|
ALTIN VURUŞ! İSMAİL SARIÇAY GENÇLERE KARŞI KURULAN TUZAKLAR Gençlik bir milleti ayakta tutan en büyük güçtür. Gençlik bir ülkenin dinamizmi,geleceği,ufku ve yarınlarının sahibi olacak nesillerdir. Eğer bir millet genç nesillerine sahip çıkmaz,onları maddi, manevi varlıklarıyla ve çağın bilgi,teknoloji ve sanat dallarıyla donatamazsa,bir başka deyimle onları çağa uygun şartlarla eğitemezse o ülkenin geleceği karanlıktır,kaostur,sahipsizdir ve geri kalmışlıktır. Bunun sonucu madden ve manen çöküşün bütün temelleri atılmış,her türlü toplumsal hastalıkların besin kaynakları oluşmuş demektir. Bizde bu yazımızda gençliğimizin yaşadığı hastalıkların başında gelen uyuşturucu ve alkol kullanma alışkanlıkları üzerinde durup elimizden geldiğince gençlerimizi uyarmaya ve onları alkol ve uyuşturucu tacirlerine karşı uyanık olmaya çalışacağız. Çağımızın vebası olarak bilinen ”UYUŞTURUCU” çağımız gençliğini derinden etkilemekte,bunalımlar ve onarılması güç yıkımlar meydana getirmektedir. Gençler,maddi ve ruhi bunalımlarını uyuşturucu vasıtasıyla güya unutmaya çalışmakta ve sorunlarından aldatıcı da olsa kurtulmaya çalışmaktadırlar. Hatta “ALTIN VURUŞ” dedikleri ölüme yolculuğu,kurtuluş olarak görmektedirler. Ne acıdır ki bütün bu sonuçlar toplumu derinden sarsmakta,nice gençleri felâketlere sürüklemekte,nice anne ve babaları kahretmekte, onların dünyalarını yıkmaktadır. Halbuki sorunları tehlikeli yollarla unutmaya çalışmaktansa,gerçekleri kabul edip zorda olsa çözüm yolları aranmalıdır. Elbette insan kendini kolaycılığa ve en hafif sorunlara göre hazırlarsa,gelecekte başına gelebilecek ağır problemler karşısında bocalayacaktır. Onun için insan kendisini en ağır koşulları göğüsleyebilecek şekilde madden ve manen yetiştirdiği taktirde altından kalkamayacağı hiç bir problemin olacağını sanmıyorum. Çünkü her problemin öyle veya böyle bir çözüm yolu bulunur. Üstelik kendini uyuşturmakla veya canına kıymakla neyi halledeceksin. Sanki karşısında bocaladığın ve yenilgiyi kabul ettiğin problem sen kendini uyuşturunca veya canınla ödeyince çözülecek mi? Eğer böyle bir yolla çözülebileceğine inanıyorsa bir insan,ya cehaletin girdaplarında yüzüyordur yada ruhi bunalımlar içerisinde bocalıyor demektir. Bu da kişinin derhal ve gönüllü olarak tedavi olmasını gerektirir. Bundan da korkmamak gerekir. Yaşadığımız çağın baş belası,insan ve toplumların sonunu hazırlayan tuzak, ‘ALKOLİZM VE UYUŞTURUCU’ dur. İnsan ve insanlığı korumak isteyen, bu iki tehlikeye karşı uyanık olmak zorundadır. Dünya genelinde istatistikler gözden geçirilir,günlük basın ve medya iyi izlenirse,günümüz insanı ve toplumlardaki bela ve felaketlerde “ALKOL VE UYUŞTURUCU”nun izleri hemen gözükür. Bunlardan birisi ülkemizde olan trafik kazalarıdır. Trafik kazaları ülkemizde bir felaket haline gelmiş,her yıl binlerce insanımızı bu kazalarda maalesef kaybediyoruz ve sakat bırakıyoruz. Ülkemizde olan trafik kazalarının %61’nin alkollü insanlar tarafından yapıldığı yetkililerce açıklanmaktadır. Televizyon haberlerinde her gün şahit olduğumuz trafik kazalarının büyük çoğunluğunda arabaların içinden bira şişeleri çıktığını dehşetle izliyoruz. Buna rağmen öyle anlaşılıyor ki hiç kimse bunlardan ibret de almıyor,ne yazık ki tedbir de almıyor. Bu arada nice çocuklar yetim ve öksüz,nice ana ve babalar evlatsız, niceleri de dul ve eşsiz kalıyor. Ayrıca trilyonlarla ifade edilen maddi kayıplar da meydana gelmektedir. Gelişen ve zenginleşen dünyanın,pek çok sıkıntıyı aşmasına rağmen bu iki bela ile yeteri kadar mücadele ettiği söylenemez. Hatta bu iki belanın birer SÖMÜRÜ VE UŞAKLAŞTIRMA vasıtası olarak kullanıldığı söylenebilir. Günümüz toplumlarını rahatsız eden; TERÖR,BÖLÜCÜLÜK, İNTİHAR, CİNAYET ve TRAFİK BELASINDA bu iki illetin çok büyük rolü vardır. İntihar saldırılarında kullanılan fertlerin uyuşturucu müptelalarından seçilmesi tesadüfi değildir. Dünyada olduğu gibi,son yıllarda Türkiye de de UYUŞTURUCU VE ALKOLİZM’in belli çevrelerce teşvik edilip yaygınlaştırılmakta olduğu gözlenmektedir. PKK’yi Türkiye’nin başına bela edenler PKK’nin arkasındaki asıl güçlerin”UYUŞTURUCU ve ALKOLİZMİ” gizlemede oldukça başarılı oldukları görülmektedir. Gençlerin kandırılıp tuzağa düşürülmesi,bölücü hareketler ve çeteler hep bu alkolizm ve uyuşturucudan sağlanan paralarla beslenmektedirler.1990’lı yılların başlarında görüldüğü üzere SOVYETLER BİRLİĞİ’nin çöküşünü hazırlayan en büyük sebeplerden birinin de ALKOLİZM(özellikle VOTKA) olduğu SOVYET bilim adamlarınca da kabul edilmektedir1. Eğer gerekli tedbirler alınmazsa yakın gelecekte de ülkemizin büyük tehlikelerle karşı karşıya kalması kaçınılmazdır. Çok kısa zaman öncesi PKK’nin yapmış olduğu intihar saldırılarında kullandığı militanlara uyuşturucu vererek bu eylemleri yaptırdığı devlet yetkililerince açıklanmıştır. Gençlerimizi bu tuzağa çekmek isteyenler,onlara pembe laflar söyleyerek kandırmaya çalışmakta ve içlerine çekmektedirler.
Sigaraya alışır gibi, Alkol ve Uyuşturucuya alışan kişiler bu alışkanlıklarını ÇAĞDAŞLIK ve EĞLENCE vasıtası olarak sunmakta,sıkıntılardan kurtulma yolu olarak kabul ettirmeye çalışmaktadırlar. Hatta alkol ve uyuşturucu almamak, TUTUCULUK, GERİ KAFALILIK VE ÇAĞDIŞILIK olarak suçlanmakta ve gençleri bu suçlamalarla baş başa bırakarak alkol ve uyuşturucu almaya zorlamaktadırlar. Uyuşturucu,özellikle gelişmiş ülkelerin baş belası haline gelmiş,gençliğini bu zehrin pençelerine kaptırmış batı ülkeleri son 15-20 yıldır kendi geleceklerini nasıl kurtarabileceklerinin hesaplarını yaparken,bu illet sessiz sedasız ülkemize de bulaşmıştır. Uyuşturucu bizim hem milli hem de dini inançlarımıza ters düşmesi ve güçlü aile yapımıza zarar veremeyeceği düşüncesiyle, ilk zamanlar ülkemizde pek dikkate alınmamıştı. Ancak ülkemiz üzerinde emelleri olanların gençlerimizi de bu bataklığa itmeleri gecikmemiştir. Ülkemiz uyuşturucu trafiğinde köprü haline getirilmiş,maalesef gençlerimizden bir kısmı bu tuzağa düşmüştür. Gençlerimizi bu tuzağa düşmeden önce uyuşturucu konusunda bilgilendirmemiz ve onlara uyuşturucuyu ve sebep olduğu korkunç tehlikeleri tanıtmamız gerekiyor. O halde uyuşturucunun tanımıyla işe başlayalım.
Bir başka ifadeyle,uyuşturucu madde; tıbbi amaçlar dışında kullanıldığı taktirde,insanların maddi ve manevi sağlığı üzerinde kötü etkiler yapan,fert ve toplum için ekonomik ve sosyal çöküntü meydana getiren,alışkanlık yapan, kanunların bulundurulmasını, kullanılmasını ve satışını yasakladığı maddelerdir. Bu maddeler sindirim veya solunum organları yoluyla yada kana şırınga yoluyla zerk edilerek alınır veya verilir. Uyuşturucu maddeler niteliği ne olursa olsun ister tabii,isterse kimyasal yollarla elde edilsin sonuç olarak aynı zararlı etkileri göstermektedir. Uyuşturucu madde kullanımı ve alışkanlığı insanlık tarihi kadar eskidir. Tarih boyunca insanlar tavır,davranış ve sağlık üzerinde etkileri olan,önceleri”DOĞAL KAYNAKLI” daha sonra “YAPAY KAYNAKLI” uyuşturucu madde ve ilaçları bulmuş ve kullanmışlardır. Uyuşturucu madde bağımlılığı, geçmişten bu güne kadar devam ede gelmiştir. Yurdumuzda da uyuşturucu madde kullanımında son yıllarda artışlar olduğu istatistiklerde belirtilmektedir. Aşağıdaki tablo bu durumu gözler önüne sermektedir. ZAVALLI KURTULUŞ ZANNEDİYOR!
Tabloda görüldüğü gibi neredeyse her yıl uyuşturucu kullananların sayısı katlanarak artmakta ve tehlikeli boyutlara ulaşmaktadırlar. Hatta liseler seviyesine kadar inerek okullarımız çevresinde uyuşturucu pazarları oluşturmaya çalışıldığı, emniyet güçlerinin değişik zamanlarda yaptıkları operasyonlarda ele geçirilen kişilerin ifadelerinden anlaşılmaktadır. Bu arada uyuşturucu etkisi olup da uyuşturucu kapsamına girmeyen alımı ve satımı serbest olan uçucu maddelerden de kısaca bahsetmekte fayda vardır. Bu maddeler TİNER,BALİ vb. uçucu ve yapıştırıcı maddeler olup genellikle kimsesiz, genç ve fakir kesimin tercih ettiği maddelerdir. Bulunmasının kolay ve ucuz olması bu maddenin kullanımının cezai müeyyidesinin bulunmaması, bu maddelerin kullanılmasını artırmaktadır. Ancak uyuşturucu madde kapsamına girmeyen bu maddeler zamanla uyuşturucu kullanımına zemin hazırlamaktadır. Ülkemizde yakın zamanda “TİNERCİ ÇOCUK”denilen bu genç insanların ne kadar ürkütücü cinayetler işlediklerine hep birlikte şahit olduk. İstanbul ve diğer bazı şehirlerde insanları kaçırarak(İstanbul’da bir ana-kızı kaçırarak)nasıl hunharca katletmişlerdi hala hafızalarımızdan silinmemiştir. İşte tinerci denilen bir gencin ibretlerle dolu son hali görülüyor. Yazık değil mi? Yine 13 eylül 1999 günü SATANİST denilen (şeytancı yada şeytana tapanlar) üç genç, yetkililerden ve televizyonlardan öğrendiğimize göre uçucu madde kokladıktan sonra Şehriban Coşkunfırat adındaki bir genç kızı şeytana kurban etme bahanesiyle öldürüp mezarlığa kendi elleriyle gömmüşlerdir. Bu tüyler ürperten olaylar da gösteriyor ki, bu maddelerinde küçümsenmemesi gerekiyor. İnsanların bu gibi akla,ruha,bedene ve bilumum insan sağlığına zarar veren bu tip maddelerden uzak durmaları gerekmektedir. Aksi taktirde ne büyük felaketlere yol açabileceğini hepimiz canlı şahit olarak gördük ve görmeye de devam ederiz. UYUŞTURUCUNUN İNSANLAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ BAKIMINDAN SINIFLANDIRILMASI1-DEPRESANLAR. Akli faaliyeti yavaşlatan,merkezi sinir sistemini bunalıma sürükleyen maddelerdir. Bu maddeler AFYON ve türevleri olan MORFİN,EROİN ve KODEİNİ gibi maddelerdir. 2-SİTİMLANTLAR. Bunlar heyecanlanmaya sebebiyet veren,merkezi sinir sistemini uyaran maddelerdir. Bu maddeler KOKA YAPRAĞI ve bundan elde edilen KOKAİN’dir 3-HALİSİNOJENLER. Beyinde hayaller veya görüntüler meydana getiren maddelerdir. LSD bunlardandır.
UYUŞTURUCULARDAN BAZILARININ KISA KISATANITIMLARI1-EROİN:Koyu gri renkte olan eroin,uyuşturucu maddelerin en tehlikelisidir. Vücuda giren 1 gram eroin beyinde 1 milyon hücrenin ölümüne sebep olur. İnsanı 1-2 denemede bağımlı hale getirir. Bağımlı hale gelen kişi eroini bulamadığında krize girer. Eroinin tedavisi yok denecek kadar az, oldukça zor ve uzun sürelidir. Eroin genellikle buruna çekilerek alınıyor. Mide bulantıları,baş ağrılarına,halsizliğe ve asıl önemlisi de ruhi bozukluklara sebep olur. Bağımlı hale gelen eroinman eroinsiz hiçbir şey yapamaz duruma gelir. Adeta yaşayan bir ölü gibidir. 2-AFYON:Çiğnenerek,yutularak yada damardan alınarak kullanılan bir uyuşturucudur. Kalp yavaşlaması,baş dönmesi ve ten renginin solmasına sebep olur. 3-MORFİN:İğne ile vücuda enjekte edilen morfin;ampul içerisinde satılır. morfin afyonun gösterdiği yan etkileri gösterir. 4-KOKAİN:Beyaz toz halinde olan bu madde,buruna çekilerek kullanılır. Kokain öldürücü bir maddedir. Solunum yetersizliği,kalp durması ile ani ölümlere sebep olur. 5-LSD:Kokusuz,tatsız,parlak ve mavi renkte olan LSD maddesi suda eritilerek kullanılır. Ağız ve enjekte ile alınan bu madde kokainden daha güçlü ve tehlikelidir. İnsanı kısa süre içinde kölesi haline getirir. 6-EXTACY:Eroin ve kokain karışımlı,sinirlerde büyük tahribat yapan ölümcül zehir etkileri olan kimyasal maddeler karışımı olan bir maddedir. 7-ESRAR. Küçük miktarlarda bir deprasan olarak iş gören,fakat daha büyük dozlarda, HALİSİNOJENLER gibi beyinde hayaller veya görüntüler meydana getirir. Genellikle sigara içine karıştırılarak içilir. 8-ALKOL. Hareket kabiliyetini sınırlayan,beyin fonksiyonlarını engelleyen maddedir. Bu nedenle kazaların ve cinayetlerin baş sebeplerinden biridir. 9-UÇUCU MADDELER:Solunum yoluyla vücuda alınan bu maddeler,kısa süreli uyuşukluk ve konuşma yavaşlaması meydana getirirler. Genellikle 10-18 yaş arasındaki çocuklar tarafından kullanılıyorlar. Bunlar BALİ,DERBY gibi yapıştırıcı maddeler ve TİNER gibi boya incelticilerden oluşmaktadır. Uyuşturucu maddelerin bütün dünyada çok büyük bir sorun teşkil etmesi,sadece bağımlılık yapması,insan sağlığına zararlı olması,ölümlere neden olması değil,gelecek nesilleri tehdit edecek kadar kalıtsal bozukluklara sebep olması,bağımlıların suç işleme eğilimlerini teşvik etmesi,silah kaçakçılığı ve uluslararası teröre odak noktası oluşturmasıdır. UYUŞTURUCULARIN BAZI ÖZELLİKLERİ1-Canlı organizmanın yapısını olumsuz etkiler
2-Fizik ve psikolojik bağımlılık yapar
3-Ruhi,bedeni ve zihni faaliyetleri bozar
4-Fert ve toplum yapısını tahrip eder UYUŞTURUCUYA ALIŞMA YAŞ GRUPLARIYapılan son araştırmalar uyuşturucu kullanma yaşı genelde 16-30 yaş arasında daha çok kullanıldığını göstermektedir. Ancak 12-16 yaş arasının ise deneme dönemi olduğu anlaşılmıştır. Bu dönem insan yaşamında “ERGENLİK DÖNEMİ” olarak bilinir. Aşağıdaki TABLO bu dağılımı açıkça göstermektedir.
Tabloda da görüldüğü gibi uyuşturucu kullananların %70,8 ni 16-30 yaşarası gruplar oluşturmaktadır. İnsanların bu yaşlarda yaşadığı psikolojik,sosyolojik ve ekonomik problemlerden kurtuluş olarak uyuşturucuyu seçtikleri anlaşılmaktadır. Olgun yaş dediğimiz 31-45 yaşları arası uyuşturucu kullanımının %20’lere yaklaşması,üzerinde dikkatle durulması gereken bir başka husus olsa gerek. 16 yaşından küçük çocukların uyuşturucu kullanma oranının %7,3 olması,tehlikenin gittikçe büyüdüğünün bir göstergesidir. Bu durum bize şunu da ifade etmektedir. Uyuşturucu ilköğretim çağındaki çocuklara kadar inme eğilimi taşımaktadır. UYUŞTURUCU KULLANANLARIN AİLEVİ DURUMLARI. (1997)
Tabloda görüldüğü gibi uyuşturucu kullananların iddia edildiği gibi çoğunun kimsesiz ve yalnız olan insanlar olmayıp,bir ailesi olanların kullandığı görülmektedir. Bu da bize gösteriyor ki ailelerin çocuklarına sahip çıkmaması,onlara gerekli sevgi ve şefkat göstermemesi,arkadaş çevrelerini iyi takip etmemeleri,çocuklarını manevi değerlerimiz yönünden eksik bırakmaları ve çocuklara gerekli ilginin gösterilmemesi gibi nedenler çocukları uyuşturucu simsarlarının tuzaklarına düşürmektedir. UYUŞTURUCU KULLANANLARIN İŞ DURUMU. Uyuşturucu madde kullananlar arasında yapılan ankette (1997) düzenli bir işi olmayanlar ve işsizler çoğunlukta olmakla birlikte düzenli işi olanlarında uyuşturucu kullanabildikleri görülmüştür. Yapılan ankette bu durum açıkça görülmektedir.
KADIN VE ERKEK KULLANICILARIN ORANLARI İSE ŞÖYLEDİR.( 1997) Erkeklerin kadınlara göre daha fazla uyuşturucu bağımlısı oldukları gözlenmiştir. Aynı durum ülkemizde uyuşturucu madde kaçakçılığına karışanlar açısından da paralellik arzetmektedir.
Tabloda da görüldüğü gibi erkeklerin oranı kadınlara göre bir hayli yüksektir. 1997 YILINDA YAPILAN ARAŞTIRMALARDA UYUŞTURUCUYA ALIŞMA NEDENLERİ VE ORANLARI. Emniyet güçlerince yakalanan,uyuşturucu sanıkları arasında yapılan ankete göre, uyuşturucuya başlama nedenleri ve oranları aşağıdaki tabloda açık şekilde gösterilmiştir.
Yukarıdaki tablodan da anlaşılıyor ki arkadaş çevresi ve merak uyuşturucuya alışma sebeplerinin başında gelmektedir. Bu durum bize “söyle arkadaşını söyleyeyim kim olduğunu” sözünün ne kadar doğru olduğunun ifadesidir. Yine çeşitli adlar altındaki eğlence ve sorunlar, uyuşturucuya alışma nedenlerinden bazılarını oluşturmaktadır. Daha fazla söze ne gerek var, tablo her şeyi açıkça ifade etmektedir. UYUŞTURUCU KULLANANLARIN EĞİTİM DÜZEYLERİ. (1997)
Görüldüğü gibi uyuşturucu kullananların eğitim düzeyi oldukça düşük. Yakalanan sanıkların ancak %1,9’u yüksek okul mezunu olması da bunu göstermektedir. %26,4’nün orta ve lise , %71,7 sinin ilkokul ve aşağı eğitim seviyesinde oldukları görülüyor. Eğitim seviyesi yükseldikçe insanların uyuşturucu kullanma oranı da o derece düşmektedir. 1997 YILINDA UYUŞTURUCUDAN YAKALANANLARIN MADDE CİNSİNE GÖRE DAĞILIMI DA ŞÖYLE TESPİT EDİLMİŞTİR.
Maalesef bugün bir kısım genç içki ve diğer uyuşturucu maddelerle,içinde bulundukları sıkıntıları hafifletmeye ve güya unutmaya çalışmaktadırlar. Bu yaş grupları genellikle uyuşturucuya BİRA ve SİGARA ile başlamaktadırlar. Bira kullananlar daha sonra alkole,alkol kullananlar uyuşturucuya daha yatkın hale gelmektedirler. Aynı şekilde sigara kullananlar esrar ve benzeri uyuşturuculara daha duyarlı hale gelmektedirler. Bu tip insanlar kötü niyetli kişilerce istismar edilmeye daha elverişli zemin oluşturmaktadırlar. Ergenlik dönemi, düşünce,duygu ve fiziksel olarak değişimlerin olduğu dönemdir. Ergenlik döneminde yaşanan yalnızlık,insanlarla ilişki kurma güçlüğü,kabullenilmeme duygusu,çeşitli sıkıntılar,ilgi toplama isteği ve sevgi ihtiyacı gibi nedenler kişileri uyuşturucu madde kullanımına itebilmektedir. Bu maddelere bağımlılık,kişide fiziksel,ruhsal ve sosyal sorunlara yol açabilen bir rahatsızlıktır. Bu durum kişilerin en üretken olması gereken döneme rastlamakta ve böylece ekonomik maliyeti oldukça yüksek olmaktadır. Bir ülkede gençler arasında uyuşturucu madde alışkanlığının yayılması demek gelecekte ülkeyi,serseri,vatan ve millet sevgisinden uzak,milli ve manevi değerlerden mahrum kalmış insanlara teslim etmek demektir. Bakınız kitabımız KUR’ANI KERİM maide süresinin 90-91. Ayetlerinde bizleri bu konuda nasıl uyarıyor. ”Ey insanlar! İçki,kumar,putlar ve fal okları şüphesiz şeytan işi pisliklerdir. Bunlardan kaçınınki kurtuluşa eresiniz” diyerek bütün insanları uyarmaktadır. Yine peygamberimiz Hz. Muhammed’in şu hadisi şeriflerine kulak verelim.”İçki bütün kötülüklerin anasıdır”.”Çoğu sarhoşluk veren şeyin azıda haramdır” demek suretiyle insanı uyuşturan bütün maddelerin zararlarına işaret etmiştir. Yapılan araştırmalara göre uyuşturucu kullanımı ülkemizde de yıldan yıla artış göstermekte, gereken tedbirlerin alınmadığı taktirde bu uyuşturucu belası Türk gençliğini ve ülkemizi büyük bir felakete sürüklemektedir. Son zamanlarda sokak ortalarında uyuşturucudan ölen insanları,dehşetle,ürpererek, televizyonlardan izliyoruz. Aşağıdaki tablo ülkemizde yıllara göre uyuşturucudan ölenlerin sayısını açıkça ortaya koymaktadır. 1990 İLE 1998 YILLARI ARASINDA UYUŞTURUCUDAN HAYATINI KAYBEDENLERİN SAYISI ŞU ŞEKİLDE TESPİT EDİLMİŞTİR.
Zaman zaman basın ve Televizyonlardan ibretle izliyoruz. Kimisi bir duvarın dibinde,kimisi sokaklarda, kimisi de oturduğu evlerde,yanında uyuşturucu madde ve kullanım araçlarıyla birlikte ölü olarak bulunmakta ve hepimizi bir insan olarak kahretmektedir. Bir insan kendi kendini nasıl katleder bunu anlamak mümkün değildir. Allah herkese akıl fikir versin diyelim. İŞTE BİR İBRET LEVHASI
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||