haksairi.sitemynet.com
-Ask Sairi- Besmele Selam Olsun Anlının teriyle
Biletini alan var mı ¿
Kurtulursun Imanin Varsa Ameller gitmesin bosa İtaatkarlıktır sevgi Kardeşlikdir yolumuz Başka yol yoktur asla
Her şeye Hakim olan
Şükürler Azdır Varlığın gayesi
Hayat bastan sona bir ibadet
Onu anmazsan bir ölüsün Hakka kul ol yeter
Cennettir sana kar
Siirler Hakinda

Şükürler Azdır


Ne kadar da şükür etsek azdır
Her animiz Onun izniyle vardır
Alınan her Nefes atılan adımlar
Bak güneş yine doğmaktadır

O dur tüm var olanı düzenle yaratmış olan
Mülkün Sahibi her şeyden haberdar daim olan
O dur besbelli her şeyi ile esi benzersiz olan
Gönülleri bağlayan gözleri kulakları açan

Yağmurlar yağar Haktandır bereket
Tüm Rızkı veren Dilediğine hidayet
Dini kolaylaştıran bir tek ondan medet
Furkan ve Elcisini yollayan Rahmet

Bizi Doğru yola aktaran Kalplere akli koydu
Daha nice nimetler ve nice Helaller sundu
Kudretiyle Her şeyi emrimize amade kildi
Bu İmtihanda bizlere hep yardımını sundu

Bilcümle şükür etsek yine azdır
Bizi hiç mahrum bırakmamıştır
Ruhumuzu besleyen Namazdır
Butun Hamdlar ancak onadır

O hiç bir şeye muhtaç değil
Bizler muhtacız her şeyine
Biz onsuz bir şey yapacak değil
izni ile ulaşılır ebedi saadete

"Hamd, şükrün başıdır. Allah'a hamdetmeyen, O'na şükretmemiş sayılır
(Buyurmus Hz. Muhammed (s.a.s) )

Siz hiç bir şey bilmezken Allah, sizi analarınızın karnından çıkardı; şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi" (en-Nahl, 16/78).

Gerçekten İbrãhim, Hakk'a yönelen, Allah'a itaat eden bir önder idi. Allah'a ortak koşanlardan değildi. Allah'ın nimetlerine Şükrediciydi. Çünkü Allah, onu seçmiş ve doğru yola iletmişti" (en-Nahl, 16/120, 121

Nezdinde o kitaptan ilim bulunan biri: "Ben onu sana, gözünü açıp kapamadan getireceğim" dedi. Süleyman, tahtı yanında duruyor görünce: "Bu, Rabbimin bir lütfudur. Şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim edeceğimi sınamak içindir. Kim şükrederse, ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, şüphesiz ki, Rabbim kimsenin şükrüne muhtaç değildir; lütuf ve kerem sahibidir" dedi" (en-Neml, 27/40).
"Gerçekten biz insanı katışık bir nutfeden (erkek ve kadın sularından) yaratmışızdır. Onu imtihan edelim diye, kendisini işitir ve görür kıldık. Şüphesiz biz ona (doğru) yolu gösterdik. İster şükredici olsun ister nankör. Doğrusu biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırladık. İyiler ise, kâfir katılmış bir kadehten (cennet şarabını) içerler" (el-İnsan, 76/1-5)
Bir kudsi hadisde de, bu hususta şöyle buyurulmaktadır:
"Yüce Allah diyor ki: Ey kullarım! Geçmiş ve gelecek, siz bütün ins ve cinler bir araya gelerek, aranızdaki en muttaki kimsenin kalbi gibi olsanız, sizin bu durumunuz, Benim hakimiyetimi zerre kadar artırmaz. Gene ey kullarım! Geçmiş ve gelecek bütün ins ve cin bir araya toplansanız, aranızdaki en günahkâr birinin kalbi gibi olsanız, benim hakimiyetime en ufak bir noksanlık getiremezsiniz. Ey kullarım! Hakkınızda itibar ettiğim şey, amellerinizdir. Daha sonra siz onlara göre eksiksiz olarak mükafatlandırılacak veyâ cezalandırılacaksınız. Öyleyse kim bir hayır işlemeye muvaffak olursa, bundan dolayı Allah'a şükretsin. Kim de hayrın dışında başka bir şey işlerse, bundan dolayı da kendi nefsini suçlasın!" (Ahmed b. Hanbel, V, 160; Müslim, Birr, 55; Tirmiz, Kıyâm, 48; İbn Mace, Zühd, 30).
( su da muhakkak ki ben , tevbe eden , inanan ve yararli is yapan sonra boylece dogru yolda giden kimseyi bagislarim .( Ta-Ha,20/82)