giresunakyoma.sitemynet.com
logo.jpg

Ana Sayfa
Videolar
Yeni Fotoğraflar
Fotoğraflar-1
Fotoğraflar -2
Tarihten Foto
Karma Foto
Sohbet
Yerel Sözlük
Masaüstü
Giresun
Fındıkve Kiraz
Taflan ve Sırgan
Köşe Yazarları
Alabalık
Yaylalar
Akyoma Beyleri
Bizim Gençler
Tel.Rehberi
Konuk Defteri

Ana Sayfa


tahtabaner.jpg

cortyol5.jpg

akyoma_haber_yorum.gif

Akyoma İle ilgili haber ve yorum odamıza..Sizde Yeni haber ve konular ekleyebilir, Okuyabilir ve yorumunuzu yazabilirsiniz...

akyomabanner.gif

Akyoma Kitabı Önsöz

Köyümüzün tarihi gelişimi, sosyo ekonomik yapısı hakkında bugüne kadar herhangi bir yazılı belge bulunmamaktadır. İnsanoğlunun yazıyı bulmasının üzerinden 5000 yıl geçmiş olmasına rağmen, ne yazık ki bu konularda köyümüzde en ufak bir yazılı bilgiye rastlamak mümkün değildir.

Bizler, İstanbul da bulunan Akçalı Derneği olarak bu çaba içerisine girip bu yöndeki eksikliği daha ziyade kulaktan dolma bilgilerle gidermeye çalışacağız. Hiç Kuşkusuz hazırlamaya çalıştığımız bu kitapçık yeterli araştırma ve bilgilerden yoksun olmakla birlikte, bu yönde ilk adımın atılması açısından önemli sayılmalıdır.

Hazırlamaya çalıştığımız bu kitapçıktaki eksikliklerin giderilmesi açısından köyü seven insanlarımızın gerekli araştırma ve incelemeye başlayacağına ve önümüzdeki zamanlarda daha geniş ve bilimsel bakış açısıyla yeni kitap hazırlayacaklarına veya en azından mevcut kitap içindeki bilgileri gerçekleştireceklerine inancımız tamdır.

Değinmek istediğimiz diğer önemli bir konu ; köyümüz geçlerinin dernek ve köy ile ilgili gelişmelere karşı kayıtsız ve ilgisiz olmalarıdır. Biz bunların içerisinde çok çeşitli ve özel yeteneklere sahip gençler olduğu inancındayız. Her toplumun dinamiğini gençlik oluşturur. Bu bakımdan gençlerimizin, enerjilerinin, dernek vb.oluşumlarla ilgilenmeleri bizleri sevindireceği gibi, yarınlar ve kendileri için de son derece faydalı olacaktır.

Geçmişini bilmeyen toplumların geleceklerini tayin etmeleri zordur. Atalarımızdan ve büyüklerimizden bizlere miras kalan gelenek, görenek ve kültür birikimlerinin geliştirilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması bunları yaşayan her insanın görevidir.

Köyümüz ve bağlı bulunduğu il olan Giresun, doğal yapı olarak Dünyada nadir bulunan yörelerden birisidir. Yeşilin muhteşem egemenliği ile kaplı arazi yapısı, dağları, dereleri, kirlenmeden ve doğal yozlaşmadan henüz yeterince nasibini almamıştır. Bütün bu değerleri sahiplenip korumak, insanlarla Paylaşmak hepimize düşen önemli bir görevdir.

giresun2.jpg

Genel Bilgi

Giresun Merkez, Tirebolu ve Görele ilçeleri ile bunlara bağlı Bulancak, Keşap ve Espiye bucaklarından ibaret olan Giresun 1933 yılında Şebinkarahisar ilinin kaldırılması ile Şebinkarahisar Merkezi ve Alucra ilçeleri Giresun iline bağlanmıştır. 1942 yılında Bulancak, 1945 yılında Keşap, 1957 yılında Espiye, l958 yılında Dereli, 1960 yılında Eynesil, 1987 yılında Piraziz ve Yağlıdere, 1990 yılında Çanakçı, Güce, Doğankent ve Çamoluk ilçelerinin kurulması ile ilçe sayısı 15 olmuştur.

Yüzölçümü : 6.934 Km2 dir.Türkiye yüzölçümünün % 0,89 nu teşkil eder.
Nüfusu : 523.819 dur.
Rakım : 10
Ortalama Yağış : 1349.9 mm.
Ortalama Sıcaklık : 14.3 C
2003 Yılındaki en yüksek sıcaklık : 37.3 C
2003 Yılındaki en düşük sıcaklık : -2 C
Yaylalar : Kümbet, Kulakkaya, Bektaş, Tamdere, Karagöl, Eğribel ve Kazıkbeli yaylalarıdır.
Önemli Yükseltiler : Dereli Bektaş Yaylası Karagöl Tepesi (3 107 Metre.)
Komşuları : Doğuda Trabzon ve Gümaşhane, Güneydoğda Erzincan, Güney ve Güneybatıda Sivas , Batıda Ordu illeri ile Kuzeyde de Karadeniz ile çevrilidir.

İl Merkezi ; Aksu ve Baltama vadileri arasında denize doğru uzanan bir yarımada üzerinde kurulmuş olup, bu yarımadanın doğusunda ve 2km. açığında Doğu Karadeniz'in tek adası olan Giresun Adası bulunmaktadır.

giresun.jpg

Gelenek ve Görenekler

Gelenek ve Görenekler
Yöre halkı büyük şehirlere göçe başladığından beri eski gelenekleri az da olsa terk etme yolunu tutmuştur. Ancak büyük çoğunluk eski, göreneklerine bağlıdır. Bu gelenek ve görenekler çoğunlukla eski söylentilere dayanır.
Her yıl Mart ayının 14' ünde yılbaşı tutulur. O sabah erkenden kalkılır, deniz veya akarsudan su alarak eve gelinir ve sağ ayak ile eşikten geçilerek eve girilir. Su evin dört bir tarafına serpilir. Eğer hayvanlar varsa onların üzerine de serpilir. O gün kimse evine uğursuz gelir diye misafir kabul etmez, ancak ayağı denenmiş birisi varsa o eve çağrılır. Gelen kişi sağ ayağını içeriye atar yeni yılınız hayırlı olsun martınızı bozuyorum der o gece evde ısırgan veya paça pişirilir içine yeşil boncuk atılır. Bunları yerken boncuk kimin ağzına gelirse o yıl bu şahıs ekine başlar, aile içerisinde bol rızıklı kabul edilir.
Yine Mart'ın 14 ünde gün tutulur. Mart'ın 14'ü, Mart 15'i , Nisan 16'sı, Mayıs v.b. aylar olarak adlandırılır. O günlerdeki havanın durumuna göre o ayların nasıl geçeceği hakkında fikir yürütülür.
6 Mayıs'ta hıdrellez tutulur. Bu gün Hızır ve İlyas Aleyhissamların bir araya geldiğine ve artık kış ayının bitip güzel günlerin geleceğine inanılır.
Yine akşamdan 3-5 genç kızlar niyet tutarak bir gül ağacının dibine yüzüklerini gömerler. Sabahleyin mani okuyarak onları çıkarırlar. Söylenen maninin manasına göre talihlerini denerler.

koyden.jpg

Hakkında

Giresun iline bağlı Akçalı köyü, merkezden 27 km uzaklıkta, denizden 600m yükseklikte, Çaldağ'ın karşısında, aksu vadisinin batı arka yüzünde yer almaktadır. Köyümüz; iklim, coğrafi ve bitki örtüsü bakımından Giresun ilinin kuzey kesimlerinin özelliklerine sahiptir. Yerleşim, düz arazi üzerinde ve toplu haldedir.
Yerleşim dışı arazi yapısı dağlık ve engebeli olmakla birlikte bitki örtüsü bakımından oldukça zengindir. Tarım arazisinin büyük bölümünü fındık bahçeleri oluşturmakta, köy merkezinde mısır ve sebze bahçeleri dışında arazinin tamamı ormanlarla kaplıdır.
30-40 Yıl önce, insanların gelir kaynağını, tarım ve hayvancılık oluştururdu. Bu tarihlerden önce kapalı bir ekonomiye sahip olan köyün en önemli gelir kaynağı fındıktır. Hayvancılık ikinci sırada yer alır ve bu tarihlerde her hanede onlarca büyük ve küçük baş hayvan beslenirdi.Hayvanlar baharın son zamanlarına doğru yaylaya çıkarılır ve sonbahar ortalarında getirilirdi. Köy içersinde yer alan mısır tarlalarında ve sebze bahçelerinde yetiştirilen ürünler genelliklekendi ihtiyaçları için yetiştirilir ve tüketilirdi.
Yetiştirilen ürünlerin ağırlığını mısır oluşturur ve su değirmenlerinde un haline getirilip senelik ekmek ihtiyacı karşılanırdı. Arazi yapısının uygun olmaması, çeşitli sebze, hububat vb. Ürünlerin üretilmesini ve ticaretini engellemiştir. Eskiden tarım ve hayvancılığın yanısıra; her hanede ilkel dokuma tezgahları mevcuttu ve yine kendi ihtiyaçlarına cevap verecek kadar keten, şal gibi kumaşlar dokunurdu. 1950'lerden önce Türkiye'nin kalkınma politakasında köyler ve köylüler çok önemliydi. Köy ve köylülerin kooperatifler içersinde örgütlenmeleri söz konusuydu. Hatta bu amaçla köy genelinde dokuma işinin geliştirilmesi amacıyla Karadut dibine "Dokuma Evi" yapılmıştır. Ne yazıkki 1950'lerden sonra Türkiye'nin tarıma ve köyler yönelik ekonomik politakısı değişmiştir.
Son 50 yıllık dönemde yolların yapılması ve genel anlamda sanayi ve teknolojik gelişmeler sonucunda kapalı ekonomi büyük ölçüde, çözülmüş ihtiyaçlar daha ziyade merkezden sağlanmaya başlanmıştır. Türkiye genelindeki sanayi gelişmeler sonucunda tarım ve hayvancılığın giderek önemsiz hale gelmesi, nüfüsun çoğalması ve toprakların bölünmesi sonucu köy nüfusunun büyük bir bölümü şehirlere göçmek zorunda kalmıştır. Hayvancılık yok denecek kadar azalmış, eski büyük mısır tarlaları kaybolmuş, fındık üretimi devam etmekle beraber ekonomik ihtiyaçları karşılamaktan uzaktır.

i_love_you_akyomaa.gif


serkan@akyoma.com

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın

Türkiyenin Haber Portalı   www.haberbiz.com