|
İSTASYON ÇİÇEK AÇTI
"Mutlaka döneceğim!" demiştin,
"Bir gün mutlaka..." diye eklemiştin ayrılırken.
İşte ayrılık zamanı geldi çattı, bir tanem!
Bir tren çığlığı yırttı geceyi ansızın
Bağrımda koskoca bir yalnızlık...
Koyu bir duman kapladı havayı
İslim alıyordu kara tren.
Yorgun sesiyle saat on ikiyi vuruyordu
Telaşlı koşuşmalar başlamıştı etrafta
Hasret kucaklamıştı sevenleri.
Bir çocuk ağlıyordu anasının kucağında...
Uykulu gözlerle bakıyordu, esniyordu başka biri
Kalanlar üzgün, gidenler üzgün.
Sonra yorgun dev, homurdandı
Omuzladı katarını kara tren.
Nazlı bir gelin gibi sallandı hafiften
Koca bir yılan gibi yattı soğuk raylara
Son bir çığlığı daya duyuldu uzaklardan...
Uzadı gitti saman, uzadı gitti hasret
Ve ben, gözlerimde yaşlarla
Paslı çivilere çaktım yalnızlığımı...
Öylece kaldım karanlığı seyrederek!
Önce telaşlı insanlar terk etti istasyonu,
Birer ikişer yuvalarına döndüler.
Bir tekir kedi sinmişti köşeye
Rüzgar, kuru yaprakları savuruyordu
Çoktan yudumlamıştı istasyon şefi,
Sıcak çayını! Hem de tavşan kanı!
Issız bir gecenin ortasında
Bir ben kalmıştım, yanı başımda yalnızlığım
Bir de tekir kedi istasyonda...
Biraz sonra o da terk etti beni
Sicim gibi bir yağmur başladı ardından.
Yalnızdım, ıslanmıştım iliklerime dek
Kanım donmuştu sanki, üşüyordum.
Deli bir rüzgar savurdu saçlarımı
Bir kez daha öpüştüm sigaramla.
Dudaklarımdan bir kez daha, bir kez daha
Doldurdum dumanını ciğerlerime
Resmin hala elimdeydi, sımsıkı tutuyordum.
Aslında hıçkıra hıçkıra ağlamak
İsyan etmek geliyordu içimden...
Daha sonra boynu bükük kaldı
Sigaralarım kül tablasında
Buruşturduğum paketiyle o da terk etti beni,
Uzadı gitti yalnızlığım!
Uzadı gitti zaman!
Uzadı gitti hasret,
Makassız raylar gibi!
Saatler günleri, günler haftaları
Haftalar ayları kovaladı durmadan.
Her gece yorgun saatlerle paylaştım
On ikiyi vurunca yalnızlığım!
"Döneceğim!" demiştin ya, "Mutlaka bir gün!"
Gerisi vız gelir bana ömrün!
"Mutlaka gelirim!" demiştin ya bir tanem...
Ya gelirsin, ya ben burada ölürüm!
O büyük an, geldi işte
Dizlerimin bağı çözülmüştü, titriyordum.
Çenem çenemi dövüyordu
Sinirlerim boşalmıştı sanki
Heyecan kol geziyordu çevremde
Kompartıman camlarını indiriyordum
Paslı çivileri söküyordum birer birer
İçim kanıyordu, üşüyordum!
Anlamsız bir korku sarmıştı bedenimi
Ağzım kuruyordu, yutkunamıyordum.
Bir yumruk gelip takılmıştı boğazıma
Takılmıştı boğazıma,
Bir yumruk!
"İşte orada!"
"Orada!.." diye bağırarak koşuyordum.
İsli bir camın yarı karanlığında
Muhteşem bir tablo çiziyordum sevgi tuvaline
Bir elin havada, gülümsüyordun...
"İşte geldim!" diyordun
Kalbim çıldırmıştı, yerinden çıkacaktı!
Uzun uzun haykırdı son nefesinde kara tren
Son bir kez çırpındı rayların üzerinde,
Koca dev, yenik düşmüştü zamana.
Savaş kazanmış komutan edasıyla
Mağrurdu, öylece duruyordu!
Durdu zaman, durdu dünya!
İşte hasat zamanı geldi gönlümün.
Hasret ekmiştim, sevgi biçiyorum
"Mutlaka dönerim!" demiştin ya giderken
İstasyon, çiçek açtı bu gün!
Aşkımı yudum yudum içiyorum
Hasret ekmiştim, sevgi biçiyorum
Şimdi!
Mustafa Kemal Kocabıyıkoğlu
Yazılarınızı kolay okunması için elinizden geldiğince kısa tutun
Bu bölüme ürünleriniz ya da hizmetlerinizle ilgili vermek istediğiniz bilgileri girin. Bilgilerin kısa ve net olmasına özen gösterin. Buradaki bilgiler ziyaretçilerinizi müşteriye çevirebileceğiniz yerdir.
|