kafkasian_75.sitemynet.com
katilin_destekleyin.gif

ARDAHAN-ÇILDIR-KAYABEYİ KÖYÜ *KÜLTÜREL* WEB SİTESİ

Eski Haberler

Çayıs'ta Tarih
ve Doğa

Fotoğraflar

Çayıslı'nın Dili

Çayıs ile İlgili Genel Bilgiler

Aşıklık Geleneği

Tarihte O An

Site Yapımcısı

Kardeş Sitelerimiz

Kaz Gecesi

Reklam Köşesi

Yorum Köşesi

Aşıklık Geleneği


..AŞIK ŞENLİK..

CAN SAĞ İKEN YURT VERMENİZ DÜŞMANA

ŞENLİK BABA

_enlik_baba.jpg

ŞENLİĞİN HAYATI



Aşık Şenlik 1233/1850 yılında Çıldır ilçesinin Suhara (Yakınsu) köyünde dünyaya gelmiştir. Asıl adı Hasan'dır. Babası orta halli bir çiftçi olan Hasan yöredeki her çocuk gibi Aşık Meclislerine, Destan ve Cenk hikayeleri dinlemeye meraklıydı. Her akşam babası ile birlikte ya Aşık Meclislerine gider veya Köy Odalarına gider cenk, destan veya Şehit Menkıbeleri dinlerdi.



Aynı zamanda bir av tutkunu olan Hasan on dört yaşına geldiğinde bir gün ava gider ve uyuya kalır. İki gün boyunca uykuda kalır ve kendisini aramaya gelenlerin sorması üzerine "Aşık Şenlik" mahlası ile söylediği ilk şiirinde şairlik kudretini bulduğunu, rüyasında Allanın cemalini gördüğünü ve kudretten ders alarak Arapça, Farsça ve İbranice dillerini öğrendiğini söyler.



Aşık Şenlik ne bir Medrese eğitimi görmüş ne de bir hocadan ders almıştır. Ancak üstün zekası ve keskin hafızası sayesinde elde ettiği bilgilerle bu açığını gidermiştir. Ahılkelek'li Aşık Nuri'der saz çalmasını öğrenen Şenlik'in ünü hızla yayılır.



1913 yılında davet edildiği Revan'da Revan Hanlarının en ünlü aşıkları ile karşılaşır ve onlara karşı üstün gelir. Bunun üzerine Aşıkları yenilen ve kendi itibarları azalan Revan Hanları Aşık Şenliğin yemeğine zehir koyarlar. Revan'da hastalanan Şenlik Çıldır'a gelirken Arpaçay'ın Dalaver köyünde ölür, cenazesi Suhara'ya getirilerek burada toprağa verilir.



Aşıklık geleneğinin en önde gelen ustalarından biri olan Aşık Şenlik, yaşamı boyunca birçok çırak yetiştirmiş ve kendisinden sonra gelen birçok aşığı etkilemiştir. Yaşadığı dönem itibariyle Rus işgalini gören, göç ve felaketlere tanık olan Şenlik'in edebi kişiliği bu duygularla şekillenmiştir. Aşık Şenlik şiirlerini divani, koşma, yedekli koşma, tecnis, şeki/sicilleme,, destan, türkü ve bayatı gibi halk şiir türleriyle eserler vermiştir.



Aşık Şenlik'in 1877-1878 Türk-Rus savaşları üzerine yazdığı ünlü "93 Koçaklaması" şöyledir:



CAN SAĞ İKEN YURT VERMEYİZ DÜŞMANA
Ehli İslam olan eşitsin bilsin
Can sağ iken yurt vermeyiz düşmana
İsterse uruset neki var gelsin
Can sağ iken yurt vermeniz düşmana



Gurşanın gılıncı geyinin donu
Gavga bulutları sardı her yanı
Doğdu göç yiğidin şan alma günü
Can sağ iken yurt vermeniz düşmana



Asker olan bölüh bölüh bölünür
Sandınızmı Kars Kalesi alınır
Boz atlar üstünde gılıç çalınır
Can sağ iken yurt vermeniz düşmana



Kavga günü namert sapa yer arar
Er olan göğsünü düşmana gerer
Cemi ervah biznen meydana girer
Can sağ iken yurt vermeniz düşmana



Ben Asfer'dir bilin urusun aslı
Orman yabanisi balıhçı nesli
Hınzır sürüsüne dalın kurt misli
Can sağ iken yurt vermeniz düşmana



Hele Al'Osman'ın görmemiş zorun
Din gayreti olan tedarik görün
At tepin başkesin kazağı kırın
Can sağ iken yurt vermeniz düşmana



Şenlik ne durursuz atları minin
Sıyra gılınç düşman üstüne dönün
Artacahtır şanı bu Al'Osman'ın
Can sağ iken yurt vermeniz düşmana

...SABRİ ŞİMŞEKOĞLU...

ÂŞIK SABRİ ŞİMŞEKOĞLU
(25.03.1948-28.06.1990)

Aşık Sabri ŞİMŞEKOĞLU 25 Mart 1948 tarihinde Cala(Doğruyol) köyünde dünyaya geldi. Çıldır'ın yetiştirdiği bu ozanımızın hayatı çobanlıktan başlayıp SERHATKARSımızın ozanlık dalında son buldu. Âşık Sabri ŞİMŞEKOĞLU çok kısa sürede çok büyük işler başararak çok yüksek yerlere geldi. gırtlak sanatını en iyi dile getiren ozanlarımızdan birisidir. Kendi kendisini yetiştiren bu ozanımızın 20 , 25 yıllık sanatçılık hayatı vardır. Karsı temsil eden en önemli ozanlarımızdan birisidir. Yurtiçi ve yurt dışında da Karsımızı temsil eden bu ozanımız her dalda ve makamda kendisini inanılmaz şekilde yetiştirmiştir. Yaklaşık 60 makam türkü okuyan Sabri ŞİMŞEKOĞLUna köylüleri Âşık Fezo diyorlardı. Sabri ŞİMŞEKOĞLU seste olduğu kadar sazda ve sözde de kuvvetli bir aşığımızdır. Kendisinin13 adet kaseti bulunmaktadır. Bunlar ,
KESİLDİ NİŞANIM YAD OLDU VATAN-LATİF ŞAH İLE MİHRİBAN SULTAN
NASİHAT BUDUR (ŞİMŞEKOĞLU-CENANİ ATIŞMASI)
DİNDİRMEYNEN ÇOK AĞLARIM
YÜCE YÜCE KARLI DAĞLAR
İÇTİM AŞKIN BADESİNİ
GARİBEM BEN
GURBETTE ÖMRÜM GEÇECEK
VEFASIZ ŞAİR
MİRZA DAYI
ÖTME BÜLBÜL
KOCA KARTAL
KAHROLASI GURBET
USTA ÇIRAK SOHBETİ (ŞİMŞEKOĞLU-ARAPOĞLU ATIŞMASI)

Sabri ŞİMŞEKOĞLU 13 kasetinin yanında nice çıraklar yetiştirmiştir. Bunlar ise;

-Ayhan ŞİMŞEKOĞLU
-Ergün YALÇIN
-Atalay ARSLAN
-Tacettin DURSUN
-Turan ARAPOĞLU


Kendisi bu ozanlarımızı da kendisi gibi başarılı yetiştirdi. Ama yine de şansının açık olmasına rağmen bahtı açık değildi. 28 Haziran 1990 tarihinde son çırağı olan Âşık Turan ARAPOĞLUyla beraber Karsa bir düğüne âşık olarak giderken Arpaçayda trafik kazası geçirdiler. İkiside Hakkın rahmetine kavuştular. Sabri ŞİMŞEKOĞLUNUN naaşı Cala mezarlığına, Turan ARAPOĞLUNUN naaşı kendi köyü olan Koçköyüne defnedildi Allah rahmet eylesin...

ŞİMŞEKOĞLU

Sabri ustanın bazı türkü sözleri ,

Oğul sen saldın gurbet eline
Elimi vermem eline
Oğul bizim Çıldırın Gölüne
Kaz geldi yarım gelmedi

Oğul o yar yaralarım açtı
El vurdu yaramı deşti
Yavru eller yaylasına göçtü
Yaz geldi yarım gelmedi

Yavru ŞİMŞEKOĞLU düştüm dara
Güvenme vefasız yara
Oğul kar yağdı bizim dağlara
Güz geldi yarım gelmedi





Fikir baharımda gönül yazımda
Düşünürken sizi gördüm yaylalar of
Hicran ataşında ölem ölem gurbet ağzında
Bak ne yaman sızı gördüm yaylalar of of

Bir zaman gezerdim sizde neşeli ölem neşeli
Etrafı çiçekli mor menevşeli
Şu zalim gurbete düştüm düşeli
Ne koyun ne kuzu gördüm yaylalar of off

Güzellerin seyrangaha çıkanda
Al yanağa mor çiçekler takanda
ŞİMŞEKOĞLU seni gurbet yakanda
Tek bir çare sazı gördüm yaylalar of off


Bahar gelmiş bizim bağa
Renk renk gül görünür
Göz attım dala yaprağa
Arasında tel görünür

Anam ağlar bacım ağlar
Hasretlik içimi dağlar
Alçaklanır yüce dağlar
Belki bizim el görünür

SABRİ derdin bilenlerin
Şu dünyada gülenlerin
Yara hasret kalanların
Gözlerinde sel görünür

Gurbet elde köyüm düştü yâdıma
Eyvah eyvah hasret kaldık köylere
Kura çektim gurbet düştü bahtıma
Eyvah eyvah hasret kaldık köylere

Göğdağımın yükseğinde kışladım
Gurbet elde içime dert işledim
Doğruyol dan ozanlığa başladım
Eyvah eyvah hasret kaldık köylere

Özlemişem kardaşımı bacımı
Gurbetelde ben ağarttım saçımı
Terkos suyu verem etti içimi
Eyvah eyvah hasret kaldık köylere

Çiftçi kardaş tarlasını sürdümü
Kimse bilmez içerimin derdini
ŞİMŞEKOĞLU terk etmezdi yurdunu
Eyvah eyvah hasret kaldık köylere



Men bilirim seni mana vermezler
Hele bekliyirsen ay günü gara
Sen bilirsen derdim az değil
Bir de ekliyirsen ay günü gara

Deyir sen de meni kimi sevda derdinden
Hergün ağlıyırsan ay günü gara
Abu revan olmuş çeşmimin yaşı
Coşup çağlıyırsan ay günü gara

O cavan vahtımdan seni görmüştüm
İncitmiştim hatırını kırmıştım
Sahla diye bir yadigar vermiştim
Hele sahlıyırsan ay günü gara

Ne zamanki sevdin sevaf eyledin
Sanki Beytullahı tavaf eyledin
Yandırdın gönlümü kevaf eyledin
Hele dağlıyırsan ayn günü gara

Yandım sana aşık olandan sonra
Arzum kıyamata galandan sonra
Yazık ŞİMŞEKOĞLU ölenden sonra
Geler yohluyarsan ay günü gara




Kahrolası neydem bu gurbet
Beni nerden buldu oğul
Evim barkım tarlam
Tümü orda kaldı oğul

Eğersiz koydum atımı
Neydem pula saydım kıymetimi
Otuz yıllık sanatımı
Pop müziği çaldı oğul

Bitermi gurbetin gamı
Avrupaya uymuş şanı
Yoldan çıkardı ananı
Yırtmaç etek aldı oğul

Sığır gibi ot topladık
Tarih gördük çağ atladık
Babamızı tokatladık
İsmimiz oldu moruk oğul

ŞİMŞEKOĞLU gama daldın
Gah ağladın gah güldün
Tarih toprağa gömüldü
Gelenekler öldü oğul



Yıllar yılı bir güzeli
Sevip ayrılan ozanım
Ben aşkımı ızdıraba
Koyup ayrılan ozanım

Uzak ettin aralaı
Senden aldım yaraları
Ayrılırken karaları
Giyip ayrılan ozanım

SABRİ olsun dizlerine
İnanmam yar sözlerine
Ayrılırken dizlerine
Vurup ayrılan ozanım










ŞİMŞEKOĞLU
Dinle beni ARAPOĞLU,
Gurbet el kocalttı beni
Artık gidip gele gele
Bitmez yol kocalttı beni

ARAPOĞLU,
Usta senden ayrılalı
Gözyaşlarım nehir oldu
Haram oldu yemek içmek
Bal kaymağım zehir oldu

ŞİMŞEKOĞLU
Yeşerdimi sıla dağı
Acep soldumu yaprağı
Bizim elden bana doğru
Esen yel kocalttı beni

ARAPOĞLU,
Bir müşküle döndü halım
Gurbet elde soldu gülüm
Yirmide büküldü belim
Beni yıkan kahır oldu

ŞİMŞEKOĞLU
ŞİMŞEKOĞLU usandığım
Sıla aşkına yandığım
Kenarında yıkandığım
Koca göl kocalttı beni

ARAPOĞLU,
Turan ağlar yana yana
Hasretlik kar etti cana
İstedim dönem vatana
Günü günden tehir oldu














Nuhun tufanına tutulan canım
Sen beni canımdan yıldıran kader
Eyyübü yarada yunusu dertte
Yusufu kuyuda çürüten kader

Kader seninle çıkamam başa
Kimini kolundan çalarsın taşa
Kimini bey ettin kimini paşa
Ayıya kavalı çaldıran kader

Kimini yandırdın aşk ataşında
Kimini kesifsen sabır taşında
Kimini çürüttün sevda peşinde
Ferhata dağları yardıran kader

Sana vermeyecek malım mı kaldı
Senin gezdirmedik yolun mu kaldı
Senin kırmadığın dalımı mı kaldı
Sen beni dalımdan kurutan kader

Dedim varmı senin tarihin yazan
Ne asalet gördüm ne ettin düzen
Kendin alev oldun ben ise kazan
SABRİyi etraftan eriten kader



Açma tabip kara bağrımı bitmez yara var bende
İlahinin bedduası gitmez kara var bende
Ne sen benim derdimi bilersin ne benim derdim biter
Bu ne hikmet yalan dünya gelmez çare var bende

İflah etmez bir gün olur bu dert beni öldürür
Yakın yolu uzak eder gelmez yola gönderir
Elalemde nesne gördüm herkes şamdan yandırır
Bu ne hikmet yalan dünya gelmez çare var bende

Sefil SABRİ kimse sormaz nasıl oldu hallerin
Diyin vefasız yârime beklemesin yolların
Vefasıza gidem diye çok bekledim yolların
Aylar bile muhannettir gelmez sıra var bende









Her kimin dünyada keskinse dişi
Mutlak bir belaya çatar demişler
Haddinden fazla yükselen kişi
Feleğin gözüne batar demişler

Bırakma elinden dini imanı
İnsan olan insan incitmez canı
Sakın ezmesin mazlum insanı
Mazlumun ahı tutar demişler

SABRİ ol haktan bize böyle ferman
İnsana bahtiyar olmaz her zaman
Koca saraylara sığmayan insan
Gün olur toprağa yatar demişler



Mevlam kadir yazıları yazanda
Âdem ile Havvayı başa yazdılar
Balığı deryaya kuşu semaya
Aslanın yerini meşe yazdılar

Onsekizbin âlemin ya şahlar şahı
Kudretten yarattın gahnan mahı
Ayetler içinde ol bismillahı
Dualar içinde başa yazdılar

Arif isen kendini bilenden sonra
Şu mülkü cihana gelenden sonra
Yazık ŞİMŞEKOĞLU ölenden sonra
İsmini mezarda taşa yazdılar

Bala yaralarmı bağlamaya
Bez geldi yarım gelmedi
Oğul cenazama bölük bölük kız geldi
Yarım gelmedi

Oğul sen saldın gurbet eline
Elimi vermem eline
Oğul bizim Çıldırın gölüne kaz geldi
Yarım gelmedi

Oğul o yar yaralarım açtı
El vurdu yaramı deşti
Yavri eller yaylasına göçtü
Yaz geldi yarım gelmedi

Yavri ŞİMŞEKOĞLU düştüm dara
Güvenme vefasız yara
Oğul kar yağdı bizim dağlara
Güz geldi yarım gelmedi


İstiyirem gidem ay oğul sizin ellerden
Gönül bu vatandan el çekebilmez
Bülbül herden çeker gülün kahrını
Bülbülün kahrını gül çekebilmez

Her ismi Süleyman olan insanlar
O sırrı hetemi tahabilmezdi
Hakkın didarını görmeseydi su
Fışkırıp çalhanıp ahabilmezdi

Gönül hoş geçiner döğlet var olsa
Zerrece elinde iktidar olsa
Bir yiğidin bahtı özne yar olsa
Yıhılsa yağı el çekebilmez

Muhammed Mevlayı aldı diline
Cebrail Kuranı verdi eline
Mescidi Aksada Mihrac yoluna
Resuldan başkası çıhabilmezdi

Elesgerem uzak galdı yol mana
Vatan mana Ulus mana El mana
Çarkı felek verif derdi bol mana
Yüklense yüz katar fil çekebilmez

Belke mevlam kura bizim binayı
İtirmişem ala gözlü sonayı
Bayram gelsin ağ ellere kınayı
Ezim gözyaşımnan sürem sevdiğim

Ağ alnıma gara yazı yazıldı
Terlan diye diye bağrım ezildi
Yad el değdi zülüflerin bozuldu
Getir dane dane düzem sevdiğim

Her nefeste ben mevlayı anaram
Yelkensiz pervana oldum yanaram
Çözsen düğmelerin oda yanaram
Yanarsamsa yanem çözem sevdiğim

Ali yok ki bölük bölük böldüre
Hamza yok ki yarı burya aldıra
Nuri Ankarada yarı Çıldırda
Elim yetmir name yazem sevdiğim


Ade diyir bele
Hakkın takdiridi Hakkın işidi
Ala gözlü nazlı yarım ağlama
Zenginlik fakirlik Onun işidi
Elden gidif döğlet varım ağlama

Kırık kiltlerin a bala yayı menidim
Komşunun içinin eyi menidim
Önceden köyümün a bala beyi menidim
Kesilifti ehtibarım ağlama

Bala Memmed erişmedim bu çağa
Bak sinemde bu düzene bu dağa
Kapımın nökeri oluftu ağa
Dağılıftı sırrım her bir yana ağlama




(Uzun Hava)

Merhametin cevannığın aşkına

Ağar maynan ay saçlarım amandı

Seni meni yaratanın aşkına

Ağar maynan ay saçlarım amandı.

Yar aman aman ay aman aman



İçerimde kederim var

Yol üstünde seterim var

Yazılmamış eserim var

Ağar maynan ay saçlarım amandı

Yar aman aman ay aman aman



Günler gelir zaman geçer

Galptan para pallar geçer

Daha güzel günler geçer

Ağar maynan ay saçlarım amandı

Yar aman aman ay aman aman



Sevdiğim yar senden ayrı düşeli
Dılo dılo ben nedem
Zaman geçti, müddet geçti, yıl geçti
Gurbet elde mezarımın üstüne
Yağmur yağdı, dolu değdi, kar düştü.

Gör ne hala galdı o bizim eller
Bana düşman oldu konuşan diller
meskenim gurbettir oy bizim eller
Aramıza sıra sıra dağ düştü.

Sabri ne ağlıyor gözlerin yaşı
Sabıra hikmettir her ilmin başı
Yaş onbeş demeden döküldü dişi
Yirmisinde saçlarına ağ düştü.

Elveda elveda a balam çimenli dağlar
A göllerde yeşilbaş sonalar galdı
Sedri mermer a balam ağ sıvalı odalar
Bele cennete benzeyen binalar galdı

Kaleler kuleler a balam dem dem hanalar
Ona müştağıydı beyler ağalar
Camılar medrese a balam hoş minaralar
Her daşı gevhardan binalar galdı

Kader Allahtandı beyhuda yanma
Beçere Hacı Hüseyni derdi yoh sanma
Vatandan ayrılmah gam değil amma
Emektar atalar analar galdı


Men gidirem seni kime tavşırem a bala
Ağlaya ağlaya gal inden bele
Aylar iller amanatın mendeydi
Sahlayabilmerem al inden bele

Yar amanat amanat o nazlı yara
Altından ağ geyin üstünden gara
Ahunda mollaya ulemalara
Açtır falcılara fal inden bele

Gide gide uzak düştü aralar
Gene tezelendi köhne yaralar
Gey dizine çal başına garalar
Yarım diye diye gal inden bele






Abbas Tufargan dan hareket eder, badelisi olan Peri hanımın babasına misafir olur, fakat o anda ahali toplanır, madem aşık gelmiş biraz kulak misafiri olah diye, Peri hanım da o anda elinde çay tepsisi, alttan atlas gofta üstten kızıl düğme düzüf tam cemiyet içerisine girince, Abbas geri dönüf bahtı ki, olmasın bu benim badelim Peri hanımdır.
Alır burada Abbas vekaleteni Serhat Karslı ŞİMŞEKOĞLU yapıyor.

Deyir bele men gelirdim Tufarganın elinden
Yolum düştü obasına perinin
Selam verdim eleyk aldı selamı
Gonah oldum babasına perinin

Perim teklif etti aşka düşmeğe
Su istedim şarap verdi içmeğe
Gönlüm kuşu pervaz oldu uçmağa
Uçam gonam yahasına perinin

Siyah saçlar a bala dal gerdanda hörmeler
Gümüş kemer ince beli dürmeler
Dedim alttan atlas gofta üstten kızıl düğmeler
Ele düzülüftü yahasına perinin

Men Abbasam a bala geldim burada galmağa
Heyva teki saralmağa solmağa
Gurbet elde bele güzel olmağa
Yeni düştüm sevdasına perinin






(Bir taraftan haber gelir anası Gamerbanı ya Kerem yandı, anası diyer ben nasıl anayım oğlum yandı ben gidif külünü görmüyecem, hemen bir keceaba düzenler İstanbula doğru yola çıhar, O anda İsatanbulun ceza reisi önüne çıhar bahar ki konuşuhtan düzgün, danışıhtan düzgün fakat yürehten tozgun bir kadındır, Ana bizim için ne kulluk diyer, Ay oğul men derdimi dinlen diyebilmem müsaade olursa beş kelime söznen ifade edim)

Ey arifler, eşidenner bilenler
Gamlı hicranın deryasıyam ben
Her taraftan gürül gürül yaram var
Sağalmaz dertlerin binasıyam ben
Oy günoylar, o kuzoylar, o günoylar
Bele hesret hesretini görse bayramını o gün eyler

Geze geze neynim oğul menden yad oldu
Müjde geldi seyraguflar şad oldu
Dağıldı devletim ey tamam bad oldu
O verana Gencenin yeğesiyem ben
Gözde gara, sürmede gözde gara
Yollarına bahmagdan galmadı gözde gara
Kime gedim ay dadı bidad.

(Ana sen bir oğul meselesi söyledin, ya senin oğlun kayıptır yada hapis ismini söyle yerini diyeyim)

Deyir bele şuğudu terlanım elimden getti
Ünledim ünledim ünümden öttü
Dağıldı devletim Mahmudum itdi
O itgin mahmudun anasıyam ben
Değe değe kuruhtum değe değe
Bele müşgül kapına dada gelif
Daşlara değe değe, ah kime gedim

(Anacan demek senin Mahmud adlı oğlun kayıp, üç gün mühlet ver arşivleri döktirem, hapiste de olsa onu bırahtıracam)

(Ay oğul onun başka bir adı daha var)

Deyir bele üreğim deryadı, gönlüm güreba
Derdim oldu hemdem ziyada
Herdem herdem ey Kerem gelende yada
Alışıf odlara yanasıyam men
Uyanmır yatıftı uyanmır
Bele ikimiz bir oda galandıh
Men yanıram o yanmır, kiem gedim

Deyir bele ey arifler yalan gelmez dilimden
Bir bülbülü uçurmuşam gülümden
Ele bir şahı şahdanım gedif elimden
O Ziyathanın Gamerbanısıyam ben
Dosta değdi
Atma ohun dosta değdi.





(ThAnKS tO FeLaKeT)


AŞIK ŞEREF TAŞLIOVA

ŞEREF TAŞLIOVA VE RAHMETLİ MURAT ÇOBANOĞLU

10 Nisan 1938'de Çıldır'ın Gülyüzü(Pekreşen) köyünde doğdu. Küçük yaşlarda babası öldü. Yaklaşık 10 yaşında şiir yazmaya başladı. İlkokuldan sonra bir süre öğretmen okuluna devam etti. Bu yıllarda da bağlama çalmayı öğrendi. Kuzeydoğu Anadolu aşıklık geleneğinin önemli isimlerinden olan Aşık Şenlik'in oğlu Aşık Kasım'a çıraklık yaparak kendini geliştirdi ve yöredeki aşıklarla tanışma fırsatı buldu.

196a yılından itibaren Kars Radyosu bünyesinde 10 yıl süreyle aşıklara ilişkin programlar hazırladı ve sundu. Ayrıca Türkiye ve Türkiye dışında birçok radyo ve televizyon programına katıldı. Bazı radyo programlarına danışmanlık yaptı.

Konya Aşıklar Bayramına başından beri katıldı. Katıldığı yarışma ve festivallerde değişik dallarda birçok ödül aldı. 15'i altın olmak üzere 130'un üzerinde madalya, 60'ın üzerinde plaket, 180 kadar takdirname aldı.

Çeşitli dergilerde folklor yazıları yazdı. 1971 yılından itibaren Amerika'dan Japonya'ya, Avrupa'dan Orta Asya ülkelerine dek birçok ülkede programlar yaptı. UNESCO'nun düzenlediği Dünya Sanat Dizisi adlı etkinlikte Türkiye'yi temsil etti.

1000'den fazla şiiri bulunan Taşlıova, Azeri, Fars ve Anadolu kültürüyle yoğrulmuş bilgi birikimiyle önemli bir kaynak ve değerlerden biridir.

1991'de Müzik-San Vakfı tarafından, 1996 yılında ise Türkiye Yazarlar Birliği tarafından yılın sanatçısı seçildi. 2000 yılında Türksav tarafından »Türk Dünyasına Hizmet Ödülü« ile ödüllendirildi.

Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliğinin (MESAM) kurucu üyesi ve Teknik Bilim Kurulu Başkanı olan Taşlıova'nın birçok dergi, gazete ve araştırmada aktarılan şiirlerinin bir bölümü HAGEM tarafından »Gönül Bahçesi« (1990) adıyla yayımlandı. Önümüzdeki dönemde ise Fikret Türkmen ve Nail Tan tarafından hazırlanan »Aşık Şeref Taşlıova'nın Tasnif Ettiği Hikayeler« (2004) adlı bir kitap yayımlandı.

Araştırma(Orhan Bahçıvan)

st-01.jpg

Şiirleri/Türküleri

-BENİ-

Her gelen insanlar geçer üstümden
Muhannet sevdiğim yol ettin beni
Çekmeyinen kopmaz idi yaprağım
Aşkınla bir çürük dal ettin beni

Abdal edip diyar diyar gezdirdin
Kayığımı ummanlarda yüzdürdün
Peteğimi kovanımdan süzdürdün
Yadlar sofrasında bal ettin beni

Şeref der ki duyamadım sesin yar
Sırmalıydı yeleğinde süsün yar
Keşiş kızı Aslı mısın nesin yar
Kerem gibi yaktın kül ettin beni



-GÖNDER-

Hasret mektubunu yazdığın zaman
Sitem etme selamını hoş gönder
Yanıyor yüreğim halim pek yaman
İster dolu ister isen boş gönder

Sana aşık olan sevgi duyandır
Yar uğruna şirin canı koyandır
Mektubunun iki ucunu yandır
Üzerinde birkaç damla yaş gönder

Gece gündüz hayal eder özlerim
Kavuşmak çaresiz ağlar sızlarım
İlkbaharda yollarını gözlerim
Yaz gelmezsen sıcak sevgi kış gönder

Şeref bir gül gibi soldu deseler
Sıladan uzakta kaldı deseler
Gurbet ellerinde öldü deseler
Mezarıma iki tane taş gönder



-GÜZEL GÖRÜNÜR-

Arzu iplik sevgi nakış
Ördükçe güzel görünür
Gönül gözü ile bakış
Gördükçe güzel görünür.

Zaman ince esen yeldir
Hayat ağaç günler daldır
Mutluluk uzunca yoldur
Vardıkça güzel görünür

Tatlı söz dil arasında
Diken var gül arasında
Hatıra yıl arasında
Durdukça güzel görünür

İnsanı yaşatan hava
Tatlı sözdür derde deva
Herkes hayalinde yuva
Kurdukça güzel görünür

Şeref der ki başka yandan
Kervanım ayrıldı handan
Seven sevdiğini candan
Sardıkça güzel görünür

Taşlıova...

-YARAM GAYET DERİN-

Yaram gayet derin yoktur çaresi
Ellesen de bir ellemesen de
Aman tabip geçti merhem yarası
Yollasan da bir yollamasan da

Benim sinem olmuş gamlar yatağı
Sis almış gönlümün yaylası dağı
Bağbansız bahçeyi bülbülsüz bağı
Güllesen de boştur güllemesen de

Şeref der ki bülbül öter gül yarim
Layık mıdır ben ağlayım gül yarim
Ben ölümce mezarıma gül yarim
Sallasan da bir sallamasan da



-BU SEVDA-

Sana sığınmışım kadir Allahım
Her yanımı çürütüyor bu sevda
Göklere ulaştı feryadım ahım
Etlerimi eritiyor bu sevda

Günbegün sararır sıfatım yüzüm
Kapandı kulağım görmüyor gözüm
Gitmiyor ayağım tutmuyor dizim
Her yanımı kurutuyor bu sevda

Döküldü yaprağım kurudu dalım
Yaram yüreğimde perişan halim
Gönlümde yeretmiş çıkmıyor zalim
Sürüm sürüm sürütüyor bu sevda

Şeref der ki su akmasa durulmaz
Kısmet kalkmayınca yola varılmaz
Çeken bilir çekmeyene sorulmaz
Gözümü yaş bürütüyor bu sevda



-BENİM-

Ben bir şeyda bülbül gibi güldür figanım benim
Dilerse dosta fedadır can ile cananım benim
Bu sevdanın düşkünüyüm yıllar yılı ağlarım
Mecnun gibi Sahralarda çöldür mekanım benim

Ah ederim gece gündüz feryadım dilimdedir
Aşıklığı tanıtırım sanatım alemdedir
Bu gönlümün dert ortağı bir sazım elimdedir
Her zaman kuruludur meclis divanım benim

Adıma Şeref demişler künyedeki bu yazı
Dergahına çevirmişim gönül içimde güzü
Kazamıza Çıldır derler köyümüze Gülyüzü
Her tarafı dolaşırım Kars'tır vatanım benim

YENER YILMAZOĞLU

Yener Yılmazoğlu

Aşık Yener YILMAZOĞLU 1958 yılında Ardahan'ın Çıldır ilçesinde dünyaya geldi. 8 çocuklu çiftci bir ailenin 4. çocuğu olan Yılmazoğlu ilk, orta ve lise tahsilini Çıldırda tamamladı. Ortaokul öğrencisi iken şiirle tanışan Yener YILMAZOĞLU liseyi bitirdikten sonra Kars'a yolu düşer hayatının akışı da burada değişir.

Kars'ta halk aşıklarının uğrak yeri olan bir çok halk aşığının ocağı olan Murat ÇOBANOĞLU'dan sazı öğrenerek çıraklığını yaptı. Kısa sürede bütün bölgede tanınan ve girdiği birçok yarışmada derece alan Yılmazoğlu daha sonra soluğu İstanbul'da alır, Yılmazoğlu bir anda Anadolu dan göç eden gurbetçilerin aranan ozanı olmuştur.

Piyasada 13 tane Albümü bulunmaktadır.Son ''Kızım'' adlı albümü çok büyük ilgi gördü. Albümlerinin yanı sıra Ozanlıktan beyaz perdeye geçen Yılmazoğlu 90'lı yıllarda Anadolu kültürünü ve ozanlık geleneğini beyaz perdeye yansıttı. Kars ve Ardahan'da ''Bitmeyen Kin'', ''Güneşe Merdiven'', ''Viran Yaylalar'', ''Hüseyin ile Senem'', ''Çileli Aşık'' filmlerinde başrol oynadı ve bunun yanı sıra senaryosunu kendi yazdığı ''Ozan'' filminde Anadolu ozanlarının yaşantısını en güzel şekilde yansıttı.

Denizin Rengi adlı dizide de 13 bölüm oynayan Yılmazoğlu, en son ''Alınteri'' ve ''Aşıklar Bir Kere Sever'' adlı sinema filmleri ile en yakın zamanda severleriyle buluşmaya hazırlanıyor...

Şu ana kadar ozanlık geleneğinde gelmiş geçmiş ozanlarımızdan farklı olarak ilk defa makamları bozmadan alt yapılı kaset yaptı. Kliplerinin yönetmenliğini de kendisi yaparak bu alandaki başarısını gösterdi.

Yaklaşık 8 senedir Meltem TV de ''Sarı tel'' adlı programı yapıyor. Her Cuma saat 21:30'da bunun yanı sıra Mesaj TV'de canlı olarak her Çarşamba KERVAN adlı programın yapımcılığını ve sunuculuğunu yapıyor.

Girdiği her toplumda Ardahan ve Çıldırlı olduğunu ifade etmekten onur duyan Yener YILMAZOĞLU kuşkusuz ki bölgemize büyük katkıları olan değerli bir isimdir...