|
Karikatür de hukuki anlamda güzel sanat eseridir. Bu bakımdan Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında ele alınıp değerlendirilir. Bu sayfada, uygulamaya emsal oluşturan bazı mahkeme ve Yargıtay kararları sunulmaktadır.
* "Davacı (Kamil Yavuz) dilekçesi ile karikatür çizdiğini,ürettiği eserlerin çeşitli kitaplarda broşür ve posterlerde vs.ortamlarda yayınlandığını,davalının izinsiz olarak karikatürünü Tuzla Gök Kuşağı Amerikan Evleri tanıtımında kullandığını belirterek 1.600.000.000.TL.maddi tazminatın tahsilini istemiştir.
Davalı davanın yersiz olduğunu,söz konusu karikatürün davacının eserinin tıpatıp aynısı olmadığını bu nedenlerle davanın reddini savunmuştur.
....
Bilirkişiler raporları ile davacı eserinin FSEK kapsamında değerlendirilmesi yapılarak koruma altında bir eser olduğunu ve davanın bu eseri izin almadan gazete ilanında tanıtım broşüründe ve internetteki web sayfasında kullanarak ve karikatürde ilave olmak üzere ağzında defne tutan kuş figürü eklemek sureti ile orijinal görüntüyü de bozduğunu talep edilen tazminatın makul olduğunu beyan etmişlerdir.
Davalı yan rapora vaki itirazda bulunmamış ancak ileri sürdüğü itirazlar dosya kapsamı ve mevcut bilirkişi raporunun gerekçeleri itibarı ile yerinde bulunmamış ve davacının eserinin izinsiz kullanıldığı ve izinsiz esere ekleme yapıldığı anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Hüküm;
Davanın kabulü ile davacının eserine,davalı yanın tecavüzde bulunduğunun tesbiti ile 1.600.000.000.TL mali hak bedelinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine.."
İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi 2002/437 E 2003/535 K 9.10.2003 T.
* Davalı eyleminin,davacıların murisi tarafından yapılan ve fikri hakları davalıya devredilmeyen tablonun kopyasını, takvim nüshalarına basarak çoğaltmak ve umuma arzetmek olduğu anlaşıldığından, FSEK nun 22.maddesinde yer alan çoğaltma hakkının ve aynı yasanın 14.maddesinde belirtilen umuma arz yetkisinin ihlal edildiğinin kabulü ile tazminata hükmedilmesi isabetlidir.
"....Dava, davacıların murisi olan Zeki Faik tarafından yapılan tablonun, davalı tarafından basılan takvimde kullanılması nedeniyle ihlal edilen mali ve manevi hakların tazmini istemine ilişkindir. Bu tablonun eser sahibine ait fikri hakların davalıya devredilmediği açıktır.Davalının eyleminin,sözkonusu resmin kopyasını takvim nüshalarına basarak çoğaltmak ve umuma arzetmek olduğu,bu itibarla FSEK nun 22. Maddesinde yer alan çoğaltma hakkının ve aynı yasanın 14.maddesinde belirtilen umuma arz yetkisinin ihlal edildiği,tazminatların hesap ve takdirinde de herhangi bir usulsüzlüğün bulunmadığı anlaşılmaktadır....." 11.H.D. 2000/10395 E 2001/1478 K. 20.2.2001 T. Yargıtay Kararları Dergisi ocak 2002
* FSEK m.4/7 uyarınca karikatür eserleri güzel sanat eserlerinden sayılırlar. Bir eserin umuma arz edilip edilmemesini ,yayımlama zamanını ve tarzını münhasıran eser sahibi tayin eder.FSEK 68.m.ye göre eser hak sahibinin izni olmaksızın sözleşme dışı bir biçimde işlenmişse izni alınmamış eser sahibi rayiç bedel itibarıyla uğradığı zararın en çok üç katını isteyebilir.Çorum 3.Asliye Hukuk Mahkemesi 1999/98 E. 2000/192 K. sayılı kararı.
* Eserin (resmin) mülkiyetinin müzeye bağışlanması sırasında sözleşmede belirtilmediği için fikri haklarının eser sahibinde kalmış olduğu kabul edilmiştir. Eylemin haksız fiil olması halinde faizin,haksız fiil tarihinden başlatılması gerekir. Yargıtay Kararları Dergisi şubat 1996 s. 230
* Karikatür dalında Türkiye'de ün yapan katılanların, etkinlik gösterdikleri meslek alanlarını ve mesleklerini değerlendirmede gerekli olmayan ya da okurların gereksiz merak duygularını doyurmaya yönelik söz ve suçlamaların eleştiri ve haber sınırlarını aşacağının, haber ve bilgiler gerçek olsa bile, bunların eleştiri ve haber sınırları içinde kalmaları için, bilinmesinde kamu yararının ve halkı aydınlatma işlevinin bulunması gerektiğinin gözetilmesi ve küçük düşürücü suçlamaları haber verme, eleştirme ve bilgilendirme hakları çerçevesine indirgeyen ve eylemi hukuka uygun kılan bir durumun bulunup bulunmadığının değerlendirilip hüküm kurulması gerekir.
(765 s. TCK. m. 482, 487) (5680 s. Basın K. m. 18)
Basın yolu ile sövme suçundan sanık İsmail Pehlivan''''ın yapılan yargılaması sonunda beraatına ilişkin İSTANBUL 2. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 1990/412 esas, 1992/449 karar sayılı ve 22/11/1991 tarihli hükmün temyiz yoluyla incelenmesi katılanlar vekili tarafından istenilmiş ve temyiz edilmiş olduğundan; Yargıtay C. Başsavcılığının 23/6/1992 tarihli bozma isteyen tebliğnamesiyle 2/7/1992 tarihinde daireye gönderilen dava dosyası, başvurunun nitelik ve kapsamına göre görüşüldü.
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işen esasına geçildi.
Sanıkların eylemi, karikatürcü yakınanların doğuştan çürük oldukları, askere gitme korkularının daha doğmadan ana rahminde iken içlerine yerleştiği, birinin yaşı gereği andropoza girdiği, böylelerine halkın "buçuk" dediği, bunlara kız ve söz hakkı verilmediği, çok servet yaptıkları, okuyucuları sömürerek kazanç sağladıkları, solculuk sömürüsü yaparak villa ağası oldukları yolunda yayın yapmaktan ibarettir.
Bilirkişiler, ayıklama yaparak kimi sözlerin sövme suçunu oluşturduğu sonucuna ulaşmışlarsa da; mahkeme, Türkiye çapında ün yaparak topluma mal olmuş kişileri eleştirmenin suç olamayacağı gerekçesiyle beraat kararı vermiştir.
Kararın gerekçesi yerinde değildir.
Zira, karikatür dalında Türkiye çapında ün yapın katılanların, etkinlik gösterdikleri meslek alanlarını ve mesleklerini değerlendirmede gerekli olmayan ya da okurların gereksiz merak duygularını doyurmaya yönelik söz ve suçlamaların eleştiri ve haber sınırlarını aşacağının, haber ve bilgiler gerçek olsalar bile, bunların eleştiri ve haber sınırları içinde kalmaları için, bilinmesinde kamu yararının ve halkı aydınlatma işlevinin bulunması gerektiğinin gözetilmesi ve küçük düşürücü suçlamaları haber verme, eleştirme ve bilgilendirme hakları çerçevesine indirgeyen, ve eylemi hukuka uygun kılan bir durumun bulunup bulunmadığının araştırılarak değerlendirilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle hüküm kurulması,
Yasaya aykırı ve katılanlar vekilinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, 23/9/1992 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. 28/9/1992
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 1992/005002 E. 1992/005777 K. sayılı 23.09.1992 T.li kararı.
Kaynak={Corpus Arşiv No:4-151}
|