morelli.sitemynet.com
sanat

Türk Dünyası
Yansımalar
Avrupa Türkleri
Fransa
Eğitim ve Dil
Danışma Hattı
Başvuru
Irkçılık
Haklar
Gurbet
Gurbet Çiçekleri
Seçtiklerimiz
Fide Erken
Sanat ve Turizm
Dostlar
Adresler
AKP Dönemi
Türk Dünyası

Yansımalar


haber alemi.com -  Erdoğan, Başbakanlığı Taşıyamıyor!

Aktif Haber - Erdoğan, Başbakanlığı Taşıyamıyor!

¤ Gülen okullarına inceleme

¤ DTP - PKK ittifakı ve Diyarbakır

sabah gazetesi - "Erdoğan'ın türban eleştirisi tetikledi"

Hürriyet Gazetesi - AKP'nin hal-i pür melali!, Cüneyt ÜLSEVER


uzba_16.jpg

YAŞASIN İNSANLIK !

Değerli Anafilyalı dostlarım,

Şu anda eğitimden sorumlu Van Vali yardımcısı telefon ederek Kerim Tuncer İlköğretim Okuluna Anafilya Vakfı'nın yaptığı yardımlar için teşekkür etti. Kitaplık vb. tarafımızdan yaptırılan üniteleri görkemli bir törenle kullanıma açmışlar. Okulun Van için bir örnek oluşturduğundan, bu çabaların devamını beklediklerinden vb söz etti. Bense oradaki sümüklü, dışlanmış, göçe uğramış, bazıları anasız veya babasız kalmış ama son derece sıcak ve sevecen çocuklar aydınlıkla tanışıyorlar diye mutluyum.

Bana bu olasılığı, dolaylı olarak şu anda yaşadığım mutluluğu sunan Hollanda merkezli Uluslararası Yardım Kuruluşuna, CORDAID' e, en samimi teşekkürlerimi yinelemek istiyorum. VAN PROJESİ'nin yaşama geçmesinde akıl almaz bir özveriyle, yerinde bu işleri izleyen ve uygulayan arkadaşım Doç. Dr. Abdurrahman AKSOY'a da özellikle teşekkür etmek istiyorum, sevgim sonsuzdur.

Ne sevgi, ne insanca yardımlaşma ve yaşama, yapay sınırlarla, dillerle, inançlarla, pasaportların renkleriyle sınırlandırılabilir.

İçimden YAŞASIN İNSANLIK ! diye haykırmak geliyor.

Dr. M. Halit Umar
Anafilya Foundation
07.11.2002
10.36


SEVGİLİ YILLAR

Necla MARAŞLI

Binlercesinden sonra bir kez daha başardık. Bir yılı geride bıraktık.
Bir yıl nedir ki diye düşündüğümde, göz açıp kapayıncaya kadar süren saniyelerin
gürültüsünde kaldım.
Aldığımız ve verdiğimiz soluk. Alıp verdiğimiz zaman, ve paylaşılanlar!..
Nasıl da hak etmeyi bekliyoruz yeni bir yılı! Ve neler de umuyoruz!
şimdi lütfen 30 saniye tutun soluğunuzu...
Tutun soluğunuzu ve düşünün ki o soluktan sonrasına hakkınız yok... Yaşanması gereken şeyler mi vardı? Tutun soluğunuzu ve soluk almaya başladığınızda yaşayabilmeniz için kıpırtılı bir düş yaratın kendinize... Oldu mu? Olmadı değil mi?
Soluk almadan geçirdiğiniz 30 saniyelik o sürede bir düşün kıpırtısını yaşatmak isteğinizi de kaybedeceksiniz... Sahi bir yılda kaç solukluk saniye var?
Ne çok zamana sahipmişiz meğer dediniz mi? Ne çok düş kurabilir, ne çok düşümüzü yaşatabilirdik kim bilir dediniz mi şimdi?
Ne yaptınız?
Kaç kıpırtıyı öldürdünüz böyle içinizde, kaç düşü bir sonraki soluğa bırakamadınız?
Ya da kaç soluğu sadece sizin hakkınız sandınız?.. Mümkünken!
Belki de bu son soluğunuz! Sevginizi sizi sevenlerin de duymaya hakkı var. Ve dünyanın, son soluklarıymış gibi sevgiyi söyleyen insanlara ihtiyacı var.
Hani dedim ya, binlercesinden sonra bir kez daha başardık, bir yılı geride bıraktık. Bizde bu "ben" varken biz daha çook yılları gömeriz. Ve dün bitti der yarından bekleriz de bekleriz. Sahi sizde olmayan ne var yarında?
Bende mi? Ben bu dünyanın soluğunu tutan ellerle bir başıma baş edemeyeceğimi bildiğimden belki de bir umut yazdım işte bunları size, olur a belki üç beş kişi okur da üç beş kişiye yok etmeyen bir sevmekte uzlaşmayı anlatır diye. Yarın için! Ola ki soluğu tüketmek, İlle de yok etmeyen sevmek!
Sevgili yıllar dileğimle.

Yanlış Hesap Bağdat'tan dönermiş

Selçuk M. PERİN

Yeni yıla girdik, hem de nasıl, bir hışım, bir şiddet ile. Bir yandan Amerika Birleşik Devletleri bastırıyor; Irak sorununu şöyle veya böyle çözeceğiz diye. Öte yandan çömezleri Birleşik Krallık, yalakalığa devam, biz de varız diyor. İsrail seçim öncesi Filistinlileri nasıl yıldırırız, nasıl sustururuz diye uğraşıyor. Ama bırakın siz terörün Amerika da esmesini, Terör Orta Doğu'da esiyor. Estirenler kim biliyorsunuz değil mi? Amerika, İngiltere ve İsrail.

Peki kitle imha silahları var diye bütün bu silahlara sahip ülkelere aynı muamele mi yapılacak? O zaman Birinci sırada ellerinde bunlardan en çok bulunduğu için beş ülke var. Onlardan başlayalım; Amerika, Rusya, Çin, Ukranya ve İngiltere. Ha durun unuttum. Bir de İsrail var, elinde kitle imha silahı olan, durun daha bitmedi. Ben saymayı unutmuşum! Pakistan, Hindistan, Fransa, Kuzey Kore. Bunlar bildiklerimiz. Bunlarınki temizlenip bittiğinde, diğerlerine de bakın büyükler bu işi haletli, siz de sıraya girin diyebiliriz değil mi? Ama 10.000 km uzaktan gelip, senin elinde kitle imha silahı var, zaten biz seni sevmiyoruz, gitmeni istiyoruz, bunlar da bizim nedenlerimiz, sen boş ver Birleşmiş Milletler, silah denetleyicilerine, onlar ne derlerse desinler biz yine de bildiğimizi okuyacağız, sen de gideceksin de, Yeni bir Irak için planların olduğunu, kimin nerede hükümet olacağını, nerenin nasıl idare edileceğini anlat. Sonra da gel biz ahmaklara bunu yuttur.

Bizim gözümüz, kulağımız, sesimiz, soluğumuz, aklımız, kelamımız yok gayri. Biz Sayın Bush ne derse onu yapacağız. Durun bir dakika be yahu!

Bush kim oluyor? Devletlerin var olup olmamasına, kendilerini koruma veya saldırı silahları imâl etmesine karışıyor? Yani silah üreticisi bir tek Amerika, İngiltere ve Avrupa mı? Amerikalıların her türlü hakları var! Her şeye karışacaklar, dikta edecekler ve herkes de peki sultanım mı diyecek?

Durun bir dakika lütfen Sayın Bush! Dur bir dakika Amerika! Dünyada yalnızca sizin ihtiyaçlarınız mı var? Bizimkiler de ara sıra gündeme geliyor mu? Yoksa biz ancak kırıntılar ile mi besleneceğiz?

Benim anladığım kadarıyla dünyada bir demokrasi var! Bu demokrasi herkes için geçerli. O zaman Neden yalnız Amerika'yı dinlemek zorundayız.

Yahu bir tek kul yok mu şu adama ve Şaron'a dur diyecek! Bir dakika kardeşim! Bizim de istediklerimiz var! Bizim de haklarımız var diyecek. Yeter adam, al İMF'yi, Dünya Bankasını git kendi ülkende kullan diyecek! Biz istemiyoruz, gittiğiniz her yerde her şeyi batırdınız, düzeltmek istediğiniz ekonomileri berbat ettiniz diyecek bir tek kul yok mu? Yok mu, bir lider, yeter artık hep siz konuştunuz, biraz da söz sırası bizim diyecek.

Ha! laf arasında sormak istiyordum, unutmadan sorayım; Amerika Birleşik Devletlerinin, Birleşmiş Milletlere olan 1 milyar doları geçkin borcu ödendi mi? Son muhasebe durumları nedir? Bileniniz var mı?

Sözüm ona bir harekat kararı BM'de çıkacak. Yok ya! Karar verilmiş de, nasıl allanıp, pullanacak ve nasıl yutturacağız hazırlığı yapılıyor.

Peki sen Türkiye'den 50.000 askeri koğuşlama izni istiyorsun, o üssü kullanma, bu bölgede uçma, o hava alanını kullanma hakkını istiyorsun. Askerini yığmaya geliyorsun, sözler veriyorsun! Dur be yahu. Geçen defa verdiğin sözleri yerine getirdin mi? Ondan kalan borçların, Türkiye'nin kayıpları ödendi mi?

Önce şunları bir halledelim, o hesapları kapatalım, ondan sonra da yenisi konuşalım. Ticarette böyle yapılıyor. Politika da neden böyle olmasın? Sayın Bush bugün var. Peki 2005'de bulunduğu yerde mi olacak, yoksa emekli başkan mı diyeceğiz? Ama Türkiye var olmaya devam edecek. Haklarını kimden isteyecek? Yeni Başkandan mı? O da kardeşim bunu zamanında halletseydin, o zamanın bütçesinde vardı, şimdiki, benim bütçemde yok dedi mi ne yapacağız? Ellerimizi başımıza vuracak, başımızı ellerimizin arasına alacak ahu vah deyip dolaşacak mıyız? İnsanlarımız, yine kuyruklarda ekmek sırasına girecekler, biz yine daha az buğday ve arpa ekeceğiz, emeklimiz sürünecek, fiyatlar artacak, her şeyi baştan yapmaya koyulacağız. Nedenmiş efendim? Amerika böyle istedi diye.

Yok öyle yağma! Serbest ekonomi, serbest ticaret, küreselleşme ve serbest politika günümüzün konusu. Bütün bu serbestliklere riayet edelim. Senin petrolün bitiyorsa, o zaman daha az kullanmasını öğren kardeşim. Senin ticarethanelerin iflas ediyorlarsa, o zaman hem muhasebelerini kontrol et, hem de kimlerin ne kadar götürdüğünü gör ve anla, önle kardeşim. Senin ekonomin yan bastıysa, bunun hesabını başka ülkelere çıkartma. Başkalarına kural koyacağına, başkalarına ders vereceğine önce kendi evinin içersini düzenle. Biz kendi evlerimizle meşgul oluruz!

Şimdi git önce kendi kapının önünü temizle. Mutfağını toparla, salonunu düzenle. Bunları bitirinceye kadar bir iki sene daha geçer. Sonra gel konuşalım. Sen söz verdin diye silah imalatçılarını zengin etmeye bizim niyetimiz yok. İhtiyacın varsa al! Yoksa ihtiyaç yaratma. O yarattığın ihtiyacın, düşen bombaların, misillerin altında ölecek olan, genç, yaşlı,kadın, çocuk ve erkeklerin kanıyla boyanmış olacağını hiç ama hiç unutma.

Kendi kendine vermiş olduğun bir söz için de herkesi birbirine düşürme Sayın Bush! Uslan artık. Beş yaşında bir çocuk değilsin. Gerçekleri gör kendi gerçeklerini değil, bizim gerçeklerimizi.

Yanlış hesap Bağdat'tan döner derler bizim dilimizde, seninki de oradan döneceğe benziyor. Gönül ister ki oralara kadar gitmeden geri dönsün, yoksa acısını bir halk değil birçok halk çekecek. Vakit var! Geri dönmenin sırası bu an!

7 Ocak 2003