SOSYAL ve KÜLTÜREL YAPI

- Köyün Kültür Yapısına Genel Bir Bakış :

  • Çok köklü bir tarihi geçmişe sahip olması, merkezi konumda olması, yıllarca çevre köylere önderlik yapması, çevre ve yakın köylerin ticari ve ekonomik yönden bir pazarı olması v.b. gibi sebeplerden dolayı, Hartlap Köyünün çok köklü bir sosyal-kültürel yapısı vardır.
  • Ancak bu kültürel yapının son yıllarda çok hızlı bir değişim geçirdiği gözlenmektedir. Eğitim-Öğretim ve okumaya verilen önem gittikçe artmaktadır. Okur-Yazar oranı %90'nın üzerindedir.
  • Köy halkının kültürel seviyesi zamana bağlı olarak artmaktadır. Köy halkı dışarıya açıldığından, nüfusun % 25-30'u dışarıda olduğundan, köyün şehir merkezine yakın olması ve ulaşım sorununun olmaması köyü kültürel yönden önemli derecede etkilemektedir.
  • Kültürün değişmeside iletişim araçlarınında büyük oranda etkisi bulunmuştur. (Özellikle elektriğin yıllar önce köye gelmesi ve her evde televizyon, radyo gibi iletişim araçlarının bulunması.)
  • Sağlık Ocağının yıllar önce köye gelmesi sağlık konularında da halkımızın sağlık konusunda bilinçlenmesi sağlanmıştır.
  • Köy halkı, dini ve ahlaki değerlere büyük önem vermektedir. Milli-manevi duygu ve şuura erişmiş olan köylümüz mukaddes varlıklara da son derecede saygılıdır. Bu bağlamda köyde Yaz Kur'an Kursları ile dini eğitim verilmektedir.
  • Okullarımızdaki sosyal ve kültürel faaliyetlerde (Piyes, gezi, sergi, yarışmalar v.b.) halkın kültürel yapısını desteklemektedir.
  • Ata sporumuz olan güreşte, her yıl düzenlenen Hartlap Karakucak Güreş Festivalleri ile de bu kültürün bir parçasıdır.
  • Köy halkı, gelenek ve göreneklerine son derece sayğılıdır. Örf ve adetler nesilden nesile aktarılmaya ve yaşatılmaya çalışılmaktadır.
- Düğünler :
  • Köyümüzün düğünlerinde oğlan ve kız seçiminde genel itibariyle, geldiği soyuna ve asalete değer verilir. Halk arasında söylenen şu sözler bunu deyit eder. "Otu çek köküne bak, Anasına bak kızını al, Kenarına bak bezini al" gibi.
  • Bir kadınla dört hasletten dolayı evlenilir.
    1. Zenginliği
    2. Soyu
    3. Güzelliği
    4. Dindarlığı için
    Sen dindar olanı seç Hadisi Şerif'inde de belirtildiği gibi, bu ölçüler içerisinde yetişmiş olan oğlan ve kız tercih edilir. Kız seçimi yapıldıktan sonra kızı isteme hazırlıkları yapılır. Kız isteme Görücü Usulüne dayanmaktadır.
  • Şöyleki; talip olan erkek tarafı, talip olunan kız tarafına niyetlerini bildirirler. Şayet isteklerde kız tarafından kabul görürse oğlan tarafı kızı, kız tarafı da oğlanı görme arzularını dile getirirler. Oğlanla kız görüştürülür. Olumlu cevap alındıktan sonra, Söz Tatlısı yenir ve yüzük takılır.Daha sonra nişan için hazırlıklar yapılır.
  • Nişanda gelinliğe oğlan tarafından takılar (bilezik, kordon, altın v.b.) takılır. Yakın akrabalar tarafından takılan takılar, genelde ödünç esasına dayanır. Düğün kadar kapsamlı olmamakla birlikte oğlan ve kız tarafı yakın akraba, eş ve dostlarının katılımıyla nişan yapılır. Nişana katılanlar birer takım hediyelerle (Elbiselik, eteklik, tabak, tencere, cam eşya v.b.) iştirak ederler.
  • Bundan sonra kız tarafından düğün gününün belirlenmesi için gün alınır ve düğün hazırlıkları başlar. Düğüne kadar olan zaman içerisinde, bilhassa özel günlerde (Bayramlar) oğlan tarafından bir takım hediyeliklerle gelinlik görmeye gidilir. Verilen zaman dolup düğün başlayacağı zaman, akraba, eş ve dosta duyuru niteliğinde olan Yol Dağıtımı işlemi yapılır. Bu aynı zamanda düğünün başladığının bir ilanıdır. Bu yollar, akraba, eşe ve dosta göre (Elbiselik, gömleklik, havlu, çorap, iç çamaşırı v.b.) gibi şeylerden oluşur.
  • Düğün başladığı zaman erkekler ayrı bir evde toplanarak kendi aralarında oynayıp eğlenirler. Düğünler iki çeşit yapılır.
- Davullu-Zurnalı Yapılan Düğünler :
  • Düğünler erkekler kendi aralarında halay çekip oynarlar. Çekilen halayları da söyle sarılamak mümkündür;
    1. Kaba Oyunu
    2. Maraş (Ayak) Oyunu
    3. Kozanoğlu Oyunu
    4. Çuhadar Oyunu
    5. Adana Zeybeği
    6. Celal Oğlan Oyunu
    7. Garip Oyunu
  • Oynanan bu oyunlar kendine özgü sözler eşliğinde oynanır. Geceleri meydanlara ateş yakılır ve bunun etrafından çeşitli oyunlar oynanır ve güreşler yapılır. Buna "sin sin" denir. Sin sin'de yapılan bu güreşlere çevre köylerden iştirak ederler. Bu güreşlerin özelliği güreşçilerin sadece bir el tutmalarıdır. Yere düşen kimse ister yıkılsın, ister yıkılmasın güreş sona erer. Galip gelen güreşçi ise karşısına çıkacak güreşçi ile güreşe devam eder.
  • Kadınlarda kendi aralarında def, dümbelek ve kaset çalarlarlar eşliğinde oynayıp eğlenirler.
- Oyunlarda söylenen sözler şöyledir;
    CELAL OĞLAN OYUNU

    İpek mendil dane dane,
    Yudular serdiler güne,
    Celal yarimi vurmuşlar,
    Ağlarım ben yana yana.
    Celalım oooy, oooy, oy....
    
    Evlerinin önün Yonca,
    Yonca çıkmış diz boyuna,
    Bu yoncayı kim biçecek,
    Celal oğlan olmayınca.
    Celalım oooy, oooy, oy....
    
    Evlerinin önü kale,
    Selam söyledim Celal yare,
    Nişanlısını eller almış,
    Bulunmazmı buna çare,
    Celalım oooy, oooy, oy.... 
    
    GARİP OYUNU

    Gitme garip gitme yollar harami
    Arap vurur Türkmen alır paranı
    Ben ölürsem kimler sarar yaranı
    Kadan ben olam, Kölen ben olam
    Kal bizim ellerde eğlen garip eğlen...
    
    Bir çiçek açılmışta Bilal özünde
    Efil efil eder yarin yüzünde
    Lalemidir, sümbülmüdür, gülmüdür.
    Kadan ben olam, Kölen ben olam
    Kal bizim ellerde eğlen garip eğlen...
    
    Garip bu sözlerin Hakk'a yaramaz
    Sözünde durmayan yiğit olamaz
    Elde güzel çoktur bize yaramaz
    Kadan ben olam, Kölen ben olam
    Kal bizim ellerde eğlen garip eğlen...
    
    ÇUHADAR OYUNU

    Maraş'ın arkası Ahır'ın dağı
    Enginde görünür bahçesi bağı
    Duydum öldürmüşler Çuhadar beyi
    Ağlaşır kuzular vay anam diye...
    
    İlk akşamdan evceğizini bastılar
    Çuhadar'ın iki kolu kestiler
    Hanımı beliğinden astılar.
    Ağlaşır kuzular vay anam diye...
- Davulsuz yapılan Düğünler :
  • Bu düğünler islamiyete uygunluğu nedeniyle daha yaygın olarak yapılır. İlahi, mevlit okunarak ve sohbetler edilerek icra edilir. Bu düğünlerde erkekler kendi aralarında evlerde yöremize has çeşitli oyunlar oynarlar.
  • Bu oyunlar şunlardır;
    1. Balık Oyunu
    2. Kuru üzüm Oyunu
    3. Kim vurdu Oyunu
    4. Yüzük Oyunu
    5. Ne Gerek Oyunu
    6. Akdar Oyunu
    7. Irbığa Girme Oyunu
    8. Para Alma oyunu
  • Gelin genelde Pazar günleri getirilir. Kadın ve erkekler topluca gelini almaya giderler. Gelin alınacağı zaman gelinin en küçük kardeşi tarafından kapı kapanır ve kayınbaba olan kişi kapıya çağrılarak kapıyı açması istenir. Kayınbaba bir miktar para verilerek kapıyı açtırır. Daha sonra gelin alınarak oğlan evine götürülür.
  • Resmi Büyük Görmek İstiyorsanız TIKLAYIN
  • Gelin geldikten sonra düğün yemeği olarak dövme (yarma) pilavı ve nohut-et karışımından yapılan ve adına Yahni denilen yemek misafirlere ikram edilir. Yemek yendikten sonra Kur'an okunur ve dua edilir. Daha sonra düğün sahibi tebrik edilir ve misafirler düğün evinden ayrılırlar.
  • Ayrıca; gelin indikten sonra Şükür Kurbanı kesilir ve bununla da akşam çiğ köfte ve yemek yapılarak akraba, eş ve dosta ikram edilir. Bu yemeğe Velime yemeği denir.
  • Resmi Büyük Görmek İstiyorsanız TIKLAYIN
  • Köyümüzün yemekleri genel olarak Kahramanmaraş yöresiyle aynıdır.

  • Bunlar;
    • İçli köfte
    • Çiğ köfte
    • Yahni
    • Tarhana aşı yağlaması (tereyağı ile)
    • yangın yemeklerimizdir.
  • Özellikle düğünlerde yahni yapılması, Ramazan Bayramı gününde köy meydanına tüm köylülerce Sofra Açılması yörenin yemek hususunda en belirgin özelliklerindendir.
- Bayramlarımız :
  • Ramazan Bayramı:

    Ramazan Bayramında açılan Meydan Sofrası Bayramdan yaklaşık 1 hafta önce yöremize has Çörek yapılır. Evler temizlenir. (badana,boya) Bayram sabahı açılacak sofra için yemek hazırlığı yapılır. Bayram Namazından sonra cemaat büyüklü ve küçüklü birbirleriyle cami çıkışında bayramlaşır. Daha sonra köyün meydanında büyük bir Meydan Sofrası açılır. Burada bütün köyleler evlerden gelen yemekleri yerler. Daha sonra Kur'an okunup ve dua edildikten sonra mezarlığa gidilir. Orada grup grup olarak Kur'an okunur. Burada bayram şekeri ve yöreye has çörek dağıtılır. Vefat edenlerinin ruhuna Fatiha'lar bağışlanır. Sonra evlere gidilerek evdekilerle bayramlaşılır. Daha sonra akrabalar birbirlerini ziyaret ederler. Bu ziyaretlerde yöreye has çörekler ikram edilir. Küskün olanlar barışırlar.

  • Kurban Bayramı :

    Bayram Namazından sonra cami çıkışında cemaat birbirleriyle bayramlaşırlar. Vakit geçirmeden evlere dönülür ve kurbanlar kesilir. Kesilen kurban üçü taksim edilir. Biri kurban kesemeyen köylülere pay edilerek dağıtılır. Bir kısmınıda gelen misafirlere ikram edilir. Diğer bir kısmıda ev halkı yer. Daha sonra akraba, eş, dost ziyaretleri başlar. Ziyaretleşmelerde kesilen kurban etlerinden ikram edilir.

- Giyim - Kuşam :
  • Köyde gençler bugünün giyim özelliklerini benimsemekte ve giymektedirler. Erkeklerden yaşlılar ve bazı orta yaşlı olanlar pantolon yerine siyah şalvar, ayakkabı yerine yemeni giymektedirler. Yaşlı kadınlar ise, elbise, beline kuşak, başlarına oyalı tülbent, ayaklarına lastik ayakkabı giyinmektedirler. Yaşlı kadınlar dışarı elbisesi olarak göçmen (şalvar) ve izar (çarşaf) giyerler.
- Ağıtlarımız :
  • Ağıt, Türk Toplumunun gelenek ve görenekleri arasında küçümsenemeyecek kadar önemi vardır. İşten bundan olsa gerek zaman zaman köyümüzde meydana gelen üzücü, elim ve ızdırap ve acı verici, olaylar karşısında, yöremizin gönülleri coşkulu, hisli ve ince duygulu insanları, ilhami olarak gönüllerinden ağızlarına-dudaklarına dökülen duygularını ağıt şeklinde ifade etmektedirler. Bu söylenen ağıtlarda, daha sonraki nesillere bir miras olarak kalacak, dilden dile söylenip gidecektir.
  • İşte söylenen bu ağıtlardan örnekler;
    EMMOĞLU AĞITI
    
    Mevlam der kazayla ölen şehid,
    Müjdeler Fahri alem emmoğlu.
    Senin bu haline melekler şahit
    Ruhuna binlerce selam emmoğlu.

    Acı haber ne çabuk duyuldu,
    Gam, gasevet her tarafa yayıldı,
    Kimi feryad etti, kimi bayıldı,
    Doldu gönüllere elem emmoğlu.
    
    Mevlam rahmet esirgemez kulundan,
    Kaçmak olmaz Ezrailin elinden,
    Gülen dudağından tatlı dilinden,
    Duysa idik bir kaç kelam emmoğlu.
    
    Yanar yüreklerde bitmez acı,
    Anan, baban, yaren, yoldaş duacı,
    Mahşerde şehidler olur baş tacı,
    Bende senin ile gelem emmoğlu.

    Ramazan'dır ayların en yücesi,
    Gecelerden ise Kadir Gecesi,
    Arzu eder evliyası hocası,
    İster bu günlerde ölem emmoğlu.
    
    Ezelinden böyle imiş kaderin,
    Fatihalar okur selam ederim,
    Zaman dolar bir gün bende giderim,
    Varmı bu dünyada kalan emmoğlu.

    Ömür bu kadarmış zaman derildi,
    Ezrail'e emir Hak'dan verildi,
    Böyle kalabalık nadir görüldü,
    Senin namazına gelen emmoğlu.
    
    Vatanına getirdiler beş günde,
    Makberine indirdiler hoş günde,
    Firdevsi alanın nurdan köşküşde,
    Kabul et yoldaşın olam emmoğlu.

    Matem değil şükretmeli bu hane,
    Nasib oldu Şehadet-i şahane,
    Takdir Allah'dandır kaza bahane,
    Böyle hazırlanmış pilan emmoğlu.
    
    Hasan KISA derki bitmez sözlerim,
    Acıştı yüreğim yandı özlerim,
    Elim tutmaz oldu, doldu gözlerim,
    Düşdü parmağımdan kalem emmoğlu.

    Hasan KISA (15.05.1988)
NOT :Emmoğlu Ağıtı, şairimiz Hasan KISA'nın amcaoğlu oğlan Durdu AYTEMİZ'in aile geçimini sağlamak için Türkiye-Irak arasında kamyon ile şoförlük yaparken 1988 yılı, Ramazan ayı, Cuma günü ve Kadir Gecesinde Irak sınırları içerisinde kaza geçirerek vefat etmesi üzerine bu duygulu ağıtı yakmıştır.
    FADİK KARI AĞITI
    
    Evimizin önü engin.
    Oldu yüzüm döngün döngün.
    Alede çekti getti.
    Bende kaldım kara vurgun.

    Evimiz ayrı ayrı,
    Kimi hasta kimi sayrı,
    Alede çekti getti,
    Ben de kaldım kara vurgun.
    
    Şu Sırın dağları endi.
    Düşmanları üstüme döndü.
    Dost tuttun yiğidim
    O da canımı yedi.
    
    Şu Sırın dağları endi.
    Kölgeler üstüne döndü.
    Kalk gidelim yiğidim.
    Hartlap'ta minnetine geldi.
    
    Yavuz ata binip gettiniz,
    Ah bana neler ettniz.
    Geceleri sabah edek,
    Beni mum gibi erittiniz.
    
    Koca Ceyhan belleniyor.
    Hellendikçe sallanıyor.
    Nerde bulak seni kuzum
    Anan bacın dilleniyor.
    
    Koca Ceyhan akmam diyor,
    Ben yerimden kalkmam diyor.
    Şimdi anası duyar gelir.
    Ben bu yiğidi çekmem diyor
    
    Kara çorap kıçında,
    Düşmanlar seçmiş içinde
    Deli anası düğün kuruk,
    Mehmet'te geliyor içinde.
    
    Karanlıktan çıktım gözüm görmüyor
    Gittiğim yolu heç bilmiyom.
    Durnalar ötüyor da,
    Halı yaman demen kuzumun.
    
    Maraş'ta dolanırım,
    Sular gibi bulanırım.
    Geden gelen yolculardan,
    Bende kuzumu sorarım.
    
    Uçağa bindim beni,
    Iran'a dönderin beni,
    Ben kuzumu bulurum,
    Kuzuma gönderin beni
    
    Şu iran yolu ince,
    Kuzum geldi temelince
    Beş kuzumu göndermişler,
    Nedim babası olmayınca?

    Fatma AYTEMİZ (Fadik Karı)

NOT : Fatma AYTEMİZ (Fadik Karı) evlendiği Memiş AYTEMİZ 7 yıl sonra vefat etmiş, ondan 3 çocuğu olmuş, daha sonra Kara Osman ELMA ile evlenmiş, 10 yıl sonra bu kocasıda vefat etmiş, bundan da 3 çocuk olmuş, oğullarından Mehmet'i hasımları tarafından av bahanesiyle dağda vurularak, Ramazan isimli oğlu ise İran'da şoförlük yaparken, torunu Osman vurularak öldürülmesi ve torunu Cengiz'in Tunceli'de vatani görevini yaparken şehit olması ve Durdu isimli oğlu ve torunun vefat etmesi gibi sebeplerden dolayı bu ağıtı yakmıştır.

Webmaster : İrfan EVRENS