|
TARİH ÖNCESİ VE HİTİT DÖNEMİNDE " .. . ISUWA BOLGESI
Dr. Turgut YİĞİT*
Hitit İmparatorluk dönemine ait belegelerde ISuwa olarak adlandınlan bölge bugünkü Elazığ ilinin bulunduğu yöreyi kapsamaktadır.
~uwa'nın kuzeyde Murat Innağı, batı ve güneybatıda Fırat ırmağı ile sınırlandığı,
güneydoğuda ise sınır kesin olarak belirlenernemekle beraber,
Yukarı Mezopotamya düzlükleri ve Yukarı Dicle havzasına dek ulaştığı kabul edilmektedir\).
M.Ö. II. binyılda Işuwa olarak adlandınlan bu bölgenin tarih öncesini yapılan kazıların sonuçlarıyla tanıyabiliyoruz. Ancak, burada Keban ve Karakaya baraj gölleri alanında yapılan kurtarma kazıları ve yüzey araştırmalan dışında, geniş kapsamlı bir araştırma yapılmamıştır. Bununla beraber,
sadece bu baraj gölleri alanında yapılan araştırmalar tüm bölge hakkında fikir verebilecek çoğunlukta ve niteliktedirler. Bölgenin en önemli kazı yerleri Elazığ'ın güneydoğusundaki Altınova'da yer alır. Kazıların yapıldığı yerlerin dışında, daha doğrusu,kazı yapılan yerler Işuwa bölgesini kuzey, batı ve güneybatıdan sınırlayan nehirlerin yatağı ve bunlarla bağlantılı ovalar olduğuna göre, bunların arasında kalan alanlar hakkında kesin olarak bir şey söylenemese de, şüphesiz araştırma yapılan
alanlardan çok da farklı bir gelişime sahne olamazlardı.Bölgenin Paleolitik'teki durumunu tanımamız daha çok Keban baraj gölü havzasında yapılan yüzey araştırmaları ile mümkün olmaktadır.Araştırmalar, burada Paleolitik öncesine ait aletlerin bulunmasıyla(ı) bu bölgenin Paleolitik öncesinden beri temsil edildiğini ortaya koymuştur.Doğal sığınakların çok olması, orman, bitki örtüsü, av hayvanlarının bolluğu,kısaca iklim ve coğrafi yapısı Paleolitik öncesinden başlayarak insanların burada yaşamasında etkili olmuştur). Paleolitik devri ayırdığımız
üç safuanın (Alt-Orta-Üst) üçü de bu bölgede yaşanmıştır. Alt Paleolitiğe ait buluntular Keban yakın çevresindeki Enerli' de, Acuzlu kö
(1)
(2)
(3)
Dil ve Tanh-Coğrafya Fakültesi Araştırma Görevlisi.
Klengel, 1968, 63.
Kökten, 1972, 1 vd.; Kökten, 1974,3.
Kökten, 1971, 14.
234 TURGUT YİĞİT
yündeki Karapınar mevkiinde ve Keban'ın 25 km. yukarısında Fırat'ın batı kıyısında Pağnik (Kaşpınar)'te ele geçmiştir<4).Alt Paleolitik'te yaşam
genelolarak yüksek yerlerde devam etmiş -her yerde olduğu gibi- Orta Paleolitik'ten sonra ise daha aşağılarda insanların yaşamaya başladıkları izlenir. Bölgede Orta Paleolitik buluntu~~ Ağın çevresinde Küllününini
denen yerde, Pağnik (Kaşpınar)'tedir<5). Ust Paleolitik'e ilişkin buluntular ise Ağın çevresinde Arapkir deresi boyundaki mağaralarda, Küllününini mevkiinde, Elazığ-Pertek arasındaki Karataş sığınağında ele geçmiştir<6}.Paleolitik döneme ilişkin buluntu veren diğer yerler ise, Pertek civarında Yeniköy tarlaları, Eşkini Sefini ve Ağıil çevresinde Arapkir deresi uzantısında
Çıldırın Hüyleri' dir?}.İlk yerleşik hayatın başladığı Neolitik dönemde insanlar yerleşmeye
daha elverişli ovaları ve su kenarlarım tercih etmişlerdi~: Yerleşim yerinin
savunmaya elverişli olması da söz konusudur. M.O. II. binyıldaki adıyla Işuwa bölgesinde, Neolitik'te, sonraki döneme bakarak daha az iskanın olduğu izlenmektedir. Neolitik dönemin temsil edildiği yerler arasında,
bu özelliği yüzeyaraştırması ile tespit edilen Arapkir deresi yanındaki geniş bir düz yerleşme yeri olan Kalaycık(8}vardır. Bunun yam sıra Pulur' da yapılan kazılar, bu höyüğün ilk yerleşmeleri olan XII. ve
XIII. ,yapı katlarının Neolitik döneme ait olduğunu ortaya koymuştur<9}.Altınova'da Elazığ'ın 31 km. doğusundaki Tepecik höyüğünde de en alttaki ince bir Neolitik kalıntının üzerinde diğer yerleşme katları başlar<IO}.Karakaya baraj gölü altında kalan, ~.alatya'mn yaklaşık 40 km. kuzeydoğusunda
bulunan Caferhöyük'te M.O. VII. bin başlarına tarihlenen seramik öncesi bir Neolitik köyü ortaya çıkarılmıştIr<II). çayönü ile de benzerlikler gösteren bu yoğun yapılı, birbiriyle yakın evli mimariye sahip
Caferhöyük'te tarım büyük olasılıkla varken, hayvancılık yoktu(l2}.Neolitik yerleşmeler bölgedeki kazılarda çok sık olarak rastlanamamakla beraber, ovalar Neolitik dönemde gelen insanlar için elverişli koşullar
sunmuştur. Sadece ürün yetiştirmeye elverişli koşullar değil, altınova'da yapılan araştırmaların ortaya koyduğu gibi, bu insanlar zengin bir hayvan topluluğu ile de karşllaşmışlardl(13}.Bölgedeki höyüklerin en alt tabakası olarak genellikle Kalkolitik tabakalar vardır. Keban ve Karakaya baraj gölleri alanlarında yapılan kur(4) Kökten, 1971, 15; Kökten, 1976, 1 vd.
(5) Kökten, 1971, 14; Kökten, 1976, 1 vd.
(6) Kökten, 1971, 15; Kökten, 1972, 1 vd.; Kökten, 1974, 1 vd.
(7) Kökten, 1971, 13 vd.; Kökten 1972, i vd.
(8) Kökten, 1974,2.
(9) Koşay, 1971,99; Koşay, 1~72, 127 vd.; Koşay, 1976,35 vd.
(10) Esin, 1972, 137 vd.; Esin, 1982, 71 vd.
(ll) Cau'vin, 1983,66; Cauvin, 1987,65 vd.
(L2) Cauvin, 1983,66.
(L3) Boessneck-von den Driesch, 1976,60 vd.
TARİH ÖNCESİ VE HITIT DÖNEMİNDE IŞUWA BÖLGESİ 235
tarma kazılarında Kalkolitik tabakaya rasta~ılan yerler olarak, Norşuntepe,
Tepecik, Kalaycık, Pulur (Sakyol), Han ıbrahim Şah, Kamikli, Gemibaşı,Maltepe, Habibuşağı, Üyücektepe, Şentepe, İmikuşağı, Şemsiyetepe,Korucutepe, Tülintepe, Körtepe, Değirmentepe sayılabilir.Neolitik dönemden sonra, Kalkolitik dönemde yerleşmelerin yoğunlaşması,bu bölgedeki insan hayatını kolaylaştıracak doğal koşulların varlığına bağlı olmalıdır. Yeteri kadar yağış, su ihtiyacının nehirlerden ve su kaynaklarından kolayca .sağlanması, tarım için verimli topraklar, evcil hayvanlar için otlaklar ve MUi avcılık da bir geçim desteği olduğu için
bol av hayvanı bulunması, zengin ormanlar, burası için sayılabilecek insan hayatını kolaylaştıran doğal koşullardır.Kalkolitik dönemde burada avcılığın olduğu, evcil hayvan kemikleri yanında yabani hayvan kemiklerinin de bulunması ile anlaşılır. Yabani hayvanlar olarak, ulugeyik, yabani koyun ve keçi, yabani at, aslan ve ayı vardır. Evcil hayvanlar olarak da sığır, koyun ve keçi vardırI4). Körtepe'de ele geçen hayvan kalıntılarının çok büyük bir kısmı evcil hayvanlara,az bir kısmı da yabani hayvanlara aittir.Ancak,Altınova'nın diğer höyüklerinden ele geçen yabani hayvan kalıntıları daha çeşitli ve yaygındırIS).Bu döneme ilişkin olmak üzere, yapılan kazılarda tahıl buluntuları olarak buğday ve arpa öncelikle göze çarpar. Çok çeşitli küçük buluntular
arasında damga mühürler, ağırşak, kemik aletler, idoller ve ufak obsidyen buluntular vardır. OLÜ gömme adetleri için kesin bir şey söylenememektedir.Kalkolitik dönemde bölgenin Kuzey Suriye ve Mezopötamya ile yakın ilişkide olduğu kesinlikle ortaya konmuştur. Altınova'da Elazığ'ın 30 km. kadar güneydoğusunda bulunan Korucutepe'nin Kalkolitik tabakasında Halaf ve Ubeyd devri('6) seramiklerine benzer ve Toroslar'ın güneyinden ithal edilen mallar vardır17). Korucutepe'nin yakınında yer alan Norşuntepe'de de Kalkolitik çağda Kuzey Mezopotamya'nın son Uruk çağı(IS)malzemesiyle bağlantı olduğu gibi, İlk Kalkolitik'te de Ubeyd tipi 'seramik örnekleri söz konusudur(l9). Değirmentepe'de höyüğün en önemli
tabakası olan Kalkolitik tabakanın Ubeyd kültürüne ait olduğu ortaya konmuştur<20). Tepecik ve yakınındaki Tülintepe Kalkolitik tabakaları, bu dönemde bölgenin Kuzey Mezopotamya ve Kuzey Suriye ile ilişkilerinin
(14) Hauptmann, 1979,58.
(15) Von den Driesch 1976,27-31.
(16) TelI Halaf Kültürü M.Ö. V. binin ilk yansına aittir. Ubeyd kültürü de M.Ö. V.
binin sonlan ve IV. binin başlanna tarihleniL
(17) Van Loon-Güterbock, 1972,79 vd.
(18) Uruk Kült~rü Mezopotamya'nın Geç Kaıkolitik kültürüdür.(19) Hauptmann, 1974,72 vd.; Hauptmann, 1982, 13 vd.
(20) Esin-Harmankaya, 1986,95.
236 TURGUT YİGİT
aydınlatılması bakımından önemlidirler21). Bunlar, aynı zamanda Kuzey _Suriye ve Mezopotamya etkisinin Kalkolitik dönemde en kuzey yayılma sınınnı da sunarlar22). .
Kuzey Suriye ve Mezopotamya'nın yanında bu bölge, Kalkolitik dönemde, hemen yanındaki Malatya bölgesi ile birlikte Orta Anadolu ve
Amik Ovası ile de temastadır2l). Tepecik'te Güney Anadolu ve Orta Anadolu Kalkolitiğinden örnekler vardır. Orta Anadolu Kalkolitik dönem örneklerinin yanı sıra Karaz (Khirbet Kerak)(24)maııarının varlığı, bu bölgenin
Kalkolitik'te Kuzey Suriye ve Mezopotamya ile Orta Anadolu ve Kafkaslar arasındaki ilişkideki rolüne işaret eder25).
Kazılarda ele geçen metal buluntular ya da maden curnflan, bölgede kökü Kalkolitik döneme kadar inen bir madencilik 'geleneği olduğunu ortaya koymaktadır. Metal eserlerin bulunması metal kullanımı açısından bilgi verdiği gibi; metal eserlerin analizlerinden yararlanılarak, maden kaynaklan dolayısıyla
ticari ilişkiler de ortayaçıkarılabilmektedir <26).Erken dönemler için metal şüphesiz insan yaşamında çok önemli bir yere sahip olamazdı. Bu dönemlerde obsidyen öncelikle kullanılmıştir.Şu nedenle maden konusuna , girerken obsidyenden bahsetmek gerekir.
Ozellikle Kalkolitik dönemde yaygın olarak kullanılmıştır. Obsidyenin bu bölgeye yakın olmak üzere Nemrnt ve Süphan Dağı çevresinden(27)getirilmiş olması ihtimal dahilindedir. Ancak, bu bölgede kullanılan obsidyenin
nereden getirildiği konusu çözülememiştir .. Malatya civannda Fırat kıyısında obsidyen kaynaklanndan bahsedilmesi(2S) de bu açıdan ilgi çekicidir.Bölgede yapılan kazılarda madeni eseriere ve maden curufuna rastlanıyor
olması, bölge halkının çevrelerindeki madenIeri tanıdıklannı ve ilgilendiklerini
ortaya koyar. İnsanın kullanabileceği maden olarak ilk önce
(21)
.(22)
(23)
(24)
(25)
(26)
(27)
(28)
Esin, 1979b, 76 .
Esin 1976a, 119 vd.; Esin 1979a, 115 vd.; Esin 1979b, 76.
Burney, 1958, 161.
Bu seramiğe ilk kez Filistin'de Khirbet Kerak adlı kazı yerinde rastlandığı için
Khirbet Kerak adıyla da anılır. Ancak, bu seramiğin örneklerine sonradan yapılan
kazılarda çok geniş bir alanda rastlandı. Kafkasya, Kuzeybatı İran, Doğu Anadolu,
Elazığ bölgesi ve Amik Ovası'nda yapılan kazılarda bu seramiğin örnekleri bolca
ortaya çıkarıldı. Seramik, ortaya çıktığı bölgelerin gösterdiği gibi çok geniş bir
alanda yaşayan halk tarafından yapılmıştır. En eski kullanımının Elazığ bölgesinde
Geç Kalkolitik'te olduğu kabul edilir. Karaz serarniği asıl ola~ak Eski Tunç çağı
boyunca yapılmıştır (Bak. Burney, 1958, 164 vd., 193 vd.; Aynca bak. s. 238).
Esin, 1976, 101 vd.; Esin 1979,79 vd.
Kunç-Gül, 1983, 86.
Burney, 1958, 156.
Esin, 1983, 149.
TARİH ÖNCESİ VE HITIT DÖNEMİNDE ISUWA BÖLGESİ 237
doğal bakır gösterilmektedirmı. Doğal bakır herhangi bir metalurjik işleme tabi tutulmadan doğrudan dövme yoluyla şekillendirilerek kullanılabilmektedirJOl.
Bu bölgede bakır madeni Maden'de bulunmaktadır. Bu bakır madeninin M.O. 7000 yılları gibi'çok eski dönemlerden beri işletildiği ileri sürülürJl). çayönü kazılarındaki buluntular C14'e göre 7250./
6750 yıllarına kadar doğal bakınn kullanımını geri götürebilmektedir.Çayönü'nün 20 km. kadar kuzeyindeki söz konusu bakır madeni ile buradaki buluntuların ilişkili olup olmadığı kesin olarak saptanamamıştır32). İlgilendiğimiz bölge maden yatakları açısından zengindir. Maden'den başka,Mazgirt, Ovacık-Tunceli arası, Çöplerköy, Mamlis, Keydak ve Karabek kullanılmış maden yatakları olabilir. 'Tepecik'in güneyinde Pertek'te
kalay, Keban' da da kurşun yataktarı vardır33l. Ancak, kazı yerlerinde ele
geçen örneklerle bölgedeki maden yatakları arasında henüz bir ilişki kurulamarnıştır34l.
Bununla beraber, aynı kazı yerinde birbirini izleyen dönemlerde kullanılmış madenin aynı yataktan geldiğine ilişkin bir gözlem,
bakır madeniyle ilgili olmak üzere Tepecik'te yapılabilmiştir<3sı Bölgedeki bazı kazı yerlerindeki buluntular, metal endüstrisinin bulunduğu yolunda fikirler vermektedir. Tepecik ve Tülintepe'de bakır curufu,
filizleri ile külçeleri ve bakır ergitilmesinde kullanıldığı sanılan bazı
fırınların, pota ve kalıpların bulunması buna işaret eder niteliktedir36l. Değirmentepe'de
de benzer buluntular aynı yönde fikir vermektedir37l. Çok daha sonraki dönemlerde Anadolu'da maden yataktarının işletildiği,
hatta buralardan elde edilen hammaddenin Anadolu ile Mezopotamya arasındaki ticarette Anadolu'dan gönderilen başlıca mallar arasında olduğunu biliyoruz.Eski Tunç Çağı, daha sonraki Orta Tunç Çağı'ndaki adıyla ~uwa'da yoğun şekilde yaşıpımıştır. Yapılan kazılarla ve yüzey araştırmalarıyla,çok sayıda yerleşme yerinde Eski Tunç Çağı, diğer kültür katlarıyla karşılaştırıldığında en yaygın ve uzun süreli olarak ortaya çıkmaktadır. En iyi temsil edildiği yerler olarak da Norşuntepe, Tepecik, Korucutepe ve Pulur (Sakyol) söylenebilir38l.
Bunlar arasında Norşuntepe, Eski Tunç Çağı'nda Altınova'd~1 bölgenin merkezi konumunda olduğu izlenimini uyandırmaktadır. Onceleri (29) Kunç-GüI 1983, 86; Özbal, 1983, 204.
(30) Kunç-GüI, 1983, 90.
(3J) Kunç-Gül, 1983,92.
(32) Esin, 1984, 245.
(33) Özbal, 1983,209.
(34) Özbal, 1983,209.
(35) Esin, 1986, 69.
(36) Esin, 1986,69.
(37) Özbal, 1986, 112; Kunç ve diğ. 1986, 115; Kunç ve diğ. 1986a,61-63.
(38) Ertem, 1982a, 13.
238 TURGUT YİÖİT
önemsiz köy yerleşmeleri ve bunların yanı sıra on kadar büyük köy yerleşmesi varken, sonradan nüfusun artması ve bunun sonucunda yerleşmelerin çoğalması ve sıklaşmasıyla Norşuntepe, Korucutepe, Tepecik, Tülintepe
ve Könk'ün yakın civarlanndaki yerleşim yerleri üzerinde hakim bir konum elde ettikleri, mimari gelişim de izlenerek, ortaya konulabilmektedir.Norşuntepe'de daha dikkat çekici olan bu durumun örneklerine Anadolu'nun diğer yerlerinde de rastlanabilmektediı-{39l.Eski Tunç çağı'nın bölgede en karakteristik seramiği Karaz (Khirbet-Kerak) adı verilen seramiktir<40l.Bu seramiğin çok geniş bir yayılma alanı olduğu, doğuda Kafkasya'dan ve Urmiye Gölü'nden batıda Filistin'e ve Amik Ovası'na kadar bir alanda izlendiği bilinmektedir. Çok geniş bir alanda. Karazseramiği vasıtasıyla, ortak yönüyle belirlenebilen kültürde, bölgeler arası farklılıklar da vardır. Bunlar arasında Elazığ bölgesinin diğer bölgelere bakarak seçkin bir yeri vardır ve ortak kültürün
belki en yüksek ürünlerini vermiştir<4'l. Eski Tunç Çağı'ndan itibaren bir
ortak kültürün temsilcisi olarak gördüğümüz bu seramiğin, daha Geç Kalkolitik'ten
başlayarak Elazığ bölgesinde varlığı bilinmektedir<42l.Seramiğin ortaya çıkışı ve buluntu yerleri Eski Tunç Çağı i kültürünün bir anavatandan süradi olarak yayıldığı fikrini verir; ve bu anavatanın da Elazığ
bölgesi 0lduğu(43lyukanda belirtilenler göz önüne alınarak kabul edilmektedir.
Karaz seramiğinin yayılışı bir kavimler hareketiyle ilgili görülmek istenmektedir <44l.Bu seramiğin yayılma alanı'içinde olan Amik Ovası, Suriye ve Filistin'deki seramik ile Doğu Anadolu ve bilhassa Elazığ bölgesi arasında, en çok Eski Tunç Çağı i'de paralellik söz konusudur. Bu seramiğin çıkış yeri olarak Elazığ bölgesinin kabul edildiği anımsanarak, Eski Tunç Çağı I'in sonlarında Elazığ bölgesinden Amik Ovası'na süratli bir kavim göçü ya da istilasının olabileceğinden söz edilir<45). Karaz seramiğinin yayılma alanı ve ~~na bağlı olarak ortaya konulabilecek söz konusu kavim hareketleri, M.O. IV. ve III. binde bu bölgede olan Hurriler'i ilk , olarak akla: getinnektedir<46l. Nitekim bu seramiğin dağılım sınırlan ile Hurriler'in Onasyada dağılışı arasında paralellik göze çarpmaktadIr<47l.K~ seramiğinin ortaya çıkış yeri olarak kabuledilen Elazığ bölgesi ve yine bu seramiği.~ dağılım alanı içinde olap Kuzey Mezopotamya ve KuzeySuriye M.O. II. binyılın ilk yansında Onasya'nın dağlık doğu böl
(39) Hauptmann, 1970, 103 vd.; Hauptmann, 1979,63,
(40) Bak. dn. 24.
(41) Duru,1979,45-49,
(42) Bak. dn. 24.
(43) Bumey, 1958, 167.
(44) Koşay, 1970, 139 vd.
(45) Bumey, 1958, 174.
(46) Bumey, 1958, 166-167; Koşay, 1970, 139 vd.; Koşay 1971,95 vd.; Koşay 1976,
35-37.
(47) Bumey 1958,166-167; Koşay 1976,35 vd.
TARIH ÖNCESI VE HITIT DÖNEMiNDE IŞUWA BÖLGESı 239
gesinde önemli bir siyasal üstünlüğe sahip olan(48)Hurriler'in Hitit belgelerinde
ilk olarak kaydedilmeye başlandıkları i. tIattu~ili zalTllnda Hitit-Hurri mücadelerine sahne olan yerlerdir. Nitekim aşağıda ele alacağılTllz gibi, Elazığ bölgesindeki bazı kazı yerlerindeki tahrip tabakaları bu dönemdeki söz konusu mücadelelere bağlanabilmektedir. Hitit İmparatorluk
dönemine ait olmak üzere bölgedeki kazı yerlerinden Korucutepe, Norşuntepe ve Tepecik'te Mitanni üslubunda mühürler ele geç miştir<49).Bu höyüklerde ele geçen mühürler ve diğer buluntular, buralarda yerleşmelerin
hem Hitit merkezleriyle, hem de, nüfus bakılTllndan büyük çoğunluğunu Hurrilerin oluşturduğuıSO)Mitanni devletiyle yakın ilişkiler içinde olduğunu desteklerSI). Söz konusu bölge, Hititler dönemindeki ismiyle Isuwa,Hitit İmparatorluk döneminde Hitit.ve Hurri-Mitanni arasında sınır bölgesi
oluşturmuştu(52).
I~uwa'nın Eski Tunç Çağı'ndaki yerli seramiği de diyebileceğimiz Karaz seramiğinin yanı sıra başka seramikler de değişik yorumlarla ele alınabilirler. Eski Tunç Çağı i'de çok farklılık görülmeyen kültürde, Eski
Tunç Çağı II'de farklılaşmalar başlar. Eski Tunç .çağı'nın sonuna doğru değişiklik Elazığ bölgesinde çok belirgindirs3). Omeğin Korucutepe' de 2600-2100'e tarihlenen Kuzey Mezopotamya ve Kuzeydoğu Suriye'den
ithal seramikler vardır54).Yine Norşuntepe'de de Suriye malı ithal seramikler vardırSS). Kuzey Mezopotamya ve Kuzey Suriye kökenli seramiklerin bu bölgedç bulunuyor olması, Eski Tunç Çağı'nın ~~nlarına doğru
ticari ilişkilere ya da kavim pareketlerine işaret edebilir. Oncelikle ticari
ilişIci açısından konuya yaklaştığllTllzda, sonraki dönemlerde yazılı belgeler
vasıtasıyla çok iyi bildiğimiz Anadolu ile Mezopotamya arasındaki ticari
ilişkilerin ilk zamanlardaki kanıtları olarak kabul edilebilir<S6).Nitekim,
Eski Tunç Çağı'nın sonlarında, yani III. binyılın sonlarına doğru
Anadolu ile Mezopotamya arasındaki ticari ilişki ilk olarak Akkad yazılı belgeleri ile bilinmektedir. Akkad kralı Sargon (2260-2223) zamanına ait ~ar tambari (Savaşın kralı) olarak adlandıolan belgede Anadolu'nun içlerinde yer alan bir şehir olan Puru~banda'nın tüccarlarının kral Sargon'un
sarayına k~dar giderek yardım isteğinde bulundukları anlatılırS7). Daha Sargon zama~ına ilişkin olarak tespit edilebilen yazılı belgelerdeki bu ticari ilişki M.O. xıX. yy.'da Asur Ticaret Kolonileri dönemi belgeleri ile (48)
(49)
(50)
(51)
(52)
(53)
(54)
(55)
(56)
(57)
Goetze 1957, 190.
Van Loon-Bucce1ati, 1970, 73 vd.; Esin, 1971, 107 vd.; Hauptmann, 1972,87 vd.;
Hauptmann, 1976, 41 vd.
Alpman, 1981-82,303-304.
Esin, 1971, 107 vd.
Esin, 1979,68.; Bak. s. 247.
Bumey 1958, 168-169.
Van Loon-Bucce1ati, 1970,73 vd.
Hauptmann, 1972,87 vd.; Hauptmann, 1974,72 vd.; Hauptmann, 1976,41 vd.; Hauptmann,
1979,43 vd.
Duru, 1979,45-49.
Gadd, 1971,426; Albright 1923,7-11; Gilterbock, 1934,86-90.
240
TURGUT YİĞİT
tanıdığımız Anadolu ve Mezopotamya arasındaki sistemli ticarete dönüşmüş olmalıydı. Bu ticari faaliyetlerin devam ettiği süreçte Isuwa, ticaretin de yapıldığı yer olmanın yanı sıra şüphesiz bir geçiş bölgesiy~i.
Eski Tunç çağı'nın sonunda Kilikya ve Kapadokya seramiği ile ilişki
izlenebilmektedir58). Güneydoğu ve Orta Anadolu'da Kapadokya seramiğinin ortaya çıkışı ile izlenen kavim hareketleriyle, Norşuntepe'de Eski, Tunç çağı sonlarına tarihlenen tabakalardaki yangın izlerinin bağlantılı olabileceği ileri sürülmektedi'r(59). Buna göre bu bölgenin Eski Tunç
Çağı'nda kavimler hareketi ve ticaret dolayısıyla Doğu Anadolu, Kuzey Suriye, Kuzey Mezopotamya, Amik _Ovası, Orta Anadolu, Kilikya ve diğer komşu bölgelerle ilişkide olduğu görülmektedir60). Keban ve Karakaya baraj gölü alanlarında yapılan kazılardaki buluntular, bu bölgede Eski Tunç Çağı'nda tarımın önemli ölçüde gelişmiş olduğunu
gösteriyor. Evlerin yanında tahıl kuyularının bulunuyor olması,dibek, öğütme ~ş" gibi tahıl işleme aletlerinin çokca ele geçmesi(61)buna
işaret edebilir. Urünler olarak, arpa, darı, mercimek, üzüm VS.(62s)ayılabilir.
Hayvancılık açısından buluntulara bakıldığında: Sığır, koyun, keçi kemikleri
boldur; geyik, domuz ve at kemikleri de vardır<63).Balıkç ıIık(64),kunduz avcıIığı(65lve arıcılık(66)vardır:, Evlerde odalar bir iç avluya açılır ve savunmayı kolaylaştırmak amacıyla sıkışık inşaa edilmiştir. Yapılar düz damlı ve direklidir. Tüm evler ocaklıdır<67).Pulur'da bulunan tapınaklar dikkat çekicidir. X. kata ait olan
tapınaklar Bereket Tanrıçası ve eşine aittir<68). Tapınaklarda bulunan idollerin
Bereket Tanrıçasım ve eşini temsil ettiği, Anadolu'da nadir rastlanan örneklerden olduğu, bunun yanında tanrıça ve tanrının simgeleri olan yırtıcı kuş, yılan, geyik ve kaplumbağa tasvirleri bulunduğu belirtilir<69).Kazılar bu bölgede Orta Tunç Çağı tabakalarına Eski Tunç Çağı kadar yaygın olarak rastlanılmadığını ortaya koymuştur. Burada özellikle Tepecik, Norşuntepe, Korucutepe ve İmi,kuşağı Orta Tunç Çağı tabakaları dikkat çeker.
(58) Burney, 1958, 170, 174; Hauptmann, 1970, 112.
(59) Hauptmann, 1970, 112.
(60) Esin, 1971, 107 vd.; Esin ve diğ. 1987, 77-81;Duru, 1979,45-49.
(61) Esin, 1970, 147 vd.; Koşay 1970, 139 vd.; Koşay 1976,35-37; Hauptmann, 1979,
43 vd.
(62) , Esin, 1970, 147 vd.; Esin, 1971, ıo7 vd.; Hauptmann, 1979,43 vd.
(63) Esin, 1970, 147 vd.; Hauptmann, 1979,43 vd.
(64) Kökten, 1972, i vd.; Koşay 1976,35-37.
(65) Kökten, 1972, 1 vd.
(66) Ertem, 1972,61 vd.
(67) Hauptmann, 1979,43 vd.; Koşay 1976,35-37.
(68) Koşay, 1971,99 vd.
(69) Koşay, 1970,,139 vd.
TARİH ÖNCESi VE HITiT DÖNEMİNDE IŞUWA BÖLGESİ 241
Norşuntepe'nin, yerleşim merkezi olarak Korucutepe ağırlık kazanana dek, Orta Tunç çağı yerleşmelerinin merkezi konumunda olduğu
kabul edilir{7O).Asur Ticaret Kolonileri döneminin, Norşuntepe'de bu devir seramiklerinin bulunmasıyla V. tabakada yaşandığı ortaya konulabilmektedir.(
7I).Biz Asur Ticaret Kolonileri dönemini kazı yerleri arasında ~n iyi, Karakaya baraj gölü ~!Jnda kalan Malatya'nın 26 km. kuzeyindeki
İmikuşağı'nda tanıyoruz. M.O. 1700-1500 tarihleri arasına yerleştirilenın)
Imikuşağı Orta Tunç çağı tabakalarından XIII. ve XII. tabaka Asur Ticaret Kolonileri dönemine verilmektedu.(73).İmikuşağı'nda Asur Ticaret Kolonileri dönemine tarihlenen Orta Tunç çağı tabakalarında mimaride
Anadolu etkisi açıkca görülürken, seramikte Kuzey Mezopotamya'nın etkisi vardır. Bu tabakaların en önen,ıli özelliği Habur türü denen seramiklerin çok fazla kullanılmış olmasıdır. Fakat bu seramiğin yoğun olarak kullanılışı bölgenin diğer yerleşmelerinde rastlanmayan bir durumdur.
Sadece İmikuşağı'na özgü olan bu durum, ş~phesizkalıcı ve sürekli bir bölgeler arası etkileşime işaret edemez(74). Imikuşağı'nda Asur Ticaret Kolonileri döneminin son katıolan XII. tabaka ağır bir yangınla sona ermiştir.Bu tabaka ile çağdaş olan komşu bölgedeki Arslantepe (Malatya)Vb tabakasında da benzer bir durum söz konusudur<75). Asur Ticaret Kolonileri döneminin bölgeqeki sonunu da belirleyen bu yerleşmelerin tahribi
belki de birbiriyle yakından ilgiliydi. Burada bir istila hareketi veya kavimler
hareketi söz konusu olabilir. Bu olay, Orta Anado\u'da Asur Ticaret Kolonilerine son veren olaylarla bağlantılı da olabilir.
Eski Hitit dönemine ait yazılı belgelerde Isuwa'dan hiç bahsedilmemektedir.
Isuwa'ya ilişkin, kesin olarak tarihlenebilen yazılı belgelerdeki ilk bilgilerimiz Hitit İmparatorluk dönemine aittir. Isuwa' dan. Eski Hitit dönemi metinlerinde hiç söz edilmemesi ilginçtir; zira biz bu dönemde Hititler'in Suriye, Kuzey Mezopotamya ve hatta Mezopotamya'nın ortalarına
dek seferler düzenlediklerini, Anadolu'nun güneydoğusunda Hurriler'le mucadeleye giriştiklerini biliyoruz. 'Eski Hitit yazılı belgelerinde Isuwa'ya dair suskunluğa rağmen, bu bölgede yapılan kazılar Eski Hitit'te buranın iskan edildiğini, hatta burada
önemli Hitit yerleşmeleri bulunduğunu ortaya koym1!ştur. Kazı yerletinden en dikkat çekici Hitit tabakalarını bize sunanlar, Imikuşağı, Korucutepe,Norşuntepe ve Tepecik'tir.
Asur Ticaret Kolonileri döneminde Orta Anadolu ile seramik açısından çok fazla bir bağlantı görülmeyen bölgenin, bu dönemde Eski Hitit' e (70) Hauptrnann, 1970, 103 vd.
(71) Hauptqıann, 1972, 87 vd.
(72) Sevin-Derin, 1986, 183.
(73) Sevin 1987,307.
(74) Sevin, 1987,309-311.
(75) Palmieri, 1970,203.
242 TURGUT YİĞİT
kadar ve Eski Hitit'te seramik açısından yoğun Orta Anadolu etkisinde olduğu ortaya konulabilmektedir. imikuşağı kazılarında bu durum açıkca izlenebilmekte ve X. yapı katı seramiğinin Orta Anadolu'nun önemli ~azı
yerlerinin seramikleri ile bağlantısı dikkati çekmektedir. Bölgenin diğer önemli Eski Hitit tabakaları ihtiva eden yerleşmelerinden Korucutepe, Tepecik, Norşuntepe ve komşu bölgedeki Arslantepe (Malatya)'nın seramiklerinin de Imikuşağı seramikleriyle beraber bu paralelliğe katılabilmektedir76).
imikuşağı X. tabakası Eski Hitit'ten hemen önceye, seramikleri daha çok Eski Hitit ya da Erken Hitit imparatorluk'la benzerlik
gösteren ıx. tabaka Eski Hitit'e tarihlenmektedir(77).
Eski Hitit öncesi ve Eski Hitit'te bölgenin Orta Anadolu ile yoğun bir ilişki içinde olduğu yalnızca seramik ile değil.mimari buluntularla da ortaya konulabilmektedir. Buna ilginç bir örnek lmikuşağı X. yapı katında dinsel karakteri olduğu öne sürülen bir yapıda vardır. Bu yapıda üzeri
çamurla sıvanmış bir boğa başı taban altına yerleşterilmiş olarak bulunmuştur.
Yapının dinsel karakter taşıdiğı yolunda önemli bir kanıt olan bu buluntu, aynı zamanda Hitit yapı rituali belgelerindeki, tapınakların yapımı sırasında binanın çeşitli yerlerine adaklar bırakıldığını, bunlar arasında boğadan da söz edildiğini anımsatmaktadır<78). i\
imikuşağı IX. tabaka b evresinde ortaya çıkarılan, yanyana, ince uzun iki oda ve önleı:inde ocaklı bir avludan oluşan yapı türünün, Eski Tunç Çağı'ndan Hitit Imparatorluk dönemine dek Orta Anadolu'da kullanılan bir mimari tarz olduğu bilinmektedir79).
Mimari açıdan Eski Hitit dönemine ilişkin olarak Korucutepe'deki sur da söz konusudur. Bu sunın Asur Ticaret Kolonileri dönemi ya da
Eski Hitit'e tarihlenebileceği üzerinde dunılmakla beraber, seramik buluntularıyla
birlikte daha çok Eski Hitit dönemine tarihlenmesi gerektiği kabul edilirSO). '
Korucutepe'deki sur, şiddetli bir yangın geçirmiş olarak ortaya çıkarılmıştır.
Ancak, surlardaki yangının, bu surun çevrelediği Korucutepe Eski Hitit tal;>akalarında olmadığı tespit edilmiştiı-<81).Bunun yanı sıra,İmikuşağı'nda hem Hitit öncesine tarihlenen X. yapı katı hem de Eski
Hitit'e tarihlenen iX. yapı katı birer yangın la son bulınuşlardır<82).Te-
(76)
(77)
(78)
(79)
(80)
(81)
(82)
Van Loon-Buccelati, 1970, 79; Van Loon, 1971,47 vd.; Esin, 1971, i 12; Esin,
i972a, 47; Sevin-Derin, i986, ı88.
Sevin-Köroğlu, 1985, 169; Sevin-Derin, 1986, 189.
Sevin, 1987,304; Darga, 1985, s. 46 vd.
Sevin-Derin, i986, i82- i83.
Bier, 1978,53; Van Loon, 1971, 51'de surun C14'e göre M.Ö. i650'ye tarihlendiğini
belirtir.
Van Loon-Güterbock, 1969, 124; Ertem, 1982,2.
Sevin-Köroğlu, 1985,169; Sevin-Derin, 1986, 184.
TAR1H ÖNCESİ VE HİTİT DÖNEMİNDE ISUWA BÖLGESİ 243
,
pecik'te de bu döneme tarihlenen 3b ve 3a evreleri birer yangınla sonbulur<83). Norşuntepe'de Eski Hitit'e tarihlenen LV. tabakaya ait bir büyük mekanın tahribi ile Korucutepe'de görülen yangın arasında bağlantı kurulur<84E).ski Hitit dönemine tarihlenen tabakalardaki bu-tahribat ortak bir
nedene bağlı olarak djişünülebilir<8S).
Söz konusu tahrip tabakalarının i. Hattu~ili'nin Anadolu'nun güneydoğusuna
olan seferleriyle ilgili oHıbileceği(86)dikkate alınlfsa, ~uwa'nın bu kralın sefer yolu üzerinde olması gerektiği ortaya çıkar. Ancak, i. ljattu~ili'nin Güneydoğu Anadolu ve Kuzey Suriye seferlerinde hangi yolu izlediğini kesin olarak bilemiyoruz. i. HattuSili'nin Yıllıkları'nda Anadolu'nun
güneydoğusunda ilk olarak Alara!} efel Açana)'a sefer yaptığı ve bu seferin dönüşünde de War~uwa (Ur~u), Ikakala ve T~biniya üzerine yürüdüğünü görüyoruz(81). Kralın önce daha güneyde yer alan Alala1,}'a,
daha sonra dönüş yolunda bu şehrin kuzeyinde yer alması gereken üç şehre(gg)seferler düzenlemesi; ve Alalab'ın Antakya ovasında yer alması Amanoslar' daki Kilikya kapılarının kullanılmış olması ihtimalini(89)güç-,lendirir. Yine bu kralın Yıllıkları'nda, AlaIab seferinden daha sonra yapılmış,
yine güneydoğudaki H~~uwa şehrine olan seferde, Ijalap ve ij~~uwa koalisyonunu Adalur dağında yenildikten sonra Puruna (Flfat)nehrinin geçildiği anlatı1ıf<90). IJabba şehrine düzenlenen seferde de Mala
(metnin Akkadca nüshasında Purattu) nehrinin geçildiği anlatı1ıf<9\).Metnin Hititçe nüshasında adı verilen Mala nehrinin, Flfat'ın yukarı kollarından biri olduğu kabul edilir<92).Tüm bunlar bize I.IJattu~ili'nin seferlerinde Flfat havzasını kullandığı fikrini veriyor. ılgi alanımıza girebilecek
yerler arasında Malatya bölgesi, Fırat'ın geçilmeye elverişli olduğu bir kaç yerden birisidir<93).Yine burası, Dicle vadisinden Elazığ'a uzanan ve buradan Flfat'ı geçen yolun da bulunduğu doğal yolların kavşağıdır<94).Şu halde i. Hattu~ili'nin seferlerinde Flfat'ı Malatya bölgesinde aşarak
~uwa' dan'"geçtiğini söyleyebiliriz. Nitekim, Elazığ civarında yerleştiril(83)
(84)
(85)
(86)
(87)
(88).
(89)
(90)
(91)
(92)
(93)
(94)
Esin, 1972a, 46-47; Esin, 1974, 113.
Hauptmann, 1972, 92.
Korucutepe şehir surundaki yangın, Hitit-Hum milcadelelerine bağlanmak istenir
(Van Loon-Gilterbock, 1969, 124; Bier 1978, 53). Söz konusu yangın, 1mikuşağl
XTI. tabakadaki yangın ve Arslantepe (Malatya) vb tabakasındaki yangın,yine
Hitit-hum milcadeleleriyle ilgili olabilecek, i. Battusili'nin güneydoğu seferleri ile
bağlantılı görillmek istenir (Umurtak, 1988, 3).Bak. önceki dip not.
KBo X 2 öy. i 15-21.
Tashiniya yukan Fırat bölgesinde yer almalıdır (Bak. Von Schuler 1965,21); Ursu
da Amanoslar'la Fırat arasında Kargarnış'ın kuzeyinde olmalıdır.
Gurney, 1973,241.
KBo X 1 öy. II 12-17; KBo X 2 öy. i 32-34.
KBo X 1 ay. ın 29-32; KBo X 2 ay. 18-19.
Goetze, 1962,27.
Sevin, 1982, 121.
Burney, 1958, 157-158.
244 TURGUT YİĞİT
rnek istenen Henzuta şehrinin(95)i. tIattu~ili zamanına ait metinlerden birinde
geçmesi(96)"bu kral zamanında bu bölgeye olan ilgiye işaret olarak görülebilir. Zaten, Hitit İmparatorluk döneminde Asur ve Hurri-Mitanni devletleri ile Hititler arasında bir sınır bölgesi olan l~uwa'ya(97),i. tIattusili
döneminde de, güneydoğuya olan seferler dolayısıyla, ilgisizkalınmış olamazdı.
Eski Hitit döneminde yoğun bir Orta Anadolu etkisi gösteren guwa bölgesi, Hitit İmparatorluk döneminde artık büyük ölçüde Hitit kültürüne sahiptir. Hitit, İmparatorluk dönemini de en iyi temsil eden kazı yerleri,
Korucutepe, İmikuşağı, Tepecik ve.Norşuntepe'dir. Bu merkezle~in Hitit
İmparatorluk dönemine tarihlenen tabakalarının buluntuları Hitit Imparatorluk
dönemi kültürüyle paralellik göstermektedir <98).Hitit İmparatorluk döneminde artık guwa'yı yazılı belgeler vasıtasıyla tanıyabiliyoruz. Hititçe çivi yazılı kaynaklarda Isuwa'nın geçtiği kayıtlara dayanarak, Hitit-guwa ilişkileri H. Klengel tarafından aynl}tılı olarak ele alınmıştır<99).Klengelin çalışmalarıesas olmak üzere, Hitit Imparatorluk döneminde yazılı belgelere göre Isuwa tarihi kısaca şöyledir:
Isuwa'ya ait tarihsel belgelerdeki ilk kayıt, kesin olarak tarihlenememekle beraber II. TutlJaliya zamanına ilişkindir. Bu kayıdın yer aldığı metinıHlO)önceleri IV. Tut1;!aliya'ya tarihlenmişken, sonradan II. Tut1;!aliya'ya verilmesi kabul edilmiştirıoı). Burada TutlJaliya'nın I~uwa'ya karşı
yaptığı savaşı kazandığı anlatılırI02).
, Kronolojik sırayla takip edilirse, guwa ile ilgili kesin olarak tarihlenebilen ilk kayıt III. TutQaliya zamanıyla lgilidir<ıo3).Ancak" bu kayıdın yeraldığı metin i. Suppiluliuma zamanına attir. Ancak, bu kayıdın yer aldığı
metin i. ~uppiluliuma zamanına aittir. Mitanni tahtına çıkarılan ~attiwaza
(Mattiwaza/Kurtiwaza) ile yapılan anlaşmanın metni olan belgede(l04), ~uppiluliuma yine aynı metinde kendisinin yaptığını anlattığı
Buwa üzerine olan seferlerinin ilkinin bahanesi olarak babasi III. Tuthaliya
zamanında I~uwa'nın düşmanca bir tavır içinde olması gösterilir .••
Yine Tutba!iya zamanına ilişkin olarak guwa ile ilgili haber içeren bir kayıt III. Ijattu~ili zamanına ait bir metinde yer a1ır<I05I)S. uwa'nın düş(95) Bak. Ertem, 1990, 585-586, Ertem, Henzuta için Harput ya da yine Elazığ civarındaki Tilanzit köyünü önerir: Bunlardan HarpuCu daha güçlü aday kabul eder.(96) KBo XXLL3+KUB XXXI 103 3.
(97) Bak. aşağıda.
(98) . Van Loon, 1971,47 vd.; Esin, 1971, iii; Hauptmann, 1972,91; Sevin, 1984, 168.
(99) Klengel, 1968,63 vd.; Klengel 1976,85 vd.
(100) KUB XXIII i i (CfH 142).
(101) Gurney, 197330 678.
(102) KUB XXIII i i ay. 27-34 (Bak. Garstang-Gurney, 1959, 123).
(103) Klengel, 1968,65. .
(104) KBo i i (CfH 51).
(105) KBo VI 28+KUB XXVI 48 (CfH 88).
TARİH ÖNCESİ VE HİTIT DÖNEMlNDE ISUWA BÖLGESİ 245
man ülke olarak gösterildiği bu metinde, pek çok düşmanın Hatti ülkesine saldırdığı anlatılırken, Isuwa'nın ,da Tegarama (Gürün)'ya saldırarak yağmaladığı anlatılır<l(6). Yukarıda bahsedildiği gibi, Suppiluliuma zamanına ait Sattiwaza antlaşmasında, bu kralın I~uwa üzerine iki kez seferi söz konusudur.Bunun yanı sıra Suppiluliuma zamanına ait, Kizzuwatnalı Suna~~ura ile yapılan antlaşmada(I07) da Buwa'ya ilişkin kayıtlar vardır. Bu antlaşmada Isuwa'nın düşmanlığa başladığı ve kralın onların üzerine yürüyüp yenmesi sonucu ISuwalılar'ın Hurri'ye doğru kaçışları ve oraya iltica ettikleri,kralın Hurriler' den onları, istediği, ancak 'hayır' cevabını aldığı anlatııır<ıoS).Suppiluliuma zamanına ait, Nugasseli Tette ile yapılan antlaşmada(I09)I~uwa'nın tahribinden bahsedilir. Yine bu kral zamanına ait olayları içeren Buwa'ya ilişkin kayıtlara raStlananbir metinde(lıo), Buwa'ya getirilmiş olan NAM.RA'lardan bahsedilir. Burada anlatılanlarla Sun~~ura antlaşmasında anlatııanlar arasında bağlantı kurulabilmektedir<lIl).III. tIattuSili ve LV. Tutbaliya zamanına tarihlenen, Buwa'ya ilişki'n kayıtların yer aldığı metinlerde gözlenen, Asur'un artık bir tehlike oluşturrnasıyla,Buwa'nın Hitit politikası açısından daha da önem kazandığıdır.Çünkü, Asur'un yayılmasıyla, Buwa,Hititler'le Asurlular arasında bir sınır bölgesi haline gelmiştir.ilk' olarak bir I~uwa kralımn adının tespit edilebildiği metin IV. Tutgaliya
zamanına ait Ulmi-TeSup antlaşmasıdır<II2). Bu antlaşmamn tanıkları arasında Buwa kralı Ari~arruma da sayılır<lI3).Bir başka I~uwa
kralının adı, yine IV. Tutbaliya zamanına tarihlenen, adı kesin olarak saptanamayan
bir Hanigalbat kralından Hitit kralına gönderilen mektupta(l14)geçer. Bu mektupta Hanigalbat kralının Asur kralı ile olan bir ilişkisi ve'Hitit kralının buna kızması konu edilir. Bu olaydan Hanigalbat kralını
Buwalı EbliSarruma'nın haberdar ettiğinin belirtilmesi dolayısıyla bir Buwa kralımn aoını içeren bu mektupta anlatılanlar, g'uwa'nın Hatti'ye bağlı olduğunu, Hanigalbat'ın ise Hititler'in üzerinde söz sahibi bir ülke olduğuna işaret edebilirllS).
(106) KBo VI 28+KUB XXVi 48 12 (Bak. Goetze, 1940,21).
(107) KBo i 5 (CTH 41).
(108) KBo i 5 öy. i 8 vd. (Bak. Goetze, 1940,37).
(109) KBo i 4+KUB III LO ve dupI. (CTH 53).
(110) KUB XXXIV 23 (CTH 40).
_ (lll) Klengel, 1968,69-70.
(112) KBo IV LO (CTH 106).
(113) KBo IV LO ay. 29.
(114) moTl 34.
(115) Klengel, 1968,71.
246 TURGUT YİÖlT
guwalı Ebli~arruma'nın ismi bir başka metinde(l16)prens (DUMU LUGAL) olarak geçer. EQli~arruma'nın prens olarak görünmesi ve yine bu metinde geçen bazı şahıs adlarının Ulmi- Te~up antlaşmasında Ari~arruma'nın
çağdaşları olarak görünmesinden hareketle, Ebli~arruma'nın Ari~arruma'dan sonraya tarihlenmesi gerektiği kabul edilir<II7).
Korucutepe'de yapılan kazılarda Hitit Imparatorluk dönemine ait tabakalarda
ele geçen mühür baskılarından 1, 2 ve 3 no'lu mühürlerde guwa krallarının isimleri olarak kabul edilen hiyeroglif yazılı iki isim
okunmuştur. 1 ve 2 no'lu mühürlerde Ari~arruma, 3 no'lu mühürde ise
Ehlisarrumaisimleri okunmaktadır<IIS). Bunlann yanında, 2 no'lu mühür
baskısında Arisarruma'nın adının yanı sıra daha küçük hiyerogliflerle yazılmış
ki-Iu-x-he-pa ismi de okunurI19). Bu isim Hititçe metinlerde bulunan guwa ile ilgili kayıtlarda geçen Kilu~bepa ismini hatırlatmaktadır<120).Hititçe çivi yazılı belgelerin yanı sıra Korucutepe'de ele geçen mühür baskılarında da okunan kral isimleri Ari~arruma ve Ehli~arruma Hurrice isimlerdir <121). Bir guwa kralından, Hitit kralı ve kraliçesinin yakınında yüksek makam sahibi olan babasına gönderilen bir mektup olan çivi yazılı metin(122),I~uwa kralının babasının büyük kralın sarayındaki bir görevli
olduğunu göstermesi bakımından ilginçtir<123)B. ir Huwa kralından bahsedildiğine
göre bu metin en geç olmak üzere ıv. Tutbaliya zamanına verilebilir.Çünkü en son ıv. Tutbaliya döneminde Huwa'da kral bulunduğunu görüyoruz. Daha sonra ise Isuwa Hitit ülkesine doğrudan bağlı bir bölge olarak görülür.\III. Arnuwanda zamanına tarihlenen "Pabbuwalı Mita" konulu metin(l24),H:uwa'nın Hatti'ye göre durumu açısından ilginç bilgiler içerir.
Bu metinde herhangi bir guwa kralından söz edilmez; ancak diğer bazı sınır bölgeleri ile birlikte guwa'nın yaşlılarına da yemin ettirilmektedir.Bunlar Hitit kral hanedanına sadakate, askeri yardıma, entrikaları bildir-
. meye. vs. ve diğer ülkelerle ilişkilerde büyük kralın emrine boyun eğmeye
mecburdular. Bu metin vasıtasıyla I~uwa'nın doğrudan Hitit büyük kralının emrinde olduğu, bir guwa kralının söz konusu olmadığı anlaşı1maktadır< 125). .guwa'ya Hitit-Asur ilişkileri açısından bakıldığında, Hititler'in Asur'un güçlenmeye ve yayılmaya başlamasıyla, bu bölgeye savunma
(116) KUB XL 96 (CiH 242).
(117) Klengel, 1968,71; Güterbock, 1973, 140.
(118) Güterboek, 1973, 140 vd .
. (119) Güterboek, 1973, 137 vd.
(120) Bu konuda bak. Güterbock, 1973, 137 vd.; Klengel1976, 87-88.
(121) Güterboek 1973, 140 vd.
(122) KBo XVIII 4 (CfH 188).
(123) Klengel, 1976,86-87.
(124) KUB XXIII 72 (CTH 146).
(\25) Klengel, 1968,74.
TARİH ÖNCESi VE HİTİT DÖNEMİNDE IŞUWA BÖLGESİ 247
Ağırlık1ı olarak daha çok önem verdikleri ortaya çıkar. III. Arnuwanda zamanına
tarihlenen yukarıda konu olan metin böyle bir izlenim sunar. Bir enstrüksiyon metninde(126)de, Huwa'nın Hitit devletinin doğusundaki diğer bölgeler gibi~ sınır savunmasına asker vermekle yükümlü olduğu belirtilir. Nitekim, g'uwa'nın Hitit devleti yıkılmadan önce bağımsız olduğuna ya da Asur hakimiyetine girdiğine ilişkin herhangi bir belirti yoktur.
Bu hem Hitit hem de Asur belgeleri açısından geçerlidir 127).
\
Tarihsel konulu metinlerde I~uwa'nın geçişi şüphesiz bu bölgenin konumuyla yakından ilgilidir. H:uwa, Hitit-Mitanni ve Hitit-Asur devletlerLarasında sınır ülkesi olması dolayısıyla önem kazanmış ve belgelerde . de bu güçler arasındaki ilişkiler ya da Hititler'in bu bölgeye olan ilgileri
dolayısıyla tek taraflı olarak geçer. Sadece mücadeleler değil, idari yönden de bu ilişkiler dikkat çeker.İdari yönden ISuwa'ya ilişkin bilgi edinilebilen bir metinde(128)Hititli bir üst düzey yetkilinin Yukarı Fırat'taki Hitit sınır bölgesindeki teftiş
yolculuğa konu edilir. Herhalde yine Asur yayılması karşısında alınan önlemlerle
paralelolarak bu sınır bölgesi sıkca denetleniyordu(129l.Yukarıda: değindiğimiz tarihsel metinlerin yanında dinsel içerikli metinlerde de g'uwa geçmektedir. Ancak bu metinler Isuwa'ya ilişkin pek fazla bilgi sunmazlar.I~uwa bölgesinde aynı adı taşıyan bir şehrin varlığı bilinmektedirIJO).
I~wa adını taşıyan bu şehir herhalde bölgede önemli bir konuma sahipti(l31).
H,:,:wa'nın, yazılı belgelerden izlendiği kadarıyla, asıl önemini Hititler
ile Onasya'nın diğer önemli güçlerinden Asur ve Mitanni arasında bir bölge olması dolayısıyla kazandığına daha önce işaret etmiştik. Çünkü bu bölge, Orta Anadolu ile Suriye ve Mezopotamya arasında bir geçiş yeridir.En eski dönemlerden beri I~wa'nın söz konusu bölgelerle ilişkide olduğu saptanabilmektedir. Hititler' i bir çok yönden etkileyen ve Mezopotamya
kültürünün Orta Anadolu'ya aktarılmasında aracı olan Hurriler'in de, geçiş yeri olan ISuwa'yla ilgisi dikkat çeker. Eski Tunç Çağı'nın karakteristiği olan ve ilk ortaya çıkış yeri olarak bu bölge k~pul edilen
Karaz seramiğinin Hurriler'le bağlantılı görülmek istenmesi, Onasya'nın önde gelen kültürlerinden birinin ilk izlerinin burada takip edilebilmesi açısından önemlidir.
(126) KUB XIII 2 (CTH 261).
• (127) Klengel, 1968,74.
(128) KBo VI 42 (CTH 214).
(129) Klengel, 1976,85.
(130) Bak. Del Monte-Tischler 1978, 15-16.
(I 3 i) Ertem, 1990, 587'de Korucutepe' de ele geçen mühür baskılarında Isuwa krallarının
adının geçmesinin Korucutepe'nin Isuwa şehri olabileceğini desteklediği belirtilir.
248
TURGUT YİĞİT
BİBLİYOGRAFYA
W.F. Albright 1923: "The Epic of the King of BaUle: Sargün of Akkad in Cappadocia",
JSOR VWL (1923), s. 1-20.
A. Alpman 1981-82: "Hurriler" Tarih Araştınnalan Dergisi XIV (1981-82), s. 283-313.
C.M. Bier 1978: 'The Fortification Wall" Korucutepe II, (Ed. M. van Loon), New York
1978, s. 47-49.
J. Boessneck-A. von den Driesch 1976: "Norşuntepe ve diğer höyüklerde ele geçen kemik buluntulanna göreAltınova'nın tarih öncesi yabani hayvanları" Keban Projesi /972
Çalışmalan, Ankara 1976, s. 60-69. •
C.A. Burney 1958: "Eastern Anatolia in the Chalcolithic and Early Bronze Age" An. St. vın (1958), s. 157-209.
J. Cauvin 1983: "Caferhöyük Kazısı 1982 yılı Raporu" V. Kazı Sonuçları Toplantısı,1983, s. 65-66.J. Cauvin 1987: "Caferhöyük, 1979" Aşagı Fırat Projesi /978-/979 Çalışmalar.ı, Ankara 1987, s. 65-69. M. Darga 1985: Hitit Mi~rlığıl/, Yapı Sanatı, İstanbul 1985.
A. von den Driesch 1976: "Körtepe Hayvan Kemikleri" Keban Projesi /972 Çalışmaları, '
Ankara 1976, s. 23 vd.R. Duru 1979: '''Değirmentepe Höyüğil Kazısı, 1973" Keban Projesi /973 Çalışmalari,
Ankara 1979, s. 13 vd.H. Ertem 1972: "Han İbrahim Şah Kazısı, 1970" Keban Projesi /970 Çalışmaları, Ankara 1972, s. 61 vd.
H. Ertem 1982: "Korucutepe Kazısı, 1974-75" Keban Projesil974-75 Çalışmalan, Ankara
1982, s. 1 vd.H. Ertem 1982a: Keban Projesi Han ıbrahim Şah Kazısl/970-197/, Ankara 1982.
H. Ertem 1990: "Korucutepe'nin Hititler Devrindeki Adı Hakkında" X. rTKong. II. cil!,
Ankara 1990, s. 577-587.U. Esin 1970:"Tepecik Kazısı 1968 Yılı Ön Raporu" Keban Projesi Yayınları, /968 Yaz Çalışması, Ankara 1970, s.147 vd.U. Esin 1971: ''Tepecik Kazısı, 1969" Keban Projesi 1969 Çalışmalan, Ankara 1971, s.107 vd.U. Esin 1972: "Tepecik Kazısı, 1970" Keban Projesi 1970 Çalışmaları, Ankara 1972, s.137 vd.U. Esin 1972a: "Ortadoğu Teknik Üniversitesi Keban Eski Eserleri Kurtarma Projesi ve Tepecik Kazılan" Vll. TTKong. Ankara 1972, s. 38-52.i U. Esin 1974: "Tepecik Kazısı, 1971" Keban Projesi 1971 Çalışmaları, Ankara 1974, s. 109 vd.
U. Esin 1976: "Tepecik Kazısı, 1972" Keban' Projesi /972 Çalışmalan, Ankara 1976, s. i
\Ol vd.
TARİH ÖNCESİ VE HITIT DöNEMıNDE ISUWA BÖLGESı 249
U. Esin 1976a: l'Tülintepe Kazısı, 1972" Keban Projesi-1972 Çalışmalan, Ankara 1976,
s. 119 vd.U. Esin 1979: "Tepecik Kazısı, 1973" Keban Projesi 1973 Çalışmalan, Ankara 1979, s.79 vd.U. Esin 1979a: "Tülintepe Kazısı, 1973" Keban Projesi 1973 Çalışmaları, Ankara 1979,s. 115 vd.U. Esin 1979b:''Tepecik ve Tülintepe Kazıları" VLLL.1TKong. I. cilt, Ankara 1979, s. 65-76.. -U. Esin 1982: "Tepecik Kazısı, 1974" Keban Projesi 1974-75 Çalışmalan, Ankara 1982,. s. 71 vd.
U. Esin 1983: "Arkeometrik Açıdan Değirmentepe (Malatya) Kazıları" lll. Arkeometri Ünitesi Bilimsel Toplantı Bildirileri, Ankara 1983, s. 141-162.
U. Esin 1984: "Ergani Doğal Bakır Analizlerinin Arkeolojik Açıdan Önemi" N. Arkeometri Ünitesi Bilimsel Toplantı Bildirileri. İstanbul 1984, s. 243-251.
U. Esin 1986: ''Tepecik ve Tülintepe'ye (Altınova-Elazığ) Ait Bazı Metal ve Curuf Analizleri" ll. Arkeometri Sonuçlan Toplantısı, 1986, s. 69-79.U. Esin-S. Harmankaya 1986: "1985 Değirmentepe (Malatya-ımarnlı Köyü) Kurtarrna\Kazısı" VLLL.Kazı Sonuçlan Toplantısıl. 1986, s. 95-137.
U. Esin ve dig. 1987: "Değirmentepe Kazısı, 1978" Aşağı Fırat Projesi 1978-79 Çalışmalan,
Ankara 1987, s. 77-81.\J.D. Gadd 1971: ''The Dynasty of Agade and Gutian Invasion" CAH U2 (1971).J. Garstang-O.R. Gumey 1959: The Geography of Hittite Empire. London 1959.
A~Goetze 1940: Kizzuwatna and the Problem of Hittite Geography, New Haven 1940.
A. Goetze 1957: Kleinasien, München 1957.
A. Goetze 1962: "RG. Güterbock und H. Otten, Keilschrittexte aus Bohazköi X" JCS
XVI (1962), s.O.R. Gumey 1973: "Anatolia c. 1750-1600 B.C" CAH IUI (1973), s. 228-255.
O.R. Gumeyl973a: "Anatolia c. 1600-1380 B.C" CAH 1U15 (1973), s. 659-685.RG. Güterbock 1934: "Die historische Tradition und ihre literarische Gestaltung beiBabyloniem und Hethitem bis 1200", ZA XLII . , (1934), s. 1-91.H.G. Güterbock 1973: "Hittite Hieroglyphic Sea1 Irnpressions from Korucutepe" JNES
XXXII (1973), s. 135-147.H. Hauptmann 1970: "Norşuntepe 1968 Kazıları Ön Raporu" Keban Projesi Yayınları 1968 Yaz Çalışması, Ankara 1970, s. 103 vd.H. Hauptmann 1972: "Norşuntepe Kazıları, 1970" Keban Projesi 1970 Çalışmaları, Ankara
1972, s. 87 vd.H. Hauptmann 1974: "Norşuntepe KazıHın, 1971" Keban Projesi 1971 Çalışmalan, Ankara 1974, s. 72 vd.
250 TURGUT YİĞİT
H. Hauptmann 1976: "Norşuntepe Kazılan, 1972" Keban Projesi 1972 Çalışmaları. Ankara
1976, s. 41 vd.H. Hauptmann 1979: "Kalkolitik Çağdan tık Tunç Çağının Bitimine Kadar Norşuntepe'de Yerfeşmenin Gelişimi" VLLL. ITKong. i. cilt, Ankara 1979, s. 55-63.
H. Hauptmann 1982: "Norşuntepe Kazlsl,.1974" Keban Projesi 1974-75 Çalışmaları. Ankara
1982, s. 13 vd.H. Klengel 1968: "Die Hethiter und Isuwa" OA VII (1968), s. 63-76.
H. Klengel 1976: "Nochmals zu Isuwa" OA XV (1976), s. 85-89. H.Z. Koşay 1970: "Pulur (Sakyol) Kazısı Ön Raporu" Keban Projesi Yayınları, 1968 Yaz Çalışması. Ankara 1970, s. 139 vd.H.Z. Koşay 1971: "Pulur (Sakyol) Kazısı, 1969" Keban Projesi 1969 Çalışmaları, Ankara 1971, s. 99 vd.
H.Z. Koşay 1972: "Pulur (Sakyol) Kazısı, 1970" Keban Projesi 1970 Çalışmaları. Ankara
1972, s. 127 vd.
H.Z. Koşay 1976: Keban Projesi Pulur Kazısı (1968-70). Ankara 1976.
K. Kökten 1971: "Keban Baraj Gölü Alanında Taş Devri Araşurmalan, 1969" Keban Projesi
1969 Çalışmaları, Ankara 1971, s. 13 vd.
K. Kökten 1972: "Keban Baraj Gölü Alanında Taş Devri Araştırmalan, 1970" Keban Projesi
1970 Çalışmaları. Ankara 1972, s.. 1 vd.
K. Kökten 1974: "Keban Baraj Gölü Alanında Dip Tarih Araştırmalan, 1971" Keban Projesi
1971 Çalışmaları. Ankara 1974, s. 1 vd.
K. Kökten 1976: "Keban Baraj Gölü Alanında Taş Devri Araşurmalan, 1972" Keban Projesi
1972 Çalışmaları, Ankara 1976, s. 1 vd.
Ş. Kunç- Ş. Gül 1983: ''Türkiye'de Eski Maden Yataklan ve Doğal Bakırda Eser Element
Analizleri" lll. Arkeometri Ünitesi Bilimsel Toplantı Bildirileri. Ankara 1983, s. 85-
102: -
Ş. Kunç ve diğ. 1986: "Değirmentepe Curuf Buluntu Analizleri II", VI. Arkeometri Ünitesi
Bilimsel Toplantı Bildiri~eri. Ankara 1986, s. 101-113.
o ,
ş. Kunç ve diğ. 1986a: "Değirmentepe Curuf Analizleri" ll. Arkeometri Sonuçları Toplantısı.
1986, s. 61-67.
M. van Loon- H.G. Güterbock 1969: 'The Excavations at Korucutepe near Elazığ" TAD
XVill/2 (1969), s. 123-128.
M. van Loon-G. Buceelati 1970: "Şikago ve Kalifomiya Üniversiteleri 1968 Korucutepe
Kazısı Raporu" Keban Projesi Yayınları. 1968 Yaz Çalışması. Ankara'1970, s. 73
vd.M. van Loon 1971: "Korucutepe Kazısı, 1969" Keban Projesi 1969 Çalışmaları. Ankara
1971, s. 47 vd. .
TARİH ÖNCESİ VE HITIT DÖNEMİNDE ISUWA BÖLGESı 251
M. van Loon-H.G. Güterbock 1972: "Korucutepe Kazısı, 1970" Keban Projesi 1970 Ça- '
lışmaları, Ankara 1972, s. 79 vd.
G.F. Del Monte-J. TiscWer 1978: Die Orts-urul Gewassernamen der hethitischen Texte,
Wiesbaden 1978.
Hı Özbal 1983: '.'Tepecik ve Tülintepe Metal, Filiz ve Curuf Analizleri Sonuçları" lll. Arkeometri Ünitesi Bilimsel Toplantı Bildirileri, Ankara 1983, s. 203-218. ,
H. Özbal 1986: "Değinnentepe Metal-Curuf ve Filiz Analizleri" VI. Arkeometri Ünitesi
Bilimsel Toplantı Bildirileri, Ankara 1986, s. 101-113.
A. Palmieri 1970: "Two Years of Excavations at Arslantepe (Malatya)" TAD XIX12
(1970), s. 203-211.
V. Sevin 1982: "İrnikuşağı Kazıları, 1981" N. Kazı Sonuçları Toplantısı, 1982, s. 121-130.
V. Sevin 1984: "ımikuşağı Kazıları, 1983" VI. Kazı Sonuçları Toplantısı, 1984, s. 93-102.
V. Sevin-K. Köroğlu 1985: "İmikuşağı Kazıları, 1984" VLI. Kazı Sonuçları Toplantısı,1985, s. 163-179.
V.Sevin-Z. Derin 1986: "ımikuşağı Kazıları, 1985" VLIL. Kazı Sonuçları Toplantısı I,
1986, s. 181-203.
V. Sevin 1987: "Imikuşağı Kazıları, 1986" iX Kazı Sonuçlan Toplantısı I, 1987, s. 299-
333.
E. von S~huler i965: Die Kaskaer, Berlin 1965.
G. Umurtak 1988: "Hitit imparatorluk çağında Isuwa Ülkesi Çanak Çömleği Üzerine Bir
Araştırma" Istanbul 1988 (Hasıimanıış Doktora Tezj).
|