|
Title: Nigde Tarihi. Translated by. Ahmed Akif Tutenk. - $84.95
Author: GABRIEL, ALBERT
Publisher: Bengi Matbaasi, Ankara: 1962.
¤ Assistant Professor Aslı Özyar
Excavation Experience :
1990 Göltepe, Nigde (Director: Prof. K.Aslıhan Yener)
1988 Kestel, Nigde (Director: Prof. K.Aslıhan Yener )
NİĞDE'DEKİ TARİHİ ESERLER VE TURİSTİK YERLER
Anatolia's Cultural Harmony Carpets of Niğde
Anadolunun Kültür Armonisi
Niğde Halıları
Tarihi Seyredelim
16. Yüzyılda Niğde Sancağı
NIGDE
Büyük Düden Cave
Inlik Düdeni Cave
Feyzullah'in Düdeni Cave
Ciyak Deligi Cave
Sakaltutan Düdeni Cave
Kizlar Keleri Cave
Asar Cave
Hacilar Keleni Cave
Kirkmetre Obrugu Cave
Koyunasagi Tepesi Dipsizi Cave
Imali Obrugu Cave
Karagedik Dipsizi Cave
Ürküten I Obrugu Cave
Çini Göl Deligi Cave
Ürküten II Obrugu Cave
Tahir Tepesi Dipsizi Cave
Dünekdilsi Obrugu Cave
Osmanlı Hükümeti
Içişleri Bakanlığı
Muhacir Yerleştirme Müdürlüğü
Genel: 452
şifre
Erzurum, Adana, Ankara, Aydın, Bitlis, Halep, Bursa, Diyarbakır, Suriye, Sivas, Trabzon, Elazığ, Musul Vilayetlerine,
Urfa, izmit, Samsun, Zor, Balıkesir, Kayseri, Afyon, Maras, Eskisehir, Niğde Sancaklarına, Adana, Halep, Maras, Diyarbakır, Sivas, Trabzon, Elazığ, izmit ve Erzurum Komisyon Üyelerine.
Nakledilen Ermenilerin mallarının pek ucuz elden çıkarıldığı, suradan buradan toplanan sahiplerinin kıymetlensin diye saklayarak suç işledikleri, yok pahasına satılarak sahibinin zarara uğratıldığı haber alınmaktadır.
Tahliye edilecek mıntıkalara yabancı, şüpheli ve durumu meçhul hiç kimsenin girmesine müsaade edilmemesi, daha önce gelenlerin derhal o yerden dışarı çikarılması,
Bunlardan ucuz mal alanlar varsa derhal son verilmesi, ilgililere müracaat edilerek esas değerinin tespit edilmesine, kesinlikle gayri meşru islere meydan verilmemesi, Ermenilerin, istedikleri eşyalarını yanlarında götürmelerine müsaade edilmesine,
götüremeyecekleri eşyalardan bozulacaklar ile ihtiyaçlarından fazla olanların müzayede yoluyla satılması, götürülmemiş olan eşyalardan beklemekle bozulacak olanların sahibi adına saklanması,
gayri menkul malların kira ve rehin yoluyla sözünde durmayan kişilerin haczetmesiyle, sahiplerinin zarara uğramayacak şekilde sozleşme yapilması. iskandan bu tarihe kadar yapılan sözleşmeler hükümsüzdür.
Bahse tutularak yapılan sözleşmelere müsaade edilmemesi, Tamamen feragat etme gibi işlemlere fırsat verilmemesi, arazi ve binaların gerçek sahiplerinden satın alınması.
Bakan Talat
Fi 29 Temmuz sene (1) 1331
(11 Agustos 1915)
BOA.DH.sFR, nr. 54/381
ATATÜRK NİĞDE'DE
Çok sevdiği ve arzuladığı halde , defalarca dile getirmesine ragmen Atatürk , Niğde'ye bir kez 5 şubat 1934 tarihinde teşrif etmiştir. Atatürk'ün Niğde'yi de içine alan Orta Anadolu gezisi 1934 yılının şubat ayında gercekleşir. Yanında Afet inan, Kılıç Ali, Ruşen Eşref Ünaydın ve Falih Rıfkı Atay bulunan Gazi Mustafa Kemal, 5 şubat 1934 tarihinde Niğde'ye gelir. Saat 18.00'de Niğde tren istasyonuna gelen Ataturk'ü Niğdeli'ler büyük bir coşku ile karşılar. istasyondan şehir merkezine gelen Atatürk, önce Niğde halkevine uğrar, burada yemek yenir ve Niğde'nin sosyal ve ekonomik problemleri üzerine sohbetler yapılır. Bu arada kendisine Çiftehan kaplıcaları hakkında bilgiler verilir ve gezi proğramına Çiftehan da dahil edilir. Gece, Atatürk şehirde kalmayıp kendi kompartımanına dönmeyi tercih eder. Ertesi gün Vilayeti ziyaret eden Atatürk, esnaflarla da sohbetler yaptıktan sonra 9.30'da istasyondan büyük bir coşku ile uğurlanır.
Niğde'nin 9 kilometre kuzey batısında, "Güllüce" adında, bağlık bahçelik şirin bir köy var. Köyün yanıbaşında da "Güllü Baba" ya ait bir türbe.
Kim bu Güllü Baba diye sorarsanız, Gülcüler köyünde herkesin dili çözülür, başlarlar size anlatmaya:
Türk sultanı asker çeker, sefere çıkar. Mevsim kış, yollar kapalı. Ordu Güllüce köyünün bulunduğu yerde çakılır kalır. Asker soğuktan titremekte, açlıktan kıvranmaktadır. Az ötede bir kulübecik var. Bacası buram buram tütmekte. Sultan atını kulübeye doğru mahmuzlar. Kulübede, ak sakallı, nur yüzlü, yaşlı bir Türkmen kocası, ocakta fıkır fıkır çorba kaynatmakta.
Sultan kulübeye adımını atar atmaz, ihtiyar gayet sakin, Sultanın selam dahi vermesine meydan bırakmadan konuşur:
- Geldin mi? Bende sizi bekliyordum. Üşümüşsündür. Geç şöyle ocağın başına. Askerlerin de üşümüştür, onlara bir çıra gönderelim de ısınsınlar.
Sultan şaşkınlık içinde. Ne diyeceğinin bilemeden ocağın başına geçer. İhtiyar ocaktan bir çam alır. Sultanın nöbetçilerinden birine uzatır.
- Götür bunu çocuklar ısınsınlar. Biraz sabrederlerse çorba da hazır.
Sultan dayanamaz:
- Bu küçük ateşle onları ışıtacak, şu kaynayan tencereyle mi karınlarını doyuracaksınız? Der.
İhtiyar, yine sakin:
- Elbette, Allah Kerim.
Bir süre sonra, ordu çadırlarını kurar, küçücük ateş, koca bir köz olur meydanda herkes ısınır. Kaynayan tencere, karavanlara kepçe kepçe döküldüğü halde bir türlü bitmez. Artar bile.
Sultan memnun, izin ister ihtiyardan. Giderken, Türkmen kocasını bir kez daha denemek ister. Koynundan, atlas bir kese çıkarır. İçerisi altın dolu. İhtiyara uzatır. İhtiyar:
- O bize değil, seferde size gerek. Bizim dünya malında gözümüz yok. Biz gönül adamıyız. Bizim işimiz gönülledir.
Bunu dedikten sonra, karakışın ortasında, koynundan, fidanından yeni koparılmış bir taze gül uzatır. Sultan gülü alır, ihtiyarın ellerini öper:
- Bundan böyle senin adın Güllü Baba olsun der, yoluna devam eder.
O günden sonra, Güllü Baba'nın kulübesinin yakınında bir köy kurulur. Adına "Güllüce" derler.
Siz buna ister efsane deyiniz, ister hikaye. Türk konuk severliğine, gönülden yapılan bir ikramın taze bir gül gibi karakışta dahi bozulmadan kalabileceğine ne de güzel örnek.
Niğde elması üzerine de buna benzer bir hikaye anlatırlar ve ermişlerden bir dervişe ikram edilen bir yarım elmanın, nasıl bir gönül alma olduğunu, bu ikramdan hoşnut olan bir gönlün, elmaya, Niğde'ye özgü bir tat, bir renk ve koku ile dayanıklılık kattığını uzun uzun anlatırlar.
Niğde'nin yanıbaşında yemyeşil Bor şehri. Aslında Niğde neyse, Bor da odur. "Birinde Pazar geçerse, öbüründe başlar." İkiye bölünmüş bir elma gibi bu şehirler. Bor akşamları doyum olmaz, derler. Şair Çağlar, bu akşamlar için şöyle seslenir:
Ova birden yassılır, dağlar birden dikleşir,
Gök iner kapak gibi, tabiat imbikleşir.
Ve bir elma kokusu gelir ruha Niğde'den...
Burada, akşam denen sırra bir kerre eren.
Niğde üzerinde sözümüz çok. Çıkalım Kal'aya, söyleşelim tarihi. Kayaardına bir göz atarsanız, uzanıp giden elma bahçelerinden bir elma düşer elimize.
NİĞDELİLERİN YÜZAKI ETEM RUHİ ÜNGÖR'Ü HEMŞERİLERİ ZİYARET ETTİ
Ömer Fethi GÜRER
Niğdeli Hacı Abdullah kasabasından Çanakale şehit Muallim Edhem yeğeni Etem Ruhi Üngör'e Kısa adı NİHA-DER olan Niğde İli Hacıabdullahlılar Şehit Muallim Ethem Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ziyarette bulunudu. Ömer Fethi Gürer olarak yazmakta olduğum Niğde kitabında anlattığım değerli insan Etem Ruhi Üngör Türkiye'de müzik tarihinin en önemli derleme, araştırma sanatçılarındandır. 40 yılı aşkın bir müzik dergisini yayınlama başarısına ermiş Üngör, 1922 yılında doğdu. Istanbul Belediye Konseratuarı'nı 1955 yılında bitirdi. 1955-68 yılları arasında konservatuarlarda, müzik derneklerinde ve özel okullarda öğretmenlik yaptı. İstanbul Radyosu'nda 1950'deki açılışından itibaren 10 yıl kanun çaldı Türk Çalgıları konusunda uzmandır. 400 çalgıdan oluşan özel kolleksiyonu, bu alanda dünyanın en zengin kolleksiyonu kabul edilmektedir. 1967-76 yılları arasında 20.796 km. katederek bütün Türkiye'yi kapsayan bir çalgı inceleme gezisi yapmıştır. Türk Askeri Müziği alanındaki uzmanlığı dolayısıyla birçok batı ülkesinin radyo ve televizyonunda tanıtıcı programlar yapmıştır. Çanakkale şehidi Hasan oğlu İbrahim Ethem'in yeğeni ve gazi evlâdı Etem Ruhi Üngör Çanakkale hatıraları, Türk Marşları(1965), Karagöz Musikisi, Turk musikisi güfteler antolojisi 1 ve 2 kitapları Türk Çalgıları Ansiklopedisi ,Türk Musikisi Terimleri Sözlüğü, Türk Musikisi Bibliyografyası Bir Çanakkale Şehidinin Son Mektubu Üzerine Milli Niyaz İlahisi ve Çanakkale Savaşı Besteleri ve Atatürk Besteleri Antolojisi gibi önemli çalışmaları bulunmaktadır. Niha-Der Genel Başkanı Sn:Erol URHAN Başkan Yardımcıları Mehmet TAĞTEKİN, Necati ÖZKAYMAK, Kadir GÖKSEL ve Av. Tuğrul URHAN bir Çanakkale şehidinin son mektubu ile tüm dünya tarafından tanınan Çanakkale Şehitlerimizden ihtiyat zabit namzedi (Yedek Subay Adayı ) Şehit Muallim Ethemin yeğeni ve aynı zamanda şehidin ismini Taşıyan dalında 36 ülkede tebliğler sunan dünyanın en geniş müzik aletleri koleksiyonu unvanının sahibi ve Türkiye'nin 60 yıllık en uzun soluklu musiki mecmuasının imtiyaz sahibi 47 yıllık yayıncısı 85 yaşındaki ünlü müzikolog 2007 yılında Ankara Bilkent otelde açılan 38. uluslar arası Asya ve kuzey Afrika çalışmaları kongresinde (ICANAS) Bilim, fikir ve sanat alanında çok önemli miras bırakmış olan 101 değerli Türk insanı belirlemek üzere yapılan çalışmada ilk 12 ismin içine giren Kıymetli Hemşerimiz Ethem Ruhi Üngör beye Niğdelilere yaşattığı bu büyük onur sebebi ile tebrik Ziyaretinde bulunmaları memnunlukla karşılandı.
Niğde - 04.02.2008
MİLLETVEKİLLERİNDEN ZİYARET
Ömer Fethi GÜRER
Kısa adı NİHA-DER olan Niğde İli Hacıabdullahlılar Şehit Muallim Ethem Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Niğde
23. Dönem milletvekillerimiz İsmail GÖKSEL, Muharrem SELAMOĞLU ve Mümin İNAN ile ziyaret etti. İstanbul'da Niğde derneklerini ziyaret kapsamında Hacıabdullah derneğine gelen milletvekillerine Niha-Der Genel Başkanı Erol URHAN yaptığı konuşmasında 23.dönem milletvekillerimizin parti farkı gözetmeksizin Niğde'lilerin sorunlarının çözümünde birlikte hareket etmelerinden mutluluk duyduğunu ifade ederek Niğdemizin tüm sorunlarının çözümünde işbiriliğinin devamını diledi.
23.Dönem Niğde Milletvekilleri İstanbul'da yaşayan Niğde'li hemşerileri ile birlikte olmak ve onların sorunlarının çözümü için çalışmak maksadı ile bu ziyareti gerçekleştirdiklerini bu tür ziyaretleri devam ettireceklerini İstanbulda yaşayan Niğdelilerin ziyaretleri sırasında göstermiş oldukları ilgi ve sevgiden dolayı duydukları memnuniyeti ifade ettiler. Ayrıca İstanbuldaki Niğde hemşeri derneklerinin birleşerek birlikte hareket etmelerinin önemine işaret eden milletvekillerimiz, işadamlarımızda Niğdeye yatırım yapmaya davet ettiler
Niğde - 04.02.2008
ATATÜRK NİĞDE'DE
Ömer Fethi GÜRER
Niğde sevgisini ve Niğdelilerle olan dostluğunu dile getiren ve Niğde ile Niğdelilere ayrı bir sevgim var diyen Mustafa Kemal Atatürk Niğde'ye Milli Mücadele dönemi, 1934 ve 1937'de 3 kez geldi. Atatürk Milli Mücadele öncesi Niğde gelip gelmediği konusunda bir bilgi ermedim ama Atatürk Niğde'ye en az 3 kez geldiği ise belgeler ile sabittir.
Niğdeliler Milli Mücadele'de Pozantı cephesindeki verdikleri direniş yanında Balkan Savaşında, Yemen'de, Çanakkale'de Sarıkamış'ta vatan toprağında çok yerde şehitliklerde yatmakta yada esir ve yaralı yüzlerce Niğdeli gazi bulunmaktadır.
Egede Salihli Kaymakamı olarak İlk direnişi başlatan Niğdeli Tahsin Bey'den İzmir'de Yunanlıların karaya çıkışı ile şehit ettiği Niğdeli Albay Fethi Paşa'ya, Çanakkale geçilmezde Top mermisini taşıyan Seyit Onbaşı yanında Niğdeli Ali'de Niğdeli Şehit Ethem'e değin yüzlerce anlatı ve önemli olay tarihin sayfalarında yerini almıştır.Atatürk'e yaverlik Yapan Halil Nuri Yurdakul, Ahmet Sungur, Sivas Kongresi delegesi Ratıpzade Mustafa Bey, Bor Delegesi Halit Mengi, Şefik Soyer ve diğer değerlerimiz ile Atatürk yanında yer alan Niğde ilk kez Cumhuriyeti top atışları ile karşılayan ilimizdir.
Atatürk Niğde resmi ziyaret tarihi olan 5 Şubat 1934 tarihi Niğde gelişleri neden ile her yıl anma etkinlikleri düzenlenmektedir. İlk etkinlik Atatürk yılı olarak ilan edilen 1981 yılında Niğde Atatürk Anma Komitesi tarafından Atatürk Niğde ziyaret günü 5 Şubat 1934 günü Niğde geliş günü olarak anılmasına karar vermesi ile başladı. Niğde gelişi 47 yıl sonra ziyaret günü anısına Vali Bedri Nazlıoğlu döneminde Gar binasına "Ulu Atamız Niğde'mize Hoş Geldiniz. 5 Şubat 1934" yazılı E.M.L tarafından yaptırılan plaket çakıldı. Gar Binasının batısında yer alan alana "5 Şubat Meydanı" adı verildi.
ve o tarihten sonra her yıl açılan sergi, etkinlik törenlerle 5 Şubat günü kutlanır oldu.
Atatürk Niğde ziyareti ile ilgili karşılama heyeti ve Atatürk Niğde gelişi hakkında ne yazık ki eksik bilgiler yıllardır kurumlarımızın internet sayfalarına kadar yansıyor. Ömer Fethi Gürer olarak geçmişte konu ile ilgili yazdığım makalelerde bende Valiliğin sitesinde yer alan bilgileri dayanak alıyordum.
Yazmakta olduğum Niğde kitabı ile ilgili kaynakları incelerken gördüm ki bazı bilgiler yeniden düzenlenmesi gerekiyor. Şöyle ki; Öncelikle Atatürk Niğde geldiğinde Belediye başkanı Dr Hüseyin Ülkü değil Mustafa Soylu'dur.Çok kişi karıştırdığı gibi Mustafa Soylu ise Sivas Kongresine katılan Ratıpzade Mustafa Soylu değil farklı bir isimdir.. 1921 tarihinde Ratıpzade Mustafa Soylu vefat etmiştir. Bu kere ikinci Mustafa Soylu Atatürk karşılayan belediye başkanıdır. Dr. Hüseyin Ülkü o dönemde CHP parti başkanlığı yapmaktadır. 1934 ağustos ayında Mustafa Soylu vefat etmesi ile yerine Hüseyin Ülkü göreve seçilmiştir. Dr Hüseyin Ülkü Atatürk Niğde gelişi ile
ilgili "Bendeniz o tarihte Belediye Reisi değildim. Parti başkanı idim. O tarihten 6 ay sonra Belediye Başkanı oldum. O tarihlerde Belediye Reisi Mustafa Soylu, Vali Ziya Tekeli, Halkevi Reisi Naim Eren ve 41. Fıkra Kumandanı da Ali Rıza Altunkal Paşa idi. Ulu önderin bu seyahati ansızın vaki oldu." diye anlatır.
Atatürk ile ilgili bir yanlışta Atatürk Niğde bir kez geldi bilgisidir. Atatürk Milli Mücadele süreci ve sonrası Niğde 3 kez gelmiştir. 5 Şubat 1934 tarihli Resmi Niğde gazetesinde : "Millet savaşı sırasında gelip bir akşamlık kaldığınız Niğde sizi, yıllardır özler ve gözlerdi." diye verdiği haber girişinde Atatürk Milli Mücadele döneminde Niğde geldiği açıkca yazılıdır.
Niğde Başkent Dergisinde Yunus Nadi Özdamar, Ratıpzade Mustafa Soylu kızı Bedia Şahenk annesi İnayet Soylu'dan dinlediği : "Atatürk'ün Niğde'ye Milli Mücadele döneminde gizlice geldiğini" de ayrıca yazmıştı. Eski Nufus Müdürlerinden 93 yaşında Turgut Soylu ile de konuştuğumda Atatürk'ün Muhittin Soylu evine Sivas Kongresini toplamadan önce gizlice geldiğini Anlatan canlı tanıktır. Ulukışla ilçemiz Belediye Başkanı Mehmet Teyfik Güney döneminde hazırlanan Sunay Türker düzenlediği ilçede Kuvayı Milliye hareketinin başlangıcı ile ilgili bilgide : Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyet öncesi 1918 yılı Kasım ayında gizlice Ulukışla'ya gelmiştir. Ulukışla ilçesi ve Toros Tünelleri Sevr anlaşması içinde yer almaktadır. Mustafa Kemal Atatürk o dönemde Yedinci Ordu komutanıdır. Ulukışla ilçesinin stratejik konumunu görerek Başkumandanlık Erkani harbiye Riyasaseti Celilesinden(Genel Kurmay Başkanlığı) Ulukışla ve Toros Tünellerinin Sevr anlaşmasından çıkartılmasını istemiştir. Bunun gerçekleşmemesi üzerine düşmanların asıl amaçlarının buradan geçip İtalyanlarla Konya Ovasında birleşip, Anadolu'yu işgal etmek istediklerini anlamış ve Ülkede ilk Kuvayı Milliye Hareketini burada örgütlemiştir'dir bilgisi yer almaktadır.
Bor'da 103 yaşında iken görüştüğüm Ömer Soylu'da bana Atatürk Milli Mücadele döneminde Bor'a gizlice gelip Cığızoğulları evinde konuk olduğun anlatmıştı. Çünkü Niğde ve Bor'da Cumhuriyet öncesi önemli nufus Rumlar olduğundan Niğde ziyaretlerini gizli yapmıştı.
Atatürk son olarak vefatından bir yıl önce 8 İkinci Kanun 1937 tarihinde Konya dönüşü tekrar uğramıştır. ve İstasyonda bir süre kaldığı bu konaklamada Niğde ilgili bilgi aldığı da bilinendir. Atatürk Niğde ile ilgili ziyaret resmide bu ziyarette çekildiği farklı kişilerce ifade edilmektedir.
Bu bilgiler ışığında Atatürk Niğde resmi gezi dışında iki kez daha geldiği net olarak belge ve bilgilerden anlaşılmaktadır.
Resmi Niğde gazetesi 5 Şubat 1934 tarihinde "YÜCE KURTARICIMIZ VE ULU DİRLİK KLAVUZUMUZ GAZİ M.KEMAL HZ.LERİ YÜCELER YÜCESİ,HOŞ GELDİNİZ!" başlığı ile çıkmıştır ve Haberde : "Millet Savaşı sırlarında gelip bir akşamcık kaldığınız Niğde sizi,yıllardır özler ve gözlerdi." Alt manşetinden sonra şöyle devam eder : "Besbelli,kendi yapacağınız yoldan gelmek, kendi kuracağınız Evde konaklamak istiyormuşsunuz ki işte Demir yolumuzla,Halkevimizin bitmesini beklediniz..."
Şanlı yolcu!
Sizin için yol açıklığı dilemeğe bile dilimiz varmıyor : Siz kendi yolunuzu açan öyle uğurlu bir ersiniz ki, bizim dilimiz dilemeden sizin eliniz yapıveriyor.
Ey Uğurlu konuk!
Sizin karşılanmakta olduğu gibi konuklamakta da Atalarımızın Ruhları bizimle birliktedir.
"Büyük Hititçi M. Sayece'nin de tanıklık ettiği en büyük Hitit merkezi TİANE=(Dİ-ANA) örenin bir saat yakınındasınız Orada hüküm sürmüş yüce Hakanlar, işte Mısır'ın Ehramlarına bile örnek almış olan şu Höyüklerin tepesinde size imrenerek bakıyor. Onların Ruhları baş ucunuzda dolaşarak sizi ağırlıyor." başlığı ile çıkıyor.
Haberde : "Saat 20.00, Büyük Şef'i" taşıyan nurlu trenin müjdeler saçan tiz sesi işitildi. Bu sesi duyan halk,trenin geldiği cihete doğru süratle akmaya başladı. Tren daha istasyona girmeden evvel semalara doğru yükselen "Yaşa büyük Gazi, Yaşa büyük kurtarıcı" sesleri, alkış tufanları başladı. Tren bu mahşeri uğultu ve emsalsiz tezahüratlar arasında istasyona girdi.
Yüce Halaskâr, vagonların penceresinden kendisine has ulvi, necip bir tavırla halkı selamladı.İşte bu dakikada yıllardan beri tehassürle yanan yüreklerimiz, Ulu gazimizin nurlu yüzünü görür görmez çılgın neşelerle çalkalandı ve candan gelen heyecanı dindirmek için : "Yaşa, Ulu Kurtarıcımız" sözlerini tekrarlayarak bu çoğunluğun isteğini dindirmeye çalıştı.
Herkes, "o mübarek simaya kana kana bakıyor ve onu ta uzaklardan öz bağrına basıyordu." diyordu.
BASIN TEMSİLCİLERİ HOŞ GELDİLER
Atatürk Niğde geliş yıldönümünde bu yıl gazeteciler cemiyeti ciddi ve güzel bir çalışma ile Niğde çevre iller ile çok sayıda gazete cemiyet temsilcilerini Niğde ağılıyor. Niğde Gazeteciler Cemiyeti tarafından iki gün sürecek ATATÜRK ONUR GÜNÜ ve MUHABİRLİK BELGE TÖRENİ ETKİNLİKLERİ Niğde Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Süleyman Tuzcu önemli çaba ve çalışması ile gerçekleşiyor. Niğde tanıtımına önemli katkısı olacak böyle bir çalışma için Ömer Fethi Gürer olarak başkan Süleyman Tuzcu içtenlikle kutluyorum. Gazetecilerimizin Niğde'mizi gezerek, görerek önemli katkı sağlayacağını umuyorum. Hepsine hoş geldin diyor bu anlamlı günde Niğde'de olmalarından dolayı bir Niğde'li olarak teşekkür ediyorum.
Niğde - 04.02.2008
Paris Camii'nde
Atatürk'ten ışıklar ve izler var
Üzeyir Lokman ÇAYCI
Paris Camii ve Abbas Bencheikh El Hocine
10 Mayıs 1989 tarihinde Paris Camii ve Enstitüsü rektörü Abbas Bencheikh El Hocine (1) ile görüştüm.
Sultan Abdülhamid (2) zamanında Avrupa ülkelerinin başkentlerinde birer külliye yapılması düşünülüyor. Bu plan çerçevesinde ilk külliye Berlin'de inşa ediliyor. Daha sonra ikinci cami teklifi o zamanki Fransız hükümetine yapılıyor. Fransa Hükümeti ise bütün masraflar Osmanlı Hükümeti tarafından karşılanması şartıyla bu teklifi olumlu karşılıyor. Yani Paris Camii'nin ilk kuruluş planı Abdülhamit Han vasıtasıyla gündeme getiriliyor. Sultan Abdülhamid'in tahttan indirilmesi ve sonra 10 Şubat 1918 tarihinde ölümünden sonra başlayan İkinci Cihan Harbi (1922 - 1926) bu projeyi durduruyor.
Bu arada Fransız ordusunda görev yapan Müslüman askerler Osmanlı'larla savaştırılıyorlar. Bu savaşta bir çok Müslüman asker Osmanlılar tarafından öldürülüyor.
Savaştan sonra Fransız Parlamentosu üyeleri savaşta ölen askerlerin hatırasına birer anıt yapmak istiyorlar. Hıristiyan askerler için bir anıt dikilirken Müslümanların hatırasına da onları temsilen bir cami yapılmasını Gadduri Bin Cabrid (3) isimli bir kişi teklif ediyor. Bu teklif kabul edildikten sonra Fransız parlamentosunda müzakereleri yapılıyor. Paris Belediyesi'nden bugünkü yeri satın alınıyor. Bunun için de kanun çıkarılarak gerekli izin veriliyor. O zamanki çeşitli Müslüman devletlerden ve ekserisi Fransız kolonileri olan devletlerden para toplanıyor.
Abbas Bencheikh El Hocine, Paris Camii rektörü olduktan sonraki dönemi anlatırken şunları ifade etti : «Camiyi devraldığım zaman oldukça haraptı. Tamir ve tanzimi için bugüne kadar elimden ne geliyorsa yaptım. Müslüman göçmenlerin ve Müslüman Fransızların dini konulardaki
başvurabilecekleri tek merci burasıdır. Biz evlenenlere de sertifika veriyoruz. Bizim camimiz diğer camilerin gözetleyicisi durumundadır.» dedi.
Paris Camii'nde Atatürk'ten ışıklar ve izler var
Bencheikh El Hocine Abbas : «Mustafa Kemal Atatürk'ün de Paris Camii'nde izleri bulunduğunu» ifade etti.
Şeyh Hamza Ebubekir'in Bencheikh El Hocine Abbas'a anlattıklarına göre : «Mustafa Kemal Atatürk, Abdülhamid'in ölümünden sonra 1938 yılına kadar her yıl Paris Camii'ne «bizim de çorbada tuzumuz bulunsun» diye, yirmi bin frank para gönderdi.
Bencheikh El Hocine Abbas bunları anlattıktan sonra bana «Biz Müslüman Türk kardeşlerimizi çok seviyoruz. Kendilerinin gönlümüzde büyük bir yeri vardır. Türkler tarih boyunca İslamiyet'e çok büyük hizmetler verdiler. İslamiyet'i yaydılar. Türkler için İslam'ı yaşamaları halinde büyük şan ve şeref var...»
Daha sonra Paris Camii ile ilgili çeşitli açıklamalar yaptı. Müslüman ustaların akıl nurlarının taşlara nakşedildiği Paris Camii (4) stil olarak Kuzey Afrika İslam sanatını yansıtmaktadır. Caminin bölümleri ise şöyle : Cami kısmı, revaklı giriş, kütüphane kısmı, revaklı büyük avlu (5) yani bahçe kısmı ve geniş teşrifat salonu olmak üzere beş bölümden oluşmaktadır.
İran Şahı Rıza Pehlevi tarafından camiye hediye edilen Djanchaghan Fabrikası tarafından dokunan 7,64 x 4,37 metre ölçülerindeki kıymetli bir halı Paris Camii'nde bulunmaktadır. 33 metre yüksekliğinde minaresi bulunan Paris Camii'nin bayanlar ve erkekler için birer de hamamı bulunmaktadır.
Tüm bölümlerin idaresi ve bakımı için elli kişi ve din hizmetleri için de on din adamı görev yapıyor.
«1928 - 1932 yılları arasında Ahmet Haşim'in (6) Paris'e geldiğinde Paris Camisi'ni çok beğendiğini ve bunu şiirlerine yansıttığını» ifade etti. Paris Camii inşaatı 1919 yılında başlamış ve 1926 yılında tamamlanmıştır. İlk rektör Gadduri Bin Cabrid'dir. Bundan sonra Şeyh Hamza Ebubekir rektör olmuştur. Ancak yaptığı yolsuzluk ve hakkında çıkan olumsuz iddialarla görevden alındı. Yerine Bencheikh El Hocine Abbas tayin edildi. Benim kendisiyle görüşmemden kısa süre sonra, yani 01.06.1989 tarihinde hayata gözlerini yumdu.
Rektörlüğe Dr. Dalil Boubakeur (7) getirildi.
Paris, 31.08.2009
(1) Şeyh Hamza Ebubekir'den sonra 1982'de Paris Camii'ne rektör olan Abbas Bencheikh El Hocine 1912 doğumlu bir Cezayir vatandaşı. Marsilya müftüsü Soheib Bencheikh ve yazar Ghaleb Bencheikh'in babası.
(2) Sultan Abdülhamid, Sultan Abdülmecid'in oğludur. 21 Eylül 1842 tarihinde doğdu. 10 Şubat 1918 tarihinde vefat etti.
(3) Gadduri Bin Cabrid : Paris Camii'nin yapımında çok ciddi gayretler gösterdiği biliniyor. Fas'ta doğmuş ve Cezayir'e yerleşmiş Müslümanlardandır. Başlangıçta tercüman gibi çalışmış, sonra Fas Kraliyet ailesi tarafından Paris Camii ve Külliyesinin müdürlüğüne getirilmiştir. Bu kişi yaklaşık yirmi yıl görev yapmış, vefatından sonra cenazesi caminin bahçe kısmına gömülmüştür. Şu an kabri cam bahçe kısmında bulunmaktadır.
(4) Paris Camii, Fransa'da devletçe tanınan Müslüman tek dini kuruluş. 1982 - 1989 yılları arasında 7 yılda 7000 kişinin İslam'a giriş töreni yapıldı. Adresi : 2, Place du Puits de l'Ermite, 75005 Paris
Telefon : 01 45 35 97 33
(5) Revaklı avlu : Mimarlıkta bir yapının ortasında, önünde ya da arkasında duvarlarla çevrili üstü açık alan, yer. Yapının ortasında bulunursa buna içavlu denir.
(6) Ahmet Haşim 1885 yılında Bağdat'ta doğdu. 1932 yılında böbrek rahatsızlığı nedeniyle Frankfurt'a giderek tedavi görmüş ve 4 Haziran 1933 tarihinde İstanbul'da vefat etmiştir. Fizan Mutasarrıfı Arif Hikmet Bey'in oğludur.12 yaşlarındayken annesinin ölümü üzerine babasıyla İstanbul'a gelmiştir.
(7) Dr. Dalil Boubakeur (Dalil Ebubekir) 02.11.1940 tarihinde Skikda'da (Cezayir) doğdu. Paris Tıp Fakültesi ve Mısır El Ezher Üniversitesi (Edebiyat ve sanat) mezunu.1957 - 1982 yılları arasında Paris Camii'nin rektörlüğünü yapan Hamza Boubekeur'in (Hamza Ebubekir) oğludur. Fransa İslam Konseyi (CFCM)'nin ilk başkanıdır. 1992 yılından beri de Paris Camii'nin rektörlüğünü yapmaktadır. «Haram ve helal konusu, Coca Cola'da alkol var mı? Müslümanlar arası iletişim, Peygamberler vb. konularda duyuru, konferans ve açıklamalarıyla tanınıyor.»
|