|
DUMUR VAZİYETLERİ
EROL HELE BIR ÖL...
Sene 91 felan, yaz tatili... Aksamdan kalmaligin verdigi bezginlikle sahilde
yari sizar yari güneslenir bir pozisyondayiz... Etrafta insanlar,denize
girenler, kumdan kale yapanlar vs vs... ve kahramanimiz Erol, 4-5 yaslarinda
bir velet, deniz kenarinda kumlarla bogusuyor, dalgalarla oynuyor, kisacasi
keyif yapiyor... Ah bi de soprano sesli annesi olmasa nasil mutlu olacak
eleman, "Erol mayona kum doldurma! Erol dalgalara dikkat et! Erol pipinle
oynama! Erol! Erol! Erol!" ... Ama tüm bunlarin üstünde bir cümleyle
hepimizi dumur alert moduna geçiren bu saygideger Türk annesini halen
saygiyla anmaktayim : "Erol! Bi bogul seni gebertirim!"
> > > >
UÇAGI ELLEME
Lisedeyiz...Geometri dersi... Ders kaynasin diye yapmadigimiz karaktersizlik
yok. Hoca tahtaya sekil çizerken, okulun bayagi yakinindan bir savas uçagi
geçti. Bizden biri:
- Aaa hocam uçak geçiyo!
Hocanin tepkisi:
- Elleme geçsin!
Sinif komple kisa devre...
> > > >
NE TIRSIYON LAN
Halk otobüsündeyim. Gayet halk bir sekilde yolculuk yapiyorum. Hemen yanimda
köyden yeni gelmis sevimli, gariban bir kadin bir de kocasi var. Ama koca
asmis bir zat, ikide bir gegiriyor öküz veyahut ötesi hallerde seyrediyor.
Neyse, inecekler bunlar. Yanastilar kapiya. Otomatik kapi birden
açilinca zavalli kadin ürktü. "Anaam" diye geri siçradi. Kocasinin tepkisi
ne olsa begenirsiniz. Ellerini cebinden çkarmadan , göz ucuyla kadina söyle
bir bakti:
"Ne tirsiyon ulan öküz, accik medeni ol lan!"
> > > >
KIM ALDI LAN BU HERIFI
"Er Ryan'i Kurtarmak" filminin muhabbetleri vahset ve hüzne
çevirdigi dönemlerdi. Ben de dayanamadim gideyim dedim su filme. Gittim,
abi film acayip manyak basladi tüm salonu uçurdu zaten ilk on dakikada.
Neyse izleyenler bilirler, bir karakter vardi "Upham" miydi neydi? Adam
tirsak bir tip, öyle savasma falan gibi becerileri yoktu. Heyecanin tavana
vurdugu dakikalardi. Filmin ortalari filan. Bu bizim "Upham" korkudan
arkadasina cephane tasiyamadi ve o herif öldü. Herkes kendi çapinda bu
senaryoya üzülürken arkadan bir ses beni ve tüm salonu dumurdan kirdi
geçirdi
"Ulan Allah belani versin be... Seni bu filme alanin agzina sçyim!"
> > > >
ALLOOO!
Besiktas'tan minibüse binip Yildiz'da inecektim malum yokus. Soförün önü
bildigimiz dantel, havlu ve bilumum süs esyalarila dolu ve de havlunun
ortasina özenle yerletirilmis cep telefonu. Tahminen iki yüz metre ya gittik
ya gitmedik cep telefonu çaldi. Soförümüz sol dirsek camda, el direksiyonda
sag eliyle cep telefonunu aldi ve cevap verdi:
- Alloo? Buyrun cep telefonu!..
> > > >
SEN NEREYE KOÇUM
Binmek üzere oldugu otobüsün nereye gittigini bilmedigi için, bir bilen
oldugunu düsünerek soföre sordu.
- Mecidiyeköy'den geçer mi?
- Sen nereye gidcen kardas?
- Eveeee
İLGİNÇ POLİS ANONSLARI
** 5443 Merkez : Cemal Gursel caddesi'nde supheli bir paket var.
** Anlaşildi, çevre güvenligini alin uzman gönderiyorum.
** Merkez uzman ekibe gerek kalmadi, paket bos.
** Bos oldugunu nasil anladiniz.
** Efendim uzerinden kamyon gecti.
---------
Merkez ekiplerden sirayla mevkii ve yol durumu hakkinda bilgi aliyor :
** 5945 Merkez : Hava yagisli, zemin kuru, yolda kalan arac yok.
** Merkez 5945 : Hava yagisliysa zemin nasil kuru oluyor?
** Anonsu yaparken tunelden geciyorduk
---------
** Merkez 4818 : Arac alkollu mu?
** Olumsuz efendim, dizelmiş.
TESADÜFÜN BÖYLESİ
Londra Üniversitesi uzmanlari ve ünlü Ingiliz tarihçiler,geçtigimiz 2 yüzyil içinde insanlari 'birbirine yakinlastiran' tesadüfleri
siraladi.
Ilk tesadüf hikayesi ünlü aktör Anthony Hopkins'ten...
Hopkins, George Feifer adli yazarin "Petrovka'li Kiz" adli kitabini
bulamiyordu. Yazara telefon ederek kitabi istedi. Yazar kitabi 2
hafta sonra Londra'ya getirecegini söyledi. Evden çikan Hopkins, metroya
bindi. Aradigi kitabin yandaki koltukta unutuldugunu gördü. 2 hafta sonra
yazarla bulusan Hopkins, metrodaki kitabin, yazardan çalinan özel sayili
ilk baski oldugunu ögrendi...
> >> > >
Yer Amerika'nin California eyaleti. Richard Bensinger adli emekli
demiryolu isçisi, 1957'de Eureka kasabasindaki köprüde yürürken fenalasip
öldü. 2 yil
sonra oglu Hiram, ayni köprüde basina bir kalas isabet etmesi
sonucu hayatini kaybetti. 6 yil sonra Hiram'in oglu David de ayni köprüde
araba kazasina kurban gitti...
> >> > >
Ingiltere'nin Bristol Limani açiklarinda 5 Aralik 1668'de bir silep
batti. Yalnizca Hugh Williams adli bir yolcu kurtuldu. 1784'de ayni
bölgede yeni bir kaza oldu. 60 denizci arasinda yalnizca ikinci kaptan Hugh
Williams kurtuldu. 1952'de ayni yerde üçüncü bir silep batti. Kurtulan tek
yolcunun adi Hugh Williams'ti...
> >> > >
Güney Afrika Cumhuriyeti'nde Cape Town Ticaret Odasi'nin yillik kongresi...
Is adami Daniel de Toit konusmasini söyle bitirdi: Hayat beklenmedik bir
zamanda beklenmedik sekilde sona erebilir... Ve Toit kürsüden
inerken agzina attigi sekerin bogazina kaçmasi sonucu öldü...
> >> > >
James Langley, Ingiltere'nin Eastbourne bölgesindeki evinden sokaga
çikti. Semsiyesini almak için geri dönerken ayagi kaydi, basini yere çarpti ve
öldü. 1 hafta sonra evden çikan esi Teresa, semsiyesini almak için
geri dönerken basini kapiya çarpti, beyin kanamasindan öldü...
> >> > >
Christina Veroni, 1991'de Italya'nin Torino kentinde tramvay
çarpmasi sonucu öldü. 4 yil sonra babasi Vittorio, ayni geçitte ayni sürücünün
kullandigi ayni tramvayin çarpmasi sonucu öldü...
> >> > >
Tesadüfler zincirinin en inanilmazi 1981'de ABD'nin Boston kentinde meydana
geldi. Randolp Matika, yildirim çarpmasi sonucu evinin önünde öldü.
Adamin dul esi yeniden evlendi. Damat Pepero, dügün gecesi sigara içmek
için balkona
çikti. Düsen yildirim, damadin ölümüne neden oldu. Kadin sinir
krizleri geçirdi. Tedavi için gittigi klinikte bir doktora asik oldu ve
evlendi.1 hafta sonra hastasini ziyarete giden doktora da yildirim çarpti...
> >> > >
1898'de gazeteci-yazar Morgan Robinson, "Titan" adli bir kitap
yazdi. Kitapta büyük bir yolcu gemisi, okyanusta buzdagina çarpiyordu. 14 yil sonra
"Titanik" deniz faciasi meydana geldi...
> >> > >
James Dean'in ölümüne neden olan otomobilinin hurdasi birçok kisiye felaket
saçti. Hurdayi garaja götüren tamirci, araba bacaginin üzerine Bdüsünce sakat
kaldi. Dean'in arabasinin motorunu satin alan bir doktor araba kazasinda
öldü. Doktorun kardesi de ayni motorun sergilendigi salonda çikan yanginda
can verdi. Yillar sonra motor ve kaporta yeniden sergilendi. Ilk
gece,araç bir seyircinin üzerine düstü. Seyirci agir yaralandi...
AYDAN GELEN TAŞ...
1970 yılında Amerikalılar, ay dönüşü yanlarında getirdikleri bir taşı, dost ülkelere gönderip gurur abidesi olarak sergilemeye karar vermişler. Taş, birkaç başkent gezdikten sonra Ankara'ya gönderilmiş. Kıymetli emanet, özel ekip eşliğinde Esenboğa gümrüğüne indirilmiş. Ekipten bir görevli karşısındaki gümrük memuruna, yanlarındaki taşın özelliğini anlatmış ve ilk şoku yaşamış:
'- Şimdi bu, yolcu beraberinde getirilen bir eşya mı' diye sormuş gümrük memuru...
'- Bu, bir ay taşı' demiş görevli...
Bizim gümrükçü mevzuatı anlatmış:
'- Ay taşı, may taşı... Belli değere kadar olan mallar yolcu beraberinde getirilebilir. Bunun üstünde değerde olanlar gümrük vergisine tabidir.'Amerikalı görevli şaşkın açıklamış:
'- İyi de biz bu taşı Türkiye'de bırakmayacağız ki, 3 gün burada sergileyip başka ülkeye götüreceğiz.'
'- Hımmm... O zaman muvakkat ithal işlemi yapacağız' demiş gümrükçü...
Tabii 'mal'ı görmek istemiş. Paket açılmış. Fanus içinde ceviz büyüklüğünde ay taşı görünmüş. Gümrükçü incelemiş, 'Şimdi geçici ithal mevzuatı gereği, malın değeri üzerinden gümrük vergisi ödeyeceksiniz. Buna karşılık size makbuz keseceğim. 3 gün sonra taşı çıkarırken makbuzu verir paranızı geri alırsınız' demiş. Çaresiz 'Peki' demiş Amerikalı görevli, sıkıntıyla cüzdanına davranıp 'Ne kadar ödeyeceğiz' diye sormuş, ama cevapla irkilmiş:
'- Siz bana malın değerini söyleyeceksiniz ki, ben de vergisini hesaplayayım.'
'- Kardeşim, bu kurutmalı çamaşır makinası değil ki; astronotların getirdiği ay taşı.. nasıl değer biçeyim' demiş Amerikalı...
'- İyi de mevzuat böyle, ben napayım' diye boyun bükmüş bizimki...
Amerikalı kafayı çalıştırıp kendince bir çözüm bulmuş. Demiş ki:
'- İstanbul'daki değersiz bir taşı Ankara'ya taşısanız, orada değerlenmez ya; bu taşın da getirildiği yerde, yani ayda hiçbir değeri yoktu. Dolayısıyla Ankara'da da yoktur.'
Gümrük memuru bilmiş bir edayla savuşturmuş bu salvoyu:
'- İyi de birader' demiş, 'İstanbul'daki taşla, Ankara'ya getirilen taş bir olur mu? En azından nakliye bedeli biner üstüne...'
Zavallı Amerikalılar, 'ay taşı'nın nakliye bedelini hesaplamaya kalkışsalar, işin içine NASA'nın onca yıllık çalışması, kurulan uzay üssü, Apollo'nun uçuş masrafları vs. karışacak, 'nakliye' kalemi şişecek ve taşa ağır vergi binecek; daha kestirme bir yol bulup elçiliğe haber vermişler.
Elçilik bir bakanı sokmuş araya ve ay taşı, torpille Hitit müzesinde sergilenmiş.
Kaynak : Mete AKYOL
|
|
|
|
|
2002'NİN İLGİNÇ OLAYLARI
FRANSA:
Paris'teki Zafer Takı'nın altında bulunan Meçhul Asker anıtının meşalesini işeyerek söndüren adam tutuklandı. Daha sonra asker kökenli olduğu ve bunalım geçirdiği anlaşılan adam, tedavi için hastaneye kaldırıldı.
ABD:
Amerikalı kadın yolcu, uçak tuvaletinde oturduğu yerden sifonu çekince saatlerce kalkamadı. Atlantik ötesinden gelen Boeing 767'nin kadın yolcusu, sifonu çekince meydana gelen şiddetli vakumla klozete yapıştı. Talihsiz yolcu, tuvaletten kalkabilmek için uçağın New York'a inmesini ve teknisyenlerin gelip kendisine yardım eli uzatmasını beklemek zorunda kaldı.
RUSYA:
St. Petersburg kentinde sırtındaki roketatarla sokakta dolaşan adam tutuklandı. 26 yaşındaki adam, İgla tipi çalışır haldeki roketatarı, kent yakınlarındaki atış alanında gezerken bulduğunu, onu göstermek için arkadaşlarına gittiğini söyledi.
İNGİLTERE:
Kuzeydoğudaki Hartpool kentinde mayısta yapılan belediye seçimini, maymun kılığına girerek seçim kampanyası yürüten aday kazandı. Başkan seçilen Stuart Drummond'un kampanya sırasında okul çocuklarına bedava muz dağıtacağını söylemesi zafer kazanmasında etkili oldu. ''Maymun başkan''ın adı, birkaç ay sonra bir seks rezaletine karıştı.
ALMANYA:
Glueckstadt kentinde hız sınırının 30 km olduğu semtte tehlikeli bir ''sürücü'' radara yakalandı. Yolun bir karış kadar üzerinden saatte 39 km'den daha hızlı uçan bir ördek, radara yakalandı. Ancak hayvanın sürati tam olarak belirlenemedi, çünkü hızla çırptığı kanatları, tam hızının belirlenmesini engellemişti.
UGANDA:
Tavşan, 31 mahkumun firar etmesini sağladı. Cezaevi avlusunda mahkumlara nezaret eden beş gardiyan, avluya girmeyi başaran tavşanın peşine düşünce 31 mahkum, gayet başarılı bir şekilde sırra kadem bastılar. Tavşanın kaçmayı başarıp başaramadığı ise bilinmiyor.
JAPONYA:
Japon kadını, dilinin altındaki ''tuhaf'' baklayı çıkardı. Kadın, marketten aldığı dolmayı afiyetle yerken tuhaf bir şey hissetti. Ağzındakileri çıkardığında bir de ne görsün! Bir insan parmağı... Firma yetkilileri, hemen durumu araştırdı. Fabrikalardan birinde birkaç gün önce kaza sonucu bir işçinin parmağı kopmuştu.
İSVEÇ:
Türk kökenli milletvekili adayı Teres Kirpikli, seçim kampanyasında ekonomik kalkınmanın hızlandırılması için nüfusun artırılması gerektiğini söyledi ve bunun sağlanabilmesi için de cumartesileri TV'den porno film yayınlanmasını önerdi. Üç çocuk annesi kadın milletvekili adayı, ''Bütün gün televizyondan erotik film yayınlansın, insanlar aşka gelsin, çocuk yapsın...'' dedi.
TUNUS:
Parfümeri fabrikasında çalışan işçi, birkaç şişe parfümü ''kafaya dikince'' ortalığı birbirine kattı. Etrafı talan eden parfüm sarhoşunu polis güçlükle zaptedebildi. Sarhoşun sağlık durumuyla ilgili bilgi edinilemedi.
İSRAİL:
Eylat kentine giden işadamı, felekten bir gece çalmak isterken başına geleceklerden habersizdi. Oteldeki odasına çağırdığı tele-kızı karşısında görünce beyninden vurulmuşa dönen işadamı kalp krizi geçirdi, çünkü tele-kız, kendi kızından başkası değildi. İyileşip evine döndüğünde başına gelenleri karısına anlatan işadamı bir darbe daha yedi: Karısı boşanacaktı.
NE ACAYİP !
Insanlarin ortalama %30 u yemekle %40 i uyumakla %30 u da tuvalette geciyormus
Unlu satranc ustasi Kasparov saniyede 120 hamle dusunebilmektedir.
Bir mayis sineginin omru sadece birkac saattir.
Dunyada en derine dalan kus turu imparator penguenleridir. Bu kuslar yiyecek aradiklari sirada tam 255 metre derine dalarlar. yani bu kuslar yaklasik 18 dk nefessiz kaliyorlar!!!
Mikrobu ilk olarak mikroskob altinda goren kisi Anton van Leeuwenhoek'tir.
Eger bu hizla giderse dunyadaki kirlenme yuzunden bir kac yuzyıl icinde yasamin tamamen son bulacagini (tabii insanlarin gen haritasinin bulunmasida yasamin sona ermesini engelleyemiyecek)
Tum dunyada yilda tam 16 Milyon tane firtina cikar.
Bir yilda gozumuzu tam 4 200 000 kez kirpiyoruz.
Sinekkuslari, saniyede tam 60 kere kanat cirparlar!
En buyuk hucre devekusu yumurtasidir.
Baskan John F.Kennedy,20 dakkada 4 gazete okuyabiliyordu.
Beethoven beste yapmadan once kafasini soguk suya sokardi
ŞEHİR EŞKİYALARI
ESKiYASI''
Olay CNN Türk'ün genel müdürünün başına gelmiştir...
> > Gün geçmiyor ki gazetelerde, İstanbul'un şehir eşkiyaları hakkında bir
> > yazı çıkmasın. Kimi otopark ugruna sokakları işgal ediyor, kimi kapkaçılık
> > yapıyor kimi de kendilerine emanet edilen arabaların benzinlerini
> > çalıyor..
> >
> > Size anlatacagım ve dün gece başımdan geçen "şehir eşkiyalıgı" hikayesi
> > de, otopark görevlilerine teslim edilen araclardan benzin çalınması ile
> > ilgili.
> >
> > Dün akşam, yurtdışından gelen misafirlerimi, Çengelköy vapur iskelesinin
> > hemen yanında yer alan " İSKELE Balık Lokantasına" davet etmiştim.
> > Beşiktaştaki çalıştıgım işyerinden karşıya, Anadolu yakasına, geçmeden
> > önce, aracımın benzin göstergesinin kırmızı ışıkta oldugunu fark edip,
> > Ihlamurdaki benzin istasyonuna ugrayıp aracımın deposunu tam olarak
> > doldurdum ve her zamanki alışkanlıkla KM saatini de sıfırladım.
> > Çengelköydeki, İSKELE Balık Lokantasının önüne geldigimde KM saati
> > yaklaşık 10 Km yapmış oldugumu gösteriyordu. Benzin deposu ibresi ise tam
> > dolu bölümünde duruyordu.
> >
> > İstanbul'un çogu yerinde oldugu gibi , Çengelköy de de yeterli otopark
> > yeri mevcut olmadıgından arabamı,İSKELE Balık Lokantasınıngörevlisi olan
> > bir şahısa, park etmesi için teslim ettim.İSKELE
> > BalıkLokantasınarezervasyonlu olarak gittigimden, kapıda bizi karşılayıp
> > oturacagımız masayı gösteren rezervasyon görevlisine, aracımı teslim alan
> > şahsın kendi elemanları olup olmadıgını sorarak, olumlu teyidini aldım.
> >
> > Yaklaşık 2 saat kaldıgımızİSKELE Balık Lokantasındançıktıgımızda , aracım,
> > teslim alan görevli tarafından kapının önüne getirildi. Görevli, kibar bir
> > şekilde aracın kapısını açarak araca binmeme yardım bile etti. Ben de bu
> > kibar davranışları karşısında kendisine teşekkür edip, yüklüce bir bahşiş
> > verdim. Daha sonra aracıma oturup çalıştırdıgımda, benzin göstergesinin
> > kırmızı ışıgının yandıgını ve ibrenin, benzin deposunun boş oldugunu
> > gösterdigini farkettim.Aracımın anahtarını kendilerine teslim
> > ettigim,İSKELE Balık Lokantasınınotopark görevlileri aractaki tüm
> > benziniÇALARAK depoyu boşaltmışlardı.
> >
> > Bundan sonra ne mi oldu?
> >
> > 22:30- Otopark görevlisinin, aracı teslim aldıgında benzin deposu ışıgının
> > zaten yandıgını iddia etmesi üzerine, yaklaşık 2 saat önce aracın
> > deposunun dolduruldugunu tevsik edenbenzin faturası ve kredi kartı
> > slip'inin kendisine ibraz edilmesi ve aracın sadece 10KM yol yapmış
> > oldugunun KM saatinden gösterilmesi
> >
> > 23:00-Bunun üzerine, İSKELE Balık Lokantısıotopark görevlisi veİSKELE
> > Balık Lokantasınınsahibinin oglu oldugunu söyleyen bir kişi ve lokantanın
> > diger 10 elemanın benzin aldıgım istasyonu, aracın deposuna hava basarak
> > doldurmuş oldukları yönünde suçlaması,
> >
> > 23:15- Olayın, İSKELE Balık Lokantasındanyaklasık 25 metre uzaktaki
> > Çengelköy Polis Karakoluna bildirilmesi,
> >
> > 23:45- Polis memurlarının da benzin istasyonundan şüphelenmesi üzerine
> > :))))). Hep birlikte, Çengelköyden, Ihlamur daki benzin istasyonuna
> > gidilmesi ve bilgisayar ortamında tutulan benzin deposu kayıtlarından,
> > benzin teslimatının dogru olarak yapıldıgının belirlenmesi ,
> >
> > 24:00-Çengelköy Karakoluna geri dönüldügünde,İSKELE Balık
> > Lokantasıgörevlilerinin, bu sefer de aracın, benzin kaçırıyor oldugunu
> > iddia etmeleri,
> >
> > 00:15- Opel Acil servisinin çagrılması ve aracın yetkili servis (Bogazici
> > Opel Yetkili Servisi) tarafından incelenerek, benzin kaçagı olmadıgının
> > belirlenmesi
> >
> > 01:00-İSKELE Balık Lokantasıgörevlilerinin, aracın benzin deposu ibresinin
> > bozuk oldugunu öne sürmeleri,
> >
> > 01:30- Çengelköy Karakolu Polisleri ile birlikte yakında bulunan bir
> > benzin istasyonuna gidilerek, araca tekrar benzin doldurulması ve
> > 73.000.000.-TRL'ık benzin doldurulan aracın , depo ibresinin "tam dolu"
> > olarak göstermeye başladıgının tespit edilmesi,
> >
> > 02:00- Çengelköy Karakoluna geri dönüldügünde,İSKELE Balık
> > Lokantasıgörevlilerinin, bu sefer de, benim Ihlamurdaki benzin
> > istasyonundan başka bir araca benzin aldıktan sonra, Çengelköye deposu boş
> > olan bir araçla gelmiş oldugumu iddia etmeleri,
> >
> > 02:30- Çengelköy Karakolu Polisleri ile birlikte, tekrar karşı tarafa,
> > Ihlamurdaki benzin istasyonuna gidilmesi ve istasyon görevlilerinin, beni
> > ve aracımı teşhis ederekİSKELE Balık Lokantasıgörevlilerinin iddiasını
> > çürütmeleri,
> >
> > 03:00- Çengelköy Polis Karakoluna geri dönülmesi veİSKELE Balık
> > Lokantasıgörevlilerinin tehditkar davranış ve sözlerine aldırış edilmeden,
> > şikayet dilekçesinin doldurulması.
> >
> > Evet arkadaşlar,işte size bir şehir eşkiyası hikayesi, hem de İstanbul'un
> > en tanınmış balık lokantalarından bir olan ÇengelköydekiİSKELE BALIK
> > LOKANTASI'nda dün gece yaşanmış bir şehir eşkiyası hikayesi.
DÜNYA YÜZ KİŞİ OLSAYDI...
Tüm oranları koruyarak dünyanın nüfusunu 100 kişilik bir köye düşürseydik şöyle şiir gibi bir tablo çıkacaktı ortaya:
Köyde 52'si kadın, 48'i erkek olmak üzere, 57 Asyalı, 21 Avrupalı, 14 Kuzey ve Güney Amerikalı ve 8 Afrikalı yaşayacaktı.
30'u beyaz ırktan, 70'i beyaz ırkın dışındakiler olacaktı.
89'u heteroseksüel, 11'i homoseksüel olacaktı.
6'sı tüm dünyanın zenginliklerinin yüzde 59'una sahip olacaktı. Ve 6 kişinin tümü de ABD'de yaşıyor olacaktı.
80’ni normal standartların çok altındaki evlerde yaşayacaklardı.
70'nin okuma yazması olmayacaktı.
50'si kötü beslenecekti.
Biri üniversite mezunu olacaktı.
Sadece biri bilgisayar sahibi olacaktı.
Biri yaşama merhaba derken, bir diğeri ölüm döşeğinde olacaktı.
70'i 21 yaşında altında olacaktı.
(Kaynak : Stanford Üniversitesi, Tıp Fakültesi.)
Dünyaya böyle baktığımızda yaşamımız biraz daha anlamlı olacaktır, aşağıdakileri okuduğunuzda cevaplarınız evet ise halinize şükretmeniz ve son derece mutlu olmanız gerektiğini anlayacaksınız:
*Eğer bu sabah sağlıklı uyandıysanız, bu hafta ölecekolan 1 milyon kişiden daha şanslısınız.
* Eğer hiç savaş görmemiş, hapse düşmemiş, işkence görmemiş, açlık çekmemişseniz dünyadaki tam 500 milyon kişiden daha şanslısınız.
* Eğer evden çıkınca bir belaya, tutuklamaya, işkenceye uğrama ihtimaliniz yoksa, 3 milyar kişiden iyi durumdasınız.
* Eğer doalbınızda yiyeceğiniz, sırtınızda giysiniz, üstünüzde çatınız ve uyuyacak yeriniz varsa dünyanın %75'inden daha zenginsiniz.
* Eğer bankada ve cüzdanınızda paranız varsa, birilerine yardım yapabiliyorsanız, dünyanın ilk %8 zenginlerindensiniz.
* Eğer anne babanız sağ ve evliyse çok ender kişilerdensiniz
* Eğer bu yazıyı okuyabiliyorsanız, 2 milyar okuma yazma bilmeyenden daha şanslısınız !!!
|
|