|
Degerli hemsehrilerim.Köyümüzle ilgili kayda deger izlenimlerinizi, hatiralarinizi bana gönderirseniz burada yayinlayabilirim.
Dilaver UYSAL/Tegmen
KÜÇÜKLÜĞÜMÜN KÖYÜ
Şehir çocuğu olarak büyüdüm.Ama bir köyüm olduğu için çok şanslıyım.Köyümüze giderken her zaman heyecan duymuşumdur.Hele küçük yaşlarda Gümüşhacıköy'den bizim köyün insanlarıyla dolu, eski model bir dolmuşla köye gitmek ne zevkli şeydi.Şehir giysileri giymiş,konuşması biraz farklı,pazar ekmeğine alışık,bünyesi zayıf küçük bir çocuk için neresi zevkli olabilir değil mi?Küçük bedenin, büyük dünyasında gizli bu sorunun cevabı. İnsanın bedeni büyüdükçe dünyası da küçülüyor bence.
Gümüşhacıköy;den köye giderken yolun her kıvrımında,her tepenin arkasında ben köyümü arardım.O eski model dolmuş yolculuğunun belki heyecan verişi de bundandır.En son tepeyi aşıp da karşı tepenin eteklerinde kurulu, tahtadan evleriyle misafir bekleyen masum duruşuyla,dolmuşu bekleyen ve koşuşturan küçük çocukların sevinç çığlıklarıyla, köy meydanında kimin geldiğini izleyen yaşlıların meraklı bakışlarıyla içimdeki kıpırtılar iyice artardı.Değişik bir yaşam,değişik bir sosyal hayat.Hepsi ne kadar değişik olursa olsun şehir çocuğu olan bana yabancı değildi. Belki ailemin verdiği,belki yaradılışımda olan bir şeyler, o yaşamdan uzak olsam bile; o yaşamı sevmeyen,istemeyen bir çocuktan ziyade köyünü ,köylüsünü,hayvanları,doğayı seven bir çocuk yapmıştır beni.Oraya gittiğimde akraba denilen kavramla tanışmam; dede,nine, amca, dayı, amca çocukları,dayı çocukları nedir, bunlar insan için ne anlama geliri anlamam köyümü daha büyük, daha anlamlı yapmaktadır. Akrabalarından uzakta yaşayan bir ailenin küçük çocuğu, kitaplarda okuduğu bu geniş aileyle işte o köyde tanışmaktadır.Dedesinin ona gelir gelmez verdiği leblebileri, hacıannesinin tatlı dili, dayılarının çocuklarıyla görüşmesi,bir an önce ahırdaki hayvanları görüp bir eşeğe binme isteği küçük bedenin büyük dünyasıdır.
Bu yaşama hava ve yemek farkından fazla dayanamazdım.Zayıf bünyem kısa sürede hasta olurdu. En büyük isteğim yaylada futbol oynama hayalim de böylelikle kaybolurdu.Ama yaylada en büyük arzum bir çocuğun oynayacağı en zevkli saklambaç dediğim mantar aramaya çıkmaktır. Bu duyguyu hiçbir şehir çocuğuyla yaşayamazsınız.Ağaç altlarında örtülü mantarları bulmak dünyanın en zevkli saklambacını oynamaktır.
Ben küçüklüğümün köyünü unutamam. O zamanki hissettiğim heyecanı şimdi herhangi biryere giderken hissetmem mümkün değildir. Hatırladıkça eskiye özlemle bakmam,elektriği olmayan,tahtadan evli köyümü özlemem belki ondandır.
27.02.2004
|