mazmate.sitemynet.com
04112006061.jpg

Anasayfam
Hazar Pide
Köyümüz
Resimlerim
Fıkralar
Yöresel Sözler
İlgiç Hikayeler

İlgiç Hikayeler



AŞKIN BÖYLESİ

20 Yaşındaki George Selking , aşıktı ama bir kadına veya bir erkeğe değil , George otomobillere aşık görülmemiş bir fetişisti. Auistin Metro model arabası vardı , ayrıca Vauxshall Nova , Fiat Uno ve Ford Fiesta marka arabalardnda vazgeçemiyordu , Austin'e günlerce biniyor , mecburiyet dışında hiç inmiyor , saatler boyunca tek başına oturuyor ve kadınlarla hiç ilgilenmiyordu.George , psikiyatri tedavisine alındı , aylar süren tedaviler sonrasında Austin'inden , vazgeçerek , normal yaşama döndü ve sonunda bir kıza aşık olmayı başardı , evlenme teklif etti kızın adı mı? Mercedes'ti



UĞURSUZ ARYA

1852 Yılında , Paris Operası Kral 6.Challes tarafından açıldığında , öylesine olay olmuştu ki , gazeteler açılışı "Ezici bir başarı" olarak nitelediler. Açılış gecesinde dönemin en ünlü tenoru Mafiani baş roldeydi. iİkinci tenor "Tanrım onları ez..." diye başlayan aryasına başladığında Mafiani'nin gözleri tavana ilişti , kubbenin hemen altında bulunan "Kedi balkonu" denen çember balkandon dev bir parça yerinden koparak düştü beton blok , doğrudan talihsiz tenorun üzrine geldi ve onu ezerek öldürdü.Herşeye rağmen , gösteri sürecekti , ertesi gece Mafiani ön sıraları boş olan salonda yine sahneye çıktı ve o an geldi , yine "Tanrım ,onları ez..."aryası başladığı anda tenorlardan birisi göğsünü tutarak yere düştü , kalp krizi geçiriyordu ve kurtarılamadı.Yapımcılar ve sorumlular panik halindeydiler ölümün üçüncü kez geleceğine inanıyorlardı.Ama Mafiani direndi ve meşum aryanın söylenmesine karar verdi.O an geldiğinde orkestra susacak ve sonra devam edeceklerdi.Gerçektende öyle oldu , orkestra sustu ama müzisyenlerden birisi refleks olarak sözcükleri mırıldandı.Mafiani duydu ve adama ters ters bakarken kemancılardan birisi aynen bir önceki gibi , kalp krizi geçirerek o anda yaşama veda etti.Artık herkes pes etmişti , Opera kapatıldı , oyun kaldırıldı aylar sonra bir başka oyunla açıldı ancak o oyun birdaha hiç oynanmadı.



KOYUNUN İNADI...

21 Nisan 1996'da, Avustralya, Skye'de polisler, dağcılar ve korucular üç saat uğraştıktan sonra, 45 metrelik bir uçuruma düşmüş olan hamile bir koyunu kurtarmayı başardıklarında yorgunluktan bitmişlerdi. Korucu MacLure hayvanı yukarıya çıkardığında, herkez alkışlıyordu. Koyunu yere bırakan korucu üzerine takılı askıları çıkardıktan sonra hayvana dönerken, koyun birden fırlayarak uçurumdan aşağı atlayıverdi. Bu kez ölmüştü.



LANET KAFA TASINDA MIYDI?

İngiltere, Suffolk'daki Le Willow kasabasında toprağını kazan çiftçi Ronnie Rayson, bir ağacın altına gömülmüş bir bavul buldu, heyecanla içinde para var zannıyla içini açtığında bir kafatasıyla karşılaştı. Sinirinden bavulu tekmeleyerek çöpe attı, yetmi-yormuş gibi ayrıca ağacı da kesti, arkadaşları kafatasının lanetli olabileceğini, hata ettiğini söylediklerinde onlarla alay etti. Rayson, ertesi sabah çalışırken, elektrik testeresiyle elinden ciddi şekilde yaralandı, ardından ayağına bir çivi saplandı, iki gün içinde ayağı iltihaplandı, yürüyemez oldu. Derken sarılığa yakalandığı anlaşıldı, hastaneye kaldırıldı ve orada öldü. Kafatası hala çöplükte duruyordu, günler sonra birinin aklına gelip baktığında, yerinde yeller esiyordu. Acaba kimindi?



RÜYALARA İNANIR MISINIZ?

California, Oakland'dan Pearl Anderson rüyasında, bir kumar makinesinden paraların fışkırdığını gördü. Sabah uyandığında arabasına atladığı gibi soluğu Nevada ,Reno'da aldı. Reno'ya vardığında saat sabahın ikisiydi, hiç beklemeden önüne gelen ilk kumarhaneye dalıp soluğu makinelerin başında aldı. Makinenin kolunu ikinci kez çektiğinde, beş yedilinin yanyana durduğunu gördü; bir milyon dolar kazanmıştı.

YİPPPEEEEE!...

48 Yaşındaki Harold Brown, San Fransisco'daki Transamerica Piramidi'nde güvenlik görevlisi olarak çalışıyordu, bir sabah aniden haykırmaya başladı; "insanı zirvede görmek istiyorum, ben Tanrı tarafından gönderildim." diyerek koşmaya başladı. Arkadaşları peşinden koşup yakalamaya çalışırlarken, 29. kattaki hava şaftından aşağı atladı. 90 metre yükseklikten aşağı düşerken "yipppeeeee" diye bağırıyordu, 100 km. hızla beton ze-mine çarptığı son anda bile bağırmasını sürdürdü. Düşerken t-shirt'i ve jean'i hız yüzünden üzerinden yırtılarak çıkmıştı. Sonra ne mi oldu? İki dakika kıpırdamadan yerde kaldı sonra kıpırdadı ve başını kaldırarak gülmeye başladı. Bacakları, dizleri ve topukları kırılmıştı ve tüm gördüğü zarar buydu; Hiçbir iç kanaması olmadığı gibi, organları da zarar görmemişti. Ambulansla hastaneye götürülürken, "Camptown Races" adlı şarkıyı mırıldanıyordu.

KIRK YAŞINDAN SONRA 60 CM'LİK BOYNUZU OLDU

Orage Easterwood, ABD Nebraska'da yaşıyor ve başı gerçekten dertte.Başında uzamaya başlayan boynuzun uzunluğu 60 santime ulaştı.Ölünceye kadar, bir metreyi aşacağı düşünülen boynuzun çıkış nedeni, tüm doktorların çabalarına rağmen anlaşılamadı.Bazı doktorlar neden olarak vücudun aşırı keratin üretmesini gösteriyorlar.Bu madde keçilerde ve ineklerde bulunuyor.

DEV ÇEKİRGE

Yeni Zelanda'lı çiftçi Barry Gissler, 28 nisan 1992'de Reefton'daki çiftliğinde inanılmaz bir olay yaşadı.Tüfeğiylev vuup öldürmek zorunda kaldığı çekirgenin ağırlığı tam 12 kg.Böcek uzmanları bugüne kadar görülmüş en büyük çekirge olduğunu belirtiyolar.




ÖLÜMÜNDEN SONRA DOKTOR ÇAĞIRDI...

Phladelphia'nın tanınmış sinir uzmanlarından olan Dr. S,Weir Mitchell, bir kış akşamı, muyehanesinde yorucu bir gün geçirdikten sonra, koltuğunda uyuya kalmıştı.Zil sesiyle uyanarak kapıyı açtığında, orada omuzlarında yıpranmış bir atkıyla duran zayıf ve titreyen bir genç kız gördü.Doktora onunla gelip çok hasta olan annesini tedavi etmesi için yalvarıyordu.Yağmur yağıyordu ve doktor kızla beraber eski bir eve kadar gitti ve kız onu orada birinci kata çıkardı.İçerde eskiden evinde hizmetçisi olan hasta bir kadın vardı.Mitchell, kadına zatüre teşhisi koydu ve gerekli ilaçları aldırtmak için odaya gelmemiş olan kızı aradı.Bu arada da, kadını elinden geldiği kadar teselli ederek, bu kadar iyi bir kızın annesi olduğu için tebrik etti.Yaşlı kadın şaşkındı, kızının bir ay önce öldüğünü ve ayakkabıları ile atkısının küçük dolabın üstünde olduğunu söyledi.Dehşete düşen Dr. Mitchell, dolabın üstüne bakınca, orada kapısını çalan garip kızın omuzlarındaki atkıyı gördü.Katlanmış ve kuruydu yani o gece dışarıda giyilmiş olması imkansızdı.Ve ona yolu gösteren kız yoktu...



Başlık Buraya Gelecek

Bu bölüme, kendi belirlediginiz konuyla ilgili bir yazı girin.




Katil Michael Godwin , ABD'de Culumbia'da cinayetten ölüme mahkum edilerek , elektrikli sandalyede idamına karar verildi.İdamına birkaç saat kala avukatlarının çabaları sonucunda Eyalet Komitesi tarafından ölüm cezası , ölünceye kadar hapse çevrildi.Haftalar sonra Godwin yeni hücresinde metal bir iskemleye oturmuş hücreye yeni gönderilen televizyonu karıştırıyordu.Nasıl olduğu hala bilinmiyor , televizyonun elektrik kablasu metal iskemleye deydi ve Godwin çarpılarak can verdi aynen kurtuldulduğu elektrikli sandelyede olacağı gibi.Kabloda minicik bir sıyrık vardı , belki bir fare kemirmişti veya başka bir nedenden... ama İlahi Adalet Godwin' bağışlamadı...

ŞURUP FELAKETİ

15 Ocak 1919'da Boston'da Puriti Dist.Şirketi'ne ait dev tanklar peş peşe patladı.Yaklaşık 8milyon ton şekerli şurup , kente yayıldı , kentin önemli bir bölümü iki metre yüksekliğindeki tatlı bir bataklık haline geldi.İnsanlar yüksek yerlere sığındılar , binalar yıkıldı.Binlerce insan ve hayvan şuruba bulanarak hareket edemediler vagonlar , arabalar , bisikletler ezildi , bina girişleri çöktü.Sonuçta 21kişi öldü , 150 kişi yaralandı ve Boston caddeleri aylar boyunca yapış yapış kaldı.Patlamanın nedeni hala bilinmiyor.



PELE YANARDAĞI-8 MAYIS 1902

Fransız Antilleri'nin en kalabalık şehri olan Saint-Pierre De La Martinique
yüzyıllardan beri uyuyan Pele Yanardağı'nın yamaçlarında kurulmuştur.
25 Nisan 1902'de, yanardağın ağzında hafif bir duman görüldüğü zaman buna
kimse aldırmadı.Öte yandan dağdan gelen çobanlarda günlerden beri kükürt kokusu
duyduklarını söylüyorlardı. Daha sonraki günlerde uzaktan uzağa gelen patlama
sesleri duyuldu; Gökyüzü zaman zaman şimşeklerle aydınlandı. 5 Mayıs'ta dağdan
yuvarlanan kocaman bir kaya şehrin uzağındaki bir fabrikayı yıktı; 7 Mayıs'ta
Saint-Pierre'den geçen nehirde sayısız ölü balıklar görüldü. Şehir halkından
çoğu kaçmak istemesine rağmen ilgili makamlar hiçbir tehlike olmadığını söylüyorlardı.
7 Mayıs'ı 8 Mayıs'a bağlayan gece, Pele Yanardağı'nın tepesi kor gibi bir hal aldı.
Öyleki gökyüzü sanki kızıla boyanmıştı. Nihayet şafak vakti dağın tepesi, şehrin bulunduğu
taraftan yarıldı ve korkunç bir patlamanın ardındantaşan lavlar şehre doğru akmaya başladı.
2 Dakikadan az bir süre içinde yerle bir olan şehrin 30.000 kişilik nüfusunun tamamı
uykularında yanmış veya kaynayarak taşan sularda boğulmuştu.
Kurtarıcılar olay yerine geldikleri zaman yalnız birtek kişinin sağ kaldığını gördüler.
Bu, hapishanenin toprak altındaki bir hücresine hapsedilmiş bir zenciydi.


MEDYUMLARA GÜVENİLMEZ...

Malezya, Kuala Lumpur'da Çinli bir medyum 16 yaşındaki bir çocuğun başını keserek kurban etti amacı lotoda şanslı sayıyı bulmaktı, çocuğun canı pahasına zengin olmayı düşlüyordu ama o hafta hiç kimse lotoyu kazanamadı. Medyum lotoyu kazanayım derken, soluğu darağacında aldı.



ÜÇ YILLIK KÜSME...

ABD, Colorado'daki Littleton'dan Presley Bishop son derece yorucu bir iş gününün akşamında evine döndü, Presley bekardı ve yalnız yaşıyordu, gidip yatağına yattı. O geceden itibaren Bishop üç yıl boyunca yatağından hiç çıkmadı. Sakalı göbeğine kadar uzadı, tırnaklarının boyu on santimi aştı. Ne yedi, ne içti, öylesine uyuyor ve uyanıyor sonra yine uyuyordu. Telefonlara cevap vermediği için kaybolduğunu sanarak deliye dönen kızkardeşi Bernice'in aklına sonunda eve bakmak geldi, polisler geldiğinde Bishop uyanıktı, hastaneye kaldırılırken aklı başındaydı; bir polis ne hissettiğini sorunca "Çok iyi" cevabını verdi. Bu sözcük üç yıldan sonraki ilk sözüydü...

ZARİF BRUMEL - 30 MART 1840

7 Haziran 1778'de Londra'da doğan George Brayn Brummel, yüksek sosyete
çocuklarının öğrenim gördüğü Eton Koleji'nde okurken kıyafetinin zarifliğiyle
dikkati çekiyordu.
Brummel, bütün hayatı boyunca giyimine son derece dikkat etmekle tanındı.
Ama asla gülünç olmadı. Ona göre, dikkati çekmeyen bir insan, iyi giyinen insan demekti.
Kravatını bağlamak için saatlerce aynanın karşısında kalır, günde birkaç defa elbise değiştirirdi.
Bu zarif adam, kılığı bozulmasın diye ne ata biner, ne de açık hava sporu yapardı.
Londra'lı terziler onu model olarak alıyor, İngiliz'ler onun giyimini taklit ediyorlardı.
Galler Prensiyle yakın dostluğu olan Brummel, uzun süre en kibar salonları,
kıyafetinin güzelliği ve zarif espirileriyle değerlendirirdi. Ancak, alaycı bir tabiatı da vardı.
Bu yüzden Prens'i kızdırdı ve bu prens, 6. George olarak tahta çıkınca onu Londra'dan uzaklaştırdı.
Büyük bir kumar borcuna giren Brummel, alacaklılarından kaçmak için Fransa'ya sığındı ve sonunda
aklınıda kaybettikten sonra Caen Hastahanesi'nde sefalet içinde öldü.
Adı, kıyafetteki zerafetin hatırası olarak yaşamaktadır.

KAFASINA ÇİVİ ÇAKMIŞ...

Newarklı Denis Widdison beş aydır çalışmıyordu.Ziyaretine gelen komşusu Widdison'un sürekli titrediğini görünce nedenini sordu.Adam aylardır böyle olduğunu söyledi.Hiç bir Dr. çare bulamamıştı.İki gün sonra Widdison evinde ölü bulundu, kafasına kocaman bir çivi çakmaya çalışmış ve tabii ölmüştü...



HİÇ KONUŞMAYAN ADAM

Almanya Bielefelt'de açılan bir boşanma davasında koca olan Ernst Hort'un suçlanmasının nedeni, ayda ortalama 3.5 kelime konuşmasıydı.Karası Suzenne mahkemede; "hiç bir zaman ne kavga ettik, ne de tartışabildik, asla bir şey söylemedi." diyordu.Suzenne mahkemeye sunduğu anı defterine şöyle yazmıştı;"Ernest son üç ayda iki kez konuştu, ilkinde "bu kahve bulaşık suyuna benziyor" dedi, ikincisinde boşanmak istediğimi söylediğimde; " Kabul ediyorum " dedi tabii ki hemen boşandılar.

CANSIKINTISI

Güney Afrika, Durban'da bulunan North Beach'deki karayolundan geçenler, inanılmaz bir gürültüyle karşılaştılar.Bir kolu, bir ağaca kelepçelenmiş, yüzü kanlar içinde bir adam, haykırıyor, sıçrıyor ve ağacva tırmanmaya çalışıyordu.Adamın yüzündeki kanın derin bir kesikten geldiği anlaşıldı, bölgedeki park görevlisi tarafından çevreyi kirlettiği için ağaca kelepçelenmiş, can sıkıntısıyla havaya taş atıp vakit geçirirken iri bir taş suratının ortasına düşerek, yüzünü parçalamıştı.



ÇIPLAKLAR

ABD, Louisina, Winton'da görev yapan polis devriyesi içinde çırılçıplak insanların bulunduğu bir kapalı kamyonu durdurduğunda hayretler içinde kaldı.Önce kaçmak isteyen şöförün üstünde sadece bir havlu vardı, kaçmaya çalışırken bir ağaca çarptı ve arkası açılan kamyonun içinden yirmi çıplak insan döküldü.Beşi sadece ayaklarında birer bot olan çocuklardı ve polisi görünce hep beraber dini şarkılar söylemeye başladılar.Sonra işin aslı anlaşıldı, grup teksas Floydada'da yaşayan Pentecostalist tarikatındandı ve insanların giysilerinde şeytanın gizlendiğine inanıyorlardı.Yola beş arabayla çıkmışlar fakat aksilikler birbirini izleyince şeytanın yanlarında olduğuna karar vererek soyunmuşlar ve ek bir araçla yola çırılçıplak devam etmişlerdi.


ismim@benimadresim.com

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın