5-
ANNE - BABA DAVRANIŞLARI
"Çocuk
anne-baba elinde bir emanettir. Kalbi kıymetli bir cevher
gibi temizdir. Mum gibi her şekli alabilir. Bütün yazı
ve şekillerden uzaktır. Temiz bir toprak gibi olup, hangi
tohum atılırsa büyür. İyilik tohumu ekilirse, din ve dünya
saadetine kavuşur." Gazali
Çocuğun
kendi kendini yöneten, yüksek benlik saygısına sahip,
doyumlu bir birey olarak gelişmesi, büyük ölçüde ona sağlanan
fırsatlara ve anne-babanın yaklaşımına bağlıdır. Anne-baba
yaklaşımlarını, "denetleyici", "destekleyici" ve "pasif'
olmak üzere üç grupta incelemek mümkündür.
I)
Denetleyici yaklaşım: Denetleyici yaklaşım içinde olan
anne-baba davranışlarının ortak özelliği, çocuğun tutum
ve davranışlarını değiştirme amacını taşımalıdır. Denetleyici
yaklaşım; tehdit etmek ya da fiziki şiddet göstermek şeklinde
olabildiği gibi, sevgiyi esirgemek, küsüp iletişimi kesmek
ya da aşağılayıcı karşılaştırmalar yapmak şeklinde de
olabilir, Her iki denetleme boyutunda da çocuk, hangi
davranışın hangi tepkiyi alacağı hakkında bir fikre sahip
değildir. Dolayısıyla kaygılı bir belirsizlik içinde aşırı
isyankar veya aşırı boyun eğici olması mümkündür. Saldırgan
anne-baba sözlü olsun, fiziksel olsun, çocuğa hücum eder,
ona sürekli kızar. Ama anne-babanın öfkesi, her zaman
çocuğun davranışına bağlı olmayabilir. Bazen iş yaşamı,
bazen evlilik ilişkileri anne-babanın öfkeli davranışında
etken olabilir. Bu anne-babalar gerginliklerini çocuklarından
çıkarırlar. Ebeveynin korku temeli üzerine inşa ettiği
saldırgan tutumu sonucu, çocuk ya korkutulmuş ve sindirilmiş
ya da isyankar bir birey olur. bazen her iki durum birlikte
görülebilir.
II)
Destekleyici yaklaşım: Destekleyici anne-baba yaklaşımı;
çocuğa yakın ilgi göstermek, sözle veya dokunarak sevgi
belirtmek, onunla ortak faaliyetlerde bulunmak gibi, çocuğun
benliğini onaylayan davranışları içerir. Yapılan araştırmalar
sonucunda, anne-babaların çocuklarını denetlemek için
ikna etme yolunu kullanmaları ve destekleyici tutum içinde
olmaları halinde, çocukların sağlıklı bir psiko-sosyal
gelişim yaşadıkları ve ebeveynin beklentilerine daha olumlu
cevap verdikleri görülmüştür. Anne ve baba çocuğun faaliyetlerine
ilgi ve keyifle karşılık verip; sınırlandırmayan, özgür
bir ortam oluşturursa, onun kendi kendine öğrenmesini
ve yeni beceriler kazanmasını teşvik etmiş olur. Böyle
bir özgür ortam, çocuğu cesaretlendirir. Çocuk dış dünyayı
ancak kendine tanınan fırsat ve olanaklar ölçüsünde algılamaya
ve keşfetmeye çalışır. Anne ve baba çocuğun başarılarından
dolayı mutluluğunu, sözlü olduğu kadar beden diliyle de
yansıttığı takdirde, onu yeni girişimlere ve başarılara
itmiş olur. Örneğin, kağıt, kalemle yeni tanışan çocuk
ilk karalama çalışmasının anne ve babası tarafından beğenildiğini
görürse, karşısındakileri memnun etmek ve beğeni kazanmak
için benzer bir resim daha yapmayı dener. Çünkü "başarılmış
eylem" çocukta devam etme isteği doğurur. O da bu eylemi
tam bir beceriye dönüştürünceye kadar tekrarlar. Anne
ve baba, çocuğunun diğer çocuklardan, hatta kardeşlerinden
farklı, "zeka ve kişilik özellikleriyle kendine özgü bağımsız
bir birey" olduğunun bilinciyle hareket etmeli, çocuğun
yeterli olduğunu ve kendi kendine gelişebildiğini düşünmelidir.
Her sağlıklı çocuk, yürümek, oturmak, tırmanmak gibi motor
becerileri kazanma kapasitesine sahiptir. Çocuğun öğrenme,
yapabilme konusundaki heyecan, onun kendine olan güvenini
arttırma ve yeni kazandığı ve yeni kazandığı yeteneğini
denemek ve geliştirmek için onu teşvik eder. İlgili, dikkatli
ve gözleyen bir yetişkin, çocuğun başarısından duyacağı
hazzı ve keyfi pekiştirir. Destekleyici yaklaşımı benimseyen
ve ikna ederek denetlemeyi seçen anne-babanın çocuğu,
onların duygu, düşünce, değer ve beklentileri hakkında
nedenleri ve sonuçları ile birlikte bilgi sahibidir. Anlaşılır
ve tutarlı tepkilerin birikimi, hangi davranışın sonuçlarının
ne olacağını belirlemiştir. Dolayısıyla çocuk hem davranış
seçiminde kendini özgür görebilir, hem de seçimleri hakkında,
kısıtlanacağından çekinmeden ana-babasına danışabilecek
bir durumdadır. Başka bir deyişle, ana-baba-çocuk ilişkisi,
yetişkin-yetişkin etkileşimine yaklaşan bir niteliktedir.
Olumlu ebeveyn, tutarlı ve kararlıdır. Kendi işinde özgüvenli
ve sakindir. Böyle bir ortamda çocuk, anne ve babasının
sözünün ve beklentisinin ne olacağını bildiği gibi, onlar
tarafından aşağılanıp alay edilmeyeceğini de bilir. Saldırgan
bir ebeveynin olumlu bir ebeveyn olması kolay değildir.
Burada önemli olan, olumlu tutumu doğuştan sahip olunan
bir özellik olarak görmek yerine, bir beceri olarak görmektir.
Böyle düşünüldüğü takdirde zamanla, olumlu düşünmeyi öğrenmek
mümkün olabilir. Olumlu yaklaşımın ilk öğesi sizin içinizde,
kendi tutumlarınızdadır. İkinci öğesi ise eylemlerinizle
ortaya çıkar.
III)
Pasif yaklaşım Pasif ebeveyn, yukarda belirtilen ebeveyn
yaklaşımlarından farklı olarak çocuğun etkinlikleri konusunda
"ilgisiz ve kayıtsız" davranışlar sergileyen ebeveyndir.
Ebeveynin ilgisizliğiyle, çocuğun öğretmen ve arkadaşlarına
karşı olumsuz davranışı ve yakın çevresindeki eşyalara
verdiği zarar arasında yakın bir ilişki bulunmuştur. Bu
gruba giren anne babalar hoşgörü ile boş vermeyi birbirine
karıştırırlar. Çocuğa sınırsız haklar tanındığı halde
nerede duracağı kesin olarak belirlenmemiştir.
Çocuğa
olumlu yaklaşım için:
1.
Önce kendi kafanızda net ve tutarlı olun. Çocukla iyi
bir iletişim kurun. Yaptığınız işi bırakıp çocuğa yaklaşın
ve onun size bakmasını sağlayın.
2.
O size bakıncaya kadar yapmasını istediğiniz şeyi söylemeyin.
3.
Açık ve net olun. "şimdi şunu .........yapmanı istiyorum,
anlıyor musun," deyin. Evet veya Hayır cevabı alıncaya
kadar bekleyin. 4. Eğer karşılık vermezse istediğinizi
tekrarlayın. Tartışmayın, kızmayın. Yavaş ve derin nefesler
alın ilişkileri, anne-babanın sabırlı olmasını gerektirir.
Burada çocuğa vermeye çalıştığınız, bu konuda kararlı
olduğunuz mesajıdır. Çocuğunuza gösterdiğiniz yaklaşımda
önemli olan ,herhangi bir münakaşaya girmemek, sinirlenmemek
, sadece istediğinizi çocuğunuza tekrarlamaktır. İstediğiniz
tamamlandığı zaman (örneğin oyuncakların kaldırılması)
bunu da büyütmeyin. Sadece aferin deyip , gülümseyin.
Öneriler
1.
Çocuğun başarılı girişimleri , onu yeni başarılara yöneltmek
ve öğrenme arzusunu pekiştirmek amacıyla desteklenmelidir.
" Aferin ! ,çok güzel oluyor! , istersen bir kez daha
deneyebilirsin" gibi sözler çocuğu cesaretlendirir. Tersine
"Beceriksiz o öyle değil böyle yapılır. İyi bak da öğren"
şeklindeki eleştiri, içeren sözler ise kırıklığa uğratır
ve yeni girişimlerden alı koyar. Kısaca,merakını gidermek
için yeterli kapasiteye sahip olduğu konusunda çocuğu
teşvik edin.
2.
Doğumdan başlayarak dış dünyayı kendi olanaklarıyla keşif
ve icatlar yaparak tanımaya çalışan çocuğa fırsat ve ortam
hazırlayın.
3.
Bir şeyi başarması konusunda aşırı bir beklenti içinde
olmayın. 4. Çocuk eğitiminde öyle bir çizgide durun ki
çocuğunuz hem her an sizi yanında hissederek destek bulsun,
hem de sizi hiç görmeyerek cesaret bulsun.
GERİ