|
SEVGİNİN - GÜLEN -YÜZÜ...
Anne çocuğunu;
Nasıl severse,
Sen beni öyle sev...
Dalgalar kıyıları;
Nasıl, severse,
Sen beni,öyle sev...
Yağmurlar,toprağı;
Nasıl, severse;
Sen beni,öyle sev...
Arılar, çiçeği;
Nasıl severse;
Sen beni, öyle sev...
Arif Ocakçı
KAYISI
Bahar gelip her bir taraf yeşilken
Bembeyaz çiçeği siz dalda görün
Arılar çiçeklerde dolaşır iken
Kaysının tadını siz balda görün
Gülüyor çiftçi kaysı olunca
Zevk alıyor insan sepet dolunca
Hasat’ın sonunda düğün yapınca
Al duvak gelini siz kolda görün
Yöremin umudu kayısı bence
Geçim kaynağıdır ihtiyar, gence
Çiçeği bir de soğuk vurunca
Çiftçiyi perişan bir halde görün
İslim olur kurutulur, satılır
Hoşaf yada aşureye katılır
Malatya’da her yıl yarış yapılır
En güzel kaysıyı siz elde görün
Bunları yazarım kalem elimde
Kaysıyı övmeye yetmez kelime
Alemi yaratan rabbim dilimde
Hakka niyazları siz dilde görün
KARAKUCAK GÜREŞİ
Otuz ağustosta bizim beldemiz
Çifte bayram yaşar böyle bir günde
Sıcak olsa bile güneş altında
Meydanlara taşar böyle bir günde
Geleneksel karakucak güreşi
Seyriyle coşturuyor herkesi
Böyle bir bayramın daha yok eşi
Coşar gönlüm coşar böyle bir günde
Darendeli pehlivanlar gelseniz
Bu yıl olsun bir derece alsanız
Her tarafa ünümüzü salsanız
Bu zaferi başar böyle bir günde
Seyrettiğimiz hep el pehlivanı
Bizimkiler nerde,nerdeler hani
Gösterdiler sırtı yerde yatanı
Kaldır, buda geçer böyle bir günde
Daim ödül vardır azim edene
Bu can feda olsun hoşa gidene
Beni tenkidimle bir affedene
Selam vermek düşer böyle bir günde
SİZ HAZEYNLER
Bakın Darendenin neleri varmış
Dinleyin hazeynler siz yavaş yavaş
Bu güzelim adetleri herkese
Söyleyin hazeynler siz yavaş yavaş
Dışarda yağarken diz boyu kar
Tiryakiler kaçak tütünden sarar
Çaydan sonra ceviz ile bastık var
Damları kürüyün siz yavaş yavaş
Dağdan seklem seklem gelirdi çarpı
Silinir tahtalar ,pencere ,kapı
Sıvalar dökülmüş getir saratı
Eleyin toprağı siz yavaş yavaş
Bir hafta önceden tandır yakılır
Gündüz çuval çuval unlar yığılır
Yardım için konu komşu çağrılır
Pişen ekmekleri yen yavaş yavaş
Şu feleğin fukaraya kastı ne
Sulu sepken yağar damın üstüne
İş düşer ebenin bakır tasına
Dizin her damlaya siz yavaş yavaş
DARENDEM (YENİ DARENDE TÜRKÜSÜ)
Boşalırsın terki diyar edenle
Elbet yüzün gülmez benim darendem
Senden göçenlere sorsam yerini
Haritada bilmez benim darendem
Tohma suyu tertemizdi yüzerdik
Bayramlarda mahallece gezerdik
Mastafadan bir taş düşse dizerdik
Bahçelerin harap benim darendem
Her evde on külek bulgur kaynardı
Zahirelik damdan sırtta inerdi
Değirmenin taşı suyla dönerdi
Bunlar unutuldu benim darendem
Heyik,ali dede yeşilden züğürt
Tohmanın kenarı hep selvi söğüt
Bizlere veriyor daima öğüt
Dağların kupkuru benim darendem
Bahar olur çiğdem biter dağlarda
Kekik kokar peynirlerde yağlarda
Çiğçiğ kısır yuğurulur bağlarda
Ne güzel sılasın benim darendem
Düğünlerin bile başka olurdu
Hısım akrabaya dürü konurdu
Dostlar bir arada neşe bulurdu
Kebabın ne güzel benim darendem
DARENDEM
Beş beldenin birisin
Hem eski hem dirisin
Evliyalar yerisin
Benim güzel Darendem
Düzgün düzgün taşın var
Hizmet ehli başın var
Olacak çok düş’ün var
Benim güzel Darendem
Güreşler karakucak
Gelirler bucak, bucak
Madalyayı alacak
Benim güzel Darendem
Kaysı bize mal olmuş
Tadı sanki bal olmuş
Ne güzel bir el olmuş
Benim güzel Darendem.
Zengibar kalesi var
Atında yelesi var
Sahada filesi var
Benim güzel Darendem
Camisiz minareler
Geçmişten emareler
Hep birlikte yâreler
Benim güzel Darendem
Nerede dut pekmezi
Damdadır pestil bezi
Kendine bekler sizi
Benim güzel Darendem
|