1- OKUL ÖNCESİ EĞİTİM

Hemen her toplumda anne baba ve eğitimcilerin çocuk için istedikleri, onun bedensel, duygusal ve zihinsel yönden sağlıklı bir biçimde büyümesi,topluma yararlı, bağımsız bir yetişkin olması ve potansiyelini en üst sınırlara kadar geliştirebilmesidir. Tüm bunlar da çocuğu çok erken yastan itibaren sağlanacak imkanlarla mümkün olabilir. Bu nedenle yaşamın ilk yıllarındaki,yani okul öncesi dönemdeki eğitimin, çocuğun içinde bulunduğu fiziksel ve sosyal çevrenin gelişmesinde hayati bir rolü vardır. Bu yıllarda çocuğa verilenler ya da verilmeyenler onun geleceğini belirler. Çocukların geleceğini belirleyecek olan toplumsal ve ahlaki değerlerin aktarılması,yaşamın ilk yıllarında başlar. Temel bilgi ve beceriler bu dönemde kazanılır.

Bu nedenle okul öncesi eğitimin de önemi büyüktür. 3-6 yas çocuklarını eğitimini gerçekleştiren okul öncesi eğitim kurumunu,annenin yokluğunu giderecek bir kurum olarak değil de,annenin tek başına çocuğun üzerindeki ilk yıllardaki rolüne katkıda bulunan ve bu rolü yaygınlaştıran bir kurum olarak değerlendirmek gerekir. Anaokulu, kurum olarak ailenin dışına atılan ilk adım olarak düşünülmelidir. İlk üç yıl içinde çocuk,model olarak gördüğü anne ve babasından alabileceğini alır ve kendisine tanınan fırsatlar ölçüsünde belirli bir psiko-sosyal olgunluğa varır. Ancak bu gelişim sınırlıdır.

Anaokulu ,çocuğa bilgi aktarmaktan çok, çocuğun içinde var olan yeteneklerin serpilip gelişmesine yardımcı olur. Okul öncesi eğitim kurumu, aynı zamanda kuralları en etkili bir biçimde öğretebilen bir kurumdur. Çocuk burada,kendi hakkını korurken,paylaşmayı ve başkalarının özgürlüğünü zedelememeyi öğrenir. Okul öncesi eğitim kurumları,çocukların sözel faaliyetlerine önem veren ve onlara hareket imkanı hazırlayan kurumlar olmalıdırlar. Bu kurumlarda renk, sayı ve kavramlar, çocuğun düşüncesine uygun bir biçimde somuta indirgenerek verilir. Parmak boya ve resim faaliyeti, ritmik jimnastik, bloklarla oynama önde gelen oyun dizileri arasında sayılabilir. Çocukların en hoşlandıkları dramatik oyun köşeleri, doktorculuk, bebekçilik, bakkalcılık köşeleridir.

Çocuk, en iyi örgütlü oyun ortamını kurumda bulur. Böyle özgür ve duygularının rahatlıkla ifade edildiği ortamda da çocuğun gizli güçleri kolayca ortaya çıkar. Oyun, bize hem çocuğu tanıtan hem de kendi yeteneklerinden haberdar olmasını sağlayan çok önemli bir etkinliktir. Çocuk oyun malzemesiyle oynarken bir yandan da günlük gerilimlerinden bu yolla arınma olanağı bulur. Sözgelimi su, ya da toprak gibi doğal oyun malzemeleri aşırı hareketli çocuğu sakinleştirirken içe dönük çocuğu da rahatlatırlar. Oyun çocuğu izleyen gözlemciye çocuğun zihin, kişilik ve yakın çevre özellikleri hakkında bilgi verirken bir yandan da çocuğa eğitsel tedavi işlevini sürdürür. Çocuk oyun içinde toplumu ve ailesini yaşar ve yaşatır. Kendisine zorla yemek yediren annesinin bu olumsuz tutumunu bebeğine uygularken rahatlamaya çalışır. Çocuk oyun dünyasında egemendir. Yaşıtları dışında kimsenin bu dünyaya girmesini istemez.

Oyun çocuğun zihinsel , bedensel , duygusal ve sosyal gelişimini büyük ölçüde etkiler. Oyun, çocuğun hiç kimsenin öğretemeyeceği konuları kendi deneyimleriyle öğrenmesi yöntemidir. Çocuğun gelecekte toplum ve ahlak kurallarına uyum göstermesinde de oyunun ve oyun kurallarına alışık olmanın rolü büyüktür. Çocuk ahlak kurallarını yetişkinden öğrenirken en basit oyun kurallarını kendisi bulur ve bu kuralları kuşaktan kuşağa iletir. Anaokulunun temel öğretim programı içinde insan ve hayvanları tanıma, ülkemizi ve dünya ülkelerini tanıma, önemli olay ve günlerle, trafik, görgü gibi çeşitli kuralları öğrenme sayılabilir. Anaokullarının , çocukları ilkokullara hazırlayan birer kuruluş niteliğinde olmaları önemlerini daha da artırmaktadır. Araştırmalar, okul öncesi kurumda eğitim görerek ilkokula başlayan çocukların,bu eğitimi görmeyenlere oranla daha katılımcı, girişken ve uyumlu olduğunu göstermektedir.

Böylelikle okul öncesi eğitimin önemli katkısı özellikle çocuk ilköğretime başladığı zaman kendisini göstermektedir. Erken yaşlarda gelişmeyi önleyen elverişsiz çevreler,toplumsal eşitsizlikleri artırmaktadır. Bu elverişsiz ortamlarda büyüyen çocuklar,olumsuz koşullardan etkilenir ve daha iyi konumlardaki akranlarının gerisinde kalırlar. Okul öncesi eğitim bu tür eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasına da yardımcı olur. İşte bu nedenlerden dolayı, annesi çalışsın ya da çalışmasın her çocuğun temel eğitim kapsamında okul öncesi eğitime ihtiyacı vardır.

Sağlıklı bir gelişim için, 3-6 yaş arası, bir okul öncesi eğitim kurumunda eğitim gereklidir. Özetle, bugün çeşitli ülkelerde geçen yüzyıldan beri işlev görmeye başlayan okul öncesi eğitim kurumları; giderek gelişmekte, çocuğun sağlıklı bakımı, beslenmesi, kendine güven kazanması, kişiliğinin gelişmesi, iyi alışkanlıklar kazanabilmesi, sosyal gelişimini gerçekleştirecek bir arkadaş ortamının yaratılmasının yanı sıra, onun fiziksel olarak gelişebilmesi için gerekli hareket ve oyun ortamını sağlayan,aileye çocuğun bakımı ve eğitimi konusunda destek olan kurumlar olarak varlıklarını sürdürmektedirler.

GERİ









OKULUMUZ | ANA SINIFI | İLKÖĞRETİM | KADROMUZ | ETKİNLİKLERİMİZ | BAŞARILARIMIZ | DUYURULAR © Copyright 2003 Bweb
All Rights Reserved.