Fethullah Gülen hocanın teşviki ile yurtdışında açılan eğitim kurumları ile ilgili Yeni Aktüel dergisinde çıkan haber metni

 

(Bu bilgiler Yeni Aktüel Dergisinin 11 Ekim 2005 tarihli sayısında yayınlanmıştır.  -http://www.yeniaktuel.com.tr-

Bilgileri bana ulaştıran Sayın Selçuk Tepeli’ye teşekkür ederim.)

 

Fethullah Gülen’in eğitim imparatorluğu

 

Türkiye’de üniversiteye hazırlık kursları açarak eğitim faaliyetlerine girişen Fethullah Gülen taraftarları 95 ülkede açtıkları okullarda 100 binden fazla Türk ve yabancı öğrenciyi eğitiyor.

 

Bugüne dek hakkındaki tartışmalarla sık sık gündeme gelen Fethullah Gülen’in ve izleyicilerinin en az bilinen özelliği Türkiye’de ve dünyanın pek çok yerinde açtığı okullar. 1970’li yılların sonunda eğitim alanında faaliyete geçen Gülen’in takipçileri 25-30 yıllık bir süre içinde beş kıtaya yayıldı.

Gülen yanlıları tarafından açılan dünyanın çeşitli yerlerindeki, özellikle de Afrika’daki okulları inceleyen gazeteci Tuncay Opçin, araştırma amacıyla Afrika’ya üç gezi gerçekleştirdi. Bu geziler sırasında edinilen bilgilerle Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın verilerine göre Gülen’i izleyenler 95 ülkede pek çok okul, kültür merkezi, dil okulu ve üniversite açtı. Toplam 500’ü bulan bu eğitim kurumlarında dört bin öğretmen görev yapıyor, farklı uluslardan 100 bin öğrenci eğitim görüyor. Sadece Afrika’daki 27 ülkede yaklaşık 15 bin öğrenci Türkler tarafından açılan okullarda okuyor.

 

Son derece kaliteli bir eğitim verilen okullardaki eğitimci kadrosunun nitelikleri de üst düzeyde. Opçin, öğretmenlerin hepsinin Türkiye’nin İngilizce eğitim veren Boğaziçi, ODTÜ ve Marmara gibi üniversitelerin mezunları olduğunu belirtiyor. Gülen’in okullarının öğrencileri de bulundukları ülkelerin eğitim standardının çok üzerinde bir eğitim görüyor. Bu sayede İngilizce ve Türkçe’ye vakıf olabildikleri gibi matematik, fizik, kimya gibi derslerde de ulusal ve uluslararası başarılar elde ediyorlar. Örneğin Filipinlerin en ücra kentlerinden Zamboanga’da bulunan okuldaki öğrencilerden biri Güney Asya’daki uluslararası matematik yarışmasında üçüncülük elde etmiş. Güney Afrika’daki okullardan biriyse 30 bin kişinin katıldığı matematik yarışmasında ilk 100’e üç öğrenci sokmuş. Kenya’daysa biyoloji ve fizik dallarındaki uluslararası yarışmaya katılacak milli takımı kurma görevi Gülen’in okuluna verildi.

Bu başarılar nedeniyle pek çok veli çocuğunun Gülen’in okulunda öğrenim görmesinden hoşnut ve okulların büyük bölümü paralı olmasına karşın öğrenci bulmakta güçlük çekmiyor.

Gülen’in okulları yoksul ama zeki öğrencilere da burs olanağı da sağlıyor. Okulların bir başka dikkat çeken özelliği veliler arasında o ülkenin üst düzey yöneticilerinin çokluğu! Örneğin Kenya Yargıtay Başkanı Muhammed Emin Amin’in, Malavi Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Muhammed Kuleysi’nin çocukları bu okullarda okuyup, Türkçe öğreniyor. Orta Asya’da yöneticilerin çocukları da Türk okullarını tercih etmekte. Bu bölgedeki okulları inceleyip bir kitap yazan Bayram Balcı bu durumun seçkincilik eleştirileri doğurduğunu belirtiyor. Balcı’nın bir diğer eleştirisi Orta Asya’da eğitimin kızlardan çok erkeklere verilmesi yüzünden cinsler arasında ayrım güdülmesi. Nitekim Afrika’nın Malavi ve Kenya ülkelerindeki bazı okullara da kız öğrenci kabul edilmiyor. Okul yöneticileri yatılı eğitim nedeniyle bu kararı aldıklarını belirtiyor. Ama cinsiyet ayrımcılığı eleştirisi Afrika’daki bazı okullar için geçerli değil. Ayrıca Filipinler’deki okullarda ve Güney Amerika’daki kültür merkezlerinde de bir ayrım uygulanmıyor.

Fethullah Gülen, Yeni Aktüel’in sorularını yanıtlarken okullar sayesinde kurulan köprünün iyi değerlendirilmesi halinde ekonomik ve siyasi faydalar sağlanabileceğini belirtiyor. Türk okullarıyla Türk şirketlerinin çalışmaları arasında da paralellik görülüyor. Örneğin okulların kurulmasının ardından Türk işadamları Güney Afrika Cumhuriyeti’nde milyonlarca dolarlık bir battaniye pazarını ele geçirdi. Nijerya’da da Türk müteahhitler milyonlarca dolarlık ihaleler almaya başladı. Gülen taraftarları son dönemde yaşanan Rus turist patlamasında da bu ülkedeki okulların payı olduğunu vurguluyor.

 

Okul seferberliği camide başladı

           

Fethullah Gülen taraftarlarının beş kıtaya yayılan eğitim faaliyetleri 1970’lerde camilerde verilen vaazlarla başlamıştı.

 

1990’ların başında Fethullah Gülen’in ‘tavsiyelerine’ uyarak öncelikle Orta Asya’ya ‘hicret eden’ Türk eğitimciler ve işadamları bu bölgede başladıkları eğitim faaliyetlerini dünyanın her yanına yaydı. Artık Japonya’dan ABD’ye kadar uzanan geniş bir coğrafyada faaliyet gösteriyor. Gülen ve taraftarlarının eğitim alanına ilgi göstermeye başlamasıysa 35 yıl önce gerçekleşti.

Fethullah Gülen 1970’lerden itibaren kendisini izleyenleri eğitime yatırım yapmaya çağırıyordu. İzmir’de, Bornova Merkez Camii’ndeki vaizliği sırasında cemaatini sürekli olarak bu yönde teşvik etti. Bunun sonucu olarak cemaatinin mensupları bu alandaki ilk adımı 1979’da attı. Akyazılı Orta ve Yüksek Eğitim Vakfı’nın idaresinde İzmir’de üniversiteye hazırlık kursu açıldı. Bunu İzmir’de açılan öğrenci yurtları izledi. On yıllık bir süre içinde kurslar ve yurtlar tüm Türkiye’ye yayıldı.

Zamanla hareketin eğitim faaliyeti daha da genişledi. Fatih, Yamanlar, Aziziye, Samanyolu gibi bir dizi okul açıldı. Hepsi paralı olan bu okullar özellikle muhafazakâr ve liberal sağın elit aileleri için çekim merkezi haline geldi.

Hareket 1991’de Sovyetler Birliği dağıldığında eğitim konusunda 10 yıllık bir deneyime sahipti. Ayrıca daha Sovyetler Birliği dağılmadan önce Gülen’e yakın bazı isimler Orta Asya’da okul açmanın yollarını araştırmaya başlamıştı. Gülen de İzmir ve İstanbul’daki çeşitli camilerde verdiği vaazlarda Orta Asya’dan söz ediyordu. Orta Asya’daki soydaşların imdadına koşmaktan bahsediyor, Hicret’i anlattıktan sonra işadamları ve öğretmenleri bu bölgeye gitmeye teşvik ediyordu.

Gülen, Orta Asya konusundaki en büyük çıkışını 1989 yılının kasım ayında Süleymaniye Camii’ndeki vaazda yaptı ve kalabalık bir topluluğa dünyadaki yeni süreci anlattı ve “Umre’ye Hac’ca gitme diyemem. Hac farzdır. Ama fırsatı olan Orta Asya’ya gitsin” dedi.

Gülen’in ısrarlı tavrı ilk meyvesini 11 Ocak 1990’da verdi. 11 kişilik bir işadamı grubu Gürcistan’ın Batum kentini ziyaret etti. 28 Mayıs’taysa bu kez 37 kişilik bir grup Batum’da bir süre kaldıktan sonra Azerbaycan’a geçti. Bu grup hem geziyor, hem okul açmak ve Türkiye’ye öğrenci transfer etmek için mevzuatı araştırıyordu. Gezinin ardından Türkiye’nin her yanında isimleri yurtdışındaki okullarla anılacak şirketler kuruldu; tıpkı Başkent Eğitim Şirketi, Silm Anonim Şirketi gibi.

Gazeteci-akademisyen Ali Bayramoğlu o dönemde gelişmeleri bir ‘seferberlik’ olarak değerlendiriyor ve Fethullah Gülen’i izleyenlerin Özbekistan ile Türkmenistan’da ne kadar geniş bir eğitim ağı kurduğunu belirtiyordu. Bayramoğlu değerlendirmesinde “Bu dev eğitim örgütlenmesine anlam katan ayırt edici özellik, mali ve insani kaynağın tamamen cemaatten gelmesi, yani cemaatin insani ve mali kaynak seferberliğindeki gücü” diyordu.

Fethullah Gülen ise o dönemde Yeni Yüzyıl Gazetesi’nden Hulusi Turgut’a verdiği demeçte bu gelişmeleri şu sözlerle açıklıyordu: “Türkiye dünyadan koparılamaz, koparılınca ağaçtan kopmuş bir dal gibi canlı kalamaz, kurur. Türkiye’nin dünyayla entegrasyon içinde olması lazım. Böyle bir entegrasyon da bizimle yürekten bağlantı kurabilecek, içli-dışlı olabilecek en başta Asya milletleri vardır. Yani, bir nevi Asya birliği var. Biz aynı sürgünün dalıyız bir yönüyle. Arkadaşlarımı bu sebeple Asya’ya yönlendirdim. Belki bu bir hayalperestlikti. Başkalarının Asya’da gelip okul açmaları için hiç boşluk kalmamalıydı. Avrupalılara bile boşluk kalmamalıydı... Vefalı Türk insanı destekledi ve Orta Asya’daki okullar açıldı. Bazıları şimdi kendi yağıyla kavruluyor. Bugüne kadar onlara omuz verilmeseydi, bu işi orada götürmek mümkün olamayacaktı. Elimize bir fırsat geçti, bunu inanarak ve sorumluluk şuuru içinde değerlendirmeye çalıştık...”

Türk okullarıyla bizzat ilgilenenlerden biri de eski cumhurbaşkanı Turgut Özal’dı. Özal, Özbek ve Kazak liderlerle kişisel olarak temasa geçmekten çekinmedi. Ancak 1997 yılında başlayan 28 Şubat süreci de yurtdışındaki okullara yönelik siyasi desteği kesmedi. Hatta dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Gürcistan Devlet Başkanı Eduard Şevardnadze’ye yazdığı bir mektupla okullara destek verdiğini belirtti.

Bugün “Türk okulları” dendiğinde ilk akla gelen yer Orta Asya! Oysa Türkiye’de ve Orta Asya’da edindikleri deneyim sayesinde Gülen taraftarları eğitim alanında artık küresel bir oyuncu konumuna geldi. Bulunduğu ülkenin devlet yönetimi karşı çıkmadığı sürece pek çoğundaysa dersler Türkiye’deki öğrencilerin yaptığı gibi öğrenci andıyla başlıyor:

“Türk’ün, doğruyum, çalışkanım!”

 

FETHULLAH GÜLEN’İN İLK GÖZAĞRISI TÜRK CUMHURİYETLERİYDİ

 

Orta Asya’da 40 bin öğrenci!

 

Türkiye dışındaki ilk eğitim kurumları Türk cumhuriyetlerinde açıldı. Sovyetler Birliği dağılınca bölgeye koşan Türkler’in kurduğu okullarda halen 40 bin öğrenci öğrenim görüyor.

           

Fethullah Gülen hareketinin eğitim seferberliğinin başladığı ve en güçlü olduğu coğrafya Orta Asya! Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı’nın verilerine göre bugün bölgede 40 bin öğrenci Türk okullarında eğitim görüyor.

Bölgede eğitim seferberliğinin en başarılı olduğu ülkeyse Kazakistan! 1992 yılında bu ülkeye giden Türkler tarafından iki yıl içinde 29 lise açıldı, dört yıl sonra da Süleyman Demirel Üniversitesi faaliyete geçti. Arap edebiyatı doktoru Ali Bayram’ın çalışmaları da Kazakistan’daki başarıda önemli bir rol oynadı. Gazeteci Tuncay Opçin, 1992 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın Bayram için Kazak lider Nursultan Nazarbayev’e referans mektubu yazmasından sonra Fethullah Gülen’i izleyenlerin bu ülkede rahat çalışma olanağı bulduğunu belirtiyor. Öyle ki Bayram, Kazakistan Parlamentosu’nun Milli Eğitim Komisyonu Fahri Üyeliği’ne kadar yükselmeyi başardı. Kazaklar artık yurtdışından gelip eğitim alanında yatırım yapmak isteyenler için onay vermeden önce Bayram’ın görüşünü alıyordu.

Bir diğer Orta Asya ülkesi Kırgızistan’da ilk Türk okulları 1992-1994 arasında açıldı. Çok başarılı olan bu okulların sayısı 90’ların sonunda gelindiğinde 12’ye yükselmişti. Bu okullarda İngilizce, Türkçe, Kırgızca ve Rusça eğitim veriliyor. Okullardan biri Alada Üniversitesi. Kırgız-Türk Okulları Genel Müdürü Yücel Bozkurt, öğrencilerine sadece eğitim vermediklerini, Türk örf ve adetlerini öğrettiklerini belirtiyor. Bunun sonucunda öğrencilerin ailelerinde bağlar güçlenmiş, ayrılmış olan anne-babalardan 30-35’i yeniden birleşmiş.

Türkmenistan’daki Türk okullarının da 13 yıllık geçmişi bulunuyor. Buradaki 20 Türk okulunun son beşi Türkmenistan Devlet Başkanı Saparmurat Türkmenbaşı’nın özel isteği üzerine açıldı. Türk eğitim kurumları arasında başkent Aşkabad’taki Uluslararası Türkmen-Türk Üniversitesi de bulunuyor. Türkmenbaşı okullardan o kadar memnun ki bu kurumlara maddi yardımda bulunanlara Türkmen vatandaşlığı verdi.

Hareketin baltayı taşa vurduğu ülke Özbekistan. Bu ülkede 18 Türk okulu bulunuyordu. 1995’te muhalif Özbek lider Muhammed Salih, Gülen’e yakın Zaman Gazetesi’ni ziyaret edince okullar kapatıldı. Özbek lider ancak dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in devreye girmesiyle geri adım attı. Ancak iki yıl sonra Türkiye’de Refahyol hükümeti döneminde ‘laiklik krizi’ yaşanınca Özbekistan’daki okullar yine dara düştü. Kerimov, Türk okullarının ‘Nurculuk tarikatı tarafından kurulduğunu’ gerekçe göstererek 1998’de kapatma kararı aldı. Açık kalmayı başaran tek okul ise başkent Taşkent’teki International School.

 

KARA AFRİKA’YA EĞİTİM IŞIĞI

 

Fethullah Gülen okulları Afrika kıtasını da baştan başa kaplamış durumda. Cemaatin 27 Afrika ülkesinde bulunan 38 okulunda 15 binden fazla öğrenci eğitim görüyor.

 

Fethullah Gülen taraftarlarına ait eğitim seferberliğinin sürdürüldüğü kıtalardan biri de 54 ülkede 800 milyondan fazla insanın yaşadığı Afrika! 90’lı yılların sonunda kara kıtaya açılan hareket bugün başarılı bir düzeye geldi; 27 ülkedeki 38 okulda 15 binden fazla öğrenci eğitim görüyor. Gazeteci Tuncay Opçin’in Afrika’ya yaptığı gezilerinde derlediği ayrıntılı bilgilere göre kaliteli bir eğitim sunan bu okullar oldukça beğeniliyor. Örneğin Güney Afrika’nın Johannesburg kentindeki okula önceki yıl 800 kişi başvurdu. Fakat içlerinde sadece 21’i okuma hakkı kazandı. Malavi’de de 2001 yılında açılan okula başvuran 250 adaydan ise sınavda başarılı olan 30’u alındı. Üstelik talepteki yoğunluk okulların ücretli olmasına rağmen değişmiyor. Türk okullarının ücretiyse bulundukları ülkedeki koşullara göre belirleniyor. Afrika ölçütlerine göre zengin sayılabilecek Kenya’da lise bölümü için bir yıl için 1500 dolar ücret talep edilirken daha fakir bir ülke olan Malavi’de bir yıl için 700 dolar ödeniyor.

Afrikalı yöneticilerin de çocuklarını gönderdiği Türk okullarının yerel yöneticilerle ilişkisi bundan ibaret değil. Kurulma aşamasında da yerel yöneticiler devreye giriyor. Tanzanya’nın bağımsızlığını kazandıran lider Julius Kambarage Nyerere’nin sağ kolu olan ve çeşitli üst düzey görevlerde bulunan Ali Tambwe, bu ülkedeki Türk okulunun bağlı olduğu vakfın kurucuları arasında. Okul kurmak için Türkleri Tanzanya’ya davet eden ise 90’ların ilk yarısında cumhurbaşkanlığı yapan Ali Hassan Mwingi. Mozambik’teki okulun kurucusu Sezai Kara’nın yakın olduğu isimlerden biriyse bir dönem cumhurbaşkanı olması beklenen Amade Camal! Sezai Kara başkent Maputo’daki camide cuma namazı kılan tek beyaz olması sayesinde Camal ile tanışmış. Kenya’daki okulları kurmak için girişimde bulunan Mehmet Gül de bu ülkenin önde gelen Müslüman ailelerinden birinin kızı olan Ümmü Gülsüm’ün ODTÜ’den sınıf arkadaşı.

Kenya’daki Türk okulunu destekleyen vakfın başkanı Said Kaya Türk öğretmenlere ilişkin ilginç bir bilgiyi aktarıyor; öğretmenlerin çoğu üniversiteden devre arkadaşı. Kaya’ya göre arkadaş olmasalar Afrika gibi mahrumiyet bölgesinde çalışmayı kolay kolay kabul etmezler.

Okullarda bulunan Türkler öğretmenlerden ibaret değil. Afrika ülkelerine bir yandan üniversite eğitimini sürdürmek, bir yandan da okullarda belletmenlik yapmak için giden Türk gençleri de bulunuyor. Bunlar öğrencilerle aynı yatakhaneleri paylaşıyor ve çok yakınlaşıyor. Mesela Kenya’da belletmenlik yapan Erkan Cüce “Bir keresinde öğrenciler beyazlar hakkında olumsuz konuşuyordu. Bunun üzerine ‘Ben de beyazım. Neden benim yanımda beyazlara küfrediyorsunuz’ diye sordum. Yanıt olarak bana ‘Aman hocam, senin sadece tenin beyaz. Sen bizdensin, Afrikalısın’ dediler” diye anlatıyor. Kenya’da Türk öğretmenler de halkla yakınlaşmış durumda. Öyle ki, yerel halkın kullandığı dolmuş benzeri kalabalık ulaşım aracı Matatu’lara binen ilk beyazlar Türkler oldu. Bu yüzden onlara ‘fakir beyazlar’ deniyor.

 

ABD’de 20 bin öğrenci

 

ABD’de 50 kadar şehirde Türk kültür merkezi bulunuyor. Bu merkezler özellikle yemekleriyle ünlü ve zaman zaman Türk yemekleri haftası düzenliyor, Türkçe kursları veriyor. Ancak ABD’ye ilişkin en önemli bilgiyi gazeteci Tuncay Opçin veriyor. Bu ülkede Gülen grubunun etkisi altında 20 bin öğrenci var. Bunların büyük çoğunluğunu Türkiye’den lisans ve lisansüstü eğitim için ABD’ye gidenler oluşturuyor. Gülen taraftarları ise ABD’nin kuzeyinde beş özel okul açtı. Buralarda ağırlık olarak Türk öğrencilere eğitim veriliyor. Altı yıldır ABD’de yaşayan Fethullah Gülen de, bu ülkede faaliyet gösteren Mevlana Forum’un onursal başkanı. 

Kanada’da kültür merkezleri, Meksika’da ise hem kültür merkezi, hem okul var. Meksika’nın başkenti Meksiko City’de açılan okul geçen yıl öğrenime başladı ve otuza yakın öğrencisi var. Orta Amerika’nın diğer ülkelerinde ise Gülen grubunun herhangi bir faaliyeti yok.

 

Tango diyarına mehter okulu

 

Küresel bir strateji izleyen Fethullah Gülen hareketi Güney Amerika’nın beş ülkesinde kültür merkezi açtı. Mart ayında da Arjantin’de bir okul açmak için hazırlık yapılıyor.

 

Uzun süredir Fethullah Gülen’in eğitim faaliyeti içinde yer alan Dr. Ali Bayram son dönemde sık sık Güney Amerika’ya gidiyor. Bayram’ın verdiği bilgiye göre Gülen’i izleyenlerin Güney Amerika’daki faaliyetleri bir, iki yıl önce başladı ve şimdilik kültür merkezleriyle sınırlı. Bolivya’nın Cochabamba kentinde, Arjantin’in başkenti Buenos Aires’te, Şili’nin başkenti Santiago’da, Kolombiya’nın başkenti Bogota’da, Brezilya’nın ekonomik başkenti Sao Paulo’da Türk kültür merkezleri bulunuyor. Venezüela’da da merkez açılması yönünde gelen talep değerlendiriliyor.

Kültür merkezlerinin hepsi küçük çaplı. Her birinde ortalama 30-40 öğrenci var. Öğretmen sayısı da bir elin parmakları kadar. Ancak Arjantin’deki durum yakında değişecek. Zira martta Buenos Aires’te Güney Amerika’daki okullardan ilki açılacak. Dolayısıyla öğrenci ve öğretmen sayısı artacak.

Bayram, Güney Amerika’da Türk kültürüne büyük merak olduğunu ve çeşitli yaş gruplarından, çeşitli sosyo-kültürel ortamlardan bu merkezlere kaydolduğunu aktarıyor. Kız-erkek ayrımı yapılmadan kabul edilen öğrencilere Türkçe dil eğitiminin yanı sıra Türk kültürünü tanıtıcı dersler veriliyor; Türkiye tarihi, el sanatları, yemekleri, turistik değerleri anlatılıyor.

Merkezlere katılım ücret karşılığında gerçekleşiyor. Arjantin’de açılacak okul da paralı olacak. İngilizce eğitim verilecek okulda Türkçe seçmeli ders olarak okutulacak.

 

Okyanusları aştılar

 

Fethullah Gülen taraftarlarının Asya-Pasifik bölgesine yönelik ilgisi 1993 yılına kadar uzanıyor. Bu tarihte Avustralya’da ilk Türk okulu açıldı. Altın Nesil Vakfı’nın öncülüğündeki okulların bugünkü sayısı yedi. Buradaki okullar öncelikle 150 bin kişilik Türk göçmenlerine sesleniyor. Eğitimin hedefiyse öğrenim çağına gelen Türk çocuklarının asimile olmasını engellemek ve Türkçe’yi öğrenmelerini sağlamak.

Asya-Pasifik bölgesinde Filipinler, Endonezya, Japonya, Güney Kore, Malezya, Burma, Kamboçya, Tayland, Vietnam ve Malezya’da da Türk eğitim kurumları bulunuyor. Bunların bazıları lise düzeyinde, bazıları da sadece kültür merkezi seviyesinde.

Gülen taraftarlarının Japonya’da da uluslararası bir okulu var. Geçen yıl 30 öğrenciyle faaliyete geçen okul, dünya çapındaki tüm uluslararası okulların bağlı olduğu ECIS’a bağlı. Japonya’daki dil okullarıyla kültür merkezlerinin varlığı ise çok eskilere dayanıyor. Buradaki beş dil okulunda Türkçe öğrenenlerin sayısı yedi binin üzerinde. Bunlardan 250’si konuk öğrenci olarak Türkiye’ye gelip, Türk ailelerin yanında kaldı. Gazeteci Tuncay Opçin, Japonya’nın belli başlı tüm kentlerinde de Türk kültür merkezlerini bulunduğunu belirtiyor.

Filipinler’deki okulların koordinatörü Tevfik Aydınlıoğlu ise bu ülkede dört okul bulunduğunu söylüyor. Buralarda 600’e yakın öğrenci eğitim görüyor. Aydınlıoğlu, Filipinliler’in yurt dışına gidip hizmet sektöründe çalışmak istediği, gençlerin pek çoğunun ABD hayalleri kurduğunu belirtiyor. Ardından da öğrencilerine özgüven kazanıp, başka alanlarda çalışmaları için telkinde bulunduklarını aktarıyor.