mkocabiyikoglu.sitemynet.com
HÜZÜN DENİZLERİ Yakomozlar Alkış Tutacak Manzum Hikâyelerim Foto Albüm Linkler Sayfam Makaleler Yankılar

Makaleler

Abdülkadir GÜLER

ANADOLU
RÜZGÂRLARININ SESİ:
ABDÜLKADİR GÜLER

Mustafa Kemal KOCABIYIKOĞLU

1946 yılında Kızıltepe'de doğdu. Diyarbakır Erkek İlköğretmen Okulu'nu (1964), Diyarbakır Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü'nü (1976), AÜAÖF Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü 1992'de bitirdi.
Anadolu'nun birçok il ve ilçelerinde öğretmenlik, idarecilik yaptı. 1985-993 yılları arasında Söke İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nde Şube Müdürü olarak görev yaptıktan sonra; Ordu İli Çamaş İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne Şube Müdürü olarak atandı. Çamaş İlçe Milli Eğitim Müdürü iken emekliye ayrıldı (1995). Abdülkadir Güler halen Söke'de ikamet etmektedir.
Söke Ekspres Gazetesi'nde sanat, kültür ve edebiyatla ilgili yazılar yazıyor. İlesam (Türkiye ilim ve edebiyat eseri sahipleri meslek birliği), Folklor Araştırmaları (FAK), EGAY-DER (Egeli araştırmacı yazarlar birliği) üyesi olup Söke Şairler ve Yazarlar Derneği ile Beşparmak ve Sarızeybek dergilerinin ilk kurucuları arasında yer almıştır.
***
Abdülkadir Güler'in eserleri:

1- Dicle Köprüsü / Şiirler Çaba Yayınları ANKARA 1970
2- Harran'da Atatürk Çiçeği / Şiirler İzmir 1986
3- Söke Şairleri Şiir Antolojisi / İzmir 1990
4- Bir Başka Türkü / Şiirler İzmir 1991
5- Bahar düşü şiirler İzmir 1992
6- Yerli ve Yabancı Gözüyle Yunus Emre / İnceleme araştırma 1993 İzmir
7- Konularına Göre Manilerimiz / Yenisöke Gazetesi 1994
8- Çamaş Notları / İnceleme araştırma Ordu 1995
9- Mardin Folkloru Gelenekler Görenekler / Marev Vakfı Yayınları Ankara 1998
10- Sökeli Şairler ve Yazarlar / Güldeste Ankara 1998
11- Sökeli Bir Güzel Adam Ahmet Güçsav Hayatı ve Düşünceleri Söke 2001
12- Aydınlı Yazar Mahmut Özay Hayatı Eserleri Eserlerinden Seçmeler Aydın 2004
13-Yaz Güneşi Bengisu / Şiirler Söke 2004
14- Çanakkale İçinde Aynalı Çarşı / Gezi inceleme 2004
15- Hayatı ve Eserleriyle Umurlu'dan M. Kemal Yılmaz Aydın 2007

Abdülkadir Güler, emekli olduktan sonra kültür sanat edebiyat araştırma dallarında çok başarılı çalışmalarıyla hak etiği yerlere gelmiştir. Bu çalışmalarından dolayı edebiyat dünyasında yurt içi ve yurt dışında Söke'mizi en iyi şekilde temsil edip tanıtmıştır. Çalışmaları kendisine birçok ödüller kazandırıp Söke'mizde edebiyat dalında ulu çınar seçilmiştir. Yazarımızın araştırma dallarında da birçok ödülleri vardır.
Yaz Güneşi Bengisu kitabından güzel bir şiirini okuyucularla paylaşalım.

CEMRE DÜŞECEK SULARA

Gök kuşağında bir çiçek
Kırlangıcın güz türküsü
Ufuk dağları örtecek
Aşk sevginin giz örtüsü

Sorma kimdir? Nasıl, neden?
Aydınlığa gebe şafak
Yağmur yağacak inceden.
Damla damla ufak ufak...
Ortam dönüşür bahara
Her çiçekte bal arısı
Cemre düşecek sulara
Gitti gecenin yarısı
(Yaz Güneşi Bengisu, Sayfa 9)

Abdülkadir Güler'in şiirlerinde buram buram Anadolu rüzgârlarının estiğini görürsünüz. Güzel yurdumuzun bereketli topraklarını, havasını, suyunu, bin bir renkli çiçeklerini, ormanlarını, denizlerini şiirlerinde oya gibi nakış nakış işlediğine şahit olursunuz. Anadolu insanımızın cefasını, sefasını, içlerindeki bitmez tükenmez sevgilerini şiirlerinde hissedersiniz.

DÜŞÜNCE

Gözlerim arı peteklerinde
Kalbim saat örneği
Aklım dağ çiçeklerinde
Arılar karıncalar
Yuvalarında özgürce
Günler, aylar ve yıllar
Sadece gündüz gece
İşte bunlar birer kelime
Düşünce... Düşünce...
(Yaz Güneşi Bengisu, Sayfa 47)

"Düşünce zengini, ufku geniş insanlar", dağdaki çiçeği de, yuvalarında özgürce yaşayan arıları, karıncaları da, geceyi ve gündüzü de fark ederler. Abdülkadir Güler'i başarılı çalışmalarından dolayı kutlarım.

Mustafa Kemal KOCABIYIKOĞLU

Abdullah Ziya KABAK

Gerçek hayattan aynalar sunan bir öykücü:
ABDULLAH ZİYA KABAK

"Öyküleri okuyucuyu bir girdap gibi kendine çeker. Karanlık bir tünele girip çıktığınızda gözleriniz kamaşır"

Abdullah Ziya Kabak, 1950 yılında Milas-Eğridere köyünde doğdu. Liseyi bitirdi. Evli ve üç çocuk babasıdır. Çeşitli yerel gazetelerde köşe yazarlığı yaptı. 1998 yılında ilk eseri Tarladaki Altınlar adlı öykü kitabını yayınladı. 1999 yılında Türkmen Beyi Zeybek Osman adlı tarihi romanını okuyucularına sundu. 2005 yılında Sevgi Arayanlar adlı öykü kitabını çıkardı. Yazarımızın öykü dalında birçok ödülleri vardır.
"Nihayet Kara Yorgi ile tanışacaklardı. Bir çırpıda hazırladıkları mevzilere girip tetikte beklemeye başladılar. Arada bir baykuş sesi çıkararak birbirlerinden haber alıyorlar. Bu sırada geminin fenerleri yandı. Bağrışmalar arasında denize iki kayık indirdiler, içine de tayfaları doldurup kıyıya gönderdiler. Onlar kürek çekerlerken Zeybek Osman da arkadaşlarını bir araya toplayıp" "Arkadaşlar, kıyıya çıkmalarına yakın ateş edin. İlk atacağınız kurşunları kayığın suya yakın kısmına nişan alın. Kayıklar su ile dolmaya başlayınca da sağ bırakmamak üzere ateş serbesttir" dedi. Arkadaşları talimatını aldıktan sonra kendi siperlerine gidip gizlendiler. Bu sırada kayıklar kıyıya yaklaşmak üzereydiler ki ilk atışı Osman yaptı. Onun arkasından diğer arkadaşları da takip ettiler. Kara Yorgi'nin cani tayfaları beklemedikleri tuzakla karşı karşıya gelince canlarını kurtarma çabasına girdiler
(Türkmen Beyi Zeybek Osman, s. 89)

Türkmen Beyi Zeybek Osman, Abdullah Ziya Kabak'ın uzun araştırmalar sonucu meydana getirdiği tarihî bir romandır. Romanı okumaya başladığınızda kendinizi olaylara kaptırıverirsiniz. Son derece akıcı, meraklandırıcı bir anlatımla yazılan eserde zeybeklerin vatanları için neler yapabildiklerine şahit olursunuz. Bu roman, tarihimize ışık tutan bir eserdir.

"Köylülerin arkalarından söylediklerini bilmeden, saf, temiz, iki hayat arkadaşı yollarına devam ettiler.
Ali:
- Ülen avrat! Seni bir şey diyecem emme, yapcan mı? dedi.
- Ne diyecen len?
- Ben eşekten insem de, sen binsen diyecektim.
- Ülen herif! Köy yerinde beni, el âleme karşı rezil mi edeceksin?
- Neden rezil olcekmişsin len avrat?
- Senin dediğin, eski köye yeni adet getirmeye benzer.
- İyi ya, ben de eski âdetleri yıkıp, yenisini getirmiş olurum gari.
- Hydi oradan! Nerede görülmüş ki avratlar, eşek biner? Burada herifler eşek üstünde, avratlar yaya giderler. Ben atalarımdan öyle gördüm.
- Peki peki! Senin bugün sağından kalktığın belli oldu.
- Ülen herif, o lâfı öyle demezler.
- Eee, nasıl derler?
(Tarladaki Altınlar, s. 11)

Gördüğünüz gibi Tarladaki Altınlar adlı öykü kitabında Muğla yöresinde kullanılan yerel ağız özelliklerini sergilemektedir. Bu özelliklerin yanında yerel tutum ve değerlendirmelerin nasıl olduğunu da ortaya çıkarmaktadır. Bu kitaptaki öyküler gerçek hayattan alınan örnekler üzerine kurulmuştur.

"Mary, çantasından çıkarttığı boş zarfın içine bir avuç deniz kumu koyarak ağzını yapıştırdı. Sonra kumların üzerine oldukça büyük bir kalp çizdi. İçine de Ali'nin ismi ile kendi isminin beş harflerini yazdı. Son kez çevreyi gözetleyerek sevdalısını aradı ama nafileydi. Tomurcuk sevgi, cehalet kurbanı olmuştu."
(Sevgi Arayanlar, s.68)

Dünyanın neresine giderseniz gidin, sevginin dili birdir. Sevginin dilini konuşmak insana mutluluk, huzur getirir. Abdullah Ziya Kabak ne kadar güzel anlatmış. Öyküleri okuyucuyu bir girdap gibi kendine çeker. Karanlık bir tünele girip çıktığınızda gözleriniz kamaşır.

Mustafa Kemal KOCABIYIKOĞLU

ismim@benimadresim.com

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın