|
2007 EKONOMİK DURUM
2007'YE BAKIŞ KARAMSAR
2006 yılında ekonomik zorluklar yaşayan ticaret sektörü, 2007 yılına da karamsar bakıyor. İşletmelerin en çok çekindikleri konuların başında vergi yükünün artması ve haksız rekabetin engellenememesi geliyor. Ankete yanıt verenlerin yüzde 71,2'si vergi yükünün artacağına inanıyor. “Vergi yükü aynı kalır diyenlerin oranı yüzde 24,5 olurken, yüzde 4,28'i ise vergi yükünün azalacağını düşünüyor.
2007 yılında haksız rekabetin artacağına inananların oranı yüzde 69,5 iken, aynı kalacağını düşünenlerin oranı 24,7, Geriye kalan yüzde 5,8'i ise “haksız rekabet azalır diyor.
Ankete katılanlar, 2007 yılında da satışlardaki ve alım gücündeki düşüşün devam edeceğini öngörüyor. Kredili ve vadeli satışlarda artış beklenirken, tahsilat güçlüğünün de devam edeceği düşünülüyor.
Ankete katılan işletmelerin 2007 için enflasyon beklentisi yüzde 10-14 aralığında tespit edildi. YTL banka mevduat faizi beklentisi de yüzde 10-14 arasında değişiyor. Ankete göre, işletmelerin yüzde 65'inin 2007 yılı sonu dolar kuru tahmini 1,50-2,00 YTL arasında yoğunlaşıyor. Yüzde 59'u ise 2007 sonunda avronun 2,00-2,50 YTL arasında olacağını tahmin ediyor.
DEVLETTEN BEKLENTİLER
Ankete katılan her dört işletmeden birinin devletten beklentisi yok. Yüzde 27'si vergilerin düşürülmesini, yüzde 6'sı ekonomik istikrarın sağlanmasını, yüzde 5,5'i enflasyonun düşürülmesini ve piyasaya yansıtılmasını, yüzde 5,2'si istikrarlı davranılmasını, yüzde 4,5'i esnafa destek olunmasını bekliyor
TÜRK İKTİSAT TARİHİ ARAŞTIRMALARI
Türklerin ve Türkiyenin kapsamlı iktisat tarihi yazılmamıştır. Bilimsel yöntemle Genel Türk tarihi denemelerinin bile yeni yeni başlamış olduğu göz önüne alınırsa, bu konudaki gecikmelerin nedenleri kolaylıkla anlaşılır.
Türk Ekonomisi Tarihi, ya da Türk tarihi içinde ekonomi düşüncesinin ve hareketlerinin gelişmesi konusunda, derli toplu eserler bulunmadığı için bu alanda bugüne kadar yazılmış bulunan Türk ve Türkiye tarihlerinden ve konumuzla ilgili yerli, yabancı kitaplardan, bulunabilen belgelerden yararlanmaktan başka çaremiz yoktu.
Yıllar süren araştırma ve incelemelerimiz sonunda elde ettiğimiz sonuçlar, bu konuda alelacele yayınlanan kitaplarla karşılaştırıldığı zaman, özellikle Marksist çevrelerin bu alanda giriştikleri teşebbüslerin ne derece bilim zihniyetinden uzak olduğu görülecektir.
Türk iktisat tarihi ile gerçekçi bir açıdan ilgilenenler, bugüne kadar sadece siyasi, askeri, hukuki, artistik yanları ile ele alınan milli tarihimizin, iktisadi bakımdan da ne kadar ilginç olduğunu, nasıl dünya çapında bir iktisadi önem taşıdığını göreceklerdir.
Türklerin yüzlerce yıllık, adım adım bir yürüyüşle izlediği, Uzak Doğudan Anadoluya ve Avrupa’ya uzanan tarihi göç yollarının sadece siyasi, askeri değil, iktisadi görüş, seziş ve tedbirlerle aşıldığı anlaşılmadan Türk zafer ve başarılarının bilinmesine imkân yoktur. Ulusumuzun tarih içindeki büyük akışına temel olan iktisat sağduyusunu, ciddi bir tarih incelemesi ortaya koyacaktır.
Türklerin savaş ve siyasetten başka başarıları olmadığını, hele iktisat düşüncesine hiç değer vermemiş olduklarını iddia eden kasıtlı yazarlara, henüz tasnif edilmemiş milyonlarca tarih belgesi içinden çıkarılan bir kaç yaprak bile, şaşırtıcı cevaplarla doludur.
Yüzyıllar boyunca bir nabız ritmi gibi devlet, siyaset ve toplum hayatımızı yakından izleyen iktisadi çabalar, buluşlar ve uygulamalar, muktedir yöneticiler sayesinde ulusumuzu yükseltmiş, bu ritmin bozulduğu zamanlarda da her alanda büyük kayıplar vermişizdir.
Bu araştırmada başlangıcından bugüne kadar Türk toplumunun geçirdiği aşamalarda (ekonomi)nin yeri ve önemi üzerinde durulmuştur. Dünün bir uzantısı olan “Bugünü iyi anlamanın başka bir yolu yoktur. Bugünkü Türkiyenin ve Türk milletinin problemlerini görebilmek ve çözümleyebilmek için nereden nereye gelindiğini tespit etmek gerekiyor.
|
|
Netice ve Sonuç
Enflasyon ile mücadelenin temeli, çok çalışmak, çok üretmek, az tüketmek, daha az dış alım, daha çok dış satım gerçekleştirmek, bütçe gelir ve giderlerini gerçekçi değerlere oturtmak, bütçenin denk hazırlanması ve bütçe açıklarına izin verilmemesi, toplumun alınacak önlemlere zorla değil isteyerek katılımının sağlanması, ulusal paranın yeniden bir tasarruf aracına dönüştürülmesi gibi çalışmaların öncelikle ülkeyi yönetenler, üreticiler, üretime katkıda bulunanlar, bunları ulusal veya dünya pazarlarında pazarlayanlar tarafından inanılarak, inanılanların tüm topluma aşılanarak verilmesi gerekmektedir. DIŞ DESTEK ŞU AŞAMADA MUTLAKA ÇOK ÖNEMLİDİR ANCAK, ESAS OLAN KENDİMİZE VE KENDİ GÜCÜMÜZE GÜVENMEKTİR. BAŞARI BURADA YATMAKTADIR.
Aksi halde başarı olmayacak. Spiral enflasyon çok daha fazla artan beklentiler, denetlenemeyen veya denetimden çıkan fiyatlar nedeni ile hızla hiper enflasyona doğru yol alacaktır. Belki de bu program başarmamız için son bir şanstır. Zira bundan sonrası çok daha acı reçeteler ve hiç ummadığımız bir moratoryum ilanı ile saygınlık ve itibarımızın yitirilmesidir.
Başarmak için orta vadede süratle ulusun iradesine baş vurmak, yönetenlere güvenmek, önceliklere göre çözüm yolları bulmak ve uygulamaya başlamak, hedef saptamak ve tespit edilen hedeflere zamanında varmak gereklidir. Zira ülkemiz bir dünya devleti, bir refah devleti olmaya adaydır.
Bu konu üzerine görüşlerinizi, fikirlerinizi, ilave düşüncelerinizi mutlaka yazınız. Bunlar yapmakta olduğum çalışmalara ışık tutacaktır. Belki bu mücadelede ön saflarda bulunanlara da katkıda bulunma imkanı bulunabilir
|
|
|
1929 EKONOMİK BUHRANI
1929'da Amerika Birleşik Devletleri'nde baş gösteren ve kısa dönemde dünyayı şaşırtıcı etkisi altına alan, tarihin kaydettiği en büyük ekonomik daralmanın görüldüğü bunalımdır. 24 Ekim 1929'da Amerikan borsası olan Wall Street'te bir borsa krizi şeklinde başlayan ekonomik kriz, sanayi üretiminde, milli gelirde büyük daralmalar doğurmuş ve işsizliğin eşi görülmemiş boyutlarda artmasına neden olmuştur. Bunalım'ın nedeni toplam talep yetersizliğidir. Aslında, 1.Dünya Savaşı'ndan sonra dünya iktisadi konjonktüründe olumlu gelişmeler yaşanmıştı. 1928 yılına kadar üretimde göz alıcı, olumlu gelişmeler yaşanmıştı. Ancak krizden önceki kısa dönemde bunalımın sinyalleri yavaş yavaş alınmaya başlanmıştı. Bunu şurdan anlamak mümkün ki, yiyecek ve hammadde stoklarında artışlar ortaya çıkarken fiyatlar düşmeye başlamıştı. Bu zor dönemde işsiz sayısı sırasıyla ABD'de 15 milyona, Almanya'da 6 milyona, İngiltere'de 2.6 milyona, İtalya'da 1 milyona varmıştı. Bu büyük bunalım dünya ticaret hacminin de daralmasına yol açmış ve ülkemiz de ciddi biçimde etkilenmiştir. Kriz dünya iktisat dünyası için Keynesyen görüşlerin egemen olmasını beraberinde getirmiş ve devletin ekonomik alanda belli işlevler üstlenmesi gerektiğini savunan refah ekonomisi geçerli olmuştur yeni bir kriz olan 73 petrol bunalımına kadar.
"Cinderella Man" Büyük İktisadi Buhran'ın olumsuz etkilerinin de ortaya konulduğu kanımca mutlaka izlenmesi gereken bir film. Kimilerince "duygu sömürüsü" yapılıyor gibi görünse de filmde gerçekten o dönemin hali pür melali bundan ibaretti. Tabi bu yorumları iktisattan sosyolojiden bi haber olan bir kaç film izleyip de film yönetmen hakkında atıp tutanlar yapıyor. Filmin tek yönünün, iktisadi bunalım baglamında geçmesi olduğu düşünülmesin. Filmde ayrıca türlü zorluklara rağmen varolma mücadelesi ve bu mücadelede kesinlikle meşru araçlara başvurma da var. Ahlaki değerlerden kesinlikle taviz verilmiyor. Film hiç bir şey vermese bile bana göre ondaki insanı kışkırtan taraf olan kararlılık ve azim ıskalanacak konular değildir. İlgililerine
|
|
Enflasyon Nedir ?
Çağımızın ekonomideki vebası sayılan enflasyon nedir? Bu hastalıktan korunabilme, yakalanıldığı taktirde tedavisi varmıdır? Bu çağımızın en önemli ekonomik hastalığı acaba yalnızca tek tıp bir hastalıkmıdır? Ayrı ayrı hastalık nevileri var ise bunlara hangi tür tedavi yöntemleri uygulanmalıdır? İşte bu sorunlara ışık tutabilmek maksadı ile siz sitemizin değerli misafirleri ile fikirlerimizi paylaşmak, mümkün olduğu taktirde eleştiri ve önerilerinizi tartışmak istiyoruz. Bu nedenle belki geniş bir bilgi aktarımı, bu bilgi akışına göre kısa bir sonuç ve öneriler bulacaksınız. Demin de söylediğim gibi amaç çoklu tartışma ortamı yaratmak. Şüphesiz ki enflasyon bu anlatılmaya çalışılanlar ile her yönü ile izah edilemez. Çözüm önerileri de binlerce olabilir. Yazımdaki amaç hastalığın nerelerden kaynaklandığı ve nelere neden olduğunu açıklayabilmektir. Hastalık teşhisi doğru konulur, doktor tedavi etmek ister, hasta da iyileşmek ister ve tedaviye katılır ise başarı eksiksiz olacaktır. Bizde hasta iyileşmek istemekte, teşhisler eksiklerine rağmen doğru, doktor ise gerekli tedaviyi uygulamaktan muhtelif nedenler ile çekinmektedir. Bilinmesi gereken ise “DEVLET MALI DENİZ- YEMEYEN DOMUZ “ tekerlemesinin artık bitmesi gerektiğidir. Aksi halde
ÜLKEMİZİN çok daha büyük karışıklıklara düşeceği yani “hastanın ameliyat edilmesi” zaruretinin ortaya çıkacağıdır. Ameliyat ise her zaman başarılı olmayabilir.
ENFLASYONA NEDEN OLAN FAKTÖRLER
FİYAT ARTIŞLARI : Enflasyon teorik olarak bütün mal ve hizmetlere ait fiyatların eş zamanlı yükselmesidir. Bir başka değişle bir kısım malların fiyatlarının artması, bazılarının düşmesi olayının enflasyon ile hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.
TALEP ENFLASYONU: Fiyat, arz ve talep eğrisinin kesiştiği yerde oluşacaktır. Alıcı alacağı malı en ucuz yerden almayı, satıcı ise malını en pahallı olan yerde satmayı isteyecek ve amaç edinecektir. İşte yöresel veya ülke genelinde toplam arz ile toplam talebin dengelendiği yerde ulusal veya yöresel fiyat dengesi oluşacaktır.
Talep fazlası nedeni ile oluşan enflasyonun arzın talebi karşıladığı yerde biteceği tabidir. Talep enflasyonuna yaklaşım genel olarak iç talebin kısılması şeklinde olacaktır.
MALİYET ENFLASYONU: Maliyet enflasyonu, girdi fiyatları, ücret artışları ve finansman giderlerindeki artışlardan kaynaklanır. Buna literatürde ÜCRET- FİYAT SARMALİ denilir. Maliyet enflasyonunda ise, fiyatlar maliyet artışı nedeni ile yukarı doğru itilecektir veya itilmeye çalışılacaktır Maliyet enflasyonuma yaklaşım ise, işgücünün verimindeki artıştan sağlanan ilave kazancın ücretlere yansıtılması şeklinde şekilinde olmalıdır. Bu şekilde oluşan bir yaklaşım fiyat artışına dönüşmeyecektir.
Gerek TALEP ENFLASYONU VE GEREKSE MALİYET ENFLASYONUN da halkın beklentisi sürmediği veya oluşmadığı sürece enflasyon devam etmez. Beklenti oluştuğu sürece enflasyonist sarmal güçlenecek, talep artışına neden olacak ve insanlar tavırlarını bu beklentilere göre oluşturacaktır..
|
|