kungfuto.a.sitemynet.com

KUNG-FU TO'A
TO'A FELSEFESİ
PROF.MİRZAİİ
BİYOGRAFİM
E.MİRZAİİ FOTO
SEMBOLLER
ÇİZİMLERİM
FELSEFİSÖZLER
ZEN
MEDİTASYON
YOGA
GALERİ 1
GALERİ 2
GALERİ 3
GALERİ 4
VİDEOLAR
LİNKLER
FACEBOOK
E-MAİL

ZEN


Ebrahim Mirzaii-Zen

ZEN
"Satori'ye Giden Sessiz Öğreti"
"Gövde bilgelik ağacıdır; Zihin ise parlak bir ayna
Onu hep temiz tutmalı ki; Üzeri toz tutmasın"

"Ne bilgelik ağacı var; Ne de parlak bir ayna
Yok boşluktan başka bir şey ;Toz nereye konacak?"

Zen kişi aklının bağımsızlığı ve engellenmemiş olmasını ister.

Zen yalnızca, derin bir ahenk içinde
Gece gündüz ile ahenk içindedir.
Mevcudiyet, yokluk ile ahenk içindedir.
Bu engin ahenk,Zen'in özüdür!
Saygı ve sevgi içeren, hiçbir şeyi reddetmeyen, hiçbir şeyi kınamayan
Tek yaşam biçimi budur.

Kendi içindeki bilinmeyeni bilmeden,başka hiç kimseyi tanıyamazsın.Kendi içinde ne kadar derine inersen,bütün bir var oluşta
da oka derine inersin;çünkü öz birdir.Bedeni doğru kullanmak ve onun sırrını bilmek gerekir;o göründüğünden ibaret değildir,o muhteşem bir bütünlüktür,muhteşem bir güçtür!

Bedenle iletişim kurmaya başlayınca işler çok kolaylaşır. Bedenin zorlanması gerekmiyor, çünkü beden ikna edilebilir. Bedenle kavgaya girişmek gerekmiyor; bu çirkin, şiddet dolu ve saldırgan olur ve herhangi bir sürtüşme sadece daha fazla gerginlik yaratmaya yarar. O yüzden sürtüşmeye girmeye gerek yok; bırak rahatlık ön planda olsun. Ve Beden Tanrı'nın öyle güzel bir hediyesi ki onunla itişmek Tanrı'ya karşı gelmek ile eşdeğerdir. O bir tapınaktır; biz içinde yaşıyoruz, o bir mabettir. Biz onun içinde var oluyoruz ve ona iyi bakmak zorundayız; o bizim sorumluluğumuzdur.

İnsana kendi bedeniyle konuşmak asla öğretilmedi; ama bu sayede mucizeler gerçekleşebilir. Biz farkında olmadan zaten gerçekleşiyor -beyin her şeyle iletişim halindedir. Beden onu takip eder. Beden beyinle uyumlu davranıyor. Beden adeta beyin ile uyumlu çalışıyor. O çok duyarl; bedeninle nasıl konuşacağını öğrenmelisin ve işte o zaman o pek çok şey yapılabilir.

Ünlü Bodhi Dharma, Sakyamuni Buda'nın aydınlanmasını, ritüellerle felsefelere süslenmemiş hakiki çekirdeğini Hindistan'dan Çin'e getirdiğinde aşkın bir hakikati ifade eden Sanskritçe Dhyna ve Çince Ch'an kavramları da ülkeye ulaştı. Bu öğreti sonraları Japonya'ya Zen adıyla aktarıldı.

Gördüğüm hakikat şu ki. "Koskoca bir boşluk, sonsuz bir yokluktur. Evrenin tözünü yüzyıllarca betimleyecek cümle böylece duyulur.
"Aydınlanma nedir?" der öğrenci Ustasına "Yemeğini yedin mi?" der karşılık olarak. "Evet" der öğrenci. "Öyleyse git kapları yıka" öğrenci Satori'ye ulaşır.
Zen hayatı her an dikkatle, uyanıklıkla derin bir tatla yaşamayı öğretir insana.

Bir Zen öğrencisi yıllar süren çalışmasına rağmen aydınlanamaz ve ünlü Zen koanını işitir. "Nirvana şimdi ve buradaysa onu aramak onu kaybetmektir." Böylece tüm etkinliklerini bırakıp terkeder. Başarısız olmuştur. Dağ başında yaşamaktadır. Bir gün odun kırarken bir taş sıçrar ve bir bambuya çarpar. Ansızın kendiliğinden Satoriye erişir.

İki öğrenci dalgalanmakta olan manastırın flamasına bakarlar. Biri "Rüzgar hareket ediyor" der. Diğeri "Hayır, hareket eden flama" diyerek karşı çıkar. O esnada yanlarından geçen üstad onlara dönüp "Ne rüzgar ne de flama; hareket eden sadece zihin" der.



Nursen Aslandošan-2008


İçten Gelen Mutluluk (Coşku)

Coşku manevidir. O, zevkten ya da mutluluktan farklıdır, tamamıyla farklıdır. Onun dışarıyla, diğeriyle hiçbir ilgisi yoktur; o içsel bir olgudur. Coşku çılgındır. Ve sadece çılgın insanlar bu bedeli ödeyebilir. Sıradan insanlar değil. Coşkunun bir bedeli vardır çünkü O kontrol edilemez.Coşkulu bir insan özgür olacaktır. Coşku özgürlüktür. Coşkulu olduğunda sen bir köleye indirgenemezsin. Tanrı yukarıdaki cennetlerde bir yerlerde değildir. O, şimdi burada; ağaçlarda, taşlarda, senin içinde, benim içimde, her şeyin içinde. Tanrı var oluşun ruhudur, görünmez olan, en içteki özdür.O zaman her an bir coşku anıdır.Onu hisset.

En üzgün insan dahi gülümser; ve sürekli gülen insan bile.

Arada bir ağlar ve gözünden yaşlar akar.

Duygular sürekli olamaz.

Onlar hareket eder, bu yüzden de onlar duygulardır.

Birinden diğerine sen sürekli olarak değişirsin.

Şu an üzgünsün, sonraki an mutlusun.

Şimdi öfkelisin, sonraki an şefkatlisin.

Şu an sevgi dolusun, sonraki an nefretle dolusun.

Sabah güzeldi; akşam çirkindir.

Bu böyle sürer.


SATORİ : (Japonca: satori= Çince: wù) sözcüğü.
-Uyanıp aydınlanma anlamına gelir.
-Zen Budizmin temel amaçlarından biridir.
-Aslında, Sakyamuni Buddha'nın Gaya'daki bilgelik
ağacının altında aydınlnaması olayını anlatmak için
kullanılan tam ve aşılamaz aydınlanma,
(Sanskrit: anuttara-samyak-sambodhi) kavramıyla
eş anlamlıdır.
-Zen Budizmi, satoriyi temel hedef olarak gösterir
-Zen'de aydınlanmaya Satori denir!

-Satori'ye erişen kimse için her gördüğünde, her
duyduğunda, her yaptığında, yemekte, içmekte,
yaşantının her bölümünde daha başka, daha ince,
daha keskin bir duyarlık oluşuyor.
"-Bahar çiçekleri daha canlı, daha renkli, dağdan
akıp gelen derenin suyu daha serin, daha saydam,
sesi de daha güzel geliyor.
-Çokluk, çeşitlilik gibi görünen bir bütünlük öne çıkıyor.
Gerçeği, kendi gerçekliği içinde yakalayabilmek olasılığı
doğuyor.
-Zihin özgürleşiyor.
-Karşıtlık ve zıtlık kayboluyor.
-Bazıları için amaç olarak görünen, üstün
bilinçlilik hali ve sevinç ortaya çıkıyor."