fikosimsek.sitemynet.com
Ana Sayfa Anılar_Foto
Fikonun yeri Foto Foto Foto Şiirlerim Dağcının Günlüğü DOSTLARDAN BANA ŞİİRLER Sigara_Kampanya
KaçkarDağı
Ziyararetçi Sayfam Linkler

Şiirlerim

KUTSUYORUM

I
Bizdik
Bir gece vakti Ağrı´nın şahikalarına tırmanan
Yeni doğan günü şafakta karşılayan
Hiçliği arayan patikalarda
Bizdik
Rüzgâr ölümü kovalarken
Mor dudaklarlarımızla Ağrı´yı öpen

II
Bizdik
Mardin kalesinin surlarından
Mezopotamya ovasına süzülen
Bizdik
Harran´da kalkan tozu yalayan
Ve çocukların masum hallerine ağlayan
Bizdik
Nemrut´ta kendini tanrı sanan heykellere tüküren

III
Ey karşımda duran yüce dağ!
Senin yüceliğini kutsuyorum
Gökyüzü şahidim olsun ki
Kendi yüceliğimi de kutsuyorum

IV
Ey üzerimdeki alçak bulut
Sana soludum nefesimi
Hadi daha ne duruyorsun
Dağıl artık!
Hadi!
Dağıl!...


.../Dağların yücelerinden sarnıçlara tertemiz sular doldurdum Şimdi yıkıyorum tüm kötülükleri



---
11/12/2005
zerre / Fikret Şimşek



*Ahirimsin*

Sirenler yırttı sessizliğini gecenin
Denizin en hırçın anı bendim
Sendin deli esen rüzgâr
Sendin vazgeçilmezim... en şahanem
İçtik aşk iksirini ab-ı hayat çeşmesinden
Açıldık enginlere... sihri yayıldı anın

Ah be yâr!

Bakışlarında nur... mavilerde mana...
Yalnız yıldızlar seyretti semahı
An sükûtu haykırdı...

Cananım
Yarımdasın
Gitme sakın
Sensiz ne yapar o yarım
Canımın canı
Gayri hep senleyim
Sensiz neylerim
Gönlümde açan gülümsün
Ummana açılan gemimin sultanı
Ahirimsin... canımsın
Canımın en canı...

Zerresi yetti nurunun
Döküldü aşk ateşi üzerime
Huşu doldu içime
Yaktın bütün meşaleleri bu gece...

En derininde koyakların
Aktı billur dereler/ kıyısında
Saklı sarı menekşe
Buzları yaladı ayazda sessizce....

Emzirdiğin iksir
Çoğalttığın sen
İstila şimdi hücrelerimde
Hep artçılar sürüyor
Deprem sonrası
Yeşerdi o filiz sol yanımda...

Ayın yörüngesinde tavaf etti bir yıldız
Karalarda öptüm gecenin mor dudaklarını
Ellerini aldım canımın en canına
Mücevherler saçtı ellerin
Yazdığın bütün şiirlerde gülümsüyor o melek
Sana geldim... canına... en canına yâr...

Şimdi demir aldı
En muhlis halleriyle fakir...

Sükûnunda anın
Açıldı ummana zerre...



4/11/2005

Fikret Şimşek



Delişmen Düş

gül suyuyla yıkandım narin ellerin
cemaline aynel yakin kavruldu tenim
özgür bir dağdı coşan uçurumda fıtratım sukut...

tecelliye razıydım çarmıhında asıldım
ellerimde kan/dilimde dua... intizar.....

gülü öpüş... bir delişmen düş...



...

6/11/2005

Fikret Şimşek



Mürid ve Nur


"esaretten mi... cesaretten mi?..."


sordum; visâl nerde?
dedi; aşk ateşinde.
dedim; hiç sönmez mi?
dedi; kül olmalı korlar/
erimeli dağlarda buzlar...


"ah!... benim bu mahzun hallerim"


sordum; neden müptalayım nur´a?
dedi; esaretten
niye benim bu yanmalarım dedim?
dedi; cesaretten...


Zerre/Fikret Şimşek
9/11/2005


*** *** ***


Gölgem Sürünür


pembeler, gecenin koynunda asude
şehveti solur an, inlemeler kasırga
kirlenmemiş öpüşlerin nağmesi dudağımda

çağıltıdır ezgisi, yangınlardan ırmaklar
sessizliğinde gecenin, deli deli

çatırdadıkça buzlar, gölgem alevlerinde
derinde bahara kitli, karanlıkta karınca
kanımda çılgın virüs, gecede alaz kardelen
vadilerin deli çiçeği, harlarınla çıldırt
yak artık… yak geceyi

çıplak karalarda yanmanın
çavlanda boğulmanın zamanı şimdi...

----
Fikret Şimşek
21/12/2005


ÇIRÇIPLAK SUSALIM

güneş dünyayı ısıttı...
sen beni...
ay geceye yandı...
ben sana .................


_susalım
susalım da
iniltiyle sevişsin dolunay_(*)

en parlak yıldızın altında
çırçıplak sürsün o dans...

susalım

sonra, sen yine cenneti solu
solu nur nefesinle
çöl fırtınası yalasın gece karalarını
en mahrem yanlarında aksın ırmaklarım
arların üşüyen yanlarımda har
alevler parlasın ıslak tenlerimizde...

karartın bütün ışıkları
çözmeyin saçlarınızı
ben çözerim... ben tararım
hadi soyunun
yanlız gece kalsın üzerinizde...

dolunay bana yansın
güneş doğana
biz ölene kadar.....

...

(*)Asude Yalın

Fikret Şimşek

**** ****

SUSKUNLUĞUN ÇIĞLIĞI

Heyy!
Özgürlük !
İşte elimdesin
Üzerimdeki gök yüzü gibi, benimlesin..

Hayat;
Zor olsan da, karşındayım..

Eğilmeden
Ezilmeden ..!

Duruyorum............
Dağ gibi ...........................

Ateş olsan da tutacağım
Kırbaçların vuramıyacak sırtıma
Canımı acıtsa da bu düzen
Duracağım dimdik..

Yanık yanık söylenen
Bir ağıt..
Güzeliklerin ardından
Çalan hüzzam bir şarkı bu..

Geride kalan ne varsa
Derinlere gömüp unutmanın zamanı..
Yürümenin... koşmanın.../ şimdi
Kuvvetli olmanın
Umutları ateşlemenin zamanı..

Bak işte orada
Güzellikler duruyor şahikalarda............

Göktaşı kaydı gece
Alev alev yanarak kayboldu sonsuzlukta
Çığlık çığlıktı içimdeki suskular..

Dört yanım şahikalarla kaplıydı
Haykırdım içimdeki çığlıkları..
Yankılandı sesim dağların ortasında............
Yıldızlar dökülürken üzerime
Geleceğe bakıyorum
Umuda..

Bir melek durdu yanımda.....
Candı.... can.....
..........................



Aze bizim Aze ... (*)
Dağların kızı Aze ...
Yüreği yiğit Aze...
Gözleri güleç Aze...

(*)Bir şarkıdan alıntıdır .


Karınca
Fikret Şimşek
15/8/2004



**** **** ****




İNSANCA

a)
Umuda baktım
Kuyunun dibi gibi... kara
Gerçekler vuruyor insafsızca...

Ey hayat! sunacağın ne zorluk varsa;
Göster hadi... karşındayım...

En çok ölüm olursun
Bir kez daha ölmeyeceğim ya...

b)
Tanrım;
Onursuz bir hayatsa geride kalan
Güzellik olsun
Şimdiki halimle öleyim...


...
Fikret Şimşek
11/8/2004


**** **** ****


GÜLSELİM

asil kardelen
açmış derenin kenarında
meleklerden almış rengini
şahikalara vurgun
gülselim
dağların en güzel kızı...

geliverse yine o serçe
tıklasa pencereme
kara bulutları kovupta
yansa yine gökte şimal yıldızı...
bir ses olsa
dağların sesizliği gibi
can olsa
gülse gülselim...

bahçemde açsa
açsa rengarenk güller...
gülselim;
"canım... en canım"
deyip alsa beni yüreğine
bir dağ olsa dursa karşımda
tam da zamanıydı tırmanmanın
kardelenlerin seyrettiği
şahikalara varmanın.../zamanıydı
zamanıydı içimdeki suskuları
uçurumlara haykırmanın...

gülselim yüreğime aksa
aksa... çağıl çağıl çağlasa
o serce ötse ötelerde...
derenin gürüldeyen sesinde
anamın kucağında uyur gibi
mışıl mışıl uyusam sessizce...



....

"..../asil kardelen şahikaları seyrediyordu...
meleklerden almış rengini... güldü bana...
gülselim aktı dereler gibi..........."

-----
Karınca_ERDEM


*** *** *** ***

TİTANİK DİBE VURMALAR

_____Bitti...
Gittiğinde kapandı perdelerim
Gündüzüm karanlık
Güneş doğmadı bir daha
Karaların acıları kaldı bana...

Ah... ah!...

Mavi savrulmalar... titanik kırılmalar
Ağır ağır..."küt" diye, dibe vurmalar...

Derinlere... çok derinlere
Kımıldamadan çöktü, kapkara acılar...

Yavru ceylanda ürkek kaçışlar
Arkadan..."güm"diye vuruluşlar...

Kuyunun dibi gibi kapkara bakışlar
Kahpe gülüşler... kahroluşlar...

Çok yükseklerde koptu firtınalar
Kara bulutlar homurdandı
Yağmurlar sel oldu
Kırdı döktü kasırga, talan oldu heryerim...

Katran gibiydi renkleri
Acıydı, zulümdü verdikleri...

Şiddetli bir depremdi
Titredim... sarsıldım
Yıkıldı dünyam...

_____Gitti
Bir daha dönmeyecek...
Oturdu derinlerde
Mavilerde kara... kapkara kaldı...
.
.
.____/Titanik duruyor çok derinlerde...



......

"..../İnsan o kadar acı çeker ki, tüm canlılar içinde yalnız o
gülmeyi icat etmek zorunda kalmıştır."
NIETZSCHE

Fikret Şimşek
17/7/2004



**** **** ****



__SAKLI KENTİN KRALİÇESİ__
_____BİR DELİ MAVİ____

O, denizlerin incisi
Şahikaların mavi çiçeği
Saklı kentin kraliçesi...

Kucağında bebekleri
Saçları belikli
İçimde duruyor..../ o
Karanlıklarda bana gülüşü...

Sahrada açan bir siyah gül
Karaları yüklenip
Mavilere taşıyan
Derinlerde istiridye...

Bir deli mavi

Gülleri ağlattı
İçime işledi hüznü
Çığlıkları lâl...
Dudağımda kaldı kekresi
Dedim ya bir deli mavi...

Elinde meşale yürüdü
Vardı dağa
Vurdu dibine ateşi
Kükredi koca dağ
Volkanlar fışkırdı...

Kasırgalar koptu yükseklerde
Savruldu alevler...
Lavlar aktı vadilere
Ormanı ateşler sardı
Yandı kül oldu...

....

Fikret Şimşek
30/6/2004


**** **** ****

TAN KIZILLIĞI

gökte asılı duruyor dolunay
yıldızlar uzaklarda
sahilde yakamozu seyrettim
mavilerde yangınlar
ılgıt ılgıt esti rüzgar
şırıl şırıl dalgaların sesi
hadi gel... gel der gibi

gel................ gitler...

ruhumu dinlendiriyor deniz
mavi sessizlik ...
yoksulluğumun tesellisi
yalnızlığımın çokluğu
yoklukta varlık benimkisi...

.........deniz...
.........gece...
.........ve o eşsiz manzara...

daha sabaha çok var
gün doğumunu bekleyeceğim
güneşi karşılayacağım
kızıllar yanacak tan yerinde
maviye ayacak karalar
ve gün doğacak
yine tan kızıllığında
güneş bana bakacak...

biliyorum sen hep gelmediğin gibi
yeni dağan günde de yine gelmeyeceksin
martılar çığlık çığlık mavilere haykıracak
dökülecek yaşlar
sen olmayacaksın...

balıkçılara; " Rastgele " diye bağıracağım
yine denizde taş sektireceğim
martılara ekmek atacağım
mavilere vuracığım bedenimi
sen diye sarılacağım dalgalara...


sensizligimin tesellisi, yosun kokusu
deniz... maviler... o manzara
....
ben sensizliğimle baş başa
yine garip...
boynu bükük yürüyeceğim sahilde.......

.

.

................"yine gelmedin ...... hani gelecektin........ hani........


............
26/6/2004
Fikret Şimşek

**** **** ****

DOLUNAYLA ÖPÜŞTÜM

a)
Hayat dik bir yokuş... tırmanmam gerek
Zorlukları yılmadan hep aşmam gerek
Korkmadan hep dikine... hep dinginine....
Yukarı yukarı.... yukarı... daha da yukarı...

b)
Dağların şahikalarında durdum
Yanımda melekler vardı...
Uçurdular... mavi bulutların üzerinde;
Dolonayla seviştim.
Yıldızlarla gülüştüm...
Erdem dolu nefesimi soludum
Dağların arasında
Buzullar eridi...

c)
Yüreğimde derinlerde fırtınalar koptu...
Şimşekler çaktı... yıldırımlar düştü...
Ufacık karıncaydı(m) .. yürüdü(m)...
Hiç korkmadı(m)... yürüdü(m)...

d)
Gece deyin yapayalnız yürümem gerek...
Taaaaa.... saçlarım bulutlara değene dek...



"Gelenler korkmayanlardı...korkanlar gelmediler..." (Çin ata sözü.)

....

Fikret Şimşek

**** **** ****

Klinkum Krefeld _ Dosta ziyaret
Klinkum Krefeld _ Dosta ziyaret

açtım kapıyı
açtım girdim içeri...
sessizlik tüy gibi uçuyordu odada
sırt üstü yatıyordu
kıkbeş günde üç ameliyat
burnunda hortum
yanda hortum.. boğazında hortum
akıyordu aşağılara, torbalara kırmızı...

zorla konuştu
-'can; hakkını helâl et'
gözleri gözümün içindeydi
mızrak gibi dik
yüreğime girdi bakışları...

hiç konuşmadan
ne de çok anlattık...

-"Allaha ısmarladık" dediğimde
sımsıkı tuttu ellerimi
sanki biraz daha dur diyordu
'seni çok seviyorum' diyemedi
sadece baktı...
sesi boğuktu, rengi soluk
sımsıkı tutuyordu ellerimi
içi ağlıyordu.. anlattı gözleri
kapıyı tam kapatıyordum
son kez baktım
nasıl bakıyordu... örtemedim...
ah! o kapının arası... o an
gözleri gözlerimdeydi
bir daha daha... bir daha baktım
yaşlar beni dinlemiyordu artık
başladı sağanak
bakışları kapının ardında kaldı...

Geçmiş olsun Kamil ağbeyim ....

24/6/2003
Fikret Şimşek


**** **** ****

*AH BE YAR *
____________/'Bu şiirimi, canım yeğenim Yavuz Şimşek ve sevgilisine ithaf ediyorum .'

____sen gel
yine gel yar
denizler sakin
martılar suskun
geceler sessiz...

sen yoksun!
ben yoksul...

ah, be yar!

____sen gel
gel yine yar...

____g ü l ü m
hasret dağ gibi
geçmiyor
bitmiyor geceler
ateşler yanıyor
bende karalar
ah! bu yaralar
dinmiyor yaşlar...

ah be yar!...

....

**** **** ****

ABORİJİNLER // BİR ÇİFT YÜREK

Güneşin doğuşundan batışına
Yürüdü onlar...
Avusturalya´da anakarada
Dolunayı üç kez gördüler...

Allah´ın verdikleriyle yetindiler
Az çok demediler...
İnançlıydılar, hep şükrettiler.

Mana içlerinde gökyüzü gibiydi
Maddeyi hiç bilmediler
Paylaştlılar herşeylerini
Karıncalar gibi
Saf ve temiz...

Kocaman yürekliler
Yaşıyor onlar
Güzel insanlar
Aborijinler...



"___/ Bir Çift Yürek adlı kitabın yazarı Marlo Morgan´a teşekkürler ."


Fikret Şimşek

**** **** ****

GURBET AKŞAMLARI

Yine karalar yayılıyor
Beyazlar vedalarda
Gurbet aksamlarında
Uzun bir gece ...

Çıkıp dostlara varamıyacağım
Tak kapı vuramıyacağım kapıları
Anamın mis kokusu
Babamın dağ gibi duruşu çok uzaklarda...

Dostlar toplandıysa bir masada
"Ah, bir de Fikret de olsa"
diye iç geçiriyorlardır...

O kemancı yine ;
"Dönülmez akşamın ufkundayım"
diye, ne de güzel çalıyordur o şarkıyı...
Gurbet akşamları hüzne gebe
Zulamızda ;
Keder, özlem, hasret
Bizde şarkılar hüzzam ...
Bomboş sokaklarda
Gezdim bir başıma
Evlerde ışıklar
Duyuluyor kahkahalar ...
Herkes yabancı
Hani nerde kardeşlerim ?
Nerde dostlarım ?
Lambaların ışıkları yayılıyor geceye
Ben sessiz
Gurbet akşamlarında çaresiz
Kimsesiz, yapayalnız
Yürüdüm karaları yararak...

.....

**** **** ****


BERBAT BU GURBET

Münzevi bir adam
Yapayalnız...
Ben, gurbet akşamlarında
Karalar sarmış her yanımı
Uzaklarda canlarım
Durdu zaman
Ah ! geçmez günler...

Gurbette dostlar aranır
Hiç sarılan, seven olmaz
Kalırsın bir başına
Sevenlerim
Canlarım hani nerde dersin...

Uzaklarda durur güzellikler
Hayalindedir hep
Kekik kokulu dağlar
Engin denizler...

Sokaklarda koşuşan çocuklar
Caminin önünde ihtiyarlar ...
Sokaklarda akan çeşmelerden
Avucunla su içemezsin...
Gürül gürül ezan sesleriyle
Başlamaz yeni doğan gün...
Simitçi; "Sıcak sıcak simit"
Diye bağırmaz sabahları ..

Dostlarımı özledim
Sımsıkı sarılmaları
Güzel insanları...
Gözüme gözü gibi
İçine alır gibi bakanları...

Penceremde dua çiçeklerim
Her gece kaldırır yapraklarını
Zikreder onlarda benimle
Vuslattır dileğimiz Tanrı´dan
Dışarda çiy taneleri düşerken
Yayılır mum çiçeğinin kokuları
Gurbeti soluyorum
İçiyorum yudum yudum...

Gurbet yakamda
Berbat be dostlar
Berbat bu gurbet

......


**** **** ****

___AŞK ŞARABI (1)___

Şarabım olsun, yanımda sen
Gece de Dolunay...
Ah be yar, daha ne isterdim ki
Dökülürdü üzerimize Yıldızlar...

Dereler çağladı yükseklerden
Çığlık çığlık kahkahalar...
Hadi yar, kalk bir daha doldur
İçelim aşk şarabını .. içelim yar ...


......

___AŞK ŞARABI (2)___

Bağ bozumunda damıttık aşkı biz
Doldu mahzenimiz.../ içtik
Ne fıçılar boşaldı, ne de biz kandık
Çok zaman sarhoştuk
Mavilere daldık
Yıldızlarda dolandık ....


*** *** ***

BAL KARINCA

yükseklerden çığlar düştü
o dağlara doğru yürüdü
hiç umursamadı
kimse farketmedi
yakın da olsa
dağların şahikalarinda da dursa
küçücüktü, hiç görünmedi ...

fakir karınca bir buğday tanesini
yüklenip vardı yuvasına
sarıldı yavruları ona...

bal karınca duruyordu bir köşede ..
boşaltmış rezervlerini
yorgun , dinleniyordu ...
sabah yine kovanlara gidecek
yine kardeşleri onu bekleyecek ...

dostluklar oluşacak insanlar sevecek
sevilecek .. zeytin dalları yeşerecek
beyaz güvercin mavileri öpecek
karınca işte o zaman gülecek
mutlu olacak .... sevinecek ...
.
.
.
.../ " İnsanlar karıncalar gibi olsalardı ... saf ve temiz .. sarılsalardı bir birine .. "

Sen güzel çocuk ; Git insanlara sevgiyi , saygıyı , dostluğu anlat .. Erdemi anlat . İste o zaman vazifeni yapmış olacaksın . O zaman insanlar kardeşlik ve Bariş içinde yaşayacaklar . Bunu yapabilirsin . Sen bunun için yaşa .... bunun için ... ERDEM !!


**** **** ****

ERDEM

İnsanı
Dağları
Sevgiyi
Dostluğu anlattı ...

Erdem

Gün oldu güldü
Gün oldu ağladı ...

Karıncalarla
Özdeşti ...

Kahveyle insanı kıyasladı
Küçücük fincanlarda
O, sade severdi ...

Sokak çocuklarını
Onların acılarını anlattı ...

Gülsüm nasıl gülsün ?
Diye sorguladı insanları
Daha on beşinde
Kıymayın efendiler , diye haykırdı ...

Yalnızlığı
Hasreti
Gurbeti anlattı ..

Aşklarını yaşattı dizelerinde
Acılarını dile getirdi ..

Sevgi satılmıyor bir yerde
Çok derinlerde ...
Alana da verene de aşk olsun
Aşk olsunderdi ...

Şair değildi / lakin
Şiir yazmayı çok severdi...
Fakirin biriyim
Öğreniyorum derdi ...

Merih'liye okulum
Evim burası dedi ...

Gönüllerin şiirleri olsun
Günün şiiri olamasın
Alın dostlar sizin olsun
Yüreğimi yazdım dedi ...

Dağların şahikalarına çıktı
Meleklerle konuştu
Yıldızları topladı
Güneşi emzirdi çocuklara ...

Gece karalarında çiğ taneleri düşerken
İskelede aradı aşkını ..

Başına uçurum çiçekleri taktı
Uçurumların ucunda
Onlar gibi baktı ...

Bir yanım ölüm
Bir yanım hayat...

E r d e m g ü n e ş e u ç t u


**** **** ****

MUNZUR'UN SARI ÇİÇEĞİ

Munzur Dağları'nda kırklar suyu
Göz göz fışkırır yükseklerde
Birleşir dereler vadilerde
Renkli alabalıklar yüzer içinde
Kirletmek günahtır
Munzur Çay 'ı sütten ırmaktır
Çobanların ekmeğine katıktır...

Dersim'li kızlar oyunlar oynar
Bir gurup zengin
Bir gurup çicek olur
Zenginler verir ülkeleri
Alırlar çiçekleri...

Munzur ak... aktır
"Bu dünya hep tamahtır
Melik yeri Kemah´tır
Hoy hoy hoy..."

Sesleri yankılar dağlarda
Oyunlarda neşe, kahkaha...

Evliyalar yaşamış topraklarında
Dersim durur dört dağ içinde
Acılar yaşanmış
Göz yaşları akmış
Munzur Çayı'na...

Kara göl yaylasında fikirik gülleri
Sarıları gözümü aldı, öyle güzel ki
Burnumda hala duruyor kokusu...

Beyazlar kalmış şahikalarında
Yıldızlar toplarım çıkıp da sana ...

Masallar anlatır, şiirler okurduk
Şarkılar söylerdik birlikte
Sen; güzel çiçeğim,
Benim canım kızım, sen gel bana
Munzur 'da sarılayım boynuna...



**** **** ****
UÇURUM ÇİÇEKLERİ

Rüzgar savurdu
Uçurum çiçeklerini
Kayallara sımsıkı tutundular
Uçurumlara bakarak...

Öyle güzeldiler ki, rengarenk
Öbek öbek
Adrenalin kokular yayıldı
Çektim ciğerlerime
Kartallar kadar özgür
Durduk birlikte
Uçurumların en ucunda...

Kayalara tutunup
Sarktım asağılara
Bir yanım hayat
Bir yanım ölüm...

Güldüler bana ikside

En güzel şarkımı söyledim
Sesim yankılandı dağlarda

Onlar yalnız, ben yalnız ...

Uçurum çiçekleri gibi
Baktım uzaklara
Derin uçurumlara
'gelme' diyordu
Meleklerin sesi
Tuttu ellerimi...

Sırt sırta vermiş dağlar karşıda
Uçurum çiçekleri ve ben
Durduk dağların şahikalarında ...


Sevgi'nin yüzü güldü
Gözleri parladı
Elinde uçurum çiçekleri

**** **** ****


AMCAMA AĞIT

Atalarımdan kalan son candı.
Sanki asırlık bir çınardı .
Her yer; kar, buz...
Alaz kesen bir günde
Amcam kavuştu toprağına.

Uzaklardaydım,
Haberi geldi.
Yıkıldım, perişan oldum.
Gurbet ellerde çaresizdim.
Hiç bir sey yapamadım .

Çok yandım...
Çok ağladım...

Yazik, bir omuz veremedim...
Taşıyamadım naaşını.
Bir avuç toprak atamadım...
Bir çiçek koyamadım mezarına.

Ellerinde büyüdüm...
Ellerimle hiç bir şey yapamadım .
Açtım ellerimi gökyüzüne...
Okuduğum fatihayla ..
Gözlerimden dökülen yaşlar;

Avuclarima a-kan-dı...
.
.
.
/ Bursa´da: Emirsultan mezarlığında yatıyor o şimdi .
Cennet mekanı olsun . Acımı siz dostlarımla paylaşmak istedim .
Sevgimle .

Fikret Şimşek



**** **** ****

MEVLANA ve YUNUS EMRE

Sevgiyi , aşkı onlardan öğrendim .
Yanmayı , ağlamayı onlardan öğrendim .
Öyle sevdim ki onları , hep yüreğimdeler ...
Yaşıyor onlar ... yaşıyorlar -
Mevlana , Yunus Emre ; onlar ölmediler .

Onlar gibi sarılmayı, onlar gibi hoşgörülü olmayı .
Onlar gibi yaşayıp onlar gibi ölmeyi isterim .
Ne para , ne mal , ne servet , istemem olmasın ...

Onlar gibi onurlu , onlar gibi özgür yaşamayı .
Onlar gibi güzel mana insanı olmayı isterim .

" Ölürsem , beni toprakta aramasın dostlarım ,
Sevenlerimin gönlü benim mezarım . " demişler .

" Hiçim " diyen Mevlana ...
Mütevazi olmada zirvedir bu
O çok bilenler utanmazlar mı bundan
Hep böbürlenenler...
Hep benim... ben diyenler ...
İnsanı hakir görenler ....
Utanmazlarmı burunları kaf dağında gezenler ?

" Gel , kim olursan ol , yine de gel " diyen o güzel insan ...
Mevlana
" Kin bilmeziz " diyen Yunus Emre .

Unutulurmu bu canlar .
Unutulurmu dostlar .
Onlar ölmediler ...
Yaşıyorlar , yüreğimdeler ...!!
.
.
.
.
...Karınca Erdem



*** *** ***


AĞRI SEVGİ TIRMANIŞI

Bir Ağrı girdi yüreğime
Bir ateş sanki bu yanan
Sakın korktuğumu sanma
Ölüm bile vız gelir
Ben sana geleceğim Ağrı(m)...

Melekler duyacak sesimi
Şarkılar söyleyeceğim
Yıldızları toplayacağım
Güneşi öpeceğim şahikalarından...

Buzlarından sevgi alacagım sıcacık
Savuracağım uçurumlardan aşağılara
Sana sarılacağım güzel Ağrı(m)
Seni seveceğim doyasıya
Sen dağcıların gözdesi
Türkiye´min en yücesi
İIhtişamlı duruyorsun dimdik
Binlerce yıllık efsanesin...

Bir Ağrı var yüreğimde
Aşk gibi, sevda gibi
Yanıyor derinlerde...

Bekle beni, güzel AĞRI(M... bekle geleceğim...


""Sevgili eşim ve oğullarım adına... Tüm insanlık için
;
AĞRI SEVGİ TIRMANIŞI ( 27/8/-1/9/2004)

....
Fikret Şimşek




*** *** ***
İSTOP

Kırmızı topu vardı elinde .
İstop oynuyorduk birlikte .
Attı topu havaya , kaçıştık .
Bağırdı topu tutunca :
" İstop "

Mıhlandık kaldık öylece .
En yakın bendim , beni seçti .
Attı topu vurdu !
Yandım ...
.
..
...
....
.....
Karınca Erdem´

*** *** ***

İSTERDİM

Ganj gibi akan
Yürekleri aklayan
Huzur veren
bir nehir olmak isterdim

Arzu ve dilekleri gerçekleştiren
Umutları yeşerten
Çaresizlere çare olan
Mutluluk dağıtan
bir peri olmak isterdim

Uçmak isterdim , masallardaki gibi
Zümrüd'ü anka'nın dev kanatlarında

Beyaz bulutların üzerinde
Aşmak isterdim kaf dağını
Varmak isterdim mutluluk ülkelerine

Gülmek isterdim kahkahalarla

Uçmak isterdim melekler gibi gökyüzünde
Sevgi dağıtmak isterdim gönüllere

Yağmurlar gibi yağmak isterdim
Bir fakir için de ..
bir kral için de eşit .

Hiç insan ayırmadan bakmak isterdim güneş gibi .
Isıtmak isterdim gönülleri .

İsterdim ...
.....
...
..
.
Fikret Şimşek


*** *** ***


ÖZGÜRLÜK ŞARKISI

Yine şimşekler çakacak .
Yıldırımlar düşecek .
Bende irkilmeler , karıncalarda uyanışlar .

Bak ! bahar geliyor ,
Ağaçlar yine beyaz beyaz açacak .
Dereleri dolduracak kar suları .
Kış günleri gerilerde kalacak .
Fakir babaların kömür derdi de bitecek .
Sokak çocukları üşümüyecekler .

Baharı karşılıyacağız ,
Karıncalarla soluk soluğa yürüyeceğiz .
Yine dalları dolduracak kirazlar .
Kızlar küpe yapacak , ben toplayacağım .
Ben yine seveceğim .

Menekşeler ağaçların diplerinde ...
Boynunu bükecekler yine .
Çiçekler yaylalarda ;
Sarı, mor , beyaz ...
Anber kokular yayılacak etrafa .
Yükseklerde karlar erirken ,
Beyaz kardelenler açacak .

Sen gel iki gözüm , koşalım el ele ...
Çıkalım dağların şahikasına .
Orada söylenir özgürlük şarkısı .
Kimsenin tükürmediği ,
İnsanların kirletemediği yerlerde .
Dolunayı yakamozu seyredelim göllerde .
Derelerin sesini dinleyelim .
Mohikanlar gibi ateşler yakalım ..
Onlar gibi yürüyelim gece deyin .

Daha ne duruyorsun !
Melekler inmiş gökten seni bekliyor ...
Hadi artık , özgür dağcı ;

Söyle özgürlük şarkını !...


Karınca Erdem - F.Şimşek
...
..
.

*** *** ***

GECE ve BEN

Sokaklar sessiz ... / sukut .
Beyaz kardelenlerdi savrulan .
Çıt yoktu , yürüdüm ...
Rüzgarın uğultusunda
Şarkılar söyledim ...
Karanlığı yırttı sesim .
Sokaklar kimsesiz ... / boş .

Kuşluk vakti kısa molada ,
Karanlığı kuşandım ...
Geceyi taşıdım sabaha .
Girdaplarda dibe vurdum .
Kasırgalarda savruldum .
Ağaçlara , direklere sarıldım .
Boynuna dolanmalıydı kollarım .

Bulutlarda yine yaş ,
Yine çöp kaçtı gözüme !...
Ben ve gece arap saçı olduk ,
Dolandık sabaha dek .

Sokaklar gelinliğini giymiş ...
Saçaklarda hançerler ...
Gece bıçak gibi keskin !
Karanlığı çiğnedim adım adım .
Seni çektim ciğerlerime ...
Hasret içtim gecenin karanlığında ...

Üşüdüm !
Yalnızdım ...
Alaz kestim .

G e c e v e b e n ;

Dolaştık sabaha dek ...
Vurgun yemiş sünger avcısı gibiydim .
Tan yeri yangınlarında !

Yalnızdım ama hiç umursamadım .
Şimdi gitmeliyim ... / Vakit !

Sen yoksun !
Karanlık vedalarda !
Yeni doğan gün ; merhaba ... merhaba !!...

.....

Karınca Erdem

*** *** ***

ARKADAŞIM

Şiirler yazdım yine ...
Yine uyuyamadım .
Sokak çocuklarını düşündüm ...
Gelen bayram ...
Kimse okşamayacak onların başını .
Arife günü yıkanmayacaklar yine .
Geceden bayramlıklarını giyemiyecekler ,
Aynalar onlara gülmeyecek .
Kimse öpmeyecek yanaklarından .
Başını okşamayacak kimse .
Sokaklarda bozuk plaklarlar çalacak .
İtilip kakılacaklar ...
Dövülüp sövülecekler .
Horlanıp kalacaklar .

Ağlayacaklar !...

Eee işte arkadaşım böyle ..
Hüzün var içimde ...
Sana anlatayım dedim ...

K a d e r g ö z y a ş ı

Çekilmez bu acı ...
Böbrekte taş sancısı .

Çocukları yazdım duyan var mı ki ?...
Ayarlar belli .
Hadi ya sende ...
Boş versene meselesi .

Apışarası hikayesi .
Pop star eylencesi .
Benden onlara yok puan !
Onlardan hep yüz puan !!!...

Beyaz kanatlı melekler vardı püsküllerinde ...

"Mavi bulutların arasında uçuyordu uçurtmam Fırtınaya kapıldı , koptu , gökyüzünde kayboldu !..."

Pop starcıları puanlayanlar ;

Ne yaptınız bu sokak çocukları için ?
.
.
.
Karınca Erdem





*** *** ***

ASKERİN TÜRKÜSÜ

Yanık olur askerin türküsü .
Hüzün vardır nağmelerinde .
Hasret , özlem ...
Vurur yakamoz gibi yüreğine .

Dalar gider uzaklara .
Anası gelir aklına ...
Sarılmak ister o sıcak kucağına .
Asker ocağı bu ...
Ana kucağı değil !

Gecenin karanlıkları dövdüğü vakit .
Hadi nöbet vakti der onbaşı...
Sabah beşte çavuşun sesi ;
Koğuş kalk !
Kulaklarını tırmalar .. yırtar adeta ..
O ayazda , sabah içtima .

Ananın , sıcak aşını ...
Evindeki yemek kokularını ...
Şevkat dolu huzur dolu ortamı arar .
Babasının dağ gibi duruşunu ..
Bakışlarını , ona sarılışını özler .

Boynu bükük kalan yarini
Son kez onun el sallayışını
Kimse görmeden otobüslerin arasında ,
Terminalde , onu öptüğünü hatırlar ..
Dudaklarına gider bazen eli ..
Dolar gözleri ..
Yediği ekmekte , içtiği suda ..
Hep o vardır .

Cüzdanındadır resmi ...
Bir yanda annesi ,
Bir yanda sevgilisi .
Bir köşede , son gelen mektubunu okur .
Ağlar içini çeke çeke .
Ağlar !...

Ah ! be askerim !
Ah ! benim vatanımı beklleyenim .
Geçmez sanırsın o günler ..
Zaman durur sanki ..

Biter bu askerlik .
Biter aldırma .
Bak ! şafak yüz olsun hele .

Sayılı gün be askerim ,
Sayılı gün ...
Biter kavuşursun sen de sevdiklerine .
Hadi artık sil göz yaşlarını ... sil !...
Bak ! geliyor tezkere !!!...
.
.
.
..../Karınca Erdem F.Ş.


*** *** ***



KARINCALAR

Küçücük bir karınca
Yürüyordu yolda
Kendinden büyüktü yükü
Şaştım nasıl kuvvetli

Topraktadır işleri
Paylaşırlar herşeyi
Küçücükler yerlerde
Gezinirler sesizce

Birlik olur yaşarlar
Engel tanımaz onlar
Karnlıkta evleri
Hep güzeldir halleri

Erdemi bilir onlar
Sevimli yaratıklar
Mana desen onlarda
Kalplerinde sevgi var

İnceçik bacakları
Başındadır anteni
Çalışırlar durmazlar
İşten asla korkmazlar

Masumlar zararsızlar
Ayak altındalar hep
İstedim ezilmesin
Yaşasın karıncalar
.
.
.
.
_/ " Keşke insanlarda karıncalar gibi temiz kalpli olsalardı . Onlar topraktadır . Hani bizlerin hep horladığı , çiğnediği toprakta . Kış öncesi bir girerler aylar sonra bahara çıkarlar . Bizse bir girdikmi bir daha çıkamayız . Farkımız bu, yoksa bizlerde onlar gibi aciz kullarıyız Allah´ın . Bakmayın siz o böbürlenen , büyüklenenlere !!.."




F.Ş


GÜL ve BÜLBÜL

Gül bahçeleri olmuş talan
Solmuş gülleri öyle perişan
Ne kokuları kalmış ne de nur
Bülbüller susmus alıyor figan

Melekler söylemiş hallerini
Bulutlar öğrenmiş her şeyi
Dolmuşlar acıyla öyle kederli
Bak ağlıyorlar o günden beri


*** *** ***


FİLİSTİN´Lİ BİR ÇOCUK

Yetmişlerin başıydı ;
Cem Karaca sahnede , konserdeyiz ;

" Bu şarkımı Filistin´li çocuklara ithaf ediyorum " dedi .

""
Henüs sen çok gençsin yavrum
Hayat ümit neşe dolu
Mutlu günler vaad ediyor
Sana yıllar ömür boyu

Ne yalnızlık ne de yalan
Üzmesin seni
Doğarken ağladıysan
Bu son olsun .. bu son . ""

.....
Otus beş sene geçti ,
Ne o çocuklar güldü ... ne de kan dindi .
Onlar yine sokaklarda ...
Ellerinde sapanlar ...
Duruyorlar tankların önünde .

Analar yine figan !
Bablarda isyan !

Sokaklarda ölüm kol geziyor .
Bombalar atılıyor , silahlar patlıyor .

Ah ! diye bir sesti ondan son duyulan ...
Yatıyordu tankın önünde bir çocuk .
Elinde sımsıkı kalmış sapanı ...
Yerde akıyordu kan !!...

....
Karınca Erdem

*** *** ***

KURŞUNLU´YA ÖZLEM

Gün batımını beklerim sahilde
Guruba bakip kızıl yangınlara dalarım
Sanırsınız yangın yeri
Masmavi engin deniz
Bir de martıların o sesi
"Çık da gel" diye çağırır sanki ...

Şimdi Kurşunlu´da olmak vardı
Ah be hemşehrim !
Akşamları , oturursun deniz kenarında
Bir balıkçı restoranında
Üfür , üfür eser güzel bir hava
O şahane manzara ...

Yüreğim Kurşunlu´da kalır her yaz
Gözümden gitmez o deniz
Zeytin ağaçlarının arasında evim
Bahçemde ağaçlarım , güllerim , çiçeklerim ...

Ah be hemşehrim !
Ah ! bu dünya , ah !

Gurbet niye ki derim , sorarım
Ağladığım boş sokaklarda sevdiklerimden uzakta ...
Kimse bilmez , ben treni beklerim
Ne gelen vardır , ne giden
Olsun , ben yine de beklerim
Köprünün üzerinde bakar dururum
Hızla gelir geçer tren
Beni almadı derim
Uzaklara gider kaybolur
Ardından bakar kalırım ...!

Niye anlattım ki size bunları
Diyeceksiniz şimdi belki de ;

Hadi ya!.. Sen de!.. Boş versene!...


*** *** ***


YALNIZ GEZGİN

dolunayda kurtların ulumaları
ormana yayılırken ,
o ; yine yalnız ,
yine korkusuz .

ormanın tam ortasında ,
tren yolunun kenarında ,
terk edilmiş bir istasyonun
yıkık duvarları arasında .

yapayalnız , tek başına .
dışarıda ayaz ,
dondurucu kuru soğuk ;
metrelerce kar var .

gökyüzünde yıldızlar ;
o ; elinde fotoğraf makinesi ,
parmakları soğuktan morarmış ,
yaktığı ateşin başında ısınıyordu .

bir köşede büzülmüş iç çekerken ,
garip garip yıldızlara bakarken ,
o ; radyosunda çalan şarkıyı dinliyordu .

" uzaklardan bana bakarlar ...
benimle hep sabahlalar , gökteki yildizlar ...
herkes gider , onlar kalırlar ...
tek dostumdur gökteki yıldızlar ... " ( * )

Sarıkamış´ta buz , kar ve kuru soğuk
ve ben ; yalnız gezgini düşündüm !...
.
.
( * ) E . Koray´ın ; Gökteki Yıldızlar; adlı şarkısından alıntıdır .

*** *** ***


KARINCA ve ZERDÜŞT

Dün gece ,
Gök yüzünde bulutlar bir hareketli ...

Bir hareketli !

Şimşekler çakıyordu ...
Yildırımlar düşüyordu .
Sandım ki gök yarılacak .
Her yer yanacak .

Sonra ;
Başladı bir sağanak .
Öyle güzeldi ki .
Yağdı yavaş yavaş .

Dün gece karanlıktı .
Dağdaydım ...
Kaçkarlar´da ...
Yalnız başıma .

Bir ben vardım ,
Bir de o koca dağ .
Bır de o tertemiz akan ,
Mezovit deresi vardı .

Gürül gürül çağlayan !

Dağ ve ben .
Dimdik duruyorduk ,
Ikimiz de , dimdik !
Hiç eğilmedik de .
Durduk öyle güzelce .

Yağmur yağıyordu ,
Gökler ağlıyordu !
Ben agliyordum !
Birden , sıcak bir rüzgar esti ...
Yüreğim ısındı hemen .

Sicacıktı !

Dağları da , beni de ısıttı .
Buzları da eritti ...

Yalnız sevgi vardı o an ... yanlız bana sarılanlar .
Dostlarım vardı ... Canlarım .

Küçüçük bir karıncaydı o ,
Zerdüst gibi tırmanıyordu dağlara ...!!!

Dedim ki ;

" Ne olur ezmeyin , benim de bir canım var . "

*** *** ***

IRAK'TA ACI

Gök yüzünde melekler uçardı
Mutluluk, dağıtırdı hani onlar ...

Yalan mıydı hep anlatılanlar, yazılanlar
Sevgi dağıtan o melekler hani nerede ?
Şimdi gökten gelenler bizi öldürüyor .

Durdurun !
Engelleyin !
Füzeleri... Bombaları
Cehenneme çevrildi dünyam(ız)
Şimdi Bağdat'ın semaları yangın yeri
Etrafta siren sesleri
Kulakları sağır eden patlamalar...
Sonrası o korkunç acı
Feryatlar, dövünmeler , ağlayışlar...
Vuruluyor insanlar ...

Her yer ölüm kokuyordu
Durdu ateşlerin ortasında
Bağdat'lı bir kız çocuğu ağlıyordu
Annesinin cansiz bedeninin baş ucunda...
Bağırıyordu hırsla.
Yırttı incecik sesi karanlıkları...

Anne;
Ellerimde kaldı sana topladığım çiçekler
Al al oldu beyazları...
Hani; saçlarımı tarardın
Al beni yine nur saçılan kucağına
O beyaz kurdelemi tak yine anne
En güzel kokularından sür yine
Sen kokayım anne...

Nerede kaldı mutluluk şarkılarım...
Hani benim yarınlarım nerede,
Melekler nerede anne?
Vitrinlerde duran mankenleri gösterirdin
Sende bir gün gelin olacaksın derdin
Yıkıldı umutlarım...
Hayllerim nerede anne ?

Korkuyorum... korkuyorum...
Hadi kalk, konuş, cevap ver
Tut ellerimi anne
Bırakma tut...

Bak ışıklar karardı
Göremiyorum anne .. göremiyorum ...


....../ Bağdat'ta acı vardı ... Kan vardı ...
_____________________Ölüm vardı ...
_____________________Kalleşçe bir oyun oynandı ...

......


......./ 'Savaş çok can aldı. Onca insan öldü . Bir de koskoca bır tarih yok edildi. Bağdat Arkeoloji Müzesi ve Milli kütüphane´deki el yazması kitaplar ve Mezopatamya tarihinin en değerli eserleri talan edilip yakıldı. ABD askerleri bu dehşet manzarasını seyrediyordu.
Bunlar yaşanırken, o sıra Petrol Bakanlığı en sıkı bir şekilde korunuyordu.'



......
F. ŞİMŞEK

*** *** ***

DOLUNAY

Sana geldim bu gece .
Yürüdüm günlerce .
Bilsen ne uzaklardan geldim .
Bilsen seni ne çok severim .
Sen bilmezsin Dolunay ,
Ben sana nasıl aşığım .

Çok uzaklarda olsanda ,
Sen bana hep yakınsın .
Sen karanlığımda ışığımsın.
Öyle güzelsin ki ...
Pırıl pırıl parlıyorsun .
Ayın on dördüydü geldim sana .
Tirmandım durdum dağlara ...

Gece gündüz demedim ,
Yürüdüm durdum .
Bilsen nasıl yorgundum .
Sana vurgundum .
Hiç uyuyamadım .

Seni bekledim dağların önünde ,
Sen ardındaydın , biliyordum .
Sonra çıkıverdin , göründün ,
Aydınlandı dünyam .
Dağların doruklarında ,
Sen dolunay , ne güzeldin .
Bağırıyordum inan .
İşte , çıktı benim sevgilim diye ..
Sen duymadin , biliyorum .
Ama yalan söylemedim inan .
Dağlara sor , onlar şahidim .
Dolunay , sen , beni yaktın .
KIZ gibiydin , baktım .
Içimi ısıttın Dolunay ' ım ,
Aydınlandı dünyam .

Dolunay , sen gökte yanıyordun ,
Ben yerde .
Bilsen , seni ne çok sevdim ...!!!

*** *** ***

KAMİL İNSAN

İNSAN ' sın dedi ,
Akrabamsın dedi ,
O beni çok sevdi .

Gönlümde duruyor o günden beri .
ERDEM ' i var onun sağlam bilsin ki .
Öyle güzel ki , cesur yürekli .
.
.
_ " Ben dağa bağırdım , dağ bana . Sorduk birbirimize ;
_ ' ORDA İNSAN VAR MI ? ' "
.
.
_ Karanliktı , gördüm , bir güzel İNSAN .
Dedi ki " Rengim insan " ( * )
.
.
_ Dağlar altın olaydı , altının değeri olmazdı .
_ Bütün insanlar insan olaydı , İNSANLIĞIN ' da kıymeti olmazdı .
.
.
( * ) " rengiminsan " Kamil Aydemir ´ in , Renklerin toplamında severim seni adlı sirinden alıntıdır .

Karinca - erdem

*** *** ***


GURBET'TE BAYRAM

Bu gün neydi , bayram mı ?
Ne davulcu vardı kapı kapı gezen ...

Ne de davulun sesi :

Güm !! Güm !! Güm !!

Duyamadık bu sesi !

Ne de şeker toplayan ,
Koşuşturan çocuklar vardı .
Sokaklar boş ...
Sis kaplamış her yanı .
Kirli , paslı bir hava .

Bir şey göremedim ...
Bu ne ki !!

Bugün bayram mı ?

Ah ! o , gece vardiyası !
Ah ! o , uğuldayan tezgahların gürültüsü ...

Ah o gurbet ... Ah !!

Ne anamın mezarına varabildim ...
Ne de şeker toplayabildim ...
Ne de sokaklarda coşabildim .

Bu bayram mıydı ?
Bu ne ki !!

Ne sarılabildik ...
Ne de kahve içebildik dostlarımla ...

"SADE"
Severdik demi ..!!


Bu neydi ki !!
Her yeri sis kaplamış ...
Bir şey göremedim ki !!

Olsun be dostlar bir daha ya belki !!


*** *** ***

DÜZ OKLAR

Ok düz ise yaya alınır ,
hedefe fırlatılır .

Doğru olmayan okları ,
yaya sokmazlar .

Ancak düz oklar ,
hedefi vurur .

Evlatlar yetiştirmeliyiz ;
Hedefe giden düz oklar
gibi olsunlar .

Fırlasınlar hedefe doğru ,

Düz oklar gibi ,
hedefi vursunlar .

Düz oklar gibi !!!
.
.
.
.
_"Mesnevi´den okuduğum bir konudan etkilenerek böyle değerlendirdim . Ana kaynağı Mevlana´dir . "


*** *** *** ***

ÖZGÜRLÜĞE

O
Kanadı kırık, yaralı bir kuştu
Uçmak istiyor o
Uzaklara gitmek istiyor
Hele bir iyileşsin
Hele bir kendine gelsin
Kim tutabilir ki onu
Gökyüzüne
Bulutlara ucacak
Maviye değecek kanatları
Özgürlüğe uçacak

Özgürlüğe.!!


O
Güzel gözlü bir ceylandı
Vurulmuş
Yaralanmış
Ormanın derinliklerinde kala kalmış
Kuytulara saklanmış
Aman avcı vurma beni desede
Hain avcı onu dinlememiş
Kiymış ona
O ne vicdansız bir avcıymış.
Kapkara gözlerine hiç mi acımamış
Kuytulara saklanmış o
Etrafta kurtlar, cakallar
Fırsat kolluyor
Saldırmaya, parçalamaya
Ceylan bekliyor
Yarası bir geçsin hele
Yükseklere çıkacak
Yine uzaklara , güzelliklere
Hayata , yaşama
Özgürlüğe koşacak

Özgürlüğe.!!

Masallardan bir peri cıkar belki
Çıkarda geliverir.
Deyneğini oynatırda ne istersen
Hepsi gerçekleşiverir.

Belki zümrüd- ü – anka kuşu gelir
Çıkar oda masallardan
Dev kanatlarına alır uçurur seni
Kaf dağını aşırır
Sevgi dolu insanların olduğu
Mutluluk ve barış dolu olan
Yerlere götürür
Özgür olacağın ülkelere

Özgürlüğe.!!

O
Kolezyum´da bir cengaverdi
Özgürlük savaşçısı
Dimdik duruyordu
Arenanın ortasında
Gözleri bir noktada
Bakışları çelik gibi
Sert ve kararlı
İçinden haykırıyordu
Kazanacağım.
Elinde kılıcı , kalkanı
Başladı mücadele
Bir, iki, üç
Derken devirdi birer birer
Rakiplerini
Sonra kahramanca yürüdü
Durdu türbünlerin önünde
Kaldırdı kılıcını
Başı dimdik
Selamladı kıralı
Onurla
Gururla
Sonra yağız kara bir at
Ve açıldı kolezyumun kapıları
Dörtnala uçarcasına
Rüzgar gibi
Sürdü cengaver atını
Mutluluğa doğru

Özgürlüğe.!!

"Bu siirimi zorda kalmis çok sevdigim gençler icin yazdim. Zorluklar, ancak çok çalisarak asilir. Su an ailelerinden ayri kalmis, uzaklara gitmis evlatlarimiz var.Onlar ünüversitelerde istikballeri , gelecegi icin cabaliyorlar. Birde kazanamayipta kurslarda hazirliga gidenler var aranizda.
Sizler icindi. Sizlere ithafen...! "

*** *** ***

ZIRVEDE

Gitigim yerler uzakti
Çokta dikti
Yilmadim yürüdüm
Korkmadimda
Nihayet hedefi görüyordum
Iste taaa yukarlarda
Tirmandim yükseklere

Allah´im sana sükürler olsun
Bana bu kuvveti veren sensin
Allah´im sen ne büyüksün

Simdi çok farkli yerdeyim
Bulutlarin üzerinde
Zirvedeyim

Burada olmak ne güzel
Ne güzel uzaklara bakabilmek
Denizi, gölleri,buzullari
Sira sira dizilmis daglari
Seyretmek ne güzel

Zoru sevmelisin dostum
Korkmamalisinda
Sunu bil ki
Inaniyorsan basaracaksin

*** *** *** ***

BIZ VE GECE

Aksamdi çiktik yola
Yürüyoruz dagin ortasinda

Yavastan basladi
hava kararmaya
Karanlik çöktü
Ellerimizde fenerler
Sirtimizda çantalar

Etrafta yüksek daglar
Asagilarda akan
derenin sesi
Birde daglarin
sessizligi vardi

Sonra doruklarin
üzerinden
Çikiverdi dolunay
Her taraf isil isildi
Patikalar yikandi

Mohikanlar gibi
Durmadan
Yilmadan
Gece demeden yürüdük

Çok mutluyduk
Allah´im sükürler olsun
Sonunda basardik

Dilberdüzünde dolunay
Biz ve gece

*** *** *** ***

AGIT

Daglar agliyor ardindan
Sevenlerin agliyor
Ben agliyorum

Ögrendim düstü dediler
Inanamadim

Sonra düsündüm
Ugur düsmedi dedim
Düsmedi

Yildizlara uçuverdi
En yükseklere

Everest bile taaa
Asagilarda kaldi

K2´de
Mont Blanc´da
Everest´de
Cilo´da
Agri´da

Daglarin doruklarinda
Ocaklar kurdu

Bir daha hic sönmeyecek
Atesler yakti

Sen rahat uyu
UGUR ULUOCAK

Yattigin yerler nur
Cennet mekanin olsun

*** *** ***

OLMALI

Insan olmali
Mütevazi, kalender
Kendi küçüçük
Yüregi kocaman

Mert olmali
Dürüst, namuslu

Yükseklerden asagilara
Dereler gibi akmali
Saf ve temiz

Çölde esen yel gibi
Sicacik olmali
Isitmali

Sevgi dolu olmali
Düstügünde kaldiran
Hep kucak açan

Dimdik durmali
Daglar gibi dimdik

Egri, bügrü olmamali
Yunus`un odunlari gibi
Hep düz olmali
Biliyorum çok azlar

Olmali iste
Insan olmali

*** *** ***

HEY GİDİ DOSTLAR

Sevdiklerim, canlarım
Ne kalır benden
Ne kalır size ?

Onu sizler söyleyeceksiniz
Zamanı gelince.

Hani o son yolculuk varya
Hani tüm sevdiklerini
Bırakıp giderya insan...

Hani akıp sel olurya göz yaşları
Evinin odalarında hıçkırıklar
Sokaklara yayılır çığlıklar...Çığlıklar !!!

*** *** ***

MENEKSE

Menekse boynunu bükmüssün
Ne de güzel renklerin var
Morlar giymissin

O durusun masum
Nasilda öyle cefa ceker gibi

Ah be menekse
Sende benim gibisin
Istirapdanmidir, gamdan mi
Yoksa kederden mi
Sana bakinca içim burkulur

Hallarine içerlierim

Öyle garip durma be menekse
Öyle garip bakma
Bak gözlerim yasardi

Söyletme beni be menekse !!!

*** *** ***

Sonraki sayfaya devam >>>

ovit_kartali.jpg

HAYAT BAZEN ÖYLE...
....................BAZEN BÖYLE


Tükürüklerin arasında
Kokuşmuş pis sular akar
Akar derelerden alcaklara...
Mikroplar yayılır şehrin sokaklarına
Batar etine sivri sivri dikenler
Batar... canı yanar insanın...

Acılar debreşir, yaralar azar
Girdaplarda sıkışıp kalır insan
Pislikler denizde beyaz köpük köpük
Vurur sahile ... yığılır kalır...
Hava ağır... hava berbat
Boğulur... boğulur insan
Bu sıcak yakar... yakar kurutur
kıvranır insan ... kavrulur...

-----
Kasırgalar kopar yükseklerden
Şehrin sokaklarını süpürür.../yalar
Tertemiz olur heryer
Dereler pisliklerden arınır
Berrak...tertemiz çağlar
Kirlenmeden akar sütten ırmak gibi
Akar şehrin sokaklarına...

Ne acılar kalır... ne de hüzün
Nese saçılır, güler insan
Ne anoson kokan masalar
Ne alkol ... ne de zehir vardır...
Ney sesi duyulur
Nurlar yağar gökten
Nagmelerinde kaybolur insan...

Yıldızlar dökülür mavi şehrin üstüne.
Bir kadın fırtınalara karşı dağ gibi durur ...
Dag gibi ..................

......
Yanık bir şarkı çalıyor
İzmir hüzzam dinliyor şimdi
İzmir inliyor... beni çağırıyor
Ben ağlıyorum... ağlıyorum şimdi...........

----------------

"Çılgın bir rüzgarla geçiyor mevsimler ....
aramızda mesafeler ... mesafeler .. mesafeler...."(E.Koray


-----
Fikret Şimşek
Karınca



DAĞLAR ve ŞEHİR
_____İNSAN_____

DAĞLAR ve ŞEHİR // İNSAN
Küçük kız koştu sokakta
Yıldız saçları savruldu
Güldü bana bakıp
Kahve gözleri ışıl ışıldı
Döndüm ardından baktım
Ne kadar da neşeliydi
Ah! dedim
Hayat hep böyle olsa
Hep çocuk kalsa insan...

O dereler yükseklerde aktığı gibi
Tertemiz aksa...
Aksa... ah!

Gürüldeyen çavlanların sesi
İnletse sokakları...

Aşağılara inince dereler rezil olur
Zehir karışır... irin akar
Akar şehrin sokalarına...

Sevmiyorum iğrenç kokuları
Homurdayan arabaların sesini
Şehrin gürültüsünü
Manadan uzak yaşayan çıkarcı insanları
Sevmiyorum...

Benim dünyam tertemiz
Mana dolu...
İnsanın hası, canlarımı özlüyorum
Güzellikler nerde biliyorum
Biliyorum özgürlük nerde...

En münzevi hallerimle
Gideceğim özlediğim dağlarıma
Haykıracağım yine...
Haykıracağım sessizliğe
En güzel şarkılarımı söyleyeceğim
Uçurumlardan aşacak
Karşı dağlarda
Yankılayacak sesim
Buzullarda saplanıp kalacak
Haykırışlarım...

Karınca duracak şahikalarda
Etrafını melekler saracak...

"Erdem hoş geldin,
Özlemiştik" diyecekler
Sarılacaklar karıncalarına...

O, sonra yine şarkılarını söylemeye devam edecek...
Melekler sessizce onu dinleyecek...

"Aaaaaaaa...
Aşktan yana şansım yok
Ağlıyorum derdim çok (*)
Aşkımı kaybetmişim
Sordum sordum bulan yok..."

....

..../Bir gün umutlarınız sönerse, mutsuz hissederseniz kendinizi... Tek başına, yapayalnız, kimsesiz kalırsanız... Özgür olacağınız bir yer arayın. O yer nerde derseniz?... Bakın, size ne kadar yakın. Kaldırın başınızı... Üzerinizdeki gökyüzü... Önünüzdeki engin deniz... Maviler... Karşıda duran yüce dağlar... İşte özgürlüğünüz...
Hadi şimdi, ne olursunuz... Hatırım için bir kere gülünüz...

(*) Çöpçüler adlı şarkıdan alıntıdır. //E. Koray


Fikret Şimşek
Karınca
27/7/2004

**** **** ****


GÜL ve BÜLBÜL

güle sordum; aşk nedir?
dedi; bülbülü dinlemek...
dedim; sever misin ?
dedi; çok...
dedim; hiç güldün mü?
dedi; yokkk...
hep ağladım...çok ağladım...

bülbüle sordum;
dedim; aşk nedir?
dedi; gülü seyretmek...
dedim; kokladın mı?
dedi; yok...
dedim; ister misin?
dedi; çokkk.......
dedim solsun mu ?
dedi; yokkkk....
dedim aşık mısın?
dedi; çokkkk... çokkkkk.............

*** *** ***


BEYAZ GÜL//I

..../Gecenin sessizliği hüzzam şarkı gibiydi ....yayıldı karalar...
Penceremde bir tıkırtı duydum...açtım hemen...
Beyaz bir güldü... girdi içeri...

O güldü
Dedim; seni çok sevdim
Dedi; ben de seni
Gülüverdi...
Lâl oldu gece.../sonra
Baktım boştu odam.
Dışarda karalar... ben de yaralar...
Dalmışım o ara... uyuya kalmışım
Sonra yine karşımdaydı;
"Ben beyaz gülün... sana geldim"
Öyle güzeldi ki... gülüverdi...
Saçlarını topuz yapmış
Yüzü açılmış... ay gibiydi
Üstünde pembe, çiçekli geceliği
Bana; bakıp, bakıp güldü...
Bitmesin istedim gece
Melek gibiydi...
Dedi; uykum geldi
Sonra, gidiverdi...
Uçtu karalarda... kayboldu.
Kendime geldiğimde, yine karalar... karalar...

.../ Dolunayın yanı başında parlıyordu şimal yıldızı...
Gözlerimi hiç ayırmadan, baktım... baktım... baktım...

B e y a z _ b i r _ g ü l d ü
O _ g ü l ü v e r d i...
B e n _ ö l d ü m...

----

____/Uzaklardan bana bakarlar
Benimle hep sabahlarlar
Gökteki yıldızlar____(E. Koray )


Fikret Şimşek
9/7/2004


**** **** ****



BEYAZ GÜL //II

...//gül beyaz gül... sen solma... hiç solma...//

tomurcuğunda; sımsıkı sarılmış beyaz gül
katmer katmer, aç yapraklarını... aç beyaz beyaz...
sen hiç ağlama..kıyamam sana... hiç kıyamam...
giderim deme... sen gitme... beyaz gülüm... gitme...

geliver... yine gülüver...

ay gibi yan gece karalarına
karalar aysın, aydınlat dünyamı
sen gülüver...

gül beyaz gül...gitme karalara
gitme sen...
ölürüm sana... gülüm
sol yanımda kalanım...

melek kanatlarını açtın da uçtun
beyaz beyaz karalarda kayboldun...
o bayıltan gülüşlerin kaldı gözlerimde
beyciğim deyişlerin... seviyorum...
çok seviyorum deyişlerin...

ah!... ah!...
o, iç çekişlerin...

sen yine gel
yıldızlar dökülsün gökten
sol yanımda dereler çağlasın
şafakta firari umutlar gülsün bize...
aşk olsun canım
aşk olsun...

b e y a z g ü l ü m...
y i n e _ g e l _ h a d i _ y i n e _ g ü l ü v e r...
......

Fikret Şimşek
10/7/2004


*** *** ***

DİBE ÇAKILMIŞ BİR GEMİ GURBET

Uzaklar hüzün yüklü
Zamanlar acı, keder dolu
Dibe çakılmış bir gemi gurbet
Kımıldamıyor yerinden....

Treni bekledim
Kimse yoktu istasyonda
Kimse gelmeyecekti
Olsun dedim... bekledim...
Geldi koca tren
Kimse inmedi
Beni de almadı
Kimse de gelmedi
Sonra o düdük sesi
Yine ağır ağır hareket etti...
Sislerin içinde kayboldu gitti uzaklara
İçimde bir gariplik
Bakıp kaldım... boynum bükük
Ağladım ardından...

Memeleket tüter burnumda
Ah, şimdi yine evimde olmalıyım
Zeytin ağaçlarının arasında
Yemyeşil o dağın dibinde
Balkonumda kahvaltı keyfi
Çayımı yudumlardım sabah serinde...

Martıların sesini dinlerdim.../ sahilde
Yalınayak yürürdüm kumlara bata bata
Dostlar yine çınarın altında sahilde
Karşıda maviler .. sıcacık eserdi rüzgar...

Banklarda oturup denizi seyrederdim
Avare, aşk şarkıları söylerdim
İçim açılırdı yine
Bir hoş olurdum
Martılar bağrışır
Uçuşurlar mavilerin üzerinde
Beyaz beyaz... yan yan savrulurlar ..


Islanmayı özledim
Dökülmeli üzerime
Serin serin yağmur damlacıkları
Maviler çıldırtır beni
Dalgalar kudurmuş... /vurur
Vurur kayalıklara
Yavaş yavaş yürürüm
Islak ıslak... mavi mavi
Bir de bir şarkı çalmalı uzaklardan
Nağmeleri karışmalı dalgalara
O benim sevdiğim...
Mazimi anlatan şarkılardan
'Aşk oyunu bunun adı, ayrılınca kalmaz tadı'
Diye dinlemeliyim deli deli...

Gecelerde bir dost
O da dertli
O da gurbet kuşu
Bağırsam duyacak sesimi
O da yaban ellerde
Aynı benim gibi
Ondan anlarız birbirimizi
Biliriz... biliriz hallerimizi...

O da karalarda yapayalnız
Karalarda yaralı
Benim gibi mavilere... memleketine sevdalı...


Fikret Şimşek
Saat;04,30
Tarih 2/7/2004

*** *** ***


DEMİRCİ

Hey demirci!
Körükle ateşi
Dünya eğrilerle doldu
Kızdır demirleri
Yatır örse
Vuracağım tokmağı
Düzelteceğim eğrileri...

................


TANRIM

Hadi, bir anlaşma yapalım;
Sen meleklerini yolla
Ben kötüleri
Degiştirelim yerlerini...

Fikret Şimşek

**** **** ****


TÜNELİN SONU GİBİ BAKMA

dağılın hey bulutlar... dağılın
meleklerim insin... insin gökten
yine çığlık çığlık içimde şarkılar...

yine yıldızlar dökülsün
denizin dalgaları durulsun
maviler gülsün yine ikimize
martılar uçsun yüreğinden yüreğime..

sakın sen üzülme... sen hiç ağlama
hiç acımasın canın... canın acımasın
canım acır... çok acır...
kıyamam canına... kıyamam canımın içi
ceylan bakışların düşsün yüzüme
mıh olsun çakılsın
dağ gibi girsin yüreğime...

yaralarımı kanatma... kanatma
sen tünelin sonu gibi bakma...
seni aradım, tan yeri savrulmalarda
karaların vedasında... kızıl yayılmalarda...
maviye gülerken gökyüzü ...
gün doğdu...
güneşim oldun yeni doğan günde
dünyamı aydınlattın...

sıcacık içime işledi gülüşün
canımsın... canımın içi deyişin...
gülleri yedi verenler gibi açtırdın
dağları çiçeklerle donattın ..
şimdi niye uzaklardasın
sensizliğe isyanım... isyanım yokluğuna...

çıbanlar sardı vücudumu
sensizlik etimi ısırıyor
sensizlik zehirli bir ok
saplanıyor... saplanıyor sol yanıma
akıyor kırmızı... kanıyor...

ç o k... ç o k... i ç i m a c ı y o r....................


......
Fikret Şimşek


**** **** ****



MANOLYANIN KOKUSU


a)
Şarap rengi bulutlar savruldu
Kızıla boyanmıştı güneş
Battı ufukta...
Hevenk hevenkti kara üzümler
Döküldüler üzerime...
Karaları yapıştı her yanıma
Mil çekildi gözlerime
_______Karardı dünyam...

b)
_____Sol yanıma vurdu hançerler
Yüreğimde viyadüklerdi yıkılan
Çavlanlar döküldü gök gürlercesine
Ah!... ah!... diye feryatlarımın
Lal oldu çığlıkları
Volkanlar fişkırdı_____ derinlerden
Lavları aktı vadilere_____
Alev alev yandı kül oldu güzellikler...

c)
Güneş topladım____ ellerimle zulama
Dilimde kekre bir tat___yüzümde tebessüm
Manolyanın kokusu kaldı içimde...
__İki yanımda melekler__
Yıldızlara kilitledim rotamı...
Uçtum kasırgaların kanatlarında...
.
.
..../Uçtum evrenin sonsuzluğuna...



....
Fikret Şimşek


**** **** ****


____İKARUS

güzel çocuk, İkarus
yükseldi gökyüzüne
özgürlük çıldırtmıştı onu
mavi, beyaz bulutların üzerinde kayboldu
uçuyordu_____________ güneşi öpecekti
yaklaştıkça güneşe
_______ mumdan kanatları eridi
çığlık çığlıktı sesi, bağırıyordu

" uçuyorum .. uçuyorum... "

_______düştü İkarus
vurdu güzel bedeni...
_______maviler aldı onu...
.....
İkarus yaşadı binlerce yıldır____ yüreklerde ..
İsmini verdiler düştüğü denize____yaşıyor___
_____________________İkarus mavilerde...

.....
Fikret Şimşek

*** *** ***

KELEBEK ve BEN

'...../Merihli´de şiir dostum Aylin Antmen //ButterFly /içindi ...
Kardeşime sevgilerimle ...'


a)
Sevdalıydık
Kelebek ateşe
Ben sana...
Uçtuk ikimiz de...

b)
Döndü kelebek
Alevlerin üzerinde...
Kanatları; alaz, yalaz
Harlanmıştı biraz...

Ateşin sesi çıldırtıyordu onu
Son dansıydı
Bir tur daha dolandı
Sonra, alevlere daldı
Bir sesti ondan son duyulan...

c)
Kelebek ve ben
Yandık ikimiz de
Aramızda bir fark vardı;
O bir kere yandı
Ben bin kere !...

________________/Ateşle düet...

....

Fikret Şimşek

**** **** ****


GÜL SENDE

Ay'a baktım
Ay senle ...

Güne baktım
Gün senle ...

Güze baktım
Gül senle ...

Sen benle
Ben senle ...

Gül be gülüm
Gül sende ...

.....

**** **** ****

SEN ve BEN

Dedinki dün
Bende sen yoksun ...

Ondandır bu gün

Ben bende yokum ...

....
Fikret Şimşek

**** **** ****

KADRİ'NE KADRİ(M)

kaç kere söyledim
..............kaç kere...

on kere yüz kere
.............söyledim ...

seviyorum seni dedim
.............bin kere...

gelmedin vefasiz
.............bir kere..


" Niye bazı insanlar böyle ö z e l ?..
Niye senin kadar g ü z e l ?... "

..../Kadri'nin kadrine ... ( KERA `ya )



...
Fikret Şimşek


*** *** ***

---------DİNGİN VAKİT

//........ gece ne zaman sokağa çıksam
camları yalayan karaları görüyorum...
..........umutlarımı sırtlanıp,
dingin vakti bekliyorum...//

....
İki yüz altmış promili aşmışım
Yine deli deli esiyor zaman
Yine alaz savrulmalar
Kahroluşlar
Karalar
Ah!..Kan!...

Çiy vakti bir başıma
Dolanıyorum iskelede...
Deniz ne güzel.../mehtap...
Vurmuş yakamoz
Gümüş parıltılarda
Yanıyor yine maviler...

Yıldızları seyretim
Ay yüzünü gördüm
Dolunaya bakıp...
O gökyüzünde,
Ben iskelede
İkimiz de yapayalnız
Duruyorduk sessiz,
Kimsesiz...

Serçe kırılmalar
Şarap rengi yayılmalar...

Tan yeri yangınlarım oldu
Ateşi vurdu yüreğime...
Gecenin karalarını çektim ciğerlerime...
Kuşluk vaktine yakın
Dingin zamanları bekledim
Seni getirmeliydi yeni doğan gün
Üstünde siyah manton olmalıydı
Hani, giderken giydiğin...

Savrulmalıydı rüzgarda yıldız saçların
Sarılmalıydım doyasıya
Boynunda halkalanmalıydı kollarım...
Çıldırmaz mıydım o an
Bağırmaz mıydım mavilere...
Martılara söylemez miydim
İşte, ay yüzlüm, benim aşkım
....."Sevdiğim geldi " diye haykırmaz mıydım
Güzelliğin öldürmez miydi beni
Beyaz bir kısrak gibi durunca sen...
Yanmaz mıydım ateşinle
Geceler boyu...

Ah! .....kahretsin!

Sen , ey galaksinin en güzel kızı!
Zamanların en berbatı
Yüreğime düşen cemrem
Gel be ay yüzlüm,
.......deniz gözlüm
Gel de yakalım efeler gibi konakları...

...........Kahretsin!

Omuzlarım düşük bekledim
Beş kırkbeş vapurunu
Ufukta görününce
İrkildim, dirildim birden ...
İşte , yine aynı heyecan
Yaşayacağım tekrar o ânı
Belki bu sefer dedim...

Yanaştı vapur
İndi yolcular
Bir bir geçip gittiler önümden...

Yoktun!...
Ah!..........yoktun
...............Vuruldum!
Öldüm ben yine!...

.............Kahretsin!...

Yine çekildim kenarlara
İçimi çeke çeke hıçkırdım
Yaralarım depreşti
.................Sızladı
................Kanadı
Kan damladı iskeleye ...

.............Kahroldum!...

Cemreler düştü, kaç mevsim
Kaç bahar geldi geçti...
Yüreğime düşen cemremdin sen
Ne güller açtı
Ne de bülbüller öttü...

Karaları çiğnedim çiy vakitlerde
Umutlarım kara bulutların ardında kaldı ...

Gündü
Ne ışık vardı
Ne de ısıttı beni güneş...
Her yer karanlık
Katran karası gibiydi
Yine ağladım...

Gelmedin ya...
Gelmedin!

Omuzlarım çökük
Yürüdüm ağır ağır
İskelede aktı göz yaşlarım...
Belki bir gün diye
Dingin vakitlere kaldı umutlarım....

//.........Çiy zamanlarda arayacağım aşkımı,
sevgimi taşıyacağım dingin vakitlere...
Tan yeri yangınlarında,
yine iskeleye ölmeye gideceğim...ölmeye!.............//
......
.....
....
..
.......Karınca _Fikret Şimşek_Erdem



**** **** ****

YANDIM

Güneş dünyayı ısıttı ...
Sen beni !...
Ay geceye yandı ...
Ben sana !...
.
.
_ ( ? )


*** *** ***

SEV DE GÜLEYİM

Küçücük bir kalbim var ,
Avuç içi kadar .

Sana geldim ey yar ..!

Karınca kadar ,
kocaman yüreğimle ..!

Sev de güleyim ..!!
Yoksa öleceğim ..!!
.
.
.
.
F. Şimşek

*** *** ***

GELMEDİN

Ne içimdeki firtına dindi .
Ne de o ateş söndü .

Bir yudum su olsa yeterdi .

Vermedin ki içeyim ...

Sonra öleydim ! ..
gelmedin be vefasız !!...


*** *** ***

YAR

Ne serden geçti
Ne de senden bu gönül .

Kapına geldim ;
Ya al beni yanına .
Ya da çıkta vur .

Sensiz zaten yaşamıyorum ...


*** *** ***


**** **** ****

YOKSUN

Kara bulutlar sardı gök yüzünü
Bende yine karamsar savrulmalar

Ürktüğüm korktuğum gecede
Ay gibi yandın dünyama
Umudum oldun
Karanlıklarda ışığımdın...

Tutmaya çalıştığım ama tutamadığım
Bir görünüp bir kaybolan serap gibiydin...

Yalnızdım yine sen yoktun
Karanlıklarda yittin sessizce
Gel desem, yalvarsam nafile...
Biliyorum gelmeyeceksin
Ama bil ki ben hep seni bekleyeceğim
Karıncalar gibi kış uykusundayım...

Gel be sevgilim
Gel de bitsin bu ıstırap
İsyanim sanadır...
Yalnızım şimdi
Yoksun ey sevgili... yoksun...
----
---
--
.....Fikret Şimşek.....


**** **** ****

İSMİN

Yıkılan duvarlara
Yanan ocaklara
Dinmeyen göz yaşlarıma
Yazıyorum ismini

Gökyüzü durgun
Denizde dalga yok
Martılar bana sorgun
O niçin gitti diye

Ölsem de unutamam
Çünkü seni sevmiştim
Kalbimin sonsuzluğuna
Yazılmıştı senin ismin


Fikret Simsek

**** **** ****

>>>>ATEŞLE DÜET>>>>


Onun adı Ay'dı
Bana yandı...

O aydı
Ben aydım...

Gecem aydı...

O yandı
Ben yandım...
....
...
..
.
.
Fikret Şimşek - Karınca



**** **** ****

GÖNÜL - 1

Suret ehli isen , var git yoluna .
Bize , gönülden sevecek ,
Dost gerek .
Canından , can verecek ,
Öyle bir ; Canan gerek !

*** *** ***

GÖNÜL - 2

Gönül dosta seslenir :

Cann !
Cannn !
Cannnn !

Dost ses verir :

Canımm !
Canımmm !
Canımmmm !

*** *** ***

GÖNÜL - 3

Suret değil manaydı .
Gönül , yarini buldu .
Cananım , canım diye ,
Saadet ile doldu !!
.
.
.
_Ve bir ömür , uzun yıllar geçer öyle ... Neşe ve muhabbet ile ...!!!


*** *** *** ***


SEVGİLİM

Sen , Allah´hımın ...
Bu Davutkadı delikanlisına ,
gönderdiği , en güzel hediyesin .

Damarlarımda kansın .

Sevdamsın .
Aşkımsın .

Meleğimsin .

Sen benim canmsın !


Beni Allah yarattı ,
Mutlu eden sensin .

Sevgilim sen benim herşeyimsin ...!


*** *** ***

GÜZEL ÇOCUK

Sen , güzel çocuk ;
Bir gün , karanlıkta kalsanda ,
Karıncalar gibi umudunu yitirme .
Güzel bir dünyan olsun seninde .
Çık dehlizlerinden , aydınlığa .
Yürü uzun yollarda , çık yükseklere .

Alperenler gibi güçlü ,
Onlar kadar kuvvetli .
Yiğit çocuk , güzel çocuk .
Karıncalar kadar cesur yürekli .
Hiç eğilmeden yaşa bu dünyada .

Erdem , onur , seref .
Boynunda asılı madalyaların olsun .
Sevgi , barış, kardeşlik ilkelerin olsun .

Yıldırımları tut ellerinle .
Dağıt kara bulutları nefesinle .
Beyaz güvercinleri uçur ,
Gökyüzüne , maviyi öpsünler .
Haykır , sesin yırtsın karanlığı .
Haydi , bin melek kanatlı atına .

Uçursun seni güzel çocuk ...
Uçursun güzel yarınlarına !...




Fikret Şimşek
....
...
..
.


*** *** ***

GÜLSÜM

Gülsüm onbeşinde henüz .
Köşe başında takılmalar ...
Etraf da alaz yalaz bir gece .
Tenhalara sinmiş godoşu .
Satılan küçük bir çocuk .

Yazık ...!

Pencereleri yalıyordu karanlık .
İsyanlar duvarlara vururken .
O yapmacık sahte gülücükler ...

Gülsüm nasıl gülsün !

Rutubet kokulu bir hotel odası ...
İğrençliklere sahne burası .
Dizilmiş sırada bekler zamparalar ...
Haykırıyor hoyrat davranışlar .
Çirkin bir tablo onun halleri ...
Sübyan yüzünde boyalar ...
Gülsümü anlatıyor manzaralar .
Satılık körpe bedeni .
Yerlere savrulmuş ...
Solmuş gülleri ...

Solmuş ...!

Gülsüm nasıl gülsün !

Çocuk yüzünde masum bakışlar ...
Ürkek serçe , yana kaçışlar !
Yarım kalmış , güzel oyunlar ...

" Elma dersem çık , armut dersem çıkma "

Kulaklarında hala duruyor o bağırışlar .
Mazi olmuş o güzel zamanlar ,
Gerilerde , hayal olmuş hatıralar .

Ellerinde kınası olmayacak onun hiç .
Beyaz gelinliklere bakacak vitrinlerde .
Akşam evinde kocasını beklemiyecek .
Çocukları cıvıl cıvıl etrafında koşmayacak ..
Karaları bağlayacak hep ..

Aglayacak ...!

Aynalara vuracak hıçkırıklar ...
Aynalar paramparca !
Hep acı , hep keder !
Bitmez isyanları ...
Bu mu ona kader ...!
Söyleyin hey insanlar ...!

Gülsüm daha onbeşinde ,
Şerefsizlere sermaye olmuş .
Gülsümlere yazık ...!
Yazık efendiler ...!

Gülsüm nasıl gülsün ...?
.
.
.
Erdem karınca

*** *** *** ***


SOKAK ÇOCUĞU

Onun ellerinde bali ,
Gözlerinde kan .
Çekiyordu iğrençlikleri .
Girdabın son noktasında ...
Varoşların kimsesiz çocuğu .

Mayın döşeli sokaklarda ...
Yangınların ortasında .

Yüzü beyaz , kar ayaz ,
Saçları darmadağın ...
Paltosu yırtık , karnı aç .

Bu gece soğuk !
Bu gece zor olacak !

Gecenin örttüğü
pislikleri çekiyor içine ...
Gözlerinde kan ,
Elinde bıçak ,
Başında yıldırımlar .
Fırtına koptu kopacak ...
Ya vuracak !
Ya kıracak !
Ya da kendini yakacak !

İnsan olamayan ıdareciler !
Sizin eseriniz bu çocuklar .
Memleketimi soyan çıyanlar !
Sizi başı ezilesiler !
Parti menfaatleri , kişisel menfaatler ...

Devletin parası deniz ,
Yemeyen keriz deyenler .

Sizin çocuklarınız kolejlerde ...
Varoşların çocukları alt geçitlerde !...

Alın eserinizi !
Alın görün !...

Birazdan kopacak fırtına ...
Birazdan camlar yine paramparça .
Çocuğun kafasında intikam !!

Ya kendini yakacak !
Ya birıni vuracak !

Suçlu kim ?
Bu çocuklar mı ?
Onları bu hale düşürenler mi ?
.
.
.
İstanbul´da kimsesiz çocukların yurtları masraflarını karşılıyamadığı için bazıları kapatılacak diye duyunca yazmıştım bu şiirimi .
Millet pop starları puanlayıp o şarlatanları zengin etsin . O çocuklar sokaklarda kalsın ... Magazinciler kendi havasında ; vur patlasın çal oynasın . Sosyal dayanışma kurumları sizleri bekliyor . Bir gün sigara içmeyin , bir gün meyva yemeyin , bir gün bu çocuklar için bir şeyler yapın .

Karinca Erdem


*** *** ***


İ k i g ö z ü m

can dostum ;
gitmelerine dayanamam ,
yokluğun yakar beni ...
iki gözüm , ağlarım .
sakın gitme !
dağlar gibi duruşuna yandım .
dolunaya bakar gibi baktım .
karanlıklarımı aydınlattın .

a y y ü r e k t i n

K a m i l A y d e m i r

i k i g ö z ü m

önce insandın, sonra şair .
sevgi yurdundu senin .
çocuklar , acı , hüzün ,
sevgi , kardeşlik ...

i n s a n d ı

şiirlerin senin .
derdin hep ;

i k i g ö z ü m

uçurtmalar uçurduk birlikte ...
melekler vardi püsküllerinde .
beyaz güvercinler saldık bulutlara .

görmediler , duymadılar ..
yine magazin programlar revaçta ...
sansasyon peşinde millet ...
aldırma be iki gözüm .. aldırma ..

r e n g i m i n s a n

bizi bilen bilir .. bilmiyen neylesin .
eğer gidersen bağıracağım ..
ya duyun bu can dostumu ..
ya da bogacağım karanlıkları ..

yakacağım ! kıracağım camları !!..


*** *** ***

ÖZGÜR İNSAN

Allah'a mahsus olsa da yalnızlık ,
İnsan da yalnız kalır .
Hayat bu .

Yalnızlık aslında zor gelir .
Lakin , yalnız insan özgür insandır .
Yalnızlığı en güzel dostudur insanın .
Onda ne yalan vardır , ne riya ,
Ne de kötülükler ...

Manayı bulmalı insan ,
Gönlüne koymalı , yaşatmalı ...

Deniz gibi engindır ,
Dağ gibi onurlu !

Gök yüzünde ay da yalnız ,
Yıldızlar da yalnız ...
Ama hiç şikayetçiler mi ?

Her gün yeni bir gün ,
Karanlıktan aydınlığa ,
Onun için doğmakta .
Güneş onu ısıtmakta ,
Gece ay , yıldızlar onun için yanıyor ...
Karanlığı aydınlatıyor .

Dağların şahikasında durmalı yalnız insan ...
Gürül gürül akan , derenin sesinde uyumalı .

Sarıl yanlızlığına sen ...
Ey ! ö z g ü r i n s a n ... sarıl , sarılabildiğince !!...

Karınca Erdem


*** *** ***

ÖNCE İNSAN

" kötü insan ,
bir gün ölsen ,
ne kalırdı ki senden ...
ne kalırdı ? . "

dedin ki hep ; " benim ben ! "
kırdın gönülleri .
olamadın sen ,

i n s a n !...

önce insan , sonra yine ,
yine milyon kere ,

i n s a n !...

bilmeli ki , sonra iman .
önce olmalı insan !

önce insan olmalı ,
insan !...
uçardı meleklerin önünde ,
bembeyaz göklerde .
nur , mana ve güzellikler onun olurdu .
olamadıysan sen i n s a n .
anılmazsın , kendini yırtsan !!..
.
.
.
_Dünyaya gelmiş en değerli varlık İNSAN .
Vicdanı vardır .
İki kaşın arasındadır . Bütün güzellikler de ,
kötülükler de oradadır . İnsandan güzel varlık yoktur .
erdemi de , sevgiyi de , saygıyı da , kini , nefreti de
oradadır insanın .

Ne mutlu insan olabilene !!..

küçük karınca - erdem

*** *** ***

FİRAVUN

firavun altını çok severmiş .
sanarmış hepsi onun .
doldurmuş mezarına .
sanmış ki , götürecek yanında .

ondan zengini gelmedi ,
bu dünyaya .
zenginliği kaldı mı .
zalimliği anıla !..

Erdem - Karınca


*** *** ***





<<<< HUZMELER >>>>

<<<< Karanlıkta Yıldırım huzmeleri >>>>

Çok derinlerden kaynar dağlarda sular
Tertemiz iksir gibi, akar vadilerden
Yükseklerden dökülür aşağılara
Şelalelerden, derelerden
Akar sular, kirlenir alçaklarda
Şehrin pis sokaklarında...

Bebek doğar
Bebek ağlar
Bebek güler
Bebek güzel

Bebek tertemiz...

Yürür, koşar
Büyümüştür artık...

İstikbalini keşfetmis güzel çocuk
Kara bulutların arasından
Toprağa iniyorsa Yıldırımlar
Tut ışık huzmelerini, al ellerine
Korkma yanmaz ellerin
Işık saçan huzmeleri çek içine...

Çık dağların şahikasına
Haykır!
Yıldızlar duysun sesini...

Haykır! ey güzel çocuk
Melekler dinliyor seni...

<<<<<< Huzmelerin karanlıktaki ışığı >>>>>>


.....
....
...
.
Karınca-Fikret Şimşek


**** **** ****

İNSAN ve ERDEM

Yürüyordum , Kaçkarlar´da ,
Karşımda yüksek sivri sivri dağlar .
Bağırdım dağa , sordum ;

Orda insan var mıııı ?...

Dağ da bana bağırdı ,
Cevap verdi ;

Orda insan var mıııı ?...

Ben yanlızdım .
Dağ yanlız .
Durduk öyle ikimiz de .

Dimdik .

Dağ bana baktı , ben dağa baktım .
Karşılıklı bakıştık .

Sonra bana dedi ;
Senin adın ne ?
Dedim ki Erdem .

Sordu bana ;
Dağda ne arıyorsun ERDEM ?
Dedim , İNSAN arıyorum ... İNSAN ...!!

*** *** ***

O R K A N

Deli deli esti O r k a n
Benim yüreğimde V o l k a n .
Sokaklarda o ses ,
Kaplamıştı her yanı .
Soluyorlardı , nefes nefese ,
Beyaz atlardı koşan .

Vuuffff .... vuufffffff ... !!

Esiyordu O r k a n .
Yüreğimde V o l k a n .

Ağaçlar savruldular ,
Sandım ki yıkılacaklar ,
Gök yüzü pırıl pırıldı ...
Yiıdızlar süslemiş ,
Gecenin karanlığını .
Bulutlara takılmışlar ,
Uçuyordu uçurtmalar ,
Rengarenktiler .

Vuuffff .... vuuffffff ... !!

Esiyordu O r k a n .
Yüreğimde V o l k a n .

Bana neleri hatırlattı ;
O , İstanbul ´da ki acıları ...
O , akan göz yaşlarını .

İstanbul ´da yerde kaldı o kan .
Yüreğimde V o l k a n .
O yiten canları düşündüm .
O kalleşçe vurulan canları .
Bir kız vardı içlerinde ,
Beyaz bir güldü ,
Yerde yatıyordu ,
Beyaza kan deydi , oldu al .
Şimdi yatar İstanbul ´da .

Rüyama girmişti , bana dedi ;
_ Erdem amca ;
_ Ölüm Allah ´ın emride ,
_ Bu neydi be amca ?
_ Daha on yedimdeydim .
_ Gülüyordum , öldüm .
_ Öldüm ben amca .
_ Kalleş bir oyun oynandi .
_ Kurban edildik .

Vuuffff .... vuuffffff ... !!

Dışarda O r k a n .
Yüreğimde V o l k a n .


*** *** ***

SİZE ÇİÇEK TOPLADIM

Dağda bir adam vardı .
Başına çiçekler taktı .
Yer , Gök , Ay ,
Yıldızlar ona baktı .

Dağlarda şarkılar söyledi .
Dağlarda güldü .
Dağlarda ağladı .

Aslında cok susamıştı .
Dağlardan su içecekti .
Çiçek topluyacaktı .

Çıktı adam dağlara .
Ta doruklarına vardı .
Çiçekler topladı ,
Buz gibi sularından içti .
İksir gibiydi o sular .

Aylar geçti , adam bir gün ,
Merihli ' ye geldi , dağları anlattı .
Sevgiyi , dostluğu , kardeşliği anlattı .
Dostlar edindi .
Onları sevdi .
Onlarda onu sevdi .
Ben e r d e m dedi .

Ey , güzel insanlar !
Ey , benim canlarım !

Sizin için topladım çiçekleri .
Mis gibiydiler , kokladım .

Kirlenmemişler .
Kirletilmemişler .
Tertemizdiler .

Anber kokuluydular .
Yükseklerden topladım ,
Dağların doruklarından .

Size benden hediye ...
Anarsınız bir gün beni diye .
.

*** *** ***

KAHVE ve İNSAN

Küçücük fincanlarda ;

" Kahve "

Şekerli ,
Orta ,
Sade ,

Içene keyif verir .

İnsan olmalı ;
Keyif vermeli .

Ne hoş , ne şeker insan ,
Diye anılmalı .

" İnsan " diye taktir edilmeli .

" Sade insan "
" Şeker insan "
" Güzel insan "

İnsan kendini sorgulamalı :
Ben nasıl insanım ?
Kahve nasıl ?
Şekerli mi ?
Orta mı ?
Sade mi ?

Ben soruyorum ;
Acı kahve var mı ?

Yok !

Fakat ; acı veren insan çok ...!
.
.
.
Aci veren insanlar umrumda değil .
Ama Şeker insanlar ...
Güzel insanlar , çok yasasın . Çünkü ; Dostlarının onlara ihtiyacı var .

Siz de sorun kendinize ; Ne veriyorsunuz insanlara ; Sevgi mi , saygı mı , güzellik mi ? Yoksa acı mı ...!!!


*** *** *** ***





GÖÇMEN KUSU

Seneler olmus uçali
Taa uzaklara gitmissin
Bir dahada dönememis
Kala kalmissin
Gurbet ellerde
Senede bir
Uçar gelirsin yurduna
Için içine sigmaz
Nede sevinirsin
Dostlarini görürsün
Sevinç yumagi olusur
Çosar çosarsin
Dogup büyüdügün yerleri
görürsün
Çocuklugun, gençligin
Canlanir yine
Anilar tazelenir

Sonra

Yine vakit gelmistir
Hiç dönmek istemesende
Sayili gün bitivermistir
öyle hemende
Yine gitme zamanidir
Yine kanat çirpar uçarsin
Son kez geriye bakar
el sallarsin

Kalan canlarindir

Gözünde yaslar
kalbinde sevgi
Sen,uçar uçar uçarsin
Yine seneye dersin
Vuslati beklersin
Yine o sicak sarilmalari
hayal edersin

Uzaklara uçar kanat çirpar
Göçmen kusu

*** *** ***

DENIZ VE BIZ

Hani; denize ag atacaktik
Hayallerimizi tutmak için
Hani; bir evimiz olacakti

Beyaz boyali
Mavi panjurlu

Agaçlar dikecektik bahçesine
Erik, kiraz, visne

Çiçekler ekecektik
Hanimeli,sardunya, ortanca

Rengarenk kokan güllerimiz
olacakti;
Sari, kirmizi, beyaz

Hani: kumsaldan tas sektirecektik
Denize

Gece yildizlari seyredecektik
Yakomuzu; isil isil
Dalgalarin sesini dinliyecektik

Yagmur yagdiginda
El ele yürüyecektik sahilde

Sonbaharda
Uçurtma yapacaktik çoçuklara
Uçuracaktik gök yüzüne
Bulutlara

Hani be canim! Hani!

*** *** ***



*** *** ***

CANIM ANAM

Genceçiktin be anam genceçik
Daha doyamadan nasilda gidiverdin
bu fani dünyadan

Gittin anam gittin
Nasil yandik ardindan nasil
Ah benim canim anam
Yillar oldu sen gideli
Yine gözlerimde yaslar

Seni ariyorum güzel anam seni
O mis kokunu ariyorum anam
Nasil hasretim bilsen sana

Birden gittim gerilere
Hani birlikte oldugumuz
Mutluluk dolu yillara
Cocuklugumu, gencligimi
hatirladim

Ah! be anam
Ah! benim canim anam

Rabbim bilir biz ne bilelim

Anam sen cennete layiksin
Allah´im anama cennet
Ona nurlar ihsan eyle
Gözü yasli bu yavrusunun
dualarini kabul eyle

Ne güzel yürekliydi
O sanki melekti
Ah!benim canim anam

Geldi gecti ömrüm sana hasret
Gittin anam biraktin bizleri
Öksüz kaldik
Öksüz kaldik agladik...
Yandik yandik be anam!!!


*** *** ***

fikosimsek@web.de

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın