|
HASAN GÜLER SİTESİ
HASAN GÜLER KİMDİR
19 EKIM 1948' DE AILEMIN EN BÜYÜK OGLU OLARAK DÜNYAYA "MERHABA" DEMISIM.OSMANLI'NIN,YURT EDINDIGI GÜZEL BURSA'MIZIN,ILK BAKISTA DIKKATI ÇEKEN ULU ÇINAR AGAÇLARI ILE SÜSLENMIS VE INSANLARI GIBI KENDISI DE SEVECEN KÖYÜMDE GEÇTI ÇOÇUKLUK YILLARIM. BIZ 4 KARDESIZ,BIRBIRIMIZE OLAN BAGLILIGIMIZ BIZI TANIYANLARCA ÖRNEK GÖSTERILIR. SIMDI ISTANBUL'DAYIM. DÜNYANIN ENGÜZEL SEHRINDEYIM. ALLAH 'U TEALA BU ESSIZ KENTIN INSANLARINI HEP MUTLU ETSIN. BU EKONOMIK KRIZ GEÇECEK,HIÇ MERAK ETMIYORUM. BÜTÜN TÜRKIYE ELINDEN GELEN GAYRETI GÖSTERECEKTIR.
SU AN Sİ,ZLERİN DE GÖRDÜĞÜ GİBİ SANAL BİR ALIŞVERİŞ MAĞAZASINDA ÖZVERİLİ OLARAK ÇALISIYORUM. ARKADASLARIMI SEVDIGIM GIBI BÜTÜN INSANLARI AYNI SEVECENLIKLE SEVIYORUM. MISYON'UMUZ VE VIZYONUMUZ VAR. SİZE HER BİLGİYİ DOSDOGRU OLARAK ANLATMAK. iNSANLAR EGER TASARRUF YAPMAK iSTERLER SE ONLAR iÇiN EN GÜZEL TERCiH SANAL MAĞAZA DIR..SANAL ALIŞVERİŞ MAĞAZALARI EDiRNE'DEN-VAN'A KADAR BÜTÜN TÜRKiYE'DE HiZMETiNiZDEDiR. EGER DAHA GENiS BiLGi iSTERSENiZ 24 SAAT EMRiNiZDEYiM. ... SiZE BİLGİSAYARINIZ KADAR YAKINIZ...TESEKKÜR EDERiM. İNTERNET MAĞAZALARI KONUSUNDA BEDAVA BiLGi.....
|
|
|
|
|
.
Aradan epeyce bir vakit geçti. Efendimiz iki zekât toplama memurunu çağırarak bizzat vazife tevdi ettiler:
-Evvela Salebe bin Hatıb sonra da Süleymoğullarına gidecek ve zekât vermelerini isteyeceksiniz!
-Baş üstüne ya Resulallah!...
Peygamberimiz bir de yazı hazırlattırarak memurlara teslim ettiler. Vesikada zekatın usul ve şartları yazılıydı.
Memurlar, atlarına binerek Salebe'ye geldiler...
Selam ve hoşbeşten sonra.
-Ya Salebe. Bizi Resulullah gönderdi ve elimize de bir vesika verdi...
-Vesika mı?
-Evet. Peygamberimiz malının zekâtını vermeni buyurdular. Bak işte!
-Nasıl?
-Ne nasılı. Zekât vereceksin. Fakir fukaranın sendeki hakkını ödeyeceksin..
Salebenin rengi kaçmaya, dudakları kıpırdamaya, elleri hafiften titremeye başladı... Heyecanını gizleyemeyen bir sesle:
-Verin bakayım şu kâğıdı...
Verdiler. Aldı, okudu... düşündü. Bir kere daha okudu.
Memurlar birbirlerine bakıyorlardı... Allah, Allah!..
Salebeye n'oluyordu böyle? Şaşırmışlardı. Fakat asıl şaşkınlığı işte şimdi yaşıyacaklar:
Salebe asık ve acı bir yüzle konuştu:
-Bu dediğiniz bir haraç! Haraç istemenin başka bir şekli...
Ha öyle değil mi?
Memurlar!
-Hâşâ... O nasıl söz Salebe?.. Aklın başında değil senin!
-Nasıl böyle konuşursun Salebe? Çıldırdın mı yoksa?!
-Ne münasebet canım! Hakikati söylemeyelim mi?! Neyse; hele şöyle bir dolaşın da yine görüşürüz.
-devamı resimler sayfasında-
|
|