|
Gök mavi denizken...
“Anne deniz neden mavi?” diye sordu çocuk.
Anne elinde tuttuğu kovayı
yere bırakıp, dalgaların yaladığı kumsala
oturdu; çocuğunu da kucağına aldı. Yüzlerini
denize döndüler. Anne parmağıyla denizi işaret
edip anlatmaya başladı:
“Deniz hiç bilmezmiş neden
mavi olduğunu, dalga dalga yol aldığını.
Parçalansa, bölünse, biri avuçlasa bir
damlasını; rengini kaybeder, mavisini
yitirirmiş. Sonra bir gün deniz derin sulardan
çıkıp, başını göğe kaldırmış. Doygun maviyi
kimin bahşettiğini bulmuş. Onu besleyen, dalga
dalga yoğuran, rüzgarıyla okşayıp yağmuruyla
doyuran...”
Anne
sözün burasında çocuğa sarılıp sürdürdü
masalını:
“Onu kucaklayan
gökyüzünden rengini aldığını anlamış.”
Çocuk annesinin yanağına
bir öpücük kondurdu. Kovada yüzen balığı aldı;
küçük paytak adımlarla koşup, denize bıraktı.
Anne çocuğuna:
“Deniz, balığı neden suya
bıraktın yavrum?” diye merakla sordu.
Çocuksa küçük gözlerini
kocaman açıp:
“O da, çocuğuna anlatsın
diye,” dedi.
Anne çocuğuna sımsıkı
sarıldı, gülümsedi ve daha çok masallar
anlatacağına söz verdi.
|