karincalisair.sitemynet.com
İBRAHİM ALKAN TEMENNİLERİMİZ ÇOBANLARIMIZ DAĞLARIMIZ DÜŞÜNMEDİKLERİMİZ kÖYÜN MANZARALARI SİİRLERİM DEYİMLERİMİZ BİLİYORMUYDUNUZ KÖYÜN İNSANLARI BED DUALARIMIZ SÖZLÜK TERİMLERİMİZ

EVCİL HAYVAN TÜRLERİ VE SÖYLEMLERİ. KONUK DEFTER

DAĞLARIMIZ

DAĞLARIMIZ:

HÖBEKLİ, BOZGURLU, ELİBÜYÜK,, SARAYCIK, GADIN GÖBEĞİ, DAMLACIK.
LALELİK, SAVRAN GOYAN, YOĞUT DEPESİ, GÜCÜK BURNU, GAVUR GALESİ, GARAVAK, İYİDELİ, TOPAK TAŞ, TAVŞAN TEPESİ, AVUÇ, TOPRAKLIK, ÇAT, GURRUN BURUN, SAY,,
KAKLIK, YANIK BAYIR. BİR DE KÖYE YAKIN TOZLU BURUN, KUSBARIN, ARDIŞLIK, ÖRENİN ÜSTÜ VE ALATEPE VAR.

GELİRİMİZ TAHILDANDIR, ÇİFTÇİLİKLE GEÇİMİMİZİ SAĞLARIZ. HAYVANCILIK AZ MİKTARDA VAR AMA GERİLEMİŞ DURUMDAYIZ, DAVAR, MAL AZALMIŞ,
AT, ÖKÜZ, CAMIZ, KATIR, EŞEK, KEÇİ, SEYİS HİÇ KALMAMIŞ. İNEK TEK TÜK BULUNUYOR. KAZ, ÖRDEK, HİNDİ (GÜLÜK)
KEKLİK, KERVAN GIRAN, ÇOBAN ALDATAN, BAĞITLAK, HATTA TAVŞAN BİLE YOK OLMUŞ. ÇOBANLAR BIRAKMIŞ, BAĞLARI TARLAYA DÖNMÜŞ ONLARIDA EKEN BULUNMAZ BİR HAL ALMIŞ. BAHÇELER KENDİ HALİNE TERK EDİLMİŞ
AĞAÇ DİKEN , ZEBZE EKEN, ÇAPA VURAN BELLEYEN, EKEN DİKEN YOK. HER ŞEY ALLAH’A VE DEVLETE KALMIŞ. DEVLET VERMİYOR, ALLAH GETİRMİYOR. KÖYLÜLER YİYİP İÇİP, YATIP UYUYOR, KALKIP OYUN OYNUYOR. ONDAN SONRA ACI, FAKİRİM DİYE DERT YANIYOR. YOK ÖYLE ŞEY KARDEŞİM. ÇALIŞACAKSIN GECENİ GÜNDÜZÜNE KATACAKSIN. EMEK VERECEKSİN, ÜRETECEKSİN, KENDİNE, KOMŞUNA, KÖYLÜNE, YARDIMIN OLACAK. KAZANCINDAN DA DEVLET VE MİLLET FAYDALANACAK. ONDAN SONRA KONUŞMAYA HAKKIN OLACAK.. AVRUPADA YATIRMIYORLAR ADAMI. ÇALIŞTIRIYORLAR. ÜÇ VARDİYE, BEŞ VARDİYE GECE GÜNDÜZ DEMEDEN İŞ YAPTIRIYORLAR ADAMA. MEMLEKETİN KIYMETİNİ BİLİN TAŞI, TOPRAĞI, HAVASI, SUYU BAŞKA. BÖLMEYE ÇALIŞIYORLAR, SİZİ KISKANIYORLAR. DIŞA BAĞIMLI YAPMAYA ÇALIŞTILAR. BAŞARMAYA DA YAKLAŞTILAR. SEN ÇALIŞMAZSAN SENDEN ALDIĞINI SANA ON MİSLİNE SATARLAR. SENİ KENDİ MEMLEKETİNDE KÖLE DİYE ÇALIŞTIRILLAR. ELİNDEKİ HÜRRÜYET GİTTİĞİ ZAMAN PİŞMANLIK FAYDA VERMEZ. GERİSİNİ SİZ DÜŞÜNÜN KARDEŞLERİM. KENDİ KENDİNİZE KAZZIK ATARSANIZ. SİZİ O KAZZIĞA OTUTTURURLAR AĞLAYAN YİNE BİZ OLURUZ. GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNE BAKALIM BİRLİK OLALIM. KÜVVETLENELİM. ÇALIŞALIM. TEK TAŞ DUVAR OLMAZ. KİMSEYİ KISKANMIYALIM. ANLATILACAK ÇOK ŞEY VAR AMA YAZDIKÇA BATIYORUM. KUSURA BAKMAYIN SÖZÜM ÇALIŞMAYANLARA, DOLANDIRICILARA, YALANCILARA, MIZIKCILARA, SAHTEKARLARA, BİLASSA ÇALANLARA DİYOR VE SON VERİYORUM. OKUYANLARA TEŞEKÜR EDİYORUM.

IRMAKLAR

Türkülere hayat verir. Hayatın durması, durgun akan ırmak, sevinmesi, çağlayan ırmak. Sular için türküler yazılmış. Dere, Çay, Göze, kaynak, Irmak, Nehir gibi. Hızlı akana deli çay, büyüklüğü küçüklüğü söğlenir. Mesele büyük menderes, küçük menderes, Geniş çay, dar dere, Uzun dere, Cobban dere gibi. Ama hiç birinin taşıdığı su miktarı ve derinliği söz olmamıştır. Tabiyat türkülerde kendine yer bulur. Dağlar Yâre, eşe, dosta gitmeyi engelleyen bir unsue olarak görülmüştür. Renklerin yönlerle bağlantıları vardır. Yağız, Toprak rengi. İlk gerü : ileri( doğu) anlamına gelirmiş.

DÜNYA

Dağ, dere, vadi, orman, taş, toprak, su gibi maddelerden meydana gelmiştir. İnsanlar acılarını kederlerini dağlara yüklemişlerdir. Her dönemler daha değişik olmuştur. Büyük dağlar her yerde vardır. Dünya dağı, ( Demir kazık ) Başları büyük kayıp olan düzlere, ( yücelik) Ala dağlar, Kara dağlar, Ak dağlar, Anadoluda çok vardır. Efsaneler yazılmıştır. Çok büyük görünen dağlara Ulu dağlar, adı verilir. Ağrı, Toros, Ilgaz, Nemrut, Bolu dağı gibi anılmışlardır. Giden gelmez, geçit vermez, yol vermez, dağ gibi yıkılmaz. Dağ gibi durur.
Dağ gibi olmak, Dağ gibi durmak diye söylemler vardı. Söylerlerdi.

YILDIZLAR
KEVRAN KIRAN: Akşamdan doğar, bir göz kırpıp kayıp olur. Aldatır. ( Zayat verir) Zarar verir.Eskiden yönümüzü yıldızlarla belirtir, saatimizi bilmeye çalışırdık. Bizim saatimiz falan yoktu. Bütün gezegenlere, Ülker veya Ülgen denirdi. Kutup Yıldızına demir kazzık. Daima kuzeyi gösterir. Sabah yıldızı sabah doğardı. Kuyruklu yıldız vardı. Akar giderdi. Terazi, Ülker yedi kazzık vardı. Mevsiminde doğar ( Üç aylarda doğar, üç aylarda batar ) derlerdi. Terazi üç tane olurdu. Zuhal ve üşler. Saman yolu, Ordu yolu, Gök dere, Gök yolu aynı yıldızlardır. Merkür direk yıldızıdır. Yönümüzü gece yıldızlardan, gündüz, Mezar taşlarından, karınca körna ( yuvası )Güneşin doğuş ve batışından, Ezan okunuşundan. Kendi gölgemizden bulmaya çalışırdık. Harita bilmezdik. Eskiler kağıt ve kalemide bilmezlermiş.

YEL : YANİ ESEN RÜZGÂR

Sabahtan kurak zamanda esen yele, Kış yeli denir.
Es kaba yelim es, der dua ederiz. Bizi zorluktan kurtarın deriz. Karı eritir. Loş ve ılıktır. Üşütmez
Yazın esen yele, es yiğidin bağrına deriz. Ilık yel, aşşağı yel, Kaba yel, Üçü de kıble yelidir. Şimdi Kıble olarak geçer. Bir de harman yeli vardır. Küzey batıdan eser. Yel eserken azalırken haydar, haydar derle idi. . KARBİYEN: Kış yeli, Poyraz geçer. Gece eser
FIRTINA : Cız, Vuv sesi çıkardımı fırtına deriz. Köremezin fırtınası, Miyavlar. Adam adamı göremez. Yanındakini bilemen. Kimdir, nedir, nasıldır anlayaman fırsat vermez bakmana.
Sakının albırın beşinden. Camız ( Manda) ayrılır eşinden. ( Albırın beşi Nisan ayının beşi).
Soğukta hayvanlar duramaz yürürmüştü. Camız eşinden ayrılmış, birisi uçurumdan düşmüş, değeride bir yerde donmul ölmüş o sebepden söğlenirmiş.

Karıyı kazana dıkan : Baharın İbibikler ötünce, davarı yaylaya çıkarmışlar. ( genellikle öyle olur.) Dölü döken ( Yavru yapan) davardan ev sahibi südü sağımış, peynir, yoğurt, süt yaparken bir gün ( 5/ 4 / ???) albırın beşinde tipi başlamış. Kadın südü döküp kazanın altına girmiş. Dipi günlerce sürmüş, orada öğlece kalmış. Arayanlar kadını kazanın altında bulmuşlar. Ondan sonra da böyle denmiş.
Bir de Mart kapıdan baktırır. Kazma Kürek yaktırır denirdi. Havalar güzel olur, herkes tetbiri elden bırakır. Bir de bakarsın aniden bir fırtına çıkar bir kaç gün dışarı çıkarmaz adamı.Evde yakacak bitmiş, yakınında ne bulursan gidip alıp kırıp yakmak ve ısınmak zorunda kalıyorsun du. Şimdi hava da iklim de değişti gibimre geliyor bana. Uzun yıllar yurt dışındayım burada ki havalar da çok değişim oldu. Türkiye’de birde Cıba buyduran, Seyisleri öldüren Dolu
( Tolu) Şapalama kar ile yağmur başlar, hızını artırır, yavaşlar, tekrarlar durur. Yirmi veya yarım saat sonra tolu ( Dolu) başlar yağmaya, göz gözü görmez. Bakınmaya fırsat vermez, her canlı kendi derdine düşerdi. Durduğunda Çobanları, mal sahiplerini bir hüzün alırdı. Vahların, Tühlerin ağıtların birbirine karıştığı olurdu. Sonra ki yarım saat de de. Bu sırada sel ile gelen hayvan ölüleri, taşlar, kayalar, odunlar gelir geçerdi köyün içinden. Bu arada sele bakanlar, fırsat bulup selden geçip dağa mal ve davara konturola gidenleri görürkük. Giderdimde. Büyük bir sessizlik kaplardı köyü. Sade selin küşültüsü olurdu bir müddet. O da geçinci bazıları odun toplama telaşına düşerdi. Mal davar sahipleride kanılarla koyun keçi (Cıba) toplamaya giderlerdi. Zayat az olunca herkes sevinirdi.

ismim@benimadresim.com

karincalisair veya Topraksiz_Alkan@hotmail.com veya topraksizsair@karincalikoyu40.com adreslerinden ulaşabilirsiniz.