|
AKREDITE VETERINER HEKIM VE HACCP KURSU BASARIYLA SONUCLANDI
Giresun Veteriner Hekimleri Odasi ve Veteriner Gida Hijyenistleri Derneginin ortak organizasyonuyla 15-16-17 Aralik 2006 tarihlerin Giresun'da yapilan Akredite Veteriner Hekim ve HACCP kursu basariyla sonuclanmistir.Dr.Can DEMIR, Dr.Aysun YILMAZ ve Veteriner Hekim Cengiz TAS'in egitmenligi yaptigi kursa ;Giresun Odasina uye olan meslektaslarimizin yanisira diger illerimizden de (Trabzon,Ordu,Rize, Artvin,Erzurum, Malatya,Elazig, Corum.Aydin vd.) meslektaslarimizin buyuk ilgi gostermeleri sonucu 70'e yakin katilim olmustur. Kursun son gununde ayrica diger illerden katilan misafirlerimize Giresun ve Ordu illerinin kulturel ve turistik yerleri gezdirilmistir.
Kurs sayin hocalarimizin guzel anlatim ve sunumlariyla teknik yonden doyurucu oldugu kadar,Odamiz tarafindan verilen tum ogle yemeklerinde ve cay/kahve molalarinda kursiyerlerin surekli birlikte olmasi, meslegimizin ilgilendiren guncel konularin bu sohbetlerde degerlendirilmesi / tartisilmasiyla oldukca faydali bir mesleki etkinlige burunmus olup, bircok katilimci "Anadolu Atesi" benzetmesi yaparak mesleki birlikteligin ve bu tip calismalarin onemine isaret etmislerdir.
Bu kapsamda;
-Yogun is temposuna ragmen, kursun duzenlenmesinde maddi ve manevi destegini bizden esirgemeyen VGHD Baskani, gonul dostu sevgili Dr.Can DEMIR'e
-Titiz anlatimiyla hocamiz Sayin Dr.Aysun YILMAZ'a
-Kursun basindan sonuna yanimizda olarak destek veren Trabzon VHO Baskani ve TVHB Yuksek Haysiyet Divani uyesi Sebahattin YAZICIYA
-Kursa katilan tum meslektaslarimiza
TESEKKUR EDERIZ.
Saygilarimizla
Giresun Veteriner Hekimleri Odasi Baskanligi
Doğu Karadenizin iki kardeş Odası iftar yemeğinde buluştu.
Trabzon Bölgesi Veteriner Hekimleri Odası tarafından 15 Ekim'de Trabzon Söğütlü'de Uygulama Oteli'nde düzenlenen iftar yemeğinde
Giresun Veteriner Hekimleri Odası yönetim kurulu ve diğer kurullarında görev alan bazı üyelerde davetli olarak katılmıştır.
Son derece nezih bir ortamda gerçekleşen yemekte, Trabzon Oda Başkanı Sebahattin YAZICI ev sahibi olarak yaptığı konuşmada
bir gün sonra kutlanacak olan Dünya Gıda Günü münasebetiyle "Yeterli-Dengeli ve Sağlıklı Gıda" tüketiminde dünyada ve ülkemizde yaşanan sorunlara dikkat çekerek, veteriner hekimliğin önemi vurguladı.
Giresun Odası Başkanı Derviş KARA, yemeği düzenleyen Trabzon Odası yönetim kurulu üyelerine teşekkürlerini bildirdi ve Meslek Odalarımız arasında bu tip sosyal etkinliklerin daha da artırılmasının önem ve gerekliliğine işaret etti.Ayrıca,Trabzon üyelerini 21 Ekim'de Giresun'da düzenlenecek iftar yemeğine davet etti.
AB Veteriner Hekim Platformu adına bir konuşma yapan Cengiz TAŞ, Platformun kuruluş amacı ve çalışmaları hakkında bilgiler
verdi.
Yemek sonrası meslektaşlar arasında sıcak bir ortamda meslek üzerine uzun sohbetler yapılması günün diğer bir güzel tablosunu oluşturdu.
GİRESUN VETERİNER HEKİMLER ODASI OLAĞAN GENEL KURULU SEÇİMLERİ SONUCUNDA OLUŞAN YENİ KURULLAR
(7-8 Ekim 2006)
YÖNETİM KURULU (Asil) :
1-Derviş KARA
2-Gürcan OKSAL
3-Hüseyin ÖZKAYA
4-Recep TANRIVERDİ
5-Fatih YEŞİL
YÖNETİM KURULU (Yedek) :
1-Ali Yaşar MERİÇ
2-Olgun ARAS
3-Özkan ÜNAL
4-Önder ÇAKIR
5-Olcay DEMİR
HAYSİYET DİVANI (Asil) :
1-Dursun AŞAN
2-Kamil GÖKTÜRK
3-Mustafa AYDINAY
4-Hüseyin TOPAL
5-Muhammet ANGIN
HAYSİYET DİVANI (Yedek) :
1-Cevat SÖNMEZ
2-İsmail BAYDAR
BÜYÜK KONGRE DELEGELERİ :
1-Dursun KILIÇ
2-Mehmet YILMAZ
3-Eyüp CİNAL
4-Cengiz TAŞ
DENETLEME KURULU (Asil) :
1-Sedat DURAN
2-Mustafa ÇETİN
ACI KAYBIMIZ
İlimizde Çamoluk İlçe Tarım Müdürü olarak görev yapan sevgili dostumuz,meslektaşımız Atilla USLU'yu 19.02.2006 tarihinde kalp krizi nedeniyle, aniden kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz.
Sevgili Atilla'ya Allah'tan rahmet,kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Camizamızın başı sağolsun.
Giresun Veteriner Hekimleri Odası
Sayın Bekir ÇOŞKUN'un Hürriyet Gazetesindeki 29.01.2006 tarihli yazısına şiirle cevaptır.
ONUNCU KÖYE DEĞİL, ONBİNLERCE KÖYE SOR (!)
Saygın bir gazetede
Saygın ve üstelikte hayvansever
Bir köşe yazarı;
Saygın bir meslek grubunu.
Hayvan sevgisi adına (!)
Belgesiz,bilgisiz ve ayrımsız
Aklına geldiğince karalıyor.
Nasıl olsa,
Kalemde onun elinde,
Hayvan sevgisi de onun tekelinde !
Nasıl olsa,
Bu ülkede milyonlarca çiftlik hayvanını,
Kediyi-köpeği hastalanınca
O tedavi ediyor.
Anadolu da karda-ayazda,
O koruyucu aşı yapıyor tüm hayvanlara.
Mehmet amcanın dağ başındaki ineğine
Bir gece yarısında o doğum yaptırıyor.
Kuş Gribi'yle,
Bayram-seyran,tatil demeden özveriyle
O mücadele ediyor
Ağrı'da,Erzurum'da,Van'da...
Kliniğinin kapısına sürekli bırakılıp,kaçılan
Kedi yavrularına kıyamayıp
O besliyor evinde.
Barınaklarda o kısırlaştırıyor,
Sahipsiz köpekleri.
O nedenle olmalı ki
Yazıyor böyle, kendi bildiğince
Gerçekleri (!)
Örnekler veriyor uygar ülkelerden
Ama,bilmez ki ülkesinin gerçekleri
Bambaşka.
Bilmez ki,o yerden yere vurduğu,
Veteriner Hekimler.
En az onun kadar üzülür,
Zorunlu itlaf edilen her hayvana.
Bilmez ki, her beyaz tulum giyen
Veteriner Hekim değildir.
Sayıları o kadar azdır ki,
Yetişemezler tümünün başına.
Bilmez ki,Tarım Bakanlığında
Veteriner Teşkilatı yıllar önce kaldırılmış,
Yetkileri alınmış,özlük haklarından yoksun
Bırakılmış.
Bilmez ki,bir önlükleri
Birde steteskopları kalmış
Ellerinde.
Bilmez ki, "tık" çıkmıyor dediği,
Veteriner örgütleri
Hayvan hakları dahil,yıllardır bu sorunları
Haykırırlarda,
Kendi gibi duymaz bir medya mensubu.
Sözün kısası ;
Bu ülkede on değil,
Onbinlerce köy var.
Veteriner Hekimlerin yaşatmak için mi?
Yoksa öldürmek için mi uğraştıklarını ?
Sen gitte
Oralarda sor.
(*Bu şiir; bir veteriner hekim tarafından yazılarak, Zoonoz Hastalıklarla mücadele ederken,hastalığa yakalanıp yaşamını yitiren onlarca Türk Veteriner Hekiminin anısına itaf edilmiştir. )
İSİMSİZ KAHRAMANLAR "BEYAZ TULUMLULAR"
Bildiğiniz üzere 8 Ekim'den beri tüm ülke nefesini tuttu ve Manyas Kızıksa beldesinde bir grup isimsiz "beyaz tulumlu" kahramanın son yıllarda dünyayı endişe altında bırakan Kuş Gribi hastalığı ile mücadelesini seyrediyor.
Günlerdir kendi sağlıklarını da riske atarak hastalığa karşı başarılı bir mücadele veren
bu insanlardan medyada sadece "Tarım Müdürlüğü ekipleri" olarak bahsedildi (Tarım Bakanlığında 1984'te yapılan reorganizasyonun mesleğimizde yarattığı en önemli dejenerasyonlardan biriside bu isimsizlik sorunudur) halada öyle devam ediyor.Sanırsınız ki kımıl yada süne mücadelesi yapıyorlar.Ne doğru dürüst bir teşekkür eden, ne isimlerinden, ne de mesleklerinden bahseden var.
Manyas vakasına müdahale eden Veteriner Hekim ve Veteriner Sağlık Teknisyenlerinden oluşan bu ekip Bornova Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü uzmanları ile birlikte ülkemiz hayvancılığı,ekonomisi ve halk sağlığı için önemli bir başarıya imza atmışlardır.
Balıkesir Hayvan Sağlığı Şube Müdürlüğü ve Manyas İlçe Müdürlüğünde görevli olan ve Kuş Gribi vakasına bizzat müdahale eden tüm veteriner hekim,veteriner sağlık teknisyeni ve yardımcı diğer personeli kutluyor ve teşekkür ediyoruz.
Giresun Veteriner Hekimleri Odası Başkanlığı
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞINA DİYARBAKIR MİLLETVEKİLİ SAYIN DR.M.MEHDİ EKER ATANDI
Sayın Bakanın Özgeçmişi:
BİSMİL - 1956, Abdullah - Fehime - Ankara Üniv. Veteriner Fakültesi, İngiltere University of Aberdeen Tarım Ekonomisi Master, Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Doktora - İngilizce - Dr. Veteriner Hekim, Tarım Ekonomisi Uzmanı - Lalahan Hayvancılık Merkez Araştırma Enstitüsü Müdür Yardımcısı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Müdürü, Tarım Bakanlığı Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı, Koruma ve Kontrol Genel Müdürü ve Bakanlık Müşaviri - Evli, 3 Çocuk babası
Ülkemiz Gıda,Tarım ve Hayvancılığına hayırlı
olmasını diliyoruz.
GİVHO Yönetim Kurulu
Konu: Hayvancılık Destekleri ve Suni Tohumlama
6 Mayıs 2005
Sayın Milletvekilim,
Hayvancılığın Desteklenmesine ilişkin kararnamede getirilen destekler, zor durumda olan ve rekabet gücünü kaybeden hayvancılık sektörü için oldukça önemli bir adım olarak değerlendirmekteyiz. Ancak, gerek kararnamedeki gerekse buna bağlı çıkartılan uygulama tebliğindeki hususlar, bu destekler için ortaya konulan kaynak kadar uygulamanın da önemli olduğunu, amaca ulaşmasında en az kaynak kadar önemli olduğunu ortaya koymuştur. Gelişmeler bu yönde bizleri ciddi şekilde endişelendirecek boyuta gelmiştir.
Destekleme kapsamında yer alan konulardan birisi de suni tohumlama uygulayıcılarının desteklenmesidir. Suni tohumlama yapan serbest veteriner hekimlerin desteklenerek teşvik edilmesidir. Ancak uygulama ile ilgili ortaya konulan şartlar teşvik bir yana halen yürütülmekte olan hizmetin yürütülmesini engelleyecek noktaya getirilmiştir. Ulaşabildiğimiz kadarıyla, Bakanlığımız her kademesine önerilerimiz sunulmasına rağmen aksine uygulanabilir olmayan, masa başı ve konu dışındaki kişilerin aldığı kararlarda ısrar edilmekte, sayın Bakan da eksik ve yanlış bilgilendirilmektedir.
Bakanlık İl teşkilatına gönderilen talimat ve ekindeki veteriner hekimlerin imzalamasının istenildiği sözleşme ile;
1.-Serbest veteriner hekimlerin çalışma şartları ve alacağı ücretlerin belirlenmesi yetkisi 6343 sayılı yasa ile Türk Veteriner Hekimleri Birliği organlarına verilmiş olmasına, veteriner hekimlerin bunun dışında hareket etmesini suç saymasına rağmen Bakanlığımız Birliğimiz ile herhangi bir mutabakat sağlamadan ücret dekleresinde bulunmuş, yetiştiriciden ücret alınmayacağını talimatlandırmıştır. Bakanlık üst düzey yetkililerinin çeşitli illerde yaptıkları toplantılarda serbest veteriner hekimler sözleşme yapmaya zorlanılmış, yapmadıkları takdirde muayenehanelerinin bir bahane ile kapatılacağı şeklinde tehdit edilmişlerdir.
2.-Uygulama talimatında öngörülen temel hususların sahada uygulanabilir olmadığı, meslek örgütümüz, meslek mensuplarımız, yetiştiriciler ve örgütleri, Bakanlık taşra birimleri yani uygulamanın içindeki tüm taraflarca ifade edilmesine rağmen, yanlışların düzeltilmesi yerine yanlışta ısrar edilmektedir. Yapılan toplantılarda taşrada konuyu takip edecek sorumluların soruları cevaplanmamakta, çoğu zaman da talimatta yazılanların aksine bildiğiniz gibi yapın denilmekte, talimat değiştirilmeden sahada sorumlu kişiler talimata aykırı hareket etmeye zorlanmaktadırlar.
3.-Ekte sunulan talimat ve sözleşme metninde köylerin bölgelere ayrılmasının sahada uygulanabilir olmadığı uygulamanın içinde olan tüm taraflarca kabul edilmekte ve böyle bir düzenlemenin yarar değil zarar getireceğinde herkes hemfikirdir. Uygulayıcılarla istişare edilmeden yayınlanan bu düzenlemeden hatayı kabul etmeme adına ısrar edilmektedir.
4.- Destekleme ücreti olarak uygulayıcılara kalkınmada öncelikli yöreler ve soykütüğüne kayıtlı hayvanlar için 35 YTL, diğerleri için 25 YTL öngörülmektedir. Destekleme ödemesi olarak cazip görünen bu değerler uygulamada aynı anlamı taşımamaktadır. Uygulama talimatı ile bu ödemeler dışında yetiştiriciden herhangi bir ücret alınmayacağı şarta bağlanmaktadır.
Bunun nasıl bir teşvik olduğunu değerlendirdiğimizde;
a.-Birliğimiz organlarınca belirlenmiş ve halen yürürlükte olan asgari ücret tarifesine göre bölgelere göre farklılık göstermek üzere 30-40 YTL düzeyindedir. Bu yalnızca klinikte uygulama ücreti olup buna kullanılan sperma ücreti ile yol giderleri ilave edilmektedir.
Bu teşvik talimatıyla (uygulama ücreti + sperma ücreti + mükerrer tohumlama ücreti+ yol giderleri) dahil olmak üzere 25-35 YTL öngörülmektedir. Yapılan destekleme ödemelerinden gerçek usulde gelir vergisine tabi olan veteriner hekimler- ki tamamı bu şekildedir- vergi ödemek durumundadır.
b.-Uygulayıcı veteriner hekim açısından hayvanın soy kütüğüne kayıtlı olması veya olmaması bir önem taşımamaktadır Veteriner hekimin alacağı farklı ücretin yetiştirici ile de ilgisi bulunmamaktadır. Bu nedenle soy kütüğüne kayıtlı hayvanlar için farklı ödeme faydadan ziyade sahada yeni problemlere neden olacaktır.
c.-Sahada bir gebelik elde edilmek için ortalama her hayvan iki defa tohumlanacak, yalnızca biri için ödeme yapılacaktır.
d.-Talimatla sahada 30 kmlik bir alanda tohumlama yapılması öngörülmektedir,
Bu durumda talimata göre sözleşme yapan bir veteriner hekim 35 YTL ve 25 YTL destekleme ücreti aldığında oluşan tablo aşağıdadır.
Masraf Kalan Masraf Kalan
Toplam ödeme 0 35 0 25
Gelir vergisi %30 10,5 24,5 7,5 17,5
Mükerrer tohumlama maliyeti %50 12,25 12,25 8,75 8,75
Sperma maliyeti 2 10,25 2 6,75
Ulaşım yakıt gideri 30km x 0.20 6 4 6 0,75
Diğer masraflar dahil olmak üzere kalan uygulama ücreti 4 0,75
Sonuç olarak veteriner hekim kalkınmada öncelikli yörelerde diğer giderleri de içinde olmak üzere 4 YTL ye suni tohumlama yapması, diğer bölgelerde ise 0,75 YTL ye bu hizmeti vermesi istenilmekte ve bunun adına da teşvik denilmektedir. Diğer masraf kalemlerini dikkate aldığınızda her şartta cebinden masraf yapmak durumunda olacak ve öngörülen ücreti de ancak 3 ay zaman zarfında alabilecektir.
Bu teşvik uygulamasının, yükseltilmesi istenilen suni tohumlama hizmetlerini ne kadar engelleyeceğini yüksek takdirlerinize bırakıyoruz. Teşvik anlamı olabilmesi için veteriner hekimin hali hazırda aldığı ücrete bir ilave yapılması veya kullandığı girdilerin bir kısmının karşılanması gerekmez mi?
Her şeye rağmen Meslek örgütü olarak önerilerimiz;
1.- Serbest veteriner hekimlere bu hizmetin gördürülmesi ve hizmet bedelinin belirlenecek değerler üzerinden ödenebilmesi için veteriner hekimlerin çalışma şartlarını ve alacakları ücreti belirlemeye kanunen yetkili Türk Veteriner Hekimleri Birliği ile protokol yapılması,
2.-Yapılacak protokol doğrultusunda soy kütüğü kayıt farkı olmaksızın kalkınmada öncelikli yörelerde 35YTL, diğer bölgelerde 25 YTL uygulama ücreti ödenmesi,
3.-Mükerrer tohumlamalar için ayrıca ücret tahakkukunun %50 daha düşük oranında yetiştiriciden alınması veya ayrıca karşılanması,
4.-Hizmet için köy ve alan tefriki yapılmaması, veteriner hekimin çalışma alanında yaptığı tohumlamaların kapsam içinde değerlendirilmesi,
5.- Yetiştirici tercihine göre kullanılacak sperma ücretlerinin Bakanlığın oluşturacağı liste üzerinden yetiştiriciden alınması veya ilave ödeme yapılması,
6.- Ulaşım giderlerinin il ve bölge şartlarına göre Bakanlık İl Müdürlüğü ile Bölge Veteriner Hekimleri Odası tarafından belirlenecek ölçülere göre yetiştirici tarafından ödenmesi veya ayrıca karşılanması
7.-Veteriner hekimlere uygulanacak cezai müeyyidelerin şartlarının Oda Yönetimleri ile birlikte belirlenmesi, ödemelerin yapılmaması veya geç yapılması durumunda uygulanacak prosedürün belirtilmesi halinde serbest veteriner hekimlerin bu hizmeti yürütmesi için gerek meslek örgütümüz gerekse mensuplarımız her türlü çabayı harcayacaktır.
Mayıs ayı tohumlamaların en yüksek düzeye ulaşacağı bir dönem olmasına karşılık Bakanlığımız yetkilileri sorunu çözmek için bir çaba harcamamaktadır. Sanki teşviklerin amacına ulaşmaması için özel çaba sarf edilmektedir. Kaybolan kaynaklar bu ülkenindir, kişilerin keyfine kalmamalıdır.
Bu önerilerimiz, dikkat edildiği takdirde veteriner hekimler için ek bir imkan sağlayan şartlar değildir. Devletin hayvancılığın desteklenmesi ve suni tohumlama hizmetlerinin yaygınlaştırılması yönünde attığı adıma veteriner hekimlerin yapacağı fedakarlık ve katkıdır.
Bilgilerinize ve takdirlerinize arz ederim
Dr. Mustafa ALTUNTAŞ
Türk Veteriner Hekimleri Birliği
Merkez Konseyi Başkanı
Dağıtım; Tüm milletvekillerine
TARIM BAKANLIĞI SUNİ TOHUMLAMADA SEFERBERLİK İLAN EDİYOR
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı büyükbaş hayvanların ıslahını gerçekleştirmek üzere suni tohumlamada seferberlik ilan ediyor.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Hasan Ekiz, Koruma Kontrol Genel Müdürü Nihat Paktil ve Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürü Hüseyin Velioğlu ile birlikte yurt çapında uygulanacak suni tohumlama projesi ve uygulama esasları hakkında bir basın toplantısı düzenledi.
İlk olarak hayvancılık sektörünün şu andaki durumunu ve sorunlarını anlatan Ekiz,
Türkiye'e hayvancılığın gelişmiş ülkelere göre tarım içindeki payının çok düşük olduğunu, bu payın yüzde 50'lere çıkarılması gerektiğini söyledi.
Hayvancılık sektörünün tarımdaki payın düşük olması yanında, verimlilik, rekabet edebilme gücü, hayvan hareketleri, hayvanları kayıt altına alma, kişi başına düşen hayvansal ürün miktarları açısında olsun bazı sıkıntıların olduğuna dikkat çeken Ekiz, Bazı eksikliklerimiz var. Bunların değişik nedenleri de var. Zaman içerisinde bu nedenlere çözümler üreterek, bu nedenleri ortadan kaldıracak politikalar üreterek hayvancılığı konan zaman dilimi içerisinde belli bir noktaya getirilmesi hedeflenmektedir. Bu sektörün olmazsa olmazı olarak görülmektedir diye konuştu.
Bugün hayvan başına karkas ağırlığının 170-180 kg civarında olduğunu, hayvan başına süt verimin de1,8-1,9 ton olduğuna dikkat çeken Ekiz, Ülke olarak koymuş olduğumuz hedefler var. Bir kere boğa altı hayvan sayımızı ıslah ederek, bunlar içerisinde kültür sayısını ve melez sayısını artırmak ve bunlarda verimliliği en üst seviyeye çıkarmak zorundayız. 2005-2013 Hayvancılık Stratejisi çerçevesinde olması gereken boğa altı hayvan sayımızın 6 milyon civarında olması, hayvan başına süt veriminin 4 ton civarına ulaştırılması, karkas ağırlığının 250 kg civarına çıkarılması ve buna bağlı olarak da insan başına düşen hayvansal gıda miktarının artırılması hedeflenmektedir. Kişi başına şu anda kırmızı et tüketimimiz 9-10 kg civarındadır. Beyaz etle birlikte 16-17 kg’dır. Bunun 16 kg kırmızı et, beyaz etle birlikte 35-36 kg ' çıkması hedeflenmektedir. Süt olarak bugün 150-160 kg civarında kişi başına tüketimimiz var. Bu rakamın 240-250 kg’lara çıkarılması gerekmektedir. Bunları yaparken üretimin kayıt altına alınması, kaliteli ve sağlıklı üretimin gerçekleştirilmesi gerekmektedir şeklinde konuştu.
Hayvancılık desteklerinin 2005 yılında 622 Trilyon TL'e çıkarıldığını dile getiren Ekiz, kooperatif destekleriyle birlikte bunun 900 Trilyon TL'i bulacağını da ifade etti. Hayvancılık sektöründe bazı yapısal değişikliklere de ihtiyaç olduğunu vurgulayan Ekiz, şöyle konuştu: Bunlardan bir tanesi işletmelerin küçük olması, işletmelerde hayvan sayısının düşük olması, üreticilerin eğitim seviyelerinin düşük olması. Bizim bu konuda bir yapılanmaya ihtiyacımız var. İşletmeleri büyütmek, bunların yönetimlerini mümkün olduğu kadar bu işi bilen, teknik yönden desteklenen kadroların eline teslim edecek şekilde bir yapılanmaya gitmek mümkün olduğu kadar, maliyetleri düşürmek, teknolojiyi uygulanabilir hale getirmek.
İkincisi hayvan besleme ile ilgili sorunlarımızdır. Bunlarda gerek kaba yem üretimi açısından olsun, gerekse kesif yem açısından olsun ve besleme teknikleri açısından olsun bazı sıkıntılarımız var. Tabii bu çerçevede özellikle yem bitkileri üretimine özellikle ağırlık veriyoruz. Yine bahsettiğim Hayvancılık Strateji planları çerçevesinde 2013 yılına geldiğimiz zaman bugün 45 milyon ton olan kaba ot üretimimizi 70 milyon tonun üzerine çıkarılacağı tahmin edilmektedir. Bugün bile ülke üretimimiz hem tarla bitkileri içerisinde yem bitkisi üretimi, hem de meradan üretimimiz 20 milyon tonun biraz üzerinde. 20 milyon tonun üzerinde kaba ot açığımız var. Hem bunu kapatmak hem de artan hayvan sayısını dikkate alarak 70 milyon tonluk bir kapasiteye ulaşmamız gerekmektedir. Yapılan çalışmalarda bunun bir kısmının mera ıslahı, meralarda verimin iyileştirilmesiyle elde edilebilecek bir miktar olarak görülürken bunun önemli bir kısmının tarla bitkileri içerisinde yem bitkileri üretim oranının artırılmasından kaynaklanacağını bunun ötesinde bu dönem içerisinde çok önemli bir çözüm yolu olmadığı çalışmalarımızla ortaya çıkmıştır. Bu nedenle 1,2 milyon hektar civarında olan yem bitkileri üretim alanını bu süre içerisinde 4 milyon hektarın üzerine çıkarmak zorundayız. Hem alan olarak genişlerken hem verimlilik olarak bu çağda önemli atılımlar yapmamız gerekiyor.
Hayvan sağlığı konusunda da yoğun bir çaba içinde olduklarını dile getiren Ekiz, bu konuda başarı sağlanamadığı taktirde hayvancılıkta beklenen hedeflere ulaşmanın güç olduğunu belirtti.
HAYVAN ISLAHINDA HAMLE
Yine hayvancılıkta bu verilmiş olan hedeflere ulaşabilmek için yapılması gereken en önemli işlerden bir tanesi hayvan ıslahı olduğuna dikkat çeken Müsteşar Yardımcısı Hasan Ekiz, “Hayvan ıslahı Bakanlığımızın gündeminde olan en önemli konulardan bir tanesi olup daha önceden de başlatılmış ama 2003 ve 2004 yılında hayata geçirilen bazı projelerle hayvan ıslahı konusunda önemli adımlar atmak hedeflenmiştir. Bunlardan bir tanesi son 4-5 yıldır uygulanmakta olan döl kontrolü projesidir. Bunu Damızlık Yetiştiricileri Birliği ile birlikte Bakanlığımız ortaklaşa yürütmektedir. Neticeye oldukça yaklaşmış durumdayız. İnşallah önümüzdeki 2 yıl içerisinde bu projeden elde edilmiş döl kontrolü yapılmış olan boğalar Türk hayvancılığına hizmet vermeye başlayacaktır. İkinci proje grubu geçen 2004 yılı içerisinde ve basında çok sık şekilde yer aldı. Anadolu Esmeri ve Anadolu Alacası adı altında başlatmış olduğumuz projelerdir. Konya ve Adana'da bu projelerle embriyo transferleri yapılmaya başlamıştır. İlk buzağılarda elde edilmeye başlanmıştır. Yine burada biz suni tohumlamada kullanılacak kaliteli sperma elde etmek amacıyla bu projeleri yürütüyoruz. Burada 100 ve üzerinde boğa elde ettiğimiz zaman ülke ihtiyacını karşılayacak test edilmiş boğalardan ve kaliteli spermayı karşılayacak. Dışarıya bağımlığın ortadan kalktığı bir noktaya gelmiş olacağız diye konuştu.
Bu ıslah çalışmalarının bir ayağın da suni tohumlama olduğunu söyleyen Ekiz konuşmasını şunları kaydetti: Suni tohumlamanın ülkemizde uzun bir geçmişi var. Ama yıllardır verilen emeğe rağmen bugünkü ülke ortalamamız yüzde 17 civarındadır. Bugün bölgesel olarak yada iller düzeyine baktığımız zaman bazı illerimizde yüzde 50-60l'lar civarında bir suni tohumlama varken bazı illerimizde hala bunun yüzde 1’in altında olduğunu görüyoruz. Özellik Güneydoğu ve Doğu illerimizde bu tür ektsrem rakamları görmemiz mümkün. Bunun ötesinde İç Anadolu Bölgesine geldiğimiz zaman hatta gelişmiş olarak bildiğimiz bazı diğer bölgelere gittiğimiz zaman orada öyle illerimiz var ki, suni tohumlama oranları oldukça düşük. O nedenle bu sene özellikle Bakanlığın almış olduğu kararlarla ve vermiş olduğu destekler ve uygulamaya koymuş olduğu projelerle suni tohumlama hedefinin çok çok yukarılara çıkarılması kararlaştırılmıştır. Bugün böyle bir uygulamaya geçmenin arkasındaki nedenlerden bir tanesi şimdiye kadar uygulanmış olan uygulamaların vermiş olduğu olumlu sonuçlardır. Mesela suni tohumlamanın özelleştirilmiş olduğu il sayısı her geçen yıl artmakta ve bu illerde suni tohumlama oranı hızla yukarı çıkmaktadır. Yani özel sektörden destek alarak, özel muayenehanesi olan veteriner hekimlerin ve veteriner sağlık teknisyenlerinin devreye girmesiyle bir yerde suni tohumlama hizmeti satın alarak bu işin mensuplarını bu sektöre çekerek, suni tohumlama oranının oldukça yüksek rakamlara ulaşması söz konusu olmuştur. Bu projede de aynı şeyin geliştirilerek devam etmesi amaçlanmaktadır. Bugün Doğu Anadolu bölgesinde suni tohumlama oranı %4'dür. Ama Doğu Anadolu bölgesinde öyle iller var ki %50 civarında suni tohumlaması vardır. Bu illerimiz suni tohumlamanın özelleştirildiği ve devletin kendi imkanlarıyla yapması yerine dışarıdan hizmet alarak bu işi yapmaya başladıkları illerdir. Elazığ, Malatya illerimiz bunlara örnektir. Diğer illerimizde de buna benzer örnekleri çoğaltarak, gerekli tedbirleri alarak suni tohumlama oranının hızla yukarı çekilmesini istiyoruz. Bu bölgede zorluklarımız olacak. Bunun farkındayız ama bu zorlukları aşabilmek için de her türlü tedbir alınmakta, kamu üzerine ne düşüyorsa onu yapacak, özel sektör üzerine ne düşüyorsa onu yapacak, vatandaş, meslek kuruluşları, yerel idareler ki bu konuda çalışmalar devam etmektedir. Herkes üzerine düşeni yapacaktır.Büyükbaş hayvan varlığında Türkiye’nin kültür ırkı olarak şu anda yüzde 19 civarında, melez olarak yüzde 2-43 civarında bir rakama ulaşırken hala yerli popülasyonunun yüzde 36-37 olduğunu dile getiren Ekiz, Bir anda bu değişimi sağlamak belki sıkıntılı olabilir ama biz hayvancılık ta bir noktaya geliyorsak bunun tedbirlerini alarak bu değişimi hızlı bir şekilde gerçekleştirmek zorundayız” dedi.
Bu çerçevede bakanlık olarak koymuş olduğumuz hedefin yüzde 50’li olduğunu kaydeden Ekiz, “Suni tohumlamayı 2004 yılındaki rakamımız olan yüzde 17'lerden alıp %50’lere çıkarmayı hedefliyoruz. Yıllardır verilen emek, yıllardır yürütülen projeler neticesinde gelinmiş olan nokta yüzde 17 ki Doğu Anadolu bölgemizde bu ortalama yüzde 4’tür. Bu ortalamayı yüzde 50 gibi bir hedefe koymak oldukça yüksek bir hedeftir. Bunun gerçekleştirilebilmesi için de Tarım Bakanlığı ve projeyle ilgisi bulunan taraflar elinden gelen gayreti göstererek bu rakamı yakalama gayreti içerisindedir” diye konuştu.
Bu sene geçen yıllardan farklı olarak uygulama şeklini değiştirdiklerini belirten Hasan Ekiz konuşmasını şöyle sürdürdü: Geçen yıllarda bazı ekiplerle, özel ekiplerle tur çerçevesinde sözleşme yapıp, onlara belli bölgeler verip bir miktar da bedel ödeyip, ücretin bir kısmını da çiftçiden alarak suni tohumlama yapıyorduk. Bu sene uygulamamızda çiftçiden hiç ücret almama usulü getirilmiştir. Buna göre rakamlar belirlenmiştir. Yani bu işin masrafı nedir? Bu işi yapacak olan kişilerin ulaşım masrafları, sperma masrafları nedir? Bunları koyduktan sonra, üzerine de bir miktar kar marjı koyduktan sonra rakamlar belirlenmiştir. Uygulamada kalkınmada öncelikli iller ve soy kütüğüne dahil işletmeler olmak üzere ki bunlara daha yüksek bir rakam olarak suni tohumlama başına 35 milyon lira suni tohumlama ücreti ödenecektir. Diğer iller için ise 25 milyon lira yani 25 YTL suni tohumlama bedeli ödenecektir. Bu rakamlar belirlenirken Türkiye'de bizim izin verdiğimiz laboratuarlarda üretilen spermalar kullanıldığı taktirde oluşacak rakamlardır bunlar. O şekilde belirlenmiştir. Eğer vatandaş ben daha kaliteli sperma kullanmak istiyorum derse ki piyasada sperma maliyetleri 1.5-2 milyondan başlayıp 100 dolara kadar çıkabilmektedir. Bu durumda üretici eğer bu şekilde bir tercih yaparsa aradaki farkı ödeyerek suni tohumlama yapabilir ama devletin vermiş olduğu rakamlar, biraz önce de söylemiş olduğum gibi duruma göre 25 ya da 35 YTL olacaktır.
Uygulamada mümkün olduğu kadar kamu etiklerini işin denetim ve kontrol kısmına alıp bu işin nasıl gittiğini, nerede aksaklık olduğunu, nerede müdahale edilmesi gerektiği görevini kamuya vererek mümkün olduğu kadar serbest veteriner hekimlere bu işi yaptırmak istiyoruz. Kooperatifleri, birlikleri, bu konuda suni tohumlama izni almış kooperatif ve birlikleri, ayrıca şirketleri de bu işe dahil ederek mümkün olduğu kadar bu hizmeti özelleştirmeyi planlıyoruz.
Bu çerçevede elimizdeki rakamlara baktığımız zaman bu hedeflere ulaşabilmek için isterseniz şu bilgileri de vereyim. Öncelikle 400 ve yukarısında hayvan varlığı olan beldeleri öncelikle proje kapsamına aldık. Ama bu alanlar seçildikten sonra ihtiyaca göre ki bu konuda da il müdürlüklerine de yetki verdik. Eğer etrafta 200 ve yukarısında hayvan varlığı olan alanlar varsa ve tespit edilmiş alanlar içerisinde hizmeti aksatmamak şartıyla daha az hayvanı olan köylere de giderek suni tohumlama yapma esası getirilmiştir. Şu anda 400 hayvanın üzerinde hayvan varlığı olan belde sayısı Türkiye’de 2200 civarındadır. Yaptığımız bir hesaba göre ekip başına 1000 hayvan esas alınarak ve diğer bu 400’ün altında hayvan varlığı olan köyleri de dikkate aldığımız zaman 2.5 milyon hayvanın bu sene tohumlanmasını ulaşılabilir hedef olarak belirledik ve tedbirlerimizi de buna göre aldık. Yani 5 milyon boğa altı hayvan varlığı olan bir ülkede biraz önce belki bahsettik 10 milyon büyükbaş varlığımız vardır. Boğa altı sığır varlığımız 5 milyon civarında olup biz bunların 2.5 milyonunun bu sene suni tohumlamayla tohumlama hedefini koymuş bulunuyoruz.
Özel suni tohumlama ekip sayısını arttırmak için suni tohumlama kursları hızlı bir şekilde devam ettiğini de kaydeden Ekiz, bu hizmeti verecek olan kişilerin muayenehane veya klinik açmaları için gerekli prosedürü ya da gerekenleri yerine getirmek şartıyla teşkilatımıza bu işlemleri kolaylaştırmaları ve hızlandırmaları için gerekli talimatların verildiğini de dile getirdi.
Kaynak:
http://www.tarim.gov.tr/arayuz/9/habergoster.asp?ID=620
(TVHB Merkez Konseyi tarafından 18.03.2005 tarihinde Tarım Bakanı Sayın Prof.Dr. Sami GÜÇLÜ'ye sunulan mektup)
Sayın Bakanım,
Türk Veteriner Hekimleri Birliği, 6343 Sayılı Veteriner Hekimliği Mesleğinin İcrasına, Türk Veteriner Hekimleri Birliği ile Odalarının Teşekkül Tarzına ve Göreceği İşlere Dair Kanun'a göre teşekkül etmiş, Türkiye sınırları içerisinde meslek ve sanatlarını icra eden bütün Veteriner Hekimlerin katıldığı, Veteriner Hekimler arasında mesleki deontoloji ve dayanışmayı korumak, Veteriner Hekimliğin kamu ve kişi yararına uygulanıp gelişmesini sağlamak ve meslek mensuplarının hak ve yararlarını koruma amacı ile kurulmuş, tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde mesleki bir kuruluştur.
Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi, Veteriner Hekim Odaları (41 adet), Yüksek Haysiyet Divanı, Denetleme Kurulu ve Büyük Kongre gibi organlardan teşekkül etmektedir.
Bu vesile ile ülkemiz hayvancılığı ve mesleki sorunlarımızı zat-ı alinize arz etmek isteriz.
1- Hayvancılığın Desteklenmesi
24 Şubat 2005 tarih ve 25737 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2005/8503 sayılı Hayvancılığın Desteklenmesi Hakkındaki Bakanlar Kurulu kararı, bu dönemde önemli bir katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Yalnız suni tohumlama desteği ile ilgili uygulamada bazı problemler oluşabileceği kanaatindeyiz. Suni tohumlama uygulayıcıları için soy kütüğüne kayıtlı, hayvanlar için öngörülen 2 katı farkın asgariye indirilmesi, bu konuda ek destek düşünülüyorsa, suni tohumlamada doğan buzağılar için daha yüksek seviyede destekleme yapılmasının daha doğru olacağını düşünüyoruz.
2-Suni Tohumlama Yönetmeliği Hakkında
Zat-ı Alinizin tensipleriyle bir yanlıştan dönülerek 01.07.2003 tarih ve 25155 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulan Suni Tohumlama,Tabii Tohumlama, Ovum ve Embriyo Transferi Faaliyetlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin bilimsel ve ülke şartlarının gerektirdiği herhangi bir değişiklik ihtiyacı yok iken önceki dönemde yapılan yanlışları da beraberinde getirecek bir şekilde yeniden bir düzenleme üzerinde çalışıldığı duyumları almaktayız. Şu anda Veteriner Hekimler ülkemizin ihtiyacı olan suni tohumlama hizmetlerini yapabilecek her türlü bilgi birikimi ve kapasiteye sahiptir. Suni tohumlama hizmetleri direkt olarak Hekimlik nosyonu gerektiren bir bilim dalıdır.
3- Veteriner Hekimlerin Uzmanlık Eğitimleri
Tarım Bakanlığının asli görevi olan (6343 sayılı Yasa ile) Veteriner Hekimlikte uzmanlık fiilen yürütülmemektedir. YÖK Kanunuyla ortaya çıkan boşluk hala bugüne kadar doldurulamamıştır. Uzman Veteriner Hekim olmamasından dolayı Bakanlığınız laboratuarında, hayvan hastanelerinde ve diğer tüm hizmet alanlarında uzman Veteriner Hekim açığı had safhadadır. Bu durum hizmetlerin aksamasına neden olduğu gibi, AB sürecinde ülkemiz için ciddi problemler oluşturacaktır. Zaman kaybedilmeden çözümlenmesi gerekiyor.
4- Kamuda Çalışan Veteriner Hekimlerin Özlük Hakları
Meslektaşlarımızı yukarıda dile getirilen ve günbegün geriye giden özlük hakları için sahip çıkmanızı bekliyoruz. Yeni mezun olan bir Veteriner Hekim geçmişte 1000 dolar üzerinde ücret alırken, halihazırda dolar kurunun düşük olmasına rağmen 500 dolar seviyesinde maaş almaktadır. Bu rakam yoksulluk sınırının altında olup bugüne kadar değişik meslek gruplarının özlük haklarıyla ilgili kamuoyunda tartışmalar yaşanırken meslektaşlarımızla ilgili hiçbir görüş belirtilmemiştir.
5- Gıda Güvenliği ve Veteriner Halk Sağlığı
Son zamanlarda yürürlüğe konulan gerek gıda yasası ve daha sonrasında çıkarılan yönetmelik, Gıda Güvenliği ve Veteriner Halk Sağlığını temin etmekten uzak kalmıştır. Bir takım mesleki taassuplar ile, Veteriner Hekimlerin dışlanması, bazı mesleklere istihdam sağlanması adına Gıda Güvenliği ve Halk Sağlığı Tehlikeye sokulmuştur. Bu gelişmeler AB uyum süreciyle de bağdaşmamaktadır.
6- Veteriner Çerçeve Kanunu
Ulusal programda öngörülmesine rağmen hala çıkartılamamıştır. Diğer mevzuatta uyumun sağlanabilmesi için bir an önce çıkartılması gerekmektedir.
7- Bakanlığın Yeniden Yapılanması
Tarım ve Köyişleri Bakanlığında yürütülen Bakanlığın yeniden yapılandırılması çalışmalarında ortaya konulan yapı; hizmetlerin üretilmesini sağlamaya yeterli olmayacağı gibi, bu yapı ile AB müktesebatının öngördüğü asgari düzeyde hizmetleri sağlayabilmesi mümkün görülmemektedir. Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, mevcut dağınıklık ve yetki kargaşasının önüne geçmek için Veteriner Hizmetleri ve Veteriner Halk Sağlığı hizmetlerinin merkez ve taşra teşkilatlarıyla beraber bir teşkilat altında oluşturulması gerekir. Buna da Veteriner-Gıda Ofisi denebilir.
8- Veteriner Hekim İstihdamı
Bakanlığınız ve Belediyelerde önemli düzeyde Veteriner Hekim kadrosu boş bulunmaktadır. Bu nedenle Veteriner hizmetlerinin yerine getirilmesinde önemli aksamalar olmaktadır. Bu kadrolarda gerekli istihdam sağlanması sonucunda Veteriner hizmetleri ile ilgili denetimlerin aksaması önlenecektir.
9- Veteriner İlaçlarının Kullanımı
Veteriner ilaçlarının üretimi, ruhsatlandırılması, dağıtımı, tanıtımı,satışı, kullanımı ile denetimi konusunda ciddi bir mevzuat boşluğu bulunmaktadır. Bununla birlikte uygulamada zincirin tüm halkaları, denetim dışında kalmaktadır. Kontrolsüz ilaç kullanımı Gıda Güvenliğini de çok önemli düzeyde tehdit etmektedir.
10- Döner Sermaye Konusundaki Adaletsizlik
Daha önce zat-i alinizce de belirtildiği şekilde, Tarım Bakanlığındaki Veteriner Araştırma Enstitülerinde Uygulanan döner sermaye gelirlerinde kar payı dağıtımı ile ilgili olarak Mecliste bulunan kanun teklifinin bir an evvel çıkarılması ve bu haksızlığa son verilmesinin sağlanması.
Arz Ederiz.
TÜRK VETERİNER HEKİMLERİ BİRLİĞİ MERKEZ KONSEYİ
Ankara ve Giresun Veteriner Hekimleri Odalarının birlikte hazırladığı "örnek dilekçe" metni
************************
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞINA
Bakanlığınız tarafından hazırlanarak 01.07.2003 tarih ve 25155 sayılı resmi gazetede yayımlanan ve şu anda yürürlükte olan “Suni tohumlama, tabii tohumlama, ovum ve embriyo transferi faaliyetlerinin usul ve esasları hakkında” yönetmeliğin değiştirilerek, suni tohumlama yapma yetkisinin hayvan hastalıklarından anlamayan bazı meslek gruplarına da verilmeye çalışıldığını üzülerek öğrenmiş bulunmaktayız.
Suni tohumlama yalnızca bir ülkenin verimsiz yerli ırklarını daha verimli kültür ırklarına dönüştürmesi değil, aynı zamanda salgın hastalıkların kontrol altına alınması için yapılan modern bir uygulamadır. Bakanlığınızca suni tohumlamanın yaygınlaştırılması gerekçesiyle yapılmaya çalışılan bu değişiklik hayvan hastalıklarının yayılmasını da beraberinde getirebilecek ve ülke hayvancılığının bitmesine neden olabilecektir. Kaldı ki dışarıda işsiz binlerce veteriner hekim dururken başka meslek gruplarından yararlanmanın ne anlama geldiğini de anlamakta güçlük çekiyoruz. Bu ülkede kamuda çalışan veteriner hekimler 50 yıldan fazla süreyle ve her türlü zorluğa karşın Suni Tohumlama hizmetini "ücretsiz" yaptıkları halde diğer meslek grupları biz de bu işi yapalım dememişlerdir. Ama ne zamanki bu hizmet yavaş yavaş özel sektöre devredilmeye başlamış işte o zaman herkes bu pastadan pay kapma yarışına girmiştir.
Hayvancılığın geliştirilmesi için yapılması gereken devletin yetiştiriciyi sübvanse etmesi, çiftçiye tohum, yakıt, gübre, vergi desteği vermesidir. Bununla da yetinmeyip devlet, yetiştiricinin yetiştirdiği ürüne pazar da bulmalıdır.
Anatomi, fizyoloji, mikrobiyoloji, patoloji, doğum ve jinekoloji gibi konular hakkında bilgisi olmayan, kısaca hekimlik nosyonu bulunmayan kişilere suni tohumlama yetkisinin verilmesi zaten zor durumda olan ülke hayvancılığını iyice dar boğaza sürükleyecek ve tamamen dışa bağımlı bir hale getirecektir. Ülkemizde brusellozis başta olmak üzere genital yolla bulaşan hastalıklar oldukça yaygın olup suni tohumlama yetkisi veteriner hekim sorumluluğunun dışına çıkarılırsa bu hastalıklar daha da yaygınlaşacak ve hayvancılıkta AB uyumunu yakalamamız olanak dışı kalacaktır. .
Ülkemizde işletmelerin tamamına yakınında doğum, kızgınlık ve sağlık kayıtlarının tutulmaması nedeniyle yetiştiriciler hayvanların kızgınlığının ne zaman başladığını veya hayvanının gebe olup olmadığını bilememekte ve bu durumlar ancak veteriner hekim tarafından yapılan rektal muayene veya testler sonucunda anlaşılmaktadır. Hal böyle iken; hekimlik nosyonuna sahip olmayan kişiler tarafından yapılacak suni tohumlama uygulamalarında ciddi derecede abort (düşük) ve infertilite (kısırlık) gibi sorunların yaşanacağı, bu durumun da yetiştiricileri suni tohumlamadan uzaklaştıracağı öngörüsünde şimdiden bulunmak mümkündür.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle hazırlamakta olduğunuz suni tohumlama yönetmelik taslağında, suni tohumlama yetkisinin eskiden olduğu gibi yeniden yalnızca veteriner hekimlere ve veteriner hekim kontrolunda veteriner sağlık teknisyenlerine bırakılması için gereğini müsaadelerinize arz ederiz. .. /.. / 2005
A D R ES :
SUNİ TOHUMLAMA YÖNETMELİĞİNİN DEĞİŞTİRİLMEYE ÇALIŞILMASININ ALTINDA YATAN GERÇEK !!!
Bu ülkede kamuda çalışan veteriner hekimler 50 yıldan fazla süreyle ve cafakarca Suni Tohumlamayı "ücretsiz" yaptılar, ziraat mühendisleri bizde yapalım demedi !
Ama ne zamanki bu hizmet yavaş yavaş özel sektöre devredilmeye başlandı, işin rengi
değişti.3000'den fazla veteriner hekim işsizken ve 20'yi bulan veteriner fakültesinden her yıl 1000 civarında veteriner hekim mezun olurken "suni tohumlama yapacak adam bulamıyorum demek" koca bir yalan !!! Yapın bunlarla sözleşme iş hal olsun. Ama amaç üzüm yemek değilki, bağcıyı dövmek. Nasıl olsa meydanı boşta buldular...
Bunların suni tohumlama yapma aşkı nereden kaynaklanıyor biliyormusunuz ? işte
cevabını aşağıda veriyoruz :
Bakanlar Kurulu Kararı
Karar Sayısı : 2005/8503
Ekli :Hayvancılığın Desteklenmesi Hakkında Karar”ın yürürlüğe konulması; Tarım ve Köyişleri Bakanlığının 16/2/2005 tarihli ve 727 sayılı yazısı üzerine, 3/1/2002 tarihli ve 4733 sayılı Kanunun 7 nci maddesine göre, Bakanlar Kurulunca 21/2/2005 tarihinde kararlaştırılmıştır.
Hayvancılığın Desteklenmesi Hakkında Karar
Madde 1 : Bu Karar, 2005-2010 yılları arasında 6 yıl süre ile uygulanacak olup hayvancılığın desteklenmesi ile ilgili hususları kapsar.
Madde 2 : Destekleme konuları şunlardır;
........................................................................................................................................................................................
d) Suni tohumlama hizmeti sağlayan gerçek ve tüzel kişilere, soy kütüğüne kayıtlı olan işletmeler için ve kalkınmada öncelikli bölgelerde farklı olmak üzere hayvan başına suni tohumlama teşvik primi ödenir.
.................................................................................................................................................................................
* * * * *
Ülke hayvancılığına ve veteriner hekimliğine büyük zarar verecek bu yönetmelik değişikliğini önlemek için tüm meslektaşlarımızı tepki verme çağrısı yapıyoruz.
Saygılarımızla
GİRESUN VETERİNER HEKİMLERİ ODASI
AB,GIDA KANUNU'NUN YENİLENMESİNİ İSTEDİ
07.03.2005 / Levent Çağlar / Haber /Referans Gazetesi
AB, geçtiğimiz haziranda uyum yasaları kapsamında hazırlanan Gıda Kanunu'nun eksikliklerinin giderilmeye çalışılması yerine yasanın yenilenmesi istedi.
Son günlerde sahte rakı ile gündeme gelen gıda güvenliği konusunda bir eleştiri de Avrupa Birliği'nden (AB) geldi. AB Komisyonu, henüz yeni çıkarılan Gıda Kanunu'nun sil baştan yeniden hazırlanmasını istedi.
Geçtiğimiz haziran ayında yürürlüğe giren ve AB'ye uyum yasası olarak nitelendirilen Gıda Kanunu'nu AB Komisyonu "uyumlu" bulmadı. Komisyon, "Gıda Kanunu, AB mevzuatı ile tamamen uyumlu değil. Kanun maddelerinde değişiklik yapacağınıza, kanunu yeniden hazırlayın" diyerek mevzuatın baştan aşağı değiştirilmesini önerdi. AB, Gıda Kanunu'nunda ihraç edilen ancak aflatoksin gibi gerekçelerle geri dönen ürünlerin ülke içinde satılmasını engelleyen düzenlemeler olmadığını belirtiyor.
Gıdada tek muhatap olsun
AB Komisyonu, "Gıda Kontrol Mevzuatı"nı istişare etmek üzere Türkiye'den Tarım ve Köyişleri Bakanlığı yetkilileri, AB Genel Sekreterliği, AB Türkiye Daime Temsilciliği ve Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu temsilcilerini Brüksel'e çağırdı. AB, 22 Şubat'ta başlayan ve 2 gün süren toplantılarda Gıda Kontrolü Yasası, Veterinerlik Yasası ile Tarım ve Kırsal Kalkınma Bakanlığı'na dönüşecek bakanlığın yeniden yapılandırılmasına ilişkin tasarılara yoğun eleştirilerde bulundu. AB Komisyonu'ndan Jean Guegan, Susanne Ammendrup, Aart Brouw, Diidier Carton, Jaques Fevrier, Marta, Garcia Fidalgo, John O'Rouke, Hielka Venema tarafından Türk heyetine verilen tavsiyeler Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nca bir rapor haline getirildi. Komisyon, Tarım ve Kırsal kalkınma Bakanlığı ile Mahalli İdareler Kanun Tasarısı'nda Koruma Kontrol Genel Müdürlüğü'nün 4 ayrı genel müdürlük olarak bölünmesinin AB mevzuatının uygulanması aşamasında sıkıntılar yaratacağını belirtti. AB'nin gıda güvenliği konusunda tek bir muhatap aradığı belirtilen müzakerelerde, tek tek belediyeleri muhatap kabul edemeyeceklerini bildirildi.
Pizza'yı nasıl kontrol edilecek
Komisyon'un Türk temsilcilere "pizza" örneğini vererek, çok farklı ve bileşik ürünlerden oluşan ürünlerin kontrolünün kim tarafından yapılacağında belirsizlik bulunduğunu anlatarak, gıda perakendecileri, kasaplar, okul kantinlerinin ve doğrudan üretim yerlerinin kontrolünden kimin sorumlu olduğunu sordukları belirtildi. Referans'ın edindiği raporda AB şu tavsiyelerde bulundu:
- Gıda üreticileri sağlıklı ve güvenli gıda üretilmesi ve bunların uygun şartlarda pazara sürülmesinden birincil derecede sorumludur. Yasada üreticinin sorumluluğu ve uymaması durumunda karşılaşacağı cezai müeyyideler net bir şekilde ifade edilmemiş.
- Gıda Kanunu'nun ilgili maddesinde ihraç edilen ancak aflatoksin gibi gerekçelerle geri dönen ürünlerin ülke içinde kullanılabileceği anlamı çıkıyor.
- Kanunun bir başka maddesinde ise gıda nakil araçlarında gemiden bahsedilmiş ancak uçak unutulmuş.
- Kanunda kontrollerden bahsedilmiş ama kontrollerden sorumlu merci belirtilmemiş.
- Veterinerlik Kanunu'nun hedefi gıda güvenliğinin sağlanması değil, hayvan sağlığı ve refahı olmalı.
- Veterinerlik Kanunu'nda salgın hastalıkların kontrolü ile ilgili kriterler belirlenmemiş.
KIRMIZI ET YÖNETMELİĞİ DEĞİŞTİ...
Değerli meslektaşlar,
Kırmızı Et ve Et Ürünleri Üretim Tesislerinin Çalışma ve Denetleme Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik ve 5 Ocak 2005 gün ve 25691 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.Bu yönetmeliğin bazı maddelerini ve çelişkilerini irdelemek istiyoruz.
Madde 11- (ilgili bend verilmiştir.)
ğ) Kasaplık hayvanların mezbahaya sevki, kesim öncesi ve kesim sonrası sağlık kontrolü ve muayene hizmetleri etlerin damgalanması, işlem gördükten sonra yenmesine müsaade edilecek etlere uygulanacak işlemler, imha edilecek etler, şüpheli etler ve başka yerlerden kesilmiş olarak getirilen etlere yapılacak işlemler 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu ve buna dayanılarak çıkarılan 22/2/1989 tarihli ve 89/13838 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Yönetmeliği ile Etlerin Teftişi Talimatnamesi hükümleri doğrultusunda yapılır.
Yönetmeliğin “Sorumlu Yönetici” ile ilgili maddesi şu şekildedir :
Sorumlu Yöneticinin Görevi, Sorumluluğu ve Göreve Başlaması
Madde 17 — Kombina ve mezbahalarda veteriner hekim, bu Yönetmelik kapsamındaki diğer tesislerde ise veteriner hekim, gıda mühendisi ve ziraat fakültelerinin gıda bilimi ve zootekni bölümü mezunları sorumlu yöneticilik yapabilir.
Değerli meslektaşlar bildiğiniz üzere ülkemizde son aylarda sürekli olarak kırmızı et ve beyaz etin güvenliği ve denetimi (Trişinelloz vakası,Hormon,ilaç kalıntısı ,hazır kıymaların hileli olup olmadığı,domuz etlerinin mamül maddelere katılıp,katılmadığı gibi ) konuşuluyor.Ülkemizde tüketilen etlerin %50’sinin kaçak olarak mezbaha dışında kesildiği belirtiliyor.AB’ye bu koşullarda giremeyeceğimiz vurgulanıyor.
Sonra bir bakıyorsunuz çıkarılan yönetmelikte, sadece mezbahalarda veteriner hekim çalıştırma şartı var, diğer tesislerde yok !
Peki şimdi bu yönetmeliği hazırlayanlara soruyoruz (11. madde ‘ğ’ bendine dikkat ! ):
Et Parçalama ve mamül madde üretim tesislerine, mezbaha dışı kaçak kesimle ve veteriner hekim kontrolü olmadan yasal olmayan yollarla giren etler hakkında “insan tüketimine uygun olup olmadığı” konusunda, ya da herhangi bir hastalık tablosunun (Örnek; Şarbon) yada diğer bir mikrobiyal kontaminasyonun olması durumunda; bu etler hakkında işletmede çalışan mühendisler hastalığı teşhis etme ve insan tüketimine sunulup sunulamayacağı konusunda karar verme yetkisine sahip midirler ? ya da işletmeye parçalanmış olarak getirilen etlerin hangi tür hayvandan (sığır,koyun,domuz,katır vb.) elde edildiğini bilebilirler mi ? Bu ürünlerin insan sağlığına uygun olduğunu nasıl garanti altına alacaksınız ?
Et Mamülleri üretim tesislerinde veteriner hekimlerin yanı sıra tabiiki gıda mühendisleri yada Ziraat Fakültelerinin Gıda Bölümü mezunları da çalışmaktadırlar (Zootekni bölümü ne yapacak onu bilemiyoruz).Ancak bu tesislerin sorumlu yöneticiliği, aldıkları eğitim ve 6343 sayılı Kanunun 5. maddesi ile 3285 sayılı Kanunun 33. maddesi gereğince sadece Veteriner Hekimler tarafından yapılmalıdır.Veteriner Hekim sorumluluğunda olmayan et üretim tesisleri, bize göre halk sağlığı açısından pimi çekilmiş bir bombadır !
Bu konuda meslek camiamızın gerekli tepkiyi vermesi gerektiği düşüncesindeyiz.
Saygılarımızla
GİRESUN VETERİNER HEKİMLERİ ODASI
(Odamızın, hayvancılığın sorunları hakkındaki görüşlerini içeren aşağıdaki haber 14.11.2004 tarihli Sabah Gazetesinde yayınlanmıştır.)
HAYVANCILIK ÇIKMAZDA...
Türkiye'de hayvancılık gerilemiş ve tükenme noktasına doğru gitmektedir. Giderek ağırlaşan olumsuz gelişmeler hayvancılıkla uğraşan kesimler ile veteriner hekimlerin çalışma koşullarını, istihdam alanlarını ve iş güvenliğini tehdit etmektedir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nda, mevcut fonksiyonel yapılanma yerine, hayvancılık ve veteriner hizmetlerinde sektörel yapılanmaya gidilmelidir. AB ile uyumlu Veteriner Çerçeve Kanunu çıkarılmalıdır. Buna paralel olarak güçlü ve iyi organize olmuş müstakil bir taşra teşkilatı da (ziraat işlerinden ayrı) oluşturulmalıdır. Ancak Kamuda Yeniden Yapılanma Kanun Tasarısı ve Mahalli İdareler Kanun Tasarıları'nda bu konuların hiç dikkate alınmadığı görülmektedir.
Çok amaçlı kırsal kalkınma kooperatifleri yerine, AB'de olduğu gibi üretim alt sektörlerine göre örgütler kurulmalı; üretimi, sanayi ve pazarlama ile entegre eden ihtisas kooperatif modeline gidilmelidir. Hayvancılığı destekleme projeleri adı altında köylülerimize yıllardır, birer ikişer baş hayvan dağıtmakla hayvancılığın kalkınamayacağı artık açıkça görülmüştür. Hayvancılıkla hedef, orta ve büyük ölçekli işletmeler kurmak olmalıdır.
Devletin politikalarında hayvancılık öncelikli olarak ele alınmalıdır. Hayvancılığı ileri ülkeler seviyesine çıkarabilmek için hayvancılık öncelikli olarak tarımın alt sektörü olmaktan kurtarılarak, başlı başına bir sektör olması sağlanmalıdır.
GİRESUN VETERİNER HEKİMLERİ ODASI
( Odamızın, Kuduz ve diğer zoonoz hastalıklar hakkındaki görüşlerini içeren aşağıdaki haber 25.11.2004 tarihli Sabah Gazetesinde yayınlanmıştır.
KUDUZDAN KORKULMASIN ...
21.12.2004 tarihli gazetelerin tamamında şu haber başlığı yer aldı: "Hakkari'de Kuduz Korkusu"... AB sürecine girmiş bir ülkede ne yazık ki hala kuduz başta olmak üzere, hayvanlardan insanlara geçen ve "zoonoz" hastalıklar olarak adlandırılan bir çok hastalık toplum sağlığını tehdit etmektedir.
Bu sorunun temel nedeni, ülkemizde uzun yıllardır veteriner hekimlik hizmetlerine gerekli önemi vermeyişimizden kaynaklanmaktadır.
Oysa bu hizmetler hayvan sağlığı kadar halk sağlığını da doğrudan ilgilendirmektedir. Son yıllarda dünyayı korku altında bırakan "Kuş Gribi", "Deli Dana" ve "Şarbon" gibi hastalıklar da zoonoz karakterlidir. Bu sorunun çözümü, ülkemizde veteriner hekimlik hizmetlerini bir an önce AB normlarına getirmekten geçmektedir.
GİRESUN VETERİNER HEKİMLERİ ODASI
EKONOMİ 01.12.2004 ÇARŞAMBA (Kaynak: Zaman Gazetesi web sitesi)
Avrupa Birliği, süt fabrikalarını denetledi ama ahırlara sokulmadı
Türkiye'de ki sütün büyük bölümü az sayıda hayvan beslenen ahırlarda ya da küçük çiftliklerde üretiliyor.
Süt fabrikalarına ait araçlarla toplanan süt, tesislere götürülerek çeşitli işlemlerden geçirildikten sonra piyasaya arz ediliyor. Süt üreticileri, Avrupa Birliği ülkelerine ihracat yapmak istedi. Bunun üzerine AB Çalışma Komisyonu, Türkiye'de üretilen sütün büyük bölümünün elde edildiği ahır ve çiftlikleri denetleyeceğini bildirdi. Ancak firmalar, ahırlardaki kötü şartları göz önüne alarak denetime hayır dedi.
Türkiye Süt Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ethem Sancak, yurtiçinde üretilen sütün büyük bölümünün hijyen ve sağlık şartlarına uygun olmadığına dikkat çekerek, Bu sütleri Avrupa'da boya hammaddesi olarak bile kullanmazlar. Götürüp tuvalete dökerler; çünkü Avrupa kodeksine uygun değil. Türkiye'de üretilen 11 milyon litre sütün 10 milyon litresi dökülmeli diyor. Paketlenmiş süt üreten firmalar ise AB'nin kendi üreticisini korumak için kasıtlı bir şekilde ahırları denetlemek istediğini belirtiyor. Birliğin defalarca süt fabrikalarını denetlediğini vurgulayan üreticiler, Fabrikalardan bir şey çıkmayınca, O zaman ahırları denetleyelim dediler savunmasını yapıyor. Firmalar, ahırdan alınan sütlerin temiz olmasa bile, pastörize edildiğini ve fabrikadan Batı standartlarında çıktığını belirtiyor. Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri Birliği Genel Sekreteri Melek Us da, AB'nin denetim talebini doğrularken, hiçbir firmanın bunu olumlu karşılayamayacağını ifade ediyor.
Us, bunun sebebini, Bütün markalar fabrikalarını denetime açar. Ancak, sütü satın aldığı ahır ya da çiftlikte denetlenmesini göze alamaz. Çünkü Türkiye'deki çiğ süt kalitesi çok düşük. AB'de mililitrede 60 bin bakteri sınırı var Türkiye'de bu oran mililitrede 900 bin hatta bir milyon civarında şeklinde dile getiriyor. Us'un verdiği bilgiye göre, Türkiye'de süt üreticileri, işledikleri sütü 3-5 hayvanı olan çiftçilerden toplayıp analizini kendisi yapıyor. Bütün hayvanların kalitesini ve hastalığını tespit etmek imkansız. Sütteki bakteri oranının yüksek olması kalitenin de düşmesine sebep oluyor. Bakteri sayısı arttıkça sütteki yağ ve karbonhidrat oranı azalıyor, asetik özelliği artıyor. Avrupa'nın en büyük sığır çiftliği Koç Atasancak'ın ortağı Ethem Sancak, tarım alanında yaşanan sıkıntıları şöyle özetliyor: Sadece süt değil, etimiz de kara listede. Bir gram et ihraç edemeyiz. Türkiye tekstil, otomotiv standartlarına uydu ve şimdi ihracat yapıyor; ama et ve süt konusunda AB standartlarının çok gerisindeyiz. Hastalıktan ari süt belgesine sahip üretim yapmamız gerekiyor.
Paketlenmiş süt üreten firmalar ise AB denetimlerinin kasıtlı yapıldığını savunuyor. Birliğin kendi üreticisini korumak amacıyla ahırları denetlemek istediğini ileri süren üreticiler şu değerlendirmeyi yapıyor: Avrupa Türkiye'den et ve süt almayız diyor. Deli dana hastalığı Türkiye'de mi çıktı? Hayır. Biz bütün fabrikalarımızı denetime açtık. Müteaddit defalar gelip fabrikaları gezdiler, söyleyecek söz bulamadılar. Çünkü fabrikalar Avrupa'dan daha iyi. Fabrikalardan bir şey çıkmayınca, O zaman ahırları denetleyelim dediler. Üreticiler, ahırdan alınan sütlerin temiz olmasa bile pastörize edildiğini ve fabrikadan Batı standartlarında çıktığını belirtiyor. Avrupa Birliği, en büyük sübvanseyi tarım ve hayvancılık sektöründe uyguluyor. Türkiye AB'ye giriş sürecinde yaptığı anlaşma gereği her yıl Avrupa Birlği'nden 19 bin ton et, 4 bin ton süt tozu, 2 bin ton süt ürünleri ve bin tereyağı almak zorunda. Ancak deli dana hastalığı nedeniyle et alınmıyor. Avrupa Birliği et alımı konusunda Türkiye'ye baskı uygulamaya devam ediyor.
Damızlık ve süt sığırcılığı alanında faaliyet gösteren İngiliz şirketi Johnson Diversey'in İş Geliştirme Müdürü Cem Şengezer, AB'de hayvan barınaklarıyla ilgili yönergede bina ve müştemilata, süt sağım alet ve ekipmanlarının bakımı, sağım prosesindeki hijyen uygulamalarına yönelik genel koşulları belirten üç ayrı bölüm bulunduğunu söylüyor. Buna gore, ahırların yeterli oranda temiz, düzenli ve iyi koşullarda olması, buralara ulaşılan yolların ve kanalların gübreden temizlenmesi, süt sağım ve depolama alanları ile ekipmanların temiz ve düzenli olması gerekiyor. Ahırlarda sinek, kemirgen ve diğer zararlı böcek ve haşere ile mücadelenin yapılması isteniyor. Şengezer, Avrupa Birliği ile uyum aşamasında devlet ile özel sektörün ortak çalışmasını öneriyor. Büyük çiftliklerde hijyen kontrolünün daha rahat yapılabileceğine dikkat çeken Şengezer, iki üç hayvan beslenen ahırlar yerine büyük ve modern çiftliklerin kurulması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye'de yıllık 2,5 milyon ton süt tüketiliyor, bunun 1,8 milyon tonu sokak sütü, 700 bin tonu paketlenmiş taze süt ya da pastörize olarak satılıyor. Markalı ürünlerin pazar payı yüzde 25 olarak tahmin edilirken, markaların pazar payı konusunda istatistiki bilgi bulunmuyor.
01.12.2004
Abdullah Dirican
İstanbul
**********************************************
Giresun Veteriner Hekimleri Odasının Haberle ilgili Yorumu :
Ülkemizde "Çiftlikten Sofraya Kadar Gıda Güvenliği" kavramını benimsemez ve gıda denetiminin
sadece fabrikalarda yapıldığını zannederek gıda ve veterinerlik mevzuatını AB'ye uyumlu olarak düzenlemezsek ; AB'ye katılım sürecinde ülkemizin çok ciddi sıkıntılar yaşayacağı kanaatindeyiz.
Nitekim bu durum son yayınlanan AB İlerleme Raporu ve Tavsiye Kararında da önemle vurgulanmıştır.
II. TARIM ŞURASI SONUÇ BİLDİRGESİ
29 Kasım - 1 Aralık 2004
II. Tarım Şurası 29 Kasım - 1 Aralık 2004 tarihleri arasında ilgili kamu kuruluşlarının, üniversitelerin, yerel yönetimlerin, özel sektörün ve sivil toplum kuruluşlarının geniş katılımıyla Ankara'da gerçekleştirilmiştir.
Şura'da alınan önemli ve öncelikli kararlar aşağıdadır ;
1. Doğal kaynakların envanterinin çıkarılması,
2. Doğal kaynakların erozyon, kirlenme ve yanlış kullanımı önleyici tedbirlerin alınması,
3. Gen kaynakları ve biyolojik çeşitliliğin korunması,
4. Mera ıslah çalışmalarının tamamlanması,
5. Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanununun çıkarılması,
6. Arazi kullanım planlarına uygun olarak mutlak tarım arazilerinin korunması,
7. Basınçlı sulamanın yaygınlaştırılması,
8. Toplulaştırma çalışmalarının hızlandırılması,
9. Tarım Havzalarının oluşturulması,
10. İşletme ölçeklerinin optimum düzeye getirilmesi,
11. Tarım-sanayi-pazar entegrasyonunun sağlanması,
12. Yüksek kaliteli tohumluk, fide ve fidan ihtiyacının öncelikle yurt içi üretimle karşılanması ve kullanımının teşvik edilmesi,
13. Sözleşmeli üretiminin geliştirilmesi,
14. Sürdürülebilir üretim teknikleri ve biyolojik mücadele yöntemlerinin yaygınlaştırılması,
15. Et, süt ve su ürünlerinin kalite standartlarının belirlenmesi ve bu standartlara uygun üretiminin sağlanması,
16. İhtisas işletmelerinin özendirilmesi,
17. Hayvan sağlığı ve refahı için gerekli mevzuat düzenlemesinin yapılması, gelecek 10 yıl içerisinde hayvan hastalıkları ile ilgili kontrol ve eradikasyon programlarının tamamlanması,
18. Çiftlikten-sofraya gıda zincirinin incelenerek gıda güvenliğini sağlayacak mevzuat düzenlemesi ile uygulama yöntemlerinin belirlenmesi,
19. e-tarım ticaretinin geliştirilmesi,
20. Tarımsal desteklerin, tarımının yapısal problemlerinin çözümüne katkıda bulunacak şekilde düzenlenmesi,
21. Doğrudan gelir desteğinin tarımsal destekler içindeki payının azaltılarak sadece seçilen belli ürünlerde çok amaçlı olarak uygulanması,
22. DTÖ kuralları çerçevesinde prim ödemelerinin maksimum düzeyde uygulanması ve gerektiğinde Fark Ödeme Sistemine dönüştürülmesi,
23. Hayvancılık desteklerinin artırılması ve sürekliliğinin sağlanması,
24. Uzun dönemde, örgütlü, ekonomik büyüklükte ve ileri teknolojiyi kullanan hayvancılık işletmelerinin oluşturulması,
25. Tarımsal desteklerin GSMH içerisindeki payının iki yıl içerisinde %2’ye yükseltilmesi ve daha sonra artırılması,
26. Tarım ürünleri sigortalarının ülke genelinde yaygınlaştırılması ve mal sigortalarının yanı sıra can sigortalarının da geliştirilmesi,
27. Kırsal alanda yaşayanların girişimcilik yeteneklerinin artırılması,
28. Tarım ve Köyişleri Bakanlığının yüklendiği yeni fonksiyonlar göz önüne alınarak yeniden adlandırılması,
29. Bakanlığa bağlı olarak “Kırsal Kalkınma Genel Müdürlüğü”nün kurulması,
30. Ulusal programda öngörüldüğü gibi, Bakanlık tarafından AB ölçütlerini dikkate alarak “Kırsal Kalkınma Stratejisinin” hazırlanması,
31. İlköğretim müfredatına “Tarım” dersinin konulmasının sağlanması,
32. Tarımsal öğretim ve araştırma alanında üniversite ; bakanlık - özel sektör - sivil toplum örgütleri arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi,
33. Üretici örgütlenmesinin dağınık yapısının önlenmesi amacı ile kooperatiflerin bir ulusal birlik altında toplanması,
34. AB Ortak Tarım Politikasının gerektirdiği “Ödeme Kurumu” başta olmak üzere gerekli tüm idari yapıların tamamlanması,
35. AB ile müzakere sürecine hazırlık amacı ile Bakanlığın uzman kadrosunun güçlendirilmesi,
36. Dünya Ticaret Örgütü Doha müzakerelerine aktif katılım sağlanması ve hassas ve özel ürünler ile gıda güvenliği açısından önem taşıyan ürünlerimizin etkilenmesi önlenmelidir,
Amaç, Türkiye 'ye üyelik statüsü kazandığında, temel fonksiyon anlamında rekabet gücü yüksek ve sürdürülebilir üretim yapısına sahip bir tarım sektörünün oluşturulmasıdır.
Sami GÜÇLÜ
Bakan
Kaynak: www.tarim.gov.tr
(Bu yazı 30.11.2004 tarihli Milliyet Gazetesinde Güngör URAS tarafından yazılmıştır)
'KÖY TAVUĞU BİTTİ,MAKİNE PİLİCİNE MAHKUMUZ'
Markette, kemikli dana ve koyun etinin kilosu 10 milyon 250 bin lira, bütün piliç etinin kilosu 2 milyon 290 bin lira.
Bu nedenle halkımız piliç eti yemeye mahkûm... Onu da yemezse protein alamayacak. Sağlığı bozulacak.
1990'larda biz kişi başına yılda 18 kg kırmızı et (dana, koyun, keçi eti) tüketiyorduk. Şimdilerde kişi başı kırmızı et tüketimi 8 kg'ye düştü. Çünkü halkımız kırmızı ete para yetiştiremiyor. Buna karşılık halkımız 1990'larda yılda ortalama 3 kg piliç eti tüketiyordu. Yıllık ortalama kişi başı tüketim 12 kg'ye kadar yükseldi. Avrupa Birliği ülkelerinde kişi başına piliç eti tüketimi 21 kg dolayında.
"Köy tavuğu" diye bir şey kalmadı. Devir değişti. Köylü tavuk beslemiyor. Nüfus arttı. Halkı köy tavuğuyla beslemek mümkün değil. Şimdilerde Türkiye'de yılda 700 - 800 bin ton makine pilici tüketiliyor. Buna karşılık en iyimser tahminle yıllık "köy tavuğu" tüketimi 50 bin ton dolayında.
Nasıl yetişiyordu?..
Bu demek değil ki, "Kötü de olsa, sağlığa zararlı da olsa makine pilicini yemeye mahkûmuz". Hayır... Devlet gerekli kontrolü yapacak. Başka ülkelerde hangi sağlık şartları varsa bizde de bu şartlara uyulacak...
Kaldı ki "köy tavuğu"nu çok kimse özlüyor da... Köy tavuğunun nasıl yetiştiğini kimse hatırlamıyor. Doğal şartlarda yetişen köy tavuğu, büyükbaş hayvanların dışkılarını eşeleyerek dışkı arasından kendine yiyecek bir şeyler bulur. Böcek, solucan yer. Çöple beslenir. Köy evlerinin bahçesindeki tuvaletlerin etrafından ayrılmaz.
Makine pilici ile ilgili tartışmalar halkın bilinçlenmesine, makine pilici üreticileri ile devletin sağlık şartlarına daha fazla dikkat etmesine imkan verdi.
Ama tartışmalardaki bazı yanlış bilgilendirmeler hem tüketiciyi hem sektörü olumsuz etkiledi.
Verilen bilgiler doğruysa, makine pilici fiyatlarının yüzde 15 geriye çekilmesine rağmen tüketim yüzde 30 düştü.
Bizim makine pilici üreticilerimiz, Avrupa Birliği'ne (AB) ihracat için çaba gösteriyorlar. İhracatın başlayabilmesi için bir teknik heyet Türkiye'ye gelerek kesimhaneleri inceledi. Türkiye'nin AB standardına ulaştığını belirledi. 2005 Ocak ayında bir teknik heyet daha gelecek. Bu heyet de Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın "Piliç etinde kalıntı izleme" uygulamasını beğenirse üreticilerimiz AB ülkelerine makine pilici satmaya başlayacak.
Tek tehlike antibiyotik
Tartışmalar sırasında şunları öğrendik: (1) Genetiği değiştirilmiş (GDO) tavuk diye bir şey yokmuş. Makine pilicinin, 42 günde 3.5 kg fabrika yemi tüketerek 2 kg'nin üzerinde et ağırlığına ulaşması, "çok hızlı büyüme özelliğine sahip melez piliç cinsi olmasından" kaynaklanıyormuş. (2) Tavuğa "hormon" verilemezmiş. (3) Tek tehlike, makine pilicinin yemine katılan "antibiyotiğin yanlış kullanılması"ndaymış...
Öğrendiğimize göre, bazı hastalıkları engellemek ve tedavi etmek için büyükbaş ve kanatlı hayvanların yemine "antibiyotik" katmak usuldenmiş. Fakat bu konu bütün ülkelerde ve özellikle AB ülkelerinde sıkı kontrollere bağlanmış. Kesimden bir hafta önce antibiyotikli yeme son veriliyormuş. Kesimden sonra makine pilicinde ölçü üzerinde antibiyotik kalıntısı olup olmadığını üretici ve de Tarım ve Köyişleri Bakanlığı "Kalıntı İzleme Programı" çerçevesinde kontrol ediyormuş.
Tekrarda yarar var. Halkımız makine pilici yemeye mahkûm. Tartışmalar halkın bilinçlenmesine imkan verdi. Üreticilerimiz ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığımız, neyin ne olduğunu ve sağlık şartlarına uyumu nasıl sağladıkları konusunda halkı bilgilendirirse, halkımız da gönül rahatlığıyla makine pilici yer... İmkanı olanın, tuzu kuru olanın "Ben makine pilici yemem... Ben kuzu etinden başka et yemem..." demesi kolay da... Parası olmayan halk ne yiyecek?
Güngör URAS
guras@milliyet.com.tr
(Yukarıdaki yazı ile ilgili olarak Sayın GÜNGÖR URAS'a göndermiş olduğumuz mail)
Sayın URAS
30.11.2004 tarihli Milliyet Gazetesinde yer alan "Köy Tavuğu Bitti, Makine Pilicine Mahkumuz" başlıklı yazınızı okuduk.
Halkımızın beslenmesini ve sağlığını doğrudan ilgilendiren bu önemli konudaki görüşlerinize aynen katılıyor ve hem bir tüketici ve hem de hayvansal gıdanın sağlık kontrolünden sorumlu bir meslek grubu olarak size teşekkür ediyoruz.
Bu konuda Odamızın bazı görüşlerini de katkı açısından size sunmak isteriz:
1-Avrupa Birliğinde "Çiftlikten Sofraya Gıda Güvenliği" kavramı benimsenmiş ve üretimden tüketime kadar tüm aşamalarda et başta olmak üzere hayvansal gıdaların yetkilendirilmiş veteriner hekimler tarafından kontrol edilmesi zorunluluğu getirilmiştir.Bu konuda ülkemiz gıda ve veterinerlik mevzuatında çok ciddi eksiklikler ve boşluklar mevcuttur.
2-Ulusal Programda kısa vadede gerçekleştirilmesi gereken işler arasında olmasına rağmen AB mevzuatına uyumlu olarak çıkarılması gereken "Veteriner Çerçeve Kanunu" henüz TBMM gündemine dahi getirilememiştir. Oysa son yayınlanan İlerleme Raporunda ve Tavsiye Kararında "gıda güvenliği ve veterinerlik konusunda ciddi ilerlemeler sağlanması gerektiği" hususu özellikle vurgulanmıştır.
Çalışmalarınızda başarılar dileriz. 30/11/2004
GİRESUN VETERİNER HEKİMLERİ ODASI
AB İLERLEME RAPORU TAVSİYE KARARI
(Tarım ve Veteriner Hekimlikle ilgili bölümü)
Tarım, Türkiye’de özel ilgi gerektiren, en önemli ekonomik ve sosyal sektörlerden biridir. Ortak Tarım Politikası’na başarılı bir şekilde katılmak için Türkiye’den, devamlı olarak kırsal kesimi geliştirme çabası ve idari kapasiteyi yükselterek mümkün olan en elverişli koşulları yaratması beklenmektedir. Türkiye’nin çiftçilerin gelir düzeyinin önemli oranda düşmesini engelleyebilmek açısından belirli tarım sektörlerini rekabetçi bir hale getirmek için önemli bir zaman dilimine ihtiyacı olacaktır. Mevcut politikalar çerçevesinde Türkiye, önemli miktarda yardım almak için gerekli niteliklere sahiptir. Veterinerlik alanında, katılım sonrasında ciddi sorunları engellemek için hayvanların sağlık durumunun iyileştirilmesi için büyük çabaların harcanması ve ülkenin doğu sınırlarında kontrollerin yapılması gerekmektedir.
Kaynak: Milliyet Gazetesi web sitesi
GİRESUN VETERİNER HEKİMLERİ ODASI SEÇİM SONUÇLARI
Değerli meslektaşlar
Giresun Veteriner Hekimleri Odası 6.dönem genel kurul seçimleri 25-26 Eylül 2004
tarihlerinde yapılmıştır.
Seçim tam bir birlik ve beraberlik havasında gerçekleşmiş ve üzerinde uzlaşma sağlanan
tek liste ile seçimlere gidilmiştir.
Yeni seçilen Odamız Yönetim Kurulu arasında şu şekilde görev dağılımı yapılmıştır:
Mustafa AYDINAY-Başkan
Talip TURAN-Genel Sekreter
Servet İNAÇ-Sayman
Hüseyin DURUSU-Üye
Mehmet YILMAZ -Üye
Üst Kurul Delegeleri:
Hüseyin DURUSU
Mehmet YILMAZ
Cevat SÖNMEZ
Cengiz TAŞ
BALIĞI BİTKİ YAPAN ZİHNİYET ÜZERİNE BİR GÖRÜŞ
Değerli meslektaşlar
Bu konuda bir şeyi kesinlikle gözden kaçırmamak gerekir diye düşünüyoruz.
Balığı bitki yapan zihniyet halen aynı kafada ve aynı görüşte çalışmalarına devam ediyor.
Örneğin; Gıda yasasından, hepsi gıda maddesi diyerek etle ilgili özel hükümleri çıkartıyor.
Küçük bir simitçi fırını ile entegre bir et üretim tesisini aynı kefeye koyup, aynı yönetmelik hükümlerine göre ruhsatlandırmaya çalışıyor.
Önüne gelen herkesi on günlük kurslarla gıda kontrolörü yapıp, bitkisel gıda hayvansal gıda demeden denetim yaptırmaya çalışıyor.
AB mevzuatına aykırı olarak gıda ve su ürünlerini veteriner servislerinden tamamen ayırıp, ayrı Genel Müdürlüklerler kurmaya çalışıyor.
Tarım Bakanlığının taşra teşkilatının vahim durumu ortadayken, yine İl Özel İdareleri
bünyesinde Tarım Başkanlıkları ihdas etmeye çalışıyor.
Ziraat Odalarına veteriner ilacı satma hakkı, önüne gelene suni tohumlama yapma yetkisi
vermek için habire mevzuat hazırlıyor.
Sözün kısası, bu zihniyete karşı çok uyanık ve tepkili olmak gerek.
Saygılarımızla
GİRESUN VETERİNER HEKİMLERİ ODASI
******************************************
----- Özgün İleti -----
Kimden : "Prof.Dr. Gürbüz AKSOY"
Kime : veteriner@yahoogroups.com
Gönderme tarihi : 27/10/2004 14:46
Konu : Re: [ Veteriner List ] FW: YORUMSUZ
Değerli meslektaşlarım,
Aşağıdaki mesajda, eski bakanlardan Mustafa Taşar'ın anlattığı olaya
bakanlık fahri danışmanı olarak ben de şahit olmuştum.Hatta Bakanın
anlattığına göre,balığın bitki olduğuna dair bürokratın gerekçesi de şu
şekilde imiş:
"Madem ki bitkiler bir canlıdır, doğarlar,gelişirler ve ölürler.Balıklar
da doğup,gelişip öldüklerine göre onlar da bir canlıdır. O halde balıklara
bitkidir diyebiliriz".
İnşallah yeteneksiz yetkililerden kurtuluruz da bir daha böylesi
trajikomik durumları yaşamayız.
Hepinize saygı ve selamlar.
Prof.Dr.Gürbüz AKSOY
Harran Üniversitesi
Veteriner Fakültesi
BU ÜLKEDE BALIK BİLE BİTKİ OLARAK GÖSTERİLDİ !
(Bu yazı 24.10.2004 tarihli Sabah Gazetesi Günaydın ekinden aynen alınmıştır.)
Başrollerini Haluk Bilginer, Kenan Işık, Haldun Dormen ve Ali Sunal'ın paylaştığı 'Sayın Bakanım' bakan-bürokrat ilişkisini ele alıyor. Ancak izlerken 'bu kadar da olmaz' dedirten birçok hikaye, siyasilerimizin anlattığına göre hiç de abartılı değil.
atv'de yayınlanan 'Sayın Bakanım' adlı dizide anlatılan bakan- bürokrat ilişkisi, gerçek çıktı. Ankara'da da ilgiyle izlenen dizide anlatılan öyküler, eski ve yeni bakanların, bürokratların ve siyasetçilerin anlattıklarına göre hiç de yalan değil. Siyasilerle yaptığımız görüşmeler sonucunda ortaya, ilginç görüşlerin yanı sıra, bürokratların siyasetçilere oynadıkları oyunlar, bakanını günlerce yurtdışında gezdirip, görevden alma kararnamesini imzalamasına fırsat vermeyen bürokrat öyküleri çıktı. Beş kez bakanlık yapan Mustafa Taşar'ın anlattığı bir hikaye ise, dizinin senaryosunu aratmayacak nitelikte. Taşar anlatıyor: "Veterinerler fazla döner sermaye alıyor diye ziraatçi bir arkadaş balığı öyle bir tarif etmiş ki, balık olmuş bitki... Mevzuatı değiştirene kadar akla karayı seçtim".
'Balık bitkidir Bakanım'
(Mustafa Taşar)
"Tarım Bakanlığı'nda 97 fahri danışmanım vardı. Bir gün hepsini topladım ve sordum: "Balık hayvan mıdır, bitki mi?" hepsi hayvan olduğunu söyledi. Cebimden bakanlığın mevzuatını çıkardım ve 'Buna göre balık bitkidir' dedim. İşin aslı şöyle: Tarım Bakanlığı'nda veterinerler ve ziraatçılar var. Kim hangi işe bakarsa, ona göre döner sermaye alıyor. Veterinerler fazla döner sermaye payı alıyor diye, mevzuatı hazırlayan ziraatçı arkadaş, balığı öyle bir tarif etmiş ki, balık olmuş bitki. Böylece balıklarla ilgili tüm işlerin döner sermayeleri ziraatçıların hesabına yatmış. Mevzuatı değiştirip, balığı hayvan yapıncaya kadar akla karayı seçtim.
Türk Veteriner Hekimleri Birliği Vakfı
16 Ekim Dünya Gıda Günü İle İlgili Basın Açıklamasıdır
15 Ekim 2004
Tüm dünyada 16 Ekim Dünya Gıda Günü olarak kutlanılmaktadır. Milyonlarca aç
insanın yaşadığı Dünyamızda, Gıda Gününün aç insanların doymasına katkı
sağlamasını ümit ediyoruz.
Kendine yeterli iken, dışa bağımlı olduk
Türkiye, her ne kadar kalite olarak yeterli olmasa da, gıda tüketiminde
üretimi kendine yeterli ülkelerden birisiydi. Son çeyrek asırda uygulanan
IMF güdümlü tarım ve hayvancılık politikaları ile dışa bağımlı ve net
ithalatçı konuma geldik. Artık soframızdaki her gıda çeşidinde her gün için
yerli gıdamız azalıyor, ithal gıdalar artıyor.
Gıda, yirmi birinci yüzyıl dünyasında stratejik ürün olarak kabul edilirken,
milletimizin gıda güvencesi yok oluyor. IMF güdümlü politikalar
sürdürülürken, Dünya Ticaret Örgütü kararları ile ülkemiz tarım ve
hayvancılığına öldürücü darbeler geliyor, hiçbir hazırlık yapılmıyor,
politika geliştirilmiyor.
Et yiyemez, süt içemez toplum olduk; kolay yönetilmek için mi?
Son yıllardaki gelir dağılımındaki dengesizliğin artması ile zaten yetersiz
ve dengesiz olan beslenme alışkanlığımız, toplumun geniş kesiminde
fizyolojik açlığa dönüşmüştür. Yoksulluk sınırının altında gelir düzeyine
sahip geniş kitle et yiyemez, süt içemez hale geldi. Bunun bedeli sağlıksız
toplum, milyarlarca dolar ilaç bedeli ve sağlık gideri olarak ülkemize ve
insanımıza yansımaktadır.
Et yiyenlerin her zaman için yönettiği, yemeyenlerin kolay yönetildiği ve
yem olduğu gerçeğini dikkate alırsak, insanımızı kolay yönetmek için mi bu
politikalar sürdürülüyor?
Son çeyrek asırda gıda fazlamız eksiğe dönüştü; yokluğa götürülüyor,
IMF güdümlü politikalar ile 24 Ocak 1980 ile başlayan süreçte, hayvansal
üründe kısmen de olsa ihracatçı iken bugün ithalatçı olduk. Tarım
Bakanlığının 1983 yılında yapılan re organizasyonu ile veteriner hekimler
karar ve yönetim kademelerinden
uzaklaştırılmış, yetkililerin sorumsuz, sorumluların yetkisiz olduğu bir
merkez ve taşra yapısı oluşturulmuştur. Bu yapı fazlayı eksik yapmış,
üretimin arttığı, teknolojinin hızla
geliştiği dünyada, ülkemizi dışa bağımlı, insanımızı muhtaç, yetiştirici ve
üreticimizi yoksul bırakmıştır.
Bakanlıkta yürütülen yeni yapılanma ise son darbeyi vuracak, var olanı da
yok edecek görülmektedir. Kapalı kapılar ardında menfaat odaklı yapılanmanın
kimseye yarar sağlamayacağı ve ülkemize zarar vereceği bilinmelidir. AB uyum
çalışmalarına ters olan yapılanma çabasının arkasında ne yatmaktadır?
Alternatif yapıları oluşturmadan, yetiştirici ve üreticiyi örgütlemeden
tarım ve hayvancılığımızın temel kurumlarını kapatmak, satmak, kiralamak
ülke tarım ve hayvancılığına yakın gelecekte büyük darbeler vuracak,
insanımızı uluslararası tekellerin sözleşmeli kölesi yapacaktır.
Gıda güvenliği ve halk sağlığı tehlikededir,
Gıda güvenliğinin sağlanması için çok başlılığı ortadan kaldırma maksadıyla
çıkartılan gıda yasası, içi boş, yeni çok başlılıklar içeren, sağlıksız gıda
üretimini neredeyse teşvik edecek şekilde çıkmış, her şeyi günübirlik
hazırlanacak yönetmeliklere ve idarenin keyfiyetine bırakmıştır. Gıda
güvenliği ve halk sağlığı idarenin günlük keyfiyetine bırakılacak bir konu
değildir. Yasada kuralların ve uygulamaların açık olarak yer alması
gerekirken, komik cezalar dışında tenkit edebilmek için dahi bir hüküm
bulunmamaktadır. Gıdaların bilimsel doğrular ve uluslar arası uygulamalar
anlamında denetimini öngören bir hususu yasada bulmak mümkün değildir.
Hazırlanan yönetmelikler ise bataklığa yapılan temelsiz gecekonduya
benzemektedir.
AB direktifleri ve uluslar arası uygulamalar gıda denetiminde, çiftlikten
sofraya; kritik kontrol noktalarında risk analizlerini, gıda güvenliği ve
sağlığı uzmanlık eğitimi almış resmi ve yetkilendirilmiş veteriner
hekimlerin denetimini öngörmektedir.
Yasa ve yönetmeliklerde ise bunun yerine sorumlu yöneticilik kavramı yer
almış, sağlık ve hijyen konusunda herhangi bir eğitim almamış, sağlık ve
hijyen ile alakası olmayan meslek mensuplarına gıdaların ve gıda
ambalajlarının sağlıklı üretilmesi konusunda sorumlu yöneticilik yetkisi ve
bu meslek mensuplarını istihdam mecburiyeti getirilmiştir. Gıda güvenliği ve
halk sağlığına hiçbir fayda getirmeyecek bu mecburiyet, üretim maliyeti
artışı ile tüketiciyi sağlık güvenliği olmayan gıdalar için yüksek bedel
ödeme zorunda bırakmaktadır.
Bu yanlışta ısrar edildiği takdirde, AB uyumu söz konusu olmadığı gibi, gıda
güvenliğinin olmaması nedeniyle turizmin dahi olumsuz etkilenmesi söz konusu
olurken, BSE, brusella, tuberküloz başta olmak üzere zoonoz olarak bilinen
hayvanlardan insana
geçen çeşitli hastalıklar ve gıda zehirlenmeleri nedeniyle halk sağlığı risk
altında kalacaktır.
DTÖ kararları ile ülkemizde uluslar arası gıda denetim kurallarının olmayışı
bir araya geldiğinde ise ülkemiz gelişmiş ülkelerin açık pazarı olacak, gıda
üretimimiz büyük kayba uğrayacaktır.
Televizyon kamerası ile gıda denetimi olamaz, yapılırsa şov olur!
Gıda denetimi ile ilgili olması gereken alt yapı ve işlemler yerine
getirilmezken, gıda denetimi bilgi ve yetkisine sahip elemanlar yok denecek
düzeyde iken, makam ve konumları her ne olursa olsun televizyon kamaraları
eşliğinde gıda denetimi diye bal parmaklamak, peynir tatmak şov yapmaktan
öteye terör oluşturmaktır. Bu işi yapanların her şeyden önce bilimsel ve
uluslar arası kabuller çerçevesinde gıda denetim yetki ve bilgisi var mıdır?
Gıda denetimi ciddi ve sorumluluğu olan bir iştir, kamara karşısında rol
yapılacak bir konu değildir.
Bu şekilde yapılan eylemler, tüketiciyi bilhassa hayvansal gıdadan
uzaklaştırmakta, sağlıksız ve dengesiz beslenmeye yöneltmektedir. Küçük
esnaf ve KOBİ'leri kamara görüntüleri ile genel olarak suçlu gibi
göstermekte, büyük firmalar ve ithal ürünleri teşvik ederek haksız rekabete
neden olmaktadır.
Devletin görevi televizyon kamaraları ile şov yapmak değil, her türlü
gıdanın üretiminden sofraya kadar her aşamada gerekli denetimlerinin
yapılmasını sağlamak, sağlığa uygun olmayan gıdaların ticarete konu olmasını
ve tüketiciye ulaşmasını engellemektir.
Halkın gıda güvencesi ve güvenliği anayasal hakkıdır. Gıda güvenliği ve halk
sağlığını temin etmek devletin temel görevlerindendir.
Dr. Mustafa ALTUNTAŞ
Türk Veteriner Hekimleri Birliği Vakfı
Genel Başkanı
TÜRK VETERİNER HEKİMLERİ BİRLİĞİ
Merkez Konseyi Başkanı Yasin DEMİRKAN'ın Basın Açıklaması
4 Ağustos 2004
Tarımda Kıyamet Yakın!
Tarım Ve Köyişleri Bakanlığında Emanet Ehil Ellerde Değil!
Tarım ve Köyişleri Bakanlığında bir buçuk yıldır yapılan atamalarda emanetin ehline verilmesi ilkesini görmek mümkün olmuyor. Bakanlıkta yapılan üst düzey atamalarla başlayan keşmekeşlik halen taşrada yapılan atamalarda işin çivisinin çıktığını ifade edecek noktaya geldi.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Müsteşarlığına bir buçuk yıldır uygun adam bulunamadı. Vekaletle yürüyor. Beş müsteşar yardımcılığı kadrosunda sekiz kişi çalışıyor, kim yetkili, kim sorumlu belli değil. Müsteşar yardımcıları uzun süreli Ankara dışına görevlendiriliyor, yerlerine idari ve mesleki sorumluluğu olmayan kişiler yetkili kılınıyor.
Mesleki Yetki ve Sorumluluğu Olanlara İdari Yetki Yok
Müsteşar yardımcılarından mesleki ehliyeti olanlara görev verilmiyor. Meslek dışı kişiler etkin ve yetkili görülüyor. İki veteriner hekim müsteşar yardımcısı göstermelik bir proje için Ankara dışına görevlendiriliyor. Özel sektörden getirilerek vekalet verilen , ilgili ve sorumlu genel müdürlüğü de devre dışı bırakarak gıda mevzuatını hazırlıyor. Enerji İşleri Genel Müdür Yardımcılığından gelen Müsteşar yardımcısı, Müsteşarlığa vekalet ediyor. DPT eğitim uzmanlığından gelen müsteşar yardımcı işleri yürütüyor. Enstitü Müdürlüğünden gelen Araştırma Genel Müdürü, Enstitüleri kapatarak müsteşar muavinliğine yükseliyor. Genel Müdürlüklerde ise Genel Müdürlerin yetkileri ve konumları tartışma konusu olurken, sorumluluğu olmayan yetkililerce bakanlıkta işler yürütülüyor.
Gıda Denetim Hizmetleri Daire Başkanlığına Asayiş Şube Müdürü
Gıda yasasının çıkartılmasında devre dışı bırakıldığı gözlenen Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü Gıda Denetim Hizmetleri Daire Başkanlığına Asayiş Şube Müdürü olan bir emniyet müdürü getirildi. Bu dairenin görevi olan gıda güvenliği ve veteriner halk sağlığı kavramının gıdaların emniyeti olarak mı algılandığını düşünmemek elde değildir.
Hayvan Sağlığı Şube Müdürü; Açık Öğretim İşletme-İktisat Mezunları
Taşra teşkilatında adalet, vicdan ve insafa sığmayacak metotlarla görevden ayrılmaya ve emekliliğe zorlanan İl Müdürü, Müdür Yardımcıları ve Şube Müdürlerinin yerlerine mesleki ve idari ehliyeti olmayan şahıslar atanıyor. Yapılan işin gereği ve yasal olarak veteriner hekim dışında bir meslek mensubunun yürütemeyeceği Hayvan Sağlığı Şube Müdürlüğü görevlerine açık öğretim İşletme-iktisat mezunu şahıslar atanmaya başladı. Halen bu şekilde dört atama yapıldığı tespit edilirken üst düzey yetkililer olmaması gerektiğini söylüyor, bir taraftan da atamalar yapılıyor.
Türk Tarım ve Hayvancılığının Yapı Taşı Kurumları Kapatılıyor
Ülkemiz tarım ve hayvancılığının gelişmesinde önemli katkıları ve vazgeçilemez yapı taşları olan kurumlar kamunun elinden çıkartılıyor. Araştırma Enstitüleri ve üretme istasyonları kapatılıyor. EBK kombinaları oldu bitti ile pazarlanıyor. TİGEM işletmeleri kiralanıyor. Dünya alternatif ve organik tarıma yönelirken önemli bir alternatif hayvancılık olan manda yetiştiriciliğinin tek gen kaynağı, Afyon Tarımsal Araştırma Enstitüsü-eski adıyla Mandacılık Araştırma ile Ülkemizde tek olan ve Bakanlığın en yeni kurumlarından olan Manisa Tavuk Hastalıkları Araştırma Enstitüsü kapatılıyor. Bu enstitünün üretimleri tamamen dışa bağımlı hale getiriliyor.
Sayın Tarım ve Köyişleri Bakanını Uyarıyoruz.
Görevinin ehli olmayan kişilerle çalışıyorsunuz, yanlış bilgilendiriliyor, yanlış yönlendiriliyor ve yanlış yapılmasına vesile oluyorsunuz. Bu yanlışların size, partinize, hükümete bir yararı olmayacağı gibi ülkemize ve Türk Milletine ileride telafisi güç zararlar açmaktadır. Kayıp edilen değerler ne yazık ki telafi edilemiyor. Görevden ayrılmasını temin ettiğiniz, işinin ehli insanların kolay yetişmeyen bir değer olduğunu da unutmayınız.
Sonuç Olarak;
İşin ehli kişilerle çalışınız, Türk tarım ve hayvancılığının uluslar arası tekellerin emrine girmemesi, Türk çiftçisinin küresel patronların kölesi olmaması ve Türk Milletinin aç kalmaması için sektörün güvencesi olan enstitü, işletme, kombina ve istasyonların kamunun elinden çıkartılması sevdasına müsaade etmeyiniz. Devletin bu hizmetleri vermesini sağlayamıyorsanız, bu kurumları gerçek sahibi olan üretici ve yetiştiricilerin örgütlenmesini temin ederek kendilerine, kendi hizmetlerini görmeleri için devrediniz.
Emaneti ehline veriniz. Unutmayınız ki emanetin ehline verilmemesi kıyamet alametidir.
İSTANBUL VETERİNER HEKİMLER ODASI'ndan önemli duyurudur
Sayın meslektaşlarımız,
5179 sayılı yasa gereğince; Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca yayınlanması gereken yönetmeliklerden ;Gıda ve Gıda ile Temas Eden Madde ve Malzemeleri Üreten İşyerlerinin Çalışma İzni ve Gıda Sicili ile Üretim İzni İşlemleri ve İstihdam Hakkında Yönetmelik ile ilgili olarak Bakanlıkça 05 temmuz 2004 tarihinde saat 10.00 da da başlamış ve aralıksız 19.30 da bitmiştir. Ankara’da GİMAT sosyal tesislerinde sivil toplum örgütleri, meslek odaları, mesleki dernekler, bakanlık temsilcileri, AB genel sekreterliği temsilcisi, DPT temsilcisi gibi konu ile ilgili tarafların katıldığı bu toplantı bu ilk yönetmelikle ilgili ikinci ve son toplantı olmuştur .
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mustafa Erten başkanlığında yapılan toplantıya; Koruma Kontrol Genel Müdürü Nihat Pakdil, Prof.Dr.B.Mutluer, Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı, Kimya Mühendisleri Odası Genel Başkanı, Biyologlar Derneği başkanı,üreticilerin kuruluşları gibi diğer kuruluş temsilcileri de katılmışlardır.Mesleğimizi temsilen;
Türk Veteriner Hekimleri Derneği Başkanı İsmail Hakkı KORKUT, Ankara Bölgesi Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Prof. Dr. Ayhan FİLAZİ ve Genel Sekreter Gülsüm GÜRER ile birlikte İstanbul Veteriner Hekimleri Odasını temsilen ben ve Oda Genel Sekreteri Azmi YÜKSEL katılmıştır. Merkez Konseyi Başkanı Sayın Yasin DEMİRKAN toplantı başladıktan çok kısa süre sonra ayrılmıştır. Toplantının öğleden sonraki bölümünde Merkez Konseyi Avukatı toplantıda bulunmuştur.
Yönetmeliğin geneli üzerinden yapılan görüşmelerden sonra bakanlıkça hazırlanan taslağın madde madde görüşülmesine başlandı. Kapsam maddesi üzerinde yapılan görüşmelerde “Bu Yönetmeliğin kırmızı ve kanatlı etleri ile hayvansal gıdaların üretimi ve işlenmesini kapsamadığının; madde metnine konulması gerektiğini, çünkü hayvansal gıdaların 24 Temmuz 2003 tarih ve 25178 Mükerrer Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren ;Avrupa Birliği Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair 2003/5930 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı;gereğince; Veteriner Çerçeve Kanunu kapsamında düzenlenmesi gerektiğini ifade ederek, ulusal programda Kırmızı Et Yönetmeliği ve Kanatlı Et Yönetmeliğinin 01.12.2005 tarihine kadar Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca yürürlüğe sokulmasının taahhüt edildiği toplantıda bulunanlara tarafımızdan anlatılmıştır.Ayrıca belgeler müsteşar yard. ve komisyona iletilmiştir. Bu konu üzerinde yapılan görüşmeler sonucunda Müsteşar Yardımcısı başta olmak üzere bakanlık yetkilileri kırmızı ve kanatlı etlerle ilgili düzenlemelerin bu yönetmelik kapsamında olamıyacağını kabul etmişlerdir. Ayrıca dernek başkanımız üretim izinleri ve GSM ler hakkında verimli tartışmalar açmıştır.
Öğle yemeği için verilen arada Yönetmelik taslağının hazırlanmasında görev alan hocalarımızdan Sayın Prof. Dr. Bülent MUTLUER'e Resmi Gazete;de yayınlanan Ulusal Programın Veterinerlikle ilgili bölümleri ve Bakanlıkça hazırlanan Veteriner Kanun taslağı içersinde yapılan düzenlemeler belgelerle birlikte anlatılmış, kendisi bu düzenlemelerden haberinin olmadığını ifade etmesi üzerine elimizde bulunan tüm dökümanlar kendisine teslim edilmiştir.
Toplantının öğleden sonra yapılan bölümünde Bakanlıkça hazırlanan taslağın geçici 4.maddesinde yer alan Kanatlı Yönetmeliği ile geçici 5.maddesinde yer alan kırmızı et yönetmeliğin yürürlükten kaldırıldığına ilişkin hükümler taslaktan çıkarılmıştır.Yani bu yönetmelikler Vet.Çer.Kanunu çıkarılıncaya kadar yürürlükte kalabilecektir.
Sorumlu yöneticilikle ilgili olarak Odamızca hazırlanan öneriler yazılı olarak Müsteşara ve komisyona teslim edilmiştir.Burada iki konu üzerinde önemle durulmuştur.Birincisi sözleşmenin odanın belirlediği ücretler üzerinden yapılması ve odaya getirilmesi;bunun üzerine Odaların çalışma izin belgesi vermesi(Eskiden üye olduğuna dair yazı yeterli idi) üzerinde tartışılmış ve odamızın bu önerisi metin içindeki maddede yer almıştır.İkincisi ve en önemlisi sözleşmelerin işveren ile odalarca yapılmasının mesleki etik ve mesleklerin haysiyeti-onuru açısından gerekli olduğu savunulmuştur.Ziraat Müh.Od.Başkanı bu önerimize destek vermiştir.Eğer bu uygun görülmez ise kamu yararına görev yapacak meslektaşlarının ücretlerinin tarım il müd.bünyesinde bir havuz yaratılması ve ücretlerin kamuca ödenmesi teklifi götürülmüştür. Çok hassas olan bu konu üzerinde müstaşar yard. da dahil herkez konuya olumlu yaklaşmıştır.Savunumuzu Ankara odası Başkanı ve dernek başkanımız da desteklemişlerdir.Bu şekilde olursa meslektaşlarımızın hem verimli hem de daha özgür çalışabilecekleri işlenmiştir.Bunun üzerine müst.yard.konuyu kendi içlerinde hukukçuları ile tartışacaklarını ve bu hassas konuda işvereni de zorlamadan bir çıkış bulunabileceğini, belki bir talimat ile bunu gerçekleştirebileceklerini söylemiştir.İşte burada tüm meslektaşlarımızın bakanlık komisyonunu e-mail ve faks yağmuruna tutmalarının faydalı olabileceğini düşünüyorum (0312. 418 93 95 mehmet@kkgm.gov.tr).
Sevgili meslektaşlarımız odamızın konu ile ilgili bakanlığımıza sunduğu gerek yönetmelik maddeleri hakkındaki tek tek düzeltmeleri,talepleri ve ayrıca genel olarak görüş ve önerilerini web sayfamızdan geniş şekli ile yayınlanmıştır.Arzu ederseniz okuyabilirsiniz (www.ist-vho.org.tr).Emeği geçen herkese odamız adına teşekkürlerimizi sunarız.
Geregini bilgilerinize önemle sunarız.06/07/2004
Saygılarımızla
Prof.Dr.Tahsin Yeşildere
İst.Vet.Hek.Odası Yön.Kur.Adına Başkan
VETERİNER GIDA HİJYENİSTLERİ DERNEĞİ
<http://www.vghd.org.tr/> www.vghd.org.tr e-posta :
vghd@vghd.org.tr
SAYI : 04 / 131
30 HAZİRAN 2004
KONU: Yönetmelik taslağı hk. (Gıda sicili üretim izni...)
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'na/ANKARA
Bakanlığımız tarafından hazırlanmakta olan "Gıda ve Gıda ile Temas Eden Madde ve
Malzemeleri Üreten İşyerlerinin Çalışma İzni ve Gıda Sicili ile Üretim İzni
İşlemleri ve İstihdam Hakkında Yönetmelik Taslağı" tarafımızdan incelenmiştir.
Son taslakta yer alan 33 ve 34 ve 35. maddelerle kaldırılacağı
belirtilen aşağıdaki Yönetmeliklerin, dikkatli bir çalışma ile tecrübelerden
sonra AB normlarına uygun olarak çıkarılmış ve başarıyla uygulanmakta olan halen
yürürlükteki Yönetmeliklerdir. Dayanakları sadece Gıda Kanunundan ibaret
olmayıp, 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu ile de bağlantılıdırlar.
Kaldırılmaları durumunda ülkemizde güvenli et ve et ürünlerinin üretimi ve
tüketiminin tehlikeye gireceğini, ayrıca AB ihracat kriterlerine aykırı
düşüleceğini değerlendirmekteyiz.
Tehlikeli zoonoz hastalıklar nedeniyle AB başta olmak üzere birçok ülke et ve et
ürünleri ile ilgili mevzuatını daha detaylı ve veteriner halk sağlığını
kapsamını arttırırken, ülkemizde yetersiz bir uygulamaya gidilmek istenmesi
yanlış ve/veya eksik bilgilendirme olduğu kanaatimizi oluşturmaktadır.Bahse konu
ve taslak olan yönetmelik dikkatle incelediğinde aşağıdaki yönetmeliklerin
yerini dolduramayacağı gibi, bir geliştirme ve bir yenilikte olmayacaktır.
Telafisi güç olan ve halk sağlığını doğrudan ilgilendiren sorunlar ortaya
çıkmaması için, bilimsel destek vermeye (temsilci göndermeye) hazır olduğumuzu
belirterek,yönetmelik taslağından aşağıdaki maddelerin kaldırılması hususunu ve
09.10.2003 tarih 4982 sayılı bilgi edinme hakkı kanunu gereğince; taslak
üzerindeki son gelişmelerden üyelerimizin haberdar edilebilmesi için bilgi
verilmesini arz ederim.
Saygılarımla,
YÖNETİM KURULU ADINA
Dr. Can DEMİR
Vet.Hekim (E.)Yarbay
Başkan
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞINA
(Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü)
ANKARA
Bakanlığınız tarafından hazırlanmakta olan "Gıda ve Gıda ile Temas Eden Madde ve Malzemeleri Üreten İşyerlerinin Çalışma İzni ve Gıda Sicili ile Üretim İzni İşlemleri ve İstihdam Hakkında Yönetmelik Taslağı" tarafımızdan incelenmiştir.
Taslakta yer alan 33 ve 34 ve 35. madde de kaldırılacağı belirtilen Yönetmelikler, uzun uğraşı ve tecrübelerden sonra AB normlarına uygun olarak çıkarılmış ve başarıyla uygulanmakta olan Yönetmeliklerdir. Dayanakları sadece Gıda Kanunundan ibaret olmayıp 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu ile de bağlantılıdırlar. Kaldırılmaları durumunda ülkemizde güvenli et ve et ürünlerinin üretimi ve tüketimi tehlikeye girecek ayrıca, AB ihracat kriterlerinin önü kapanacaktır. Dünyada son yıllarda görülmeye başlanan BSE ve Avian İnfluenza gibi tehlikeli zoonoz hastalıklar nedeniyle AB başta olmak üzere birçok ülke et ve et ürünleri ile ilgili mevzuatını daha sıkı hale getirmişken, ülkemizde tam tersine bir uygulamaya gidilmek istenmesi akla ve bilime aykırıdır.Şu anda hazırlanmakta olan yönetmelik taslağı incelediğinde bu yönetmeliklerin yerini dolduramayacağı açıkça görülmekte olup telafisi güç olan ve halk sağlığını doğrudan ilgilendiren sorunlar ortaya çıkacaktır.
Bu nedenle, yönetmelik taslağından aşağıdaki maddelerin kaldırılması hususunu önemle arz ve talep ederim.
Hüseyin DURUSU
Giresun Veteriner Hekimleri
Odası Başkanı
**********************************
Madde 33- 23 Haziran 1996/22675 tarihli Kanatlı Hayvan Eti ve Et Ürünleri Üretim Tesislerinin Kuruluş, Açılış, Çalışma ve Denetleme Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.
Madde 34-11 Eylül 2000/24167 tarihli Kırmızı Et ve Et Ürünleri Tesislerinin Kuruluş, Açılış, Çalışma ve Denetleme Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.
Madde 35-........... tarihli Su Ürünleri Yönetmeliğinin 25 inci, 26 ncı, 27 nci, 28 nci, 29 ncu, 31 inci ve 32 nci maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.
GIDA YASASI MECLİSTE DEĞİŞTİRİLEREK KABUL EDİLDİ !!!
Değerli Meslektaşlarımız ;
Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun Meclis Alt Komisyonlarında kabul edildiği halde daha sonra Mecliste önerge verilerek kanundan çıkarılan ve Veteriner Hekimliği mesleğini doğrudan ilgilendiren maddeleri ekte bilgilerinize sunulmuştur.
Ne yazık ki bu maddelerin kanundan çıkarılması sonucu mesleğimize ve gıda güvenliğine aşağıdaki zararlar verilmektedir.
- Mezbaha-Kombina ve tüm et üretim ve parçalama-işleme tesislerinin ruhsatlandırılması ve denetlenmesinde büyük bir boşluk yaratılmıştır.. (Bu yönde diğer meslek Odalarının zaten büyük çabası vardı).560 sayılı KHK'nın 18.maddesinin yeri
boş kalmıştır.
- Gıda denetiminde görev yapan elemanlara sağlanacak özlük hakları ortadan kaldırılmıştır.
- Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitülerinde çalışan veteriner hekimlerin büyük katkı sağladıkları döner sermaye işletmelerinin karlarından pay almaları engellenmiştir (Oysa Tarım Bakanlığı teşkilatına ait diğer tüm döner sermayelerde personele yıl sonlarında ücret verilmektedir ).
- Tarım Komisyonunda kabul edilen taslakta 2000 yeni veteriner hekim kadrosu ihdası
öngörülürken bu da kaldırılmıştır (Sağlık Komisyonunda)
Yukarıda belirtmiş olduğumuz hususlardan anlaşılacağı üzere dağ fare doğurmuş ve
yeni Gıda Yasası birçok yeni sorunu beraberinde getirilmiştir..Bu değişikliklerin meclis aşamasında verilen önergelerle gerçekleşmesi ve bunu engelleyememiz ise işin diğer bir acı yönüdür.
Saygılarımızla
GİRESUN VETERİNER HEKİMLERİ ODASI
Web: http://giresunvho.sitemynet.com
***********************************************
GIDALARIN ÜRETİMİ, TÜKETİMİ VE DENETLENMESİNE DAİR KANUN
HÜKMÜNDE KARARNAMENİN DEĞİŞTİRİLEREK KABULÜ HAKKINDA KANUNUN
MECLİS ALT KOMİSYONLARINDA KABUL EDİLDİĞİ HALDE DAHA SONRA MECLİSTE ÖNERGE VERİLEREK KANUNDAN ÇIKARILAN VE VETERİNER HEKİMLİĞİNİ DOĞRUDAN İLGİLENDİREN MADDELERİ
MADDE 4-
b) Tüm hayvan kesim yerleri, mezbahalar, kombinalar, entegre et tesisleri ile entegre et tesislerinin bölümlerini oluşturan kesim yeri, et parçalama, et muhafaza ve mamul madde imal yeri şeklindeki tek bir bölüm veya birden fazla bölüm olarak faaliyet gösteren tesislerin; Gayri Sıhhi Müessese (GSM) ruhsatları, kuruluş, çalışma ve üretim izni ile sicil ve tescil işlemleri Bakanlıkça yapılır. Bu konudaki usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.
MADDE 30 - 867, 170 ve 969 sayılı Kanunlarla kurulan Döner Sermaye İşletmelerinin yıllık net kârları toplamının en fazla yüzde ellisi, bu işletmelerde çalışan personele, yıllık asgarî ücret brüt tutarının iki katını aşmamak üzere ek ödeme yapılabilir. Yapılacak ek ödemenin oranlarını belirlemeye; görev yapılan birimin iş hacmi, görev mahalli, görevin önem ve güçlüğü, personelin sınıfı, kadro unvanı, derecesi gibi kriterler dikkate alınarak Maliye Bakanlığı'nın uygun görüşü üzerine, Bakanlıkça belirlenecek usul ve esaslar dahilinde Tarım ve Köyişleri Bakanı yetkilidir.
Gıda kontrol ve denetim hizmetlerinde çalışan Bakanlık merkez ve taşra teşkilatı personeline, gıda özel ödeneğinin yüzde yirmi beşinden karşılanmak ve en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) yıllık toplam tutarının yüzde yüzünü geçmemek üzere ek ödeme yapılabilir. Yapılacak ek ödemenin oranları ile ödemeye ilişkin esas ve usulleri; görev yapılan birimin iş hacmi, görev mahalli, görevin önem ve güçlüğü, personelin sınıfı, kadro unvanı, derecesi gibi kriterleri dikkate alarak belirlemeye, Maliye Bakanlığı'nın uygun görüşü üzerine Tarım ve Köyişleri Bakanı yetkilidir.
Bakanlıkta, Avrupa Topluluğu ( A. B. ) Uzmanı ile A.B. Uzman Yardımcısı kadrolarında fiilen çalışan personele, en yüksek Devlet memuru aylığının ( ek gösterge dahil ), aşağıda belirtilen oranları geçmemek koşuluyla, Tarım ve Köyişleri Bakanının belirleyeceği usul, esas ve miktarlar üzerinden her ay ayrıca ek ödemede bulunulur. Bu fıkra uyarınca yapılacak ek ödemede, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun aylıklara ilişkin hükümleri uygulanır.
Bu maddenin ikinci ve üçüncü fıkrası uyarınca yapılacak ek ödemeler, damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tâbi değildir.
..............................................................................................................................................
MADDE 40. - 21.12.1967 tarih ve 969 sayılı Tarım ve Köyişleri Bakanlığının 867 ve 170 sayılı Kanunlara Tâbi İşletmeler Dışında Kalan Taşra Kuruluşlarına Döner Sermaye Verilmesi Hakkında Kanunun 8.3.2000 tarihli ve 4549 sayılı Kanunla değişik 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.
NOT: Tarım Bakanlığına 2000 yeni Veteriner Hekim ihdas edilmesi ile ilgili madde de Tarım Komisyonunda kabul edilmiş ancak Sağlık Komisyonunda tasarıdan çıkarılmıştır.
*Bu kanun 5 Haziran 2004 tarih ve 25843 sayılı resmi gazetede yayımlanarak,yürürlüğe girmiştir.
H A B E R
Değerli meslektaşlarımız:
Norveç Hayvan Sağlığı Otoritesinin diğer ülkelere göndermiş olduğu yeni reorganizasyon ile ilgili haberin orijinal çevirisi aşağıda bilgilerinize sunulmuştur.
Çiftlikten Sofraya Gıda Güvenliği anlayışı temel alınarak,AB ve diğer gelişmiş ülkelerde genel eğilim; gıda ve veteriner hekimlik hizmetlerinin aynı çatı altında toplanmasına yönelik örgütlenme modellerinin oluşturulması (Örn : Gıda ve Veterinerlik Ofisi -FVO) yönündedir.Ülkemizde yürütülen kamuda yeniden yapılanma çalışmalarında da, benzeri modeller ortaya konulmalı ve kamuda veteriner hekimliğin etkin bir şekilde örgütlenmesinin sağlanması yönünde çaba sarfedilmelidir.
Bu konularda Odamızın görüşlerini daha önce sizlere duyurmuş ve web sitemizde de yayınlamıştık.Ancak,ne yazık ki internet veteriner gruplarda bir tartışma ve değerlendirme ortamı oluşturulamadı.Kamu Reformu ve Mahalli İdareler Yasaları şu anda ülkemiz gündemine yerleşmiş durumda ve veteriner hekimlik açısından ciddi eksiklikler göze çarpıyor.Bu konularda TVHB'nin halen yürüttüğü çalışmalar olmakla birlikte tüm meslek camiamızın (Odalar,Dernek,Vakıf, Fakülteler,Meslektaş Milletvekilleri, bürokratlar,bireysel katkılar vs.) daha aktif olmasına ihtiyaç olduğu muhakkak.Bilindiği üzere ülkemizde temel kanunlar çıktıktan sonra değiştirmek çokta kolay olmamaktadır.
GİVHO
************************************
NORVEÇ'TE BİTKİ,SU VE KARASAL HAYVANLAR VE GIDA KONTROL KONUSUNDA YENİ OTORİTE YETKİLİ OLACAK
Norveç bitki koruma,su ve karasal hayvanlar ve gıda kontrolünden sorumlu mevcut Devlet ajanslarının birleştirilmesine karar verdi.Yeni otorite 1 Ocak 2004 tarihinde kurulacak.Bu yeni otorite mevcut şu otoriteleri ihtiva edecek.Norveç Tarım Kontrol Servisi,Norveç Hayvan Sağlığı Otoritesi,Norveç Gıda Kontrol Otoritesi,Balıkçılık Müdürlüğünün bir kısmı ve belediye gıda
kontrol yetkilileri.Bu otoriteler 1 Ocak 2004 tarihi itibari ile tamamen veya kısmen sona erecek.
Yeni otoritenin adı Norveç Gıda Güvenliği Otoritesi (Mattilsynet) olacak.Otorite çiftlikten
çatala (sofraya) kadar tüm gıda zincirinde gıda ve yem güvenliğinin kontrolü,gıda ve yem kalitesi,çevre,üretim ve bitki ve hayvan (kara ve su hayvanları) sağlığında tek yetkili otorite olarak oluşacak.İhraç hayvanları,su ve karasal hayvanlar,bitki ve bunların ürünlerinin sanitasyon ve bitki sanitasyonu sertifikalarının verilmesi konusundaki sorumluluklar yeni otoriteye devredilecektir. Yeni otorite ayrıca kozmetiklerin kontrolü ve ruhsatlandırılmış hayvan sağlığı
personelinin kontrolünden de sorumlu olacaktır.
Yeni otorite Oslo'da bir merkez ünite,sekiz bölge ofisi ve 64 ilçe ofisinden oluşacaktır. Bu Otorite gıda zincirini kapsayan mevzuatı temsil eden Tarım Bakanlığı,Balıkçılık Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı olmak üzere 3 bakanlığa karşı sorumlu olacaktır.Tarım Bakanlığı idari koordinatör olacaktır.
Merkez Ofiste Kontrol,Acil ve Uluslar arası Koordinasyon Dairesi Kamu ve Halk Sağlığı
Şef Veteriner Görevlisi olarak Dr. Keren Bar-Yaacov tarafından yönetilecektir.
Reorganizasyon konusunda herhangi bir sorunuz varsa,lütfen bizlerle temas kurmaktan
çekinmeyin.
Saygılarımla
Joakim LYSTAD
Genel Müdür
Nihayet Veteriner Hekimlik unvanımız verildi
(22.01.2004)
22.01.2004 tarihinde "190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/353) (S. Sayısı: 269)" TBMM'de görüşülmüş Veteriner unvanı taşıyanlara Veteriner Hekim unvanı verilmesi kabul edilmiştir. Her hangi bir işleme gerek kalmaksızın Veteriner kadrosunda görev yapanların tamamı Veteriner Hekim kadrosuna atanmış sayılacaklardır.
Konuyla ilgili olarak başta kanun teklifini desteklediği için Tarım ve Köyişleri Bakanımız Sayın Prof. Dr. Sami GÜÇLÜ'ye, kanunun görüşülmesi sırasında yapmış olduğu güzel konuşmasından ve desteğinden dolayı CHP Burdur Milletvekili Sayın Ramazan Kerim ÖZKAN'a ve bu yasayı destekleyen tüm Milletvekillerine çok teşekkür ediyoruz. Bu konuda gayretlerini esirgemeyen bütün değerli meslektaşlarımıza da teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Bu unvan, diplomasında Veteriner Hekim, Bakanlık kadrolarında Veteriner yazan bir mesleğin mensubu olarak, meslektaşlarımıza verilen çok önemli onursal bir payedir ve hepimizi son derece mutlu etmiştir.
TVHB Merkez Konseyi
Değerli meslektaşımız Burdur Milletvekili Sayın Ramazan Kerim ÖZKAN'ın 22.01.2004 tarihinde "190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun Tasarısı'nın" görüşülmesi sırasında TBMM'de yapmış olduğu konuşma metni.
Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri;
190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye geçici bir madde eklenmesine dair kanun tasarısının tümü üzerinde CHP grubunun görüşlerini bildirmek üzere söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.
Değerli arkadaşlarım ;
Tedavi sanatı, insanlığın kendisi kadar eskidir. Tedavi sanatını da içine alan Veteriner Hekimlik Mesleği de dolayısıyla insanlık tarihinin en eski mesleklerinden biridir. Veteriner hekimlik, aldığı multidisipliner eğitim gereği hayvan hastalıklarının sağaltımından, zoonoz hastalıklar yönüyle halk sağlığından, hayvan neslinin ıslah ve üretiminden, hayvansal ürünlerin üretiminden tüketimine kadar olan aşamalarından ve kontrolünden, su ürünlerinin üretiminden, hastalıklarının sağaltımından, kontrolünden sorumlu ve yetkili meslek erbabı olarak tanımlanır.
Türkiye'de veteriner hekimlik eğitimi 5 yıldır ve Veteriner Fakültelerinden mezun olanlara dünyadaki diğer örnekleri gibi, yüksek lisans diploması adı altında 'Veteriner Hekim' Unvanı Verilmektedir.
Değerli Arkadaşlarım;
Kamu sektöründe çalışan Veteriner Hekimlerin uzmanlık hakları, döner sermayeden yararlanma hakları ellerinden alınmakta çalışma şevk ve heyecanını ortadan kaldıracak uygulamalar yapılmakla birlikte üstüne üstlük birde 'Veteriner Hekim' unvanı dahi çok görülmektedir. Ve bugün Bakanlık kadrolarında unvanımız 'Veteriner' olarak kullanılmaktadır. Oysa bilindiği üzere veteriner hekimlik mesleği hayvanların tohumlanmasından, doğumuna, yetiştirilmesine, ıslahına, beslenmesine, kesilmesine, yan mamuller elde edilmesine, pazarlanmasına, ithalat ve ihracatına ve tüm gıda kontrol hizmetlerinden laboratuar hizmetlerine kadar uzanan geniş bir yelpazede hizmetler sunmaktadır. Veteriner hekimlerin yetki ve sorumlulukları başka meslek gruplarına nasip olamayacak kadar çoktur. Ancak ne yazık ki Veteriner Hekimlerin yetki ve sorumlulukları her geçen gün kısıtlanmakta ve veteriner hekimler sadece hayvan hastalıklarının tedavi ve takibi ile ilgili meslek grubu olarak görülmektedir. Bu görevi yapan meslek grubunun da 'hekim 'olarak tanımlanmasına rağmen ne yazıktır ki bu güne kadar 'Hekim ' unvanı bile çok görülmüştür. Bunun son örneği 57. hükümetin son günlerinde aceleye getirilerek çıkartılan 'Suni Tohumlama Yönetmeliği' ve 560 sayılı 'Gıda Kanunu'na bağlı olarak yapılan yönetmelik ve talimatlarda 'Veteriner Hekim' ifadesi dahi geçirilmeyerek mesleğimize gereken saygının gösterilmeyişidir. Tarım Ve Köy İşleri Bakanlığınca anılan yönetmelikte 'Veteriner Hekim' ifadesi geçmesi gereken maddelerin ilgili bölümlerinde 15 gün kurs gören yada yüksek okul mezunu olan ve belli bir süre kursa tabii tutulan ifadelerine yer verilmekteydi. Neyse ki bu yönetmelik meslek kurum ve kuruluşlarının haklı ikaz ve çabaları ile iptal edilmiş bulunmaktadır. Sayın Bakanıma da buradan bu konudaki duyarlılığından dolayı şahsım ve meslektaşlarım adına teşekkür etmek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım;
Yıllardan beri hükümetlerce uygulanan yanlı ve yanlış hayvancılık politikaları ile, köylüyü aç bırakarak, şehirleşmeyi amaçlayan bu politikalar ile günümüzde hayvancılık sektörü can çekişir bir konuma getirilmiştir. Yine son yıllarda yaşanan ekonomik ve siyasi krizler dolayısıyla belirginleşen durumlar karşısında ülkemiz yetiştiricisi bırakın hayvancılık yapmayı elindeki damızlık hayvanını dahi elden çıkartmaktadır. Hükümetlerin günü kurtarma adına yaptığı projeler ve popülist bir politikayla vermiş olduğu göstermelik desteklemeler dahi yetiştiricinin ıstırabına çare olamamıştır. Sözde geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlayan bir ülkede bir litre sütün fiyatı,şişelenmiş bir litre suyun fiyatının bile altındadır. Yetiştiricimiz bırakın hayvancılıktan gelir elde etmeyi; boğazından, giyiminden, ilacından tasarruf ederek hayvanlarının karnını doyurmaya çalışmaktadır. Eskilerde sütten elde edilen gelir yem parasını karşılar, ineğin buzağısı yetiştiricinin karıdır şeklinde bir görüş vardı. Şimdi ise bırakın buzağıyı, yetiştiricimiz borçlarını ödeyebilmek için damızlık ineğini dahi gözü yaşlı bir şekilde pazara götürmektedir.
Değerli arkadaşlarım;
Ülkemiz hayvancılığı için tüm bu olumsuzluklar yaşanırken şu sıralarda hükümetin bazı kurum ve kuruluşlardaki damızlık ihtiyacını karşılamak üzere damızlık sığır ithalatına hazırlandığını ve bunun için gerekli girişimlerin başlatıldığını üzülerek duyuyoruz. Bu girişim son derece yanlıştır ve önceki yıllarda yapılan bu ithalatların ülkemiz hayvancılığını ne denli geriye götürdüğü ortadadır. Bu ithalatlarla birlikte ülkemize sağlıksız ve niteliksiz damızlıklar getirilmiş ve ülkemizde görülmeyen bazı sığır hastalıkları da ülkemiz sığırcılığında görülmeye başlanmıştır.
Bir diğer husus da Avrupa Birliğine girmeye hazırlandığımız şu dönemlerde yapılan mevzuat çalışmalarında ki yanlışlıklardır.
Değerli milletvekilleri; Avrupa Birliği ile ilgili mevzuatların yüzde otuzunun veteriner hekimlik mesleği ile ilgili olduğunu biliyor musunuz? Hayvansal kökenli gıdalarda 'Çiftlikten Sofraya Kadar Her Aşamada Veteriner Hekim Kontrolü'nün zorunlu hale getirildiği Avrupa Birliğindeki kuralların ülkemizde de uygulanması için gerekli önlemler alınmalı ve ona uygun alt yapı ve mevzuatlar oluşturulmalıdır görüşündeyim. Fakat ne yazık ki ülkemizde Avrupa Birliği mevzuatlarına temelde uyum yerine görünüşte uyum için çalışmalar yapılmaktadır. Avrupa Birliği mevzuatına göre veteriner hekimliği doğrudan Bakana bağlı, bütçesi,personeli,taşra örgütüne kadar tamamen bağımsız bir yapıyı içermektedir. Şu anda ise yapılan çalışmalarda bugünkü Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğünün tabelası indirilip yerine Veteriner İşleri Genel Müdürlüğünün tabelası asılmak istenmektedir. Böylece bırakınız Avrupa Birliği normundaki Veteriner İşleri Genel Müdürlüğünün kurulmasını,veteriner hekimlerin bakanlıkta bu gün var olan etkinliği daha da azaltılacaktır. Yapılması gereken re-organizasyon öncesindeki Veteriner İşleri Genel Müdürlüğü yapısını yeniden oluşturmaktır. Personeli, bütçesi ve taşra teşkilatı ile tamamen ayrı bir yapı kurulmalıdır. Avrupa Birliği mevzuatı mesleğimiz ve hayvancılığımız açısından son derece önemlidir. Veteriner Hekimlik mesleği Avrupa ölçeğinde olduğu gibi hak ettiği yere ülkemizde de gelebilmelidir. Bu mevzuatın hazırlanmasında bakanlık birimlerinden ve bakanlık dışındaki üniversite ve ilgili meslek kuruluşlarından da görüşler alınmalıdır.
Değerli arkadaşlarım;
1980'li yılların ortalarına kadar bahsettiğim bir çok konuda hizmet veren veteriner hekimler ve onlarla omuz omuza hizmet veren veteriner sağlık teknisyenleri ve teknikerler,sözüm ona veteriner ve ziraat hizmetlerinin birleştirilmesi amacıyla 1985 yılında ABD'den uyarlanarak ülkemiz hayvancılığına monte edilmeye çalışılan çarpık bir organizasyonla devre dışı bırakılmış ve yetkisizleştirilmişlerdir. Bu organizasyondan sadece veteriner hekimler değil ziraat mühendisleri ve yetiştiricilerimizde son derece rahatsızdır. Bu nedenle acilen bakanlık bünyesinde veteriner hekimlerin en azından bir müsteşarlık düzeyinde yetkilendirildiği yeni bir yapılanmanın gündeme gelmesi gerekmektedir. Böylelikle hayvancılık hizmetleri çok başlılıktan kurtarılarak salgın hayvan hastalıkları ile mücadele, koruyucu veteriner hekimlik, gıda kontrolü, su ürünleri, ıslah, araştırma ve yetiştiricilikle ilgili konular tek bir çatı altında toplanmış olacaktır.
Değerli milletvekilleri;
Benim mezun olduğum 1982 yılında ülkemizdeki veteriner fakültesi sayısı sadece dört'tü. Bu gün ise tam 21 adet veteriner fakültesi mevcuttur. Ve bu fakültelerin ne yazık ki bir çoğu maalesef hem öğretim üyesi yönüyle hem de klinik,laboratuar ve derslik gibi fiziki alt yapı yönüyle yetersizdir. Ayrıca madem bu kadar veteriner fakültesi açılıyor ve veteriner hekim ihtiyacı var,niçin bu okullardan mezun olan veteriner hekimler kamuda istihdam edilmiyor. Uzun zamandan beri kamuda veteriner hekim istihdam edilmemesi nedeniyle veteriner hekimlik hizmetlerinde büyük ölçüde aksamalar olmuştur.
Veteriner Hekimler hayvan sağlığı dışında dolaylı olarak insan sağlığıyla ve beslenmesi ile çok yakından ilgilidir. Ancak Sağlık Bakanlığındaki veteriner hekim kadroları yeterli değildir.
Veteriner Hekimler av ve yaban hayatını korumada öncelikli görevler üstlenirler. Ancak ilgili bakanlığın veteriner hekim kadroları son derece sınırlıdır. Bu kadroları artırmak için kuduz vakalarının artmasını mı beklemek gerekir.
Veteriner Hekimler doğada 9000 bitki türüne karşılık 80.000 hayvan türüne karşı hijyen, çevre, biyolojik yapı ve kirlilik konularında bilgi sahibidir. Buna rağmen Orman Bakanlığı, Çevre Bakanlığı ile birleştirilirken veteriner hekim kadrolarının artırılması dahi düşünülmüştür.
Yine hayvan ve hayvansal ürünlerin ithalat ve ihracatında çalışan ve gümrük görevini yürüten veteriner hekimler için ilgili devlet bakanlığında veteriner hekim kadrosu var mıdır?
Ayrıca veteriner hekimler kontrolsüz kesimler ,hayvan kaçakçılığı ve sınırlarda hayvan sağlık zabıtası görevlerini yürütmektedir. Peki ya İç İşleri Bakanlığındaki veteriner hekim kadroları yeterli midir?
İç İşleri Bakanlığına bağlı olan ve belediyelerde görev yapan veteriner hekimlerin durumları da daha bir içler acısıdır. Bazı belediyeler belediye bütçesine yük getirdiği gerekçesiyle veteriner hekim istihdam etmekten kaçınmakta bunun yerine 200-250 milyon gibi bir ücretle sözleşmeli personel bulundurmaktadırlar. Bu nedenle mezbahası olan her belediyeye kadrolu veteriner hekim istihdam etme zorunluluğu getirilmelidir. Belediyeler mezbahalara kar eden değil, sağlıklı et üreten kuruluşlar olarak bakmalıdırlar. Ayrıca belediye veteriner hekimleri gerek kesim öncesi, gerekse kesim sonrası yaptıkları muayenelerle bir çok zoonoz, yani hayvanlardan insanlara geçen hastalıklara maruz kalmalarına rağmen fiili hizmet tazminatından yararlanamamaktadırlar. Bu adaletsizliğin önüne geçilmesi için gerekli yasal düzenlemeler bir an önce yapılmalıdır.
Veteriner hekimlik mesleğine karşı yapılan adaletsizlikler sadece bundan ibret değildir.
Yıllarca ülkemiz sınırlarını aşarak hizmet vermiş olan Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitülerinde yeni veteriner hekim alınmaması ve uzmanlık yönetmeliğinin iptal edilmesi nedeniyle yetişmiş personel konusunda sıkıntılar yaşanmaktadır. 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununun yürürlüğe girmesi ile mesleğimizin uzmanlık eğitimi maalesef kesintiye uğramıştır. Bakanlıkça yaptırılan uzmanlık eğitiminin Maliye Bakanlığı,YÖK ve dolayısıyla fakülteler tarafından, kabul edilmemesi ile veteriner hekimlik mesleğinin bilimselleşmesi engellenmiştir. Dünyanın yöneldiği uzmanlaşma eğitimine ülkemizde vurulan darbe neticesinde de araştırma enstitülerinde ciddi boyutlarda bir uzman eksikliği hissedilmektedir. Bu nedenle de 2547 sayılı Yüksek Öğrenim Kanun metninde geçen Tıpta uzmanlık ifadelerinin 'Beşeri veya Veteriner Tıp uzmanlığı şeklinde değiştirilmesi veya eklenmesi ile mesleğimizde uzmanlığın yolu açılacak ve bu bilimsel eksiklik ortadan kaldırılacaktır.
Bir diğer konuda bir önceki hükümet döneminde Tarım Ve Köy İşleri Bakanlığına bağlı döner sermaye kanununda yapılan değişiklikle enstitülerde görevli veteriner hekimlerin döner sermayeden yararlanmalarının engellenmesidir. Veteriner hekim meslektaşlarımız özverili çalışmaları ve bağlı bulundukları döner sermayelerine büyük miktarlarda katkıda bulunmalarına rağmen döner sermayeden pay alamamaktadır. Bu da doğal olarak eşdeğer görevler yapan ve döner sermayelerinden pay alan meslek grupları ile kıyaslandığında ciddi sıkıntılar yaratmaktadır. Dolayısıyla da meslektaşlarımızın çalışma arzusunu ve şevkini kırmaktadır.
Bu konuyla ilgili kanun tasarısı benimde üyesi bulunduğum Tarım Orman ve Köy İşleri komisyonundan geçmiş ancak uzun bir süreden beri Plan ve Bütçe Komisyonunda bekletilmektedir. Bütçeye hiçbir yük getirmeyecek olan bu tasarının bir an önce genel kurula getirilmesi gereklidir.
Yine eski hükümetler döneminde veteriner ilaçlarının fiyatlandırılması konusunda da çok yanlış uygulamalar yapılmıştır. Serbest rekabetçi ortamda ilaç fiyatlarının dengeleneceği görüşünün aksine ilaç firmaları elerindeki inisiyatifi kullanarak gelişigüzel olarak fiyat artışına gitmişlerdir. Bu hem yetiştiriciyi zor durumda bırakmış hem de suni bir spot ilaç piyasasının oluşmasına yol açarak denetimsiz ve ruhsatsız bir çok ilacın piyasada pazarlanmasına yol açmıştır.
Ayrıca ilaçların dağıtım ve satışı yasal olarak eczane ve veteriner hekim muayenehaneleri aracılığıyla olması gerekirken yetkileri olmadığı halde kooperatifler,yetiştirici birlikleri,ziraat odaları ve zirai ilaç bayileri ilaç satışı yapmaktadırlar.
Bu amaçla Avrupa Birliği ülkelerinde olduğu gibi veteriner ilaçları ile ilgili mevzuatlar ve kurumsal yapılar tek bir çatı altında toplanmalı, fiyatlandırma,dağıtım ve satış politikaları yeniden ele alınmalıdır.
Bu arada sırası gelmişken özel veteriner hekimlikten de söz etmek istiyorum. Öncelikle mevzuatta yer alan 'serbest ' sözcüğünün itici olması ve dünyadaki örneklerine uyulması gerekçesi ile 'özel 'sözcüğü ile değiştirilerek tanımlanmasının daha uygun olacağı görüşündeyim. Bu gün özel veteriner hekimler gerek sayılarının çokluğu ve gerekse de getirilen ağır vergiler ve muayenehane yönetmeliğindeki ağır şartlar nedeniyle çok zor durumdadırlar. Bir çoğu bu şartlar karşısında muayenehanelerini kapatmak ya da küçük ücretler karşılığında diğer bazı işlerde çalışmak zorunda kalmışlardır.
Ayrıca özel veteriner hekimlerin denetiminin 'Hayvan Sağlığı Şube Müdürlükleri' tarafından yapılması bir takım kişisel sorunlara neden olmaktadır. Bu nedenle denetim görevlilerinin iş ilişkisinin olmaması sağlanmalıdır. Yine ilaç firmaları, depolar, market,mandıra, mezbaha , hayvan pazarı, yem fabrikaları, hayvansal gıda üreten fabrika ve imalathaneler gibi iş kollarında çalışan veteriner hekimler için güvenceli çalışma şartlarının oluşturulacağı gerekli yasal mevzuatlar bir an önce hazırlanarak hayata geçirilmelidir. Bu konuda meslek oda, dernek ve kuruluşları ile temasa geçilerek kendilerinden bu gibi yasal mevzuatların hazırlanmasında yardım istenmelidir. Ayrıca iş yeri açmak isteyen veteriner hekimlere ruhsat verme, konuya ilişkin düzenlemeleri yapma ve denetleme yetkisi doğrudan veteriner hekim odalarına verilmelidir.
Bu arada meslektaşlarımızın bir isteğine de değinmek istiyorum. Bir çok meslek grubu taşım ruhsatlı silaha sahiptir. Gece, gündüz demeden dağ,bayır dolaşan veteriner hekimlerde yapılacak bir yasal düzenleme ile taşıma ruhsatlı silah sahibi olmak istemektedirler.
Diğer bir önemli sorunda yürürlükte olan 'Kırmızı Et ve Et Ürünlerinin Kuruluş, Açılış, Çalışma ve Denetleme Usül ve Esasları' na ait yönetmeliktir.
Önceki yönetmeliklerde kombina ve mezbahalarda sorumlu yöneticinin veteriner hekim olma koşulu ve buna ilaveten Avrupa Birliğinde olduğu gibi resmi hükümet veterinerinin kesim esnasında hazır bulunması zorunluluğu vardı. Hangi sebeple olduğu bilinmeyen bir şekilde bu yönetmelik değiştirilerek yerine herhangi bir meslek grubuna ait sorumlu bir yöneticinin sorumluluğunda en az bir tane de muayene veteriner hekiminin bulunması şartı getirilmiştir. Yine soğuk hava, parçalama tesisi ve mamul madde üretim tesislerinde veteriner hekim bulundurma zorunluluğu kaldırılmıştır. Dolayısıyla bütün kontrol işyeri sahiplerinin insafına bırakılmıştır. Bununda hayvan ve hayvansal ürünlerle bulaşabilen hastalıklar ya da mamullerin hijyen ve sağlık kontrollerinin yapılamaması nedeniyle ne kadar büyük bir risk oluşturduğu ortadadır. Amacında ciddi şüpheler hissettiğimiz ve insan sağlığını doğrudan tehdit eden bu yönetmeliğin acilen yeniden düzenlenmesi gereklidir.
Değerli arkadaşlarım;
Diğer bir hususta gıda güvenliğidir. Gıdalara ilişkin yaşanan sorunların yüzde doksanı hayvansal kökenli gıdalardan kaynaklanmaktadır. Hayvansal kökenli gıdaların güvenliği de hayvanlara yedirilen yemlerden başlamaktadır. Bu nedenle dolaylı olarak insan sağlığından da sorumlu olan veteriner hekimler, hayvanlara yedirilen her türlü yem maddesini bilmek ve denetlemek durumundadır. Zira zararlı olan bazı maddelerin yemlerle hayvansal dokulara, ve dolayısıyla da insanlara geçeceği bilinen bir gerçektir. Son yıllarda görülen halk tabiriyle 'Deli Dana' hastalığı bunun en iyi örneklerinden biridir. Hayvan yemlerinde karşılaşılan bazı sorunlar hayvan ve hayvansal ürün ticaretini de doğrudan etkilemekte ve ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Bu nedenlerle hayvanlara yedirilecek yemlerin güvenilirliğini sağlamak için devlet denetim görevini etkin bir şekilde yapmalıdır. Bunun için de ihtiyaç duyulan laboratuar donanımı ve gerekli veteriner hekim istihdamı sağlanarak Kontrol Şube Müdürlükleri bu amaçlı desteklenmelidir.
Hayvansal kökenli gıda maddeleri çabuk bozulması, enfeksiyon ve toksikasyon riski taşıması nedeniyle gıda kontrolü içerisinde önemli bir yer tutar. Bu tür gıdaların planlanması, üretilmesi, taşınması, muhafazası, ruhsatlandırılması, ithal ve ihracında veteriner hekimler mutlaka etkin görev yapmalı, organizasyon ve yönlendirilmede etkili ve yetkili olmalıdır. Tabii ki diğer meslek grupları da değişik aşamalarda görev yapacaklardır. Ancak bunlar destek hizmetleri şeklinde olmalıdır. Ne yazı ki ülkemizde yıllardır bunun tam tersi yapılmakta veteriner hekimler destek hizmeti şeklinde çalıştırılmaktadır. Hayvansal kökenli gıdalarda "Çiftlikten Sofraya Kadar Her Aşamada Veteriner Hekim Kontrolünün" zorunlu hale getirildiği Avrupa Birliğindeki kuralların ülkemizde de uygulanması acilen sağlanmalıdır. Bu amaçla da gerekli kurum ve kuruluşlarda istihdam edilmek üzere yeni veteriner hekim kadroları verilmesi ve buralara atanacak meslektaşlarımızın çağdaş bilgi ve teknolojiler konusunda eğitilmesi ve bilgilendirilmesi gereklidir.
Bu arada Trakya bölgesinin Şap, Tüberküloz ve Brucella'dan ari bölge olmasında emeği geçen meslektaşlarıma, 1991 yılında ülkemizde görülen Sığır vebası hastalığının çok kısa bir sürede söndürülmesinde emeği geçen enstitülerde görevli meslektaşlarıma, laborantlara, yardımcı personele ve gece gündüz demeden tek bir hayvan bırakmadan büyük bir özveri ile aşılama çalışması yapan veteriner hekim ve veteriner sağlık teknisyenlerine buradan minnet duygularımı iletmek isterim.
Değerli arkadaşlarım;
Bu sorunlar veteriner hekimlik mesleğinin sorunlarından konuşma süreme sığdırabildiğim sadece bir kısmıdır. Ayrıca bu sorunlar yalnızca veteriner hekimlerin sorunları değildir. Hayvancılığımızın sorunlarıdır. Halk sağlığının sorunlarıdır. Toplumumuzun sorunlarıdır.
Veteriner hekimlere verilen önem hükümetlerin halk sağlığına verdiği önemdir. Topluma verdiği değerdir. insana verdiği değerdir.
Konuşmamı tamamlarken bu kanun tasarısı konusunda grubumuzun olumlu oy vereceğini bildirir, çok gecikmelide olsa verilen bu kadro unvanımızın özveri ile çalışan tüm meslektaşlarımıza hayırlı olması dileğiyle saygılar sunarım.
Ramazan Kerim ÖZKAN
Burdur Milletvekili
Kaynak: TVHB web sitesi
KÖY MERKEZLİ TARIMSAL ÜRETİME DESTEK PROJESİ
UYGULAMA ESASLARI
BİRİNCİ KISIM
Genel Hükümler
Amaç
Madde 1- Bu Esasların amacı; çiftçilerin mahallinde bilgilendirilmelerini sağlayarak, kırsal alanda yeni tarım tekniklerini ve tarımda teknoloji kullanımını yaygınlaştırmak, tarımsal üretimi geliştirmek, yeni pazar imkanları yaratmak, kırsal kesimde yaşayanların gelir seviyesini yükseltmek ve işletme gelirlerini arttırmak amacıyla, Köy Merkezli Tarımsal Üretime Destek Projesi kapsamında ziraat mühendisleri ve veteriner hekimlerden danışmanlık hizmeti satın alınmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.
Kapsam
Madde 2- Bu Esaslar, 1'inci maddede belirtilen amaçların gerçekleştirilebilmesi için, Köy Merkezli Tarımsal Üretime Destek Projesi kapsamında danışmanlık hizmeti satın alınacakların nitelikleri, seçimi, eğitilmeleri, çalışma esasları, İdareler ve Bakanlığın gerek kurumlar arası ilişkileri gerekse danışmanlarla olan ilişkileri ile bunlara ilişkin görev ve sorumluluklarını kapsar.
Hukuki Dayanak
Madde 3- Projenin yasal dayanağı 441 Sayılı Tarım ve Köyişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname, 3360 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu, 1580 sayılı Belediye Kanunu, 442 sayılı Köy Kanunu, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunudur.
Tanımlar
Madde 4- Bu Esaslarda geçen;
a) Bakanlık: Tarım ve Köyişleri Bakanlığını,
b) Proje: Köy Merkezli Tarımsal Üretime Destek Projesini,
c) Tarım Danışmanı: Danışmanlık hizmeti satın alınan ziraat mühendisi veya veteriner hekimi,
d)Aday:Tarım danışmanı olmak amacıyla, müracaat eden ziraat mühendisi veya veteriner hekimleri,
e) İl Müdürlüğü: Tarım ve Köyişleri Bakanlığı il müdürlüklerini,
f) İlçe Müdürlüğü: Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ilçe müdürlüklerini,
g) İdare : İl Özel İdareleri, Köylere Hizmet Götürme Birlikleri ve Köy Muhtarlıklarını,
h) Birlik : Vilayetler Hizmet Birliğini,
i) Katılımcı : Projeye nakdi veya ayni kaynak sağlayan gerçek veya tüzel kişiler ile sivil toplum kuruluşlarını,
İfade eder.
İKİNCİ KISIM
Projede Görev Alacak Kurullar ve Birimler
Madde 5- Projenin koordinasyonu ve yürütülmesi ile ilgili işlemler, merkezde Proje Merkez Koordinasyon Kurulu ve Proje Merkez Yürütme Birimi, illerde ise İl Proje Yürütme Kurulu tarafından yapılır.
a) Proje Merkez Koordinasyon Kurulu: Bakanlıkta Müsteşar Başkanlığında projenin yürütülmesi ile görevli Müsteşar Yardımcısı ve Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürü ile Bakanlık, İçişleri Bakanlığı, uygun görülecek diğer Bakanlıklar ile ilgili ve bağlı kuruluş birim yetkililerinden teşekkül edecek bir Proje Merkez Koordinasyon Kurulu oluşturulur.
b) Proje Merkez Yürütme Birimi: Projenin yürütülmesi ile ilgili olarak Bakanlıkça yapılacak iş ve işlemler,TEDGEM Genel Müdür Yardımcısı Başkanlığında, TEDGEM bünyesinde kurulacak Proje Merkez Yürütme Birimince yapılır.
c)İl Proje Yürütme Kurulu: Köy Merkezli Tarımsal Üretime Destek Projesini yürütmek üzere İllerde Vali veya görevlendireceği Vali Yardımcısı başkanlığında İl Özel İdare Müdürü, Tarım İl Müdürü, projenin Köylere Hizmet Götürme Birlikleri eliyle yürütülmesi halinde bu Birliklerin Başkanı ve Valinin uygun göreceği kişilerin katılımıyla oluşur. Yürütme kurulunun sekreteryası Tarım İl Müdürlüğü Çiftçi Eğitim ve Yayım Şube Müdürlüğü tarafından yürütülür. İl proje yürütme kurulunun görevleri aşağıda belirtilmiştir.
1)Tarım danışmanı görevlendirilecek köy ve beldeleri belirlemek,
2) Köy Merkezli Tarımsal Üretime Destek Projesinin il hudutları içerisinde etkin ve başarılı şekilde uygulanması, benimsenip, geniş bir alana yaygınlaşması için başta tanıtım ve kaynak artırıcı çalışmalar olmak üzere, gerekli tedbirleri almak, teşvik ve yönlendirmeler yapmak,
3) Tarım danışmanlarının yöre tarımına yönelik yeni bilgi ve teknolojileri kısa zamanda öğrenip uygulamaya aktarmaları için gereksinim duyulan eğitim ve kurs ihtiyaçlarını karşılamak, bu konuda bölgedeki üniversiteler, araştırma enstitüleri vb. kurumlarla işbirliği yapmak,
4) Tarım danışmanlarının çiftçi eğitim ve yayım çalışmalarında kullanacağı tarımsal girdi ve teknolojilerle, alet ve ekipmanları demonstrasyon amaçlı ve ölçeğinde olmak üzere bedelsiz karşılamak, gerekli eğitici yazılı ve görüntülü yayınların yapılmasına imkan tanımak,
5) Tarım danışmanlarının uygulamalı çiftçi eğitim ve yayım faaliyetleri amaçlı yapacakları kurs, tarla günü, çiftçi gezileri, sergi ve teşvik müsabakaları, tarımsal fuar vb. etkinliklerde gerekli olan vasıta, araç ve malzemeleri imkanlar nispetinde karşılamak,
6) Tarım danışmanlarının hizmet çerçevesinin sınırlarını belirlemek, çalışmaları izlemek ve değerlendirmek, projeyle ilgili şikayetleri incelemek, çözmek ve ilgili yerlere aktarmak, altı ayda bir olmak üzere yılda iki kez çalışma raporlarını bireysel ve il bazında olmak üzere TEDGEM'e göndermek,
7) Tarım danışmanlarının çalışmaları sırasında gerekli gördükleri numune alma, analiz, ölçme ve değerlendirme işlemlerinin yapılmasında Bakanlık ve diğer kamu kuruluşlarının laboratuarlarından yararlandırmak,
8) Projenin geliştirilmesi yönünde Bakanlığa tekliflerde bulunmak,
9) Danışman olarak hizmet verecek kişilere ait tavsiye listesi hazırlamak,
10) Projeye ilişkin Bakanlıkça verilecek diğer görevleri yapmak,
ÜÇÜNCÜ KISIM
Tarım Danışmanlarının Nitelikleri, Seçilmeleri, Eğitimleri ve Çalışma Esasları
Madde 6- Danışmanlık Hizmeti Satın Alınacakların Nitelikleri
a) T.C. vatandaşı olmak.
b) Türkiye'de bulunan üniversitelerin ziraat veya veteriner fakülteleri ile bunlara denkliği kabul edilen yurtdışında kurulu üniversitelerden ziraat mühendisi veya veteriner hekim unvanı ile mezun olmak.
c) Müracaat tarihi itibariyle 36 yaşından gün almamış olmak.
d) Sağlık bakımından danışmanlık hizmetlerini yapmasına engel hali olmamak.
e) Erkek adaylarda askerlik hizmetini tamamlamış ya da askerlik hizmetinden muaf olmak.
f) Müracaat edilen il sınırları içinde ikamet etmek.
g) Kamu hizmetlerinden yasaklanmamış olmak.
h) İlgili meslek odasına kayıtlı olmak.
Madde 7-İl Kontenjanları
Proje kapsamında, pilot uygulama olarak her ilçenin en az bir köy veya beldesine bir danışman yerleştirilir. Yöredeki üretim kapasitesi, arazi büyüklüğü, Bakanlık tarafından istihdam edilmiş olan mühendis ve veteriner hekim sayısı gibi kriterlere göre bazı ilçelerde birden fazla danışman görev alabilir. İl kontenjanları Bakanlıkça belirlenir ve illere bildirilir.
Bakanlıkça belirlenen kontenjan sayısının üzerinde danışmanın yerel kaynaklarla finanse edilebildiği durumlarda kontenjan sınırlaması yapılmaz.
Madde 8- Belde ve Köylerin Proje Kapsamına Alınma Esasları
Hizmet götürülecek köylerin belirlenmesi ile anılan köylere hangi branşta ziraat mühendisi ya da veteriner hekim gönderileceği yerel analizler sonucunda bölgenin tarım potansiyeli ve barınma şartları da dikkate alınarak İl Proje Yürütme Kurulunca belirlenip Valilikçe Bakanlığa bildirilir. Seçim yapılırken aşağıdaki hususlar göz önünde bulundurulur.
a. Köy veya beldenin proje kapsamına alınma konusunda yetkili organlarınca alınacak karara istinaden talepte bulunması,
b. Proje kapsamına alınacak köy veya beldede yeterli miktarda tarımsal üretime uygun arazinin bulunması veya hayvancılığın yaygın bir şekilde yapılıyor ya da yapılabilecek olması,
c. Danışmanın barınmasına uygun altyapı imkanlarının olması,
d. Köy veya beldenin ulaşım imkanları ,
f. Belde veya köyde çalıştırılacak danışmana ikinci yıl içerisinde ödenecek istihkak bedelinin %5'i; üçüncü yıl içinde ödenek bedelin ise %10'u oranında katkı sağlaması hususunda köy muhtarlığı veya belde belediye başkanlığının yetkili organlarınca taahhütname verilmesi.
Madde 9-Duyuru, Müracaat ve Değerlendirme
Duyuru İl Proje Yürütme Kurulu tarafından uygun görülecek yöntemlerle yapılır. Bu duyuruda, hizmet sözleşmesinin eki olacak şekilde belirlenen hizmetin gerektirdiği şartlar da yer alır.
Müracaatlar Tarım İl Müdürlüğü bünyesinde kurulacak Müracaat Kabul Bürolarına yapılır. İl Proje Yürütme Kurulu tarafından Bakanlık temsilcisinin katılımıyla, müracaatlar üzerinde gerekli incelemeler yapılmak ve adaylarla görüşmek suretiyle gerekli şartları taşıyan ve hizmet sözleşmesi yapılabilecek kişiler arasından İl Kontenjanının iki katı sayıda tavsiye listesi belirlenir.
Madde 10- Danışmanlarla Sözleşme İmzalanması
İdarenin seçeceği danışmanlara 3(üç) gün içinde sözleşmeye davet mektubu gönderilir. Tebligat tarihinden itibaren 10(on) gün içinde İdare ile bu kişiler arasında Hizmet Alım Sözleşmesi imzalanır.
Madde 11- Danışmanların Eğitimleri ve Çalışma Esasları
Proje kapsamında çalışacak danışmanlar, görevlerine başlamadan önce Projeyle ilgili intibak eğitimine tabi tutulurlar. Danışmanlara verilecek eğitimin süresi, dönemi, eğitimin yapılacağı bölge ve kuruluşlar Bakanlıkça tespit edilir. Danışmanların çalışma esasları aşağıdadır:
a- Danışmanlar, sorumlu oldukları çalışma bölgesinde ( köy/belde) ikamet etmek zorundadırlar.
b- Danışmanlar, tarım takvimine bağlı olarak bölgeye en yakın Tarımsal Araştırma Enstitüsü ve benzeri kuruluşlarla temas halinde bulunarak, kendilerini devamlı olarak geliştirirler, yeni teknoloji ve bulguları çiftçilere ulaştırırlar.
c- Danışmanlar, hizmet verdikleri süre içinde programlanan ve kendilerine bildirilen eğitim faaliyetlerine katılmak zorundadırlar.
d- Danışmanlar, gerektiğinde Bakanlığın İl ve İlçe teşkilatlarının imkanlarından faydalandırılırlar.
Madde 12- Danışmanların Yükümlülük ve Sorumlulukları
Danışmanlar, hizmet sözleşmesi ile kendilerinden istenen hizmetlerle ve Bakanlığın uygulamakta olduğu tarımsal politikalar ile uyumlu olacak şekilde; doğal varlıkların korunması, tarım arazilerinin ekim ve dikime hazırlanması, bakım, zirai mücadele, hayvan besleme ve ıslahı, hastalıklarla mücadele, hasat, pazarlama, zirai alet ve makine bakımı gibi temel konularda çiftçileri bilgilendirmeye yönelik eğitim ve yayım çalışmalarında bulunmak, tarımla ilgili istatistikleri tutmak, güncellemek ve bu amaçla, ilgili kamu ve özel sektör kurum ve kuruluşlarıyla işbirliği içerisinde hizmet vermekle yükümlü ve sorumludurlar.
Danışmanlık hizmetinin verilmesinde uygulama yanlışlığı, hatalı telkinde bulunulması, iş ve işlemlerin yürürlükteki mevzuata uygun yapılmaması, meslek ahlakına aykırı davranılması, bilgi ve deneyimin çiftçinin yararına kullanılmaması gibi nedenlerle danışmanın görev alanındaki çiftçilerin zarara uğraması durumunda, bu zarar genel hükümlere göre danışmandan tahsil edilir. Ancak danışmanın uyarılarını dikkate almayan çiftçi ya da çiftçilerin tazmin talepleri geçersizdir.
DÖRDÜNCÜ KISIM
Çeşitli Hükümler
Madde 13- Belgelendirme ve Denetim
Danışmanlar verdikleri hizmetler ve yaptıkları çiftçi ziyaretleri ile ilgili her türlü kaydı tutarlar. Bu kayıtların yapılabilmesi için gerekli olan formlar İl ve İlçe Müdürlükleri vasıtasıyla danışmanlara ulaştırılır.
Danışmanlar çiftçi ziyaretleri ve verilen hizmetlerle ilgili tutulan kayıtların birer suretini İdareye verirler.
Bakanlık, ülke genelindeki bütün danışmanları denetleyebilir. Hizmet satın alan idareler, kendi sınırları içinde görev yapan danışmanları denetler, faaliyetlerini izler ve gerektiğinde İl Proje Yürütme Kuruluna bilgi verirler.
Madde 14- Sözleşmenin Sona Ermesi ve Fesih
Danışmanlarla, idarelerin uygun göreceği sürelerle sözleşmeler yapılır. Bu sürenin sonunda sözleşmenin yenilenmemesi halinde sözleşme kendiliğinden sona erer. Bu proje kapsamında bir danışman ile yapılacak sözleşmelerin toplam süresi üç yılı geçemez.
Hizmet satın alan idareler ile İl Proje Yürütme Kurulunun izleme ve değerlendirmeleri sonucu danışmanların hizmetlerini gereği gibi yerine getirmediklerinin tespiti halinde, sözleşmeyi imzalayan İdare tarafından sözleşmeleri feshedilebilir.
Madde 15- Mali Hükümler
Danışmanların hizmet bedelleri, İdarenin hizmet alım usulü çerçevesinde oluşacak fiyata göre belirlenir.
Gerek sivil toplum örgütleri, gerekse ilgili mevzuata göre, Bakanlığın öncülüğünde sağlanan kaynaklar 'Tarımsal Üretime Destek Projesi' namıyla İdare bütçelerinde açılan özel bir tertipte tutulur. Bu tertibe ilişkin olarak İl Özel İdareleri, banka hesap numaralarını Bakanlığa bildirir. Bakanlığın öncülüğünde merkezde temin edilecek kaynaklar, Birlik nezdinde açılacak bir hesapta tutulur ve her ay, İl Özel İdarelerince bildirilen banka hesaplarına aktarılır. Danışmanların hakediş ödemeleri idarelerce yapılır.
Madde 16- Yürütme
Bu Esaslar hükümlerini Tarım ve Köyişleri Bakanı yürütür.
VETERİNER HEKİM ADEM TATLI GİRESUN MİLLETVEKİLİ SEÇİLDİ
Meslektaşımız ve Odamız üyesi Adem TATLI 3 Kasım 2002 Tarihinde yapılan genel seçimlerinde AK Partiden Giresun Milletvekili seçilerek TBMM' ye girmiştir.
Meslektaşımızı tebrik eder,çalışmalarında başarılar dileriz.
GVHO
TÜRK VETERİNER HEKİMLERİ BİRLİĞİ İSTİŞARE TOPLANTISI YAPILDI
|