maviKAN

"her şey insanla güzel,her şey insan için."

ANA SAYFA

 

   Seçkin AKBAL

biga atatürk anadolu lisesi 10.sınıf öğrencisi

SEVGİ DÖNGÜSÜ

bu yazı

çanakkale il kültür  müdürlüğünce yapılan nevruz konulu yarışmada liseler arasında 1. olmuştur.

 

 

 

                                                           

 

            Muhteşem bir düzeni var evrenin. Dur durak bilmez nefes nefese bir hareketlilik içinde; ama bir o kadar da sessiz, sakin, huzurlu.

            Milyarlarca yıldır, sürer gider bu sakin hareketlilik. Dünya, diğer arkadaşlarıyla döner durur Güneş’in etrafında. Yaramaz çocuklar gibi koşuşturur dururlar. Güneş ise anaç değil, daha çok babaç bir tavırla ciddi, sinirli, delici bakışlar fırlatır çocuklara. Sert erkeklerden hoşlanan bekar yıldız kızları da göz kırpar durur Güneş’e. Ay’ın ise ayrı bir yeri vardır uzayda. O kadar kendine düşkün o kadar süslüdür ki; Her yerini aynalarla bezemiştir Ay. Dedikoducu yıldızlar arasında kulaktan kulağa dolaşır bencilliği. Yine de aynalarından yansıyan ışığı sevenler ses çıkarmazlar bencilliğine ve güzelliğini süslülüğüne yormadan edemezler.

            Durmak bilmez evren, bir dakika dinlenmez sürer gider… Yıldızlar göz kırpmaktan, Ay aynalara bakmaktan sıkılmaz. Güneş bir türlü silemez yüzünden o ciddi ifadeyi. Ve dünya döner durur…

            Her mevsim  toprakta  atar kalbi Dünya’nın. Sonbahar silker üzerinden uyuşukluğu, Kış’a hazırlar onu. Kış geldiğinde en büyük sürpriz Toprak Ana’nın habersiz düğünü olur. Bir yıldır onu bekleyen Doğa  sevdiğine kavuşur. Ve baştan giyer beyaz gelinliğini Toprak..

            En güzel mevsimi Kıştan sonra gelir Dünya’nın. Başında kavak yelleri eserken henüz balayındaki Doğa’nın. Öyle özel bir büyüsü vardır ki baharın Ay bile kendinden başkasına ilk kez bakar bahar hakim olduğunda Doğa’ya. Bir anlık bile olsa sert ifadesi siliniverir Güneş’in. Hatta yıldızlar bile Dünya’ya göz kırpmaya başlar. Kalp atışları hızlanır Dünya’nın. Nabzı uyandırır toprağı ve kışın uyuyanları. Kulaklarında romantik bir melodi çalar, pembe gözlüğünü takar ve pembe hayallere dalar…

            Uyanırken aksi aksi kikirdeşir sincaplar. Ama görünce baharda yeni yeşeren meşe palamutlarını; ağızlarının suyu akar, unutuverirler kızgınlıklarını. Pembe pembe kızardığında Dünya, göz kırpan yıldızlara olan utancından, leylekler de anlar yolculuk vaktinin geldiğini ve ısınan bölgeye damlayıverir. Gelirken de şöyle bir kolaçan ederler balık çiftliklerini, pirinç tarlalarını.Bakmayın obur olduklarına asla ödün vermezler çırpı bacaklı hallerinden. Koyunlar kuzularını bu mevsimde tanıştırır doğayla, en güzel halini görsünler diye ilk kez.

            İnsanlar da aynı heves içindedir, Dünya’nın kulaklarında çalan şarkıdan olsa gerek Aşk Meleği kol gezer insanların arasında ve tatlı bir rüzgâr gibi eser yüreklerinde. Uyandığından beri faaliyette olan toprağın yeşerttiği, bin bir renge boyadığı ürünlerine bakarak hasat mevsiminin hayali kurulmaya başlanır. Oysa şu an bile kimsenin bitmesini istemediği bir hayalin içindedirler.

            Hayal sanki gerçekten hayal gibi, rengarenk oluverir Dünya. Cennet bahçelerini andırır, Aşk Meleği’nin yabancılık çekmemesini ister gibidir adeta.

            İşte bu yüzden adı geçtiğinde bile baharın, hızlandırır kalplerini insanların ve neşeyle doldurur zihinlerini. İşte bu yüzden tatlı heyecanlar eksik olmaz baharda ve bu yüzden böyle coşkuyla kutlar Türkiye’m Nevruz’u, baharı…

             Hani hiç durmazdı evren… Nefes alacak vakti bile yoktu hani… Yavaşlar evren sakin sakin, kalp atışları yavaşlar ve atmaz olur o anda. Tüm evrenin; Güneş’in Ay’ın yıldızların hatta Dünya’nın; toprağın, ağaçların, çiçeklerin, dünyadaki tüm ülkelerin kalbi Anadolu’m da atar o an çalan davulların eşliğinde. Yaşlı ninelerin, genç kızların,yaramaz köy çocuklarının, fidan gibi delikanlıların kalpleriyle birleşir sanki her şeyin kalbi ve birlikte coşar birlikte taşar bu HAYALİ kutlamak için. Halaylar çekilir, horonlar tepilir, yorulmak olmaz o gün.Adeta tüm evren enerjisini verir yaşlı nineme, genç kızlarıma, fidan delikanlılarıma…Kardelen çiçeği de açar ayaklarının dibinde gülümser onlara ve son kez baharın geldiğinin haberini verir. Sonra yavaş yavaş durulur her şey, yavaşlar davulun sesi ve çalmaz olur sonunda. O an birlikte olan tüm kalpler yerine döner ve atmaya başlayıverir yeniden tüm evrenin kalbi, sanki zaman durmuş gibi, ya da gerçekten bir hayal gibi. Güneş eski sinirli ifadesine, Ay bencilliğine kavuşur. Kaldığı yerden devam eder yaşam.

            Her güzel şey gibi çabucak bitince bahar, Güneş takar şişe dibi gözlüklerini ve diker alev alev bakışlarını üzerimize. Kahverengi ve koyu yeşile çevirir öfkesi o rengarenk bahçeleri. Dünya çıkarır pembe gözlüğünü eski haline döner. Toprak ana sevdiğinden ayrılmanın hüznüyle çekilir kendi köşesine. Gelecek yıl yine giymek üzere sandığa kaldırır beyaz gelinliğini. Ve gelecek baharın hayaline dalar gider…

                                                                            Seçkin AKBAL

                                                                             10 Fen-A    343

                                    

 

iletişim