giresunakyoma.sitemynet.com
logo.jpg

Ana Sayfa
Videolar
Yeni Fotoğraflar
Fotoğraflar-1
Fotoğraflar -2
Tarihten Foto
Karma Foto
Sohbet
Yerel Sözlük
Masaüstü
Giresun
Fındıkve Kiraz
Taflan ve Sırgan
Köşe Yazarları
Alabalık
Yaylalar
Akyoma Beyleri
Bizim Gençler
Tel.Rehberi
Konuk Defteri

Taflan ve Sırgan


taflan2.jpg

Taflan (Gürcü Kirazı,Karayemiş)

T A F L A N (Gürcü Kirazı/Karayemiş)

Nisan-mayıan, rutûbetli ve gölgeli yerlerde yetişen 2-6 m yüksekliğinde yaprak dökmeyen ağaçlar. Yapraklar çok kısa saplı, derimsi, tüysüz ve oval şekillidir. Çiçekler 30-35 tânesi bir arada olup, gruplar teşkil ederler. Meyveleri 1 cm çapinda kiraz görünüşünde parlak, koyu kirmizi veya olgunlukta siyah renktedir. Avrupaya Istanbuldan yayilmiş olup, süs bitkisi olarak yer yer yetiştirilmektedir. Lâz kirazı, Gürcü kirazı ve Karayemiş olarak da bilinir. Kullanildiğı yerler: Bitkinin yaprakları siyah hidrik asit veren bir glikozit taşıması sebebiyle zehirlidir. Bu yüzden yapraklarının baharat olarak kullanilması tehlikelidir. Fakat yapraklardan elde edilen taflan suyu öksürük dindirici olarak kullanılır. Tâze meyvelerıyse meyve olarak yenilmektedir. Kurutulmuş meyvelerinin tohumlarıysa şeker hastalığına karşı kullanılır. Tâze meyvelerı taş düşürücü olarak da kullanılmaktadır.
Vatanı Anadolu olup, yurt dışına giden ve isim değiştiren; Hafız Ali üzümü (Bolgar) (TOK 42. sayı), Lâle, (İstanbuldan Hollandaya gitmiş, Osmanlı sarığına benzediğinden Tulip ismi verilmiş), Gül İbrişim, İstanbul Akasyası (1787de İstanbuldan Avrupaya götüren İtalyanın ismine izafeten Albizzia julibrissin), Kiraz (680 tarihinde İtalyaya Doğu Karadenizden götürüldü Prunus cerasus-Giresun Eriği ismini aldı) gibi Karayemiş de 1546 yılında bir Fransız tarafından Trabzondan toplanmış ve Trabzon Kirazı (Cerasus trapezuntuna) olarak adlandırılmıştır. Bitki aynı yıl İstanbul üzerinden İtalyaya, 1574 de başka bir yabancı tarafından Viyanaya oradan da Fransa ve İngiltereye gönderilmiştir. 1600 yılından itibaren tüm Avrupada park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilmeye başlanmıştır.

Giresun'un ilk adının Yunanca Kerasos (latince yazılışı; Cerasus) olduğu biliniyor. Çok eski çağlardan yakın zamanlara dek, Giresun deyince hatıra fındıktan önce kiraz gelirdi. Şehrin adından (kerasus) dolayı... Bugün de dünyanın hangi ansiklopedisini açıp Giresun maddesine baksanız kirazdan; kiraz maddesine baksanız Giresun'dan söz edildiğini görürsünüz. Çünkü bu iki kelime, aslında aynı kelimenin değişik biçimidir. Bunun nedeniyse, bütün o ansiklopedilerin; İsa'dan önce 62-120 yılları arasında yaşamış, Historiarum Mundi (Dünya Tarihi) adlı 36 ciltlik ansiklopedi denilebilecek ilk eseri vermiş olan Romalı büyük donanma komutanı ve tabiat bilgini Plinius Juhiut'u ilk kaynak olarak almalarıdır.

Karayemişin Latince adı Prunus laurocerasus'tur (Cerasus'tan dolayı orjini Giresun olması lâzım). Ülkemizde ise Taflan, Karamış, Kattak, Laz Üzümü, Laz-Gürcü Kirazı, Tçko, Tanal kısaca karayemiş olarak isimlendirilen bitkiye; Rize, Trabzon (Maçka-Meryemana Vadisi), Giresun, Sinop (Ayancık), Zonguldak (Devrek), Kastamonu, Bartın, Bolu, İzmit (Keltepe), Adapazarı, İstanbul (Belgrat Ormanı, Alemdağ), Bursa (Uludağ) ve Osmaniye de (Gâvurdağları) orman veya orman kıyılarında doğal olarak rastlanır.

Karayemiş; 5-6 m boyunda veya boylu çalı şeklinde, kışın yaprağını dökmeyen ağaççıktır. Özellikle kayın ormanlarının altında yer alır. Ormancılık bakımından zararlı bir alt flora bitkisidir. Parkçılıkta gruplara karıştırıldığı gibi, tek olarak ta kullanılır. Makaslanmaya gelen bir çit bitkisidir. Güneşli, yarı gölge, kuytu (tam gölgeye dayanır), nemli deniz iklimlerinde, asitik, derin, nemli, humuslu-killi-kumlu topraklarda yetişir (800 rakımlı Ankara da da park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilmektedir). Üretilmesi tohum ve çelikle yapılan ve şimdiye kadar herhangi bir zararlı ve hastalığına rastlanmayan karayemiş; fındık bahçelerinin karayel yönüne dikilerek bahçenin rüzgârdan korunmasını sağladığı gibi, görülmesi istenmeyen helâ, depo vs. gibi yerlerin gizlenmesinde de kullanılır. 5-15 cm boyundaki yaprakları; kısa saplı, uzun şerit halinde ve deri gibi serttir. Sivri uçlu, tam kenarlı veya düzensiz seyrek dişlidir. Üst yüzü koyu yeşil, alt yüzü açık renkli ve tüysüzdür. Şekli ve parlaklığı bakımından manolyaya benzer. Yaprak orta damarı alt yüzde bariz çıkıntı yapar. Açık renkli yeşil renkteki genç sürgünleri tüysüzdür.

Bitkiler dünyasının geniş bir ailesi; Rosaceae (gülgiller) familyasından olan karayemişin, nisan-mayıs aylarında beyaz açan çiçekleri; 5-10 cm boyundaki dik bir eksen üzerinde sıralanır ve 30-35 tanesi bir arada salkım teşkil ederler. Zeytin (yuvarlakça) biçimindeki, tek çekirdekli (düzgün, sivri, çarpık yumurta biçimli) az-çok sulu mayhoş-buruk (olgunlaşmış mahlep tadına benzer) meyveleri; 8-10 mm boyunda, önceleri yeşil, olgunlaşınca siyaha yakın (koyu mor) bir renk alır. Sarı kırmızı alacalı olanları da vardır.

Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü ile Antalya Narenciye Enstitüsünün 3 yıldır ortaklaşa gerçekleştirdiği karayemiş seçimi çalışmalarıyla, bölgede 100'ün üzerinde farklı tip tesbit edilmiştir. Farklı tipler çoğaltılarak deneme bahçeleri kurulmuştur.
Büyüme biçimi, yaprak boyu ve şekli, kışa dayanıklılık açısından farklı 20 bodur türü bulunan karayemişin yabancı literatürde, önemli 9 çeşidi vardır.
Bunlar; Angustifolia (yaprakları ince ve şerit biçimli), Caucasica (koyu yeşil yapraklı), Colchica (bol çiçekli), Herbergii (koyu yeşil yapraklı), Otto luyken (yavaş gelişmeli), Pyramidalis (dar tepeli, piramit formlu), Schipkaensis (Bulgaristan kökenli, bol çiçekli, kışa dayanıklı), Schipkaensis Macrophylla (gevşek dokulu), Zabeliana (sarkık formlu, kent iklimine dayanır).
Ülkemizde ise meyve biçimi ve meyvenin olgunlaşma mevsimine göre 7 karayemiş çeşidi vardır.

isirgan.jpg

Isırgan otu her iki yarım kürenin de ılıman kesimlerinde sıkça bulunan ve doğal ortamlarda yetişebilen yabani bir bitkidir.Yol, tarla kenarlarında, duvar diplerinde bulunur. yaklaşık 1 m. uzunluğundadır. Gövdesi döt köşemsidir ve yakıcı bir sıvı içeren kıl görünümlü borucuklarla kaplıdır.
Latince adı olan Urtica Dioica yakan anlamına gelen urere (bitkinin üzeri dokununca yakan ince tüylerle kaplı olduğundan) ve iki ev anlamına gelen dioica (bitki genellikle ya erkek veya dişi olarak iki çeşit çiçek verir)kelimelerinden türemiştir.

Geleneksel Kullanımı:

Isırgan otu antik çağlardan bu yana tedavi edici bir bitki olarak kullanıla gelmiştir. Yunan bilgin Dioskorides ve Galen ısırgan otunun idrar söktürücü ve ishal yapıcı ettkilerinden ve astma, plörezi ve karaciğer kökenli hastalıkların tedavisinde kullanımından bahsetmişlerdir. Yine Romalı tabiat bilgini Pliny hemostatik özelliklerini rapor etmiştir. Geleneksel Afrika tıbbında burun kanamalarında enfiye şeklinde, aybaşı ve iç kanamaların tedavisinde, yanıklarda kullanılmıştır.Hindistan da uterin kanamalarda , cilt döküntülerinde, egzemalarda ve burun kanamalarında kullanılmaktadır. Kuzey Amerika yerlileri antiromatizmal ve doğumda yardımcı olarak kullanmışlardır.

Modern Kullanım Alanları:

Almanyada diüretik etkisinden dolayı tıbbi çay olarak lisans almıştır. Yapma ilaçlarda romatizmal şikayetlerin azaltılması ve alt üriner sistemin iltihabi hastalıklarında kullanılmaktadır. Ayrıca Alman Hemopati uzmanları ısırgan otunu kurdeşen, uçuk, egzama, aşırı duyarlılık reaksiyonlarında kullanmaktadırlar. Isırgan otunun allerjik rinit tedavisi, romatizmal şikayetler ve akut eklem romatizmasında kullanımı modern klinik çalışmalarla incelenmektedir. Isırgan otu köklerinin benin prostat hipertrofisi tedavisinde kullanımı ile ilgili bir takım modern çalışmalar yapılmaktadır.

1-Isırgan otunun artrit ve romatizma gibi kronik enflamatuar hastalıkların tedavisi konusundaki etkisi günümüzde de kabul edilmektedir. Yapılan bir takım klinik çalışmalar ağrı ve eklem sertliklerini giderdiğini ve klasik antienflamatuar ilaçların etkisini arttırdığını kanıtlamaktadırlar.
2-Egzema ve diğer kronik deri hastalıklarında kullanılmaktadır.
Diüretik etkisinden dolayı yüksek tansiyonu düşürebilir.
Akupunktur tedavisinin etkisini arttırabilir.
3-Isırgan otu kökleri ile hazırlanan preperatlar benin prostat hipertrofisi ve diğer prostat hastalıklarında etkilidir.Hafif bir afrodizyak etki de bildirilmiştir.
4-İdrar yolu enfeksiyonlarında etkilidir.
5-Saman nezlesinde etkilidir.
Güçlü bir saç güçlendiricidir.Yıkama olarak kullanılırsa saçları ve saç derisini canlandırır.Kepeği önler.


Isırgan otu yaprakları histamin serotonin ve kolin gibi aminleri, formik asid, flavonoidler,uçucu yağlar, tanin içerirler. Bitkinin yakıcı etkisi histamin ve formik asidden kaynaklanmaktadır.
Isırgan otu yaprakları C vitamini ve kalsiyum, magnezyum, demir ve potasyum gibi mineralleri de içerirler. Bütün bu besleyici özellikleri ile yaraların iyileşmesinde vücudu kuvvetlendirici bir rol oynar.
Taze yapraklarının dalayıcı ve yakıcı etkisi yapraklar haşlandığında tamamen kaybolur ve çok besleyici bir yiyecek haline gelir.Bilinen bir yan etkisi yoktur.
Çay şeklinde , sulandırılarak, infizyon, dekoksiyon, infizyon şekillerinde, şampuan ve esans şeklinde kullanılabilir.

Sırgan Yemeği


Malzemeler:


250 gr. ısırganotu


1 adet büyük boy soğan


1 yemek kaşığı sıvıyağ


2 yemek kaşığı un


2 kahve fincanı su


2 kahve fincanı süt


1 yumurta sarısı


2 yemek kaşığı krema veya süzme yoğurt


2 yemek kaşığı rendelenmiş kaşar peyniri


tuz karabiber


Hazırlanışı: İncecik doğranmış soğan hafif ateşte pembeleştirilir. Un eklenir ve kavurmaya devam edilir. Su ve tuz ilave edildikten sonra 1-2 dakika iyice karıştırılır. Daha sonra doğranmış ısırganotu ilave edilir. Bu şekilde 10 dakika kadar kaynatılır. Süt eklendikten sonra birkaç dakika daha kaynatmaya devam edilir. Yumurta sarısı ve krema (veya süzme yoğurdu) ayrı bir yerde çırpılır. Servis yaparken kaselere alınan çorbanın üzerine hazırladığınız terbiyeden dökülür. Dilerseniz rendelenmiş kaşar ile de süslenebilir.


serkan@akyoma.com

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın