
I
Temel
Konular
1. Bölüm
İlâhî
Dinlerin Kitaplarının Oluşumu
“‘Allâh’a, bize indirilene, İbrahim’e, İsmail’e,
İshak’a,
Mûsâ
ve İsâ’ya verilene ve (diğer) peygamberlere Rabb’leri
tarafından verilene inanırız; onlar arasında bir ayırım
yapmayız, biz Allâh’a teslim olanlarız.’
deyin.”1
(Bakara
2:136)
Genel kanıya göre
yeryüzündeki semavî dinlerde (Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslâmiyet) aslında
tek bir Tanrı inancı vardır. Bu üç
dinin inanç esasları, tabii ki kendi Kitaplarından oluşuyor. Bunlar Eski Ahit (Tevrât, Zebûr ve Peygamberler),
Yeni Ahit (İncîl) ve Kur’ân-ı Kerîmdir.
Yahudilerin kabul
ettiği Kutsal Kitab olan Eski Ahit İbranice olarak yazıldı ve M.Ö. 425 civarında
tamamlandı. Yeni Ahit ise Grekçe olarak
yazıldı ve M.S. 95 civarında tamamlandı.2 Eski Ahit ve Yeni Ahit
birbirlerini tamamlar. Tevrât, Zebûr, Peygamberler, ve İncîl’den
oluşan kitapların hepsine birden Kitab-ı Mukaddes denilir.3 İslâmiyetin kutsal kitap olan Kur’ân-ı Kerîm
Arapça olarak yazıldı ve M.S. 632 civarında tamamlandı.4 Bu kitapların oluşumu söyledir:
Tevrât: (Tora) 5 Kitap
Zebûr: (Ketubîm) 13
Kitap
Peygamberler: (Nebi’îm) 21
Kitap
--------
Eski Ahit: (TeNaKh) 39
Kitap
Yeni Ahit: (İncîl) 27
Kitap
--------
Kitab-ı Mukaddes: 66 Kitap
Kur’ân-ı Kerîm:
114 Süre
____________________
1. Kitap’ta koyu olan yazılar, yazar tarafından
koyulaştırılmıştır.
2. Thieme, Canonicity, s. 28 & 41.
3. Kitab-ı Mukaddes, Eski ve Yeni Ahit,
Kitab-ı Mukaddes
Şirketi, İstanbul, 1985.
4. Hamidullah, Kur’ân-ı Kerîm Tarihi, s.
11.
Yahudilik inancı,
genel olarak Eski Ahit’i (39 tane kitabı, yani Tevrât, Zebûr ve diğer eski
peygamberlerin kitaplarını) Tanrı’nın sözü olarak kabul eder; ancak İncîl’i
ve Kur’ân-ı Kerîm’i kabul etmez. Hz.
İsa bir Yahudi olarak, Yahudilerin Kutsal Yazılar diye adlandırdıkları otuz
dokuz kitapçığı Tanrı’nın sözleri olarak tamamen kabul etmiştir.
Öyle ki: “Ben geçersiz kılmaya değil, tamamlamaya geldim.
(Matta 5:17)
Hıristiyanlık inancı
hem Eski Ahit’i hem de Yeni Ahit’i Tanrı’nın sözü olarak kabul eder, ancak
başka kitapları kabul etmez. Eski Ahit
(39 kitap) artı Yeni Ahit (27 kitap) bir arada (66 kitap olarak) tek bir Kutsal
Kitab-ı oluşturmaktadır. Buna da Kitab-ı
Mukaddes denilir ve Hıristiyanlığın Kutsal Kitab’ıdır.
İslâm inancında
ise, prensip olarak, hem Eski ve Yeni Ahit hem de Kur’ân-ı Kerîm Tanrı’nın
sözü olarak kabul edilir. Ancak işin
doğrusu Müslümanların çoğu; “Kitab-ı
Mukaddes’i kabul ediyoruz,” demelerine rağmen, “de facto” yani fiilen inanmamakta ve onu
hiç okumamaktadır. Neden? Çünkü Kutsal Kitab’ın değiştirildiğini iddia etmektedirler. Bu yüzden Müslümanların çoğu sadece Kur’ân-ı Kerîmi okumaktadırlar.
A.
Eski Ahit
39 Kitap
Eski Ahit kitabı, yukarıda gösterildiği gibi,
Yahudiler tarafından şu üç ana kısma ayrılmıştır:
1. Tevrât (Tora): Şeriat, Yasa veya Pentateuk denilir.
2. Zebûr (Ketubîm): Bilgesel, tarihsel ve şiirsel bölümler.
3. Peygamberler
(Nebi’îm): İlk ve son peygamberler denilir.
İbranilerin Eski Ahit kitabı Yahudiler tarafından
“TeNaKh” (Tanahk) olarak bilinir.
Bu kelime, Tevrât (Tora), Peygamberler (Nebi’îm), ve Zebûr’un (Ketubîm)
baş harflerinin bir arayagelmesiyle oluşmuştur.5 Hıristiyanlar Yahudilerle aynı Eski Ahid’i kabul
ediyorlar, yalnız Eski Ahid’i oluşturan kitapları değişik bir sıraya koyuyorlar.6 Eski Ahid’in oluşumu şöyledir:
____________________
5. Souhen, Handbook of Biblical Criticism,
s. 159;
Bruce, The Canon of Scripture, s. 19;
6. Tevrât, Zebûr ve Peygamberler.
Tevrât (Tora)7
5 Kitap
Yaklaşık Peygam-
Kitab’ın Yazılış
Bölüm Ayet Kelime berlik
Adı: Tarihi: Sayısı: Sayısı: Sayısı: ayetler:
Tekvin M.Ö. 1446-1406 50 1.533
38.267 212
Çıkış M.Ö. 1406 40 1.213 32.692 487
Levililer M.Ö. 1490 27 859 24.546 506
Sayılar M.Ö. 1490 36 1.288 32.902 458
Tesniye M.Ö. 1451 34 958 28.461 344
Zebûr (Ketubîm)
13 Kitap
Mezmurlar M.Ö. 1000 150 2.461 43.743 242
Süleyman’ın M.Ö. 971 31 915 15.043 7
Meselleri
Eyub M.Ö. 1520 42 1.070 10.102
22
Neşideler M.Ö. 1014 8 117 2.661 0
Neşidesi
Rut M.Ö. 1322 4 85 2.578 0
Yeremya’nın M.Ö. 588 5 154 3.415 8
Mersiyeleri
Vaiz M.Ö. 977 12
222 5.584 3
Ester M.Ö. 521 10 167 5.637 1
Daniel M.Ö. 607 12 357 11.606 161
Ezra M.Ö. 536 10 280 7.441 63
Nehemya M.Ö. 446 13 406 10.483 45
1. Tarihler M.Ö. 1004 29 942 20.369 132
2. Tarihler M.Ö. 1015 36 822 26.074 268
____________________
7. Kitab-ı Mukaddes’in rakamlar bu kaynaklardan
alınmıştır:
Dake, Dake’s Annotated Reference Bible,
1981.
Dunnett, Kutsal Araştırması: Yeni Antlaşma’ya
Giriş, s. 8.
Hill, Baker’s Handbook of Bible Lists,
1981.
Mir, Tanrı’nın “Telefon Numarası”: Gelişen
Vahiy Yolları
Üzerine Bir Çalişma, s. 82.
Peygamberler (Nebi’îm)
21 Kitap
İlk Peygamberler:
Yeşu M.Ö. 1451 24 658 18.858 89
Hakimler M.Ö. 1425 21 618 18.976 41
1. Samuel M.Ö. 1171 31 810 25.061 124
2. Samuel M.Ö. 1056 24 695 20.612 68
1. Krallar M.Ö. 1015 22 816 24.524 189
2. Krallar M.Ö. 896 25 719 23.532 144
Son Peygamberler:
İşaya M.Ö. 760 66 1.292 37.044 754
Yeremya M.Ö. 629 52 1.364 42.659 812
Hezekiel M.Ö. 595 48 1.273 39.407 821
Hoşea M.Ö. 785 14
197 5.175 111
Yoel M.Ö. 800 3 73 2.034 50
Amos M.Ö. 787 9 146 4.217 85
Obadya M.Ö. 587 1 21 607 17
Yunus M.Ö. 862 4 48 1.321 5
Mika M.Ö. 750 7 105 3.153 73
Nahum M.Ö. 713 3 47 1.285 35
Habakkuk M.Ö. 626 3 56 1.476 23
Tsefanya M.Ö. 630 3 53 1.617 47
Hagay M.Ö. 520 2 38 1.131 15
Zekeriya M.Ö. 520 14 211 6.444 144
Malaki M.Ö. 425 4 55 1.783 31
B.
Yeni Ahit
(İncîl)
27 Kitap
Yeni Ahit eski “Koine
Grekçe” olarak yazıldı. Halk dilinde
“İncîl” diye bilinen Yeni Antlaşma’ya aslında “evangeliyon” denir. “İncîl” sözcüğü “müjde, hoş haber” anlamındadır.
Grekçe “evangelion” (iyi haber) kelimesinden geliyor. Öz anlamı “İyi
Haber” veya “Müjde”dir.8 Genellikle İncîl, Müjde,
Yeni Ahit veya Yeni Anlaşma kelimeleriyle ifade edilir. Özellikle İncîl, Hz. İsa
____________________
8. Konutgan, “Kutsal Kitab’ı Tanıyalım”, s. 21.
Church, Tanrı’nın Sözünü Bilelim, s.
38.
Mesih’in9 kimliğinden, hayatından,
konuşmalarından ve özellikle ölümü, dirilişi ve göğe yükselişinden söz etmekte,
bunların bizim için ne anlama geldiğini ifade etmektedir.
Yeni Ahit M.S. 95
civarında tamamlandı. Aşağıdaki tarihlerden
bazıları uzmanlarca tartışılıyorsa da, 1. yüzyılın sonuna gelindiğinde İncîl’in
tümünün yazıya geçirilmiş olduğu artık herkesçe kabul edilmektedir.
İslâmiyet’ten önceki ve günümüzdeki Hıristiyanların kabul ettiği Yeni
Ahid’in oluşumu şöyledir:10
Müjdeler:
Yaklaşık Eski
Kitab’ın Yazılış
Bölüm Ayet Kelime
Ahitten
Adı: Tarihi:
Sayısı: Sayısı: Sayısı:
Aktarma:
Matta M.S. 60 28 1.071 23.684 310
Markos M.S. 58 16 678 15.171 131
Luka M.S. 61 24 1.151 25.944 328
Yuhanna M.S. 90 21 879 19.099 129
Tarihi:
Elçilerin M.S. 63 28 1.007 24.250 231
İşleri
Pavlus’un Mektupları:
Romalılar M.S. 57 16 433 9.447 153
1. Korintliler M.S. 54 16 437 9.489 115
2. Korintliler M.S. 56 13 257 6.092 57
Galatyalılar M.S. 48 6 149 3.098 28
Efesliler M.S. 60 6 155 3.039 46
Filipililer M.S. 54 4 104 2.002 14
Koloseliler M.S. 60 4 95 1.998 9
1. Selanikliler M.S. 50 5 89 1.857 16
2. Selanikliler M.S. 50 3 47 1.042 16
1. Timoteyus M.S. 63 6 113 2.269 22
2. Timoteyus M.S. 63 4 83 1.703 12
Titus M.S. 63 3 46 921 7
Filemun M.S. 60 1 25 445 0
____________________
9. İncîl’in Sözlüğünden: “Mesih:
‘meshedilmiş Kişi’; eski
peygamberlerin, geleceğini önceden haber verdikleri
Kral ve
Kurtarıcıdır. Yani Yahudi Kavminin beklediği Kral ve
Kurtarıcıdır. Mesih sözcüğünün Grekçe tercümesi Christos’dur.
Bkz., Müdje, s. 566.
10. Mir, Tanrı’nın “Telefon
Numarası”: Gelişen Vahiy Yolları
Üzerine Bir Çalışma, s. 82.
Genel Mektuplar:
İbraniler M.S. 69 13 303 6.913 210
Yakub M.S. 69 5 108 2.309 51
1. Petrus M.S. 63 5 105 2.482
72
2. Petrus M.S. 64 3 61 1.559 14
1. Yuhanna M.S. 90 5 105 2.523 10
2. Yuhanna M.S. 90 1 13 303 1
3. Yuhanna M.S. 90 1 14 299 1
Yahuda M.S. 90 1 255 613 17
Kehanet:
Esinleme M.S. 95 22 404 12.000 605
(Vahiy)
C.
Kur’ân-ı Kerîm
Kitaplara iman,
İslâm’ın iman esasları arasında çok önemli bir yer işgal eder.11 “İslâm dini, Allah’ın
peygamberlere gönderdiği kitaplara inanmayı esasa bağlamıştır.”12 Semâvî kitaplar, bu kitaplara inanmak’da İslâm’da
“İmanın Rûkünlerin”‘den sayılmıştır.13 İslâm âleminde, Kur’ân, Tanrı’dan gelen son vahiy olarak kabul
edilmektedir. Kur’ân-ı Kerîm M.S.
610-632 yıllar arasında Arapça olarak yazılmıştır.14 Kur’ân-ı Kerîm’in oluşumu da şöyledir:15
____________________
11. Bkz. Al-i
İmrân 3:3-4; Ra’d 13:5; Nahl 16:2 & 36;
İsrâ 7:55; Fâtır 35:24; ve Hadid 57:25.
12. Atay, İslâm İnanç Esasları, s. 162.
13. Aydın, İslâm Dîni İlmihali, s. 107.
14. Dashti, 23 Years; A Study of the Prophetic
Career of
Muhammed, s. ix.
15. Keskioğlu, Nûzulünden İtibaren Kur’ân-ı Kerîm,
ss. 124-125.
Zaman ve Yer:
Mekke-1 Mekke’de ilk beş senede 60 sûredir:
Mekke-2 Mekke’de 5. yıldan 10. yıla kadar 17 sûredir:
Mekke-3 Mekke’de son üç yılda 15 sûredir:
Medine-4 Medine’de Hicretin ilk yılında 6 sûredir:
Hicret-5 Medine’de Hicretin 3. ve 4. yıllarında 3 sûredir:
Hicret-6 Medine’de Hicretin 5. yılından 8. yılına kadar 9
sûredir:
Hicret- 7 Medine’de Hicretin 9. ve 10. yıllarında 4
süredir:
Süre
Sûre Nüzül Ayet
Kelimeler Harf Zaman
Nu. Adı Sırası Sayısı Sayısı Sayısı ve
Yer
1. Fatiha 5 7 27 120 Mekke-1
2. Bakara 87 286 6.121 25.500
Medine-4
3. Al-i İmrân 89 200 3.480 14.525
Medine-5
4. Nisâ 92 176 3.745 16.030
Medine-6
5. Mâide 112 120 2.804 11.733
Medine-6
6. En’âm 55 165 3.052 12.422
Mekke-3
7. A’râf 39 206 3.325 14.310
Mekke-3
8. Enfâl 88 75 1.231 5.294
Medine-4
9. Tevbe 113 129 2.497 10.877
Medine-7
10. Yûnus 51 109 1.832 7.577
Mekke-3
11. Hud 52 123 1.715 7.566
Mekke-3
12. Yusuf 53 111 1.776 7.166
Mekke-3
13. R’ad 96 43 855 3.506
Mekke-3
14. İbrahim 72 52 831 3.434
Mekke-3
15. Hicr 54 99 754 2.971
Mekke-3
16. Nahl 70 128 1.841 7.707
Mekke-3
17. İsrâ 50 111 1.503 6.490
Mekke-1
18. Kehf 69 110 1.577 6.360
Mekke-1
19. Meryem 44 98 962 3.800
Mekke-1
20. Tâhâ 45 135 1.341 5.242
Mekke-1
21. Enbiyâ 73 112 1.180 4.850
Mekke-1
22. Hac 103
78 1.291 5.175
Mekke-3
23. Mü’minûn 74 118 1.840 4.800
Mekke-3
24. Nûr 102
64 1.816 5.680
Medine-6
25. Furkan 42 77 892 3.783
Mekke-3
26. Şuarâ 47 227 1.277 5.542
Mekke-3
27. Neml 48 93 1.199 4.999
Mekke-3
28. Kasas 49 83 1.441 5.800
Mekke-3
29. Ankebut 85 69 980 4.095
Mekke-2
30. Rûm 84 60 819 3.534
Mekke-2
31. Lokman 57 34 548 2.110
Mekke-2
32. Secde 75 30 371 1.518
Mekke-2
33. Ahzap 90 73 1.288 5.766
Medine-6
34. Sebe’ 58 54 883 3.512
Mekke-2
35. Fâtır 43 45 777 3.130
Mekke-2
36. Yâsin 41 83 727 3.000
Mekke-2
37. Sâffât 56 182 862 3.826
Mekke-2
38. Sâd 38 88 732 3.070
Mekke-2
39. Zümer 59 75 1.872 4.708
Mekke-2
40. Mü’min 60 85 1.199 4.960
Mekke-2
41. Fussilet 61 54 776 3.350
Mekke-2
42. Şûrâ 62 53 833 3.400
Mekke-2
43. Zuhruf 63 89 833 3.400
Mekke-2
44. Duhân 64 59 346 1.431
Mekke-2
45. Câsiye 65 37 488 1.191
Mekke-2
46. Ahkâf 66 35 644 2.600
Mekke-2
47. Muhammed 95 38 539 2.349
Medine-4
48. Fetih 111
29 560 2.438
Medine-6
49. Hucurat 106
18 343 1.477
Medine-7
50 Kâf 34 45 375 1.470
Mekke-1
51. Zâriyat 67 60 360 1.287
Mekke-1
52. Tûr 76 49 312 1.500
Mekke-1
53. Necm 23 62 360 1.405
Mekke-1
54. Kamer 37 55 342 1.413
Mekke-1
55. Rahmân 97 78 351 1.636
Mekke-1
56. Vâkıa 46 96 378 1.703
Mekke-1
57. Hadîd 94 29 544 1.466
Medine-6
58. Mücâdele 105
22 473 1.992
Medine-5
59. Haşr 101
24 445 1.713
Medine-5
60. Mümtehine 91 13 348 1.510
Medine-6
61. Saf 109
14 221 920 Medine-4
62. Cum’a 110
11 175 948 Medine-4
63. Münafikun 104
11 180 776 Medine-6
64. Teğâbûn 108
18 241 1.070
Medine-4
65. Talâk 99 12 280 1.060
Medine-6
66. Tahrim 107
12 247 1.060
Medine-7
67. Mülk 77 30 300 1.313
Mekke-1
68. Kalem 2 52 300 1.250
Mekke-1
69. Hâkka 78 52 256 1.480
Mekke-1
70. Meâric 79 44 216 816 Mekke-1
71. Nûh 71 28 225 920 Mekke-1
72. Cin 40 28 286 838 Mekke-1
73. Müzzemmil 3 20 199 838 Mekke-1
74. Müddessir 4 56 255 1.010
Mekke-1
75. Kıyâmet 31 40 199 952 Mekke-1
76. İnsan 98 31 240 1.054
Mekke-1
77. Mürselat 33 50 131 816 Mekke-1
78. Nebe’ 80 40 173 770 Mekke-1
79. Naziât 81 46 199 770 Mekke-1
80. Abese 24 42 133 533 Mekke-1
81. Tekvîr 7 29 104 533 Mekke-1
82. İnfitâr 82 19 80 329 Mekke-1
83. Mutaffifîn 86 36 169 730 Mekke-1
84. İnşikak 83 25 115 430 Mekke-1
85. Bürûc 27 22 109 458 Mekke-1
86. Târık 36 17 61 239 Mekke-1
87. A’la 8 19 72 271 Mekke-1
88. Gaşiye 68 26 72 381 Mekke-1
89. Fecr 10 30 139 577 Mekke-1
90. Beled 35 20 82 331 Mekke-1
91. Şems 26 15 54 148 Mekke-1
92. Leyl 9 21 71 310 Mekke-1
93. Duhâ 11 11 40 172 Mekke-1
94. İnşirâh 12 8 27 103 Mekke-1
95. Tîn 28 8 34 150 Mekke-1
96. Alâk 1 19 72 180 Mekke-1
97. Kadir 25 5 30 112 Mekke-1
98. Beyyine 100
8 64 396 Mekke-1
99. Zelzele 93 8 35 149 Mekke-1
100. Adiyât 14
11 40 163 Mekke-1
101. Kaariâ 30
11 30 152 Mekke-1
102. Tekâsür 16
8 28 120 Mekke-1
103. Asr 13
3 14 73 Mekke-1
104. Hümeze 32
9 33 133 Mekke-1
105. Fîl 19
5 23 96 Mekke-1
106. Kureyş 29
4 17 73 Mekke-1
107. Mâ’ûn 17
7 25 125 Mekke-1
108. Kevser 15
3 10 42 Mekke-1
109. Kâfirûn 18
6 26 90 Mekke-1
110. Nasr 114
3 19 79 Medine-7
111. Tebbet 6 5 23 73 Mekke-1
112. İhlâs 22
4 15 73 Mekke-1
113. Felâk 20
5 23 73 Mekke-1
114. Nâs 21
6 20 80 Mekke-1
Kitab-ı Mukaddes
ve Kur’ân-ı Kerim
hakkındaki temel
istatistikler:16
Kitap Bölüm Ayet Kelime
Harf
Eski Ahit: 39 929 23.144
602.585 2.728.100
Yeni Ahit: 27 260 7.957
180.552 838.380
--- ----- ------
------- ---------
Kitab-ı Mukaddes: 66
1.189 31.101 783.137
3.566.480
Kur’ân-ı Kerîm: 1 114 6.236
77.934 326.048
____________________
16. Eski ve Yeni Ahid’in rakamları:
Hill, Baker’s Handbook of Bible Lists,
1981; ve
Dake, Dake’s Annotated Reference Bible,
1981.
Kur’ân-ı Kerîm’in rakamları:
Keskioğlu, Nûzulünden İtibaren Kur’ân-ı Kerîm,
ss. 124-125;
Noyan, Anadilimizle Manzum Türkçe Kur’ân-ı
Kerîm, ss. 19-22.
Bu kitapları bir
bütün olarak hesaplarsak, Eski Ahit, Kitab-ı Mukaddes’in yüzde 77’sini oluşturur.
Yeni Ahit ise Kitab-ı Mukaddes’in yüzde 23’ünü oluşturur.
İncîl’in 7.957 ayetler olup, Eski Ahit’ten 2.559 kez aktarma ya da kinaye almıştır, yani Yeni
Ahit’in yüzde 32’si Eski Ahit’ten kaynaklanmaktadır.17
Kur’ân’a göre bütün
Tevrât, Zebûr ve İncîl Tanrı’nın sözüdür. Buna göre, Kur’ân’ı Kerimi bütün Kitab-ı Mukaddes’le karşılaştırırsak,
İslamiyet’te kabul edilen Tanrı’nın sözleri arasında Kur’ân-ı Kerîm
ancak yüzde 9’unu oluşturduğunu görürüz.
Dolayısıyla, eğer bir Müslüman Kitab-ı Mukaddes’i henüz okumamışsa,
İslâmiyet’in vahiy olarak kabul ettiği ayetlerin yüzde 91’ini okumamıştır.
Kur’ân’ı Kerim’i, İncîl’le karşılaştırırsak, İncîl Kur’ândan harf ve
kelime sayısı açısından iki kat daha büyüktür. Ayet sayısı bakımından Kur’ân-ı Kerîm İncîl’in
ancak yüzde 0.01 bilgisini vermektedir.
Bir Müslüman prensipte hem Kur’ân’ı hem de Kitab’ı Mukaddes’i Tanrı’nın sözü
olarak kabul ederse, ama praktik olarak Kitab-ı Mukaddes’in tamamını okumamışsa,
Tanrı’nın bu güzel sözlerini, vaatlerini ve bereketlerini kaçırmış demektir.
Tanrı’nın kelâmı bakımdan bu çok büyük bir eksikliktir.
Tevrât, Zebûr, İncîl
ve Kur’an’ın kelime ve harf sayıları da bu kitapların değişmediğinin bir göstergesidir.
Nasıl ki “gerçek” Müslümanlar Kur’ân-ı Kerîm’in
değiştirilmediğine inanıyorlarsa, aynı derecede “gerçek” Yahudi ve Hıristiyanlar da Kitab-ı Mukaddes’in değiştirilmediğine
inanmaktadırlar. Tevrât’ın baştan sonra,
bütün harf ve kelimeleriyle vahiy mahsulü olduğunu inancı, klasik Yahudiliğin
temel dogmalarındandır.18 Hıristiyanlar da aynı inancı paylaşmaktadırlar.
____________________
17. Hill, Baker’s Handbook of Bible Lists,
ss. 103-104.
18. Adam, Yahudi Kaynaklarına Göre Tevrât,
1997, s. 119;
Bkz. Maimonides, Commentary on 155; Albo, III-195;
Halevi,
Kuzari, III:29-33; Lewittes, 11-14; Kirkisani,
“Tefsir-i
Bereşit”, Hartwig Hirschfeld’in “Qirkisani Studies”
makalesi
içinde, s. 43 (Büchler Publications, London
1918, içinde);
A.S. Halkin, “A Karaite Creed”, Studies in Judaica,
Karaitica
and Islamica, Editör: Sheldon R. Brunswick,
Bar İlan
University Press, İsrael 1982, ss. 151-152.
2. Bölüm
Hıristiyanların,
Kitab-ı Mukaddes’in
İlhamî ve Eşsiz Üstünlüğü İddiaları
“Kutsal
Yazıların tümü Tanrı esinidir ve öğretmek, azarlamak,
yola getirmek ve doğruluk konusunda eğitmek
için yararlıdır.”
(2 Timoteyus 3:16)
Kitab-ı Mukaddes
kendisinin açıkça Tanrı’nın sözü olduğunu iddia eder. Tanrı insanlarla Kutsal Kitap’ta yazılı olan
sözleri aracılığıyla iletişim kurmuştur.
Yani, Tanrı hakkında bütün bilgimiz Kitab-ı
Mukaddes açıklık kazınır. O Tanrısal
gerçeğin ders kitabı ve sonsuz hayatın
rehber kitabıdır. “Rab, bize kime gidelim?
Sonsuz yaşamın sözleri sendedir.”
(Yuhanna 6:68) Hz. İsa Mesih, Eski Ahit hakkında şunu demiştir:
“Kutsal
Yazıları araştırıyorsunuz. Çünkü
bunlarda sonsuz
yaşama sahip olduğunuzu sanıyorsunuz.
Bana tanıklık eden de
bu yazılardır!”
(Yuhanna 5:39)
Kutsal Yazılara
göre, Kitab-ı Mukaddes’in yazarı Ruh-ül Kudüs, yani Kutsal Ruh’tur.
“Öncelikle şunu bilin ki, Kutsal Yazılarda bulunan hiçbir
peygamberlik sözü kimsenin özel yorumu değildir. Çünkü hiçbir
peygamberlik sözü insanın isteğinden kaynaklanmadı.
İnsanlar
Kutsal Ruh’ça yöneltilerek Tanrı’nın sözlerini ilettiler.”
(2 Petrus 1:20-21)
Hıristiyanlık’taki
Kitab-ı Mukaddes’e (Tevrât, Zebûr, İncîl) bakış İslâmiyet’teki Kur’ân’ı Kerim’e
bakıştan belirgin bir şekilde farklıdır. Hıristiyanlığa
göre Kitab-ı Mukaddes Tanrı’nın esinlenmesi dikte ettirilmiş veya cennetten
indirilmiş demek değildir. Tanrı’nın esiniyle Kitab-ı Mukaddes değişik kişilerce yazılmış tam
güvenebileceğimiz bir eser ve ruhsal bir rehberdir.1
Hz. İsa, İncîl’i gökten inen bir kitap olarak
anlamadı. İlk Mesih İnanlılarının zamanında
İncîl kitap olarak hâlâ yoktu. “İncîl” kelimesi o zaman sadece karşılığı olan “müjde” anlamında kullanılırdı. Yalnız
bu müjde, kitap haline getirildikten
sonra
___________________
1. Sproul, Kutsal Kitap’ı
Anlamak: Yorum Bilimi, s. 128.
“Kitap” ve “İncîl” anlamdaş
olmaya başladılar. Kitap olarak İncîl’i
de İsa yazmadı. Onu kaleme alan kişiler,
İsa’nın bunun için tayin ettiği elçilerdir.2 Elçilerin görevi hâfızdan
öteydi. İsa Mesih buyruklarını
(sözünü) elçilere emanet etti (Elçilerin
İşleri 1:1-2). Onları, Kutsal Ruh’un
gücüyle kendisine tanıklar olmak üzere atadı:
“Çünkü konuşacak olan siz olmayacaksınız, Babanızın
Ruhu
sizin aracılığınızla
konuşacaktır.” (Matta 10:20)
Elçiler, Kutsal Ruh’un denetimi altında yazarak, tanık oldukları olayları ve
kendi anlayışlarını ifade tarzlarını birleştirerek Tanrı’nın istediği sözleri
yazdılar! Esin Tanrı’nın “nefesi”dir. Kutsal Ruh, yanlışlık olmadan, her kelimeyi denetleyerek yazdırıyordu.3 “Hiçbir peygamberlik sözü insan isteğinden kaynaklanmadı.
Onlar Kutsal Ruh’ça yöneltilerek Tanrı’nın
Sözlerini ilettiler.” (2 Petrus 1:20-21)
Kutsal Ruh her hangi
bir yanlışlık yapmadan her harfi ve kelimeyi denetleyerek yazdırmıştır.
Bu Kutsal Yazılar “Hagiographa” ya da “Kutsal Kitap” olarak bilinir. İngilizce
dilinde “Bible” diye bilinen Kutsal
Kitap, Grekçe “Biblia”
sözcüğünün çoğuludur, yani “biblios”tan alınmıştır ve “Kitaplar” anlamına geliyor. Türkçede
kullandığımız Kitab-ı Mukaddes deyimi Arapçadan alınmış. Araplar “el-Kitabu’l Mukaddes” derler.4 “Kitab-ı Mukaddes”, başka adlarla da bilinir:
“Kutsal
Yasa” (Matta 5:17-18)
“Kutsal
Yazılar” (Matta 22:29)
“Tanrı’nın
sözü”dür (İbraniler 4:12)
Kitab-ı Mukaddes,
66 tane kitabın oluşturduğu bir kütüphanedir ve iki ana parçaya bölünmektedir:
Eski Ahit (Eski Antlaşma) ve Yeni Ahit (Yeni Antlaşma):
Tanrı’nın sözü olan Kitab-ı Mukaddes,
66 kitapçıktan oluşmasına rağmen
tek bir
____________________
2. Veya Petrus’un kâtibi Markos ya da Pavlus’un
kâtibi sayılabilen
Luka.
3. Madrigal, Carlos, “Kutsal
Yazılar’ın Esinlenmesi”, Tiranus
İncîl Okulu “Kutsal
Ruh” Ders Notlarından, ss. 56-57.
4. Konutgan, “Kutsal Kitab’ı
Tanıyalım”, s. 20.
kitaptır. Birçok
yazarı olmasına rağmen tek bir Yazarı vardır.
Dünyanın en eski kitabı olmasına rağmen günümüz gazetesinden daha günceldir.5 Bu Kutsal Kitap Tanrı’nın
istediği olaylarının başlangıcını ve sonucunu ortaya çıkardığı ilhamdır.
Peygamberler konuştular ve yazdılar, ama Tanrı’nın Ruh’u olan Kutsal
Ruh’un yönetiminde konuşup yazdılar. Eski
Antlaşma’da (Tevrât, Zebûr ve diğer Peygamberler) 3.808 kez, “Rab
konuştu,” “Rab emretti,” “Rab dedi ki” gibi sözlerin kullanıldığını
görüyoruz.6
“Ve Rab elini uzattı, ve ağzıma dokundu; ve
RAB bana dedi:
İşte, sözlerimi senin ağzına koydum.” (Yeremya
1:9)
Yeni Ahit’te bu
aynı vahiy, ilham ve yetki bulunmaktadır. Tanrısal açıklama (vahiy) sadece
bir yasanın (şeriatın) beyanı değildir. Arapça
“vahiy” kelimesinin Grekçe (eski
Yunanca) orijinali “apokalupsis”
(İnglizcesi “revelation”), ‘bir
perdenin arkasında saklı olanı ortaya çıkarmak’ anlamını taşıyor.7 “Apokalupsis”in
İbranicesi (veya Aramicesi) “galah”tır. Anlamı, “sırları açmak”tır (örn. Daniel 2:47). İncîl’de, Elçi Yuhanna, kendi yazdıkları hakkında şöyle yazar:
“Bu kitap
İsa Mesih’in esinlemesidir. Tanrı
yakın
zamanda olması gereken olayları kendi kullarına
göstermesi için O’na bu esini verdi. O da gönderdiği
kendi
meleği aracılığıyla bunu kulu Yuhanna’ya iletti.”
(Esinleme 1:1)
Kitab’ı Mukaddes’de
esinlemenin tanımı şöyledir: Tanrı,
seçtiği yazarları öyle yönlendirmiştir ki, yazarlar asıl elyazmalarında kendi
özgün kişiliklerini,
üsluplarını ve sözcük dağarcıklarını
kullanarak Tanrı’nın insana olan vahyini hatasız bir biçimde
oluşturmuş ve kaydetmişlerdir. 2. Petrus
1:19-21 esinlenmeyi tanımlar:
İnsanlar, “Kutsal Ruh tarafından
yöneltilerek” yazmışlardır.
“Bu gerçekler,
gökten gönderilmiş olan Kutsal Ruh’un
gücüyle
size Müjde’yi iletenler tarafından bildirildi.”
(1 Petrus 1:12)
Bu öğretinin özellikleri
şöyledir:8
____________________
5. Wallis,
Tanrı Yolunda Yürümek, s. 78.
6. Pache,
The Inspiration and Authority of Scripture, s. 121.
7. Mir,
Tanrı’nın “Telefon Numarası”, s. 17.
8. Ryrie,
Kısa İnancımız, s. 2.
a) Asıl elyazmalarını kapsar. Eski Ahit’in orijinali İbranice
yazıldı, ama Ezra 4:8-6:18 & 7:12-26 ve
Daniel 2:4-7:28
kısımların Aramice olarak yazıldı.9 Yeni Ahit’in orijinali
ise Grekçe
yazıldı ama bazı kaynaklara göre Matta bölümü
İbranice olarak yazılmıştır.10
b) Kusursuzluk ve yanılmazlık belirtir. Kusursuzluk,
Kutsal Kitab’ın hiçbir çelişki ya da hata barındırmadığı
anlamına gelir. Kutsal Kitap’la ilgili bütün bilgiler elde
edildiğinde ve doğru yorumlandığında bu kusursuzluk
açıkça görülecektir. Kusursuzluk tarihsel ve bilimsel
konular dahil Kutsal Kitab’ın bütün sözlerini
içerir.
c) Esinleme Kutsal Kitab’ın her sözünü kapsar.
Yalnızca
öğretiler, “iman ve uygulamalarımızla” ilgili
ya da
kişisel olarak bizde esin uyandıran bölümler
değil,
Kutsal Kitap bütünüyle (tarih, bilim, vs.) esinlenmiştir.
Kitab-ı Mukaddes’in
mükemmel birliği vardır. Yaklaşık 1.600
yıllık bir zamanın üstünde dünyanın farklı yerlerinde, 66 kitap olarak 40’tan
fazla yazar tarafından Tanrı’dan esinlenerek yazıldı. Bir çoğu bir diğerinin yazdığını görmedi, fakat birbirleri arasında
uyuşmazlık yoktur. Kitab-ı Mukaddes
üç dilde kırk kişi tarafından yazılmıştır. Bunlar yaşamın her düzeyinden gelme kişilerdi; kimi kral, kimi çoban, kimi peygamber, kimi
doktor, kimi balıkçıydı. Kitab-ı Mukaddes
(Tevrât, Zebûr, ve İncîl) tamamlanıncaya kadar onaltı yüzyıl geçti.11
Kitab-ı Mukaddes yüzlerce
konuyu içerir, yine de uyum ve birlik vardır; öyle ki Kutsal Kitab’ın her
hangi bir parçasının açıklanabilmesi bile tüm kitaba referans verir.
Kutsal Kitap edebi kompozisyon olarak, yazılmış en mükemmel kitaptır.
Bu Kitap 66 kitabın Tanrısal kütüphanesidir.
Bazıları çok büyük, bazılarıysa sadece bir broşür büyüklüğündedir. Bu kitaplar çok çeşitli şekilde edebiyatı, tarihi,
biografiyi, şiiri, atasözlerini, ilâhileri, mektupları, ibadet hakkında
uzun direktifleri, kanunları, meselleri,
bilmeceleri, kinayeleri, kehanetleri ve insanların diğer tüm
ifade şekillerini içerir.
____________________
9. Bruce,
The Books and the Parchments, s. 48.
10. Bivin & Blizzard, Understanding the Difficult
Words of
Jesus, ss. 20-23 & 45-78.
11. Rhoton, İnanç ve Kanıt, s. 52.
Kitab-ı Mukaddes’in diğer kitaplara
üstün, O’nun başlangıcı, düzeni, öğretisi, iddiaları,
ahlâkî niteliği, tarihi olayları, peygamberlikleri, edebi dili, şimdiki zamanda
kurtarıcılığı ve sonsuz iyiliği eşsizdir. Dünyada etkisi eşsizdir.
O, her kuşaktan milyonlarca kişiyi kutsadı, insanoğluna en yüksek ümidi
ve güveni verdi.
Kitab-ı Mukaddes’i
kabul edenlerin karakteri değiştirir. Kitab-ı Mukaddes, Tanrı’nın insan ile ilişkisini, geçmiş, şimdi ve
gelecek zamanda içine almaktadır. Tanrı’nın
insan için şimdi ve gelecekte planını açıklayan Kutsal Kitap bütün insanlara
Tanrı’nın vasiyetnamesidir. Bu kitap
sonsuza kadar sürecektir. O, çok yüksek
bir sorumluluk gerektirir ve her kim O’nun içerdiği kutsallıkla oynarsa lânetlenecektir.
Tanrı’nın düşüncesini,
dünyanın yaratılışını, insanların günaha düşüşünü, kurtuluşun
yolunu, günahkârların lânetini ve inananlarının mutluluğunu gösteren tek kitap,
Kitab-ı Mukaddes’tir. O’nun öğretisi
kutsaldır; emirleri bağlayıcıdır; tarihi doğrudur; ve hiç bir parça değişmez.
O yön gösteren ışığı, kuvvetlendirici ruhsal yiyeceği, mutluluğu içerir. İnsan akıllı olmak için O’nu okumalı, kurtulmak için O’na inanmalı,
kutsal olmak için O’nu uygulamalı; İnsan, hafızasını O’nunla doldurabilmesi,
kalbinin O’nun tarafından yönetilmesi, doğruluk ve gerçek kutsallıkta, ayağının
rehberi olması için, O’nu okumalı.
İnsan O’nu yavaşça,
sık sık, duayla düşünüp, araştırarak, ibadet ederek okumalı; kişi O’nun bir parçası oluncaya ve o inançla
dağları yerinden oynatıncaya kadar daima, durmaksızın çalışarak, tekrar baştan
başa öğrenmeli.12
Kitab-ı Mukaddes’in
sonsuz derinliği ve yüksek idealleri eşsizdir. O’nun öğretilerindeki mantıklılığı, sözlerindeki
güvenilirliği, ifadelerindeki yenilik ve modernliği, gayb hakkında sunulan
doğruluğu, mesajlarındaki kişiselliği,
görüşündeki ulaşımın uzaklığı,
kanunlarındaki tamlığı, bilgisindeki
kapsamlılığı, detaylarındaki sonsuzluğu, maksadındaki çıkar gözetmeyen durumu,
uygulanmasındaki basitliği, taleplerindeki adaletliliği, hükümlerindeki doğruluğu,
uygulanmasındaki açıklığı, bilgeliğindeki buyuruculuğu, ve O’nun dünya çapındaki
çekiciliği eşsizdir.
____________________
12. Chafer, Systematic Theology, 1. Cilt,
s. 29.
Kitab-ı Mukaddes
eksiksiz ve sürekliliği mutlaktır. O
devam eden tarihi olaylarla, sunduğu tip ve anti-tip ile, kehanetler ve tamamlamalarıyla,
dünyada yaşayan en mükemmel insanın güvenle beklenilmesiyle, gerçekleşmesiyle
ve yüceltilmesiyle, bağlandı. İnsana ait imkânsızlıklara rağmen O’nun sürekliliği
sağlanmıştır; çünkü Kitab-ı Mukaddes 1.600 yıldan az olmayan bir zaman sürecinde,
birbirleriyle hiç bir görüşme veya konferans yapmamış: krallar, köylüler,
filozoflar, balıkçılar, doktorlar, devlet adamları, alimler, şairler, ve çiftçilerden,
oluşan 40’ın üstünde yazar tarafından Tanrı’dan esinlenerek yazılmış 66 kitaplık
bir kütüphanedir.
Bu zaman ve yazar
şarlar altında süreklilik engelleri yüzünden doğal olarak Kutsal Kitap dünyanın
görebileceği en ayrı cinsten, en nispetsiz, en ahenksiz, ve insanın düşüncelerine
çok aykırı, bir kitap olmalıydı; halbuki, O Tanrı’nın insan ile ilişkisinin
tüm tarihi olan, aynı cinsten, devamlı, ahenkli ve düzenli bir açıklamadır.
Öyle ki insan Kitab-ı Mukaddesi yazmak isteseydi yapamazdı, yapmak
isteseydi yazamazdı. O tüm günahı mahkum eder, ve O’nun yazarlarının
günahlarıyla birlikte diğerlerinin de günahlarından bahseder. İyi insan bile başkalarına yardım için Tanrı
esini olmadıkça kendi günahları hakkında yazmayacaktı.
Kitab-ı Mukaddes’in
ana konusu İsa Mesih’tir. İsa Mesih’in
Tanrı olarak bedende görülmesi, O’nun kurban olarak ölmesi, O’nun ölümden
dirilişi Müjdeyi oluşturur.13 Kutsal Kitap’ta Müjdeye ve ondan
da ileriye gidilir. Cehennem ve cennetin
kapıları Kutsal Kitap’ta açılır. Kitab-ı
Mukaddes yolcuların haritası, gezginin asası, pilotun pusulası, ve Hıristiyan’ın
rehberidir. Sonsuz kurtuluş, can, beden
ve ruhumuz için yardım kaynağı olarak Kitab-ı Mukaddes Tanrı’nın gücüdür.
Tanrı’nın gücü sınırsız ve tamdır; asla zayıflamaz.
Bu yüzden Kitab-ı Mukaddes’teki “Müjde”de
utanılacak hiç bir şey yoktur.
“Ben Müjde’den
utanmıyorum. Bu önce Yahudilerin, sonra
da Yahudi olmayanların olmak üzere, iman eden
herkesin
kurtuluşu için Tanrı’nın gücüdür.” (Romalılar
1:16)
Kitab-ı Mukaddes’in
koruyuculuğu yıllarca sürer. Bazı krallar ve dinler onu tahrip etmeye çalıştılar,
ama başaramadılar. Kitab-ı Mukaddes
yıkılamaz çünkü bu
Tanrı’nın
____________________
13. Dake, Dake’s Annotated Reference Bible,
s. 509.
sözüdür, ve Tanrı’nın sözü değiştirilemez. Türk yazar ve Mesih İnanlısı olan Rev. Turgay
Üçal Kitab-ı Mukaddes hakkında şöyle yazar:
“Yüzlerce yılın derinliklerinde pekişen inancımızın
temeli
olan Kutsal
Kitap, bu direk ve doğru çizgilerin üzerinde bir
kitap olduğu için onun öğretilerine imanımız
tamdır.
Birbirinden farklı zamanlarda oluşa ama aynı
noktaları
vurgulayan ve dünyanın sonuna kadar vurguladığı
noktaları
sürekli gözümüzün önünde tutacak olan bu kitap,
söylediği
peygamberliklerin yerine gelmesiyle, anlattığı
olayların
tarihsel ve arkeolojik kanıtlarla desteklenmesiyle
de tam ve
tek Tanrısal kaynak olduğunu sürekli kanıtlamaktadır.
Şunu
belirtmek istiyorum ki, bizim için bu denli
güvenilir bir
kitabın ayrıca kendisi hakkında verdiği değiştirilemezlik
sözü
de bizim için büyük önem taşımaktadır.14
Tarih boyunca, Hz. İsa Mesih’in orijinal sözleri
daima gerçek Mesih İnanlıların yanında bulunmaktadır. Mesih İnanlıları Mesih’in sözlerini kabul ettikleri
için, onun sözleri daima ve sürekli onların yanında bulunacaktır. Garip olan budur: Tanrı’nın sözü “tahrif edilmiştir” diye iddia eden çoğu Müslümanlar’ın
yanında İncîl bulunmuyor çünkü onlar Hz. İsa’nın kitapta bulunan
sözlerine inanmıyorlar. Yani kitabı
bilmeyenler, kitabı araştırıp okumayanlar, ve kitaba inanmayanlar, “tahrif” iddialarının en büyük yaygarasını
koparıyorlar.
“Ama kötü ve sahtekâr kişiler, aldatarak ve
aldanarak
gittikçe daha beter olacaklar. Sen ise öğrendiğin ve
güvendiğin ilkelere bağlı kal. Çünkü bunları kimlerden
öğrendiğini biliyorsun. Mesih İsa’ya olan iman aracılığıyla
seni bilge kılıp kurtuluşa kavuşturacak güçte
olan Kutsal
Yazıları da çocukluğundan beri
biliyorsun. Kutsal Yazıların
tümü Tanrı esinidir
ve öğretmek, azarlamak, yola getirmek ve
doğruluk konusunda eğitmek için yararlıdır.
Bunlar sayesinde
Tanrı adamı her iyi iş için donatılmış olarak
yetkin olur.”
(2 Timoteyus 3:13-17)
____________________
14. Üçal, Mesih’le Yaşamak, s. 38.
3. Bölüm
Müslümanların,
Kitab’ı Mukaddes’in
Değiştirildiğine
İlişkin İddiaları
“Kendilerine tanıklık ederim ki, Tanrı için gayretleri
vardır; ama bu bilinçli bir gayret değildir.”
(Romalılar 10:2)
Bugünkü Müslümanların
en büyük üç hatası, Kitab-ı Mukaddes’e karşı ilgisizlik, dikkatsizlik, ve
bilgisizliktir. Kitab-ı Mukaddes’in
gerçekten Tanrı tarafından verilen bir kitap olduğu fakat sonradan değiştirilip
artık asıl metninin yok edildiği iddia edilir. Bu düşünce ile İznik Konseyi (Council of Nicea,
M.S. 325) hakkında uydurulan öyküde; bu konseyde bilinçli bir şekilde İncîl
nüshalarının imha edildiği ve sadece 4 İncîl’in seçildiği anlatılır. Bundan dolayı bazı Müslümanlar sadece Tevrât,
Zebûr ve İncîl’in “orijinal”lerini kabul ettiklerini iddia
ederler. Onların yorumuna göre:
“Hazreti Adem’den Yüce Peygamberimiz (S.A.V.)e
kadar bütün
Peygamberler, Hakk katında tek din olan İslâm’ın
tevhid
esaslarını teblîğ ettiler. Bu arada Hazreti İsâ (A.S.) da
bizim inandığımız tevhid esaslarını aynen ümmetine
tebliğ
etti; kendisine nazil olan İncîl; Kur’ân-ımızdaki
tevhid
prensiplerinin aynısını ifade eder...
Fakat sonradan bazı
kötü kişiler, Tevrât ve Zebûr gibi İncîl’i de
tahrif
ettiler, hurafelerle doldurup
safiyetini bozdular. Biz
Müslümanlar; İncîl’in Hz. İsâ’ya inen şekline
iman ederiz.
Bugünkü İncîl’in bizim inandığımız saf ve tahrif
olunmamış
İncîl’le, uzakdan - yakından hiçbir alakası
yoktur.”1
“Kuran-ı Kerim’den başka bütün semavî kitapların
zamanları geçmiş, hükümleri tamamen kalkmıştır.”
“Biz
Müslümanlar; Allah tarafından indirilen kitap
ve
sahifelere inanır, hiç birisini red ve inkâr
etmeyip,
Kur’ân-ı Kerîm’den başkası ile amel etmeyiz.
Halen
mevcut Tevrât ve İncîl nüshaları değiştirildiği için
biz bunlara değil, Allah tarafından indirilen
hakiki
Tevrât ve İncîl’e inanınırız. Bu bakımdan da ancak
Kuran’ı Kerim ile amel ederiz.”2
____________________
1. Belviranlı, İslâm Prensipleri, s. 135.
2. Akaltun, Din ve Namaz Hocası, s. 23.
Bugün birçok Müslüman
“Din ve Namaz Hocası” başlıklı ilmihal kitaplarından etkilenerek “Tevrât ve İncîl’in değiştiğini, tahrife uğradığını”
iddia ediyor. “Bugün artık Tevrât ve
İncîl’in asıllarıyla bir alakası olmadığını” öne sürüyor. “Mevcut olan ilâhî kitapların (Kur’ânı Kerim
hariç) tahrif edilmiş ve değiştirilmiş olduğunu, asıllarının kaybolduğunu,
dolayısıyla bunlara inanılamayacağını, ancak Müslümanların Allah tarafından
indirilen hakiki Tevrât ve İncîl’e inandığını” anlatıyorlar. Bunun gibi iddialar çok yaygındır.
Bu görüş İslâm dünyasında ne kadar yaygın olursa
olsun, acaba bugünkü İncîl’in orijinali ile uzaktan yakından hiçbir alakası
yoktur şeklindeki iddia doğru mudur? İslâmî
eserlerin çoğunda Tevrât’ın tahrif edildiğinin Kur’ân’da bildirildiğini ileri
sürer. Çoğu Müslümanlar bu tür iddiaları
belirtirken, iddialarını destekleyen somut deliller sunamıyor.
Geçerli bir kanıt gösteremiyorlar.
Ciddi eserlerde bile tahrifin hangi ayetle bildirildiği gösterilemiyor.
Bu tür davranışları, diğer insanların inançlarına karşı direkt bir saldırı
değil midir?
İslâmiyet’ten başka
diğer dinler, Kutsal Kitaplara karşı bu tür iddialar ortaya atmaz. Ne Yahudi, ne Hıristiyan, ne Hindu, ne Brahmân,
ne Budist, ne de başka bir din bu tür iddialar ortaya atar. Çin’in en ünlü filozofu olan Könfüçyüs (M.Ö. 551-479) çok önemli bir
hususa değinmiştir: “Bilgi; birşey
bildiğinde, bildiğin şeye sarılmak, ve bir şey bilmediğinde de, onu bilmediğini
itiraf etmendir.”3
“Size şunu söyleyeyim, insanlar, söyleyecekleri her boş söz
için yargı gününde hesap verecekler. Kendi sözlerinizle
aklanacak, yine kendi sözlerinizle şuçlu çıkarılacaksınız.”
(Matta 12:36)
Müslümanların çoğu,
başkalarının dinini kötülemenin gerçek bir Müslüman’a yakışmayacağını düşünse
de maalesef İslâmiyet’te bunun istisnaları vardır. Müslümanlar sürekli Kitab-ı Mukaddes’e saldırıyorlar.
“Kitabınız değiştirildi” diyorlar.
Halbuki, “Onus probandi” onlara aittir. Yani, “tartışılan şeyi ispat etme zorunluluğu”
onlara aittir. Kitab-ı Mukaddes’in
gerçekten değiştirilip değiştirilmediğini
görmek istersek, öncelikle şu sorulara cevap vermek gerekir:
____________________
3. Könfüçyüs, The Confucian Analects, 2:17.
- Kitab-ı Mukaddes ne zaman değiştirildi?
Hz. Muhammed’den önce mi, yoksa Muhammed’den
sonra mı?
- Kur’ân’da, Kitab-ı Mukaddes’in tahrifini bildiren
bir ayet
veya somut bir kanıt var mıdır?
- Hz. Muhammed’in bu konuda söylediği bir söz
(hadis) var
mıdır?
- Tarih boyunca bugün elimizde mevcut olan Kitab-ı
Mukaddes’ten başka Kitab-ı Mukaddes’i gören
bir şahid’in
ismi var mıdır?
- Kitab-ı Mukaddes’in ilk metinleri ile şimdikileri
arasında somut farklılıklar var mıdır?
- İncîl’in değiştirildiğini iddia edenlere göre
“değiştirilmemiş” olan İncîl’in dağıtımı hangi
tarihler
arasında olmuştur?
- Hangi ayetler hangi amaçla değiştirilmiştir?
Yani Yahudiler
veya Hıristiyanlar Tanrı’nın sözünü değiştirmeyi
neden
istesinler?
- Söz konusu olan “tahrif” Kitab-ı Mukaddes’in
metinleriyle mi
ilgili, yoksa yorumu ile mi ilgilidir?
- Metinlerle ilgili ise, yüzlerce mevcut olan
metinlerin
arasında hangi metinler etkilenmiştir?
- Bu iddia edilen değişiklikler, metinlerin
esas anlamını
yüzde kaç etkiliyor?
- Dünya çapındaki bütün Hıristiyanların farklı
mezhepler,
değişiklikler konusunda hemfikirler mi?
- Dünyanın dört bir yanından tüm Hıristiyanlar
ne zaman ve
nerede bir araya gelerek kutsal ayetleri değiştirdiler?
- Onlar, o dönemde gayet yaygın olan binlerce
el yazmasının bir
anda yok olmasını nasıl sağlamış olabilirler?
- Niçin imanlı Müslümanlar gerçelk Kutsal Kitap’lardan
bir
tanesi saklamadırlar?
- Asıllarının nerede olduklarını bize haber
veremezler mi?
Eğer yukarıda zikredilmiş
olan sorulara Kitab-ı Mukaddes’in değiştirildiğini iddia edenler geçerli bir
cevap veremiyorlarsa, o zaman Kitab-ı Mukaddes’in değiştirildiğini iddia etmeleri
asılsız bir hipotez olur. Buna “Dum
tacent clamant” denilir, yani “onların
sessizliği, birçok şey
ifade eder.” “Eğer sana cevap veremezlerse bil ki onlar,
keyiflerine uyuyorlar.” (Kasas 28:50)
Bu sorulara geçerli
bir cevap veremiyorlar, ama Kur’ân’da Tevrât’ın tahrif edilmiş olduğunun bildirildiğini
yazmaktan da vazgeçmiyorlar.
“Kur’ân-ı Kerîm dışında kalan ilâhî kitaplardan
Tevrât
ve İncîl’den başka hiç biri zamanımıza kadar
gelmemiştir. Hepsi tarihin nisyan (unutma) sahîfeleri
içine gömülüp gitmiştir. Bugün elde bulunan ve ilâhî
kitap diye vasfedilen Tevrât, Hz. Mûsâ’ya gelen
Tevrât’ın
aynısı değildir. Hz. Mûsâ’dan çok
sonra
yazılmış, muhtelif müelliflere ait parçalardan
meydâna
gelmiş anonim eserdir. İncîl
de böyledir. Yalnız biz
mü’minler, Hz. Mûsâ’ya Cenâbı Hak tarafından
“Tevrât”
isimli bir kitabın indirildiğine şeksiz (şüphesiz)
inanırız. Bu hususta şüphe etmek mü’minlerin
akıllarının kenarından bile geçmez. Hz. Mûsâ’ya
indirilen Tevrât bozulmuş, tahrîf edilmiş ve fanîlerin
elinde bir oyuncağa dönmüştür. Ama bugün elde mevcut
Tevrât’da Hz. Mûsâ’ya gelen vahiylerden hiç bozulmayan
kısımlar da olabilir.
Biz bunun miktarını ve
hangileri
olduğunu bilemeyiz.”4
“İslâm
çerçevesi içinde günümüze kadar Zebûr’dan hiçbir
şey intikal etmemiştir. Onun için Zebûr hakkında çok
şey bilmiyoruz.”5
“Eğer bir kişi farklı öğretiler yayar ve doğru sözleri, yani
Rabbimiz
İsa Mesih’in sözlerini ve Tanrı yoluna dayanan
öğretiyi onaylamazsa, kendini beğenmiş, bilgisiz
bir
kişidir.” (2 Timoteyus 6:3-4)
____________________
4. Aydemir, Tefsîrde İsrailiyyat, ss. 24-25.
5. Aydın, İslâm Dîni İlmihali, s. 115.
4. Bölüm
Kitab-ı
Mukaddes’in
Esas Uzmanı
Kimdir?
“...hiç bilginiz olmayan şey hakkında neden tartışıyorsunuz?”
(Al-i İmrân 3:66)
Bir önceki bölümde
görüşlerini aktardığımız İslâm bilgini olarak tanınan bir kimsenin böyle bir
iddiada bulunması bizi gerçekten de çok şaşırtmaktadır. Demek ki, Doç. Dr. Aydemir, Tevrât’ın değiştirilmiş ayetlerinin miktarını ve hangileri
olduğunu bilmiyor! Sayın Prof. Dr. Aydın da Zebûr hakkında fazla bir şey bilmiyor! Neden? Çünkü
Kitab-ı Mukaddes konusunda uzman değillerdir. Prof. Dr. Şaban Kuzgun şunu itiraf ediyor: “Hıristiyan dünyasında İslamiyet ile ilgili
yoğun bir araştırma faaliyeti olmasına karşılık, İslam dünyasında Hıristiyanlıkla
ilgili çok az çalışma yapılmaktadır.”1
Müslümanlar, Kitab-ı
Mukaddes’in orijinal dilinden İbranice
ve Grekçe’yi biliyorlar mı? Elbette hayır! Müslümanların çoğu ne Yahudilerin Eski Ahit’in İbranice, ne de Hıristiyanların
Yeni Ahit’in Grekçe el yazmaları konusunda yeterince çalışmadıkları gibi, Kutsal Kitab’ın
tarihi ve yapısı hakkında da araştırmacı değillerdir. Müslüman araştırmacıların çoğu sadece ve sadece
Arapça ile uğraşıyorlar. Kitab-ı Mukaddes’in orijinal dilleri ve metinleri
söz konusu olunca, hemen hemen tüm Müslüman bilginler tamamen karanlıkta kalıyorlar.
Kitab-ı Mukaddesi yanlarında bulundurup da okumayanlar, Kutsal Kitab’ın varlığını
bile bilmeyenlerden daha avantajlı değillerdir.
Gerçekten bilgisizlik insanlığın en büyük düşmanlarından
biridir. Bilgisiz veya
bu konularda yetersiz olan
kimselerin yazdıklarını makul bulmaları, hatta ona inanmaları mümkündür.
Fakat, Kur’ân ve Kitab-ı Mukaddes metinleri ile bunların tarihçesini
bilen kimselerin bu yazdıklarına inanması zordur.
“...hiç bilginiz olmayan şey hakkında neden tartışıyorsunuz?”
(Al-i İmrân 3:66)
“...bilmezlerin
yoluna uymayın.” (Yunus 10:89)
____________________
1. Kuzgun, Dört İncil Yazılması Derlenmesi Muhtevası
Farlılıkları
Çelişkileri,
s. xıı.
Nitekim çağımız artık kulaktan dolma
söylentilerle değil, güvenilir ve sağlam kanıtlarla desteklenen gerçek bir
iman arıyor.
Veriya’daki inanlılar gibi ve Apollos gibi olmamız lazım:
“Veriya’daki Yahudiler, Selanik’tekilerden daha
açık fikir-
liydiler. Tanrı
sözünü büyük ilgiyle karşılayarak her gün
Kutsal Yazıları
inceliyor, öğretilenlerin doğru olup
olmadığını araştırıyorlardı.” (Elçilerin İşleri 17:11)
“Üstün bir konuşma yeteneği olan Apollos, Kutsal
Yazıları çok
iyi biliyordu. Rab’bin yolunda eğitilmiş bir kişidi.”
(Elçilerin İşleri 18:24-25)
Eğer bir kişi İslâmiyet
veya Kur’ân-ı Kerîm hakkında bir şey öğrenmek isterse, Kur’ân’ın öğretisi
konusunda Kur’ân-ı Kerîm’i Müslüman bir ilâhiyatçıya sorabilir. Ama eğer birisi Yahudilik veya Tevrât konusunda
bir şey öğrenmek isterse, bunu bilgili (ilâhiyatçı) bir Yahudiye ya da Mesih
İnanlısı sorması daha iyidir. Müslümanlar
bu konuda çok fazla bilgili değildir. Maalesef, çoğu Müslümanlar, İlâhiyat Fakültesinde
de dahil, Tevrât, Zebûr veya İncîl hakkında çok fazla bilgi sahibi değillerdir.
Ne Eski Ahid’i (İbranice) ne de Yeni Ahid’i (Grekçe) biliyorlar.
Birçok Müslüman bu eski yazıların geçmiş tarihi hakkında doğru dürüst
bilgiye sahip değiller. Yani Kutsal
Kitab’ın tarihi ve yapısı hakkında doğru bilgileri yoktur.
Eğer birisi Hıristiyanlık
veya İncîl hakkında bir şey öğrenmek isterse, bunu bir Hıristiyan veya Mesih
İnanlısına sormalıdır. Sorun’un püf noktası şudur: Müslümanlar Kitab-ı Mukaddes’in tarihi ve yapısı hakkında uzman değillerdir.
Bu yüzden, eğer gerçeği arayan bir kimse gerçekten Kitab-ı Mukaddes’in
değiştirilip değiştirilmediğini öğrenmek isterse, önyargılı ve bu konuda bilgisi
olmayan bir Müslümanın yerine, bilgili bir Yahudiye veya Hıristiyan’a başvurması
gerekir. Onlardan Kitab-ı Mukaddes’in oluşumu ve otantikliği
hakkında gerçeği öğrenebilirler. Bilmemek
ayıp değil, sormamak ayıptır. Ogüstin
(M. S. 354-430) çok iyi bir şey tavsiye etti:
“Audi alteram partem” yani, “Karşı tarafı
iyi dinleyin.”2
“Eğer bilmiyorsanız zikir ehline (yani meseleyi bilen,
eski Kitab sahiplerine) sorun...
Aklınızı kullanmıyor
musunuz?” (Enbiyâ 21:7 & 10)
__________________
2. Ogüstin, De Duabus
Animabus, XIV, 2.
“De ki: ‘Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?’ Doğrusu
ancak aklıselim
sahipleri öğüt alır.” (Zümer 39:9)
Şimdi bu ayetlerin
anlamını daha iyi kavrayabilmek için, basit bir örnek verelim. Kur’ân-ı tüm incelikleriyle uygulayan bir grup
Müslüman, kutsal konulardaki sorularına cevap aramak için “Ehl-i Kitab”a gitmek isteseler ve yolda
rastladıkları tahrif iddiacılarına, Kur’ân öğretisi gereğince bazı konular
sormak için “Ehl-i Kitab’a gidiyoruz” deseler; acaba bunlara, “Gitmeyin, onların
kitabı bozulmuş, tahrif edilmiştir,” diyebilirler mi? Diyelim ki bunu söylediler; o takdirde bu sadık
kişilerin doğru cevabının ne olması gerek? Tahrif iddiacılarını mı doğrulayacaklar yoksa Kur’ânı mı? “Eğer bilmiyorsanız zikir ehline (bilen Kitab ehline) sorun” (Nahl 16:43) Bin bilsen
de bir bilene danış. Kur’ân Müslümanlara,
Kitab-ı Mukaddes ile ilgili bilmediklerini Hıristiyanlara sormalarını emretmiştir. Bu Kur’ân’ın, Kutsal Kitab’ımızın sağlam olup bozulmadığına dair
bir işareti değil midir?
Farz edelim ki, en meşhur Hıristiyanlardan birine Kutsal Kitap hakkında
bir soru sormaya fırsatımız olsaydı, o bize ne diyecekti? Örneğin, Ogüstin’a sorarsak, bu cevabı alırız:
“Ben sadece Kutsal Kitab’ın resmî diye adlandırılan
kitaplarına önem vermeye, saygı göstermeye alıştım.
Öyle ki,
yazarlarından hiçbirinin onları yazarken yanılmadığına
inancım tamdır. Bu kitaplarda
gerçeğin aksini dile getirir
gibi görünen bir hükümle karşılaştığımda, ya
(elimdeki nüsha)
metninin hatalı olacağından, ya da mütercimin
asıl metni
yanlış tercüme etmiş bulunacağından, yahut da
kendi aklımın
yetersizliğinden kuşkum olmaz.”3
Ama her Hıristiyan
ismini taşıyan gerçek bir Hıristiyan değildir. Günümüzün “Biçim Eleştirmenleri” (Form Critics), İncîl metinlerinin ağızdan ağıza
geçip değiştikten sonra yazıldığını öne sürmektedir. Onlara göre İncîl kayıtları halk edebiyatı (efsaneler,
mitler, masallar ve öyküler) şeklini
almıştır. Ama bunu söyleyenler hakiki inanlılar değiller
ki! Mesih inancı (Gerçek Hıristiyanlık),
inançlarını şüphecilerin eleştirel incelemesine sunmaktan korkmaz.
Çünkü gerçek, saldırılar karşısında bozulmaz.
Fransa’nın protestan kilisesi ilâhiyatçı
ve reformcusu olan John Calvin,
(M.S. 1509-1564) Kitab-ı Mukaddes
____________________
3.
Bucaille, Müsbet İlim Yönünden Tevrat İnciller ve Kur’an,
s. 75.
hakkında şunu söylemiş:
“Bir köpek sahibine saldırılınca havlar.
O zaman Tanrı’nın sözüne saldırılınca ben sessiz kalır mıyım?”3 Yani, gerçek mü’minler
Tanrı’nın âyetlerine saldırmazlar. Kur’ân’ın ifadesiyle mü’minler “Tanrı’nın
âyetleri değiştirildi” diyemezler. Bir
gerçek mü’min böyle bir lâf öne süremez.
“Mü’minler onlardır ki Allâh’a ve Resûlüne inandılar,
sonra
şüphe etmediler; Allâh yolunda
mallarıyla,
canlarıyle savaştılar. İşte (îman iddiâsında) doğru
olanlar onlardır. (Hucurât 49:15)
“Sonra bunların peşinden ardarda peygamberlerimizi
gönderdik; Arkalarından Meryem oğlu
İsâ’yı da gönderdik;
ona İncîl’i
verdik ve ona uyanların kalblerine şefkat ve
rahmet (duygusu) koyduk.” (Hadîd 57:27)
Din adamları arasında
Kitab-ı Mukaddes konusunda bilgisizlik o kadar yaygınlaştı ki, kendilerine
Kitab-ı Mukaddes’in öğretilmesini isteyen cemaatlerden rahatsız olan ve onlara
kızan din adamlarına artık sık sık rastlıyoruz. Bazı durumlarda, din adamı Kitab-ı Mukaddes’i
öğretmesinin beklendiği bir duruma itilip cahilliği ortaya çıkması korkusuyla
yaşar.4 Yani, “Hıristiyan din adamı” olarak bilinen
kişilerin hepsi gerçek Mesih İnanlılar değillerdir. Hakikî Hıristiyanlar veya Mesih İnanlılarının hepsi de İsa Mesih’i Rab ve Kurtarıcı olarak
kabul etmektedirler.
“İsa’nın
Rab olduğunu ağzınla açıkça söyler
ve Tanrı’nın
O’nu ölümden dirilttiğine yürekten iman edersen,
kurtulacaksın. İnsan yürekten iman etmekle aklanır, imanını
ağzıyla açıklamakla da kurtulur.” (Romalılar 10:9-10)
İncîl’e karşı gelenler
gerçek din adamı değil; Kur’ân’ın
ifadesiyle onlar “kâfirlerdir”. Onlar ne Tanrı’ya ne de ahirete inanırlar.
Onların tek amacı insanların Tanrı ile ilgili inancını yoldan saptırmaktır.
Yani, işin püf noktası; Tevrât, Zebûr ve İncîl’in esas metinleri hakkında
gerçeği öğrenmek isterseniz, en iyi kaynak “kâfirlerin” yazdıkları yorumlar değil; gerçek mü’minlerin (Ehl-i Kitabin, yani Yahudi ve Hıristiyanların)
ellerindeki tarihsel delillerdir.
“Benden
yana olmayan bana karşıdır, benimle birlikte
toplamayan dağıtıyor demetktir.” (Luka 11:23)
____________________
3. Proctor, Treasury
of Quotations on Religious Subjects, s. 240.
4. Sproul, Kutsal Kitap’ı
Anlamak: Yorum Bilimi, s. 19.