|
Feyzullah SEÇKİN (Ozan Feyzi)
**YAŞAMI**
SENE ELLİ ÜÇTE DÜNYAYA GELDİM
EKMEĞİ KALEMLE ARAYAN ELDİM
ÇİZGİLER ÇİZEREK DAĞLARI DELDİM
BENİ BÖYLE BİLEN CANLAR MERHABA
"Teknik Ressam olarak çalıştığım meslek hayatımda, ekvatorun etrafını en az iki defa dolaşacak uzunlukta çizgi çizdim de; haksızlığın, adaletsizliğin, yoksulluğun ve kötü kaderin üstünü çizemedim" diyen
Feyzullah SEÇKİN: 1953 yılının Mart ayında Sivas-Şarkışla-Ortaköy'de; gökyüzünü tepe pencereden alacakaranlık gören
toprak bir damda doğdu. Doğduğu ay gibi gâhî fırtınalı, gâhî ılıman bir yaşam geçirdi.
YAŞAM GARK EYLEDİ ÇİLE BENDİNE
GÖNÜL YÂREN DEĞİL KENDİ KENDİNE
BAZEN TESLİM OLDUM AŞKIN FENDİNE
BENİ BÖYLE BİLEN CANLAR MERHABA
Kendisi gibi ozan olan babasının dostları olması dolayısıyla çocukluğu Âşık Veysel, Âşık Ali İzzet Özkan, Sefil Selimi, Aziz Üstün ve dayısı olan Âşık Hasan (Mihmani) gibi ustaların sazlı, sözlü muhabbetlerini dinleyerek geçti. Mahlasını bu ustaların, Feyzullah olan adını "Feyzi" diye kısaltarak çağırmalarından aldı.
BANA YOL OLDULAR USTA OZANLAR
ONLARDAN ÜSTÜME KONDU TOZANLAR
UMURUMDA DEĞİL ÇIĞIR BOZANLAR
BENİ BÖYLE BİLEN CANLAR MERHABA
Daha çok, Mustafa Abdal Tekkesi'nde "Baba"nın seferberlikte askere alınması sonucu "Baba Vekili" olarak görevlendirilen, Âşık Veysel'e ilk sazını veren babası nedeniyle tekke kültürünün içinde yetişen; okur-yazar olmadığı halde, bütün halk ozanlarının deyişlerini ezbere bilen, "Karaşıh" diye anılan dedesi Mustafa'dan etkilendi. Bu etkilenmenin yanı sıra ilk Bektaşi öğretisini de dedesinden aldı.
Ortaokul ikinci sınıfa kadar Ortaköy'de okudu. Yaşamında iz bırakanlardan birisi olan, değerli yazın öğretmeni Hami KARSLI'nın sahneye koyduğu, Cevat Fehmi Başkut'un "BUZLAR ÇÖZÜLMEDEN" isimli tiyatro oyununda "Deli Çavuş" rolünü oynadı. Ozanın "Deliler Yönetsin Bizi" isimli şiiri bu eserin yansımasıdır. Daha sonra Sivas'a göç edildi. Öğrenimine Sivas'ta devam eden Ozan, Kongre Lisesi'nin edebiyat bölümünde okudu.
Sivas'taki yaşamında, resmi ve özel sektörde çalıştığı sıralarda; aynı zamanda uzun yıllar siyasi parti yöneticilikleri, sendikacılık, belediye meclis üyeliği gibi toplumsal görevlerde bulundu.
Emekli olduktan sonra mesleki çalışmalarına, yurtiçinde çeşitli illerde ve yurtdışında (Rusya, Ukrayna, Türkmenistan) devam etti.
Halen Ankara'da yaşamını sürdüren Feyzullah SEÇKİN (Feyzi) evli, bir erkek çocuk babası ve iki erkek torun dedesidir.
BİR OĞLUMUZ VARDIR İKİ DE TORUN
MEVLÂ ESİRGESİN GÖZÜNDEN HORUN
YETERLİDİR BANA İSTEMEM ORUN
BENİ BÖYLE BİLEN CANLAR MERHABA
1993 yılına kadar Sivas'ta yaşadığı dönemin son yıllarında aşırı derecede alkol aldığını, bu nedenle de "meyhane kültürü"nü iyi bildiğini söyleyen ozan, bu dönemle ilgili olarak: "Aslında yaşamımın en güzel şiirlerini o dönemde yazdım; ama, sarhoş kafayla akşam yazdığımı sabah ben okuyamıyordum ki gün ışığına çıkarayım" demektedir.
FEYZİ'YİM ÖMRÜMCE ÖNE ATILDIM
DOST DEMİNDE NİCE DOSTA KATILDIM
HER GÜN SARHOŞ OLUP GÖZE BATILDIM
BENİ BÖYLE BİLEN CANLAR MERHABA
Önceki yıllarda da zaman zaman şiirler yazan ozan, 2003 yılından itibaren daha da yoğunlaşarak bu siteyi kurdu ve yazdıklarını aynı gün burada yayınlamaya başladı. Ozanın eserleri aynı zamanda onlarca internet sitesinde yayınlanmakla birlikte; ilk yazdığı eserlerin bir kısmı Ozanlar Birliği'nin çıkarmış olduğu ANTOLOJİ-I ve II. ciltlerinde ve işitme engellilere yardım amacıyla çıkarılan Sivaslı Şairler Antolojisi "Güldeste" kitabında da yayınlanmıştır.
15-16 Ağustos 2009 tariklerinde düzenlenen 46.Ulusal, 20.Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen "şiir yarışması"nda "İncitme Dost" isimli deyişiyle birincilik ödülü almıştır.
Sarissa Yayınları tarafından "DELİ POYRAZ" isimli bir de şiir kitabı yayınlanmıştır...
Feyzullah SEÇKİN Üzerine...
Hami KARSLI
Emekli Yazın Öğretmeni
1966 yılında Erzurum'un İspir ilçesinden, Sivas'ın Şarkışla ilçesinin Ortabucak (Ortaköy) Ortaokulu Müdürlüğü'ne atanmıştım.
Şarkışla'dan Ortaköy'e bir kamyonun kasasında gelmiş, köyün girişinde inerek, okul olarak bana verilen "Mustafa Abdal Tekkesi"nin bahçesinde bir taşın üzerine oturarak, işe nereden başlayacağımı düşünmüştüm.
Çamur ve taştan yapılmış tek katlı binada iki küçük, üç tane de orta büyüklükte oda vardı. Binanın camları yoktu. Tuvaleti yoktu. Yolu yoktu. Kapısının kilidi bile yoktu.
Bir mühür, bir de ben vardım. Bir de dördü kız ellibeş öğrenci!..
Feyzullah Seçkin bunlardan biriydi. 13 yaşındaydı. İnce yapılı, yaşıtlarına göre biraz uzun boylu, cin gibi bakışlarıyla, yerinde duramayan hareketli bir çocuktu.
Babası Garaşıh oğlu Abdurrahman'ı okulumuzun ilk memur kadrosuna almıştık. Abdurrahman giyimine özen gösteren, hece vezniyle şiirler yazan bir arkadaşımızdı. Babası Garaşıh ise birçok halk şiirini ezbere okuyan filozof yapılı biriydi.
*
Şarkışla'nın batı ve kuzeybatısında, Kızılırmak Vadisi'nde yer alan ve Turna, Şeme, Kılıç, Karababa, Nalbant, Akdağ ve Sarıklıdağlarla çevrilmiş olan bölgeye "Emlek Yöresi" derler.
Feyzullah Seçkin, bu yörenin en bilinen köyü olan Ortaköy'de doğmuş ve tüm hayatı boyunca derin izlerini taşıyacağı, geleneksel görgüye dayalı ilk eğitimini orada almıştır.
Emlek Yöresi'nde bulunan yaklaşık 80 köyde geleneksel görgüye dayalı eğitim sistemi nedir?
Bu sorunun yanıtı, o yöreden ortaya çıkan yüzlerce halk ozanının da kimliğini ortaya koyar. Bu, Alevilik, Bektaşilik öğretisiyle, örf, adet ve gelenekleriyle şekillenen bir kimliktir.
Bir alevi, Tanrı'yı toplumdan kopuk, hükmedici konumundan çıkararak ete kemiğe büründürür, gerçek yaşamın içine sokar. Böylelikle şeriatın katı dogmaları yerine eleştirel aklın aydınlığını getirir. Edip Harabi bunu ne güzel ifade eder:
Daha Allah ile cihan yok iken
Biz onu var edip ilan eyledik
Hakk'a hiç bir layık mekan yok iken
Hanemize aldık mihman eyledik
Kendisinin henüz ismi yok idi
İsmi şöyle dursun cismi yok idi
Hiç bir kıyafeti resmi yok idi
Şekil verip tıpkı insan eyledik
"Kâmili insanlık yolu" 4 kapı 40 makamdan geçer. Edebine sahip olup, hak yemeden, hak yedirmeden, bilim, sevgi ve saygı yolundan ilerleyerek, halka hizmet etmesiyle olur.
Şair Feyzullah Seçkin'i şekillendiren kimlik budur.
*
Feyzullah Seçkin'in tüm şiirlerinde egemen olan duygu ve düşünce, "halkın ezilmesine, sömürülmesine, haksızlık yapılmasına karşı çıkma" dır.
Halk Destanı'da :
"Yandaşa bağlandı suların arkı,
Dönmüyor yurdumda adalet çarkı.
Gelen günün dünden kötüdür farkı;
Bizi usandırdı öz canımızdan!"
Karaya Büründü'de:
"Tutmadan kırılır bizim dalımız,
İyiye gitmiyor böyle halımız.
Hırsıza teslimdir artık malımız;
Dokunulmaz başın sattığı yerde!"
Hep adaletsizlikten, yönetimde bulunanların memleketi ne hale getirdiklerinden söz eder.
"Her tarafta mantar gibi üredi;
Binbir asalakla doldu memleket!
Toprağında ayrık otu türedi;
Açmadan çiçeği soldu memleket!
Aydınları gece aldırıyorlar,
Kadıyla müftüyle saldırıyorlar.
Milleti uyutup çaldırıyorlar;
Eşkiyalar yurdu oldu memleket!
Feyzi'yim milletim melemez kuzu,
Kaçtı ekmeklerin tadıyla tuzu.
Yakıyor milleti zemheri buzu;
Bilemem ki canlar, n'oldu memleket?"
Feyzullah, doğduğu topraklardaki olumsuz değişikliklerden de rahatsızdır:
"Çıktım Karataş'a baktım aşağı;
Ötmeyince bülbül bağlar bozulmuş.
Doğmamış ufuktan ebemkuşağı;
Açmayınca sümbül dağlar bozulmuş."
---
"İtlere kurtlara kaldı dağların,
Viraneye döndü yeşil bağların.
Burcu, burcu kokan geçti çağların,
Soğan ekmeğinle baldın Ortaköy."
Dizelerinde bu duyguları çok belirgindir.
O, 1923 devrimiyle kurulan laik, demokratik Türkiye Cumhuriyetini ve kurucusu Atatürk'ü, O'nun ilke ve devrimlerini savunur.
Deliler Yönetsin Adlı şiirinde :
"Delilik ettiler Kemal ve İsmet / Mezalime karşı giydiler kispet" dizelerinde ironik bir deyişle Atatürk ve İnönü'yü savunur.
Dikkat edilirse, güncel olayları yakından takip eder ve bir aydın olmanın sorumluluğu ile düşüncesini şiirlerinde açıkça dile getirir:
"Feyzi'yim silindi kırmızı hatlar,
Millet kan uykuda onlar rahatlar.
Gece karanlıkta meczup çağ atlar,
Karartma var beyler yurtta karartma!"
Feyzullah, gidişattan şikâyetçidir. Ama umutsuz da değildir. O, uyanışın ve kötü gidişatın düzeleceğini, ancak bunun zaman alacağını; kurtuluşun "uyurgezerleri" uyandırmakla olası olduğunu ifade eder.
"Uyurgezerleri uyandırmadan,
Yürümemiz hayli zaman alacak.
Yaşamı emeğe dayandırmadan,
Yürümemiz hayli zaman alacak."
......
"Feyzi'yim söylerim karalı aklı,
Umutsuz değilim umudum saklı.
Kılavuz olunca kirli pasaklı,
Yürümemiz hayli zaman alacak."
Halk düşmanlarının karanlıklardan beslendiğini, büyüdüğünü, namuslu yurtseverlerin ellerini taşın altına koyduklarında "güneşin doğacağını" söyler:
"Karanlık içinde uzarken boyu,
Yalanla yanlışla isterler oyu.
Başa belâ olur zalimin soyu,
Uyan ey can uyan doğsun güneşin."
Feyzullah'ın şiirlerinde var olan bir çelişkiyi de ifade etmek isterim. Şair, her ne kadar bir şiirinde :
"Arapçaydı önce dertçe,
İngilizce, sonra Kürtçe.
Unutuldu bizim Türkçe,
Güler misin, ağlar mısın?"
dese de şiirlerinde, "gark", "yâren", "fend", "dem", "gani", "hüccetü destur", "maharet", "güzergah", "zahid", "didar", "ehil" v.b. Arapça ve Farsça
sözcüklere de yer vermekten çekinmez.
Sonuç olarak; Feyzullah Seçkin şiirleriyle, karanlığa gömülmek istenen ülkemizde "bir mum" yakar. Halkın depolitize edilmesine, yükselen şeriatçılığa, eşitsizliğe, insan hakları ihlallerine, sermaye ile bütünleşen kötü yönetimlerin körüklediği enflasyona, rantiyeciliğe, terör ve şöven milliyetçiliğe karşı; demokrasiyi, çağdaş laik Cumhuriyeti, Atatürk İlke ve Devrimleri'ni savunarak, halkımıza "edilgin" değil, "etken" bir bilinç taşır.
Sevgili Feyzullah, kalemine, yüreğine sağlık.
Umarım ve dilerim ki bu kitabın ardından -bunun gibi- yenileri de gelir.
***
feyzullah_seckin@hotmail.com
|