mahmatlikoyu.sitemynet.com
Mahmatlı Köyü Şiirler Resimler Muharrem KILIÇ Hatıralar Ankara İlimiz Gölbaşı İlçesi Dilimiz Türk Soykırım Gerçeği Katkı Sağlayanlar Linkler Hazırlayan

Şiirler

Güller solmasın...

KEZO DAYI

kezo_day_.jpg

"Köyümüzün bakkalıydı
ve bilinmeziydi Kezo Dayı..."

Köyün her taşında hakkı var idi,
Mahmatlı bilemedi,nurlu sır idi...
İşi gücü Allah! Garip kul idi,
Hak ipinden tutmuş el Kezo Dayı...

Yanık sesiyle İlahiler söylerdi,
Sesli dua eder, Hak'kı dilerdi,
Gönlü zengin, tevazuyla gülerdi,
Bilinmeyen coşkun sel Kezo Dayı...

Hürmetine yağmur yağdı kurakta,
Bineği pek çok olur yarın sıratta,
Heybeleri rahmet dolu bin atla,
Hak yolunda gitti, gül Kezo Dayı...

KANDEMİR'im sırlar sırra kavuşur,
Baki Allah! faniler hep savuşur,
Peygamber el açar,dostlar kavuşur,
Şefaat sırrına, yol Kezo Dayı...

İsmail KANDEMİR
12.04.1998



YARAB , BOŞ ÇEVİRME

Hacet kapım senin benim .
N'olur Ya Rab, boş çevirme .

Aşkınla doldur gönlümü.
Doldur Ya Rab ,boş çevirme.

Bu kapı ,sana açılan,
Yoldur, Ya Rab boş çevirme.

Kapında fakir bir fani,
Kuldur Ya Rab, boş çevirme

Bize kar'ı ve zararı
Bildir Ya Rab, boş çevirme .

Bizi kevser ırmağına ,
Daldır, Ya Rab boş çevirme.

Anlamadık , bu ne güzel
Haldir ,Ya Rab boş çevirme.

Aramızdan perdeleri,
Kaldır , Ya Rab boş çevirme.

Senden gafil bir tek nefes,
Zuldür Ya Rab , boş çevirme.

Her nefesi huzurunda ,
Aldır Ya Rab ,boş çevirme.

Koy Birfani yansın nara ,
Gönlünü açsın imara ,
Daldırmazsan ummanlara,
Öldür ,Ya Rab, boş çevirme.

Muharrem KILIÇ
15-03-1999 İSTANBUL

dalga.gif

ÇARE

Vatansever çileli,kavgasında hep yalnız,
Yiğitlere hasret Türk,atılgan olmalıyız...
Bizden görev bekliyor,Türk yurdu vatanımız,
Binlerce yıllık ruhu yeniden bulmalıyız...

Topyekün bir saldırı,hedefinde milletim,
Dünya var ardında,Ermeni denen illetin,
Ne zamanı uykunun,ne cahilce gafletin,
Biz Türklüğün kurtuluş mimarı olmalıyız...

Aranmalı hep dostlar, aranınca gitmeli,
Türk'ün bir derdi varsa,imdadına yetmeli,
Her Türk önce milletin davasını gütmeli,
Mensubiyet şuuruyla bir bütün kalmalıyız...

Emperyalist odaklar Türk'e kefen biçerken,
Başım zulüm içinde,"sus" zehrini içerken,
Yeni nesil Avrupa sevdasıyla uçarken,
Hayallerden vazgeçip,gerçeği bulmalıyız...

Devlet bir mefhum değil,geleneksiz dik durmaz,
Kaynağını kaybeden, ihanetleri görmez,
Yalana hece olur, gerçeğe kulak vermez,
İşte gaflet bu denli,akıllı olmalıyız...

Kerkük, Musul ! Kaydı gitti elimden,
Kıbrıs oldu sil baştan,adı düşmez dilimden,
Türk Oğlu!Zor bu günler,sakın dönme yolundan,
Bu asra Türk mührünü yeniden vurmalıyız...


İsmail KANDEMİR
30 Mayıs 2005
ANKARA

c3_80.jpg

SOYKIRIM

Türk'üm ! Asırların harı var bende,
Merhamet duygumun karı var bende,
"Kadın çocuk masumdur" arı var bende,
Hangi asırda kimi kırmışım ben,
Hangi kadını çocuğu vurmuşum ben...

Ruslarla bir olup Türk'ü kestiler,
Boğazlayıp çukurlara bastılar,
Ekmek yedirdiğim kaba kustular,
Soykırım yalanıyla susan Türk'üm ben,
Ermeni eliyle kırılan ırkım ben...

Tandırda kuyuda Türk'ü kırdılar,
Ersiz kadınlara zulüm verdiler,
Rus'u, Fransız'ı hepsi birdiler,
Van, Maraş' da vurulan Türk'üm ben,
Göz önünde soyu kırılan Türk'üm ben...

Dokuz yüz on beş' de vurup gittiler,
Otuz beş yıl önce yine bittiler,
Onlarca yiğidi şehit ettiler,
Avrupa'da vurdu Ermeni beni,
Nasıl katil ilan ederler beni...

Azerbaycan'ım, Ey! Can Azerbaycan,
Elçi Bey'den beri yaşıyor heycan,
Karabağ'da sürülen bir milyon can,
Öz yurtta vahşice vurulan benim,
Hocalıda yüz bin kırılan benim...

Asır değil daha on yıl öncesi,
Parçalandı orda Türk'ün sinesi,
Neden duyulmaz insanlığın sesi,
Dünyanın yüzü yok,közde öz benim,
Soyu kırılan Türk! Artık söz benim...

Ey,Milletim! hain plan kapıda,
Saldırsa da zalimlerin topuda,
Yaşayacak Türk'ün soyu sopuda,
Kıranlar Ermeni, kırılan benim,
Söylenecek Türk'de, Türküde benim...

2005 - ANKARA
İsmail KANDEMİR

114_1_.jpg

TÜRK'ÜM

Ben tarihi yazan Türk'üm,
Aleme nizam Türk'üm.
Milletler kavgasında
Kaderler çizen Türk'üm !

Üç kıtada gezen Türk'üm,
Zalimleri ezen Türk'üm.
Kölelik kavgasında
Hesaplar bozan Türk'üm !

İsmail KANDEMİR
Ankara 2005

ks_1_.gif

BAYRAMDI

1978'di...
Bahar gelmişti.
Kuş cıvıltıları vardı,
Çocuk seslerine karışmış.
Anneler telaş içinde,
Öğretmenler har har çalışıyorlardı.
22 Nisandı.
Yarın bayramdı.
Eğlenceler vardı,
Baharı ve bayramı
Karşılayan sevinçler
Kışın çilesini unutturmuştu.
Mutluyduk
Çocuktuk
Ve hayat güzeldi.
Ben o günlerde çalışırdım
Dayımlarda kalırdım
Bir haber verdiler
Sabahın ve baharın
Mahmurluğunda.
Annem rahatsızdı
Ama o kadarda
Düşkündü evlatlarına
Geceden beni istemiş
Ama haberi sabaha kadar
Bekletmişlerdi .
Kardeşim geldi
"Annem seni istiyor"dedi.
Kalktık otobüsle eve geldik,
Eve girdiğimde bir sessizlik
İnceden inceye bir Yasin sesi vardı
Ama annemin bakışları orda değildi
Annem susmuştu,
Islak pamuk dudaklarını
Okunan Kur'an ruhunu serinletiyordu.
İçeri girerken çoraplarımı
Ve üstümü çıkardım abdest için.
Annem gidiyordu
Fani ömrün son durağında
Kendisini alacak
Ötelere götürecek
Emaneti sahibine ulaştıracağı bekliyordu.
İçeri girdim
Anneme baktım,
Kapının üst kısmına doğru yönelmiş
Kilitlenmiş bakışlar çözüldü,
Bana baktı
Beni süzdü
Ve geriye doğru başını kaldırarak
"Allah"diye duyduğum hafif bir sesle
Arkaya doğru hareketlendi
Göğsü yükseldi
Ve sayılı son nefesi de
Bırakıverdi.
Annem gitmişti,
Annesizlik başlamıştı...
Bu gün 22 Nisandı,
Telaş vardı her yerde
Yollar bayraklarla süslenmiş
Çocuklarsa
Bayram kıyafetleriyle
Yarınki gösteriye hazırlanıyorlardı...
Ama bizim Mahmatlı'da
1978'de bayram yaşanmadı
Kutlanmadı 23 Nisan.
...
Bugün 23 Nisan.
Ve çocuklar anneleriyle elele
Okulumda gösteriye geldiler
Annemi gönderdiğimiz günden
27 yıl sonra..
Çocuklar annesiz kalmasın diye
Ellerinden tutup getirsin bayramlara
23 Nisanlarda bırakıp gitmesin diye
Hüzünle,
Ve annesiz bayramlar olmasın diye
Gönlüme düşen ateşi yazdım
Bu gün 23 Nisan,
Sevinin çocuklar
Bu gün bayram
Ve bayramlarda hüzün yoktur...
Merhaba Annem,
Sende sevin bugün bayram
Ve Torunun da bu bayramda şiir okuyor,
Ve elinde Türk bayrağı ile yürüyor,
27 yıllık bayram hüznümü
Ayrılığı yaşamak değil,
Artık annemi yaşatmak istiyorum,
Torunlarının gözlerinde
Onun yaşama sevincini görmek
Ve onlara
Nasıl bir Annenin çocuğu olduğumu
Ve sevgiyi göstermek istiyorum,
Benimde ömrümün sonu
Sayılı nefesimin sonuncusu
Gelene dek...
Kutlu olsun !
Bugün bayram
Bugün 23 Nisan...

İsmail KANDEMİR
23 Nisan 2005- Ankara

ag00218__1_.gif

guney28_2_.jpg

kalem_1_.gif

Allahın adıyla...

Bağımsız Türk Yurdunda kanat çırpmayı unutmayasın Kuş! Senin kadar olamayanlar var,bilesin...

HATIRALAR

"Rahmetli Annem ve Anneannemin
Aziz Hatıralarına..."

Aleme hayatı anlatmak değil,
Yaşanana dair bir kaç hatıra.
Geçmişin önünde saygıyla eğil,
Koca ömür sığmaz üç beş satıra...
Sene altmışbir,yirmiş beş eylülde,
Doğmuşum da, gidiş vakti bilinmez...
Hayal,kaygı neler yok ki ömürde,
Gül anamdan kalan izler silinmez...
...
Ankara,Gölbaşı,köyüm Mahmatlı,
Rüyamdaki yeşilliğin gözlerim,
Hoş kadındı Anneannem rahmetli,
Bir annemi,bir de Onu özlerim...
Köy suyunu çevirirdik bahçeye,
Bu gün kokulu al gülleri bitmez...
Ömür kavşağından dönsem geriye,
Tandır çökmüşte ocağı tütmez.
Pişmaniye büküp Turan Dayımla,
Dırmıkta kevgirle balık tutardık,
Bilir bilmez bacak kadar boyumla,
Dua edip , rüyalara yatardık...
Ateş kısık,höşmerimler pişerdi,
Dilim damağımda közü var şimdi...
Fındık peşimizden koşar havlardı,
Hatıra ufkumda izi var şimdi...
Bitmez ki Mahmatlı hatıraları,
Eski günler,gönle hüzün katıyor...
Onlarla güzeldi hep buraları,
Analar şimdi yan yana yatıyor...

İsmail KANDEMİR
1998 Ankara

ŞEHİTLER AĞLIYORDU !

Çanakkale Şehitlerine.

Bu gün 18 MART GÜNÜ,
ÇANAKKALE burası.
Türkün çelik göğsünde,
Bombalar patlıyordu.
Bu özgürlük savaşı,
Türkün bir sınavıydı,
Hepsi ölümü görmüş,
Ardına bakmıyordu.
Bayırlardan aşağı,
Kan boşa akmıyordu.

Cephede dua edip,
Çölde sırtımdan vurdu,
Arabın ihaneti,
Aklımdan çıkmıyordu.(1)

Esrarengiz bir bulut,
İmdada yetişmişti,
Yukarılardan kopup,
Bir düzlüğe inmişti.
Bir bölük İngilizi,
Almadan kalkmıyordu. (2)

1) Mekke Emiri Şerif Hüseyin, Çanakkale'de cepheyi gezip, Türk askerinin zaferi için dualar ettikten sonra, Arabistan a dönünce Osmanlı ya isyan etmiş ve oradaki Türk askerini sırtından vurmuştu.

2) Çanakkale savaşları sırasında yaşanan bir doğa üstü olaydır Esrarengiz bulut Bir düzlüğe inen beyaz bulut, İngiliz Kraliyet Norfolk Alayından, yürüyüş halindeki bir bölük asker bulut yoğunluğu içinden geçerken havalanmış ve o bölükteki İngiliz askerleri de bir daha ölü veya diri olarak görülmemiştir.
Eğer bu yurt bizimse,
Burada ölmeliydik.
Sonra asırlar boyu,
Daima gülmeliydik.
Diyerek bizim için,
Orada öz dedemiz,
Vurulmuş tam alnından,
Yatıyordu tertemiz.
Yüzünde ne bir korku,
Ne de bir acı izi,
Asla okunmuyordu,
Gözetliyordu bizi.
Onlar gülen bir yüzle,
Şehitlere karıştı,
Her biri şerefiyle,
Taa Uçmağa varmıştı.

Ne ana, ne avrat, ne çocuk,
Ne tarla, ne çift, ne çubuk,
Düşünmeden öldüler,
Türklüğün onuru için,
Toprağa gömüldüler.

Hemen her an, her yerde,
Asker onu arardı,
Her cephede, siperde,
Bir çift şimşek göz vardı.
Düşecekken bir siper,
Şimşek gibi çakardı.
O alev gibi bakan,
Gözün sahibi Türk'tü.
O gözler Mustafa Kemal,
O gözler Atatürk'tü.
Onu gören her asker,
Aslan kesiliyordu,
Üç yüz okka mermiyi,
Namluya sürüyordu.(3)

(3)Seyit onbaşı, tüm arkadaşları vurulup, tek başına kaldığında, 276 kiloluk top mermisini tek başına namluya sürüp, İngiliz savaş gemisinin bacasından içeri düşürerek gemiyi ikiye bölüp, boğazın mavi sularına gömmüştü.

Bu hengame içinde,
Zafere yürüyordu.
Aydınlık geleceğin,
Düşünü kuruyordu.
*
Gemiler binlerce mil,
Öteden geliyordu,
Türk nesli uyuyordu,
Şehitler ağlıyordu.

Binlerce Anzak torunu,
Bir ilk bahar şafağı,
Dedesinin çıktığı,
Kıyıya çıkıyordu.
Türk nesli uyuyordu,
Şehitler ağlıyordu.

Şafaktan nice önce,
Başlamıştı ayinler,
Tütsüler, dualar,
Gözyaşları, Amenler.
Orda bunlar olurken,
Türk nesli uyuyordu,
O toprakta can veren,
Şehitler ağlıyordu.

Dünyanın bir ucundan,
Anzak kalkıp geldi de,
Bir tek Türk bulunmadı,
O gün Çanakkale'de. (4)
Şehitler torunlarını,
Boş yere arıyordu.
Türk nesli uyuyordu,
Şehitler ağlıyordu.

(4)Genç ihtiyar demeden 7000 Avusturalya lı Anzak torunu, nisan ayının bir şafak vakti, dedelerinin çıkarma yaptığı koya ayak basıyorlar ve dedelerinin hatıralarını canlandırıp, onları yad ediyorlar. Bizler ise, bu toprakları bizim için kanlarıyla sulayanların niçin öldüklerini unuttuk bile.(!)

Bu evlatlar için mi
Kurtardık bizler yurdu?
Tasmalı it mi oldu,
Türk'ün eşsiz Bozkurtu?
Biz cepheye giderken,
Tüm millet ağlıyordu,
Ne oldu da yüz yılda,
Oğuz soyu kurudu?
Diyerek bakıyordu,
Şehitler ağlıyordu.

Türk kanı oluk oluk,
Aktı Seddülbahirde,
Bu yurt Türk'ün yurduydu,
Evvelde ve ahirde.
Sonsuza dek böyledir,
Hem köy, hem de şehirde,
Yeter ki tek bir tane,
Türk yaşasın o yerde.
Unutmaz bu soy bizi,
Olsa hazar-seferde.
Diye umutlanıyor,
Boğaza bakıyordu,
Türk nesli uyuyordu,
Şehitler ağlıyordu.

*

Savaşı yaşayanın,
Yetim balaları var.
Cepheden kaçanların,
Burda yalıları var.
Öldüler o savaşta,
Cümle okur-yazarlar.(5)

(5)Çanakkale savaşlarında, asker azlığı yüzünden, bütün asteğmenler cephe içinde savaşmış, hatta lise son sınıf öğrencilerinin tamamı da savaş için cepheye gitmiştir. İstanbul erkek lisesi o yıl hiç mezun verememiştir. Çünkü bütün son sınıf öğrencileri Çanakkale'de şehit olmuşlardır. Bu savaşta şehit olanların çoğu, bu ülkenin geleceğini hazırlayacak olan aydınlar olacaktı. Ancak vatan savunması uğruna hepsi şehit oldu. Bu nedenle, Çanakkale savaşları tarihimizde Okumuşlar savaşı olarak da anılır.


Böylece bu milleti,
Hep cahil bıraktılar.
El, uyduruk tarih yazdı,
Aval aval baktılar.
Şehitlere saldıran,
İte destek çıktılar.
Eey yiğit Türk Ulusu,
Uyan, uyan uykudan.
O peşine düştüğün,
Kanına ekmek doğrayan.
Bak, senin kardeşlerin,
Köyde, kentte ağlayan.
Fakat sen misin halen,
Düşmana bel bağlayan?

Atalar ne demişler:
Su uyur düşman uyumaz
Korkarım bu gafleti,
Tarih yanına koymaz.
Bu toprakta atamın,
Kanı kurumadı ki.
Savaş şekli değişti,
Savaşlar durmadı ki.

Bizler boşa mı girdik,
Genç yaşta bu toprağa?
Madem sahip değilsiniz,
Bir emanet bayrağa.
Ne diye İnsan gibi
Gezersiniz dünyada?
Şu halinize bakın,
Aciz, basit misiniz?
Kurt kanınız kurumuş,
Tasmalı it misiniz?
Biz ruhlar ordusuyla,
Çıkıp sekiz kapıdan,
Terk eyledik uçmağı,
Tehlikedeymiş vatan.
Gelip baktık ki yurda,
Her yanı düşman almış.
Benim yiğit evladım,
Dağlarda garip kalmış,

Türkün kanında ateş,
Sönmüştü, yanmıyordu.
Türk Türk'e güvenmiyor,
Türk'e inanmıyordu.
Tanrım, giy çizmelerini,
Türkler uyanmıyordu.”
Diyerek söz bağlıyor,
Şehitler ağlıyordu.
*
Atalar yokluk ile.,
Bu devleti kurdular
Bu millet için onlar,
Akıl-fikir yordular.
Islatıp çarık yediler.
Millet-Devlet” dediler.
Çalmadı çırpmadılar,
Fabrikalar kurdular.
Kara saban sürerken,
Uçağa atladılar.
Devleti kuranların,
Yoktur şahsi serveti.
Çünkü onlar İnsandı
Soymadılar milleti.

O gün, şehitler gururla,
Ölmedik boşa diyordu.
Bu günleri görünce,
Şehitler ağlıyordu.

Nereden türediler,
Bu milletin başına?
Sırıtarak baktılar,
Milletin göz yaşına.
Hep çalıp, çırpıyorlar,
Karınları doymuyor.
Gariban millet ise,
Taş, taş üstü koymuyor.
Zarar ediyor diye,
Fiyat ucuzlattılar,
Bu milletin malını,
Haraç - mezat sattılar.

Türk, Türkün devletinde,
Aciz bırakılmıştı.
Makam, mevki dağılmış,
Türk açıkta kalmıştı.
Güç-bela bir makama,
Varsa, gelebilenler,
Hep onlardı, ezilen,
Ve sürgün edilenler.

Osmanlı'dan bu yana,
Türk'te para olmadı.
Ne çilesi, ne cebi,
Hiçbir zaman dolmadı.
Zaman zaman içinden,
Çıkan mankurtlar oldu.
Parayı ve makamı,
Sadece onlar buldu.

Şehitler bu duruma,
Hep şaşkın bakıyordu,
Ve Türk nesli uyuyor,
Şehitler ağlıyordu.

*

Milletimin ufkunu,
Sardı kara bulutlar.
Ne bir tek yol gösteren,
Ne de umut veren var.
Memurun tuzu kuru,
Maaşı alıyordu.
Sözde siyasetçiler
Çalıyor, çalıyordu.
Vatandaş yine çaresiz,
Kenarda kalıyordu.
Eve kuru ekmeği,
Götüremiyor bak Türk!
Nerdesin Mustafa Kemal,
Neredesin Atatürk?

Uçmaktan gelen ruhlar,
Her gün çoğalıyordu,
Gözyaşından oluşmuş,
Denize dalıyordu.
Bu Türk nesli uyuyor,
Şehitler ağlıyordu.
*
Toplum toptan çıldırıp,
Cinnet geçirecekken,
Gök gürledi sandılar,
Bir gün şafak sökerken.
Ruhlar dirilmişlerdi,
Ve cana gelmişlerdi.
Dost kimdir, düşman kimdir,
Onları bilmişlerdi.
Kurultayı toplayıp,
Hakanı seçmişlerdi.
O şimşek gözlü hakan,
Ortada duruyordu.
Muhtaç olduğun kudret,
Damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
Diye haykırıyordu.
*
Millet el ele verdi,
Ve tekrar kenetlendi.
Artık, dostuna Yunus,
Düşmanına Bozkurt'tu.
Bu durum şerefsizi,
Ve soysuzu korkuttu.
Hepsi, sebeplendiği,
İtin yolunu tuttu.

Türk nesli uyanmıştı,
Kanı tutuşuyordu.
Damarındaki asil kan,
Kaynayıp coşuyordu.

Birfani o gün yine,
Türk'ü Türk'e bağlıyordu,
Şehitler, şimdi artık,
Sevinçten ağlıyordu.


Muharrem KILIÇ
19.09.2002
İSTANBUL