|
Yalnızlık, sabahları kalktığınızda "Bu ne lanet surat!" diyen birinin olmamasıdır.
Hasbelkader neşeli olduğunuzda, güneş pırıl pırıl parladığında "Günaydın tavuklar,
horozlar" diye başlayamamaktır söze.
Yalnızlık, sinemaya çağıracak birilerini bulamamaktır. Zorla sinemaya götürüldüğünüz
ilgisiz kimselerle filmi tartışamamaktır
Eski nostaljik Türk filmlerini seyrederken hep birilerini aramaktır yanında.
"Bak Sami Hazinses ne kadar gençmiş." diyememektir. Peki ama "Şu kimdi? " diye soramamaktır.
Hoş bir müzik çaldığında sevdiğini dansa kaldıramamaktır. "Şarkılarda düşünmek de onu size
getirmez zaten."
Yalnızlık, bilgisayar karşısında sohbet için takma isimli yalnızlar aramak,
bulup konuştuktan sonra da tatmin olamamaktır. Sanal güller, sanal öpücüklerle avunmaktır.
Kendini yalnız hissetmek Attila ilhan, Metin Eloğlu,
sonra Ataol Behramoğlu'nu anlatamamaktır kimseye. Onlardan dizeler okuduğunuzda
yüzünüze gülünmesidir.
"iflah olmaz romantik" diye takılınmasıdır size.
Kendinize bir bardak çay ya da kahve aldığınızda paylaşacak kimse bulamamaktır.
Koca bir demlik çay yapmak, sonra kalanını lavaboya dökmektir. Eve aldığınız keklerin,
poğaçaların bayatlamasıdır. Türk kahvesi içtikten sonra falına bakamamaktır.
Kimsenin "üç vakte kadar isteğiniz gerçekleşecek" dememesidir.
Kendini yalnız hissetmek, sesini duymak istediğiniz kimselere telefon ettiğinizde
alelacele kapatmalarıdır telefonu. Hiç de birlikte olmak istemediğiniz insanların
oturmaya gelmesiyle birlikte başlatılangeyik sohbetidir. Abuk subuk konulardan
bahis açmaktır yalnızlık. "Hadi kalkıp gidin" suratı takınmak, anlamalarını beklemektir
umarsızca.
Yalnızlık birlikte olmak istemediğiniz insanlarla birlikte olma sanatını geliştirir.
Gerçekten sevdikleriniz yoktur. Onların sevdikleri vardır. Siz onların arasında
değilsinizdir. Sizden öcü gibi kaçılır, herkesin sıcak, mutlu yuvası vardır.
Yalnızlığınızdan bahsetmeseniz bile o vardır, taş gibi ortasındadır sohbetin,
alelacele üstü örtülür, sanki bu olgu hiç yokmuş gibi yapılır. Daha duyarlıları
kalabalıklığından utanır. Gözler kaçırılır, ümit sözcükleri sıralanır.
Kendini yalnız hissetmek aramasını beklediklerinizin aramaması, duymasını
istediklerinizin duymamasıdır çığlıklarınızı. Kendini yalnız hissetmek eskileri
düşünmektir sık sık. Dalıp dalıp gitmek, yaşama "dahil" olamamaktır. "Neyin var?"
sorusuna hep kaçamak cevap vermektir.
Kendini yalnız hissetmek "Yahu, bunlar beni yıkmaz" demektir sık sık. Aldırmaz
pozlara girmek, incinmez, demirden, çelikten yapılmış gibi davranmaktır. Yalnız,
"bana acımayın "diye bağırır, derinden. Onun istediği en son şeydir kendine acınması.
Kendine ancak kendi acır.
Kimi kez sigara, kimi kez içki tiryakisi olmaktır. Üzüntülerin içkinin içinde yüzebilme
becerisine sahip olduklarını bilebilmek, yine de içmektir yalnızlık. Bazen de durmaksızın
yemektir. Alınan kiloların sizle sohbet etmeyeceğini bilmenin bir yararı yoktur.
Alınan kiloları farkedecek kimse de yoktur nasılsa.
Yalnızlık ölenleri hatırlamaktır. Ölenlerle "birlikte yaşamak"tır kimi zaman.
Her ölenle bir parça ölmektir bazen. Çoğu kez ölmek isteyip de ölememektir.
"Ben burada ölüyorum yahu!" diye bağırmaktır ara sıra. Gerçekten duyan birileri var mıdır?
Yalnızlık, yağmurda, karda birlikte dolaşacak sevgili bulamamaktır. Kar tanelerinin
"kol kola girip yalnızlığınızı yüzünüze vurmasıyla" duygulanıp besteler yapmaktır.
Yalnızlık insana tuhaf şeyler yaptırır
Yalnızlık "fiziksel bir durum" olmanın çok ötesinde anlamlar içerir.
Yanında bir çok kişiyle "paylaşamamaktır" Yalnızlık bazen gazeteyle tuvalete sığınmak,
bazen de mutfağa kaçmaktır. "Uyuyakalmıştın, uyandırmak istemedim", demektir.
Geçmişten, başkasının geçmişiymiş gibi bahsetmektir.
"Paylaşılsa yalnızlık olmaz diyen
şaire inat; herkesle beraber, yalnızlığı yaşamaktır.
Yalnızlık bir kediye, bir köpeğe, bazen de sanal bir koyuna sığınmaktır.
Bir başkadır Yalnız'ın durumları. (Yine) Özdemir Asaf'ın dediği gibi:
"Yalnız,
Kendisini
hiç yalnız bırakmaz
hep yanıbaşındadır
Kendisinin"
E-MAIL
|