igdir_iydir.sitemynet.com
atam_z_1_.jpg

ığdır
ERMENİ VAHŞETİ
AĞRI DAĞINA IĞDIRDAN NASIL ÇIKILIR
ığdır şehriyar dostluk gurubu FAALİYETLERİ
kültürümüz
bizimkiler
GEZİ: azerbaycan-iran-suriye-gürcistan-ermenistan-bulgaristan
AZERİ MÜZİKLERİ
IĞDIRDAN GÖRÜNTÜLER
BÜYÜK TÜRK HAYDAR ALİYEV
MÜSLÜMANLAR

ığdır


ığdır

kalba_ismail.jpg

KANLI TARİHİN UNUTULMAZ KAHRAMANI

VEDİLİ KALBA İSMAİL ÇİMEN

Haber: Erhan HACIKASIMOĞLU

1870li li yıllarda Erivanın Vedi İlçesinde dünyaya gelen Kalba İsmail, bölgede yaşayan Azerbaycan Türklerinin kahramanı olarak bilinir. Öyle ki Rusların bölgeye yerleştirmeye başladığı Ermeni Çetelerine, Rus Çarlığına ve ardından kurulan Sovyetler Birliğine karşı savaşan adsız bir kahraman olur.
Vedili Kalba İsmail Çimen 1920li yıllara kadar yüzlerce yıldır Türk yurdu olan Erivan ve çevresinde yaşayarak burada, Ermeni çeteleri tarafından yapılan katliamlara karşı Türk ahalisini koruyan, Ermeni çetelerini ve Rus askerlerini dize getiren bir kahraman olarak yaşamını sürdürmüştür.
Çarlık Rusya ve ardından kurulan Sovyetler Birliği, Kafkasların kaderini değiştirecek ve tarihin en acımasız vahşetlerine sahne olacak olayların yaşanmasına sebep olurken, bölgedeki Türk ahalisini korumakta güçlük çeken Osmanlı devleti ordusunun güçlenerek bölgedeki vahşeti sona erdirmesine kadar burada bölge halkı tarafından küçük direniş birlikleri kuruluyor ve Kalba İsmail gibi kahramanlar ortaya çıkarak köylüleri ve ahaliyi korumaya çalışıyordu.
Abasgulu Bey gibi kahramanlarla omuz omuza savaşan bu devasa kahraman Kalba İsmailin yaptığı kahramanlıkları duydukça göğsümüz binlerce kere kabarırken, Rusyanın Ermenileri yüzlerce yıldır Türk Yurdu olan Erivana ve civarında ki kentlere yerleştirmeye başlamasıyla meydana getirdikleri olaylar; Ermenilerin o zamanlarda Kafkaslarda ki Azerbaycan Türklerine yönelik yaptıkları vahşet dolu acımasız katliamları örtmeğe yönelik olarak bu gün ortaya attığı sözde soykırım olaylarını gündeme getirerek, tarihin ibret dolu günlerinin ortaya çıkmamasına yöneliktir.
Vedili Kalba İsmail, Erivanda ve civar kentlerinde yaşayan Azerbaycan Türklerine yönelik olarak Rusların ve Ermenilerin yaptıkları saldırılara yeri geldiğinde tek başına, yeri geldiğinde kurduğu küçük birliklerle karşılık vererek savaşıp ağır kayıplar vermelerine vesile olup dağlara çekilir, böylelikle bölge halkının yüreğine su serperdi. Yaptığı büyük kahramanlıklar sayesinde kısa sürede Erivan ve çevresinde namı hızla yayılmıştı.
Ruslar tarafından bölgeye yerleştirilen ve desteklenen Ermenilerin baskı, zulüm, vahşet ve katliamlarına daha fazla dayanamayan Erivanda ve çevresinde yaşayan 21 köy ve kentteki Azerbaycan Türklerinin bir kısmı Aras Nehrini geçerek Türkiye ye gelir, Iğdırın yani İlimizin Taşburun Kasabasına yerleşirler, bir kısmı da Azerbaycana göç ederler. Azerbaycan Türkleri Erivan ve çevresindeki köylerden ve kentlerden göç ederken Vedili Kalba İsmailde bu halkla birlikte göç ederek Aras Nehrini geçip Taşburun kasabasına gelir ve kalan ömrünü burada geçirir. Kalba İsmailin yakın akrabalarından bir kısmı da Taşburun Kasabasına gelirken, bir kısmı da Azerbaycana göç ettikleri bilinmektedir.
Zulümlerden, vahşetlerden ve katliamlardan dolayı Azerbaycan Türkleri mallarını ve topraklarını geride bırakarak göç etmek zorunda kaldıkları için geldikleri Taşburun kasabasında yoksulluk dolu günler içinde yaşamak zorunda kalmışlardır.
1948 yılında Taşburun kasabasında hayata gözlerini yuman Kalba İsmail, Atatürkün çıkardığı soy isim kanunu ile bir zamanlar yaşadığı ve özlemini çektiği Vediye bağlı Çimen kentinin adını alarak soy isim yapar ve Türkiyede ki adı Kalba İsmail Çimen olur. Kalba İsmail Çimen ile birlikte Erivandan ve çevresindeki köy ve kentlerden göç ederek Türkiyeye gelen Azerbaycan Türkleri, bir zamanlar huzur ve sükunet içinde yüz yıllarca yaşadıkları köylerinin ve kentlerinin ismini soy isim olarak alırlar.
Taşburun Kasabasındaki tarihi mezarlıkta mezarı bulunan Kalba İsmail Çimenin mezarını ziyaret ettiğimizde çok açık ve net bir şekilde gördük ki, Erivandan ve çevre köylerinden Taşburuna gelen Azeri Türkleri, bir zamanlar yaşadıkları köylerinin adlarını soy isim olarak almışlardır.
Geçtiğimiz ay İlimize gelen ve Iğdırla kardeş şehir olan Azerbaycanın Şamahı ili İcra Hakimi ve heyetinin Taşburuna giderek Kalba İsmail Çimenin mezarını ziyaret edip çiçeklerle süslemeleri tarihin karanlığında kaldığını düşündüğümüz bir ismin tekrar yad edilmesine vesile olmuştur.
Türkiyede geçtiğimiz senelerde açılan Azerbaycan Kars Başkonsolosluğuna atanan Başkonsolos Hasan Sultanoğlu atandığı günden beri büyük uğraşlar vererek Ermenilerin bölgemizde yaptığı katliamları, vahşeti ve zulümü araştırarak su yüzüne çıkarmaya çalışmaktadır. Bu araştırmalarına Kalba İsmail Çimeni ve o günlerde göç edip gelen Azerbaycan Türklerini de ekleyerek araştırıp bulur. Ve bu devasa kahramanın Azerbaycandaki akrabalarını da bularak haberdar etmesi büyük sevinçle karşılanır. Azerbaycanda, Ermeni çetelerine ve Ruslara karşı verdiği mücadelelerle de adı ve kahramanlığı bilinen Vedili Kalba İsmail Çimen Taşburun halkı tarafından bugün el üstünde tutulmakta ve adından söz edildiği zaman aynı heyecan ve kahramanlıklarından gururla bahsedilmektedir.
Eşsiz kahramanlarımızdan birisi olarak Ermenilerin yaptığı zulüm ve katliamlara karşı amansız mücadele veren bu devasa kahraman Kalba İsmail Çimenin adının sonsuza kadar yaşaması için ve Ermeni zulmüne maruz kalarak göç etmek zorunda kalan o dönemlerin acısını çekerek yüzlerce yıldır Türk yurdu olan Erivanın ve etrafındaki köylerinin hasretini çekerek yaşayan ve bugün Taşburundaki tarihi mezarlıkta yatan insanlarımızın anısına, bir anıt dikilmesi fikrini Sayın Başkosolos Hasan Sultanoğlu ortaya koyar. Bu fikir kısa sürede Azerbaycanda hayat bulur ve Taşburun mezarlığında bulunan Kalba İsmailin mezarının üstü şanına yakışır şekilde yaptırılması ve o dönemde Ermenilerin zulüm ve vahşetini yaşayan Azeri Türklerinin anısına bir anıt yapılması kararlaştırılır.
Bu dikilecek anıt bu gün Ermenilerin dünya parlamentolarında Türklerin kendilerine soykırım yaptığı iddialarına karşı da büyük bir cevap olacak nitelik taşıması, önem arz edecektir

 ığdır babek ığdır

karakoyunlu.jpg

TARİHİ BABEK MAĞARASI:Mağara ığdır il merkezine 10 km uzaklıkta karakoyunlu ilçe sınırlarındadır.mağara iki odalı olup turizim açısından oldukça önemli stratejik ve görmeğe değer bir yerdir..odlar yurdunun azeri halk kahramanı olarak bilinen babek abasiler döneminde adaletin tecelli etmediği bu topraklarda bir isyan başlatarak büyük bir bağımsızlık mücadelesi vermiştir . Bu isyana abbasilerin bu adaletsiz tutumundan ve zulmünden oldukça rahatsız olan bölgenin diğer halklarıda (ermeniler farslar ve kürtlerde dahil) büyük destek olarak. abasileri babek öncülüğünde defalarca büyük yenilgiye uğratmışlardır.tebriz merkezli bu harekata nahçivan, vedi, ığdır, erdebilve maku kısacası odlar yurdununun tamamı abasilerin bu haksız zulüm ve istilalarından dolayı babekin bu isyan harekatını tam olarak desteklemesiyle, abbasiler ordusu büyük bozguna uğratılmıştır böylece 832 taribinde babekin gücü en yüksek seviyeye ulaşmıştır...dahasonraları abasiler arap yarımadasının tüm gücünü almak için özbe öz müslüman ve türk olan babek hakında çeşitli iftiralar ve didikodular çıkararak babekin dinsiz olduğunu öne sürmüşlerdir. gittikçe abasiler tarafından çembere alınan babek aras nehrini geçerek araratın eteğinde düzbir ovanın yamacında bulunan bir mağarada kaçak olarak hayatını sürdürmüş ve sonrada afşin tarafından pusuya düşürülüp yakalanarak samara şehrine halife mutasım huzurunda kolları bacakları kesildikten sonra 3 kez iğdam edilmiştir.babekle ilgili arap kaynaklarının tamamı yalan olmakla birlikte araştırma için nizami gencevi ve tuğrul keskin,in eserlerinden yararlanabilirsiniz.

karakayunlu ığdır.jpg

clip_image002.jpg

SELÇUKLU KÜMBETİ: Merkeze yaklaşık olarak 10 km uzaklıkta bulunan bu tarihi yapıt ığdırın çakırtaş_necefali köyünde bulunmaktadır. yapıt oldukça zengin mimari işlemelerin yanı sıra bölgede yapılan her türlü sefer ve etkinlikleride bir not defteri gibi üzerinde barındırmaktadır. Bu yapıt bir çok tahribata uğramasına rağmen hala cazibeliğini korumaktadır.bu eser hakkında resmi kaynaklarda pek çok geniş bilgi mevcut değildir,şayet yapıtın üzerindeki yazılar ve işaretler okutturulursa ığdırın tarihi hakkında daha geniş bilgiler ortaya çıkacaktır.kümbet yeniden elden geçirildiği taktirde bölgenin en güzel ve en önemli tarihi eserleri arasında yerini alacaktır.

kervansaray_1_.jpg

Iğdır il merkezini Asma köyüne bağlayan yolun 25 inci km''sinde bulunan kervansaray, XII. yüzyıl Selçuklu taş işlemeciliğinin en güzel örneklerinden biridir. Sürmari Emiri Şerafeddin Ejder tarafından yaptırılmıştır. Kervansaray, Ba-tum-Tebriz karayolu üzerindeki menzil noktalarından birisi olup, kervanlar Çilli geçidini aşmadan önce burada konakmıyorlarmış. 1988 yılında koruma altına alınan eser, halen harabe halindedir.

korgan_1_.jpg

Kale, Büyük Ağrı Dağı''nın eteklerinde bulunmaktadır. Savunmaya elverişli sarp kayalıklar üzerinde ve kervan ticaret yolunun en iyi şekilde kontrol altında tutulabileceği bir konumda yer alan Iğdır Korganı, XI. yüzyılda Oğuz Türkleri tarafından kurulmuştur. Dağ yamaçlarında "Kız Kalesi" ve onun 200 m. kadar aşağısında "Oğlan Kalesi" adı verilen iki kale kalıntısı bulunmaktadır. Sürmeliden Büyük Ağrı Dağı''na doğru giden ilk çağın kervan yolu, bu iki kale arasından geçer ve Ahura yönünde uzanarak Küçük ve Büyük Ağrı
Dağları
arasındaki Serdarbulak Geçidi''nden Beyazıt''a (Doğubeyazıt) doğru giderdi. Iğdır Korga-nı''nda, o devirlerden kalma bir değirmen harabesi de bulunmaktadır.

igdir azeri.jpg

IĞDIR KAFKAS HALK OYUNLARI, Türk'ün kendisidir. Yöre insanının duygularını, düşüncelerini en içten biçimde sergiler.Bazen bir ordunun atılışını yansıtan sesli bir tablodur. Cihandaki zaferlerimiziaksettiren canlı bir tarihtir. Bazen Türk'ün ölümsüz ruhu için dikilmiş birbağımsızlık anıtıdır. Bazen bir coğrafyadır, yer yüzündeki dağılışımıza,doğal koşullarımıza göre hareket ve ses alır. Çeşitli figürlerle bir destanolmuş, bir deniz kaynayışına ulaşmış, ovada da bir ipek yumuşaklığıylaincelmiştir. Kıskançlığımız onlardadır, yiğitliğimiz onla/dadır,kahramanlığımız onlardadır, neşemiz, sevincirniz onlardadır. Kısaca bütünyaşantımız onlardadır.
Iğdır' da halk oyunlarının çok büyük birönemi bulunmaktadır. Azerbaycan Türk Halk oyunlarının oynandığı oyunlar, hemenhemen günlük yaşantımızda bize iz bırakan bir olaydan esinlenerekyaratılmıştır.Acı, tatlı, hüzünlü, yiğitlik, savaş bazen de aile içindeyaşanılan olayları mimik ve hareketle canlandırmanın en güzel örnekleridir. Bunedenle oyunlar çok canlı ve incelikle oynandığından izleyenlere büyük bir hazvermektedir.

erarvat ararat

Ağrı Dağının Tarihçesi

Ağrı Dağı, jeolojik konumunun yanısıra, tufandan sonra Nuh'un gemisine ev sahipliği yaptığı inanışı dolayısıylaefsanevi kimliğiyle de ön plana çıkan bir dağdır.
Kutsal kitaplarda da adı geçen bu dağ, birçok dilde farklı adlarla anılmaktadır.Bunların başlıcaları, Ararat, Kuh-i Nuh, Cebel el Haris'tir.
Marco Polo'nun yazılarında, hiçbir zamançıkılamayacak bir dağ diye sözünü ettiği bu etkileyici dağın ilk tırmanışı,kayıtlara göre 9 ekim 1829 yılında Profesör Frederik Von Parat tarafındangerçekleştirildi. Dağın ilk kış tırmanışı ise çok daha geç bir tarihte, 21Şubat 1970'de Dağcılık Federasyonunun eski başkanlarından Dr. Bozkurt Ergörtarafından gerçekleştirildi. Bilindiği kadarıyla kalabalık bir ekip halinde denenentırmanışta yalnızca Dr. Bozkurt Ergör zirveye ulaşmayı başardı. İzleyen yıllarda özelliklede 1980'li yılların ikinci yarısında başarılı kış tırmanışlarıgerçekleştirildi. Kış koşulları çok fazla dağcının zirveye ulaşmasına izinvermese de 1980'li yılların yaz aylarında binlerle ifade edilebilecek sayıda yabancıdağcı bu dağı ziyaret etti.
Günümüze kadar Ağrı Dağı'nın solo kışçıkışı yapılmamıştır. Dağın coğrafi konumu nedeniyle çok sert fırtınalarahedef olması ve hızla değişebilen hava koşulları nedeniyle, kış aylarındayapılacak bir solo tırmanış halen dağcıların önünde başarılamamış bir hedefolarak durmaktadır

aug27041_1_.jpg

Iğdırın Tarihçesi

Kars iline bağlı bir ilçe iken, ekonomik,sosyal ve stratejik özellikleri dikkate alınarak, 27.05.1992 tarih ve 3806 sayılı kanunhükmünde kararname ile Türkiye'nin 76. ili olmuştur. Doğu Anadolu Bölgesinindoğusunda yer alan ilimizde, asırlar boyu birçok medeniyetin ve uygarlıkların hükümsürdüğü, bıraktıkları tarihi kalıntılardan anlaşılmaktadır. Günümüze kadar;Urartular, Sakalar, Moğollar, Sasaniler, Selçuklular, Karakoyunlular ve Osmanlıİmparatorluğu'nun kültürleri ilimizde hayat bulmuştur ve izleri hala yansımaktadır.14 Ekim 1920 tarihinde Kazım Karabekir komutasındaki ordumuz tarafından Ermeniişgalinden kurtarılarak anavatan topraklarına katılmıştır. ğdır ile ilgili olarakbugüne kadar yapılan çeşitli arkeolojik ve prehistorik (tarih öncesi) araştırmalar,bölgedeki yerleşmelerin insanlık tarihi kadar eski olduğunu, bölgenin bir çok medeniyete ve uygarlığa beşiklik ettiğini ortaya koymaktadır. Iğdır Ovası'ndabulunan kara obsidiyen taş aletlerle, çakmak taşından yapılmış aletler, mezolitik(yontma taş) devrin bölgede de yaşandığını göstermektedir. Bölgenin ilk yerleşikkavmi, MÖ. 5000-4000 yıllarında Orta Asya'dan geldikleri kabul edilen, bugünkü Azerbaycan, Sürmeli Çukuru ve Doğu Anadolu'da yerleştikleri sanılan HURRİLER'dir.Hurrilerden sonra, MÖ.. 3000-2000 yıllarında MİTANNİLER, ETİLER, ASURLAR,KİMMERLER, MEDLER, PERSLER, SÜMERLER ve SUBAİLER gibi kavimlerin Orta Asya'dan gelerekAğrı Dağı yamaçları, Aras Nehri Havzası ve Doğu Anadolu'da ikamet ettiklerisanılmaktadır. Bölge daha sonra sırasıyla; URARTULAR, İSKİTLER, SELEVKOSLULAR,ARSAKLILAR, SASANİLER, ARAPLAR, BİZANSLILAR, SELÇUKLULAR, MOĞOLLAR, ÇİNGİZLER,İLHANLILAR, CELAYIRLILAR, KARAKOYUNLULAR, AKKOYUNLULAR ve SAFEVİLER' İN elinegeçmiştir.Yavuz Sultan Selim'in 1514'te Çaldıran Savaşı'yla Safevileri yenmesiylebirlikte bölge de Osmanlı idaresine girmiştir. Osmanlıların 1583'te Revan'ı (Erivan)fetihlerinden sonra, bugünkü Iğdır, Tuzluca ve Aralık ilçelerinin idaresi"Aralık Kazası" adıyla Revan Eyaleti'ne bağlanmıştır. İranlılarlayapılan savaşlar sonunda imzalanan 1736 tarihli İstanbul Antlaşmasından sonra 1827'yekadar İRAN idaresinde kalan bölge, 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı (93 harbi) sonunda 42yıl Rus işgaline maruz kalmıştır. 1917 Ekim Devriminden, Bolşevik İhtilali sonraiçine düştüğü siyasi bunalımdan kurtulamayan Rusya'nın diğer devletlerleBrest-Litovks muahedesini imzalamasıyla bölge, tekrar Türklere geçmişse de 30 Ekim1918 tarihli Mondros Mütarekesiyle Türk orduları bölgeden çekilince bölge Ermeniler'in mezalimine sahne olmuştur. Nihayet, 14 Kasım 1920'de 15. Kolordu Komutanı KazımKarabekir komutasındaki kahraman Türk ordusunca bozguna uğratılan Ermenilerin ArasNehri'nin kuzeyine püskürtülmesiyle birlikte, Iğdır ve çevresi de kesin olarak Türkiye'nin mukaddes topraklarının ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Nitekim,Iğdır'da 14 Kasım tarihleri ilin düşman işgalinden kurtarılışının yıldönümü olarak her yıl törenlerle kutlanmaktadır.

aug27044_1_.jpg

ARAS TÜRK HÜKÜMETİ :Türk ordusunun dağıtılmasını ve Tüek vatanının işgalini gerçekleştiren mondros mütarekesi ile birlikte üç sancakta gelecek günlerin neler getireceği büyük endişelerle takip edilir hale geldiği günlerde bu defa nahçivan dan Revan dan Şerurdan Ecmiyadizm den ve sürmeliden gelen millet temsilcisiatalarımız büyük Türkler 3 kasım 1918 günü Kamerli de toplanarak milletin kaderini üstlenmek amacı ile ve yörelerinde egemenlik kurabilmek üzere Aras Türk Hükümeti adı altında devletleşme yoluna gittiler.Başkanlığa Emir Bey Ekberzade getirildi.Milli savunma Bakanlığına Cihangirzade İbrahim bey,Maliye bakanı olarak Kamber Ali Bey Benanyari İçişleri bakanı olarak Bakır Bey Rızazade Dış işleri bakanı olarak Hasan Ağa Safazade Adalet bakanı olarak Mehmet Beyzade Şeyhülislam olarak Mirza Hüseyin Mirza Hasanzade ve sonradan Müfti Hoca Ekit görevlendirildiler.Aşiret reisi Gneral Ali Eşref Bey de hükümetin koltuksuz üyeliyine seçilmiştir.Bunun dışında 5kasım1918 de Kars yöresinde Güney Batı Kafkas Geçici Hükümeti oluşturulmuştur.Hükümeti oluşturan kişiler; Borçallı Kepenekçi(kepenekli)Emin Ağa Kağızmanlı Ali Rıza (Ataman) bey Sarıkamışlı Piroğlu Fahrettin(erdoğan) Karslı Sarı SalihoğluMuhlis(Ataman) bey ve Karslı Mamiloğlu Tevhüddün Bey adındaki kişiler oluşturmuştur.


baku3_1__1__1_.jpg

ığdır mezarlıklarında gördüğümüz bu tarihi mezar taşları ayrıca karakoyunlu melekli taşburun dize cennetabat yaycı küllük hakmehmet kuzeyden kasımcan oba alikamerli amarat necefali kadıkışlak kızılzakir gibi küylerimizin yanısıra_ nahçivan ve iranın güney azerbaycan eyaletinde bulunan türklere ait koç başlı mezar taşları

dersayfa1_1__1_.jpg

NEVRUZ:Türk dünyasının ulusal şenlik bayramıdır nevruz bir varoluş yeniden diriliş harekatıdır.nevruz türk dünyasının il dönümüdür.tüm islam aleminde kutlanan bayramlar içerisinde türk kültürünü ait tek bayram nevruz bayramıdır.NEVRUZUNUZ MUBAREK

evp3_2__1_.jpg

ÖZ TÜRKÇE
Pozmaq istemirem, men birlikleri.
Insanlıq birliyi idealımdır
Qardaşlıq, yoldaşlıq, ebedi barış
Dünyada en böyük arzularımdır!

Ancaq bir sözüm var:
Mende insanam!
Dilim var, xalqım var, yurdum-yuvam var!
Yerden çıxmamışam göbelek kimi!
Adamam, haqqım var, elim-obam var. "
Azerbaycanlılar dilde son derece muhafazakardırlar. Ve dilin üzerine titreyip onu son derece kıskanırcasına severler. Onların bir dil kompleksleri olmadığından bir dil devrimine de lüzum görmemişlerdir. Yani feodalizm ve burjuva dönemlerinde kullandıkları dili sosyalizmde de kullanmakta bir mahzur görmemişlerdir. Bunu birkaç kelime ile örneklendirirsek daha iyi ve açık bir fikir vermiş oluruz. Azerbaycan Türkçe'sinde inkılap sözcüğü, bizde inkılap, ihtilal ve nihayetinde devrim; onlarda nazır, bizde nazır, vekil ve bakan; onlarda riyaziyat, bizde riyaziyat, matematik; onlarda hesap bizde hesap ve sonra aritmetik; onlarda elifba, bizde elifba, alfabe ve şimdi abece vs... örnekleri çoğaltmak mümkündür. Azerbaycanlı şair ve yazarlar eserlerinde yerli ve yabancı olup olmadığına bakmaksızın mümkün olduğu kadar çok ve çeşitli kelime kullanmaya gayret ederler. Şair ve yazarların en önemli vazifelerinden bir tanesi de konuşma ve yazı dilini kavram ve kelime bakımından zenginleştirmektir. Bu yüzden Azerbaycanlı şair ve yazarlar canlı dilde yaşamayan ölü veya pasifize olmuş ancak mazideki eserlerde mevcut kelimeleri de kullanıp dili zenginleştirme çabası içerisindedirler. Onların faydalandığı bir diğer kelime kaynağı ise yaşayan ağızlardır. Azerbaycanlı sanatkarların bu çabası edebiyatta hem dil, dolayısıyla üslup yeknesaklığını kırmakta, hem konuyu daha iyi anlatma, açıklama, ifade etme kabiliyeti vermekte, hem dili ahenk, musiki, ses ve mana yönünden renklendirmekte, zenginleştirmekte, ona nüans kabiliyeti kazandırmakta, hem lügatin yani dilin zenginleşmesine katkıda bulunmakta ve hem de kelimeleri yaşatıp geçmişteki eserlerle bağlantıyı sağlamaktadır. Azerbaycanlı sanatkarlar ve bilim adamları dil meselesini zaman zaman ülkelerine davet edilen veya memleketimizden oraya giden sanatçı ve aydınlarımızla tartışmışlardır
Sovyet İmparatorluğu döneminden kalma alışkanlıklardan biri kentin her yanının heykellerle donatılmış olması. Hem yazılı, hem sözlü çok zengin bir edebiyat birikimi olan Azerbaycan Türkleri, Kadı Burhanettin, Erzurumlu Darir, Nesimi, Abdülkadir Meragi, Kurbani, Fuzuli, Genceli Nizami gibi bestekar, şair ve yazarların heykellerini kentin dört bir yanına oturtmuşlar. Elbette, bir milletin geçmişteki büyüklerini unutmaması gerek. Törelerini, büyüklerini unutanların tarihte yok oldukları biliniyor. Güney Azerbaycan' kesiminde Türkçe yayın yasaklandığından, burada yaşayan Azeri şair ve yazarları (Şehriyar, Samed Behrengi, Mirza Ali Muciz, Etimad, Ali Tude, Tebrizli Ali) yapıtlarını Farsça yazdılar. 1920 yılında Sovyet İmparatorluğu'nun bir parçası olan Azerbaycan, 1939 yılında Kiril alfabesi kullanmağa başladı. Bahtiyar Vahapzade, Resul Rıza, Osman Serıvelli, Süleyman Sani Ahunbay, Seddar Ahundov gibi edebiyatçılar eserlerini Kiril alfabesiyle yazdılar.
BABEK

güven gazete için tıkla

yeşil ığdır haber

may19286.jpg

may19303.jpg

a_.gif

IĞDIR AĞRI DAĞI EFSANESİ

Efsaneye göre orta Asyada odlar yurdunun tam ortasında başı dumanlı bir dağ varmış,bu dağın sinesinde beslediği Bakühan, Tebrizhan, İrevan ve Erzurumhan adlı dört yiğit oğlu varmış.Bu yiğit oğullar zamanla Ağrının ak sütüyle büyüyerek bu dağın dört eteğinde dört beylik kurmuşlar . Gün döndükçe büyümüşler çoğalmışlar yurt alıp yurt bağaşlamışlar topraklarına toprak katıp dünyaya nam salmışlar.Fakat büyümenin yanında birbirlerinden de kopmuşlar. Bir zaman olmuş ki! En küçük kardeş olan İrevandan bir haber alamamışlar.Büyük kardeş Tebrizhan dünyanın dört bir yanına haber salsa da İrevandan hiçbir haber alamamış. Tebrizhan bu durumdan kendilerinin suçlu olduğunu düşünerek durumu Ağrıya anlatmaya karar vermiş . Uzun bir yolculuktan sonra üç kardeş anadağ Ağrının eteğine vararak diz çöküp oturmuşlar.Hep bir ağızdan ey yüce Ağrı sinesi dağlı Ağrı söyle bize küçük kardeşimiz İrevan nerede ? Demişler.
Vakarlı yüce Ağrı içini derinden çekerek men size demedim mi? Birbirinizden ayrılmayın amandı, gariplik çok çetindi yamandı demiş. Ama kendisi gibi oğullarınında üzülmesine dayanamayıp tez elden güney Azerbaycandaki Savalan gardaşıyla batı Azarbaycandaki Alagöz bacısına haber göndermiş Alagöz bacısı her ne kadar İrevanın talan edildiğini ve esir düştüğünü bilsede biraz ümitvar konuşarak onu bulmanın bir tek sırrı var oda Tebriz, Bakü, Erzurum halklarının yeniden birleşip her zaman özü bir, sözü bir tek vucut, tek yumruk olmalarına bağlıdır. Eyer onlar gayret edip tek yumruk olmayı başarırlarsa ben İrevan gardaşı tekrar size bağışlayarak yüce ağrıya bir kere tebessüm edeceğim. O zaman bilin ki! İrevan gardaş çıkıp gelecek ve o zamadan bu yana Tebriz, Bakü ve Erzurum halkları her kucaklaştıklarında gözlerini hep Ağrı ve Alagöz dağlarına dikerler

Şehriyar kültür otağı

igdir_.jpg

AĞRI DAĞI
Hasretinden ah çekerem ağlaram
akar gan göz yaşım üzüme ağrı
olacağ o günkü bağrında yatam
sataşa gözlerin gözüme ağrı

hudut bizi senden ayrı salıptı
gönül fezasını niskil alıtı
sende nuh gemisi nahan galıptı
türkem bir gulak ver sözüme ağrı

sensen türk halkının kutsal nişanı
şöhretin bürüyüp bütün cihanı
seni tanımayan alemde hanı
duruşun kudrettir dizime ağrı

savalan gardaşın sehend sırdaşın
içerin od alav gar buzdur başın
cütsen tek deyilsen var arkadaşın
sürmedi toprağın gözüme ağrı

türkiye güneşi senden doğulur
eteğinde cevanların yoğrulur
çeşmelerin tarih boyu sağılır
tat tuzsan sazıma sözüme ağrı

güneyden gözler gözleerim seni
bulutlar kaybeder herden zirveni
türk ülkeler bütün türkler veteni
sultansan dağıma düzüme ağrı

seni eyip türklerin hicran gemi
sende garar tapıp nuhunan gemi
zirven arşa dayağ eteğin zemi
heyranam sendeki dözüme ağrı

odlusan içerin ateşle dolu
sende olmuyup namerdin yolu
bütün yar yamacın çiçekler kolu
etrini sevipdir izime ağrı

bilin ey cemaat ürek sözümü
sizzer arz ederem dağlar dözümü
ayrılık kemendi çekip dizimi
yandım bir su çile közüme ağrı

rızayam dolannam başına birde
gönlüm sende galıp gözüm iğdirde
eşkin meni salı bir yaman derde
ağlaram şem kimi özüme ağrı
Rıza Mahmoudi Tahran

igd-asu4.jpg

İKİNCİ ARMAĞAN'DAN
Bulud Karaçorlu SEHEND



Men demirem "üstün nejaddanam men",
Demirem ellerim, ellerden başdı.
Menim mesleğimde, menim yolumda
Milletler hamısı dostdu, kardaşdı.

Çapmak istemirem men hiç milletin
Ne dilin, ne yerin, ne de emeğin
Tahkir etmeyirem, hedelemirem
Geçmişin, indinin , ya geleceğin.

Men ayırmayıram, ayrı salmıram
Kardaşı kardaşdan, arvadı erden
Ananı baladan, eti tırnakdan
Üreği ürekden, kanadı perden

Bozmak istemirem men birlikleri
İnsanlık birliği idealımdır
Kardaşlık, yoldaşlık, ebedî barış
Dünyada en büyük arzularımdır.

Ancak bir sözüm var, men de insanam
Dilim var, halkım var, yurdum-yuvam var.
Yerden çıkmamışam göbelek kimi,
Adamam, hakkım var, elim-obam var.

Kul yaranmamışam , yarananda men
Heç kese olmaram ne kul, ne esir
Kurtuluş asrıdır, insana bu asr
Esir olanlar da buhovun kesir (keser).

http://www.hardasan.com/

_gd_r_azer_.gif

im_a0075_1_.jpg

IĞDIR da Gördüklerim

Bakın neler yazdım okuyun beyler,

Doğuda Iğdırlı kardeşler gördüm,

Muhabbeti benim gönlüm hoş eyler ,

Azeri kökenli soydaşlar gördüm.


Koskocaman Ağrı Iğdıra bakar ,

Aras şarıl şarıl Iğdırdan akar,

Iğdırda başlayıp ta Çine kadar ,

Nevruzda yakılan ataşlar gördüm


Mazisine baktım şanlı mı şanlı ,

Devletinden taraf yanlı mıı yanlı ,

Gördüm insanını hep delikanlı ,

Sözünün sahibi erdaşlar gördüm .


Iğdıra yakışan sözler s öyledim,

Ben gidince kalan izler eyledim.

Çok fazla yabancı yüzler görmedim,

Bazen Erzurumlu dadaşlar gördüm.

30.03.2002 Saat: 09.15

Kemal YILDIZ ERZURUM

savalan_tal_bl_.jpg

Tahir TALIBLI ŞİİRLERİ - BAKU
AZERBAYCAN

BU NE GÖÇ HA GÖÇDÜ

Kime çörek verib,kelek görübsen,
neçe diz katlayıp,bilek büküpsen,
her karış torpaga kürek veribsen,
Bu ne köçhaköçdü,a Talıf oglu?

giymiş ayagına demir çarıgı,
çatıb bir-birine ovayı-dagı,
axiret eyyamı,ixtiyar cagı,
Bu ne köçhaköçdü,a Talıf oglu?

yaxşıdan keçirsen,pisden keçirsen,
geçilmez yolları,hirsnen keçirsen,
Altaydan adlayıb,kars'dan keçirsen,
Bu ne köçhaköçdü,a Talıf oglu?


ne evvelin belli,ne sonun belli,
sürülü yaylaqlı,naxırlı,kelli,
zemili,xırmanlı,sünbüllü,velli
Bu ne köçhaköçdü,a Talıf oglu



bir yurd Canbaxcadı,bir yurdda Şıxlı,
alnın düyünlüdü,yolun açıqmı?
zurna-balabanlı,toylu-aşıqlı
Bu ne köçhaköçdü,a Talıf oglu

comerd yaşayıbsan,mert dolanıbsan,
ele yurd deyibsen,yurd dolanıbsan
nedi,bu dünyanı dörd dolanıbsan,
Bu ne köçhaköçdü,a Talıf oglu


gör nece bürüdü duman dagları,
yaman daglanıbdı şaman dagları
Vallah eridecek güman dagları
Bu ne köçhaköçdü,a Talıf oglu
Bu ne tufandı




BİR ŞEHRİN ÜSTÜNE HAZAN İNİYORDU

Yapraklar yaralı esgerler kimi,
sipere yatırdı,yere sinirdi,
ixtiyar dagları,qübar alırdı
Bir kendin üstüne payız enirdi,

belke de qızılı rengden qızınıb,
qelbimde qeriblik gümüldenirdi,
sevincden yazınıb,qemnen yazınıb,
Bir kendin üstüne payız enirdi,

şır-şır bulaqların gözü yol çeker,
bir de ki,borclunu,borclu sag ister,
ürEyim bu payız bir vaqon teki,
öten qatarlara qoşulmaq ister,

keçirdi gözlerim önünden bu an,
neçe burulganlar,neçe axınlar,
yadıma düşürdü yaxın uzaqlar,
yadımdan çıxmırdı,uzaq yaxınlar

..Toruna düşmüşdü söyüd küleyin,
asıla qalmışdı gur saçlarından,
bir kendin üstüne payız enirdi,
yapışa-yapışa agaclarından 1974

SAVALAN TALIBLI BAKU

ŞAİRİN DİĞER ŞİİRLERİ İÇİN
LÜTFEN AŞAĞIDAKİ LİNKE
TIKLAYINIZ

http://wwwtaliblitahir.azeriblog.com/

AZTV RADİO CANLI DİNLE

siyasiler ne yapmalı

siyasiler ne yapmalı
iran boralan kapısını açmalı
ığdırı asyanın eylence ve turizm merkezi haline getirmeli
ığdırı asyanın ticaret merkezi haline getirmeli
tarım ve hayvancılık artık para etmiyor bu konuyu artık gündemden düşürmeliler
vali yolumuz iran azerbaycanın dinlence merkezi olmalı

azerbaycan ığdır igdir

igdir

GÜNAY DAĞLI YAZILARI İÇİN TIKLAYINIZ

Tahir TALIBLI aztv radio

dsc0923uo6_1_.jpg

Haydar Aliyev anısına tırmanacaklar!
Iğdırlı 6 dağcı, 6-12 Mayıs tarihlerinde Azerbaycanın kuba şehrinde bulunan ŞAH DAĞI Kızılkayalar bölgesinde yer alan 3 bin 700 metre yükseklikteki Haydar zirvesine tırmanış yapacak

Türkiye Dağcılık Federasyonu Iğdır Temsilcisi Coşkun Oluz, Azerbaycan'a hareketleri öncesinde gazetecilere yaptığı açıklamada, Azerbaycan'ın merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev'in doğumunun 85. yıl dönümü nedeniyle Azerbaycan'da düzenlenen kutlama etkinlikleri çerçevesinde, Kızılkayalar bölgesinde yapılacak tırmanışa davet edildiklerini söyledi.

Oluz, kendisiyle birlikte, Hasan Doğan, Sevcan Akay, Mustafa Salman, Yasemin Ekinci ve Gönül Güveli'nin İran üzerinden Azerbaycan'a geçeceklerini belirterek, ''Haydar Aliyev anısına, Azerbaycan Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın organize etmiş olduğu Kızılkayalar bölgesindeki tırmanışa davet edildik. Amacımız başarılı bir tırmanış gerçekleştirerek, Türkiye'ye dönmek'' dedi.

Oluz, son olarak, 6 dağcının üzerlerinde Atatürk'ün resmi olan ve altına, ''Azerbaycan'ın sevinci sevincimiz, kederi kederimizdir. Biz bir millet iki devletiz'' yazılı tişörtler giyeceklerini sözlerine ekledi.
04 Mayıs 2008 , 16:00 AJANSSPOR

WWW.KASPİ.AZ

tıkla bak çok önemli

erarvat ararat.jpg

ARARAT(ERARVAT):ığdır ovasının güneğinde yükselen bu dağ ülkemizin ve avrupanın en yüksek dağı olamkla birlikte dağcılık (alpinizm, klimatizm) turuzimi bakımından en yüksek potansiyele sahiptir,bu dağ dağcılık sporu ile uğraşanların aradığı bütün özelliklere sahiptir.Ağrı dağını en kolay tırmanış rotası olarak bilinen Aralık güzergahı fikret ünlü rotası, çıkışın başladığı yere kadar motorlu araçlarla gidilebilmesi, dağcılar açısından çok önemli olan su sıkıntısının olmaması ayrıca rota boyunca bir çok tarihi eserlerin kız kalesi oğlan kalesi korhan kalesi artaksiyaslılardan kalma mezar taşları değirmen kalıntıları,meteor çukuru,zerdüş tapınağı,ve mağaraların bulunması büyük bir avantajdır.bilindiği gibi ağrı dağının toplam 4 çıkış rotası bulunmaktadır.bunlardan 3 tanesi (fikret ünlü rotası,korhan rotası,küpgölü rotası) ığdırda 1 tanesi ise doğubeyazıtta bulunmaktadır.dağcılık açısından en kolay rota olarak bilinen aralık rotası şimdilik yabancı uyruklu dağcılar hariç sadece ülkemiz dağcılarına açıktır.diğer tırmanış rotaları ise yerli yabancı tüm dağcılara açıktır.kutsal kitaplarda belirtildiğine göre adem ile havvanın yaşadığı irem bahçesi bu dağı kuzeyinde aras ırmağı vadisinde bir yerdedir.yine bir rivayete göre nuh tufanı öncesinde hz. Nuh ve beraberindekilerin bindiği gemi sular çekilince bu dağda karaya oturmuştur.
Dolayısıyla ağrı dağı yurdumuzun kutsal dağlarından biri sayılmakta ve batı dünyası tarafından oldukça iyi tanınmaktadır .ermeniler bu dağa masis iranlılar kuhi nuh araplar cebelil haris demektedirler,Ararat ise özbe öz azeri türkçesinde bi kelime olup ERARVAT sözünden türetilmiştir bilindiği gibi bu dağın dört etrafında tebriz,nahçivan,irevan, maku,ığdır, kars, ağrı(karaköse) erzurum ve ardahanda , yaşayan azerbaycan türkleri bu dağa çift olduğu için büğüğüne ER küçüğüne ise ARVAT, ERARVAT yani KARIKOCA ismini takmışlardır...

ER-ARVAT (ARARAT DAĞI)

Bu kutsal vatanın topraklarında,
Yükseliyor arşa kadar Er-arvat,
ermeniler her gün sayıklarında,
masis diyorlar sana Er-arvat.

Türkler seni benzetti karı kocaya
Adını koydu er_arvat başın ucaldı semaya
Türklük burdan yayıldı asya ve avrupaya
Sıkışınca başın savalan gelecektir haraya

Doğudan yükselen batmaz güneşsin,
Dünyada bir tane varmı bir eşin,
Sen Türk'ün mülküsün Türk'le özdeşsin,
Türk dünyası hayran sana Er-arvat.
Kemal YILDIZ ERZURUM


ığdır bakü tebriz ve irevan kültürü için tıkla

savalan.?

doruk erdener

ığdır iydir idir

IĞDIR GÜNISI

ığdır melekli

Kars Rehberi ve Radyosu
tıkla

ığdır izcileri: tıkla

http://www.tabriz.com/

http://www.urmia.sevgisi.com/

k_76_1_.jpg

Iğdır Adının Kaynağı

Iğdır'ın adı; 24 Oğuz boyundan 21.sayılan İç-Oğuzlar Üç-Ok koluna mensup Oğuz Han'ın altı oğlundan biri olanCengiz ALP'ın en büyük oğlu olan 'Iğdır Bey' den gelmektedir. Bu boyun ilkbaşbuğ'u Iğdır Bey'dir. Iğdır, kelime olarak 'iyi, büyük, ulu, yiğit başkan vebahadır' gibi anlamlara gelmektedir

meteor.jpg


KARAKOYUNLU METEOR ÇUKURU: ığdır il merkezinden yaklaşık 42 km uzaklıkta karakoyunlu korhan yaylası sınırları içerisinde yer alan bu çukur göktaşının düşmesiyle meydana gelmiş önemli bir cazibe merkezidir. Çukurun etrafında bir çok işlenmiş taşlara da rastlamanız mümkündür.zengin doğa manzarasıyla ve dünyanın hiçbir yerinde rastlayamayacağınız çiçek florasıyla bir renk cümbüşü olan bu yer aynı anda üç devleti görme (iran,nahçivan,ermenistan gibi) imkanıda sunuyor sizlere fotoğraf düşkünleri ve yürüyüşü sevenler içinde ideal bir yerdir..

k_ltepelr.jpg

KÜLTEPE (URARTU TEPELERİ) merkeze bağlı melekli kasabası sınırları içerisinde bulunan bu tarihi mekanda 1913 yılında yapılan kazılarda bir urartu mezarlığı ortaya çıkarılmış ayrıca bir çok süs eşyaları, silehlar ve mühürler bulunmuştur.
Halk arasında kara kireler yada ağrının etekleri olarakta adlandırılan bu tepeler aynı zamanda temiz bir hava solumanın güzel bir manzara seyretmek isteyenlerin arabayla 10 dakikada gidebileceği bir yerdir.tepeden ağrı dağı istikametine doğru ilerledikçe dağ lalesi , kekikotu,papatya,nane ,kaplunbağa,tavşan,keklik,kurt,yılan,bukalemun,kirpi,ve diğer yabani hayvanların yanı sıra bir çok oldukça eski tarihi mezarlarada rastlayabilirsiniz.

taşburun kutsal_su .jpg

BULAKBAŞI: Yöre halkı tarafından karasu çayı yada ahura mazda kutsal su olarakta adlandırılan bu mesire ve piknik yeri ığdırın taşburun nahiyesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Bu çayın çevresi çok güzel doğa manzarası sunmakla beraber,ayrıca su samuru su kaplunbağaları ve zengin kuş çeşitleriyle sizleri adeta büyüler.ayrıca burada tatlı su balığıda avlanmanız mümkündür...

eldeniz.jpg

GÖKÇELİ ŞEHİT AĞACI:Karakoyunlu ilçesi gökçeli köyünde bulunan bu tarihi ağaç bir türk subayı için kendini feda eden ELDENİZ adlı bir azeri türkünün anısına türk subayı tarafından diktirilmiştir,ağaç yöre halkı tarafından kutsal olarak benimsendiği için kesinlikle bir dal dahi koparılmaz, onun etrafında kötü söz konuşulmaz gibi inançlar mevcuttur.ilk baharda bu ağacın dallarından şehit kanı dediğimiz kanlar akmaktadır.ağaç yöre halkı tarafından özellikle Cuma akşamları ve ilkbahar aylarında ziyaret edilir..

haliki_lak.jpg


HALIKIŞLAK:Iğdır ili tuzluca ilçesine yaklaşık 15 km uzaklıkta olan bu köyümüz ermenistan sınırına oldukça yakın olmakla birlikte eskiden prinç üretiminin en yoğun olduğu yer olarak bilinmektedir piknik ve mesire yeri olarak gidebileceğiniz en güzel yerlerden birisi olarak diyebiliriz sislere...

tuzluca.jpg

tuzluca_tuz_ma_aralari.jpg

TUZLUCA MESİRE YERLERİ: Doğu Karadeniz yaylalarını andıran bu ilçemizde doğal güzelliklere , tabi su kaynaklarına,zengin çiçek çeşitlerine balık ,yabani hayvan türleri, işlenmiş taş parçaları ve tarihi kalıntılara rastlamanız rastlamanız mümkündür.bunları hamurkesen kelekli, çiçekli,üçkaya (akdiz) gaziler demirsıkan, tuzluca tuz mağaraları,tekaltı dağı,karataş,köroğlu mağarası ve setterhan tepesi (karataş) olarak sıralayabiliriz..

igdir melekli.jpg

KOŞBAŞI MEZAR TAŞLARI:Iğdır ovasının hemen hemen bütün eski mezarlıklarında bulunan bu bu koç taşlar karakoyunlular döneminden kalmıştır koç şeklinde işlenmiş bu mezar taşları yiğit, kahraman, adaletli,ve genç yaşya ölen kişilerin mezarlarına dikilirdi bu mezar taşlarının en güzel işlenmişlerine karakoyunlu ve meleklide rastlayabilirsiniz.bu taşalra ığdırın yanısıra aynı zamanda tebriz nahçivan bölgelerindede rastlayabilirsiniz ..

imperiaflex_0_0_0_1__1__1_.jpg

ığdır aras.jpg

ARAS NEHRİ:yörede bu nehirle ilgili çeşitli efsaneler anlatılmaktadır.kimi yazarlar asırlar boyu tek dili konuşan bu coğrafyayı bir tek vucuda benzeterek aras nehrini ise bu vucudun kan damarlarına benzetmiştir,kimi şairler onu ayrılıkçı vaist olmakla suçlamış,kimileride arası birbirinden ayrı düşen halkların göz yaşlarının oluşturduğu kutsal bir nehir olarak nitelendirmişlerdir.bu bölgedeki türkler özelikle culfa nahçivan bölgesinde yaşayan türkler her yıl nevruz bayramında bu nehrin etrafında toplanarak bayramlaşıp hasret giderirler, nehre göz yaşı akıtarak ayrılığın ne denli acı olduğunu vurgulayarak ağıt yakıp arasa seslenişte bulunurlar, bu gelenek geçmişten yakın günümüze kadar hala dize köyü il irevanın halçalı köyü arasında aras nehri sed üzerindede yaşatılmaktaydı geçmişte olduğu gibi günümüzdede her yıl nevruz bayramlarında dize ve alican sınırları yöre halkı tarafından ziyaret akınına uğramaktadır...

zerd__.jpg

ZERDÜŞ TAPINAĞI:Ağrı dağı korhan yaylası mevki ahura buzulu aşağısında bulunan bu tarihi yapıt hakkında resmi kaynaklarda bir açıklama bulunmamakla birlikte yöre halkı tarafından kilise veya zerdüş tapınağı olarak adlandırılmakttadır.

hakmehmet.jpg

HAKMEHMET ZİYAREGAHI:yine resmi kaynaklarda herhangi bir geniş bilgiye rastlamamakla birlikte yöre halkı tarafından kıral muhammed ve oğlunu mezarı yada ziyaretgah olarak adlandırılmaktadır yöre halkı tarafından kutsal mekan olarak bilinen bu yapıt her yıl muharem ayında aşura günü ziyaret akınına uğramaktadır

a_ura.jpg

spor_2_057_1_.jpg

ŞEHRİYAR KÜLTÜR OTAĞI TAR DİNLETİSİ:11 nisan 2005..katılımcılar ist ünv.huk.fakültesinden Doç.Dr Yener ÜNVER Doç DR Ali kemal YILDIZ,Bahçeşehir ünv.Prof.Dr Timur DEMİRBAŞ ANAYASA MAHKEMESİ RAPAORTÖRÜ Osman CAN DEVAMI.........

im_a0092_1__1_.jpg

Doğu Anadolu Bölgesinin Erzurum-Kars bölümünde yer alan İlimizin kuzey ve kuzeydoğu sınırını Aras Nehrive bu nehrin yatağı boyunca geçen Ermenistan sınırı teşkil eder. Bölgenin doğu vegüneydoğusunda Nahçıvan ve İran, güneyinde Ağrı İli, batı ve kuzeybatısındaise Kars İli yer almaktadır. Yüzölçümü 3539 Km²yi bulan ilin, Ermenistan ilehududunu boydan boya Aras Nehri teşkil etmektedir. Bölgenin, yaklaşık %74üdağlık, %26 sı da ovalık araziden oluşmakta olup, il genelindeki en önemliyükseltiler Büyük ve Küçük Ağrı, Zor, Durak ve Pamuk Dağları’dır. En önemliakarsuları ise Aras ve Karasu nehirleridir. Yazları sıcak ve kurak, kışları isesoğuk ve rutubetli bir mikroklima iklime sahip olan Iğdır;ın jeolojik yöndenyapısı alüvyoniktir

nbabek_1_.jpg

IĞDIRIN BİLİNMEYEN YÖNLERİ: 1920 li yıllarda anadoluda lise mezunu zor bulunurken erivan nahcivan ve tebriz üniversitelerinden mezun olan azeri türkleri BOLŞEVİK ZULMÜNDEN kaçarak ığdıra yerleştikten sonra ığdırın simasını nasıl değiştirdiler.neler yaptılar hangi imalatları kurdular,1920 li yıllarda ığdırda yaşam nasıldı doğu illerinin çoğunda sinema yokken ığdır ve köylerinde kaçtane sinema vardı,ülkemiz bir somunu bile dışardan ital edrken ve anadolu insanı gazozla tanışmadan önce ığdıra gazoz dondurma çeltik buz fabrikaları hangi ığdırlılar tarafından kurulmuştu?hasanhan köyünden topluca göç edip amerikaya yerleşen hasanhan azeri türkleri amerikada nerelere kadar geldiler ABD nin en zengin mücevher kralı ığdırlımı?????çok yakında bu soruların cevabını sitemizde bulabilirsiniz

balahana_2__1_.jpg

BALAHANA:Iğdır yöresine ait bu yöresel ev çeşitleri halk tarafından balahana olarak adlandırılmaktadır bu ev türlerine ayrıca tebriz nahçivan maku irevan kars ardahan bölgelerindede rastlamanız mümkündür. Günümüz türkçesinde dubleks anlamına gelen bu evler babanın oğul evlendirmesiyle mevcut evin üst katına bir kat daha eklenmesiyle oluşmaktadır.balahanalar azeri türklerinde nufus planına önem verildiğinin bir göstergesi olarak nitelendirilmektedir...

berdaq_1__1_.jpg

TEREKEME:
Azerbaycan coğrafyasının yüksek
kesimlerinde tarım ve hayvancılıkla
uğraşan azerbaycan halkının bir
parçasıdır oyunlarıyla meşhur bu
halk zaman zaman azerbaycandan
anadoluya göç ederek ığdır Kars
ağrı bitlis ve van yöresinede yerleşmişlerdir.terekeme oyunu:
kadın ve erkeğin birlikte
yürüttüğü iki kişilik oyundur. Ayrı
havası vardır. Musikîsi,
Bayburt bar havalarından sayılır.
Terekeme, tarihi yüzyılların
derinliğiyle bilinen Türk
boylarından biri olup, Türk
adı kelimenin yapısında vardır.
Terekeme
oymağı, şimdi Kars ve havalisinde yerleşiktir. Oralarda Terekeme
oyununun tek kişiyle oynandığı
da oluyor.

bigandsmallagridagimountains_1__1_.jpg

Iğdır'ın Göğe Uzanan Eli: Ağrı Dağı
Evliya Çelebi'nin Türkmen yaylağı ,Marco Polo'nun hiçbir zaman çıkılmayacak bir dağ diye sözünü ettiği AğrıDağı'nın uzaktan mavimsi bir görüntüsü var. Başında kardan beyaz şapkası…Gökyüzüyle, bulutlarla dost Ağrı Dağı… Bir de yavrusu var bu dağınkanatlarının altında: Küçük Ağrı Dağı…
Ağrı Dağı için, "Ararat" adı dakullanılır. Ermenice bir kelime olduğu zannıyla tepki de gösterilir. Oysa bu adınErmeni ve Ermenice ile alakası yoktur. Kaynaklarda, daha Ermeniler bu bölgeye gelmedençok önceleri kullanıldığı görülür. Urartu kaynaklarında geçen"Ararat" adı, Ağrı Dağı çevresi için kullanılan bir yer adıdır. Araratbölgesinin dağı anlamında da kullanılmıştır. Ermeniler bu gerçeği anlayınca,yapmacık olarak sahiplendikleri ve kullandıkları bu adı bırakmış ve AğrıDağı'na Masis dağı demeye başlamışlardır. Oysa "Masis" kelimesi deErmenice değil, Gürcücedir.
Ağrı Dağı'nın piramit şeklindegökyüzüne doğru dimdik yükseldiğini söyleyen Marco Polo'nun: "Bütün yıl,kar eksik olmuyor tepesinde, hep bembeyaz, bulutlu. Dağın etekleri ise yemyeşil, gürotlaklarla çevrili, Türklerin hayvanları otlatması için bulunmaz bir bölge"olarak anlattığı Ağrı Dağı, Türkiye, İran ve Nahçıvan devlet sınırlarınınkesişme noktasına oturmuştur. Görülmeye değer heybeti ile geniş bir alana egemenolduğu için, Iğdır ve Nahçıvan'ın her tarafından, Ağrı ilinin bir çok yerinden,Van'ın, Erzurum'un, Kars'ın, Ermenistan'ın ve İran'ın yüksek yerlerindengörünmektedir.
Ağrı Dağı'nın kuzeybatı eteklerindeinşâ edilen Surp-Mari / Sürmeli (Karakale), Iğdır Ovasının en büyük ve meşhurşehriymiş… Büyük tufandan sonra kuru toprak üzerine inşa edilen ilk şehrin,Nuh'un oğulları tarafından bu bölgede inşa edildiği inancı hakimdir. Selçuklukaynağı Ahbarü'd-Devleti's-Selçukiyye'de: "Bu kalenin içinde akarsular vebostanlar vardı" denmektedir. 1664 yılında meydana gelen büyük depremde IğdırKalesinin yıkıldığı ve ahalisinin ovaya inerek bugünkü Iğdır şehrinin nüvesinikurduğu ileri sürülmektedir. 1927 tarihli Tahrir Defteri'nde Iğdır adlı nahiyeninvarlığı, bu görüşü desteklemektedir.
İspanyol Elçisi Ruj Gonzales de Clavijo, 29Mayıs 1404 Perşembe günü öğle üzeri Iğdır/ Sürmeli'ye geldiklerinikaydetmektedir. Büyük tufandan sonra ilk inşa olunan şehrin Surmari (Sürmeli)olduğunu, şehrin kapısı üzerinde kuvvetli kuleleri olan bir kalesinin bulunduğunukalenin iç içe iki kapsının olduğunu ve şehrin giriş kapısından vadi içineinilebildiğini belirtmektedir. 30 Mayıs 1404 Cuma günü Karakale'ye geldiklerini, bukalenin bir kadın tarafından idare edildiğini, kendisinin Timur'a tabi olup ona vergiverdiğinden bahsetmektedir. Eskiden bu kalede şakilerin barındığını, civardan gelipgeçen yolcuları ve kervanları soyarak geçindiklerini, Timur'un bu kaleye hücum ederekkaleyi ele geçirdiğini ve eşkıya reisini idam ederek kalenin idaresini reisinhanımına bıraktığını anlatmaktadır. Timur, kalenin tekrar eşkıya barınağıolmaması için, bütün kapılarını yıktırdığı ve bir daha kapı yapılmamasınıyasakladığı belirtilmektedir. Clavijo, bölge gezilerinde Ağrı dağında yaygınotların bulunduğunu, bunlar arasında bir çok sular (pınarlar) aktığını ve yoldapek çok şehir harabelerine, büyük taşlardan inşa olunmuş evlere rastladıklarını,dağın eteğindeki vadilerde bir takım böceklerden çıkarılan kırmızı boyalarlaipeklilerin boyandığını belirtiyor.
Kendisine atfedilen dini ve efsanevi özelliğiile meşhur Ağrı Dağı'nın önem ve şöhretini arttıran dini-efsanevi husus, büyüktufandan sonra Hz. Nuh'un gemisinin Ağrı Dağı'nda karaya oturduğu inancıdır. Buözelliği nedeniyle "dinler tarihi" açısından da önemli bir yere sahiptir.Tarih boyunca Ağrı Dağı'nı, Oğuzlar "Arkuri" (Arkadaki Dağ), Marko Polo(1290 yılında bölgeden geçerken) "Akdağ", Katip Çelebi (Ünlü eseriCihannüma'da) "Kül-i Argı", Evliya Çelebi (Ünlü eseri Seyahatname'de)"Kül-i Argı", Batılılar "Ararat", Araplar "Cebelü'lHaris", İranlılar "Küh-i Nuh", Ermeniler "Masis Dağı" olarakadlandırmışlardır.
Yörede, Iğdır'a gidip de Ağrı Dağı'nı görmeden, Türklüğün sembolüKoçbaşlı Mezarları görmeden, Karakale'yi gezmeden, Bozbaşı'nı yemeden gelmeyinderler.

tuz_ma_ras_.jpg

dsc06615.jpg

Seher Gazetesi için tıkla

hemen tıkla

akud76

ığdır sevgisi için tıkla

http://www.makucity.com/tıklayın

http://www.amicogroup.com/

http://www.ip.org.tr/

ığdır fm tıkla ve dinle azeri ve karışık müzikler

cascades-dcp_1933_1_.jpg

AĞRI DAĞIM (ARARAT - ERARVAT DAĞI)

Dağ, dağ olmuş üreyimin başı,
el uzadmiş ona, anakor, naşı.
Amalımın şahlıq kürsüsü
Tükçülüyümün donu.
Ağrı dağı
Ağrı dağı.
Babamın qardaşı,
Qart daşı,
Menimdise zirvesi
Menimdi onun sevinci,
Menimdi onun derdi də
Mesgenin var qelb evimdə.
Ağrı dağı
Ağrı dağı
Göz dikenler düşmenimdi,
Gözlere dağ qemetindi,
Sana qenim kəsilen kimdi?
Babası kim?
Atası kim?
Kimliyini bilmirsə
Bu ellere gelendise
Qoy baxıb köks ötürsün
Sen də qal öz yerinde
Ele menim qelbimdə.
Ana torpaqda,
Ata, er evində.
Zirvelerin zirvesi
Ağrı dağı
Ağrı dağı.

GÜNAY DAĞLIGIZI - BAKÜ


ismim@benimadresim.com

Konuk Defterim

Ad,Soyad:

Mesaj:

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın