kaspinar.sitemynet.com
Kaşpınar Köyü Köyümüzden Haberler Köyümüzden Anılar Foto Albüm Eski Köyden Fotoğraflar Yeni Köyden Fotoğraflar Bağlantılar Sevdalısı olduğumuz İlçemiz Ağın'dan... Evlenme,Doğum ve Vefatlar AĞIN DERGİSİ'nden... Aileler ve Adresler Telefon Rehberi Köyümüzden Yetişenler Haftanın Yazısı Haftanın Şiiri TARİHÇE

Haftanın Şiiri

Haftanın şiirleri arşivine gitmek için tıklayınız.

Babam...

Ellerime bakınca senin ellerin sanıyorum,
ellerimi tutuyorum.
Sanki senin ellerini tutar gibi...
Keşke yüreğimde seninki gibi olsaydı...
Kocaman...
Sevgi dolu...
Umursamaz hayatı,malı,mülkü...
Günü günde yaşayıp,gülüp şakalar yapıp,etrafa neşe saçsaydı...
Keşke yüreğimde seninki gibi olsaydı.

Sabriye PARLAK
10-9-2008/İstanbul

Kohpinik'li Yusuf Usta'nın ölüm halinden bir kaç saat önce söylediği dörtlük (Merhume Pakize DOĞAN'dan naklen...

-Söyletme beni derdim büyüktür,
Ümidim,gönlüm çoktan sönüktür,
Hayatım bana bir koca yüktür,
Gönül bahçesinde baykuşlar öter.

Bu dörtlüğü Sayın Bahri KORKMAZ göndermiş,teşekkürler...

Kurt kolundan çıktı bir siyah bulut,
Bağlarda bahçelerde koymadı umut.
Pağnik'li seviniy gidiyi söğüt,
Murat kenarına ediyi istif.

Bülbüller dadansın gönül bağına,
Selamlar versin soluna,sağına
Düşe kalka geldik güzel AĞIN'a
Gayri ne dert kalır,ne de gam

Behçet Kemal ÇAĞLAR
(Dünden Bugüne AĞIN-Mehmet ORHAN-Sayfa:159)

antoloji.com'dan alınmıştır...

BABA

Bilerek hesaplı veya kasıtlı,
Kimsenin gönlünü yıkmadım baba.
Kararı verdim mi dönüp gitmeye,
Bir daha ardıma bakmadım baba.

Sıramı bekledim söze girişte,
Hayırlar diledim önce her işte.
Ticari takasta alışverişte,
Teraziye hile sokmadım baba.

Ünvanı,evsafı,parayı,pulu;
Bunlarla tartmadım,tartmam bir kulu.
Çıkarıp atınca çaputu,çulu;
Bir daha sırtıma takmadım baba.

Yalanla,dolanla işim olmadı.
Harama bulaşmış aşım olmadı.
Pişmanlık verecek düşüm olmadı,
Kimsenin başını yakmadım baba.

Yalansa hatırım,nazım olmazdı.
Huzura çıkacak yüzüm olmazdı.
Bu halde diyecek sözüm olmazdı,
Umarım canını sıkmadım baba.

Esadî diyor ki; Artık sınama.
Kabrinden bakıp da sakın kınama.
Sözümün eriyim,duyur anama!
Hüdâ`dan gayrıya tapmadım baba.

Esat Anık

AĞIN'A DEYİŞ

Bir zaman tığ gibi insanlar vardı
Dağları güzeldi,bağı güzeldi.
Tarlası,öküzü,sürüsü vardı
Sohbeti güzeldi,dili güzeldi.

Ekin biçilirdi düz yazılarda
Harmanlar dolusu saplar güzeldi
Bir hüner onlarda,köy kızlarında
İpliği,tarağı,işi güzeldi.

Hozakpur,Andiri gecelerinde
Ne güzel oyunlar,taklitler vardı.
Vahşen'in Hakko'da,Cirik başında
Canciğin davulu ,tokmağı vardı.

Halaylar çekilen o oyunlarında,
Mustafa,Veysel'in mayası vardı.
Ağın'ın mahalle düğünlerinde
Nöman,Ömer,Sadık dahası vardı.

Kahveci İmam,Mülazımoğlu,
Hüccan'ı,İbiği,Halim'i vardı.
Paynik,Karadayı ve Emioğlu
Şoförü,Kazım'ı,Fehmi'si vardı.

Hohpinik,Bahadin çay boylarında
Göller,değirmenler nede güzeldi.
Hastek'le,Küzne,Venk,Havna çayında
Yemyeşil sebzeler hayat güzeldi.

Yaşanan gençliğin ünleri kaldı
Ne bilsin bu nesil,mazi karardı
Geçen yıllar öldü,bitti,azaldı
Ağın'da komşuluk o günler vardı.

Yandıkça köz söndü,külleri kaldı
Bu gidiş bitirdi,hayat azaldı
Neyidik,ne olduk,mazi hep aldı
Yolumuz kesildi,baraja kaldı.

Şahinler büyüdü,yuvadan uçtu
Ayrıldı tümüyle,yadele düştü
Kayboldu mekanlar,köyler azaldı
SULARIN KOYNUNDA MEZARLAR KALDI.

Hüsnü AYDOĞMUŞ
28-12-1995/AĞIN



Geceler seni konuşur

anılar
acılar
toplanıp geldiler
dinlediğim şarkılarda
gözlerime gelen resimlerde
suya baktığım yerde
hepsinde..herşeyde
sen vardın yine
ışıldıyordu gölgeler
sen varsın diye.

çınar ağaçları
yıkık duvarlar
harebe evler
rengi soluk tarih
yıpranmış takvimler gibi
ruhumu geziyor hatıralar
izlerini sürüyorum gün boyu
ümit doluyum
bir konak yaptırdım
fıratın kenarında
çiçeklerden bir bahçe
gün batımı
gün doğumu
sen kokuyorsun düşlerimde.

deniz olmuş fırat
gökyüzü inmiş suya
masmavi
akşama hazır
dolunaya yakın ay
fırat gümüş mavi
duygularım tutuşur
çağırır beni
siyah mavi geceler
yalnızlığımı alır
bir yanı çoşkun bir göl
fırat
bir yanı munzur dağları
yılları konuşur..



mustafa kaya
05.08.2006 / ağın
www.mustafakaya.net

Elazığlı Mustafa Kaya



Destan şairimiz:Niyazi YILDIRIM GENÇOSMANOĞLU
1929 yılında AĞIN'da doğmuştur.İlk öğretimini AĞIN'da tamamlayan Gençosmanoğlu,daha sonra Akçadağ Köy Enstitüsünü bitirerek Elazığ'da bir süre öğretmenlik yapmıştır.Daha sonra ilköğretim müfettişliğinde bulunmuş ve Milli Eğitim Bakanlığının çeşitli kademelerinde görev yapmıştır.Büyük şairimize rahmetler diliyoruz.


AĞIN'A DEYİŞ

Güzellerle gönül alıp verenin,
Başka nesnelerde gözümü olur.
Ömründe Ağın'ı bir kez görenin,
Yanında cennetin sözümü olur.

Sende güzelliği sezdik sezeli,
Sevdik sana benzeyen her güzeli.
Dökülsede ağaçların gazeli,
Sevdalı hayatın güzümü olur.

AĞIN,yeşil AĞIN,sevgili AĞIN,
Çocukluğun geçti,tam gençlik çağın.
Söylede yapalım nedir adağın?
Yolların yokuşu dikimi olur.

YILDIRIM der AĞIN'ı sevmeyenin,
AĞIN'ın derdiyle diz dövmeyenin,
O'nu sevmeyenlere sövmeyenin,
TANRI huzurunda yüzümü olur.

Niyazi Yıldırım GENÇOSMANOĞLU




AĞIN'IN YOLLARI

Mektubum gelmiş tazeden,
Yüreğimi köz köz eden,
Ne bacıdan,ne teyzeden.

AĞIN'IN YOLLARI İNİŞ,
KOKUSU VAR YARDAN GELMİŞ.

Çiçekli, kuşlu bir yazı,
Satırlara sinmiş sızı,
İki çeşme iki gözü,

AĞIN'IN YOLLARI İNİŞ,
ACI ÇEKMEYEN NE BİLMİŞ,

Lamba isinde işlemiş,
Parmak basıpda süslemiş,
Oğlumu yaman beslemiş,

GURBETTE NE İMİŞ İŞİM,
OĞLUM OLMUŞ GÖRMEMİŞİM.

Söz edermiş giden gelen,
Gurbette evlenmiş falan,
Amma doğru,amma yalan

AĞIN'IN YOLLARI ŞOSE,
İNANMAMIŞ KİM NE DESE.

Meyvalar dalları tutmuş,
Yayma,yayma dut kurutmuş,
Bu ayrılık cana yetmiş,

AĞIN'IN YOLLARI ÇAMUR,
BÖYLE GEÇERMİYMİŞ ÖMÜR.

Oruç tutmuş ramazanda,
Pekmez kaynatmış kazanda,
Us yokmuş gurbet gezende,

AĞIN'IN YOLLARI TOZLU,
SİTEM ETMİŞ ELA GÖZLÜ.

Yatağım dama serilmiş,
Yorgana koku sürülmüş,
Yastığa çevre sarılmış,

AĞIN'IN YOLLARI EĞRİ,
GURBETTE DURULMAZ GAYRI.

Ağu olmuş suyu,aşı;
Benimle doluymuş düşü,
Bekliyormuş bu yaz başı,

AĞIN'IN YOLLARI YOKUŞ,
GİTMEK VACİP OLDU BU KIŞ.

Ömer KAYAOĞLU
AĞIN DERGİSİ-MAYIS/1967





....Hüseyin AKBAYIR'a..
(Annemin,Benim,Kızımın dayısına...)

Ankara!
Kimilerine ekmek kapısı,
Kimilerine baht kapısı,
Kimilerinin kara yazgısı,
Kiminin son durağı,bir avuç toprağı.
Sen ne ekmek aradın,ne de baht,
Belki yazgın,
Amma son durağın.

Belki Yemen,Sarıkamış;Belki Sakarya
Belki Çanakkale,belki de Fizan,
Gidipte gelmeyen
Beklenen,özlenen
Hiç gelmeyen bir baba
Geride(Hozakpur'da)
Bir gelin,iki çocuk
Biri erkek,diğeri kız
Kız anneannem,
Erkek ise:
Annemin,
Benim,
Kızımın dayısı.

Ne aradın,
Ekmek mi?
Baht mı?
Kesin yazgın,
Vede son durağın
Ankara
Bir avuç toprağın,
Rahat uyu;
Annemin,benim,kızımın dayısı.

Ahmet KARAHAN-Makina Mühendisi
Kasım-1999/MALATYA

ZABULBAR'LI HEMŞEHRİMİZ USTA ŞAİR EMEKLİ ÖĞRETMEN AHMET SEFER KOÇER'İN ENFES ŞİİRLERİNE BU LİNKDEN ULAŞABİLİRSİNİZ.

KAŞPINAR'A ELVEDA.(22-1-1968)

Duydum ki tayinim Akpınar'a yapılmış,
Gidiyorum Kaşpınar'a elveda.
Köylülerin hep kaşları çatılmış,
Gidiyorum Kaşpınar'a elveda.
*****
Tam on sene Kaşpınar'da yaşadım,
Bu köyde hiç yabancılık duymadım,
Komşulardan usanmadım,doymadım,
Gidiyorum Kaşpınar'a elveda.
*****
Okulda bana bakıp ağlıyor,
Öğrenciler yüreğimi dağlıyor,
Fırat Nehri hazin hazin çağlıyor,
Gidiyorum Kaşpınar'a elveda.
*****
Kasım Ağa acı acı öksürür,
Kövlüme kızınca ateş püskürür,
Söğer sayar Vahşen'liyi küstürür,
Gidiyorum Kaşpınar'a elveda.
*****
Hain Ömer idi benim yoldaşım
Lütfü Dayı ise gizli sırdaşım
Hacı Emi,Abdul Emi kardeşim
Elveda Kaşpınar'a elveda.
*****
Elveda Kasım'a,elveda hısıma
Ayşe Bacı ve kocası Hasan'a
Serin gel Nuri'ye ve karısına
Elveda Kaşpınar'a elveda.
*****
Elveda et düşmanı Araboğlu'na
Hasan Gedik hiç girer mi dolaba,
Hasan Hanay güzel çeker araba
Embergeli ile İbrahim Emi'yede elveda.
*****
Elveda diyecem Cam Mahallesi'ne
Ömer arkadaşa ve hanesine
Lütfü Çelik'e, hem aylesine
Pappa ile Hain Ömer'e de elveda.
*****
Elveda Korkmaz'lara ve Arslan'lara
Nazmi Usta ile çalışanlara
Muhtar eskisi Karahan'lara
Hacı Amca ve eniştem Ağa'ya da elveda.
*****
Elveda Hayri'ye ve annesine
Mehmet Doydu'nun bir cümlesine
Selçuk ile motorunun sesine
Hamide'ye,Feride'ye,Gayip'e de elveda.
*****
Elveda eniştem Bedri Fırat'a
Kürt ile kocaya birlikte yata
Emine Bacı'ya,Kemal Fırat'a
Ömer Dayı'ya,aylesine elveda.
*****
Artık bakmam sağına,soluna
Evlisine,bekarına,duluna
Allah sabır versin Erben kuluna
Ölüsüne,dirisine elveda.
*****
Yeter Erben yeter,epey yorulduk
Yoktur bu köyde sana darıldık
Ne yapalım nasip bitti ayrıldık
Elveda aşına,toprağına,taşına da elveda

Fuat ERBEN
Kağıda döken Abdulkerim ÖZDEM

ÖZLEDİM

Ayrılık daha bir yıl olmadan
Özledim ben Kaşpınar'ı özledim
Şenpınar'da daha birkaç yıl kalmadan
Özledim ben Kaşpınar'ı özledim

Sabah erken yönelirdim yoluma
Hiç bakmazdım ne sağıma soluma
Şakir'den başka giren yok koluma
Özledim ben Kaşpınar'ı özledim

Ziyaret'te soğuk karpuz yeridim
Sahibine Allah versin deridim
Tam on sene ben bu yolda eridim
Özledim ben Kaşpınar'ı özledim

Bir düşünce Karisi'nin düzüne
İnanmazdım el alemin sözüne
Cennet görünürdü Pağnik gözüme
Özledim ben Kaşpınar'ı özledim

Bir çıkınca Çarıkkol'un başına
Göz atardım toprağına taşına
Doyum olmaz ekmeğine aşına
Özledim ben Kaşpınar'ı özledim

Düşünürdüm Çarıkkol'un evleri
Hayellerdim yaşayan kimseleri
Yok olmuş bağları bahçeleri
Özledim ben Kaşpınar'ı özledim

Yolum üzerinde Paşa Köprüsü
Yıkılmış kalmamış dörü törpüsü
Yok olmuş muhafazası örtüsü
Özledim ben Kaşpınar'ı özledim

Yetişirdim dakika da Ören'e
Kurban olam şu ekini verene
Helal olsun ekip,biçip,dörene
Özledim ben Kaşpınar'ı özledim

Yarı yorgun Alican'a düşerdim
Doya doya kalın sudan içerdim
Son olarak okuluma göçerdim
Özledim ben Kaşpınar'ı özledim

Kış gelince toplanırdık odaya
Doyum olmaz hacı ile hocaya
Hürmet çoktu ihtiyara kocaya
Özledim ben Kaşpınar'ı özledim

Yusuf Usta bazen gelir laf atar
Dinlemeyenlere hemen de çatar
Hacı Emi ise yalandan yatar
Özledim ben Kaşpınar'ı özledim

Fehmi Dayı gitti oda da bitti
Koca Pağnik çok adamlar kaybetti
Ben oradayken Başkan'da gitti
Özledim ben Kaşpınar'ı özledim

Oda olmaz başka yerde gezerdik
Bazen da Unlu'da pağaç çekerdik
Ara sıra Hain Ömer'i ekerdik
Özledim ben Kaşpınar'ı özledim

Şimdi Kasım Ağa'da hep toplandınız
Herhal bazende beni andınız
Kapı açılınca geldim sandınız
Özledim ben Kaşpınar'ı özledim

Palaşka'mızın yalandır huyu
Boççik Ahmet çeker uykuyu
Tolik Hasan ise duyar korkuyu
Özledim ben Kaşpınar'ı özledim

Arada balık avına giderdik
Çay'ın mağarada hep goz çekerdik
Nuri Usta'ya serin gel derdik
Özledim ben Kaşpınar'ı özledim

Hoş olur Pağnik'in baharı yazı
Hakimi ve hekimi çekerdik kozu
Açardık teybi çalardık sazı
Özledim ben Kaşpınar'ı özledim

Sarhoş'umuz sermayeyi batıra
Nizam'ın rehini geldi hatıra
Hayri az kalsın aklın kaçıra
Özledim ben Kaşpınar'ı özledim

Erben der ki;Ben bu köyden bezmedim
Dağlarında doya doya gezmedim
Hiç kimsenin yüreğini ezmedim
Özledim ben Kaşpınar'ı özledim

22-1-1968
Fuat ERBEN'den kağıda döken Abdulkerim ÖZDEM

AĞLA PAĞNİK AĞLAYACAK GÜNÜNDÜR
A.Fuat ERBEN

Su çıkınca Karaağaç'a, Kepir'e
Sefer Polat hep bağıra köpüre
Aşık Ahmet ağıt söyler habire
Su dediği,hem yılan hem yalındır
Ağla Pağnik ağlayacak günündür.

Su çıkınca çaylardaki büklere
Yer kalmadı tilkilere itlere
Kavak gitti, Hasan Gedik bitlene
Üzülme bay Hasan,dut dipleri serindir
Ağla Pağnik ağlayacak günündür.

Su çıkınca Mercimen'in dereye
Kasım ağa acep gider nereye
Kardeşi Ömer sahip çıkar meraya
İnsanlar zanneder ki bu dünya hep benimdir
Ağla Pağnik ağlayacak günündür.

Su çıkınca Mercimen'in bağına
Kar yağacak Palaşka'nın dağına
Koşacak ya Hıdıroz ya da Ağın'a
Diyecektir Hıdıroz benim yerimdir
Ağla Pağnik ağlayacak günündür.

Su çıkınca Kumluca'nın düzüne
Sızı düşer Kasım ağa'nın dizine
Bırakmazlar ceket sırtta gezine
Bu dünyada ne kazansak el'indir
Ağla Pağnik ağlayacak günündür.

Melçebi çeşmesi çifte oluklar
Nuri usta bu çeşmeyi sayıklar
Bir zamanlar çalışırdı kayıklar
Pağnik için bu da başka ölümdür
Ağla Pağnik ağlayacak günündür.

Su çıkınca iskelenin taşına
Vay gelmiştir Fazlı dayının başına
Kimse bakmaz gözlerinin yaşına
Diyemez ki bu yeni bağ benimdir
Ağla Pağnik ağlayacak günündür.

Su çıkınca Kumluca'dan Sulu'ya
Döğülmüşüz fırtınaya doluya
Gideceğiz Ankara'ya,Bolu'ya
Nere gitsek Türk yurdu Türk yeridir
Ağla Pağnik ağlayacak günündür.

Su çıkınca Cam mahalleye,camiye
Eşyaları yükleyelim gemiye
Gelen diye bir köy vardı haniye
Bu gemi de senin eski gemindir
Ağla Pağnik ağlayacak günündür.

Su çıkınca camiden de okula
Hep uğradık şu feleğin okuna
Öğretmen de kaçacakmış Ağın'a
Diyemezki bura eski köyümdür
Ağla Pağnik ağlayacak günündür.

Su çıkınca Alican'ın başına
Ağrı düşer şu Pağnik'in başına
Hasret kaldık toprağına taşına
Düşünürsek bu bize bir zulümdür
Ağla Pağnik ağlayacak günündür.

Su çıkınca Ağa'ların mahleye
Bizim hısım düşecektir kehleye
Hükümet O'nu Kılıçlı'ya dehleye
Onun için bu ayrı ölümdür
Ağla Pağnik ağlayacak günündür.

Su çıkınca Ada'daki söğüde
Hacı emi bakmaz,kuru lafa öğüde
Bırakacak adayı da,havuzu da,evi de
Demez artık bu kavaklar bu havuz da benimdir
Ağla Pağnik ağlayacak günündür.

Su çıkınca en kıymetli Ören'e
Helal olsun bu yerleri görene
Muhacirlik kıyamettir bilene
Üzülmeyin dostlar Mevla kerimdir
Ağla Pağnik ağlayacak günündür.

Su dolunca pencereye pacaya
Lüzum yoktur öğretmene hocaya
Dul kadınlar artık gider kocaya
Kimi yaşlı kimi taze gelindir
Ağla Pağnik ağlayacak günündür.

Su çıkınca köy içinden Gedik'e
Çoluk çocuk hasret kaldık hedike
Yazık oldu dostum Lütfü Çelik'e
Tanrım O'nu ahirette sevindir
Ağla Pağnik ağlayacak günündür.

Su çıkınca Doğan'ların çeşmeye
Allah O'un hayırını kesmeye
Hayırı var zararı yok kimseye
Bu dünyada yaptıkların senindir
Ağla Pağnik ağlayacak günündür.

Varın köylülerim sağlıkla gidin
On yıldır sizlerin aşını yedim
Ben helal ettim siz helal edin
Uzun yaşın sonu elbet ölümdür
Ağla Pağnik ağlayacak günündür.

Yeter ERBEN, yeter dünya böyledir
Hiç kimse sormaz ki haliniz nedir
Takdir Allah'ındır bir şey denilmez
Kimse diyemez ki bu bir cilvedir
Ağla Pağnik ağlayacak günündür.

Kaşpınar(Pağnik)






BAHARIN İLK SABAHLARI

Tüyden hafif olurum böyle sabahlar
Karşı damda bir güneş parçası,
İçimde kuş cıvıltıları, şarkılar;
Bağıra çağıra düşerim yollara;
Döner döner durur başım havalarda.

Sanırım ki günler hep güzel gidecek;
Her sabah böyle bahar;
Ne iş güç gelir aklıma, ne yoksulluğum.
Derim ki: "Sıkıntılar duradursun!"
Şairliğimle yetinir,
Avunurum.

Orhan Veli Kanık