kafkasian_75.sitemynet.com
katilin_destekleyin.gif

ARDAHAN-ÇILDIR-KAYABEYİ KÖYÜ *KÜLTÜREL* WEB SİTESİ

Eski Haberler

Çayıs'ta Tarih
ve Doğa

Fotoğraflar

Çayıslı'nın Dili

Çayıs ile İlgili Genel Bilgiler

Aşıklık Geleneği

Tarihte O An

Site Yapımcısı

Kardeş Sitelerimiz

Kaz Gecesi

Reklam Köşesi

Yorum Köşesi

Çayıs'ta Tarih
ve Doğa



TARİH ve DOĞA...

DEVEBOYNU KAPLICALARI (ÇERMİK)

Sodalı suyun çıktığı kaynak... Foto: Volkan ÖZKAN

*Kura Vadisi içinde ve Kura Nehri'nin tam bitişiğinde(nehirle bitişik) sodalı ve içilebilen termal su kaynağıdır.

*Literatürdeki adını, vadi başındaki, Kayabeyi Köyü'nün Deveboynu mevkiinden alan ve coğrafi kaynaklarda ''Deveboynu Kaplıcaları'' olarak geçen kaplıca, yöre halkı arasında; ''çermik, çörmük vs..'' isimleriyle bilinir.

*Kışın kar ve buz, ilkbaharda ise aşırı yağan yağmurların Kura Nehri seviyesini yükseltip, kaplıca üzerini kapatması yüzünden, genelde yaz ve sonbahar aylarında kullanılabilmektedir.

Önce bir yudum su için ve içine girip tüm yorgunluğunuzu atın... Foto: Volkan ÖZKAN

*Yaz-kış sıcaklığı değişmeyen (20-25 derece) sodalı suyun, birçok cilt ve iç hastalığına iyi geldiği bilinmektedir.

*Yaz aylarında özellikle Çıldır'dan ve çevre köylerden gelen birçok insanın akınına uğrayan çermiğin, dik ve sarp olan patika yolu (özellikle yaşlı insanlarımız için) sorun teşkil etmektedir.

*Vadi başına gelmek için bile, oldukça zor ve bozuk bir yolu çekmek zorunda kalsanız da; aşağıya inip, kaplıcanın sıcak ve kaynayarak çıktığını görebileceğiniz sudan bir yudum içip, içine girdiğinizde, tüm yorgunluğunuzu unutacağınıza şimdiden garanti verebilirsiniz...

Kura Vadisi'nin Gökyüzüyle Bütünleşen eşsiz güzelliği... Foto: Volkan ÖZKAN

Kaynağa inene kadar size eşlik edecek olan ve vadiyi sarıp sarmalayan ağaçlar... Foto: Volkan ÖZKAN

Hele bir de vadi başının Şeytan Kale'yi tam karşıdan gören manzarası ve Kura Vadisi'nin yer yer ağaçlarla bezenmiş eşsiz güzelliği, sizi kendisine hayran bırakacaktır...

*Yıllar öncesinden, Çıldır-Aktaş karayoluna yakınlığından ötürü, insanların vadi başına daha kolay ulaşabilmesi için düşünülen yol yapım projesi, bugün sadece ''bir proje olarak'' akıllarda kalmıştır...

*En basitinden, Çıldır-Aktaş asfaltına bağlanması için yapılacak olan bir stabilize yol bile, ulaşımı kolaylaştıracaktır.
Daha sonraki etapta, Kura Nehri bitişiğindeki kaynak üzerine kurulacak ''KAPLICA VE DİNLENME TESİSİ'' ile vadi başı arasına kurulacak bir ''TELEFERİK HATTI'' bölgede ''KAPLICA TURİZMİNİN'' ortaya çıkmasını sağlayacaktır.

*Her köşesi bin bir güzellikle dolu olan Çıldır'ın, renkli bir mozaiği olan ''Deveboynu Kaplıcaları''(çermik); diğer birçok güzelliğimiz gibi, ''GÜN YÜZÜNE ÇIKMAYI'' ve ''TANITILMAYI'' beklemektedir.

KAYABEYİ KÖYÜ KİLİSE-CAMİİ

Kayabeyi Köyü Kilise..

KAYABEYİ KÖYÜ KİLİSE-CAMİİ
*Köyümüzde , konum itibariyle merkezin doğu tarafında tam ortadadır.

*Yapılış tarihi X.-XI yy.lar(900-1000'li yıllar) olarak tahmin edilmektedir.

*1917 yılında camiye çevrildiği varsayılmaktadır.(Bunu , yapının sol cephesindeki Arapça yazıyla yazılmış olan ''sene 1337'' ibaresinden anlıyoruz)

*Bugün halen cami olarak kullanılmaktadır.
*Dış yapı tümüyle düz-kesme taşlardan örülüdür , üç adet penceresi vardır. Taş tipleri Ani harabelerindeki yapılarınkilerle benzerlik gösterir. Diğer yakın köylerdeki bazı kilise kalıntılarıyla da aynı özellik hissedilir.[Öncül(karostav) (yıkılmıştır) , Kurtkale , Övündü(vaşlop), Gölbelen(urta) gibi...]
Yapıda kullanılan taşa yörede ''Urta taşı'' denilmektedir.
Çatısı iki taraflı düz-kesme taşlarla örtülüdür. Ancak içten tavana bakıldığında kubbe şeklindedir.

*Orijinal kapı güneye doğru bakar. Ancak camiye çevrildikten sonra kapı kuzey yönden açılmış , orijinal kapı kapatılıp mihrap nişine çevrilmiştir.

*Köy büyüklerinden elde edilen rivayetlerde; ''..Köy ilk bulunduğu zaman , bütün köy ormanlık ağaçlarla kaplıymış. Öyle ki koskoca kilise bile görünmüyormuş ağaçlardan. Kilise yarıya kadar toprağa gömülüymüş.(şu an bile dıştan birkaç basamağı toprak altındadır..''

*Diğer yandan , yapının Gürcülerin elindeyken tahıl ve eşya deposu olarak kullanıldığı söylenmektedir. Kilisenin ; özellikle savaş yıllarında önemli bir sığınak ve depo yeri olarak kullanılması hususunda , bu kanıyı destekleyen veriler mevcuttur. Köyün altında birçok tünel bulunmaktadır. Bu tünellerden birinin ağzı da , şu an Reis Özkan'a ait olan mereğin(samanlık) içindedir. Yine bir rivayete göre ; ''..bu merekteki tünel ağzı üç kola ayrılmaktadır. İki kol farklı yöne , bir kolu da kilisenin altına gitmektedir..''Buradan , sığınak ve eşya deposu olarak kullanılabileceği anlaşılmaktadır.

*Kilise içerisinde resim , fresk , heykel gibi görsel öğeler yoktur.(veya zamanında üzeri kaplanmış , silinmiş olabilir) Oldukça sade görünümdedir.

*Dış batı cephesindeki haç kabartması hala durmaktadır.

*Zamanında yapı içerisinde iki adet koç başlı heykel ve bir de at tasvirli heykel bulunmaktaymış. Ancak at heykeli köylü tarafından kırılmış , diğer koç başları da Kars müzesine götürülmüştür. (bu heykeller , peyler yerleşkesinden camiye getirilmiştir)

Mezar olduğu iddia edilen bölüm..

*Yine kilisenin çatısında iki tane mezara benzer , taş çeperle çevrili içi toprak bölüm vardır. Bunların kilise papazlarına ait olduğu iddia edilmektedir.

*KÖYÜMÜZÜN EN ÖNEMLİ TARİHİ ESERİ OLAN CAMİİMİZ (ESKİ KİLİSE) , TANITIM EKSİKLİĞİNDEN DOLAYI TURİZME KAPALI VE İLGİ YOKSUNLUĞU ÇEKMEKTEDİR...(tüm bölgemizde olduğu gibi)

PEYLER ESKİ YERLEŞİM BÖLGESİ

PEYLER YERLEŞMESİ KALINTILARI

*İlk Tunç ve Demir çağlarından kalma yerleşim bölgesidir.

*Kayabeyi Köyü'nün 3 km kadar güneyinde , Kenarbel Köyü'nün 3.5 km güneybatısında yer almaktadır.

*Konum itibariyle , Kura vadisinin ağzında ve tamamıyla vadiye hakimdir. Şeytan Kalesi'ni tam karşıdan görür.

*İlk Tunç Çağından yakın zamanlara kadar(100-200 yıl öncesine kadar) yerleşim yeri olarak kullanılmıştır.

*Bölge ; küçük bir köy görünümünde , odacık şeklindeki evlerden oluşur. Ayrıca çevresinde bir mezarlıkta bulunur.

*Şu an Kars müzesinde bulunan ve zamanında Kayabeyi Köyü Camii'nin içine konulan koç başı heykelleri buradan çıkarılmıştır.

*Kayabeyi Köyü yerleşim merkeziyle bir ilişkisinin olup olmadığı bilinmemekle beraber , Kura vadisinin ağzında ve çevresinde peyler kalıntılarına benzer birçok yerleşim izleri mevcuttur.

*Ne yazık ki ilgi , korunma ve bilinç eksikliğinden dolayı define avcıları(tarih barbarları) tarafından yağmalanmış olan bölgede , geniş kapsamlı bir bilimsel çalışma yapılmamıştır.

*Şu an peyler yerleşim yeri çevresinde , köyümüzden birkaç aile tarlalarını ekip biçmektedir. Bu ailelerin yerleşim yeriyle bir bağının veya akrabalığının olup olmadığı bilinmemektedir.
(Çelik , Tekirtaş aileleri gibi...)

MOLLA YUNUS'UN ODASI

Molla Yunus Özkan

MOLLA YUNUS'UN ODASI

*Şu an Reis Özkan'a ait evin içerisinde bir bölümdür.

*1904-1905 yıllarında Aslan Özkan tarafından , Ermeni ustalara yaptırıldığı bilinmektedir. Bunu , odanın ''kaş'ında'' ki Arapça yazıyla yazılı olan 1325 tarih ibaresinden anlamaktayız. Bu tarih miladi olarak 1904-1905 yıllarına gelmektedir.

*Odanın tavanı ve tavana bitişik kısımları ahşap oymalarla ve işlemelerle kaplıdır. Tavanı lambri , üst kenarlıkları şekilli oyma figürlerden oluşmaktadır. Odaya girişin tam karşısında ocak(buharı) bulunmaktadır. Bu ocağında dış kısımları geometrik şekilli , düzgün bir biçimdedir.

*Sağ ve sol iki yanında ahşap sekiler bulunmaktadır. Bu sekilerin ahşapları da oyma ve desenlidir.

*Odanın tabanı , zeminden yaklaşık 25-30 cm yüksekte ve tamamıyla ahşaptır.(zeminin ve sekilerin altındaki bu boşluğa ''bol'' denilir)

*Tavanla bitişik ve güneye bakan tek şerit bir penceresi vardır.

*Bu odanın bir benzeri de ''Aydın ağanın odası'' olarak bilinen ve şu an harabe halinde olan odadır.

*Molla Yunus'un odası , zamanında bütün köylünün toplandığı , hikayelerin anlatıldığı , bir zamanlar cami gibi kullanılan , aşıkların türküler söyleyip atıştığı hatta AŞIK ŞENLİK VE SÜMMANİ BABA'YI bile misafir etmiş önemli bir mirastır.

KAYABEYİ KÖYÜ TÜRBELİKLERİ

KAYABEYİ KÖYÜ TÜRBELİKLERİ VE ESKİ TÜRK MEZARLARI

*Köyün güney yönünde , etrafı çeperle çevrili büyük türbelikte , eski mezar taşlarının olduğu bölümde , yaklaşık 7-8 adet şekilli-geometrik desenli mezar taşları vardır.

*Taşlar oldukça güzel bir ustalıkla oluşturulmuş , üzeri şekilli ve tasvirli-Osmanlıca yazılı , adeta bir sanat eseridir.

*Üzerlerinde detaylı bir tespit çalışması yapılmamıştır. Ancak halen köyde ikamet eden birkaç ailenin atalarına ait türbeler olduğu bilinir.

*Diğer yandan , bu türbeliklerin doğu ve kuzeydoğu bitişiğinde , iki kısımlı ve çok karmaşık mezarlıklar vardır. Üzerlerinde hiçbir yazı ve şekil yoktur. Sadece baş taşları vardır.

*Bu mezarlar , ''1915'li yıllarda Ermeni katline uğrayan TÜRK KÖYLÜ'MÜZE aittir.

*Ne yazık ki eski mezarlıklar korumasız , üzerlerinde hayvanların bile dolaşıp otladığı bir konumdadır. Bu durum , atalarımıza karşı büyük bir saygısızlıktır. Son bir iki yıldır etraflarının çevrilmesi yönünde çalışma başlatılmış ancak halen bir faaliyet yoktur(?)

KOLOZ'UN PEYLERİ

KOLOZ'UN PEYLERİ

*Kayabeyi Köyü yaylasının sınırları içerisinde , Kura nehri'nin(orpon) karşı tarafındadır.

*Yaylaya yaklaşık 1.5 km uzaklıkta ve Cocorta Bahçeleri bölgesinin hemen üst bitişiğindedir.

*Bölge hakkında pek bir bilgimiz yoktur. Diğer tarihi kalıntılar yanında gölgede kalmış (gölgenin gölgesi?) ve bilinmemektedir.

*Bölgeye bakıldığında ve detaylı olarak incelendiğinde , peyler yerleşim bölgesiyle benzerlikler gösterdiği görülür. Peyler kadar eski bir geçmişe sahip olduğu düşünülmektedir.

*Yine köy büyüklerinden elde edilen bilgilere ve rivayetlere göre ''...Koloz adında ve Kayabeyi köylüsüyle geçinemeyen birine aitmiş bu bölge...'' Literatürdeki adını da Koloz adlı kişiden alır.

*Tıpkı peylerdeki gibi , odacıklar şeklindeki yerleşimlerden ve farklı olarak küçük bir kiliseden oluşur.

*Küçük kilise(şapel) kalıntısından , bölgede zamanında Hıristiyan yerleşimi olduğu anlaşılmaktadır.

*Bundan 15-20 yıl öncesinde , yaylaya yol açma çalışması sırasında , bölgeden yüklü bir miktarda altın ve küçük altın bir heykel çıkarıldığı söylenmektedir.

*Bütün sahipsiz miraslarımızın kaderini bu bölgemizde paylaşmıştır. Tarih hırsızlarının yağmasına uğrayan Koloz'un Peyleri de diğer tarihi eserlerimiz gibi gün yüzüne çıkmayı beklemektedir.

CASKARA SU KAYNAĞI

-Köyümüzde , Kura Vadisi'ne açılan ve ''Kaz Deresi'' adı verilen vadi içerisindedir.

-Kayalık ve biraz sarp bir kaynaktan çıkan buz gibi soğuk su ve Kayabeyi Köyü çeşmesinden gelen suyun oluşturduğu doğa harikası atmosfer , bu bölgeyi özel kılmıştır.

-Suyun kaynağının , Caskara'dan yaklaşık 1 km uzak ve vadiden 250-300 m kadar yükseklikteki ''Göl'ün Kırağı'' denilen su havzasından geldiği sanılmaktadır.

-Çıkan su çok az olsa da , su altına koyulan güğüm ve su kaplarının dolmasını beklerken , bir yandan da o eşsiz güzellikteki vadiyi izlemek bütün her şeyi unutturup , insanın içini ferahlatır. Koyduğunuz güğüm taşmış gidiyordur , siz hala gözünüzü alamamışken o muhteşem manzaradan ve kayalar üzerine işlenmiş yazılardan...

Bir de Haziran-Temmuz aylarında iseniz , bin bir çeşit ve güzellikteki çiçekler içerisinde kaybolursunuz adeta...

-Kışın ise bir başka güzelliğe bürünen Caskara'daki suyun buz tutmasıyla oluşan ve adeta travertenleri andıran doğa harikaları gerçekten görülmeye değer nitelikte....

-NoT- : Eğer yaz aylarında (Haziran-Temmuz) iseniz , Caskara etrafında bolca bulunan ''kekik'' ve ''kuzu kulağı'' otlarını , daha adını sayamadığımız birçok güzelliği toplamadan ve Caskara'nın o düz kayalarına adınızı yazmadan ayrılmayınız Kayabeyi Köyü'nden...