kibris76.sitemynet.com
Gazete

KIBRIS DAVASI
TEPKİLER
DESTEK
GÖZLEMLER
RUM GÜÇLERİ
HABERLER
HABERLER
AKP
ABD VE İSRAİL
DANS
YAYINLAR
ADRESLER
BAKIŞ

KIBRIS DAVASI


Skandal

"Kıbrıs'ta hükümet krizinin arkasında bizzat AKP var"

ANKARA(ANKA)-CHP Grup Başkanvekili Haluk Koç, Kıbrıs'ta yaşanan hükümet krizinin arkasında AKP olduğunu savunurken, amacın, Kıbrıs'ta Avrupa'nın isteklerine uygun bir anayasa değişikliği yapılmak istendiğine dikkat çekti.
.....
Yeni Adana Gazetesi - 15.09.2006

KKTC toprakları peşkeş çekiliyor

MHP Genel Başkan Yardımcısı Oktay Vural, "Kıbrıs'ta uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarımızı gözardı edenler, tapulu mülklerimizi de Rumlar'teslim etmiştir" dedi. "Kıbrıs'ta ecdadımızın mülkünü gaspeden Rumlar'a tazminat ödenmesi " Satanseverlik " tir" diyen Vural, Kıbrıs'ta mal ve mülklerimizin elimizden gitmesine sessiz kalan AKP'nin gerekirse müzakereleri durdururum, KKTC'ye izolasyon kalkmadıkça limanlarımı açmam demesine güvenilmesi mümkün müdür?" diye sordu

"İhanet derinleşmektedir"

MHP Genel Başkan Yardımcısı Oktay Vural : Kıbrıs'ta ecdadımızın mülkünü gasp eden Rumlara tazminat ödenmesi "satanseverlik" tir
......
Ortadoğu Gazetesi - 25.06.2006

Serdar Denktaş : "Müftü'nün yeminine de inanmam artık!"

Serdar Denktaş: Müftü'nün yeminine de inanmam artık

DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, göreve gelmesi için destek verdiği ve kendi deyimiyle, "her işsiz kaldığında DP olarak sahip çıktık" dediği Ahmet Yönlüer'in, yani KKTC Din İşleri Başkanı'nın, yani son günlerdeki ismiyle "müftünün" yeminine inanmadığını söyledi.
.......
Hüseyin Ekmekçi
Yeni Düzen Gazetesi -14 Eylül 2006, Perşembe

KKTC siyasi kriz

AKP'ye şok suçlama!

KKTC eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs'ta yaşanan hükümet krizi konusunda AKP'ye şok suçlamalarda bulundu.

KKTC'de Serdar Denktaş'ın partisi Demokrat Parti'nin (DP) koalisyon dışına atılması ile başlayan ve 'AKP operasyonu' olduğu iddia edilen gelişmelerle ilgili sular durulmuyor.

Ada'daki krizi değerlendiren KKTC'nin birinci Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, gelişmelerin, AKP yetkilileri ve Cumhuriyetçi Türk Partisi yetkilileri arasında, Din İşleri Daire Başkanı Ahmet Yönlüer'in aracılığıyla yapılan operasyonun sonucu olduğunu söyledi.
.....
Haber 1 - 15 Eylül 2006 Cuma

Rauf Denktaş : "Erdoğan, Müftü'yle irtibatım yok, desin"

Erdoğan, "Müftü'yle irtibatım yok" desin

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) 1'inci Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, KKTC'deki son gelişmelerle ilgili olarak, "Kıbrıs'ta bir operasyon yapılmıştır." Biz buna "Müftü operasyonu" diyoruz. Müftü, Başbakan Erdoğan'ın adını ve dini etkinliğini kullanarak Demokrat Parti'yi koalisyondan çıkarmıştır. Başbakan Erdoğan'dan "operasyonla benim ilgim yoktur" açıklaması bekliyoruz, dedi.
.......
(ANKA) Akşam Gazetesi - 18.09.2006

Hükümetin istifasına Türkiye'den tepkiler...

DSP Genel Başkanı Sezer : "KKTC'den pis kokular geliyor. Ama pis kokuların asıl kaynağı Ankara"

Sezer, yaptığı yazılı açıklamada, geçtiğimiz günlerde KKTC'de 1'i iktidarı paylaşan DP'den, 3'ü ana muhalefet partisi UBP'den olmak üzere 4 milletvekilinin partilerinden istifa ettiğini hatırlattı. Sezer, "Yaygın iddialara göre çirkin pazarlıklar söz konusudur ve bu gelişmelerde AK Parti üst yöneticileri de etkili olmuştur" dedi.

"Bu operasyonla KKTC yönetiminde baba Denktaş'tan sonra oğul Denktaş da etkisiz hale getirilmiş olmakta, ayrıca ulusal çizgide politika izleyen ana muhalefet UBP, ağır biçimde yaralanmaktadır" görüşünü dile getiren Sezer, şunları kaydetti:
"Bugüne kadar uyguladığı teslimiyetçi politikalarla Kıbrıslı kardeşlerimizin haklarından ve Türkiye'nin Kıbrıs üzerindeki çıkarlarından ödün vermekten çekinmeyen AK Parti, Kıbrıs'ta yeni oyunlar peşinde ise öncelikle kendisinin bunun altında kalacağını bilmelidir."

Vatan Gazetesi - 11.09.2006 17:56:58

Üzeyir Lokman ÇAYCI  :   A99 Ülkesi


@ Fatih Çekirge : "Hükümeti yıkmak için 600 bin dolar rüşvet"

Hürriyet Gazetesi yazarı Fatih Çekirge, KKTC'deki vekillerin istifasıyla ilgili iddiaları kaleme aldı.

SERDAR Denktaş'ın ortaya attığı iddialar karşısında bir an duruyorum.
Bir daha soruyorum. Yine o aynı şok iddia :
- Bizim Diyanet İşleri Başkanı (Ahmet Yönlüer) milletvekillerine istifa etmeleri için para teklif etmiş.
- Nasıl yani?
- Yani bizden birisine, örneğin istifa etmesi halinde 600 bin dolar teklif etmiş. Teklifi kabul etmeyenler anlatıyor.
Serdar Denktaş'ın bu sözleri karşısında donup kalıyorum.

Olaya bakın. Diyanet İşleri Başkanı koalisyon ortağı milletvekiline istifası için 600 bin dolar teklif ediyor.

Niye?

Hükümetin düşürülmesi için. Doğrusu inanmak istemiyorum. İnsanları iyi ahlaka, İslam'a davet eden bir din adamı, hükümet düşürmek için milletvekiline rüşvet teklif eder mi?

Serdar Denktaş 600 bin dolar teklif etmiş diye üsteliyor.

Nasıl inanacağız?

Bu yüzden birkaç kez sorup teybe alıyorum. Çünkü, bu çok ağır iddiayı ortaya atan kişi çok önemli bir isim...
......
18.09.2006 02:29

@ Kaşif: Yönlüer, UBP'den istifa ederek yeni parti kurup CTP ile koalisyon oluşturmamı önerdi

@ Yalçın BAYER : "AKP, Kıbrıs'a karşı sessiz : KKTC'de, görünmeyen "ellerin" yürüttüğü "hükümet operasyonu", siyasetin atmosferini gerginleştirebilir mi?

@ Cüneyt ÜLSEVER : "KKTC'de vahim gelişmeler

BENİM KKTC ile ilgili yazılarımı bir nebze olsun takip edenler, Denktaş Ailesi'nin takip ettiği politikaları tasvip etmediğimi bilirler. KKTC'de bu ailenin takip ettiği politikaları "çözümsüzlük çözümdür" sözleriyle medyada özetleyen ilk kişi de benim.

Ancak, şimdi Ada'da benim asla hazmedemeyeceğim bir gelişme yaşanıyor.

Denktaş Ailesi'ni bertaraf etmek için anti-demokratik yöntemlere başvuruluyor!
.......
Hürriyet Gazetesi - 19 Eylül 2006

KIBRIS'TA OYNANAN OYUNLAR

Kuzey Kıbrıs'ta hükümet istifa etti

UBP'NİN İDDİASI :
KKTC'DEKİ YENİ OLUŞUMDA
AKP'NİN PARMAĞI VAR

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde koalisyon ortağı Cumhuriyetçi Türk Partisi ve Demokrat Parti arasındaki kriz devam ederken, dün 4 milletvekilinin görevinden istifa etmesi "yeni bir oluşumun ayak sesleri" olarak değerlendirildi.

........
Haber Vitrini - 08 Eylül 2006 Cuma 18:05

Kıbrıs'ta hükümet krizi büyüyor!

AKP'nin operasyonu KKTC'de isyan çıkardı! DP ve UBP Meclis'e girmedi

Satışa direniş

AKP'nin operasyonu KKTC'de isyan çıkardı! DP ve UBP Meclis'e girmedi

HER türlü dayatmaya kayıtsız "evet" diyecek tavizkar bir hükümet kurmak ve Türk askerini Ada'dan çıkarmak için düzenlenen "Müftü" operasyonu mücahitlerin çocuklarını isyan ettirdi

KKTC'yi satanlardan hesap sorulacak

DP ve UBP kirli oyunu protesto ederek Meclis'e girmedi. DP Başkanı Denktaş ülkesini satanlardan hesap sorulacağını belirtirken, UBP Başbakanı Özgürgün peşkeşe "dur" diyeceklerini açıkladı.

KKTC'de hülle boykotu

UBP'den 3, DP'den 1 milletvekilinin partilerinden "istifa ettirildiğini" hatırlatan DP Genel Sekreteri Hasipoğlu, "milletvekillerine maddi ve manevi menfaat vaatlerinde bulunulduğunu" söyledi

KKTC'de milletvekili istifalarıyla sarsılan Ulusal Birlik Partisi (UBP) ve Demokrat Parti (DP), tatilin ardından ilk kez toplanan Cumhuriyet Meclisi genel kuruluna katılmadı. DP Genel Sekreteri Ertuğrul Hasipoğlu, partisinin meclis birleşimine katılmama gerekçesini açıklamak için Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, KKTC'de hükümetin istifasıyla sonuçlanan süreci anlattı. Ülkede yapılan yerel seçimlerin ardından UBP'den 3, DP'den 1 milletvekilinin partilerinden "istifa ettirildiğini" ve bu milletvekillerinden 3'ünün yeni bir parti kurduğunu söyleyen Hasipoğlu, "milletvekillerine maddi ve manevi menfaat vaatlerinde bulunulduğunu" belirtti.

Halktan saklanıyor

Hasipoğlu, "Ortaya konan vaatlere milletvekilleri gerekli itibarı göstermeyince bu kez din işleri başkanını da görevlendirerek onun vasıtasıyla anavatan Türkiye'nin iktidar partisi mensubu bir milletvekili arkadaşımızı da işin içine çekmiş ve farklı ikna yöntemlerini siyasi gündemimize taşımıştır" diye konuştu. "Din işlerinin Kıbrıs Türk siyasi tarihinin hiçbir döneminde siyasete böylesine bulaşmadığını" ifade eden Hasipoğlu, CTP Genel Başkanı Ferdi Sabit Soyer'in "halktan sakladığı bazı gerçekler olduğunu" söyledi.

Tepkimiz artacak

Bugün ortaya koyduklarının "Cumhuriyet Meclisini boykot eylemi" olmadığının da altını çizen Hasipoğlu, "Hükümetin önceden anlaşıldığı üzere halk iradesini yansıtmayacak bir modelle oluşması halinde bu hükümeti yok kabul edeceğimizi demokratik eylemlerimizi giderek artırmak suretiyle erken seçimin önünü açmak gayesiyle siyasete hareket getireceğimizi kamuoyunun bilgisine sunuyoruz" dedi. Hasipoğlu, sorular üzerine, CTP'nin seçimler sonrasında kendilerine ilettiği belgede "kamu reformu namında bir şey olmadığına ve bunun koalisyonu bozmak için bir bahane olduğuna" işaret etti.

Dayatmalar için erken mesai!

TBMM Genel Kurulu, AB'nin 9. Uyum Paketi adı altında dayattığı isteklerini hayata geçirmek için AKP'nin çağrısıyla olağanüstü toplanıyor. Genel Kurul, toplantı yeter sayısının bulunması halinde, olağanüstü toplantı çağrısına konu olan 9 yasa tasarısı ve teklifini görüşmeye başlayacak. AKP hükümeti'nin yasalaştırmayı planladığı AB dayatmaları:
l Türklüğe hakareti serbest bırakın
l TSK'nın etkinliğini azaltın
l Papaz okulunu açın
l Vakıflar yasasını çıkarın
l Ombudsman yasasını çıkarın
l Limanları Rum Gemilerine açın

Tabansız bir oluşuma gidiliyor

UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün, meclis önünde düzenlediği basın toplantısında, boykot gerekçelerinin, "halkın birinci parti olarak görev verdiği bir partinin, milletvekillerinin hemen hemen tamamı üzerine ahlaksız tekliflerle giderek, yeni bir hükümet kurma senaryosu ve komplosu geliştirmesi" olduğunu söyledi. "UBP'nin eylemlerine Kıbrıs Türk halkının demokratik yaşamını temizleme amacıyla devam edeceğini" vurgulayan Özgürgün, bu eylemlerin içinde "Meclis'ten çekilmenin de bulunduğunu" söyledi.Soyer'in istifa eden milletvekillerinin "avukatlığına soyunduğunu" ileri süren Özgürgün, "Daha hükümet görevdeyken müftünün (din işleri dairesi başkanı) aracılığıyla arkadaşlarımız Ankara'ya götürülmüş ve "Orada sizi ikna edecekler" şeklinde sözlerle yeni bir hükümet oluşturma senaryosu oluşturulmuştur. Asıl ahlaksızlık buradadır" dedi.

Müftü yalan söylüyor

"Halkın iradesinin dışında tabansız" bir oluşumun ortaya çıktığını ifade eden Özgürgün, buradan dönüşün erken seçimle ya da meclisten halkın iradesini temsil eden bir hükümetin çıkmasıyla mümkün olabileceğini, bunu dışındaki her türlü gelişmenin UBP tarafından "şiddetle protesto edileceğini" kaydetti. "Kirletilmiş bir genel kurula UBP kesinlikle girmeyecektir" diyen Özgürgün, müftünün halen işten alınmamasını da şiddetle protesto ettiklerini belirterek, "Müftünün yalan söylediğinin kanıtları ortadadır" dedi. Özgürgün, bir soru üzerine, "UBP'nin şu noktadan itibaren CTP ile hiçbir şekilde koalisyona girmeyeceğini" de söyledi.

Yeniçağ Gazetesi - 19.09.2006

Tepkiler

* KKTC'de yayınlanan Kıbrıs Gazetesi yazarlarından Hasan Hastürer'in konu ile ilgili yorumu şöyle: "Halkın iradesini temsil etmeyen meclis aritmetiği uzun süre korunamaz. Kimi temsil ettiği bilinmeyen parti, temsilî demokrasinin özüne aykırıdır. Böyle bir durum ortaya çıkarsa hiç ama hiç gecikmeden yapılması gereken bir tek seçenek var. Süratle erken genel seçime gidip halkın temsil yetkisini güncelleştirmek, halk iradesiyle, meclis aritmetiğini örtüşür hale getirmek."

Volkan Gazetesi

KIYMETLİ KARDEŞLERİM,

ANAVATAN'DAKİ TÜM KİŞİ, KURUM, KURULUŞ, DERNEK, SİYASİ PARTİ MENSUPLARI, ŞEHİT AİLELERİ, GAZİLERİMİZE VE TÜM KARDEŞLERİMİZE YAVRUVATANDAN ÖNEMLİ ÇAĞRIMIZ VAR!

Bilindiği üzere, 19 Aralık 2005 tarihinde KKTC Cumhuriyet Meclisi CTP-DP hükümetinin Rumlara Kuzey Kıbrıs'taki eski malları için tazminat, takas ve iade olanağı yaratan "Anayasa'nın 159.Maddesinin (1)'inci Fıkrasının (b) Bendi Kapsamına Giren Taşınmaz Malların Tazmini, Takası ve İadesi Yasa Tasarısını Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu'nda oyçokluğuyla kabul etti. Tasarı, Genel Kurul'dan UBP ve BDH'nın 17 olumsuz oyuna karşılık, CTP ve DP'nin 29 olumlu oyuyla geçerek Kıbrıs meselesinde oldukça kritik bir sürece girilmiş oldu.

PEKİ BU GEÇİRİLEN YASA İLE HANGİ SONUÇLAR OLACAKTIR?

KIRBIS, GİRİT YANİ YUNAN'A VERİLECEKTİR.

MARAŞ'I ELİMİZDEN ALACAKLARDIR

KARPAZ'DA DEVLET KAMUSUNDA OLAN TÜM MALLAR HEMEN RUMLARA İADE EDİLECEKTİR.

TÜRK ASKERİ'NİN ADADAKİ MEŞRU VARLIĞI GÖZARDI EDİLEREK "İŞGALCİ" KONUMUNA DÜŞÜRÜLECEKTİR. VE TÜRK ASKERİNİN ADADAN ASKER ÇEKMES YÖNÜNDE BASKILAR ARTACAKTIR. TÜRK ASKERİNİN ADADAN GİTMESİ İÇİN MİTİNGLER YAPACAKLARDIR..

1974'TE BARIŞ HAREKATINDA YER ALAN KOMUTANLAR SAVAŞ SUÇLUSU İLAN EDİLEBİLECEKLER

BU YASA İLE İKİ KESİMLİLİK TEZİ ORTADAN KALDIRILIYOR.

KKTC DEVLETİNİN TASFİYESİ ÖNGÖRÜLÜYOR.

159. MADDE DEĞİŞTİRİLMEDEN ÖNCE ŞUNU VURGULUYORDU: Kuzeyde kalan tüm eski Rum mallarının KKTC Devletine ait olduğu vurgulanmaktaydı..

KKTC İÇERİSİNDE OLAN BİRÇOK KİLİSE VE ENİŞ ARAZİLERİ RUMLARA VERİLECEK. ARTIKÇAN SESLERİ İLE EZAN SESLERİ KARIŞIR HALE GELECEKTİR.

BU YASA İLE TAŞINIR TAŞINMAZ MALLAR RUMLARA VERİLECEK.

MADDİ TAZMİNATLARIN YANINDA RUMLARA MANEVİ TAMİNATLAR DA VERİLECEK.

DEVLET TARAFINDAN RUMLARA VERİLMESİ ÖNGÖRÜLEN VE DEVLETE AİT OLUP VATANDAŞLARA KİRALANAN REZERV DÖKÜMÜ ŞÖYLEDİR:

° LEFKOŞA'DA: 6613 DÖNÜM
° İSKELE BÖLGESİ: 4646 DÖNÜM
° MARAŞ VE MAĞUSA BÖLGESİ: 23233 DÖNÜM
° GÜZELYURT BÖLGESİ: 9942 DÖNÜM
° GİRNE : 3494 DÖNÜM
° BUNA İLAVETEN ASKERİ BÖLGELERDE TIMSAL AMAÇLI KULLANILAN ARAZİLER: 32285 DÖNÜM
° YÜZ METRELİK SAHİL ŞERİDİ: 29596 DÖNÜM
° ÖZEL MÜLK OLUP ORMANSAHASI TABİR EDİLEN VE BAZILARINA İNŞAAT İZNİ VERİLEN KİŞİLERİN MÜLKÜ OLAN ARAZİLER: 493 BİN 126 DÖNÜM (65 BİN 129 HEKTAR)
° ÖZEL MÜLKİYET OLUP TAHSİS VEYA KOÇAN TARIMSAL ARZİ OLARAK KULLANLAN :859 BİN DÖNÜM

TOPLAM: 1 MİLYON 490 BİN 932 DÖNÜM

AV. DERVİŞ AKTER'İN VERDİĞİ BİLGİYE GÖRE BU MÜLKLER 1974'TE NE İSE O DURUMDA OLUP HEMEN VERİLECEK MÜLKLER KAPSAMINDADIR.

KKTC'NİN YÜZÖLÇÜMÜ 2 MİLYON 421 BİN 54.96 DÖNÜM. HEMEN VERİLECEK OLAN 1 MİLYON 490 BİN 932 DÖNÜMDÜR.

GÜNEYDE MALLARI OLAN TÜRKLER, KATLEDİLEN TÜRKLER, YILLARCA AMBARGOLAR ALTINDA VAROLUŞ MÜCADELESİ SÜRDÜREN TÜRKLER'İN İNSAN HAKLARINI SAVUNMAYI DÜŞÜNEMEYENLER BUGÜN RUMLARIN İNSAN HAKLARINI ELE ALARAK ESKİ MÜLKLERİ YANİ TOPRAKLARIMIZI RUMA TESLİM ETMEK İSTEMEKTEDİRLER.

ADADA HERHANGİ BİR UZLAŞI OLMADAN BU YOLA GİDİLMESİNE MÜSADE ETMELİM.

TÜM KARDEŞLERİMİZ LÜTFEN BU İLETİYİ TÜM VEKİLLERE, KURUMLARA, GURUPLARA HERKESE UAŞTIRINIZ.

BU KONUYU PROTESTO ETMEK AMACIYLA 6 OCAK 2005'TE KKT LEFKOŞA'DA MİTİNGİMİZ DÜZENLENECEKTİR.

MADDİ MANEVİ DESTEKLERİNİZİ BEKLİYORUZ. KIBRIS'A GELEBİLECEK OLAN KARDEŞLERİMİZ DE LÜTFEN İRTİBATA GEÇSİNLER.

RUM EGEMENLİĞİ ALTINDA ESARETE EVET DİYENLER SUSSUN YOK KIBRIS TÜRK'TÜR TÜRK KALAKTIR DİYENLER HEMEN GEREĞİNİ YAPSIN. BU SON ÇIRPINIŞTIR. LÜTFEN HERKES SON VAZİFESİNİ YAPSIN...
SAYGI VE SEVGİLERİMLE,

AYŞE KOCATÜRK
KIBRIS - 23 Aralık 2005 20:43

kizil_ates1@yahoo.com

ARESTİS DAVASI BİR TOKAT MI
YOKSA ZAFER Mİ?

AYŞE KOCATÜRK

Kıbrıs Meselesi 1963 yılında tam anlamı ile başladığında ki bu meselenin özü çok gerilere dayanır, sorun hep BM zemininde çözülmeye çalışılmıştır. Ancak gelinen süreçte Kıbrıs meselesi AKP yönetimi sayesinde bu sorunun çözüm çalışmaları BM zemininden AB zeminine kaydırılmıştır. 2 Aralık 2003'te Loizudu'ya tazminat ödemeyi kabul eden Türk hükümeti AİHM'nin Türkiye'ye yaptığı siyasi baskıları hukuki zemine taşıyarak Loizudu'nun Türk askerinin adada işgalinden ötürü "mülküne" gidemiyor iddiasını kabul etmiştir. Loizudu kararı iki aşamalı alınmıştı. Birinci aşamasında Türkiye tazminat ödeyecek ikinci aşamada da mülkün iadesini gerçekleştirecekti. Loizudu kararında Türkiye tazminatı öderken şunu ifade etmişti "başka örnek temsil etmemesi" şerhi ile tazminatı ödemişti. Peki Arestis davası ile tazminat ödemeye şimdilik mahkum olmayan Türkiye kazanım mı elde etti?

Ksenides Arestis Maraş'ta olan mülkleri için AİHM'ne 4 Kasım 1998'de AİHM'ne dava açar. 2 Eylül 2004'te başvuru değerlendirilir ve 4 Mart 2005'te Mahkeme müracaatı kabul eder. 23 Aralık'ta sonuçlanan davada karar 7 Hakim tarafından verilir.

Söz konusu davanın sonuçları Türk ve KKTC basınında büyük bir zafer olarak dile getirilirken Rumlar bu alınan karardan sevinç mutluluk gösterileri ve demeçleri veriyorlardı. Hangi taraf haklıydı.. Hemen dava metni ile ilgili kararı ele alarak inceledim. Rumların kendi basınlarında "Türkiye'ye bir Tokat daha" şeklindeki manşetleri ile duyurdukları haberlerinde ne derece haklı olduklarını araştırdım. Sonuç netti. Rumlar Türkiye'ye Tokat mı yoksa Şamar mı attıkları aşağıdaki sonuçları okuduğunuzda anlayacaksınız:

Mahkeme sözleşmenin 8. maddesi, ek protokolün 1. maddesi ve 14. maddenin ihlaline karar verirken, Türkiye'nin ilk üç ay içerisinde duruma "çare bulacak" formülleri yaratması ondan sonraki üç ayda da bunu uygulayacak zemini yaratması çağrısında bulunarak tazminat bölümünü boş bırakmıştı.

Gazeteler ve "yaşasın Türkiye'ye tazminat verilmedi" mantığı ile hareket ederek duygusal yaklaşımlarla kararı değerlendirenler seslerini her ortamda çıkararak yazılar yazdılar, propagandalar yaptılar.

Şimdi kararı inceleyelim:

Hatırlanacağı üzere, Loizudu kendi mülkünü kullanamadığı için, 1974 Barış Harekatında dolayı güneye geçtiğini, KKTC Devletinin var olmadığını, Türkiye'nin kuzeyde işgalci olduğu ve oradaki olaylardan sorumlu olduğu şikayetleri ile dava açmıştı. Dava gerekçelerine mahkeme evet diyerek değerlendirmeye almış ve süregelen ihlal olduğu belirtilmişti. Türk hükümetinin 2 Aralık 2003'te 1 milyon euro ödemeyi kabul etmesi ile siyasi içerikli olan mahkeme kararları anılan davada öngörülen tazminatın ödenmesinin kabul edilmesi ile hukuki zemine sokulmuştur. Ardından AİHM tarafından alınan Arestis Davasında Ksenides Arestis de Türkiye'nin adada işgalci olduğunu, mülküne askerin adadaki varlığı ve söz konusu bölgeyi kontrol altında tuttuğundan ötürü gidemediğini, KKTC Devleti diye bir devlet olmadığı, sırf Hıristiyan Ortodoks ve Kıbrıslı Rum olduğu gerekçesi ile Türkiye'nin kendisine ayırımcılık yaptığı gerekçeleri ile dava açmıştı.

23 Aralık 2005'de açıklanan kararda, Mahkeme 6 evet oyuna karşılık 1 ret oyu ile sözleşmenin 8. maddesi ihlal edildi der. Bu madde özel hayatın ve aile hayatının korunması maddesidir. Bu maddenin 1. fırkası her şahıs özel ve ailevi hayatına konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Arestis davasında vurgulanan konuta saygı hakkı ihlali der. Loizudu kararında bu madde yoktur. Ayni zamanda mahkeme hakların süregelen ihlali (continuing violation) konusuna değinerek, Kuzey Kıbrıs'taki "evine saygı" olmadığı gerekçesi ile süre gelen ihlalin devam ettiği ifade edilirken Rumların Annan planını reddettikleri vurgulanmış, bunun süregelen ihlale son veren bir durum olmadığı belirtilmiştir.

Yine 6 evet oyuna karşılık 1 ret oyu ile sözleşmenin ek protokolünün 1. maddesine göre Mülkiyet Hakkı ihlali der. Söz konusu madde; "bütün gerçek ve tüzel kişiler mallarına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Bir kimse mülkünden, ancak kamu yararı nedeniyle ve yasayla belirlenmiş şartlar ve uluslararası hukukun genel prensipleri çerçevesinde yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler Devletlerin, malların genel yarara uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin veya diğer katkı veya cezaların ödenmesini sağlamak için zorunlu gördükleri yasaları yürürlüğe koyma hakkını engellemez."

Bu kararda hiçbir şekilde KKTC muhatap alınmamaktadır. Muhatap Türkiye Cumhuriyeti Devletidir. KKTC'deki iç hukuk yolları tanındı demek oldukça yanlıştır. Çünkü AB bugün KKTC'yi TC'nin bir alt idare (subsidary administration) olarak görmektedir. Muhatap yine Türkiye olarak görülmekte ve sözkonusu kararda Türkiye'nin Maraş'taki evini Aresti'ye iade etmesi konuşunda "çare üretmek" için ilk üç ay tanırken sonraki üç ay içinde bunu uygulama süresi tanınmaktadır. Bunun gerçekleşmesi için de hazırda bekleyen 1400 davaya atıfta bulunulmaktadır. Tüm bunların da Arestis gibi çözümlenmesi istenmektedir.

Devamla alınan kararda sözleşmenin 14. maddesinin de ihlali vurgulanmaktadır.

Sözleşmenin 14.maddesi; ayırım yasağıdır. Söz konusu AİHS'nin 14 maddesinde hak ve özgürlüklerden yararlanmada, Devletlerin, yetki alanlarındaki kişiler arasında bir ayırım yapmama yükümlülüğün düzenler.

"Bu sözleşmede tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma, özellikle cins, ırk, renk, dil, din, siyasal kanaat veya herhangi bir görüş, milli veya sosyal köken, milli bir azınlığa dahil olma, servet, doğum veya diğer durumdan kaynaklanan ayırım yapılmaksızın herkese sağlanmalıdır".

Bu anılan madde ile Aresti şikayetinde Ortodoks ve Kıbrıslı Rum olmasından ötürü yaptığı şikayette haklı bulunarak Türkiye'nin sözleşmenin 14. maddesini de ihlal ettiğine karar vermiştir.

Mahkeme Türkiye'yi Aresti'ye 65 bin euro dava masrafı ödemeye mahkum ederek şimdilik tazminat kararı vermemiştir. Ama hakkını mahfuz tutmuştur. Tazminat kararını Türkiye'nin üç ayda yapacağı uygulamaları gördükten sonra verecektir..

1974 Temmuz ve Ağustos aylarında bu haklarla ilgili hukuk düzenini bozduğu için bunu yeniden tesis etmesi de istenmektedir. Türkiye'nin üç aylık sürede bu konuda çare üretmesi istenirken (ki bu üç aylık sürede itiraz da edilebilir) daha önceki kararlarda da olduğu gibi tek muhatap Türkiye alınmıştır. KKTC tanınmadığından ve Kuzey AB'nin kontrolünde olmayan bölge olarak görüldüğünden muhatap bile alınmamıştır. Tüm bunlara ilaveten Arestis Kararında KKTC'de son yapılan mülkiyet yasası hiç dikkate alınmazken sadece 2003'teki Tazmin Komisyonu'na yorumsuz atıfta bulunulmuştur.

Değerlendirme;

Türkiye derhal bu karara itiraz etmelidir. İtiraz hakkı vardır.

KKTC'de 159. maddenin Anayasaya aykırı olduğu halde değiştirilerek bir Komisyon kurularak Rumlara 1974 öncesi taşınır taşınmaz malların iadesi ve manevi tazminatını verme yönünde çalışma yapacak olmaları sorunu oldukça farklı zemine götürecektir.

Adada Türk askerinin meşru varlığı ortadan kalkacaktır.

Arestiye 6 ay içinde mülkü iade edilmesi kararı alınmıştır. Bu karar iade edilmezse hem tazminata mahkum olacaktır Türkiye, hem de arkadan gelen 1400 dava ile uğraşmak durumunda kalacaktır.

AKP Loziudu kararı ile başına açtığı büyük hatanın çarelerini KKTC'den toprak vererek çözmeyi hedeflemektedir.

Bu yolla KKTC Devletinin tasfiyesi gerçekleşecektir.

Kıbrıs Türkleri kendi topraklarında topraksız kalacaktır.

Söz konusu oluşturulan komisyon sadece Rumlara toprak verilmesini içermektedir.

Kıbrıs Türklerinin haklarını maddi manevi yaşadıkları acıların hesabını kimse sormamaktadır.

Askeri tesisler içersinde mülkü olan örneğin Arestis'e Maraş'taki mülkü iadesi için askerin bölgeden çekilmesi istenecek ve Maraş bölgesi, Karpaz ve birçok bölge hemen Rumlara iade edilecektir.

Tüm alınan bu kararlarda Annan planının gerisine gidileceği açıktır.

DEVLET TARAFINDAN RUMLARA VERİLMESİ ÖNGÖRÜLEN VE DEVLETE AİT OLUP VATANDAŞLARA KİRALANAN REZERV DÖKÜMÜ ŞÖYLEDİR:

° LEFKOŞA'DA: 6613 DÖNÜM
° İSKELE BÖLGESİ: 4646 DÖNÜM
° MARAŞ VE MAĞUSA BÖLGESİ: 23233 DÖNÜM
° GÜZELYURT BÖLGESİ: 9942 DÖNÜM
° GİRNE : 3494 DÖNÜM
° BUNA İLAVETEN ASKERİ BÖLGELERDE TIMSAL AMAÇLI KULLANILAN ARAZİLER: 32285 DÖNÜM
° YÜZ METRELİK SAHİL ŞERİDİ: 29596 DÖNÜM
° ÖZEL MÜLK OLUP ORMANSAHASI TABİR EDİLEN VE BAZILARINA İNŞAAT İZNİ VERİLEN KİŞİLERİN MÜLKÜ OLAN ARAZİLER: 493 BİN 126 DÖNÜM (65 BİN 129 HEKTAR)
° ÖZEL MÜLKİYET OLUP TAHSİS VEYA KOÇAN TARIMSAL ARZİ OLARAK KULLANLAN :859 BİN DÖNÜM

° TOPLAM: 1 MİLYON 490 BİN 932 DÖNÜM

AV. DERVİŞ AKTER'İN VERDİĞİ BİLGİYE GÖRE BU MÜLKLER 1974'TE NE İSE O DURUMDA OLUP HEMEN VERİLECEK MÜLKLER KAPSAMINDADIR.

KKTC'NİN YÜZÖLÇÜMÜ 2 MİLYON 421 BİN 54.96 DÖNÜM. HEMEN VERİLECEK OLAN 1 MİLYON 490 BİN 932 DÖNÜMDÜR.

Tüm bu rakamlar dikkate alındığında Annan planından da gerilere gidilecektir.

Burada KKTC Hükümetinin bu aşamada ilk hedefi adadan asker çekmek yönünde hem psikolojik propagandalar yapacağı hem de bunun zeminini oluşturmaya çalışacağı açıktır.

Biraz asker çekmekten bir şey olmaz mantığı ile "Asker çekilmesi sağlandıktan sonra" hükümet yine uzlaşmaya varamayacağından 1960 Cumhuriyet haklarına geri dönülmesi için çalışma yapacağı düşünülmektedir.

Berlin duvarı misali "Birleşik Kıbrıs" hedefinde olduğunu çok öncelerden dile getiren AB, bu konuda Tek Devlet, Tek Millet mantığında olduğundan Kıbrıs Türklerine eşitlik ya da ortaklık hakları verdirtmeyeceği ve bu halın sadece küçük azınlık haklarına sahip kılarak adayı Yunana teslim edeceği ortadadır.

Rumlara Türkiye'nin hava ve deniz limanlarını açtırma baskılarının önümüzdeki Mayıs ayına kadar şekilleneceği düşünülmektedir. Devamla, KKTC'de yeşil hat bölgesinde olan mayınların temizlenmesi ileride Rumlar ve Türklerin bir arada birleşik Kıbrıs için yapacakları mitinglerin de bir göstergesi olacaktır.

Kıbrıs Girit misali Yunan olmaya doğru sürüklenmektedir. Bu konuda ciddi tedbirler alınması zaruridir.

Tüm Türk halkını 6 Ocak tarihinde KKTC Lefkoşa'da gerçekleştireceğimiz mitingimiz için destek bekliyoruz. Kıbrıs elden gidiyor. Bunun önüne ancak güçlü sesimiz mani olabilir. Lütfen bu gerçekleri etrafınıza dağıtınız. Destekleriniz için tüm kardeşlerime teşekkür ederim.
Saygı ve sevgilerimle.

Kıbrıs - 26.12.2005 22:00

kizil_ates1@yahoo.com

Volkan Gazetesi

BUNA SEBEP OLANLAR
VE GÖZ YUMANLAR
ASLA
AFFEDİLMEYECEKLER!

Volkan Gazetesi

Kıbrıs Volkan Gazetesi

Volkan Gazetesi

VE İMZALADILAR KKTC'Yİ YAKTILAR

Erdoğan-Gül ikilisi tüm siyasi partiler ve örgütler tarafından aylardır yapılan uyarıları dinlemediler, Rum Yönetimi'ni tüm Kıbrıs'ın tek meşru hükümeti olarak fiili tanıma anlamına gelen Gümrük Birliği Ek Protokolünü dün akşam imzaladılar. Böylece KKTC'nin mezarını kazarak bir asırdır süren onurlu Kıbrıs davasını çökertecek son adımı attılar.

Bu durumda son umut 3 Ekim'den önce protokolü onaylaması gereken TBMM kaldı. Muhalefet partileri dün akşam yaptıkları açıklamalarda ek protokolün Meclis tarafından onaylanmaması için gereken her şeyin yapılacağını açıkladılar.

Gazetemizin dünkü manşetinde verdiği haber de doğrulandı ve Papadopulos karşısında teslim bayrağı çeken Erdoğan-Gül ikilisi Türk limanlarının Rum gemi ve uçaklarına açılmayacağına ilişkin ifadeleri yayınlanan deklarasyondan çıkardı. Bu ise müzakerelerin başlamasından sonra Türk limanlarının Rum gemi ve uçaklarına açılacağı anlamına geliyor.

Deklarasyonda, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin 1960'ta kurulan asıl ortaklık devleti olmadığına dikkat çekilerek, Türkiye için "bu protokolün imzalanması, onaylanması ve uygulanmasının, protokolde atıfta bulunulan Kıbrıs Cumhuriyeti'nin herhangi bir biçimde tanınması anlamına gelmediği" bildirildi.

"Türkiye'nin Kıbrıs'la ilgili deklarasyonu" başlıklı metinde, Türkiye'nin "Kıbrıs Rum makamlarının, Kıbrıs'ta sadece ara bölgenin güneyinde otorite, denetim ve yetki icra ettiği ve Kıbrıs Türk halkını temsil etmediği" tutumunu sürdüreceği belirtildi.

Türkiye'nin Kıbrıs sorununa siyasi bir çözüm bulunması yönündeki kararlılığını muhafaza ettiğine vurgu yapılan deklarasyonda, "Türkiye bu protokolün imzalanması, onaylanması ve uygulanmasının, protokolde atıfta bulunulan Kıbrıs Cumhuriyeti'nin herhangi bir biçimde tanınması anlamına gelmediğini ve Türkiye'nin 1960 Garanti, İttifak ve Kuruluş anlaşmalarından kaynaklanan hak ve mükellefiyetlerini haleldar etmediğini beyan eder" denildi.

Bu arada İngiltere yayınladığı karşı deklarasyonla Türkiye tanımasa bile Kıbrıs Cumhuriyeti'nin uluslararası hukuk tarafından tanındığını ve bu cumhuriyetin AB'nin 25 üyesinden biri olduğunu açıkladı. Bu da AKP hükümetinin yayınladığı tek taraflı deklarasyonun ancak kendisini bağladığı anlamına geliyor.

Öte yandan Papadopulos ise dün yaptığı açıklamada, ''Türkiye, Ek Protokol'ü bizim açımızdan tatmin edici bir biçimde imzalayana kadar, AB ile üyelik müzakerelerinin başlatılmasını kabul etmeyeceğiz, vetomuzu kullanacağız'' dedi. Papadopulos, Ek Protokol'ün ticaret, mal ya da kişilerin dolaşımı gibi birçok konuyu kapsadığını ifade ederek, Türkiye'nin bunu imzalayarak, AB'nin Kıbrıs Rum Kesimi dahil olmak üzere tüm yeni üyelerine karşı yükümlü olacağını kaydetti.

AB'den görülmemiş tahrik!.. AB, Kıbrıs Temsilciliğine Rum Haber Ajansı'nın Türk düşmanı eski müdürü Themistokleus'u atadı.

AŞAĞILANDIK

TALAT : AB'la ilişkilerimizi ciddi şekilde sıkıntıya sokabilir. Kıbrıslı Türkleri kaale almayan, aşağılayan bir davranış. AB bunu telafi edecek başka düzenlemeler düşünmeli, kuzeyde ofis açmalı.

DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI : AB'nin Kıbrıs Türklerine karşı duyarsızlığının bir göstergesi. AB bu atama ile KKTC hükümetini zor durumda bırakmıştır.

Kıbrıs Türk halkına yönelik görülmemiş bir tahrikte bulunan AB, "Kıbrıs" Temsilciliğine Rum Haber Ajansı eski Müdürü ve Rum Yönetimi eski sözcüsü Themis Themistokleus atandı. Themistokleus'un Türkler üzerindeki izolasyonları ve ambargoları kaldırmak için gerekli programları geliştirmekle görevli olacağı öğrenildi. AB'nin Themistokleus'u bu göreve atamakla Kıbrıs Türklerini "AB Temsilcisi" kılıfı altında Papadopulos hükümetinin temsilcisiyle görüşmeye zorlamayı amaçladığı belirtildi.

AB, Themistokleus'u bu göreve atamakla aynı zamanda "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin bir Rum devleti olduğunu ve resmi dilinin de Rumca olduğunu kabul etmiş oluyor.

Baykal'dan Kıbrıs eleştirisi

CHP lideri Baykal, Ankara Anlaşması'nın genişleten protokolün imzasıyla Türkiye'nin Kıbrıs davasında ciddi bir kırılma yaşayacağını savundu.

ANKARA - Eski KKKTc Başbakanı Derviş Eroğlu'nu CHP Genel Merkezi'nde kabul eden Deniz Baykal, Türkiye'nin tarihi bir karar vermek üzere olduğunu söyledi.

Bugüne kadar Kıbrıs davasında Londra ve Zürih Anlaşmaları'na dayanarak atılan tüm adımların, ek protokolün genişletilmesiyle atıl kalacağını söyleyen Baykal, tarihi bir kırılma noktası yaşandığını belirtti.

Baykal, onaya ilişkin anlaşmanın Meclis'e gelmesinin ardından, milletvekillerini 1 Mart tezkeresinin reddinde olduğu gibi parti mülahazalarının üzerinde düşünmeye çağırdı.

Derviş Eroğlu da, "Yapılmak istenen Kıbrıs Türkü'nü Rum'a yamamaktır. Artık Kıbrıs'ta huzur içinde oturma şansımız kalmayacak. Ekonomik açıdan Rumların kuzeydeki bayii haline geleceğiz" sözleriyle Baykal'a destek verdi.
NTV - 12:37 06 Temmuz 2005 Çarşamba

Le figaro.fr

"AB Türkleri aşağılıyor" iddiası

Fransız Le Figaro gazetesi, Kıbrıs Türkleri'nin BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın adanın birleşmesi yönündeki planını kabul etmesine rağmen, Brüksel'in Türkiye'ye, <Kıbrıslılara limanlarını açarak, "aşağılayıcı" bir biçimde teslim olmayı kabul ettirmeye > çalıştığını yazdı

"Haksız Yere Cezalandırılan Türkiye ve Suriye" başlıklı yazıda, AB'de "Türkiye'ye karşı iki yüzlü hareketlerden" ve "Türkiye'nin aylardır hırpalanmasından" söz edildi.

Vatan Gazetesi - 15.09.2006

Le Figaro yorumu

Ziyaretiniz için teşekkür ediyoruz.

Muallâ ARICA

Haberlerden bir kısmı Kıbrıs Volkan Gazetesi'nden alınmıştır