goktugsisman.sitemynet.com
Anasayfam
Akçakale Köyüm
Anket
Gümüşhane
Güzel Kareler
Konya
Kendimce
Linkler Sayfam
Seçmeler
Trabzonspor
Ziyaretçi Defterim

Seçmeler


göktuğ şişman

Nesli Tükenen İnsanlar

*Sigara içmeyen şehirler arası otobüs şoförü
*Siz istemeden fiş veren küçük esnaf..
*Arabasının üzerine bavullarını saran Almancılar
*Bu kıyafet size yakışmadı diyen tezgahtar,
*Emniyet kemeri takan taksi şöförü,
*Trafikte küfür etmeyen araç şoförleri,
*Kadınların dişilikten daha çok insan olduklarını düşünen erkekler ,
*Şarkıları, müzikleri ile sözlerini bağdaştırarak söyleyen şarkıcılar (günümüzde bu olay" altı şişhane üstü kasımpaşa" niteliğinde),
*Verdiği üç kuruşu vergi zannetmeyen esnaf-tacir
*Yalan söylemeyen politikacı(böyle bir şey hiç oldumuydu ki)
*Bayramlarda el öpünce para veren yaşlılar...
*"Tabiî ki de" ve " atıyorum" demeden konuşabilen genç
*Traş olmuş ve koku sürmüş taksi şoförü
*Kapısında toplanmış kedileri uzaktan gördüğünde ne dükkanı olduğunu anladığın güvenilir mahalle kasapları,
*Siz söylemeden çiçek alıp gelen erkek arkadaş
*Yağmurlu ve karlı havalarda da sizi almaya can atan taksiler
*Yolların ve trafik kurallarının kendilerine özel olduğunu zannetmeyen sürücüler
*Sabah sabah tanımadığı insanlara günaydın diyerek gülümseyen insan türü
*İşi bilmeyen ama kendi hatalarını açıkça söyleyip, kabullenen patronlar
*Karısı çirkin ve şişman bile olsa, gözü ondan başka kimseyi görmeyen erkekler
*Bayan yolcuları dikiz aynasından dikizlemeyen muavin
*Altın günleri yerine evde oturup kitap okumayı tercih eden ev kadınları
*Yaya geçidinden geçen yayaları/yayayı görüp geçmesi için yavaşlayan hatta duran şoförler.
*Hep daha fazlasını istemeyen, sadece ve sadece halkını düşünen politikacılar.
*Sağa, sola manevralarda "sinyal" veren, etrafını kontrol ederek, gerektiği gibi araç kullanan, gereksiz klakson çalmayan, makasa girmeyen minibüs şoförü.
*Güleryüzlü devlet çalışanı. (Bu canlının soyunun tükenmesinde devlet etmeni büyük rol oynamıştır.)
*Bayan adı ve maili kullanarak kurbanın bilgisayarına girmeye çalışmayan erkek hacker türü. (HackeropatusKiddus)
*Belediye otobüsüne bindiğinizde selamınızı alan şoförler... (ben genelde günaydın falan derim de)
*Çayınıza kaç şeker attığınızı bilen arkadaşlar:-)
*Psikolojisi normal olan insanlar
*Hastanede görevi hastabakıcılık olup da hasta yakınlarından para almadan iş yapan bakıcılar..
*"Abi ben karşının şoförüyüm" yalanını söylemeden erkekçe "abi ben yeni başladım" diyen taksi şoförleri..
*Vatandaşı "oy pusulası" olarak değil de insan olarak gören politikacılar..
*Km.saati ile oynama yapmadan 2.el araç satan galericiler...
*Asıl görevlerinin büyük şirketlere eğitim vermek değil de, üniversite öğrencisi yetiştirmek olduğunu düşünen ve uygulayan Hocalar..
*5 dakika korna çalmadan ilerleyebilen minibüs şoförleri
*Simidini paylaşan amca...
*Sırtınızı sıvazlayan dost...
*İstemeden zam veren patron
*Dizini dövmeyen babalar
*Küfretmeyen Taraftar,
*Taraf tutmayan Hakem,
*Rüşvet almayan gümrük memurları
*Yerlere çöp ve sigara izmariti atmayan düşünceli insanlar

Bir Bardak Sütün Hatırı



Howard, yoksul bir ailenin çocuğuydu ve okul giderlerini karşılamak için
kapı kapı dolaşarak eşyalar satıyordu.

O gün, hiçbir şey satamamıştı ve karnı da çok açtı. Bundan sonra çalacağı
ilk kapıdan yiyecek birşeyler istemeye karar verdi. Kapıyı açan sevimli genç
bayanı görünce utandı. Yiyecek bir şeyler yerine

- "Affedersiniz, bir bardak su rica edebilir miyim?" diyebildi yalnızca.

Genç bayan, çocuğun aç olabileceğini düşünerek kocaman bir bardak süt
getirdi ona. Çocuk, sütü yavaş yavaş içine sindirerek içtikten sonra

- "Çok teşekkür ederim, borcum ne kadar?" diye sordu genç bayana.

Genç bayan, "Borcunuz yok" diyerek, yüzünde sıcak bir gülümsemeyle devam
etti;

- "Annem, gösterdiğimiz şefkat ve nezaket karşılığı olarak asla bir bedel
ödenmesini beklemememizi öğretti bize" dedi.

Çocuk "O halde çok teşekkürler, yürekten teşekkür ederim size" dedi.

Howard Kelly, evin önünden ayrıldığı zaman kendisini yalnızca bedensel
olarak değil, ruhsal olarak da güçlü hissediyordu.

Yıllar sonra genç bayan çok ender rastlanan bir hastalığa yakalanmıştı.
Yöredeki doktorlar çaresiz kalınca, hastalığı ile ilgili araştırmalar
yapılması için onu büyük kente gönderdiler.

Dr. Howard Kelly, konsültasyon yapması için çağrıldığı hastanın hangi
kasabadan geldiğini duyunca heyecanlandı. Artık genç olmasa da yıllar önce
kendisine sevgiyle yaklaşan bayanı ilk gördüğü anda tanımıştı ve onun
yaşamını kurtarmak için elinden geleni yaptı.

Uzun süren tedaviden sonra bayan sağlığına kavuştu. Dr. Kelly,
denetlemesi için önüne getirilen faturaya şöyle bir baktı ve üstüne
birşeyler yazarak zarfın içine koydu ve hasta bayanın odasına gönderdi.

Kadın elleri titreyerek aldı zarfı eline. Açmaya korkuyordu...

Hastane faturasını asla ödeyemeyeceğini ve geri kalan yaşamı boyunca bu
faturayı ödemek için çalışacağını biliyordu.

Sonunda zarfı açtı ve faturaya iliştirilmiş bir not dikkatini çekti.
Kâğıtta şunlar yazılıydı:

- "Hastane giderlerinin tamamı bir bardak süt karşılığı ödenmiştir.".

Mutfaktaki yanlış inanışlar

Erciyes Üniversitesi Atatürk Sağlık Yüksek Okulu, konuya ilişkin açıklamasında, ev hanımlarının yemek pişirmede ve diğer yiyeceklerin hazırlanmasında yaygın olarak uyguladıkları birçok alışkanlığın, sağlık açısından yanlış olduğunu belirtti.

Mutfaktaki yanlış inanışların, gıdaların özelliğini yitirmesine ve vitamin kayıplarına neden olduğunu belirttiler.:

Ev hanımları sebzeleri genelde doğradıktan sonra yıkarlar ancak, doğrandıktan sonra oksijen ile temas eden sebzelerde C vitamini kaybı olur.

Baklagillerin ıslatma suları dökülür. Halbuki baklagillerdeki B vitamini ıslatmada kullanılan suya geçer. Bu sular, dökülmemeli yemeğin pişirilmesinde kullanılmalıdır.

Makarna ve mantıların pişirme suları dökülmemeli, su miktarı iyi ayarlanıp suyunu çekerek pişmesi sağlanmalıdır. Aksi takdirde yine B vitamini kaybı olur.

Pirinç pilavı pişirilirken, pirinçlerin yağda iyice kavrulmasının iyi olacağı düşünülür ama, pirincin kavrulması protein kaybına neden olur.

Dondurulmuş olan etler, sıcak ortamlarda çözdürülmeye çalışılır. Oysa ki protein kaybının olmaması için dondurucudan çıkarılan etler buzdolabının alt kısmında çözülmelidir. Dondurulmuş gıdalar çözüldükten sonra tekrar dondurulduğu zaman vitamin değerini kaybeder ve gıdalarda zararlı mikroorganizmaların çoğalması kolaylaşır.

Alışkanlığını Değiştir, Sağlıklı Yaşa

kulaktan dolma bilgilerle edinilen bu alışkanlıkların değiştirilmesinin hem sağlık, hem de ekonomik açıdan büyük önem taşıdığını ,:

Salataların önceden hazırlanması da yanlış inanışlardandır. Salatalar, yemekten hemen önce hazırlanmalı, limonu ve tuzu yenme vaktine kadar katılmamalıdır.

Sütlü tatlı yapımında şekerin önceden konulması alışkanlığı yaygındır. Ancak, şeker en son katılmalıdır. Çünkü, sütle temasa geçen şeker, tepkimeye neden olur ve proteinin etkisini azaltır.

Yoğurdun suyunun dökülmesinin yoğurdun lezzetini artıracağı düşünülür ama, yoğurdun suyunun dökülmesi de, süzdürülmesi de insan sağlığı için son derece önemli olan ‘riboflami’ proteininin azalmasına neden olur.

Yemeklerde kullanılan yağların fazla yakılması kanserojen maddelerin artmasına yol açar.

Yumurtanın fazla haşlanması gerektiği inancı da yanlıştır. Yumurtanın fazla haşlanmasıyla sarısının etrafında oluşan yeşilimsi tabaka yumurtanın besin değerini düşürür. Ayrıca yumurtaların yıkanarak saklanması zararlı mikroorganizmaların yumurtanın kabuğundan içeri girmesini sağlar. Bu nedenle yumurtalar kullanılacağı zaman yıkanmalıdır.

Izgarada pişirilen etlerin ızgaraya yakın olmasının kolay pişirme sağlayacağı inancı da et üzerinde kanserojen madde oluşmasına neden olur.

Yiyecekler de genelde güneşte kurutulur. Yiyeceklerin besin değerini kaybetmemesi için gölgeli ve havadar ortamlarda kurutulmaları gerekir.

Yemeklerin uzun süreli pişirilmesi gerektiği inancı da yanlıştır. Yemekler, yüksek ısıda uzun süreli olarak değil, basınçlı tencerelerde kısık ateşte pişirilmelidir.

KARINCA VE AGUSTOS BOCEGİ
Agustos bocegi ve karinca fikrasını, uc ulkeye gore uc farkli sekilde yazmislar.



Cin versiyonu

Karinca bütün yaz çalisir evini, yiyeceklerini hazir eder. Agustos böcegi de yan gelir yatar ve karincayla alay eder, vur patlasin çal oynasin yazi geçirir. Ve kis gelir..

Karinca sicacik yuvasinda karni tok bir sekilde kisi geçirirken, Agustos böcegi açlik ve soguktan iki gün sonra ölür.



Fransa versiyonu

Karinca bütün yaz boyunca çalisir ve kis için evini, yiyeceklerini hazir eder.

Agustos böcegi de yan gelir yatar ve karincayla alay eder, vur patlasin çal oynasin barlarda yazi geçirir..

Ve kis gelir..

Karinca sicacik yuvasinda karni tok bir sekilde sicacik kisi geçirmeye hazirlanirken kapi çalar.

Bakar elinde bavulu agustos böcegi;

-Naber aptal komsum?

Kisi geçirmek için Karaip Adalari'na gidiyorum da,bir istegin var mi sorayim dedim.

Hadi bana eyvallah.



Türkiye versiyonu

Karinca bütün yaz çalisir evini, yiyeceklerini hazir eder.

Agustos böcegi de yan gelir yatar ve karincayla alay eder, vur patlasin, çal

oynasin yazi geçirir.

Ve kis gelir.

Karinca sicacik yuvasinda karni tok bir sekilde kisi geçirirken, agustos böcegi bir basin toplantisi düzenleyerek, 'Etrafta onca aç ve üsüyen varken, karincalar nasil bir vurdum duymazlikla sicacik yuvalarinda yasayabiliyorlar' diye olayi kamuoyunun vicdanina sunar.

ATV, KANAL D, STAR zavalli aç ve açiktaki agustos böcegi ile karni tok sırtı pek karincanin resimlerini yan yana yayinlayarak taraflari tartismaya davet eder.

Türkiye olayin sokunu yasamaktadir.

Nerededir bu devlet?

YBKD (Yesil Böcekleri Koruma Dernegi) 'nden bir temsilci ATV'deki TEKETEK programina çikarak otuz yildir çektikleri sefaletin tek nedeninin sirf yesil renkli olmalarindan kaynaklandigini anlatir.

Dünyanin en taninmis Nobel adayi yazarimiz Orhan PAMUK ve taninmis aydinlarimiz olayi Avrupa düzeyinde protesto ederek Türkiye'yi kinarlar.

Konu Bakanlar Kurulu'nda tartismaya açilir ve Basbakan KANAL D'ye verdigi özel demecinde 'Daha önceki hükümetler tarafindan bunca yildir sorunlari göz ardi edilen degerli agustos böcegi kardeslerimizin bundan böyle huzur ve refah içerisinde yasamalari için gerekenler yapilacaktir. " der.

Diger yandan Reha Muhtar karincayi canli yayina çikararak,'Reklâmini yapmak için zavalli bir agustos böceginin içler acisi durumundan yararlanmaya utanmiyor musun?' diye bir güzel haşlar.

Ertesi akşam TEKE TEK'te ise 'Ağustos böceginden yürüttügün para ve yiyecekleri nereye akladin, öt çabuk' diye Fatih ALTAYLI' dan bir güzel dayak yer.

Karinca en sonunda çareyi yurtdisina kaçmakta bulur.

Ve agustos böcegi onun evine yerlesir, yiyeceklerine konar, esyalarinin üzerine yatar ve refah içerisinde gül gibi yaşar gider.



Ve güzel ülkemizde tarafsiz ve dogrucu (!) medyamiz sayesinde adalet yerini bulur. (mu?)

SOĞUK ESPRİLER
Aaaa çok fiyakalı bir elbise. Bak benimkisi de V yakalı.
Abi beni niye anlamıyon.
Sende idrak yolları enfeksiyonu mu var?
Abi dün bir kızı cafede kesmiştim; kız kan kaybından ölmüş...
- Abi sen kaptan mısın?
- Evet, kaptanım.
- Peki hangi kaptan? Su kabı mı yoğurt kabı mı?
Adam yerde elli bin bulmuş, aramış durmuş ayaklı bin bulamamış.
Adamın biri anayoldan gidiyormuş, arkadaşı ise babayoldan.
Adamın biri ata binmeye bayılıyormuş.
Bir gün bir at görmüş, binmiş ve bayılmış.
- Adamın biri bakkala bir adres sormuş, kendini Bağdat'ta bulmuş, neden?
- Çünkü sora sora Bağdat bulunurmuş.
Adamın biri devamlı ekmek çarpsın diyormuş; ekmek kamyonu çarpmış.
- Adamın biri kendini sürekli kanalizasyona atıyormuş, neden?
- Çünkü adam kendini bir bok sanıyormuş.
Adamın biri tuvalete yapmış, karısı baloya gidememiş.
Adamın biri "yarın ölecem" demiş. Adamı yarmışlar, ölmüş.
Adamın biri yatmış, karısı da tekne...
Adamın gözleri dolmuş. Ayakları taksi.
Adamın kolu şişmiş, bacağı da pirzola.
- Adamın tekinin kalbi çalışmıyormuş, neden?
- Çünkü adam taş kalpliymiş.
Adamın telefonunun şarjı dolmuş, arkadaşının ki ise taksi.
- Adaya gidelim mi?
- Hangi ada?
- Lambada!
Akıllı ol, B kıllı olma!
Allah bana "yürü ya kulum" dedi. Arabayı sattım.
Annem unu eledi, finale çıktı.
- amca, senin oğlun toptu ya.
- eeee
- Şimdi de tüfek olmuş.
Anneeee ben gidiyorum, öğlene dönerim, akşama iskender!
- Arkadaşlar telefonlar dinleniyormuş...
- İyi iyi dinlensinler; zaten çok yorulmuşlardı...
Atı alan Üsküdar'ı geçti. Biz takibe devam ediyorum merkez, tamam!..
-Ayakkabın kaç numara?
- 42, niye sordun?
- İyi, şu sigaraya bassana...
Bağırsak kurtları bağırsakta yaşarlar, bağırmasak da.
- Balık baştan kokar, neden?
- Çünkü ayakları yoktur.
Bana yamuk yapma! Ama kare, çember falan yapabilirsin.
Bebeğin tekine TIR çarpmış ama bebek ölmemiş, neden? Çünkü bebeğin bezi bariyerliymiş
-Bebeğiniz altına yapıyorsa ne yapmalı?
-Ters çevirin üstüne yapsın.
Ben ettim sen etme! Bırak tuvalet temiz kalsın.
- Beni çok kızdırdın, sana şimdi çok ağır bir laf söyleyeceğim.
- Yok ya, ne söyleyeceksin...
- Ton.çıı

Yaşamın anlamını kavramak için dünyayı dolaşmaya çıkan bir genç, gezdiği ülkelerden birinde ünlü bir bilgeyi ziyarete gitmişti.
Gezgin genç, bilgenin yaşadığı evde, tüm duvarların kitaplarla kaplı olduğunu gördü.
Fakat evi dikkatle gözden geçirdikteb sonra , yerde bir kilim, duvar dibinde yatak olarak kullanılan bir sedir, ortada ise bir masa ve sandalyeden başka evde hiçbir eşyanın olmadığını gördü ve merakla sordu:
"Neden hiç eşyanız yok?" dedi. "Koltuklarınız, kanepeleriniz, büfeleriniz.... Onlar nerede?"
Bilge, bu soruya karşılık olarak kendi bir soru sordu gezgin gence;
"Senin de yalnızca, sırtında taşıdığın küçük bir çantan var, yavrum" dedi. "Peki, senin eşyaların nerede?"
Gezgin genç, kendini savunurcasına yanıtladı bu soruyu:
"Ama görüyorsunuz.... Ben yolcuyum."
Ünlü bilge, hak verircesine güldü:
"Ben de öyle, yavrum" dedi. "Ben de öyle...."

HZ.ALI'NIN ağabeyi Cafer b. Ebu Talib'in oğlu Abdullah, sıcak bir günde, bir
kabilenin hurmalığına inmişti.
Abdullah burada dinlenirken, hurmalıkta çalışan köleye, yemek vakti üç parça
ekmek geldiğini gördü. Adam ekmeklerden birini ağzına götürmek üzereydi ki,
birden önünde açlığı her halinden belli bir köpek belirdi.
Köle elindeki ekmeği köpeğin önüne attı. Köpek ekmeği derhal yedi.
Köle ekmeğin ikinci parçasını da attı. Köpek bunu da bir kerede sildi süpürdü.
Köle bunun üzerine üçüncü parçayı da köpeğe verdi. Kalkıp, yeniden işine
dönmek üzereydi ki, olup biteni uzaktan seyreden Abdullah, yaklaşıp sordu:
"Ey köle, bugünkü yiyeceğin ne kadardı?"
Köle sıkılarak cevap verdi:
"Işte bu üç parça ekmek."
"O halde neden kendine hiç ayırmadın?"
"Baktım ki, hayvan çok aç. O halde bırakmak istemedim."
"Peki sen ne yiyeceksin şimdi?"
"Oruç tutacağım."
Bunun üzerine, Abdullah b. Cafer, köleden sahibini, evinin nerede olduğunu..
sordu. Sonra da gidip adamdan bu hurmalığı içindeki köleyle birlikte satın
aldı.
Sonra döndü, köleye bu tarlayı ve onu sahibinden satın aldığını söyledi ve
ekledi:
"Seni azad ediyorum. Bu hurmalığı da sana hediye ediyorum."
Cömertliğiyle meşhur Abdullah b. Cafer, kendisinden daha cömert birini
tanıyıp tanımadığı sorulduğunda, bu olayı anlatır ve:
"Ama o köpeğe topu topu üç parça ekmek vermiş; sense ona koskoca bir
hurmalığı ve hürriyetini vermişsin" dediklerinde, şu karşılığı verirdi:
"Ama o elindeki herşeyi verdi; ben ise elimdekinin bir kısmını

goktugsisman@hotmail.com

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın