|
Çayıslı'nın DİLİ
|
|
A
Aba: kıldan örülmüş kalın kumaş ve bu kumaşdan yapılan elbise
Ağa: Büyük erkek kardeş, Ağabey
Abad: Gelir
Abad olmak: Gelirden memnun olmak
Ağıl: Hayvanların dışarıda kapatıldığı yer
Ağhee: Eyvah anlamında olan sözcük
Ağhır: Son, insanı son
Ağartı: Yağ, peynir, süt yoğurt gibi yiyeceklerin genel adı
Ağırsak Teşinin üst kesiminde çengelli olan yuvarlak parça
Ahan İşte, burada
Anık Yeterince mayalanmamış ekmek hamuru
Ahırı: Sonu
Ağhırın gele: Sonun gele, ölesin
Ağhur: Hayvenlerin konulduğu yer. Ahır
Ağhbun: Gübre
Akuçka Pencere
Alha: Hele gör
Alaf: Kışlık için hazırlanan hayvan yemi. Ot Saman
Andır: Uğursuz şeyler için söylenilir.
Asaca Yıkımak: Başını önden yıkamak
Andıra Kalsın: Uğursuz olan şeylerin sonu gelsin
Atol: Patatese benzer fındık büyüklüğünde kök
Avlu: Odaların önüne yapılan koridor
Ayar: Atın sırtına vurulan eğer
Ayvan: Eyvan Balkon, evlerin önüne yapılan örtme
Azgun: Şimarık
B
Baca: Evlerin üst kısmını konulan küçük pencere
Badval: Ambarın bir çeşidi
Baga,Pege: Ahırda hayvanlara ot ve samanın verildiği tahta bölme
Barç Etmek: Seslice şapırdatarak öpmek
Basma: Hayvan pisliğini bastırarar düzeltilmiş şekli
Beç: Biraz geri zekalı anlamında, safca
Bed: Çirken
Bednar: Bir çeşit çıban yarası
Bege: Ahırda ot ve samının konulduğu yer.
Beng: Ben, hal, insan vücudunda ki siyah lekeler
Belli: Bilinen
Berf: Kar
Besmi: Bir isim
Bıçğı, Bışğhı: Testere
Bıldır: Geçen sene
Bınıvız: Sinsi
Bışkol: Koyun pişliği
Bibi: Babanın kız kardeşi
Biçin: Tırpanla biçilmiş ot ya da ekin
Bidibidi Az, az ufak ufak
Bij,bijli: Sivri uç
Bişi: Hamur kızartması
Bişka: Kibrit
Boğozlu: Obur.çok yemek yiyen
Bölme: Büyük tepsi
Buğari, puğhari: Evlerin üstündeki duman çıkan baca
Buluz: Elbise
Büzdük: Kalça
C
Cadi: Yağcı, insanlara yağ yakan kimse
Cağ: Şiş ya da mil
Camuş: Manda
Cancur: Bir tür küçük erik
Cazigudiyan: Yağcı ya da şeytan
Cemse: Askeri araç
Cici bici Süslü, püslü
Çigelek: Yaban çileği
Cigerakraba: Enyakın akraba
Cillenmek Toprağın yeşillenmesi
Cinav: Kamçı ya da bir ot çeşidi
Cıcık: Güzel
Cığız: Oyun bozan Cığıza cur bahane
Cılcıbıl Çırıl- Çıplak
Cırcır: Fermuar
Cırnak Kuşların ayak parmak ucu
Cızlavet: Siyah içi astarlı lastik ayakkabı
Cırnağ: Tırnak
Coc: Bataklık,
Cucul: Civciv,
Culuk: Hindi
Cur: Çocuk oyunlarında oyun bazmak
Cücük: Tavuk Kaz hindi kuş gibi hayvanların yumurtadan çıkan yavruları
Ç
Çar: Bir tür bez çarşaf
Çaynik: Çaydanlık
Çeçil: Tel peyniri
Çemirlemek: Gömlek kolunu katlayarak çevirmek
Çengel: Kargaburnu Çatal
Çimmek: Yıkanmak, banyo yapmak
Çit: Kadın baş örtüsü
Çor: Sinirli bir zamanda söylenilen söz
Çorağh: Verimsiz
D
Dabak: Bir hayvan hastalığı
Dadağh: Ağabey, Kardeş
Dadda: Çocuk maması
Damçı: Damla
Davar: Koyun
De hayde: Çabukça gel
Degenek: Sopa, çubuk
Değirmi: Yuvarlak
Demiray: Bir tür yara, egzama
Derekep: Derhal, hemen
Desinler için: Gösteriş olsun diye
Diksinmek: Tiksinmek
Dıldıbıl: Çırılçıplak
Dillo: Ketenden örülmüş çuval
Dınaz: Alay
Dınaz etmek: Alay etmek
Dolamaç: Dönemeç
Dolap: Büyük su değirmeni
Dolça: Maşrapa
Doydoy: Güvercin
Dummak: Suya dalmak
Düge: Düve
Düğmeç: Ekmek ve yağla yapılan bir çeşit yamak, ekmek aşı
E
Eebele gel: İşte böyle bu yana gel
Efsene: Saf insan
Eğiş Teknede hamur kazıyan, kazıyacak
Ekmek aşı: Düğmeç
Eqgo: Nene, ana anlamında
Ele deme: Öyle söyleme
Endeze olmak: Oyalanmak
Erek: Orman içinde ki açıklık alan
Ergiş: Herif , ev adamı
Eringen: Tembel, üşenen
Eseslice: Esaslıca
Eşgere Açık , alenen
Evlek: Tarla sürümünde pulluğun açtığı iz
Eze Teyze
F
Fanti: İskambil
Ferik: Henüz yumurtlamamış tavuk, Piliç
Fırtık: Sümük
Fırtıklı: Sümüklü
Fışğı: Tezeğin ufalanmış şekli
Fitoz: Sevimli
Fizzah: Bağırmak
Fizahlanmak: Bağırmak, ağlamak
Furuç: Armat kurusu
G
Gagaç: Kurumuş otlara verilen ad
Gağ: Meyve kurusu
Gada: Dert, bela
Gadan alem: Dertlerini ben üstüme alayım
Gakka: Çocuk dilinde şeker
Galak: Tezek yığını
Galet: Bisküvi
Ganayahlı: Kadın ya da kız için söylenilen bir söz
Ganfet: Akide Şekeri
Garo: Eski anbar
Garonun yokuşu: Ambar yokuşu
Gaşka: At Arabası
Gav: Kil, toprak
Gavçe: Çengel
Gayğana: Sahanda yumurta
Gecen ğhere kalsın: İyi geceler
Gedek: Manda yavrusu
Gejjo: Aptal, bilinçsiz
Gem: Döven
Geven: Dikenli derelerde olan bitki
Gıdella: Küçük sepet
Gıdıl: Küçük
Gımı Atol denen bitkinin uzanmış sapı
Gımı gıçlı İnce bacaklı
Gıdik: Oğlak, Keçi yavrusu
Gıjgırmak: Yoğurdun ekşimesi
Gıjjik: Kıvırcık saç
Gınco: Zayıf, çelimsiz
Gırgal: Hayvanları bağlamak için ağaçtan yapılmış boyun bağı
Gırnap: Sağlam ip
Gobbuz: Yumruk
Gobbal: Büyük burun
Gocik: Kaban
Golopi: Tahtadan yapılmış sitil
Gizenguggi: Saklambaç oyunu
God: Bir ağırlık ölçüsü
Godda: Büyük zar, makara
Godik: Manda yavrusu
Gor: Mezar
Gorbagor: Toplu mezar
Gorluk: Cenaze için saklanan para
Gorhana: Mezarlık
Goruhçu: Kır bekçisi
Gozo: Biçimsiz, düzeni bozuk
Göze: Pınarın suyunun çıktığı yer
Gurra,Gurre: Kendini beğenmiş
Gudik: Enik, köpek yavrusu
Gurduşka: Kadınların giydiği bir çeşit gömlek
Guli: Hindi
Gurban: Bir isim
Guşhana: Tencere
Guzzik: Kambur
Güman: Umut
Güman etmek: Umut etmek
H
Hacillenmek: Yaptığına pişman olmak
Hal: Siyah ben
Hamarat: Becerikli
Harbi: Doğru
Hardahurda: Kırık ya da döküntü
Harğ: Ark, su kanalı
Harbutlamak: Sıcak su ile soğuk suyu karıştırmak
Haro: Ambar ya da samanlık içinde ki bölme
Haros: Ekilmemiş tarla
Hasıllama: Yoğurmak
Hedik: Haşlanmış buğday, diş hediği
Hengel: Mantı
Helek: Yorgun
Helek olmak: Yorgun düşmek
Herk: Sürülmüş tarla
Herslenmek: Sinirlenmek
Hetircek: Ocak taşları üzerine, yemek pişirmek için konulan demir çubuk
Hevenk: Kara batmamak için ayağa giyilen geniş ayakkabı
Heyat,hayat: Bahçe
Himm: Bina yapımı için kazılan temel
Hırkal: Mantı
Hışt: Çivili köpek tasması
Hızan: İş bilmeyen
Hodak: Öküzün boyunduruğuna binen ve öküzleri süren çocuk
Hop, ğhop: Sabanın demir olan ucu
Noravel: Hodak denen çocuğun söylediği maniler
Hozan: Biçilmiş tarlanın birdiyer adı
İ
İstikan: Çay bardağı
İstol: Sandalye
İskat: Ölünün arkasından günahına karşılık verilen para
İşkınlanmak: Filiz vermek
İşkirlenmek: Şüphelenmek
İşmar: İşaret etmek
İtelemek: İtmek
K
Kanfet: Akide şekeri
Kargun: Yazın karların erimesiyle oluşan sel
Kaşka: Ağaçtan yapılmış el arabası, küçük araba
Kayış: Kemer
Kayğana: Sahanda yumurta
Kebani: Ev işlerinde hamarat olan kadın
Kefterkuski: Hortlak
Kerme: Koyan pisliginden yapılan tezek
Kerti: Bayat
Kidik: Keçi yavrusu
Kınnap: İnce dayanıklı ip
Kırlent: Sekilere konulan yastık
Kirtil: Kısa ve oldukça sert ot
Kitmir: Küçük
Kodik: Manda yavrusu
Kolik: Boynuzu olmayanan hayvanlara denir
Kollik: Kuyruğu kesilmiş hayvan
Kolopi: Küçük sitil
Kopça: Düğme
Kopti: Kaba,saba
Kor: Kör
Kart: Yeşil çimenlik ama sert olan yer
Koraraba: Kağnı
Koroğlu: Köroğlu
Korberevi: Önünü görmeyen
Koşat: Binalarda yük taşıyan kalın ağaç
Kotan: Pulluk
Kozik: Ahırda danaların kapatıldığı yer
Köçmek: Evlenmek
Köynek: Gömlek
Kudik: Küçük köpek, Enik
Kulun: Kısrakların yavrusu
Kullik: Bere
Kunkul: Omuz
Kurig: Kısrakların yeni kulunu tay
Kurun, Kürün: Ağaçtan oyularak yapılan su kabı
Kuşkana: Küçük tencere
Kuzzik: Kambur
Küllah: Böğürtlen
Külek: Ağzı geniş, altı dar su kabı
Külül, Külür: Yabani bezelye
Küski: Kaldıraç Söz sözün küsküsüdür
Kütan: Kotan,Pulluk
Küze: Su kabı
L
Lallo: Konuşamayan, lal
Lapatka: Kürek
Laçin: Doğan
Laz: Karadenizliye denilir
Lazut: Mısır
Leçek: Beyaz renkli başörtüsü
Lelê: Ana, bakıcı
Lenger: Geniş ve derin leğen
Lezgi: Halk müziğinde bir makam adı. İsim, bir aşık adı
Lıbbız: Parasız, Züğürt
Lığlanmak: Mızmızlanmak gibi
Lili: Lakap,
Lobya: Fasulye
Loda: Büyük ot yığını
Lokko: Büyük kaba
Lök: Büyük
Lüle Musluk, Suyun aktığı boru
M
Mahal: Yer, mesken
Mafiş: Küçük kare şeklinde kesilmiş yufkanın yağda kızartılması
Makat: Tahtadan yapılmış sedir
Mar: Yılan
Maşrapa: Kulplu bir çeşit su kabı
Mattavar: Bir çeşit hastalık
Maya: Kadın adı
Mazi: İki teker arasında ki mil
Mehriban: Kadın adı, merhametli
Mercana: kışlık yakacağın ormandan temini.
Meşe: Orman
Merek: Ot ya da saman konulan ev: Merek yandı sıçana da kalmadı
Mintan: Gömlek
Miras kalsın: Mal sahibinin ölmesini dilemek
Modgam: İmece
Morbet: Çırak, yardım eden çocuk
Mozik: Bir yaşına girmiş dana
Möğkgem: Sağlam
Muzveil: Muhbir
Muzveillenmek: İhbar etmek
Mürgülemek: Otururken hafifden uyumak, şekerleme
N
Nahır: Sığır sürüsü
Neft: Gazyağı
Nevale: Erzak
Napuzzar: Kapının önünde ya da arkasında kalan tarla
Nat: Tırpan sapı
Nataş: Çıra parçasına verilen ad
Nöker: Hızmetkar
O
Ola, Ula: Ulan, arkadaş
Oçkur: Uçkur
Ola Çabuğh Gaç: Hemen kaç
Ö
Ögeç: Bir yaşını geçmiş erkek kuçu
P
Pağaç: Yuvarlak ve kalın bir tür ekmek, somun
Pağhıl: Kıskanç
Pağhıllanmak: Kıskanmak
Pampara: Bir tür yabani bitki
Panta: Yabani armut, ahlat
Papağ: Başa giyilen tiftik başlık
Papul: Çocuk ayakkabısı, patik
Peg: Yıkıntı, virane olmuş ev kalıntısı için denir
Pege: Ahırda hayvanların ot ya da saman yedikler bölme
Pepe: Kekeme
Peleş: Boynuzları yanlara doğru açılmış hayvanlara verilenad
Peçkir: El havlusu
Pisik: Kedi
Peş: Arka
Peşine gitmek: Arkasından gitmek
Peşlemek: Kovalamak
Peşgun: Ayakları kısa yer sofrası
Pırti: Elbise
Pızık: Yabani arı
Pızıklanmak: Sineklenmek
Pin: Tavuk yuvası, kümes
Pingal: Folluk, tavuk yuvası
Pitik: Köpek yavrusu
Polum: Oyun
Polim yapma: Oyun yapma
Portlak: Göz yapısı büyük olan
Poşa: Çingene,
Potur: Büzgü
Poy Poy: Hele bakın anlamında Poy Poy Gülen
Pöçük: Kuyruk, en geride kalan
Puç: Hiç, yitirmek Emegim puç oldu
Punğar: Pınar
Pumpul: Yastık başlarına dikilen püskül, süslü
Pulul: Ot demeti
Put: Bir ağırlık ölçüsü
Puti: Yiyeceği olmayan ailenin fertlerini komşuları alıp besleme işi
Püşürik aşı: Bir tür çorba
Pöçük: Son. Kuyruk
Pörçük: Tırpanı sapına bağlanan yeri
Pörçüklü: Yağcı,
Punğar: Çeşme
S
Sağdıç: Düğünde damadı gezdiren kişi
Sahi: Gerçek
Sahi mi: Gerçek mi
Sak: Çorabın tabandan yukarı olan kısmı
Sako: Sakar, dökülen
Sambağı. Samileri bağlıyan ip
Sami: Boyunduruğa takılan ağaç ya da demir çubuk
Sanaksal: Ahırların orta yerinde çukur hayvan bokunun toplandığı kanal
Sap: Başakların tutunduğu dal
Sarol: Can eriği
Sazna: Arazi ölçümünde kullanılan bir ölçü aleti
Secele: Soy kütüğü
Segirtmek: Çabuk gitmek
Sıggavus: Ahır temizlemede kullanılan süpürge
Seki, Sevki: Sedir
Sıloık: ıslık
Sinor: Tarla hududu, sınır
Sitekan İstikan Bardak
Sitil: Süt kabı
Sivirlenme: yokuş aşağı kayma olayı
Stol: Sandaliye
Sosiya: Parlak renkli kara kuş
Ş
Şaplak: Tokat
Şillopa: Karla karışık yağmur
Şirat: Peynir Suyu
Şoğurt: Salya
şourtlu: Salyalı
Şor Tuzlu
Şoş: Asfalt yol
Şöbe: Oltu taşından yapılan boncuk
Şuşlanmak: Fazla yatmak
Şuşurtluk: Değirmen oluğunun su dökülen yeri
Şüzzük: Peynirin suyu
T
Tağaryirlenme: Kendinden geçme
Tanış: Tanıdık
Talaş: Telaş
Tapan: Sürülmüş tarlayı düzeltmeye yarıyan tahta kalas
Tapul: Ot demeti
Tar: Tavukların üstüne dizildiği ince sırık
Tavşal: Kadınların baş örtüsünün kalını
Tecgere: Hayvan pisliğini taşımaya yarıyan tahat alet
Têlli: Güzel, narin
Telis: Çuval
Teper: Doldurur, Ha bire teper
Terek: Raf
Termaş: Bozuk
Termaşa kalsın: Bozulsun kalsın
Terpen: Kımılda
Terpet: Kımıldat,
Teşi: Yün eğirmeye yarayan alet
Teşt: Saç legen
Tevür: Çeşit
Têy: bir nida, Têy nezaman geldi
Trink: Peşin para anlamında
Tik: Yüksek, dik
Tığ. Harman yerinde ki saman yığını
Tığa: Saygısız olan delikanlıya denir
Tırık: İshal
Tırhıç: Ahırın içini bölmek için yapılmış tahta duvar, bölme
Toklu: Yaşına girmiş erkek kuzu
Tulla: Köpek eniği
Tullanmak: Yuvarlamak
Tuluk: Tulum
Tuman: Don
Tülek: Korkudan çabukça kaçan, ödlek
Torpağh : Toprak
Torpağh başına: Ölesin, mezara gidesin
Torlak: İş bilmeyen, acemi
Tosbağa: Kaplumbağa
Toklu: Bir yaşında kuzu
Toy: Düğün
Tump: Tarlaların kenarı
Tütün: Duman
Tütüye Bir kadın ismi
U
Uca: Yüce, “Uca dağların başında
Uçuğh: Yıkık
Uğuz: Oğuz
Ula: Ola, olan
Ula Ula: Hele hele
Umaç: Hamurdan yapılan bir yemek
Uşağh: Çocuk
Ü
Ürek: Yürek
Üstü: Elbisesi
Üzerlik: Sedefotu
Üzdür: Yüzdür
V
Varlı: Zengin
Vedre Kova, su kabı
Veran: Viran, harabe
Veran kalsın: Harabe olsun
Voj: Yular
Vurgun: tutkun
Vışşş! Şaşırma ifadesi
Y
Yad: Yabancı
Yal: Köpek yiyeceği
Yalağh: Köpeğe yal verilen kap, yal kabı
Yalaka: Yağcılık eden
Yanaşma: Yandan takılan
Yanbegi: Yatay olan eğiri
Yanpuri: Eğri düz olmayan
Yansılama: Taklit etmek
Yarpağh: yaprak
Yaşik: Ağaçtan yapılan kasa
Yaşmağh: Başörtüsü
Yavan: Katıksız
Yaylığh: Başörtüsü
Yêddi: Yedi
Yege: Eye
Yegin: Çalışkan, üşenmeyen
Yeke: Büyük, kocaman
Yêri: Yürü
Yerinmek: Heveslenme
Yesir: Esir
Yesir olmak: Kurban olmak
Yeşilpiç: ¼ lük Rakı
Yığ: Topla
Yığın: Ot yığını, kalabalık
Yumri: Yuvarlak
Yuha: Sığ derin olmayan
Yuha: ince
Yuğhu: Uyku Yuğhun Gelêr
Yüngül: Hafif
Yola vurma: Gönderme
Yon: Bir ağacı yontmak.
Yoz: Kısır mal
Z
Zabun: Çelimsiz
Zağar: Küçük köpek
Sağ: Kara karga
Zağ: Keskin sivri
Zağar: Küçük köpek
Zanduğh: Sandık
Zanka: Kızak
Zahar: Gerçekten öyle
Zeher: Ağu, Zehir anlamında
Zehrimar: Sinirli bir anda Ne var anlamında kullanılır
Zer: Altın
Zerzebil: Perişan
Zerge: Değersiz, değeri düşük olan denir
Zeşt: İnce sac
Zeşt: Ağıt
Zıbın: Bebek gömleği
Zevsek: Geveze
Zırlama: Ağlama, çok söylenme
Zırza: Asmalı kapı kilidi
Zırzop: Uyumsuz, kaba saba
Zibidi: Giyimiyle topluma uymayan kişi
Zibil: İnce toz
Zirt: Gösteriş meraklısı
Ziyankar: Zarar veren
Ziyil: Siğil
Zoğ: Tarla, çayır biçiminde tırpanın biçerek yığdığı ot
Zokko: Mantar
Zukkum: Haram
Zukkum: Zehir, zakkum anlamında
Zanduk: sandık
|
|
|
Yöresel Bilmeceler
Halk Bilmecelerinin Tanımlanması
Anadolu toprakları üstünde yaşamış tüm uygarlıkların ortak ürünü olan, halk bilmeceleri yazı dilinde pek değer görmemiştir. Yazın diliyle değer görmeyen bu halk bilgileri unutulmuş sanılır. Nasıl ki, okumadığın bir kitabı yok sayamazsın, yazın dünyasına aktarılmayan bu bilmeceleri de yok saymak mümkün değildir.
Anadolu toprakları üstünde, halkın kendi düşünce ve becerilerini aktaran üstün bir sanat anlatımıdır. Bu anlatım zeka geliştirme oyunu olarak da bilinir. Bilmeceler üstüne henüz bilimsel bir inceleme yapılmış değildir. Birkaç halk yazını emekçisinin ele almasından ve sayfalar arasına taşımasından öteye geçememiştir.
Halk bilmeceleri, yaşamın her alanında varlığını göstermiştir. Bence çocuklar için en önemlisi, matematik alanındaki bilmeceler. Bu bilmecelerin tamamı, zeka kıvraklığına pratik zeka işlevine hizmet etmesidir. Günümüz zeka oyunları da bu bilmeceler üstüne kurgulanmıştır. Bunu biliyoruz.
Halk bilmeceleri, güldürü alanında sözcük oyunlarıyla var olsa da yine en önemlisi çocuklarda ki zeka gelişimine destek veren en güzel çalışma metodudur. Çocuk beyinlerini yormadan, sürekli dinç tutmayı başaran en güzel eğitim metodudur.
Halk bilmeceleri halkın ortak ürünüdür. Bu bilmeceleri kimin ürettiği, ne zaman başladığı bilinmiyor. Tamamen anonimdir. Yani halkın ortak ürünüdür.
Halk bilmeceleri incelendiği zaman, tüm evreni kapsayan bir anlatım özeliğini içinde barındırır. Söz dizimi şiirseldir. Uyak sistemi çok güzel kurgulanmıştır. Bunun nedeni ise insan belleğinde çok çabuk yer almasını sağlamaktır. Bir dinlediğini bir daha unutmamak için bu yöntem seçilmiştir. İkincisi ise, kulağa hoş gelmesi anlatımın sıkıcı olmaması diyebiliriz.
Bu halk bilmecelerinin bazıları uyduruk olabiliyor, bunların söz dizimine baktığımız zaman hemen görebiliyoruz. Uydurma bilmecelerde, söz dizimi oldukça bozuktur. Gerçek halk bilmeceleri ise, oturmuş bir sözdizimine sahiptir.
Ben de kendi yöremde çocukken anamdan babamdan dedemden, nenemden ve tüm çevremdeki büyüklerimden dinleyerek öğrendiğim ve daha sonra da yine bu insanların içinde derlemelerini yaptığım bilmecelerden bazılarını aşağıya aktardım.
Bu aktarım sadece o yöreye özgü bilmeceleri içine almıyor. Genelde yaygın bilinen bilmeceler buraya seçildi. Özelden kaçındım. Yerel dil motiflerini taşıyanlar olmasına rağmen onları da günümüz Türkçesi ile anlatmaya çalıştım.
Yöremizde anlatılan bilmeceler:
A ile Başlayan Bilmeceler
A benim al yastığım
Kokusuyla estiğim
Çul değil çuval değil
İçine un bastığım
(İğde)
Ağaç gezer kam değil
Yazı yazar imam değil
(Salyangoz)
Ağ düğmeler söküldü
Ağ Kuş suya döküldü
(Pirinç)
Ağaca yoktur bir söz
Dalında al yanaglı gız
(Elma)
Ağca saray yan durur
Sarı papaz oturur
(Yumurtanın beyazı, sarısı)
Ağ ağ idik ağ idik
Üstü örtük dağ idik
(Kadın mesesi)
Ağzı açık alamet
İçi kızıl kıyamet
(Tandır)
Ağ tarlaya kara tohum ekerler
Dil sürmeden tane tane toplarlar
(Yazı)
Ahı geldi mahı geldi
İn iki ayın Şahı geldi
(Oruç)
Ah kepeler kepeler
Üstüne tohum sepeler
(Beyaz kağıt)
Altı ayda sararmış
Altı ayda yeşermiş
(Çimen)
Al oluk sesin tutar
İçinde keklik yatar
(Ağız ve dil)
Allah kurar yapısını
Bıçak açar kapısını
(Karpuz, Kavun)
Alaca bulaca yılan
Tuttuğunu sarılan
Vallahi onu gördüm
Sözümde yoktur yalan
(Sarmaşık)
Altın saat hiç yatmaz
Ayağı suya batmaz
(Pırpır böceği)
Altı düz üstü kambur
Giren çıkmaz redendir
(Fırın, odun)
Ata da binmez yolsuzdur
Göynek giymez çulsuzdur
Nereye isterse gider
Ayıksızdır kolsuzdur
(Rüzgar)
Altı su tası
Üstü ateş lapası
(Gaz lambası)
Altından süt içerim
Üstüde ot biçerim
(Koyun)
Apdest alır namaz kılmaz
Cemaatten geri kalmaz
(Cenaze)
Aşağı saldım gülüyordu
Yukarı çektim ağlıyordu
(Su kovası)
Attım tattım yamaca
Gitti düştü pağaca
(Tuz)
Ayağını kaldırmayan pısırak
El vurunca kişner yağız kısrak
(El kantarı)
Atladım kara hendek
İçinde yatar kundak
(Mezar)
Ateşe koysam yanmaz
Suya soksam ıslanmaz
(Güneş)
Ayna gibi ışılar
Yılan gibi hışılar
(Tırpan)
B harfi ile başlayan bilmeceler
Başında ateş hamamcı degil
Ucunda düdük zurnaci degil
Fokur fokur öter kurbağa degil
Kıvrılır yatar yilan degil
(Nergile)
Ben giderim o gider
Arkamdan tin tin eder
(Gölge)
Beş bacı bir ovalar
Birbirini kovalar
(Şişler)
Beş bacı azar azar
Bir kağıda not yazar
(Örgü Şiş)
Bilmece bildirmece
El üstünde kaydırmaca
(Sabun)
Bilmece bildirmece
Dil üstünde kaydırmaca
(Dondurma)
Bir direk iki baca
(Burun)
Bir kuş gördüm havayi
Yüksek yapar yuvayi
Ölçü endaze bilmez
Mil mil çeker davayı
(Örümcek)
Bir küçücük odacık
İçi doli yoncacık
(Ağıznan diş)
Bizim evde bir gelin var
Herkesin elin öper
(Kapı kolu)
Bir guş gelir enginden
Desdur alır beginden
O nasıl bir kuştur ki
Yemlenir göbeginden
(Degirman)
Bir oğlum var periden
Sille ister hüriden
Köyneği var ağaçtan
Yanakları deriden
(Davul)
Biz biz idik biz idik
Otuz iki kız idik
Ezildim üzüldük
Biraraya dizildik
(Dişler)
Bağlarım yürür
Çözerim durur
Tutarsam olur
Tutmazsam kurur
(Çarık)
Bir küçücük mil taşı
Dolanır dağı taşı
(Göz)
Bir küçücük odacık
İçi dolu yongacık
(Ağız)
Benim bir çarşafım var
Dünyayı kaplar denizi kaplamaz
(Kar)
Bir taş attım çayıra
Şavkı vurdu bayıra
(Ayna)
Burda vurdum kılıcı
Halep'te oynar ucu
(Şimşek)
Bize gel altına koyam
(Minder)
Biz biz idik biz idik
Milyon milyon kız idik
Gece geldi dizildik
Sabah oldu büzüldük
(Yıldızlar)
Biz biz idik biz idik
Bir elde ikiz idik
(Kiraz)
Bir küçük mil idi
Küçük oda kilidi
Her akşam evde
Bil bakalım kim idi
(Uyku)
Bakarsan bağ olur
Bakmazsan dağ olur
(Tarla)
Bir köprüden üç kişi geçer
Biri görür yürür geçer
Biri görür yürümez geçer
Biri görmez yürümez geçer
(Hamile kadın sırtında çocukla Köprüden geçiyor)
C harfi ile başlayan bilmeceler
Cabana cabana
El tuta el abana
Ortası mil çekiyor
Eteği zil çekiyor
(Terazi)
Cadı canını yakar
Canı burnundan çıkar
(Sigara)
Canlı değil azıyor
Lasit giymiş geziyor
(Otomobil)
Canı yoktur konuşur
Her lisandan danışır
(Saz)
Can canı kepe dizilir ipe
İp bulunmaz sa sığınır küpe
(Altın)
Canı yoktur hastadır
Gömleği kafestedir
Ne yerdedir ne gökte
Çark-ı felek üstüdir
(Kapı)
Ç harfi ile başlayan bilmeceler
Çarşıdan aldım bir tane
Eve geldim bin tane
(Nar)
Çınlamadan yürümez
Ayağını sürümez
Döner döner dolanır
Gün altında erimez
(Saat)
Çil tavuk çilleme tavuk
Başını kestim kanı yok
(Çayır otu)
D harfi ile başlayan bilmeceler
Dağ başında sağ oldum
Hem kara hem ağ oldum
Ölünce eve geldim
Bir tutamcım bağ oldum
(Süpürge)
Dağdan gelir taştan gelir
Götü açık enişten gelir
(Keçi)
Denizin ortasında ne var
(N)
Deliklidir ince baş
Sürünür yavaş yavaş
(İğne)
Dört parmak birden yatar
Bir kuyuyan su döker
(İnek memesi)
Dağdan gelir dak gibi
Kolları budak gibi
Eğilir su içmeye
Bağırır oğlak gibi
(Kağnı)
Dışı var içi yok
Dayak yer suçu yok
(Davul)
Dışı kazan karası
İçi peynir mayası
(Kestane)
Dizi dizi odalar
Birbirini kovalar
(Tren)
Dağdan gelir taştan gelir
Evi belinde yavaştan gelir
(Kaplumbağa)
Danesi darı
Kendisi sarı
Durma kaıpda
Gel bize bari
(Mısır koçanı)
Damdan dama yürürsün
Samur kürkü sürürsün
Sen bir beyin oğlusun
Niçin yayan yürürsün
(Sıçan)
Dünyada her şey lazım
Her şeye bir şey lazım
(İsim)
Dünyada bir tane
Denizde bir tane
Sende bir tane
Bende bir tane
(N)
Dünyanın ortasında ne var
(N)
Düz bayır bitli çayır
Dirgenle otun ayır
(Baş saç-tarak)
E harfi ile başlayan bilmeceler
Ekleme ekleme
Kopar diye bekleme
(Zincir)
Eli yok ayağı yok
Köprü kurar dayağı yok
(Buz)
Edi idi büdi idi
Yatsıdan sonra
Size gelen kim idi
(Uyku)
Etten kantar
Altın tartar
(Kulak, Küpe)
El eker dil biçer
(Yazı)
El kadar mezar
Dünyayı gezer
(Ayakkabı)
Dört parmağın kirtiği
Yeşil Göle sürtüği
(Peynir)
Elden ele belden bele
Bunu bilmeyen kertenkele
(Para)
El tutar el döndürür
Dağdan hezen indirir
(Tarak, saç)
Evi yoktur düzde yatar
Ağzı yoktur adam kapar
(Isırgan)
F harfi ile başlayan bilmeceler
Fini fini fincan
İçi dolu mercan
(Ağız dişler)
Fır fır öter
Ağ ağ töker
(Tükrük)
Fır fır döner
Ak ak döker
(Değirmen taşı- un)
G harfi ile başlayan bilmeceler
Gara deve çöktü yere
Bağırsağın töktü yere
(Çadır)
Gara tawuh gakgıllar
Ganatlari şakgıllılar
(Kapı)
Gece serilir
Gündüz derilir
(Yatak yorgan)
Gezer gezer eylenmez
Asla yalan söylemez
(Kantar)
Gıdı gıdı çayırlada
Dik durur bayırlarda
(Ot)
Gök gürler şimşek çakar
O boynun bükmüş bakar
(Demirci körüğü)
H harfi ile başlayan bilmeceler
Haratay haratay
İnci belli kara tay
(Karınca)
Hattur huttur
Yeşili tuttur
Adamıkapar
Ağzı yoktur
(Isırgan otu)
Het didim
Met didim
Git şuraya
Yat didim
(süpürge)
Hey ney idim ney idim
Samur kürklü bey idim
(Kestane)
Hezerem hezerem
Taş üstünde gezerem
El ne derse desin
Bildiğimi yazaram
(mala)
Horul horul uyur
Mırıl mırıl konuşur
(Kedi)
Hoca çıkar handan
Sarığı kandan
Her sabah ezan verir
Bilmez kıble ne yandan
(Horoz)
İ harfi ile başlayan bilmeceler
İstanbul'dan saldılar
Ardahan'da buldular
(Mektup)
iki eğri kaşık
bir duvara yapışık
(İki kulak)
İlidi milidi
Küçük kapı kilidi
Yenge bizim odaya
Akşam gelen kim idi
(Uyku)
İki ayaklı büce
Küpelidir gülüce
(Tavuk)
İstanbul da bir tane
İzmir'de iki tane
Ankara'da görünmez
Göle'de hiç bulunmaz
(İ harfi)
İnim inim iniler
Yumuşaktır siniler
Başına tokmak deyse
Dın dın dınıler
(Davul)
İki ayaklı mil
Ortasında dil
Hiç yalan söylemez
Sende bunu böyle bil
(Terazi)
K harfi ile başlayan bilmeceler
Kanadı yok uçamaz
Ayağı yok kaçamaz
Olduğu yerdedurur
Gitmediği yen koymaz
(Akar su)
Katlı katlı açılır
Kokusundan kaçılır
(Sarımsak)
Katlı katlı döşeme
Al da çekil köşene
El tutar gözün bakar
Tek tek içi boşana
(Kitap)
Kel kız evde oturur
Cıllığı haber getirir
(Dedi kodu)
Kanadı var kuş değil
Boynuzu var koç değil
(Saylangoz)
Karşıdan baktım çok gördüm
Yanına gittim yok gördüm
(Sis)
M harfi ile başlayan bilmeceler
Masal masal maskara
Ağzı yüzü kapkara
(Fırın)
Mavi atlas iğne batmaz
Makas kesmez terzi biçmez
(Gökyüzü)
Melemez melemez
Ocak başına gelemez
Gelse geri gidemez
(Yağ)
Mesel mesel mal mesel
Dil oynar damak keser
(Makas)
Mesel mesel meni var
Önünde den deni var
Kuyruğunda beni var
Boynunda da çanı var
(Horoz)
N harfi ile başlayan bilmeceler
Nefe alır canı yok
Derisi var kını yok
(Körük)
O harfi ile başlayan bilmeceler
O yanı kaya
Bu yanı kaya
İçinde sarı maya
(Yumurta)
O tarafı taş
Bu tarafı taş
İçinde binbir baş
(Karınca)
O yanı mermer
Bu yanı mermer
İçinde kanlı dilber
(Diş - dil)
Ö harfi ile başlayanlar
Örterim üstünü uyur
Açarım üstünü uyanır
(Ateş)
P harfi ile başlayan bilmeceler
Parasını el alır
Dumanını yer alır
(Sigara)
Pişirirsen aş olur
Pişirmezsen kuş olur
(Yumurta)
S harfi ile başlayan bilmeceler
Su üstünde ıslanmaz
Yere düşer paslanmaz
(Gün ışığı)
Sıra sıra söğütler
Birbirini öğütler
(Dişler)
Ş harfi ile başlayan bilmeceler
Şıp şıp yeleden
Gelir geçer Göle'den
Dala üstünde yol gider
Kimselere demeden
(Güneş)
T harfi ile başlayan bilmeceler
Tandır başı terlemez
Gün çalınca parlamaz
(Ocak taşı)
Takır tukur takraba
Kendi tahta daraba
(Beşik)
Tıngır elek
Tıngır saç
Gece toktur
Gündüz aç
(Oruçlu)
Tavuk gibi gıgıldar
İçindeki şakıldar
(Kalbur)
Tangır elek tangır saç
Un elerim karnım aç
(Kar)
Taştandır demirdendir
Su içer yangındadır
Dünyaları doyurur
Kendi doymaz nedendir
(Değirmen)
Tohumsuz biter
Dünyaya yeter
(Tuz)
Tapış tapış tapışır
Her ne bulsa yapışır
(Elbise)
Tap tap tapaca
Ne dam bilir ne baca
Abdesti yok namazı yok
Ama kendisi hoca
(Horoz)
Toprak değil taş değil
Kuru değil yaş değil
Boynuzu var koç değil
Kanadı var kuş değil
(Kelebek)
U harfi ile başlayan bilmeceler
Ulur gezer it değil
Vurur yıkar yiğit değil
(Rüzgar)
Uzun uzun bir kuyu
Ele hoş değil huyu
(Tüfek)
Uzun yatar uzanır
Sırtına gömlek kazınır
(Oklava)
Uzun uzun kamışlar
Yere dek uzamışlar
(Yağmur)
Uzun çömçe almışlar
Akşam bize gelmişler
(Uyku)
Uzun soyha uzanar
Kendi göynek kazanır
Boz göyneğin üstüne
Yeşil inci bezenir
(Ağaç Yaprak)
Uzundur sırık değil
Ekşidir koruk değil
Ambarı mesken tutmuş
Çizgisi yarık değil
(Maya)
Uzun uzun abalar
Ak bakallı babalar
Gelir gider duramaz
Gece gündüz çabalar
(Su dalgası)
Uzun dalda uzular
Kulağiından kuzular
Yeşil göynek içinde
Beyaz beyaz tazılar
(Fasulye)
Uzun uzun uz yatar
Yuvarlanır düz yatar
Üstü toprak altı han
İçinde bin söz yatar
(Mertek)
Uzaktan baktım aktaş gibi
Yanına vardım sütlaç gibi
(Mantar)
Uzaktan çokça durur
Yakında yokça durur
(Duman)
Uzakta durur kara kura
Yanına vardımki kan tura
(Angut sürüsü)
Uzun gider uzanır
Süslü süslü bezenir
(Kamış)
Uzundur uzar gider
Çevresini süzer gider
(Irmak)
Uzun uzun ulanır
Kapı baca dolanır
Arkadaşın bulunca
Hemen orda kalınır
(Uyku)
Ü harfi ile başlayan bilmeceler
Üsdü çimen biçerem
Altı pınar içerem
(Koyun)
Y harfi ile başlayan bilmeceler
Yapan kullanmaz
Alan kullanır
Kullanan görmez
(Tabut)
Yedi delikli tokmak
Bunu bilmeyen ahmak
(Kafa)
Yük üstünde kıllı yumak
(Kedi)
Yel gibi hızlı koşar
Gölgesiz dağlar aşar
(Ses)
Kollik kaşık
Duvara yapışık
(Kulak)
Yürür gider izi yok
Hızlı gider tozu yok
(Güneş)
Yer altında yağlı kendir
Kendi kendine gidendir
(Yılan)
Derleyen: Orhan Bahçıvan
orhanbahcivan@msn.com
(Teşekkürler)
Kargışlar(Beddualar)
A
Açık havada sana yıldırım vura
Adın bataydı
Adın ellere miras kala
Adın daşlara yazılsın
Adın gara gelisin
Ağ güne muhtaç galasın
Ağ günün kara olsun
Ağzın kapanaydı
Ağzında dili yanmış
Ah edip ah işitesin
Ah edesin kan kusasın
Allah uyuz verende tırnak vermeye
Allah belanı versin
Allah canını alsın
Allah sana dert vere derman vermeye
Allah seni elimden alsın
Allah seni hicri etsin
Al yeşil duvak takmayasın
Anan üstüne ağlasın
Andıra kalasın
Ataşalara gelesin
Ataşına dönsün
Ayaklarına kara su ine
Ayağın göl başın pınar olsun
B
Bacanda bayguş ötsün
Bağarsağı yere töküle
Bahdın gara gelsin
Başın batsın
Başına daş düşsün
Başına benim kadar taş düşsün
Başın taşda ayağına yaş da kurtulmasın
Bemurat olasın
Boynun altında kala
Boğazında kalsın
Boyun devrile
C
Canın cattık, karnın katık görmeye
Canına ataşlar düşe
Cigerin ağzından döküle
Cigeri yanmiş seeeenn!
Cigeri tahtalarda dorgana
Ciğerine gülle deysin
Ç
Çeyizin sandıkda bağlı galsın
Çeyizin duvarda asılı kalsın
Çıra gibi sönesin
Çıra gibi yanasın
Çor
Çor tutsun seni
Çöle düşesen susuz galasan
D
Deli deli iplernen bağlanasın
Deli deli sıçasın bokun yiyesin
Deli olup dile, mecnun olup çöle düşesen
Dertlenesin
Dermansız dertlere düşesin
Derdin çok dermanın yok olsun
Dilin Lal olsun
Dil diye dilden, el diye elden olasın
Dört duvar arasında kalasan
E
Ekmeğim genım olsun
Ekmeğe muhtaç galasın
Ekmek atlı sen yayan olasın
El diye elden, dil diye dilden olasın
Ele gidesin ki garğa bokunu getirmesin
Elbiseni eller geysın
Elin kırılsın
Elin göre gözün görmeye
Elini doluya atasan boş gelsin
Ellerin yanına düşsün
Emeğin burnundan gelsin
Ermeni tohumu!!
Etin lime lime tökülsün
Ettiklerin ögüne çıksın
Etin gurda guşa yem olsun
Evin, eşiyin yıkılsın diyerim
Evine bayguş gonsun
G
Ganlı köyneyin gelsin
Gara heberin gelsin
Garnına çor düşsün
Garğalar bokunu getmeye
Gaynayan gazanlarda pişesin
Gaynanandan gaynatandan çekesın
Gazıklara bağlanasın
Gidesin dönmiyesin
Gidişin ola da gelişin olmaya
Gittiği yola yılan çıksın
Gorunda gug oturasın
Gor diye gorlanasın, çor diye çorlanasın
Gölgen yere düşmeye
Gözün çıksın
Gözün göre elin görmeye
Gözün kör olsun
Gözün önüne aksın
Gözün görsün elin görmesin
Gözün töküle
Gözüne dizine dursun
Gülün dalın kurusun
Gün yüzü görmeyesin
H
Hakkım sana haram olsun, kara katran olsun
Hasretin gözünde kala
Her tiken bir dağda kala, kurda kuşa yem ola
Hevesin kursağında kala
Huyun batsın
Huyun ney ki suyun ne olsun
İ
İki gözün avucuna aksın
İki gözün önüne düşe
İki gözün ögüne döküle
İşiğin söne
İtin eniği
İt ile alamete, kurt ile kıyamete kalasın
K
Kan kusasın
Kara haberin gelsin
Kara yola gidesin
Kara yere giresin
Karnın gatık çükün pıttık görmeye
Kör ocak kalasın
Kökün kuruya
Kurlar gibi uluyasan
M
Muradın gözünde kalsın
O
Ocağın söne, kapın tersine döne
Oturduğun yerde gugga kalasın
Omurgan çevrile belin devrile
Ö
Ödün bokuna karışsın
Ölüp kurtulmayasın, kalıp da sürünesin
Ömründe gülmeyesin
P
Pis gününe düşmüş
S
Sen, sen, sen var ya
Seni ataşlara gelesin
Sene gettiğin hac qenim olsun
Seni parça tike olasın
Seni tike tike olasan
Seni doğranasın
Seni gelin olyayasın
Seni gülle vursun
Seni çor tuta
Seni gorba gor olasın
Seni kan kusasın
Seni kara yere gelesin
Seni zurriyetsiz kalasan
Seni yarimiyesin
Sesin kısılsın
Sesin kesilsin
Sıçan otu yiyesin
Sıcakta ayrana soğukta yorgana muhtaç kalasın
Son görüşün ola
Sufatın tökülsün
Sufatan tökem
Südün batsın
Sütsüz
Suya sabuna hasret kalasın
Südüm sana haram olsun
Südüm sene qenim olsun
T
Torpak senden üsgeh ola
Torpak başına
Torpak atasın taş tutasın
Torpak gözünü doyura
Tuttuğun dal elinde kala
U
Uşakların ağlaya ağlaya galsın
Ü
Üstüne güneş vurmasın
Üstüne şer gele
Üstüne tahtalar örtüle
V
Vatan diye diye canın çıksın
Vana sene, sen vatana habret kal
Vatan torpağına hasret gidesın
Vurgunlara gelesin
Vurğun vursun seni
Y
Yanasan kül olasan
Yana yana galasın
Yaman güne galasan
Yere giresın
Yetim galasın
Yilanlar vursun seni
yorgan döşeye düşesen
Yurdun yuvan dağıla
Z
Zaman kötü golla götü
Zehir girsin boğozuna
Zor ile zorlanasın tor ile torlanasın
Zukkum yiyesen
Zukkkumuna dönsün
Zürriyetsiz kal da görem
Zürriyetin ele muhtaç kalsın
Hazırlayan/Orhan Bahçıvan
orhanbahcivan@hotmail.com
Alıntı/www.kuzeyanadolugazetesi.com
(tarafımızdan da eklemeler yapılmıştır)
Atasözleri
|
|
Acele sıçan iki kere sıçar
Acemi nalbant Kürdün atında ustalık öğrenir
Acı acıya, su sancıya demişler
Acılı başta akıl olmaz
Aç, aç ile evlenirse doğan dilenci olur
Aç gez tok salan
Aç it fırın yıkar
Aç it tekne devirir
Aç tavuk yuxusunda darı görer
Aça üç yorgan örtmüşler gene üşüyorum demiş
Açık göte her gelen tükürür
Açıkta kalanı it yer, sahipsiz olanı kurt yer
Açma sırrın dostuna o da verir dostuna
Açtırma kutuyu, söyletme kötüyü
Adam ağzında söz, kazan altında köz olur
Adam baştan ağaç yaştan bilinir
Ağ gün ağadır, kara gün karardır
Ağanın malı gider, hizmetkarın canı gider
Ağza bak, söze bak
Ağlamayan çocuğu süt vermezler
Ağzı ne diyer dili ne diyer
Ağzından çıkanı kulağı duymer
Ahırı pişmanlık fayda vermez
Akacak kan damarda durmaz
Akıl ile fikir bir servete bedeldir
Akıl yaşta değil baştadır
Akıllı fikir eyleyene kadar, deli vurdu çayı geçti
Akıllı unu yağı hesaplarken, delinin oğlu evlenmiş
Akılsız başın cezasını zavallı ayaklar çeker
Alaca keçi her zaman püsküllü oğlak doğurmaz
Alaca keçiyi gören içi dolu yağ sanır
Alçak yerde tepecik kendini dağ sanır
Alım olmak kolaydır, adam olmak zor
Alışmış kudurmuştan beterdir
Allah dağın göre kar, bağına göre bar verir
Altmışında zurnacılıx öğrenen gorunda çalar
Ana ata kargışı çabuk tutar
Analı kızın özü büyür,anasız kızın sözü büyür
Anası neyse danası da odur
Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al
Araba devrilince yol gösteren çok olur
Araz akar göz bakar
Araz da buz güzelde göz aşıkta söz bulunur
Arpa eken buğday biçmez
Arpa samanıyla tezek dumanıyla belli olur
Arpa verilmeyen at, kamçı zoruyla yürümez
Asil azmaz bal kokmaz kokarsa yağ kokar çünkü aslı ayrandır
Aslanın erkeği dişisi olmaz
Aşığın günü hayinen, mollanın işi vayınan geçer
At at oluncaya kadar sahibi mat olur
At beslenirse, kuş seslenirse, kız istenirse güzel olur
At ile katır tepişir, arada eşek ölür
At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır
At ölür tayı kalır, katırın neyi kalır
At sahibine göre kişner
At yedi günde, it yediğinde belli olur
Atan soğan anan sarımsak, sen nerden oldun be gül uşak
Ateş düştüğü yeri yakar
Ateş olsan cürümün kadar yer yakarsın
Avrat erkeği vezir de, eyler, rezil de eyler
Ayağını yorganına göre uzat
Ayda gelen gül üstüne, hergün gelen kül üstüne
Ayının yüz deki bir armudun başınadır
Azdan az demişler çoktan çok demişler
Baba sanatı oğula mırastır
Baca eğri de olsa dumanı doğru çıkar
Bağ bayırda tarla çayırda olur
Bal parmaklanır, yağ tırnaklanır
Bal tutan parmak yalar
Balı dibinden, yağı yüzünden
Balık baştan kokar
Barutla ataş yanyana olmaz
Baskın basanındır
Baş kes yaş kesme
Baş nereye derse ayak oraya gider
Baş olan boş olmaz
Başa gelen çekilir
Başkasının düşük yanından pay çıkarma
Baz bazla, kaz kazla,kel tavuk kel horozla
Bedava sirke baldan tatlıdır
Bekar gözü kör gözü
Beleş atın dişine bakılmaz
Besle kargayı oysun gözünü
Beterin beteri var
Bilirim diye övünme, yanıldım diye dövünme
Biliyorsan sağlam konuş, bilmiyorsan bilene danış
Bin kaygı bir borç ödemez
Bir it nasıl olsa bir deriyi sürütür
Bir tırklı dana bir sürüyü boklar
Bire de ho bine de ho
Biti kanlanan kendini bey sanıyor
Biti kanlı olunca kendini canlı sayıyor
Cahile söz anlatmak deveye hendek atlatmaktan zordur
Cahillikte (gençlikte) çek cefa, kocalıkta sür sefa
Cambaz ipte balık dipte oynar
Can boğazdan geçer
Can dersen can işitirsin
Can yanmasa gözden yaş çıkmaz
Cana gelecek mala gelsin
Canı acıyan eşşek atı geçer
Cazi gudyan dert yanıyor
Cığıza cur bahane
Cırcır böceği gibi cırladı durdu
Cırnağın varsa başanı kaşı
Cins cinse çeker
Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler
Çağırılan yere erinme, çağırılmayan yere görünme
Çam ağacından ağıl el çocuğundan oğul olmaz
Çıranın burnunu sil koy çıra yansın
Çiğnenen sakız tez çürür
Çobanın gönlü olsa tekeden peynir alır
Çocuk kundak, gelin duvak ister
Çoğu zarar azı karar
Çok bilen çok danışır, az bilen az danışır
Çok gezen mi, okuyup yazan mı
Çok havlayan köpek ısırmaz
Çömçe tutan bizden yana
Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur
Dağ dumanı görünce yeşilini koyurmuş
Dağ dumansız insan imansız olamaz
Dağ dumansız yer çimensiz olmazmış
Dağda kala insanda bela
Dağın altı göl üstü yoldur
Dana boku sıva tutmaz
Danışan danasını kurda vedir
Davetsiz gelen mindersiz oturur
Değirmen iki taştan, muhabbet iki baştan olur
Deliye el ver eline bel ver
Deliye hergün bayram, Veliye hergün seyran
Dem dem getirir, gam gam getirir
Derdini bilene ağla
Dere ıssız tilki bey
Deryeye taş atmayla suyu bulanmaz
Desinler için
Desinler ki Haço'nun hançeri var
Deve oynadanda kar yağar
Dıngır elek dıngır saç, elim hamur karnım aç
Dinini, dilini, belini sağlam tut
Diriye hay vermez, ölüye pay
Domuzdan bir tüy koparmak kardır
Düğün aşıyla misafir ağırlanmaz
Düşene tekme vurma
Eğer bir karınca kadar yoksa insanlığa faydan, yaşama öl hayvan oğlu hayvan
Eğri ağaçsız orman süt danası kurban olmaz
Ekende yok, biçinde yok, yiyende ortak Osmanlı
El ağzı çuval ağzı
El atına binen meydanın ortasında iner
El eli yıkar, el de döner yüzü yıkar
El eliyle gül derme, kendi elinle diken der
El gücü, sel gücü
El mi yaman bey mi yaman
Elif ba’dan bey ağadan önce gelir
Elifi görse mertek sopayı görse kötek sanıyor
Emanete ihanet edilmez
Emanetin bağrı yuka olur
Ersız avrat yularsız ata benzer
Eşeğe gücü yetmez palanına saldırır
Eşeği yoldan çıkarır sıpanın oynaması
Eşeğin kazancı at içindir
Eşek kazanır at yer
Eşekten doğan katır ne hal bilir ne hatır
Et giren yere dert girmez
Et tazeyse tak şişe, pişti ise ver dişe
Et yiyen kuş gagasından bellidir
Ev danası öküz olmaz
Evel harığı atla, sonra Allah Allah de
Evin kıblesi oğlandır derler
Evinde yok urbalık, gönlü ister kirvelik
Eğri göte tuman uymaz
Eğri otur düz konuş
Ezildik üzüldük bir tahtaya düzüldük
Fakir ata binince bey oldum sanır
Fakirin dili dişini geçmez
Fakirin tavuğu tek tek yumurtlar
Gezen ayak bok getirir
Gönlü balık isteyen çayda ıslanır
Gönül bu, oka da konar boka da konar
Gönülsüz yenilen aş, ya karın ağırtır ya da baş
Götüne bakmıyor bokum büyük diyor
Gözün var görmek için, akıl var bilmek için
Gülme komşuna gelir başına
Gündüz gezer yabanı, gece sancır tabanı
Harmanda dönen öküzün ağzı bağlanmaz
Helel süt emmişe benziyor
Her insan kendi aklı kadar danışır
Her kaşınan uyuz değildir
Her kız sakız çiğner ama Kürt kızı tadını çıkarır
Her şeyin yokluğundan, insanın çokluğundan
Her türkücü Karac'oğlan olamaz
Herk evleğinden bellidir
Herkes kendi evinin kıblesini bilir
Hesabı bilmese kasap elinde kalır masat
Hızlı koşan atın boku seyrek düşer
Hiç hata yapmayan eşek, aynı hatayı üstüste yapan eşoğlu eşek
Ihlamayla bok çıkmaz
Irak yerin haberini kervan getirir
Irgalanan dal iniler
Irmak kenarına ev yapılmaz
Irmaktan geçerken at değiştirilmez
Isıran it dişini göstermez
Islanmış yağmurdan korkmaz
İki at bir sirkeye bağlanmaz
İki çıplak bir hamama yarışır
İki dilli ol iki dinli olma
İki düşün bir taşın
İki karpuz bir koltukta taşınmaz
İki söyle bir dinle
İki tımar bir yem yerine geçer
İki tutan bir çeker
İki yüzlü olma, iki sözlü ol
İmam osurursa cemaat sıçar
İmamın sözünü tut yolunu tutma
İnsaf dinin yarısıdır
İnsan beşer bir gün şaşar
İnsan, doğduğu yere değil, doyduğu yere vatan demiş
İp inceldiği yerden kopar
İp koptuğu yerden düğümlenir
İslamın şartı beş altıncısı insaf demişler
İt ile bir çuvala girilmez
İt ite havlar yolcunun işi rastlar
İt korktuğu tarafa havlar
İt osurdukça yalan söyler
İte ekmek emanet edilmez
Kalemin yazdığını kılıç bile bozamaz
Kalkan öküz yatan öküzün başına sıçar
Kara seni basmadan sen karayı bas
Karga ne ki kazığı ne ola, pire ne ki büzüğü ne ola
Kargalar tavuğum olsa, yumurtası yenilmez
Kaş yapayım derken göz çıkartıyor
Kayış ne bilir ki kotan ne çekiyor
Kazan karası gider yüz karası gitmez
Kel kız evde oturur cıllığı haber getirir
Kendine umaç uvalamıyor, ele kesme kesecek
Kılıç yarası öldürmez, dil yarası öldürür
Kız bibiye oğlan dayıya benzer
Kız evinde toy düğün, oğlan evinin haberi yok
Kızım sana söylüyorum, gelinim sen işit
Koca öküze iki boynuz yük olmaz
Koç vuruşuna koç dayanır
Koçluk kuzu komda belli olur
Komşu gelmeye gelmeye el olur
Kork korkmazdan, utan utanmazdan
Korkma martın kışından kork abrelin beşinden öküzü ayırır eşinden
Korku başa beladır
Korkun varsa pişikten, adım atma eşikten
Körle yatan şaşı kalkar
Körün istediği iki göz, biri eğri biri düz
Körün taşı, kelin başı
Körün telaşına mı mum pahalıdır
Kurda konuk giden köpeğini yanında götürür
Kurdun adı çıkmış, tilki dünyayı yıkmış
Kurt dumanlı günü sever
Kurt kürkünü değişir de huyunu değişmez
Kurttan korkan koyun beslemez
Kuş gagasıyla seleye düşer, insan diliyle belaya düşer
Kuş kuşa gagasıyla yem götürür
Kuş su içerken Allaha bakar
Lalın dilini lalası anlar
Leyleğin ömrü laklakla geçer
Leylek tara, kız bara gelir
Leylek, sekize gelmez dokuza kalmaz
Merek yandı sıçana da kalmadı
Merekte saman insanda güman tükenmez
Mum dibine ışık vermez
Namert dostun olacağına, mert düşmanın olsun
Odun odunu yarar, ahmak kendini yorar
Osuruklu götün tövbesi olmaz
Ölmüş eşek kurttan korkmaz
Pehlivan güreşte, çimen güneşte belli olur
Rahmet düzene lanet bozana
Rahmet yere bereket Kür’e
Saç sefadan tırnak cefadan uzarmış
Sağılan ineğin buzağısı kesilmez
Sanatkar insan aç kalmaz
Sen dede ben dede bu atı kim tımar ede
Sen dede ben dede bu sürüyü kim güde
Sıçanın meskeni merek, kedini meskeni terek
Su geçerken at değiştirilmez
Su içine yılan bile vurmaz
Sürü terse dönünce, öncü olan aksaktır
Tarlada izi olmayanın harmanda yüzü olmaz
Tarlayı taşlı yerden, kızı kardaşlı yerden alın
Taş düştüğü yerde ağırdır
Terziye göç dediler, iğnesini yakasına sançtı
Tıngır elek tıngır saç, eli hamur karnı aç
Tok açın halinden ne bilir
Tuz ekmek hakkı için
Ver öğüdü tutmazsa, daya götüne yaş söğüdü
Veren el alan elden üstündür
Vuran oğul babaya bakmaz
Yağmur yağdı yarıklar kapandı
Yalnız öküz boyunduruğa koşulmaz
Yapı taşı yerde kalmaz
Yatan aslandansa gezen tilki iyidir
Yetime öğüt veren çok olur, ekmek veren az
Yetimi döğme üstünü çır (yırt)
Yularsız ata binilmez
Yumurtana göre gıgıla
Yürüyen ata kamçı vurulmaz
Zengin arabasın dağda aşırır, yoksul düz ovada yolun şaşırır
Zenginin malı yoksulun çenesini yorar
Zenginsen yalanın yoktur, yoksulsan yalanın çoktur
Kaynak/Orhan Bahçıvan
orhanbahcivan@msn.com
|
|