|
http://www.iraqiyoon.com/resimler/Sehitler/sehitler.html
14 TEMMUZ 1959 TARİHİNDE KERKÜK TÜRKLERİNE KARŞI İŞLENEN CANAVARCA KANLI KATLİAM
SADUN KÖPRÜLÜ
14 Temmuz 1959 yılında Irak Kerkük Türklerine karşı, Komünistler Kürtlerin eliyle canavarca, haince, sinsi planla hazırlık görmekle uygulama sonucu seçkin Milliyetçi ,Türkçü, Liderlerimiz,Türklük uğrunda kanlarını canlarını adak vermişlerdir.
Komünist, Kürt Militanları otuzdan fazla Irak Türklerini öldürmekle aydın İnsanlarımızı kurşuna dizilerek sürgün atmışlardır, dipçikle dövülerek şahit edilerek bir bölüm Türkleri diri, diri toprağa gömülere, kimide direk, elektrik’e asılarak Temmuzun sıcak güneşin altında bırakılmıştı, çoğunun gözleri oyularak bedenleri sokak, sokak sürüklenerek, kamyon,Traktörler üzerlerinden geçmişti.
Kerkük Türklerine karşı canavarca işlenen bu toplu soykırım katliam düşünce aklımızda en çok içli derin yer almakla iz bırakmıştı.
Irak’ta kraliyet rejimine son vermekle devrildikten sonra bir cumhuriyet rejim kurulmuştu Irak Türkleri bu yeni devrimden cumhuriyetten mutlu, hayırlı, kurtuluş günlerin sevinçli anlarını yaşamakla bir hayal kurmak üzere özgürlüklerine kavuşmalarının en güzel günlerini yaşamakla sevinçliydiler, Bu sevinç mutluluk çok sürmeden, kızıl komünistler, Kürtler, Kızıl diktatörlüğün ALLAH korkusu bilmeyen cellat canavarlara karşı var güçleriyle Kerkük Irak Türkleri direnerek, özgürlüklerini anadillerini yüce tarihlerini savunarak ercesine ,arsalarcasına durarak bunun karşılığını bu korkunç katliam sonucu şehitlerin kanı dökülerek bu atılgan kahraman Türk milleti için canlarından vaz geçerse Kerkük’ün mas mavi göğünde bir Ay yıldız olarak parladılar, Bu kara şom gün akşamdan başlayarak üç gün, üç gece sürmüştü.
Şehitlerimiz düşmanlara kızıl, Kürtlere karşı birer Boz kurt, yiğit Mehmetçik, Türk arı idiler.
Kerkük ve etrafı yüzde yüz Türk olarak başka yerlerden gelen Kürt, En sonda Saddam rejimi her türlü yardımıyla Arap devletlerinden gelenlerde Kerkük nüfusuna girmekle kendilerini Kerküklü Arap, yoksa Kerküklü Kürt saymakla uzun yıllardan dedelerin, ataların kanları canlarıyla kurulan Kerkük boş sözle boş kafayla yalan oydurmayla değişilemez gömütler mezarlar birer kanıt diye görülmektedir, Kerkük Türklerin kendi milletinin idaresinde olduğu zaman başka her bakımdan ilerlemiş bir yurt idi bu topraklarda Türkmen milletinin kurmuş oldukları devletlerde göz önün dedi, Kerkük Irak’ta başka milletlerin Türk düşmanlarının yönetimi altına girdiği andan şimdiye kadar Kerküklü ve tüm Irak Türkleri her türlü baskı zulüm işkence uzaklaştım, sürgün mahpushane, idam, katliamlara, uğramaktandılar, buna karşın Irak Türkleri hiç bir zaman ümitsiz ve anavatan tüm dünya Türklerinin biricik vatanları olan Türk bağımsız Türkiyesiz olamadılar ve Türkiye’den ümitlerini kesmediler tüm baskı zulüm içindede yüce tarihlerini ,kültür, benliklerini, dillerini, gelenek, görenek, edatlarını korudular.
Ve mücadelelerini Sürdürmüşlerdir,Kerkük katliamını Kürtler, Komünistler Türklere karşı Birleşerek planlarından Kerkük Türk’ünü, Turancıları yok etmeyi yıllar boyu çizerek tam zamanı 14 Temmuz 1959 olarak seçmişlerdir.
Türk’ün en büyük düşmanı olan Barzani ve yüksek komünist şurası.Irak cumhur başkanı diktatör Abdülkerim Kasımla temasa geçersek yönerge aldıktan sonra harekete geçmişlerdir.
Kerkük ikinci tümen kumandanı olan Nazım Tabakçılını vatana hıyanet suçuyla Mehdavı yargı evi tarafından idam etmişlerdir, Yerine Barzani’nin dostu aşırı kızıl komünist Davut El Cenabı, yıllarca Rusya’da kalarak sonradan kurşuna dizilmiştir, ve Irak yüksek komünist şurası başkanı Türk düşmanı kızıl Kürt Maruf Benzenci atılmıştı, kendileri gibi kıyıcı komünist Cebbar Piruzhan, Nuri Molla Veli, Kitapçı Ojen Ermeni komünist birleşerek Kerkük’te olan Emniyet, yönetmenleri başka yerlere göndermekle, Komünistleri götürmüşlerdir, ve Kerkük şehrinin her bir yerine Kürtler Komünistler yerleşerek türlü silahlarla
HERSEY DINIMIZ VE DILIMIZ HERSEYDEN ONCE TURKMAN ICIN
NÜFUS YAPILANMASI
Türkmenlerin nüfusu, çeşitli sebeplerden dolayı Irak yönetimi tarafından gizli tutulmaktadır. Başka bir deyişle Irak Türkmenlerinin nüfusu, devletin asimilasyon politikası doğrultusunda, diğer etnik gruplar gibi gerçek ve tarafsız bir sayımla ortaya konmamıştır. Bugüne kadar Irak'ta beş nüfus sayımı yapılmıştır.
Kerkük'ün nüfusu 1947 sayımında 286.005 (nüfusun %5.9'u), 1957 sayımında 388.939 (nüfusun %6'sı), 1965 sayımında 473.626 (nüfusun 5.8'I), 1977 (1975-1977 arası Kerkük'ün alanı 19.543 km'den 9.426 km'ye düşürülmüştür) sayımında 495.425 (nüfusunun % 4.15'I)dir. 17 Ekim 1987'de yapılan sayımda ise Iraklı yetkililerce, sadece genel nüfusun 16 milyon olduğu açıklanmıştır.
Bugüne kadar Irak'ta yayınlanan bütün istatistiki bilgiler Irak yetkililerinin tutumu gereğince gerçek dışı rakamlardan meydana gelmiş olup, Irak'ta yaşayan Türkler % 2'lik bir oranla gösterilmiştir. Dolayısıyla yabancı araştırmacılar yayınladıkları eserlerinden ve özellikle ansiklopedilerinde hep bu yanıltıcı kaynaklara dayanmışlardır. İşin en ilginç yanı Türkmen nüfusu üzerindeki hesapların ustaca yapılmamış olmasıdır. Çünkü gizlenen şey göz önünde bulunup, yaşayan canlı bir varlıktır. Bu nedenle Irak Planlama Bakanlığı'nın yayınlamış olduğu bilgiler ışığında yönetimin iddialarını basit bir matematiksel hesapla çürütmek mümkündür.
1981 yılı istatistik tahminlerine göre 1.227.25 nüfuslu Musul, 402.067 nüfuslu Selahattin, 567.957 nüfuslu Kerkük, 637.778 nüfuslu Diala ve 632.252 nüfuslu Erbil gibi Türkmenlerin bulunduğu vilayetlerin nüfus toplamı 3.467.269'dur. Aynı tahminlere göre Irak'ın toplam nüfusu 13.669.689'dur. Irak'ta yayınlana kaynaklarca Türk nüfusun %2'lik bir nispet ettiği iddia edildiğine göre, bölgede buluna 3.467.269 nüfusun sadece 273.393'ü Türktür ki, bu da bölgeye göre %7.88'lik bir oran demektir. Yani Irak'ın Türklerle meskun vilayetlerinde her 100 kişiden ancak 8'i Türktür anlamına gelir. Ancak bölge gezildiği zaman bu rakamın gerçeklerden ne kadar uzak olduğu hemen göze çarpmaktadır. Hatta bazı vilayetlerde bunun tersini iddia etmek daha doğru ve daha mantıklı olur. Ayrıca 1960'a kadar Kerkük nüfusunun %95'inin Türk olduğu bilinmektedir. Ancak daha sonra güdülen Araplaştırma politikası nedeniyle on binlerce Arap ailesi Kerkük'e yerleştirilmiştir. Bunun yanı sıra Kürtlerle meskun civar illerdeki köylerin yıktırılması, Kürtlerin de Kerkük'e göç etmelerine neden olmuştur. Dolayısıyla 1980'li yıllarda Kerkük'teki ezici Türk yoğunluğu zedelenmiş ve %95'lik oran %75'e düşürülmüştür.
1947 yılından 1987 yılına kadar geçen 40 yıllık süre içinde sayımlarda Kerkük nüfusunun Irak'ın toplam nüfusuna olan oranların bir ortalamasını hesaplarsak (%5.19) olduğunu görürüz. Bu da 1987 yılı sayımlarındaki toplam nüfus ile karşılaştırılırsa Kerkük'ün nüfusunun 830.400 olması gerektiği ortaya çıkar. %75'lik orana göre de tahmini Türk nüfusu hesaplanacak olursa 622.800 rakamı elde edilir. Irak'ın 1981 yılı istatistiklerinde elde edilen (%4.15)'lik orana göre hesaplanırsa 664.000; %75'lik orana göre ise 498.000 rakamı elde edilir ki, böylece Irak'ın %2'lik iddiası, bırakın bütün bölgeyi, sadece Kerkük vilayeti örneği ile dahi çürütülmüş olur.
Bu iddiamızı ayrıca istatistiki bir hesapla da desteklemek mümkündür. 1957 Krallık Dönemi'nde yapılan sayımda Irak'ta 500.000 Türkmen yaşadığı belirtilmiş ve 1959'da yayınlanan sayım verileri, sayılarını 567.000 olduğunu göstermiştir. Irak'taki yıllık nüfus artış hızı yapılan hesaplamalara göre %3.296'dır. 1959 yılını baz alarak bu verilere göre 1994 yılında Irak'ta yaşayan Türkmen sayısı ise : n P1 = P0 ( 1+t) 35 P1 = 567.000 (1+0.03296) P1 = 1.764.029 Olarak bulunur, bu da Irak'ın iddialarını başka bir yöntemle çürütmektedir. Dolayısıyla, Irak'ta gelmiş-geçmiş iktidarlar ve halen iktidarda bulunan rejim her ne kadar Türk nüfusunu gizlemiş ve az göstermiş olsa bile, Kerkük, Erbil, Musul vilayetleri, Selahattin ile Diyala'nın ilçe ve köyleri ile Bağdat'ta yaşayan 300.000 civarındaki Türkmen nüfusunun en düşük bir rakamla iki milyonun üzerinde olduğunu ispatlamaktadır.
Yerleşim Durumu
Irak'ta bin yılı aşkın bir zamandan beri varlık gösteren Türkmenler, ülkenin kuzey orta bölgesinde yaşamaktadırlar. Türkmenler, günümüzde Musul, Erbil, Kerkük, Diyala ve Selahattin illerinin sınırları ile başkent Bağdat'ın birkaç mahallesinde de bir şerit boyunca yayılmış bulunmaktadırlar.
İngiliz ihtilali sırasında Erbil'in siyasi valisi olan W.R.Hay, bölge hakkında yazdığı bir kitapta şöyle demektedir: " Belli bir şerit üzerinde bazı şehirler vardır. Bu şehirlerde yerleşik vatandaşlar Türkçe konuşurlar. Bu şerit, çoğunluğu Kürt olan bölgeyle, çoğunluğu Arap olan bölgeyi birbirinden ayırır. Kerkük, Türklerin yoğun olduğu merkezdir. I. Dünya Savaşı'ndan önce nüfusu 30.000 idi. Şehrin etrafında da Türkçe konuşan bir çok köy vardır.
Yazar kitabın başka bir yerinde ise; "Ahalisi Türkçe konuşan ve önemli zikredilmesi gereken iki ayrı yerleşim yeri de Erbil ve Altunköprü'dür. Sonuncusu ise Küçük Zap nehri üzerinde bir adadır. Nehrin kıyıları arasında bağlantı iki köprü ile kurulmuştur" diye yazmaktadır.
Irak'ta Otonom bölgeye bağlı Kültür ve Gençlik Genel Müdürlüğü yayınlarından " Erbil Kalesi'nin Yenilenmesi" adlı kitabın yazarı Al-Haydari şöyle diyor: " (….) Son dönemde (Osmanlı Dönemi) Kale, Erbil eşrafını merkezi bir semti idi". Ayrıca Kale'yi anlatırken: "Erbil Kalesi halen şehrin ortasında olup, üç yerleşim mahallesinden oluşur. Bunlar doğuda Saray, güney batıda Tophane ve Kuzey batıda Tekke mahallesidir (...)" demekte ve Erbil'n Türklüğünü açıkça gözler önüne sermektedir.
Hüseyin Fadıl'ın, " Musul Meselesi" adlı kitabında ise yazar, Kerkük, Erbil vs. Türk yerleşim bölgeleriyle ilgili; "(….) Komisyon bu şehirlerde yerleşenlerin asıl menşelerinin Türk olduğunu belirmemiş. Burada en popüler kişiler Türklerdir. Ailelileriyle de Türkçe konuşurlar. Komisyon ayrıca Erbil'de 5 muhtarın Türk, 1 muhtarın yarı Türk yarı Kürt ve 1 muhtarın da Yahudi olduğunu tespit etmiştir. Bunun yanı sıra Kerkük'te hükümetin kontrolünde basılan tek gazetenin Türkçe olduğunu ve resmi yazışmalarında Arapça ve Türkçe yapıldığını tespit etmiştir. Komisyon İngiliz siyasi subayının da Türkçe konuştuğunu, Arapça veya Kürtçe bilmediğini de görmüştür. Altunköprü'nün fiilen Türk olduğunu, Tuzhurmatu'nun birkaç Yahudi aile dışında Türk veya Türkmen olduğunu, Karatepe'nin de %75 Türk veya Türkmen %22 Kürt ve %3 Arap olduğunu, onlara mücavir bazı köylerin Kürtlerle meskun olduğunu yine bu komisyon tespit etmiştir " demektedir.
Irak'ta 1957yılından günümüze kadar gelen iktidarlar tarafından Türklerin yerleşim bölgesinin idari taksimatı değiştirilerek bölgenin demografik yapısının bozulmasına çalışılmıştır. 1957'de Türkmenlerin yerleştiği vilayetler Musul, Erbil, ve Diyala idi. O tarihlerdeki idari taksimat ise ;
1959-2003 yılları Kerküklüler için kara bir tarih. Bu yıllar arasında yüzlerce Kerküklü aydın katledildi, binlercesi hapsedildi. Saddam'ın devrilmesinden sonra Kerkük'e girebilen aydınlardan biri olan Dr. Nefi Demirci o günü "37 yıl sonra doğduğum şehre girmiştim; ama gökyüzündeki kızıl ateşi görünce içime ateşler düştü. Adeta yalpalayarak dolaştım sokaklarda"
Kurtuluş
Doğ ne olur çabuk doğ ey beklenen güneşim
Ta sönsün gönlümdeki bu tutuşan ateşim
Kerkük'ümde ağlıyor annem babam kardeşim
İmdat imdat sesleri yükseliyor göklere
Kan ağlıyor şehrimde her mahalle her sokak
Çünkü sokulmaktadır bin yabancı bin alçak
Nerede din nerede vicdan nerede dosluk nerede hak
Nerede Fatih nerede Cengiz Ta ulaşsın bizlere
Kurtulacaksın Kerkük bunu untma sakın!
Kapılma üzüntüye alınacaktır hakkın
Sen en mazlum şehrisin dünyanın ve Irak'ın
Kavuşur gülümseme o ağlayan yüzlere
Prof.Dr.Abdulhalik BAKIR
|