç

Yanlış yapmamaya özen

Yaptığın işin en iyisini yap

Yapılan iyi niyetli işin

İnşallah sonu iyi olur

Fatih sende iyi niyetli

Yap yaptığın işleri

Fatih Mehmet KARACA



DAĞLAR

Dağlar dağlar ah dağlar

Sıralı sırasız dağlar

Ağaçlar süslü ormanlı

Dağlar dağlar dağlar

Çeşit çeşit canlı saklı

Hayvanlar bitkiler

Çiçekler sarmaşıklar

Dağlar dağlar dağlar

Kimisi zirveli görkemli

Kimisi tepeli engebeli

Yemyeşil şırıl şırıl sulu

Dağlar dağlar dağlar

Ülkemin süsü vatanımın gülü

İnsanlarımızın sevgili yeri

Bulutlu sisli efsaneli

Dağlar dağlar dağlar

Fatih Mehmet KARACA



20.11.1999

Sarıkamış

İHTİRAS

Dünyada yaşarken insanlar bir çaba içerisindedir.hepimizin mutlaka yapmak istediği özlem duyduğu bir şey vardır. İnsanları diğer canlılardan ayıran bir çok özellikleri vardır. Bunları sıralamama şu anda lüzum duymuyorum.

Yukarıda insanlar bir çaba içerisinde demiştim. Bazen çok isteyipte başaramadığımız veya çok isteyipte gerçekleşmeyen durumlar oluğuna şahit oluyoruz. Gerçekleşmeyen bu durumlara üzülüyor ve kederleniyoruz. Hatta bu düşünce yüzünden bu durum yüzünden saçlarım ağardı. Sözlerine de şahit oluyoruz. Önemli olan ihtiraslarımızı kontrol altında tutabilmektir. İhtiras ama yeterince ihtiras. Aşırısı değil, insana fayda sağlayabilir. Hiçbir amacı hiçbir ülküsü olmayan insan düşünemiyorum. Hatta böyle bir hayatta düşünemiyorum. Ölçülü ihtiras sayesinde insan hayatta daha başarılı işler gerçekleştirebilir. İstek ve arzularının önüne gerektiği zaama gereği gibi set çekebilmeliyiz. Yoksa yelkenli bir gemiye yeten rüzgar yerine fırtına istemeye benzer bir durumla karşılanılabilir. İhtirası bir rüzgara benzetebiliriz. Yeteri kadar rüzgar yelkenli gemiyi rahat hareket ettirir. Rahat seyahat ettirir. Fakat bu rüzgar fırtınaya dönüşürse aşırı rüzgar yüzünden yelkenliyi batıra bilirde.

Bazen çok isteyipte gerçekleşmeyen durumlar karşısında iyi ki bu iş istediğim gibi gerçekleşmemiş. Benim için gerçekleşmemesi daha iyi olmuştur, dediğimiz zamanlarda olmaktadır. Peygamberimiz Hz. Muhammet (S.A.V.)”hakkında şer gibi görünen hayır; hayır gibi görünen şer olabilir” demiştir. Bunun için beğenmediğim durumlar karşısında gereği gibi sabır gösterip, yüce yaradana sığınmalıyız. Yine peygamberimiz “iki günü birbirine eşit olan zarardadır” buyurmaktadır.

Yukarıda da söylediğim gibi ihtiras rüzgara benzer. Rüzgar geminin rahat seyahat etmesini sağlar. Fakat aşırı rüzgar (fırtına)yelkenleri parçalar ve geminin batmasınada sebep olabilir.

Fatih Mehmet KARACA



25.10.2000

KIRIKHAN



TÜRK MİLLETİ! TİTRE VE.....

“Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat ne olacağını bugünden kimse kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalanabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir... bizim bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprülerini sağlam tutarak dil bir köprüdür...”

“...köklerimize inmeli olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Onların (Türkiye dışındaki Türklerin) bize yaklaşmasını bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gerekli...”

M.K. ATATÜRK 29 Ekim 1933



Yıllarca Sovyetler Birliği Hakimiyetinde kalan soydaşlarımız hakimiyetinde demek istemiyorum, Sovyetler Birliği baskısı zulmünde yaşayan soydaşlarımız inançları dilleri değiştirmek istenmiştir. Bugün devlet kurma başarısını sağlayan Türk Cumhuriyetleri ile her yönden yakınlaşmamız lazımdır. Ulu önder M.K. ATATÜRK’ün de dediği gibi “...köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Onların (Türkiye dışındaki Türklerin) bize yaklaşmasını bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gerekli...”

Türkiye dışındaki Türklerle münasebetlerimizi en hıza ulaştırmalıyız. Bir bütün halinde adeta bütünleşerek dünya milletleri arasındaki yerimizi fark etmeliyiz.

“Türk Milleti bir bütündür parçalanamaz” M.K. ATATÜRK

Selam ve SAYGILARIMLA

Fatih Mehmet KARACA

(KARAGEYİK)

Kırıkhan/ HATAY





09.09.1999

Sarıkamış

Güllüce Köyü



“MUTLU VE MESUT YAŞAMA”

Yüce yaradan kainatı oluştururken o kadar güzel bir ahenk içinde yaratmış ki insanın hayran olmaması mümkün değildir.

İnsan kainatın küçük bir maketi şeklindedir. Kainattaki mevcut olan elementlerinde bütünü insanda mevcuttur.

Kainatı ve canlıları insanları var eden Cenab-ı Hak yaşama kurallarını da belirtmiştir. Doğru yaşama kuralları mevcuttur. Yine Kuran-ı Kerimde birçok yerde “insanların düşünmesi, ibret alması” üzerinde durulmuştur. İlim kadın ve erkeğe farz kılınmıştır. Bizden önceki yaşayan toplumlardan haber vermiş; ibret alınması üzerinde durulmuştur. Kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim Peygamberimizin en büyük mucizesidir. Kutsal kitabımızı her zaman okumalıyız ve öğretmeliyiz. Bu araştırmayı yabancılarda sürekli olarak yapmaktadırlar. Ayrıca bizim bilim adamlarımızın yazmış oldukları kitapları okullarında ders kitabı olarak okutmaktadırlar.

Bir yerde veya bir toplulukta adalet işlemiyorsa haksızlıklar ahlaksızlıklar v.s... baş göstermişse veya yaşanıyorsa o bölgeye uyarı veya ceza niteliğinde sel baskını, deprem tabi afetler v.s... verilir. (Yüce yaradan katında). Bu konuda bizlerin bilgilerimiz dahilinde haberlerimiz vardır. Bu konuda şöyle misal vereyim: Ahlak düzeni bozulmuş bir millet o bölgedeki ormanları tahrip etti, yok etti. Tabi ki bunun sonunda o bölge bir tabii afet yaşar. Adalet yoksa o bölgede veya toplulukta haliyle huzursuzluk meydana gelecektir. Bunlar zaten kaçınılmaz birer neticedir: Atalarımız ne demiş “görünen köy kılavuz istemez” misalleri buna benzer zihinlerimizde çoğaltabiliriz. Yüce Yaradan şüphesiz her şeyin en iyisini biliyor.

Her yerde her zaman hesaplı ve ölçülü olunmalıdır ki huzur ortamı olsun. “kaş yapayım derken göz çıkarmamaya da çok önem vermeliyiz.” Veciz sözler Atasözleri tecrübe mahsullerdir. Bu sözlerde hayatımıza büyük ölçüde katkı sağlamaktadırlar. Bilmediğimiz ve yapamadığımız, yapamayacağımız konularda bir ehline danışmalıyız ki, yapacağımız iş doğru ve sağlam olsun.

Allahü teala bizleri bu dünyada ve ahirette mutlu ve mesut yaşatır inşallah.

Yazımı Mehmet Akif Ersoy’un İstiklal Marşımızdaki aşağıdaki dörtlüğü ile bitirmek istiyorum.

Bastığın yerleri toprak geçme tanı

Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı

Sen şehit oğlusun incitme yazıktır atanı

Verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı

M. Akif ERSOY



Fatih Mehmet KARACA

Güllüce Köyü ilk.öğ. okulu

Yedek subay öğretmen

Sarıkamış

KARS





20.06.2000

SALI



ÜNİVERSİTE İMTİHANI ÜZERİNE

18 Haziran 2000 tarihinde son üniversite imtihanı oldu. Bir çok üniversite adayı sevinirken bir çok üniversite adayıda üzüldü.

Gelecek yıl yine üniversite imtihanı olacak ve yine bir çok öğrenci sevinirken bir çoğu da üzülecekler. Bu böyle sürüp gidecek. İleride ne olacağı yinede belli olmaz. İnşallah iyi netice ile karşılaşırız. Gelecek nesiller inşallah bizim çektiğimiz sıkıntıları çekmezler. Yine üniversite imtihanı sonucu intihar olayları, çeşitli üzücü hadiseler kulaklarımızı çınlatmaktadır. Madem ki şu şartlarda başka çözüm yok. Hiç olmazsa üniversite adaylarını aşırı derece şartlandırarak bu üzücü olaylarla karşılaşmayalım. Öğrenci ne kadar şartlandırılıyor ki canına kıyabilecek eyleme girebiliyor.

Bu konuda özellikle yetkililer ve uzmanlar çok dikkatli olmalıdır. Ellerinden geleni yapmalıdırlar “nasıl olsa böyle gelmiş böyle gider” Düşüncesiyle iyi neticelere ulaşamayız görüşündeyim. Eğitimimiz millidir. Milli olmalıdır. Bizim ananelerimizde... gelenek ve göreneklerimizde... inancımızda... böylesi intihar vakası gibi toplumsal problemler olmamaktadır ve olmamalıdır. Böyle sıkıntılarla üniversite imtihanını kazanan bir çok öğrenci okurkende huzursuz okuyacaktır. Belkide bir çok öğrenci istenilen verimi veremiyecekteir.

Ben burada görüş bildirmiyorum. Herkesin belli bir görüşü vardır.fakat burada en büyük görev uzman ve yetkililere düşmektedir. Milli olan Milli Eğitimimize uygun bir formül bulunmalıdır. Şu anki şartlar ne gerektiriyorsa o yapılmalıdır. Yukarıda yazdığım gibi nasıl olsa böyle gelmiş böyle gider” Düşüncesiyle bir yere varılmaz.

Milli Eğitimimiz sayesinde geleceğe güvenle bakılabilir. “bu günün küçüğü yarının büyüğüdür” problemli genç ne kadar verimli olabilir ki. Bunun için elimizden geleni yapmalıyız. Tembellikle bir yere varılmaz.

KARAGEYİK





FANİ DÜNYA VE AŞK

Fuzuli her şey aşk olarak görür. Dünya üzerindeki aşkları maddi aşk ve manevi aşk olarak iki grupta toplayabiliriz. Maddi ve manevi aşklarda kendi aralarında gruplara ayırabiliriz. Şimdiye kadar okullarda olsun diğer şekillerde olsun bir çok aşk çeşidi olduğunu öğrndik. Gerçektende bir çok aşk çeşidi mevcuttur.

Yazımın başında fuzuli herşeyi her şey aşk olarak görür demiştim. Fuzuliyi anlamak için bence Fuzuli’nin kendisiyle görüşmek gerekir. Zaten fuzulinin aşkı platonikti leyla ile mecnun birbirlerine aşık iki insandır. Uzun süre aşk acısıyla yanıp tutuşurlar. Sonra bir ara Leyla ile Mecnun kavuşurlar. Ama bu kavuşma neticesinde aşkları söner ve kendi arzuları ile tekrar ayrılırlar. Fuzuli aşka aşıktır. Yani aşkın kendisine. Aşktan gelen sıkıntılara acılara kısacası yine söylüyorum aşkın kendisine aşıktır. Fuzuli. Günlük hayatımızda bu duruma sıkça rastlıyoruz. Çok arzu ettiğimiz şeylere kavuşunca eski arzu ve istek hemen sönüveriyor. Mesela çok susayan bir kişi suya kavuşunca birkaç bardak su içince o eski istek ve arzusu suya karşı sönüyor. Misalleri çoğaltabiliriz.

Peygamberimiz “hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi ahirete çalışın” demiş. İnsanlar bu dünyadan ellerini eteklerini çekmemelidirler. Dünya ihtiyaçlarını karşılamak için insanlığa faydalı olabilmek için çaba içerisinde olmaları gereklidir. Sadece bu dünyaya çalışmakla yada sadece öbür dünyaya çalışıyorum demekle olmaz. İkisini bir arada götürmek gerekir. Kaş yapayım derken göz çıkarmamaya çok dikkat edilmelidir.

İnsan yaptığı işi severek ve isteyerek yapmalıdır ki bu yaptığı işten verim alsın. Allah bize iyi ve hayırlı şeyleri yapabilmeyi nasip etsin. Devletine, milletine, insanlığa hayırlı insanlar olabilmeyi ve yine hayırlı nesiller yetiştirmeyi nasip etsin. Allahü Teala bu dünyada yaşayanlara hayırlı ömürler öbür dünyaya göç edenlere rahmet nasip eder inşallah. Allahü Teala yapılanları boşa çıkarmaz inşallah.

Selam ve Saygılarımla



Fatih Mehmet KARACA



31.08.1999

Kırıkhan

Taşoluk Köyü



“KAİNATTAKİ BÜTÜNLÜK VE DENGE”



Şüphesiz yüce yaradan kainatı oluştururken insan zihninin alamayacağı bir şekilde bir denge ve düzen ile oluşturulmuştur. İnsanın anlama kapasitesi şu anda şu kadardır diyebilecek durumda değiliz. Bilindiği gibi insanın anlayamayacağı bazı şeyler bellidir...

Bilim adamlarının vb.. yapmış oldukları araştırma sürecinde oluşum konusundaki misallerini görüyo duyuyor ve okuyoruz. Hatta kabaca şöyle bir etrafımıza baktığımızda bunu anlamamak nasıl bir şeydir. Yorumu sizlere bırakıyorum... kuran-ı Kerimde bir çok yerlerde akıl sahiplerine seslenmekte ve “ibret alınması” üzerinde durulmaktadır. En büyük eksikliklerimizde zaten araştırmamak okumamaktır. “bu dünyayı isteyen ilim öğrensin, öbür dünyayı isteyen ilim öğrensin”. “ilim Çin de dahi olsa alınız”

(Hz. Muhammet S:A:V)

geçen yıl bahçeye çekirdekten büyüttüğüm üç tane portakal ağacı fidanı dikmiştim. Bu sene bir ara bu fidanları sularken aklıma şöyle bir şey takıldı. Turunçgiller, baklagiller diye bitkileri sınıflandırıyoruz ya. Yine hayvanlar ve diğer canlılarda böyle sınıflandırıyoruz. Yeryüzündeki insan topluluklarını düşündüm ve Kuran-ı kerimdeki “biz sizi kabilelere ayırdık...” şeklinde süren ayeti kerimesi aklıma geldi Turunçgilleri Türk Milleti olarak düşünelim portakal limon greyfut mandalina ve bunların diğr kısımlarını Türk Milletinin boyları olarak düşünelibiliriz. Yine türkçemizi esas alalım

Esas Türkçe, lehçeler, şiveler ağızlar şeklinde dallara ve budaklara ayrılmaktadır. Sonuçta bunların hepsi Türkçedir.

Büyük bir ihtimalli teoriye göre (bu böyle kabul ediliyor) güneş sistemi başlangıçta bir bütündü. Sonradan gezegenler ayrıldı. Uydular ayrıldı ve sonuçta bu bütün güneş sitemini ayrışarak oluşturdu. İşte ailelerde böyle “ sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak” bu durumu kainat üzerinde her şeyde hemen hemen rahatlıkla görebiliyoruz.

Gelen doğru araştırmalar, geçmişte doğru kabul edilen araştırmaları çürütür. Yeni doğru araştırmalar vb.. esaslar kabul edilir. Yukarıda da yazdığım gibi, peygamberimize ve kuranı Kerime sıkı sıkıya bağlı kalarak araştırmalıyız. Allah devletimizi muzaffer kılsın daima

Selam ve saygılarımla. Allah’a emanet olunuz.





Fatih Mehmet Karaca

Sanayi Cd. No.14

31440 Kırıkhan HATAY

(Sınıf Öğretmeni)

EĞİTİM VE MİLLİ EĞİTİMİMİZ
19.09.1999

Güllüce Köyü, Sarıkamış



Yeni doğan bir çocuk, zaman geçtikçe yaşı doğrultusunda bilgi ve beceri kazmakta mecburiyetindedir. Bu bilgileri ilk olarak evinde (ailesinde) anne ve babasından alır. Tuvalet alışkanlığı, yemek yemede kaşık tutma vb. alışkanlığı, yürümeye başladıktan sonra ve belli bir yaştan sonra trafik kurallarını öğrenme hep ilk olarak ailede alınır.

Hayatımız eğitimle iç içedir. Eğitimsiz hiçbir şey olmaz. Bizden öncekiler eğitime terbiye diyorlardı. Fakat günümüzde “Eğitim” kelimesinin yeri ayrı “ Terbiye” kelimesinin yeri ayrı olarak kullanılmaktadır. Bazı yerlerde ikisi bir yerde de kullanılmaktadır. Yukarıda eğitimsiz hiçbir şey olmaz demiştik. Bunun için eğitim çok önemlidir. Tabi ki Milli Eğitimimiz şüphesiz öyledir. Milli ve manevi duygulardan yoksun bir zihniyet nasıl bir milli eğitim verebilir ki milli eğitimimizde muhatap olacak kişi ve fertlerin milli ve manevi değerlerimiz içerisinde yoğrulmuş olması lazımdır.

Bizim tarihimiz kültürümüz dilimiz kadar zengin ve köklü bir değerlere sahip millet düşünemiyorum. Türkçe’den bir bilim dili olamaz sözüne katılmak şöyle dursun, asıl bilim dili Türkçe’den oluşur diyorum. Yani Türkçe bilim dili olmaya müsait bir dildir. Dilimiz çok zengin ve köklü bir dildir. Kıymeti çok iyi bilinmelidir. Bizim dilimize yanlış söz söylenmesine tahamül edemiyorum. Bir milleti var eden önemli faktörlerden biriside o milletin dilidir. Milli eğitimimiz içerisinde dilimizin büyük bir ehemmiyeti vardır. Dil eğitim gençlerimize çok iyi verilmelidir. Bu eğitimi yapacak eğiticilerde çok iyi eğitim olmalıdır.

Selam ve saygılarımla...

Fatih Mehmet Karaca


EĞİTİM ÜZERİNE

1998-1999 Eğitim ve öğretim yılına Yedek Subay öğretmen olarak başladım.263.dönem olarak Tekirdağ Çorlu 105.Topçualayında kırk (40) gün temel eğitim aldıktan sonra bizlere Yedek Subay öğretmen diplaması verildi.Gurur duyduk.Buraya kadar durumlar çok iyi.Fakat tayınlarımız öğretmen olarak doğu ve güneydoğu illerine verildikten sonra gittiğimiz köyler,okullar düşüncelereimizi değiştirdi.Aslında değiştirmedi.Niçin değiştirmedi? Halkın,vatandaşın okuma yazmaya verdikleri önem sevincimizi dahada fazlalaştırdı.

Benim açımdan söyleyeyim.Yedek Subay öğretmen olarak tayınım Kars ilinin Sarıkamış ilçesinin Güllüce köyüne çıktı.Güllüce köyü ki! Köse dağın eteklerinde suların şırıl şırıl aktığı,insanların sevgi dolu olduğu,kuzuların meleştiği,kazların sularda gezdiği,yüzdüğü vb… bir yer.Burası bir tabiat harikası.

Yukarıda bahsettiğim gibi insanları eğitime büyük önem veriyor.Fakat 160-200 öğrencisi mevcut olan köyümüzün,(K öyümüzün diyorum çünki Türkiye’nin her köyü bizim köyümüzdür.)iki dersliği var.Buraya beş derslik yapılsa yine kafi gelmez.Altıncı sınıftan sonra yürüyerek kırk dakikada gidilebilecek olan Kazıkkaya köyüne taşımalı olarak gidiliyor.Kazıkkaya’da dört sınıf öğretmeni var.Derslik sayısı ve öğretmen sayısı çok yetersiz.Çocuklar okula gidiyorlar,ders yapamadan geri dönüyorlar.Eğitim ve öğretim yapılamıyor.

Bizler,öğretmenler olarak bütün imkanlarımızı zorlayarak elimizden geleneğitim ve öğretimi yapmaya çalışıyoruz.Sağolsun 7 Ekimde 9.Tümen komutanı(Sarıkamış)Hayrettin UZUN köyümüzü ve okulumuzu ziyaret ettiler ve fakir insanlarımıza yardımda bulundular.Okulumuza bir uydu anteni ve televizyon hediye ettiler.Tümgenaral Hayrettin UZUN konuşmasında (törendeki)”Güçlü bir Devlet olan Türkiye’nin , bu gücünü halkından aldığını.’’belirterek “Milletin devletine ve ordusuna verdiği destekle bu ülkenin üstesinden gelemeyeceği hiçbir şey yoktur.’’dedi…Bu törene bir çok devlet yetkilileride katıldı.Sarıkamış ilçe kaymakamı,ilçe Milli Eğitim Müdürü vb…

Yukarıdada sık sık belirttiğim gibi.Vatandaşlarımız çocuklarını okutmak istiyorlar.Fakat 200 öğrencinin iki derslikli bir okulda ne derece eğitim alabileceğini size bırakıyorum.Biraz düşünmenizi istiyorum.Bununla birlikte yol problemi,su problemi vb… gerisini siz düşünün! Vatandaşımız sonuna kadar devletini destekliyor.Güveniyor!..

Sayın Devlet yetkililerimizi bu konuya dikkat çekmek istiyorum…

Hiçbir kimseye bir düşmanlığımız,kırgınlığımız yoktur.Bizler çok hoşgörülüyüz.Hepimiz öyleyiz. Yalnız,yukarıda bahsettiğim konulara dikkatleri çekmeyi ve ilgililerin bu konulara eğilmelerini istiyorum.Ben istemiyorum demokrasi istiyor,vatandaş istiyor.

Herkese işlerinde ve çalışmalarında başarılar diliyorum.Saygılarımla…



10.10.1998





Fatih Mehmet KARACA

Güllüce Köyü Yedek Subay Öğretmeni.Sarıkamış/KARS

BİRLİK

Bir taraf sağa çekiyor,

Bir taraf sola çekiyor,

Bir taraf aşağı çekiyor,

Bir taraf yukarı çekiyor.

Kim bu hale getirdi Milleti?

Sağa,sola,yukarı,aşağı çekmeyi…

Yoksa demokrasi gereği mi?

Bende bilemedim mi?

Bilen varsa anlatsın.

Bilen neden susuyor bilmem!

Yoksa doğru söyleyeni,

Dokuz köyden kovuyorlar misali mi?

Doğru söyleyeni dokuz

Köyden de kovsalar,

İnsan,yeri geldi mi?

Söylemeli her zaman gereğini.

Fatih’te şaştı kaldı!

Ben mi anlamıyorum?

Yoksa böyle mi en iyi?

İyinin iyisi olamaz mı?

Fatih Mehmet KARACA





Sanayi cad.No:14

31440 Kırıkhan/HATAY

25.03.1997………………






Sevgiyle ve muhabbetle kalın...


fatihmehmetkaraca@yahoo.com